Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
SÖYLEYECEKLERİMİZ ve 21 MAYIS TAVRIMIZ
20 Mayıs 2017 Cumartesi Saat 22:59
 
Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi
 
Çerkesya Yurtseverleri Taksim Protestosundan, 21 Mayıs 2012                                 Fotoğraf: Musa Çelik
 
Söyleyeceklerimiz ve 21 Mayıs Tavrımız:
 
Yıllar boyunca tarihimiz, gerçekten neler olduğu, biz Çerkeslere, gerek iç ve gerek dış siyaset unsurları eliyle yine biz Çerkesler tarafından çok farklı bir şekilde aktarıldı. 
 
Çerkesler, kendi siyasetlerini gütmedikleri için, başkaca siyasetlere, kimi zaman şirin gözükmek, kimi zaman “hassas dengeler” gibi içeriksiz gerekçelerle dahil oldular ve kendi tarihlerini ve siyaset algılarını da buna göre şekillendirdiler. 
 
Farklı siyasetlere dahil olan Çerkesler, kendi tarih ve siyasetlerini de buna göre belirlediler. Çerkesler arasında, farklı siyasetlerin Çerkes uyarlamaları ortaya çıktı. Farklı siyasetlerin Çerkes uyarlamaları, Çerkes Soykırımı ve Sürgünü terimlerini kullanmak yerine “göç” terimini kullanmayı yeğlediler, zira kelimelerin sihirli gücü, “göç” ün isteyerek yapılan bir eylem olduğuna işaret etmekteydi.  
 
Nihayetinde “Çerkes Soykırımı ve Sürgünü” terimlerinin kullanılması ile bu çevreler büyük bir öfkeye kapıldılar. Aslında Rus İmparatorluğu’nun Çerkeslere bir şey yapmadığını, “cahil mollaların”, “dinsel fanatizmin” Çerkesleri ülkelerinden ettiğini ileri sürdüler, “hicret”in Kur’an-ı Kerim’de dayanağı olması nedeniyle Çerkeslerin ülkelerini terk ettiklerini savundular. 
 
100 yılı aşkın bir mücadele sürecini, İngiltere’nin ve Osmanlı İmparatorluğu’nun tezgahladığını söyleyerek, tarihin gördüğü bu işgale karşı en büyük direnişi, kendilerini ve onurlu atalarını, gerçeklere rağmen bir hiç mesabesine yerleştirdiler. 
 
Osmanlı İmparatorluğu’nun insan kaynakları politikası sonucu, ülkelerinden edildiklerini, mesnetsiz bir şekilde sundular. Nihayetinde, masum Rus İmparatorluğu’nun, Çerkesya’yı işgal etmek zorunda kaldığını zihinlere yerleştirmeye çalıştılar. 
 
Soğuk Savaş döneminde ideolojik yakınlık hissettikleri Sovyetler Birliği çökmüş olmasına, yeni bir sistem benimsenmiş olmasına rağmen, aynı yakınlığı ve üstelik aynı ideolojiyi devam ettirdiler. Bütün dünyanın, gelmiş geçmiş en kanlı diktatörlerinden biri olan Stalin, bütün dünya tarafından lanetlenirken, onlar buna karşı çıktılar, dünyayı tersine çevirmeye çalıştılar.
 
“Kafkas” ve “Kafkasya” terimlerini, “Çerkes” ve “Çerkesya” terimleri yerine kullanarak, “Çerkes Problemi” ni belirsiz hale getirmek konusunda bilerek veya bilmeyerek büyük çabalar sarf ettiler, karşı cephe de bu konuda onlarla aynı fikirde oldu.  
 
