Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
“AVRUPA PARLEMENTOSU’NDA ÇERKES GÜNÜ” İLE İLGİLİ KAMUOYUNA AÇIKLAMAMIZ!
13 Aralık 2010 Pazartesi Saat 23:34

Cherkessia.net olarak bu etkinlikte yer almamış, taraf olmamış ve bu konuda henüz herhangi bir açıklama yapmamış olmamıza rağmen, birilerinin bizi yaşanan tartışmaların nedeniymişiz gibi göstermeye çalışmaları “mızrağın artık çuvala sığmıyor”, “sorunun üstü örtülemiyor” olması ve yanlış yapanların “günah keçisi” arama çabasıdır.

Biz şimdiye kadar sadece Anavatanımızdaki yetkili insanların ve kurumların bu etkinlikle ilgili görüşlerini isim ve adres vererek kamuoyuna duyurduk. Hiçbirine kendi düşüncemizi katmadık.

Buna rağmen birilerinin bizleri tartışmaların “sorumlusu” gibi göstermeye çalışmaları bu etkinlikle ilgili değil; ama genel olarak sorunun kendisinde bizim taraf olmamız, arkadaşlarımızın da RF’nun yakın dönem Çerkesya politikalarını anlamamış olmaları ve kendi yanlışlarını gizlemek istemeleridir.

Kimse kimseyi kandırmaya çalışmasın!

Sorun, asıl olarak, bu etkinliği örgütleyenlerle Anavatanımızdaki insanlarımızın ve kurumlarımızın “Çerkes kimdir?” sorusuna verdikleri yanıtların farklı olmasından ve arkadaşlarımızın “bu denklemde Çerkes Cumhuriyetleri, yani anavatanımız da var”ı zaman zaman unutmalarından kaynaklanmaktadır.

Daha 1. “Avrupa Parlamentosunda Çerkes Günü” örgütlenirken benzer tartışmalar olmuş ve sonucunda Avrupa’daki örgütlenmemiz ikiye bölünmüştü. O günden beri Avrupa’da iki Federasyonumuz var. Eski Federasyon “Çerkes Adıgedir” derken; bu etkinliği örgütleyen yeni Federasyon taraftarı arkadaşlarımız ( Euroxase) “Çerkes herkestir” diye düşünüyorlar.

Biz, her iki kurumumuzun da süreci doğru bir şekilde yönetemediklerine; her ikisinin de doğrularıyla birlikte yanlışlarının olduğuna inanıyor, şimdilik genel konulardaki eleştiri hakkımızı saklı tutuyoruz.

Ama “AP’nda Çerkes Günü”nü örgütleyen arkadaşlarımız şunu bilmelidir: Adıge, Abhaz, Oset, Çeçen bayraklarının birlikte dalgalandığı ve konuşmacıların “Çerkes halklarından Adıge-Abhaz grubunun...” diyerek sorunlarımızı tartıştıkları bir etkinlik “Çerkes Günü” değil; olsa olsa etkinliğe katılmış olan Abhazya Dışişleri Bakanı Sayın Maksim Gvinciya’nın da dediği gibi “Kafkas Günü” olur.

İşte anavatanımız artık buna seyirci kalmayacağını söyledi; bu sene etkinliğe daha aktif katılmak istedi ve müdahale etti. Bu müdahalenin 2014 Soçi olimpiyatları yaklaştıkça daha da artacağını tahmin etmek için de kahin olmak gerekmiyor!

Elbette diasporadaki her etkinliğe anavatanımızdan insanların katılmaları gerekmiyor ve elbette diaspora her konuda Anavatanımızla aynı düşünmek zorunda değildir. Diaspora, şu veya bu konuda farklı düşünebilir; farklı politikalar geliştirebilir; hatta gün gelir dişe diş bir mücadele içine de girebilir, ama kimlik konusunda farklı düşünemez. O zaman sorarlar: “Siz kimin diasporasısınız?” ve “kimin adına konuşuyorsunuz?” diye. Bugün olan da budur!

Keza anavatanımızdan kurumlarımızın “...Türkiye’nin ulusal azınlıkların sosyal, kültürel ve insani haklarının korunmasına ilişkin uluslararası yükümlüklerini yerine getirmesi yönünde reel politikaları üzerine nesnel bir değerlendirme yapılması gerekirdi...” ve “ Biz, aynı zamanda, Abhazya’nın sorunlarının Çerkes sorunlarından ayrı ve kendine mahsus formatlar çerçevesinde ele alınması gerektiğine inanıyoruz...” şeklindeki eleştirileri haklıdır.

Bu görüntünün nedeni, etkinliği örgütleyen arkadaşlarımızın hem kimlik hem de sorunlarımız-taleplerimiz konusunda kafalarının karışık olması ve etkinlikte “Türkiyelilik” kimliğinin fazlaca öne çıkmasıdır. Bu kafa karışıklığını etkinliğin “Asimilasyon ve Entegrasyon Arasında Çerkesler. Avrupa Çerkeslerinin Bakış Açısı ile Türkiye’deki Demokratikleşme Süreci” diye formüle edilen başlığında bile görmek mümkündür!

