Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
HEPİMİZ ADIGEYİZ, HEPİMİZ ÇERKESİZ, HEPİMİZ ÇERKESYA YURTSEVERİYİZ!
27 Aralık 2010 Pazartesi Saat 19:10

Umutluyuz! Geleceğe güvenle bakıyoruz!

Çerkes Ulusal Sorunu artık yalnız bizim değil; bütün dünyanın gündeminde. Ve sorun gündemde ise, çözümü de gündemde demektir.

Bu, bizim için tarihi bir fırsattır! 

Çerkesya Yurtseverleri olarak tarihi anavatanımız Çerkesya’da birleşmek ve dünyanın saygın ulusları arasında yerimizi almak istiyoruz. Yolumuz uzun, ama hayallerimizi gerçekleştirmemiz mümkündür. 

Buna gücümüz var! Kendimize güveniyoruz!

Zafere giden yol küçük başarılardan geçecek; nihai zafer küçük zaferlerin toplamı olacaktır. Diasporada kurumlarımızın ulusal kimliğimizle örgütlenmeleri aşılması gereken en önemli engellerden biridir. 

2011 yılında bunu mutlaka başarmalı, diasporadaki “Kafkas” veya “Kuzey Kafkas” isimleri altında örgütlü kurumlarımızı “Çerkes Derneği-Adıge Xase”lerine dönüştürmeliyiz. Bu değişim-dönüşüm Anavatan ile diaspora arasında daha sağlıklı ilişkilerin kurulmasının, Çerkesleşmenin ve iç yapımızı güçlendirip sağlamlaştırmamızın önünü açacaktır.

Ama elbette yalnızca “tabelaları” değiştirmek yetmez. Buna paralel olarak kurumlarımızı da gözden geçirmeli, ihtiyaca cevap verecek tarzda yeniden örgütlemeli ve Çerkes halkının “Çerkesya’da Birleşme-Uluslaşma Vizyonu” altında toplanmasını sağlamalıyız. 

Dünyadaki ve anavatanımızın da bir parçası olduğu Rusya Federasyonu’ndaki gelişmeler hem önümüze şimdiye kadar hiç olmadığı kadar büyük bir fırsat çıkardı hem de bizleri yeni politikalar yapmaya zorluyor. 2011 yılında ulusal çıkarlarımızı dünyanın her yerinde daha yüksek sesle dile getirmeli ve ulus olarak varlığımızı tüm dünyaya duyurmalıyız.

Ulus; vatan, kimlik ve dil birliği olan bir insan topluluğudur. Çerkes (Adıge) halkının gerçek anlamda bir ulus olması hem anavatanda hem de diasporada birleşmesi, diaspora ile anavatan arasındaki bağların güçlenmesi ve geleceğimiz demek olan gençlerimizin-çocuklarımızın bir ulus bilinciyle, “Yurtsever birer Çerkes” olarak yetiştirilmesi ile mümkündür.  

 “Çerkeslerin vatanı Çerkesya”dır. Ve ulus nasıl ki vatandan ayrı düşünülemezse, “Çerkes ve Çerkesya da birbirinden ayrılamaz”. Gelecekte bizi hedeflerimize ulaştıracak yurtsever gençler yetiştirebilmek için Çerkesya’yı bilince çıkarmalı, “Vatan Çerkesya” bayrağını hep yükseklerde tutmalıyız. 

Bu güne kadar “kültürü, dili ve gelenek görenekleri koruma” eksenli bir dernekçiliğe hapsettiğimiz faaliyetlerimiz insanlarımıza bir gelecek perspektifi ve umut veremedi. Diaspora ve asimilasyon gerçeğini dikkate almayan; elimizde kalanları yeniden üretmeye veya korumaya yoğunlaşan bu faaliyetler artık her geçen gün küçülen bir “çelik çekirdek”ten başka kimseye hitap etmiyor; bir artı değer getirmiyor!

Bugün geldiğimiz nokta, bir tarafta toplam sayıları birkaç yüzle ifade edilen; dışa değil içe dönük mücadele eden kurumlarımız, diğer tarafta ise henüz ulaşamadığımız binler, hatta yüz binler!  