Tam olarak kendilerinin dahi içeriğini bilmedikleri “Kuzey Kafkasya Birliği”, “Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti” gibi heyulaları savundular. Fakat, Çerkes milletinin, sistematik bir şekilde birçok parçaya bölünmüş olduğunu, meselenin aslında can alıcı noktalarından biri olan, bütün bir Kuban bölgesi topraklarının kendi milletlerine ait olduğunu hiç önemsemediler. Darmadağın durumdaki kendi milletlerini birleştirme ideolojisi her nedense içlerinde uyanamadı.  Bütün bunların savunucuları ise ezici bir çoğunlukla Çerkes idi.  
 
Karadeniz’den Hazar Denizi’ne kadar tek bir Kuzey Kafkasya masalına inandılar. Çerkesler dışında diğer milletler bu masalları reddetti, dikkate dahi almadı, her millet kendi problemlerini çözmekle, kendi politik ajandasını sıkı bir şekilde takip etmekle meşgul oldu.  
 
Diğer halklardan, Kuzey Kafkasya fikrine zahiren inanmış gibi kendisini gösteren az sayıda insan ise, kendi milletlerine rakip gördükleri Çerkesleri kasten bu fikre hapsetti. Çerkesler ise bu mahpus hayatından hiç bıkmadı. Kendi problemlerini çözmek yerine, kendi göbek bağlarını kesen milletleri gördükçe coşkuya kapıldılar, boş boş gururlandılar. Gündemlerini, Çerkes Milleti’nin sorunları değil, başka milletlerin sorunları kapladı.  
 
Çerkes Bayrağı’na bile yabancı kaldılar, başka milletlerin bayraklarını sıra sıra dizerek, bunların önünde büyük büyük laflar etmekten çılgınca bir zevk aldılar.  
 
“Tampon” bir Kuzey Kafkasya Birliği hayali onları mesut etti. Bazıları da, bu fikre dini motifler ilave ettiler. Osmanlı İmparatorluğu’nun neredeyse Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’ni kurtarmakta olduğunu ancak son anda çeşitli sebeplerle bunun gerçekleşemediğini söylediler. “Şeyh Şamil” in Çerkes Milleti’ne ait bir figür olduğu fikrini benimsediler, kendi kahramanlarının adlarını unuttular.   
 
Renkli bir geri plan yaratan, sıra sıra “Kafkas” bayraklarının önünde poz vermekten büyük zevk alanlar, Sovyetler Birliği döneminde tasarlanan ya da oldukça geç bir dönemde ortaya çıkan bayraklara tek laf etmeden Çerkes Bayrağı’na saldırdılar, Çerkes Bayrağı’nın Çerkesler tarafından benimsenmesine ve kullanılmasına içerlediler.  
 
Kaç bin yıllık “bilmemneya” ülkelerinin varolduğunu iddia ederken, “Çerkesya” adlı bir ülkenin olmadığını iddia ettiler, “Çerkesya” ülkesinin ruhu bile, buna karşı çıkanları ışık görmüş yarasa gibi ürkütmeye yetti.Üstelik kendilerini milliyetsizlik potasında eritenler, Çerkes diye bir milletin olmadığını dahi, Çerkeslerin yüzlerine haykırabildiler.  
 
Kuzey Kafkasya Birliği’ne iman etmiş olan Çerkeslere birlik dersi verenler, kaynağı doğrudan Rusya olan, Çerkesya’nın yeniden kurulmasının sonu gelmez etnik savaşlara yol açacağı karalamasını yaydılar. ‘’Çerkesya sadece Çerkeslere ait değildir, ama tam olarak kime ait olduğu da belli değildir’’ dediler. ‘’Çerkesya’nın sınırları nerede başlar nerede biter bilinmez’’ dediler. Tarihi Çerkesya haritalarını görünce şeytan görmüş gibi oldular.   
 
Çerkeslerin birbirlerini anlamakta zorlandıkları birçok dillerinin olduğu yalanını ortaya attılar. “Çerkes Halkları” ve “Çerkes Dilleri” demekten zerre çekinmediler.  
 