Siz “içeride” ne konuşmuş olursanız olun, dünya bu etkiniliği “Cem Özdemir’in ve Osman Can’ın” anlattıkları çerçevesinde değerlendirecektir ve kamuoyuna yansıyan da “Türkiye’nin demokratikleşmesi sorunu veya süreci” olmuştur.              

Arkadaşlarımız bu sorulara kafa yormak ve muhataplarına net; doyurucu cevaplar vermek yerine “Cumhurbaşkanımızın açıklamasını okuduk ya!” ve “Çerkeslerin sorunlarını tartıştık ya!” diyerek eleştirileri anlamamazlıktan geliyor, sorunu çarpıtıyorlar.

Halbuki Anavatanımızdan yapılan eleştiride “Adıge Günü” diye vurgu yapan Cumhurbaşkanının açıklaması dikkate alınmadı deniliyor, okunmadı değil. Ve artık Çerkeslerin sorunlarının Kuzey Kafkasya Halklarının sorunları başlığı altında veya birlikte tartışılmasını istemiyorlar. Etkinliğe davet edilenlerin hiçbirinin konuşmalarında bu ayrım görülmüyor ve içerisinde bir Çerkes’in, bir Abhaz’ın, Çeçen’in ve hatta başka azınlıkların bile kendisini bulabileceği bir dil kullanılıyor.

Avrupa’da yaşayan insanlarımız artık kimlik sorununu aşmalı ve Çerkes (Adıge) halkını en iyi nasıl temsil edebilirizi, sorunlarını ve çıkarlarını ilgili uluslararası kurumlarda nasıl daha iyi anlatabilirizi tartışmalı, böylesi önemli etkinlikleri en geniş katılımla örgütleyebilmenin ve sesimizi dünyaya duyurabilmenin yollarını bulmalılar.

Çerkes sorununu küçük grup çıkarlarına mahkum etmeden tek vücut ve tek yürek olmalıyız!

 “Euroxase” kimi zorlukları göğüsledi ve böyle bir etkinliği gelenekselleştirdi; ama özellikle temsil sorununu aşamazsa başlattığı bu çalışmayı daha ileri götürebilmesi de mümkün görünmüyor. 

Umarız bizi yıllardır oyalayan kimlik konusunda netleşir, birlik ve beraberlik içinde Çerkes kurum ve kuruluşlarının mümkün olan en geniş katılımını sağlar ve gelecek seneden itibaren sürece daha denk düşecek “Avrupa Parlamentosunda Çerkes Günü ve Çerkesya” başlığı altında örgütlerler.

Çünkü düğümün çözümü, netleşmenin aracı ve bizi/kurumlarımızı herhangi bir ülkeye veya düşünceye angaje olmaktan kurtaracak anahtar sözcük “Çerkesya”dır...

 

Saygılarımızla

Cherkessia.net


Bu haber toplam 2569 defa okundu.


hapiy cevdet yıldız

Cherkessia.net,bir süre önce yapılan 5.Geleneksel “Avrupa Parlamentosu Çerkes Günü” üzerine kendi görüşünü açıklamış bulunuyor.Biz de,sitede vurgulanan bazı ana başlıkların altını çizmek ve kendi değerlendirmelerimizi de kısaca sunmak istiyoruz:

-‘Çerkes günü’,Adıge,Abhaz,Oset ve Çeçen bayrakları ve Abhazya Dışişleri Bakanı’nın da katılımı ile ‘ortak’ bir ‘Kafkas günü’ platformuna dönüştürülmüştür.
Doğrudur,ben de öyle algıladım.Bu bir hastalık. Anayurt ya da Çerkes makamları ise,bu tür bir görüntüyü beğenmiyor ve onaylamıyor,daha etkili olma ve sürece Çerkesler adına müdahale etme niyetinde.
Adıge/Çerkesleri resmen temsil etme yetkisi olan tek resmi merci anayurttaki devlet başkanlığıdır.

-Adıge diasporası,Kafkasya’daki Adıge/Çerkes ulusunun diasporadaki parçası/parçalarıdır.
Yerinde bir saptama;diaspora,geçmişte bazı dönüşçülerin iddia ettiği gibi bir ‘ulus’ değildir.

-Abhazya sorunu ile Çerkes sorunu birbirinden ayrıdır.
Bu konuda çok yazdığım için üzerinde durmuyorum.Ancak bunun Çerkes sorununu sulandırma olduğunu söyleyebilirim.