Önümüzdeki dönemde bu “yüzbinler”e ulaşabilmenin politik açılımını yapabilmeli; kurumlarını yaratmalı; en azından bu yönde adımlar atabilmeliyiz. Bunun için halen kurumlarımızda sorumlu pozisyonda olan insanlarımıza büyük sorumluluklar düşüyor.

Gerçekleri görebilmeliler: “En doğrusunun ben bilirim“ci tavırları ve herşeyi kontrol altında tutma çabaları nedeniyle kurumlarımız demokratik olmaktan çıkmış, “komsomol” örgütlenmelere dönüşmüşlerdir. Bunu aşmak için öncelikle açık politika yapmalı, kararları daha geniş bir katılımla almanın mekanizmalarını yaratmalılar. Her insanımız, hoşumuza gitmese de düşüncelerini dile getirebilmeli, kurumlarımızda farklı; hatta karşıt görüşler temsil edilebilmelidir.

Bu düşünce zenginliğini sağlayabilmek için sık sık tüm üyelere ve katılmak isteyen herkese açık toplantılar; önemli gündemler söz konusu olduğunda aydınlatıcı konferanslar veya tartışma platformları örgütlenmelidir. 

Aynı şekilde kurumlarımızda seçimler daha profesyonel olmalı; bütün demokratik örgütlenmelerde olduğu gibi bizde de programlar hazırlanmalı; listeler yarışmalı ve bir sonraki seçimlerde yapılan veya yapılamayanların hesabı çıkarılabilmelidir.       

En önemlisi de artık Çerkes Halkını ilgilendiren genel kararlar Çerkes Halk Kongreleri’nde ( Adıge Lhepkh Zefes ) alınmalı, bu kongreler bütün siyasetlerimizi ve kurumlarımızı kucaklamalı, halkımızın kısa ve uzun vadeli hedefleri burada belirlenmeli; “kırmızı çizgileri” burada çizilmelidir.

Keza faaliyetlerimiz hala çok “içe kapanık”. Hatta faaliyetlerimize katabildiğimiz insanlar çoğunlukla birebir tanıdığımız ve Çerkes olduğunun farkında olan insanlarımız. Halbuki asimilasyonun kıskacında; ama entellektüel birikimleri ve sosyal ilişkileriyle ulusal harekete katkıda bulunabilecek daha binlerce insanımız var. Bundan sonra kendimizi Çerkes ve dünya kamuoyuna daha iyi anlatacak etkinlikler düzenlemeli, demokratik kamuoyuyla daha çok birlikte olmalıyız.

Kendimizi politikadan veya politik düşüncelerden uzak tutarak birlik ve bütünlüğümüzü koruyabileceğimizi sanmıştık; ama bu tavrımız bizi ve örgütlenmelerimizi zayıflatmaktan başka bir işe yaramadı.  İçinde bulunduğumuz süreçte ulusal bilinci geliştirebilmek ve uluslaşmak için özel bir çaba göstermemiz, politik bir güç olmaya çalışmamız gerekiyor. 

Bu, bundan sonra toplumumuza bir ulus bilinci verecek siyasi çalışmalar yapmak; yaşadığımız her yerde demokratik hak ve özgürlüklerimizi talep etmek; ulusal sorunlarımıza karşı daha duyarlı olmak; ulusumuza yönelik faaliyetler söz konusu olduğunda konferanslarla, panellerle, yürüyüş ve mitinglerle tepki göstermek; kamuoyuna açılmak, basın yayın kuruluşlarıyla ve demokratik örgütlenmelerle daha sıkı, daha sağlıklı ilişkiler kurmak; profesyonelleşmek ve Çerkes-dünya kamuoyunu aydınlatmak demektir. 

Ama aynı zamanda bütün diğer ulusların yaptığı gibi bizler de ulus olma bilincimizi güçlendirecek değerlerimize ve tarihi günlerimize sahip çıkmalıyız. Şimdiye kadar bunları çok ihmal ettik. Hatta hiç gündeme getirmedik. 