Aralarında “menfaat çatışması” olanların aynı hedefe yürümelerinin mümkün olmadığı, en basit canlı türünün dahi idrakinde olmasına rağmen, Çerkeslerle arasında menfaat çatışması olanları, ‘’dillerimiz binlerce yıl önce aynıydı’’ gibi gerekçelerle, engel yaratmaları için Çerkeslerin koluna taktılar, zoraki yol-daş yaptılar.  
 
Çoğunlukla gündemleri “xabze-din çelişkisi” gibi, hiçbir temele sahip olmayan sun’i konular ya da derin xabze tahlilleri oldu. Xabze zabıtaları, en sıradan insanların dahi eleştireceği olaylara ses çıkarmazken, zülfüyâre dokunan her konuya, “xabzeye uygun değildir” şerhi koydu.  
 
İlkeler çerçevesinde değil, Türkiye-Rusya arasındaki ilişkilerin seyrine göre tutumlar benimsediler. Türkiye-Rusya ilişkileri kötüleşince, kendiliklerinden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını terk etmeyi teklif edenlerle, Türkiye-Rusya ilişkileri iyileşince, Rus Konsolosluğu önünde protesto gösterisi yapacak olmalarına rağmen; “bugünkü Rusya’yı değil Çarlık Rusyası’nı hedef alıyoruz” diyenler tamamen birbirlerinin aynısı olduklarını ispatladılar.
 
Dün beyaz derken bugün siyah demeyi büyük bir siyaset zannettiler, “kamuoyunun unutması” gerçeği onları iyiden iyiye fütursuzlaştırdı.  
 
Türkiye ve Rusya ilişkilerindeki seyre göre dalgalı tavırlar takınacak olanlar ve hatta belki de “soykırım ve sürgün” yerine, “soykırım” terimini terk ederek “sürgün” terimini benimseyecek olanlar ve akabinde “sürgün” terimini “göç” ile takas edebilme potansiyeline sahip olanlar aynı ilkesizlik dairesi etrafında toplandılar.  
 
Çerkes Soykırımı’nı önce Rusya tanısın, sonra da Türkiye tanısın diyerek, Çerkes Soykırımı’nın Türkiye tarafından tanınmasının ön şartının, Rusya tarafından tanınması olduğunu ileri sürdüler, akıllarınca birilerini gözettiler.      
 
“Uluslararası Çerkes Birliği” gibi, Rusya Devleti’nin yarı-resmi bir organı olan örgüt, Çerkeslerin en etkili sivil toplum örgütü olarak sunuldu. Rusya bu arada makas değiştirerek, Dünya Çerkes Birliği’nin aslında varlık nedeni olan Kaffed dışında, Çerfed’e de göz kırpmaya başladı, Kaffed başkanına giriş yasağı konulurken, Çerfed yetkilileri bu kez Rusya’ya herhangi bir yasak ile karşılaşmadan girmeye başladılar. İlişkiler, Rusya’nın Türkiye’deki diplomatik yetkililerinin ziyaretleri ile başka bir mecraya taşındı.  
 
Çerkesya’da, “Çerkes Problemi” ile meşgul muhalif insanların, politik nedenlerle tertip edilen tezgahlarla gözaltına alınmalarını, haksız yere hapse atılmalarını dikkate almadılar, “yaşadığın ülkenin kanunlarına uymalısın” korosu, tezgahları görmek yerine, politik ve/veya şahsi muarızlarının mağdur edilmesi karşısında sevinç çığlıkları atarak, çocuklar gibi neşelendiler.  
 
“Çerkes Problemi” ni dünyaya duyurmaya gayret edenlere akla hayale gelmedik iftiralar attılar, bu gibilere “karanlık emperyal güçlerle” işbirliği yapan ajan yaftası vurdular. Gürcistan’ın Çerkes Soykırımı’nı tanıma kararına ve bu karara katılanlara olmadık yaftalar yapıştırdılar.   
 