-Yapılan konuşmalarda, ‘Türkiyelilik’ kimliği öne çıkmıştır,deniyor.Sonuç olarak,Çerkes sorunu ‘Türkiye’nin demokratikleşmesi’ sorunu çerçevesi içinde ‘sulandırılmış’ (deyim bize ait) ya da kamuoyuna öyle yansımıştır.
Bir Adıge atasözünde “Sahibi başında olmayanın atını köpekler yer” deniyor.
Çerkes sorununu gündeme taşımak ve savunmak için bilgi ve yetenek gerekir.Dernek kurmak ya da üç kitap okumakla bu iş yürümez.
Ancak,Türkiye’nin demokratikleşmesi önemlidir,herkesi,Çerkes önderliğini de ilgilendirir.
Çerkes sorununu tanıtma ve savunma işi, öncelikli olarak Çerkes yurtseverlerine düşer.
Cem Özdemir ve Dr.Osman Can gibi tanınmış kişilerle sağlanan yakınlaşma demokrasi ve gelişim açısından önemli ve sevindiricidir.Türkiye’nin demokratikleşmesi sürecinde Çerkeslerin ve tüm demokratların katkıları gerekir,dahası gerekirden de öte olan bir zorunluluktur.

-Toplantıda Adıge Cumhuriyeti Devlet Başkanı Thakuşın Aslan’ın Mesajı okunmakla yetinildi.
Mesajın dikkate alınmaması,bana göre,Çerkes katılımcıların sorumluluğu olmalı.

Anayurttaki Çerkes önderliği (site buna sadece- ‘anayurt’ diyor,ama bize göre bu bir-önderlik),öteden beri yurtseverlerin savunduğu gerçekçi görüşü,artık benimsemiş görünüyor.Bu konuda da çok yazmıştık.Bazı oportünist çevreler Çerkes sorununu,özellikle ‘Çerkes soykırımı ve deportasyonunu/bir üçüncü devlete sürülme olayını’,bağımsız bir öğe olarak,yani sadece kendi (Çerkes) ölçeğinde değil de,Kuzey Kafkasya ölçeğinde ele alarak ‘sıradanlaştırmaya/önemsizleştirmeye’ çalışıyor,sorunu boğuntuya getiriyorlardı.Bu konuda da çok yazı yazdık.İsteyen,örneğin Jıneps gazetesi Ek-1’den okuyabilir.
Çerkes önderliği Çerkes sorununu,ilgisiz sorunlar arasına alan,sorunu sulandırmaya kalkışacak görüşlere bundan böyle itibar etmeyecek.
Güzel bir gelişmedir bu da.
En azından platformumuzun başkaları tarafından işgal edilmesi durumlarına karşı çıkılacak.

-Avrupa’da yaşayan Çerkesler kimlik konusunda netleşmeli,Çerkes toplumunu uluslararası platformda en iyi bir biçimde tanıtmalı,bunun yolunu bulmalı,sorun grupsal (-hizipçi-) değil,en geniş bir katılımla ele alınmalıdır,deniyor.
Bu dileğe de katılıyorum.
Kafkasya’daki önderliği dikkate almayacak olan görüşleri,biz de yararlı bulmuyoruz.
Şu gerçek ortaya çıkmıştır:Adıge Cumhuriyeti Başkanı’nın barışçı,akılcı,bilge ve toparlayıcı önderliği,Kafkasya’da genel bir kabul görmüş ve güç kazanmış durumda.Başkan,Ruslar tarafından da saygı gören bir kişilik.RF üst yöneticileri arasında, bu kabul çerçevesinde görüşünü savunabilir birdir, düşüncesindeyim.
Tarihsel bir fırsat olarak,Adıgeler 1922’de özerlik elde ettiler,ikinci bir fırsat olarak da 1991’de bir cumhuriyete kavuştular.Bunun değeri bilinmeli.
RF’de bazı özerk okrug ile oblastlar/iller,daha üst bir idari birim/büyük il olan kray çatısı altında birleştirildi.Cumhuriyet üstü birim ise Rusya Federasyonu’dur,o halde bir cumhuriyet,başka hangi birimle ve hangi üst çatı altında birleştirilebilir ki?
Bu tür vehimler,Adıge Cumhuriyeti’nin bir alt birim,bir il olan Krasnodar Kray ile birleştirileceği gibi söylemler artık bırakılmalıdır.Bazı Rus şoven çevreleri,gayrı resmi olarak,belki de yoklama amacıyla, bu tür görüşleri 2006 yılında gündeme getirmişlerdi.
Kafkasya bizim anayurdumuz ve son sığınma yerimizdir.
Kafkasya ile bağlantıyı koparmak,kendi yaşam damarlarımızı kesmek anlamına gelir.
-Sonuç olarak, ‘Çerkes günü’ sadece Çerkes sorununun tartışıldığı bir platform olmalı,konuk ya da Çerkes sorunu konusunda konuşmacı olacak kişiler dışında kimse kabul edilmemeli,Abhaz,Oset,Çeçen ve Lezgi sorunlarının tartışıldığı bir Harman yerine dönüştürülmemelidir.Bunun Abhaz ve diğerlerine de yararı olmaz.
Sanırım başta gelen kusurumuz, düşünsel ve politik geriliğimiz,okuma tembelliğimiz olmalı.

20 Aralık 2010 Pazartesi Saat 02:41
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net