Halbuki her ulusun ulusal günleri ve etkinlikleri vardır. Bizim de var:

1-  14 Mart, “Çerkes Anadili Günü”;
2-  25 Nisan, “Çerkes Bayrağı Günü”;
3-  21 Mayıs, “Çerkes Soykırım ve Sürgünü-Ulusal Yas Günü”;
4-  13 Haziran, “Çerkesya’nın Bağımsızlığını İlan Günü” ve  
5-  1 Ağustos, “Anavatana Dönüş Günü” dür.

Böyle günlerde mutlaka geniş katılımlı etkinlikler örgütlemeli, bu günlerin anlam ve önemlerini insanlarımıza anlatmalı, bilince çıkarmalarını sağlamalıyız.                                                      

Özellikle “21 Mayıs” ulusumuzun en talihsiz ve en acı günü; ama geleceğimizi inşa etmedeki en önemli kilometre taşlarından biridir. Tarihçilerimizin, kurumlarımızın ve Cumhuriyet yöneticilerimizin birçok kez resmen açıkladıkları gibi atalarımız bu tarihte vatanlarını ve özgürlüklerini koruma savaşını kaybetmiş, soykırıma uğramış, vatanlarından sürgün edilmişlerdir. Her 21 Mayıs’ta bu günü anlam ve önemine uygun bir şekilde anmalı, sorumlularından bu haksızlığın giderilmesini talep etmeli ve  “Çerkes Soykırım ve Sürgünü’nün dünyaya tanıtılması için profesyonel bir örgütlenmeye gitmeliyiz”.                                                                                                         

Aynı şekilde atalarımızın bağımsız Çerkesya’yı tüm dünyaya ilan ettikleri 13 Haziran 1861’i insanlarımızın; özellikle de gençlerimizin bilince çıkarmalarını sağlamalı; toplumumuzun bölünmüşlüğüne hayır demek olan “Anavatan Çerkesya” söylemini daha çok sahiplenmeli; tüm dünyadan dostlarımızın ve misafirlerin katılımıyla büyük, coşkulu “Çerkesya’nın Bağımsızlığı Günü” etkinlikleri örgütlemeliyiz.                                  

Ulusumuz için en önemli ve anlamlı günlerden biri de “1 Ağustos Anavatana Dönüş Günü”dür.Bu nedenle her 1 Ağustos’ta anavatanı tanıtıcı, dönüşü özendirici etkinlikler düzenlemeli; bu günlerde mutlaka anavatanın havasını teneffüs etmeli, ayaklarımızı anavatan topraklarına basmalıyız. Geleceğimizin, uluslaşmamızın sembolüdür. Her Çerkes ancak anavatanında varlığını sonsuza kadar devam ettirebilecektir.

Bunları  2011 yılından itibaren mutlaka “Çerkes Ulusal Günleri” başlığı altında düzenli olarak kutlamalı-anmalı ve gelenekselleştirmeliyiz. Bu günlerde aramızdaki bütün tartışmaları, ayrılıkları bir kenara bırakabilmeli; birlik ve beraberlik içerisinde olmalıyız. 

Çerkesya Yurtseverleri olarak bu değişim ve dönüşümleri yapabilmeyi ulusumuzun geleceği için hayati öneme sahip görüyor; bunları tüm kurumlarımızın ve insanlarımızın gündemine getirmekte her zamankinden daha ısrarlı olacağımızı şimdiden ilan ediyoruz.

Bundan dolayı bize “Çerkes Milliyetçileri”  diyeceklerse, buyursunlar desinler!

2011 yılının halkımıza ve tüm insanlığa sağlık ve mutluluklar getirmesi, hepimiz için zaferlerle dolu bir yıl olması dileğiyle...

Çerkesya Yurtseverleri  


Bu haber toplam 3058 defa okundu.


Memet YEDIC

Bu gunlere 21 Mart ADIGE YENI YILI ve 25 Eylul ADIGE ULUSAL GIYSI (Tasari) gunlerini ilave ederseniz iyi olur
Memet YEDIC

01 Ocak 2011 Cumartesi Saat 18:25
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net