Gürcistan’ın eski Devet Başkanı Mihail Saakaşvili, Türkiye’de yaşayan Çerkeslere sorgusuz sualsiz Gürcistan vatandaşlığı ve pasaportu teklif etti, gereğini de yaptı ve her müracaat edene Gürcistan vatandaşlığı verdi. Böylesine önemli bir imkan bile, büyük bir dezenformasyon kampanyası ile hunharca heba edildi.   
 
Gürcistan, Çerkeslere, sırf Çerkes oldukları için, sorgusuz ve sualsiz pasaport verebilirken, Rusya, çifte vatandaşlık bir yana, Çerkeslere “eşit vatandaşlığı” dahi çok gördü, Çerkesleri kendi çıkardığı kanunun lafzına göre “soydaş” kabul etmesi gerekirken, sadece Rus etnik kökeninden gelenlerin soydaş kabul edileceği anlaşıldı. 
 
Etnik kökeni Rus olanları “mülteci” olarak kabul ettiler, Rus mülteciler devlet yardımlarına ve uluslararası yardımlara mazhar oldular, Suriyeli Çerkeslere ise mülteci sıfatı dahi çok görüldü, devlet yardımı ya da uluslararası yardım söz konusu olmadı, Suriyeli Çerkesler, hayırseverlerin insafına terkedildi. Rusya’ya yerleşmek isteyen Ruslara tanınmış olan haklar, Çerkeslere tanınmadı.   
 
Her millette var olan tartışmaları Çerkeslere mahsus gibi gösterip, Çerkesler birlik olamaz propagandası icra ettiler.  
 
“Çerkes Soykırımı ve Sürgünü” konusunda, tabana yayılan bilinçlenmeyi, “eğer bir şeyin karşısında duramıyorsan içinde olmalısın” prensibine göre, Kefken gibi alakasız yerlerde toplantılar yaparak kamuoyundan kaçırdılar, insan ve kaynak ısrafında bulundular.  
 
Bir taraftan sanki Çerkes Soykırımı ve Sürgünü ile ilgili protestolara kendi kitlelerinin katılması konusunda serbestiyet tanıdıklarını söylemiş gibi yaparken, diğer yandan söz konusu protestolarla aynı gün ve aynı saatlerde olacak şekilde akla hayale gelmedik başlıklar altında toplantılar yaptılar, kitlenin muhatabı tespit ve tenkit etmesini engellediler. “Karadeniz en çok bize karadır”, “Karadenizden çıkan balıkları yemedik” gibi içeriksiz ajitasyonlarla, kamuoyuna dağ başlarından seslendiler, ninni dinlettiler.  
 
Rus temsilcilikleri önünde,21 Mayıs nedeniyle düzenlenen protesto gösterilerini, “boş duvara karşı bağırmak” şeklinde değersizleştirmeye çalıştılar, daima “dış mihrakların işi” karalamasını yürüttüler.  
 
Her nerede Çerkeslere karşı olumlu tutum takınan devlet varsa, o devleti karaladılar, İsrail’in Çerkeslere dönük olumlu tutumunu ve Gürcistan’ın Çerkes Soykırımı ve Sürgünü’nü tanıma kararını Amerikan projesi olarak ilan ettiler, Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan ve Çerkes Soykırımı’nın tanınması için etkili çabalar yürüten Çerkesler hakkında akla hayale gelmeyen iftiralar attılar. 
 
Korkunç bir iç savaşın tam göbeğinde kalan Suriyeli Çerkeslerini hedef tahtasına oturttular, Çerkeslerin kendi vatanlarına yeniden yerleşmesini engellemek için her yolu deneyen Rusya, Suriyeli Çerkeslerle, iç savaş nedeniyle görüşme numarası yaptı.Bu görüşmelerden doğal olarak Suriyeli Çerkeslerin vatanlarına dönmek istemediği sonucu çıkarıp bunu ilan ettiler. Binbir güçlükle kendi öz vatanlarına ayak basabilen Suriyeli Çerkesler büyük bir sefalet içerisinde kaldı, kimileri gözlerinin yaşına bakılmadan deporte edildiler. Suriyeli Çerkesler Türkiye dahil her ülkede, yine Çerkesler eliyle istenmeyen adam ilan edildiler, güya Suriyeli Çerkeslerde ulusal bilinç eksik idi, böylelikle Suriyeli Çerkeslerin, kendi vatanlarına yeniden dönmesi fikri yıpratıldı ve zaman içerisinde söndürüldü.  
 
Suriye iç savaşı ile, Rusya’nın, Çerkeslerin kendi vatanlarına toplu bir şekilde dönmelerine asla izin vermeyeceği gerçeği ortaya çıktı, zaman zaman Çerkeslere de çifte vatandaşlık verileceği gibi sahte haberler yaydılar, idare-i maslahat ile memnun edilenler bu haberleri senelerdir gündeme getirerek dezenformasyon yaydılar. Bireysel dönüşlerde ise, istenmeyen adam ilan edilenler bürokrasi dişlileri arasında un ufak edildi.         
 
Çerkes Soykırımı’nın tanınması için çeşitli ülkelerin parlamentolarına yapılan başvurulardan rahatsız oldular; “bu ülkelerde adamlarımız olmalı ki bu işleri takip etsin, neden böyle şeyler yapılıyor ki” dediler.
 
Edepsizlerden oluşan bir iftira takımı oluşturdular, en “düşük” saldırıları, arsızca gerçekleştirdiler. “Çerkes Problemi” ile ilgili her ne yapılırsa buna “Çerkeslik” kılıfı ile mukabele ettiler. “Satın alma komisyonu” kurarak, satın alınmayı bekleyenleri, pek düşük bedellerle satın aldılar, her arzın kendi talebini yaratacağı şeklindeki ekonomi kuralı kendisini ispatladı.   
 
Dönmeyen dönüşçüler, dönmeden, dönüş yalanları söylemeye devam ettiler. Yaşadıkları ülkeleri asla terketmeyecekleri halde, dönüşü bir malzeme ve nüfuz aracı olarak kullanıp, sadece şahsi hobilerini tatmin edecekleri kendi küçük krallıklarını yarattılar.  
 
Dönmüş dönüşçüler, içinde bulundukları durum hakkında gerçekleri dile getirmekten kaçındılar, zayıf ve korkak insanların kırbaçlanmaktan nasıl zevk alabildiklerini orta yere serdiler. Sırf dönüş yaptığı için bütün kusurlarının örtüldüğünü zannedenler aslanları boğmaya kalktılar. Zaten on yıllar sonra Çerkes Milleti, asimilasyon gibi yollarla sona erecek, boşuna uğraşmayın dediler. 
 
Yetkin olmayanlar, yetkin numarası yaptılar, yetkin olanların boşalttığı ve ilgilenmediği alanda gönüllerince at koşturdular, insanların gözlerinin içine baka baka büyük yalanlar söylediler. Birçok şapkaları oldu, en az kullandıkları ise Çerkes şapkasıydı: diğer şapkalarına, Çerkes şapkasından hiç bahsetmediler, diğer şapkaları itibar görmeyince Çerkes şapkasını zaman zaman mecburen kullandılar.   
 
Çerkeslerde birçok ailenin, aslında Çerkes olmadığını, bunların başka “Kafkas” milletlerinden olduklarını söylediler, aile aile ayrıştırmaya çalıştılar. 
 
Çerkesya’da, en temel insan hakları ihlallerini görmezden geldiler, bu türden ihlallerin haberleştirilmesinden, dile getirilmesinden, dünyaya açılmasından hazzetmediler. 
 
Çerkesya’nın 21. yüzyılda kapalı bir demir perde bölgesi olması onları rahatsız etmedi, sıranın bir gün kendilerine geleceği hiç akıllarına gelmedi. Rus devlet bürokrasi çarkının, en fazla işbirlikçi olanları ayırdedebilecek duygusal bir sensöre sahip olmadığını anlamadılar, öğütülecekleri günü beklemeye başladılar.    
 
Gücü ve etkisi tartışılmaz olan, Çerkesler ve Çerkesya hakkında en temel haber ve bilgi kaynağı durumundaki cherkessia.net’i ele geçirerek, diğer birçok internet sitesinin başına geldiği üzere, önce içeriksizleştirmeye, ardından ise kapatmaya, susturmaya çalıştılar. Cherkessia.net, birçok çevrenin “kabusu” olmaya devam etti.  
 
Bütün bunlara rağmen, Çerkesler hızlı bir şekilde, daha önce hiç olmadığı kadar bilinçlenmeye başladılar, kendilerini yeniden keşfettiler. “Çerkes Soykırımı ve Sürgünü” geniş kitlelerce benimsendi, her yıl 21 Mayıs’ta sokağa çıkarak geniş çaplı anmalar ve protestolar düzenlenir oldu.  
 
Fakat, bir yıl boyunca, sadece 21 Mayıs anmaları ve protestoları için yaşamak, bir yıl boyunca hiçbir şey yapmadan beklemek, “Çerkes Problemi” nin tanıtımı ve çözümü için yeterli değildir. “Çerkes Problemi” ni bütün dünyaya duyurmak, “Çerkes Soykırımı ve Sürgünü” nün tanınmasını sağlamak için gerekli olan çalışmaları yapmak zorunluluğu bulunmaktadır. Bu nedenle, sadece 21 Mayıs’tan 21 Mayıs’a bir döngüyü yeterli bulmamız mümkün değildir.  
 
Çerkesya Yurtseverleri, gelinen noktayı yeterli görmemektedir. Çerkes problemini 21 Mayıs’ın ötesine taşımak, bunu yaparken, insan hakları, demokrasi, hak ve özgürlükler, yerli halklar ve yerli halkların toprakları, ülkeleri ve kaynakları gibi en temel hukuk örüntülerine müracaat etmeyi planlamaktadır.Bu kavramlar, “kimin işine yaradığı, kimin tarafından kullanıldığı” gibi sataşmalara maruz kalsa da, Çerkesler gibi zayıf vaziyette olan milletlerin, insanların sığınabilecekleri tek limandır. 
 
Bugün artık Çerkeslerin, “ortak bir siyaset belgesi” ne ihtiyaçları bulunmaktadır. Bu “ortak siyaset belgesi” ile ortak hedefler, bir işbölümü çerçevesinde gerçekleştirilmelidir. 
 
Statüko ile çekişmeksizin yeni bir durum yaratılması mümkün değildir. Çerkesya Yurtseverleri bugüne kadar olduğu gibi, Çerkes ulusal sorununda yeni bir durum yaratmak hedefindedir. 
 
Bu çerçevede 21 Mayıs gündemi, Çerkeslerin “yeniden diriliş” hareketinin önemli bir bileşeni olmalı ancak diğer argümanlar unutulmamalıdır.  
 
Çerkesya, halkımızın her bir ferdinin günlük yaşamında yer etmeli, Çerkes halkı her gün her yerde Çerkesya siyasetinin pratiğini talim etmenin yollarını bulmalıdır!
 
  
Çerkesya Yurtseverleri, 21 Mayıs 2017
   

Bu haber toplam 4261 defa okundu.


MAMRECH

21 Mayısları sokağa çıkma günü olarak yerleştirenler öncelikle Kafkasya Forumu ve Çerkesya Yurtseverleridir. Her iki grubunda 2011 de Taksimde yaptıkları yürüyüşe katılabilmiştim. Saat 1 de Kafkasya Forumu ile yürümüştüm. Saat 3de Ç.Yurtseverleriyle yürümüştüm. Her 2 grubunda organizasyonu sağlamdı. Yalnız yurtseverl arkadaşlar ayrıca herkese Çerkesya Bayrağı hediye etmişti. Ben 2 tane almıştım hala evimde duruyor. Birde istediğimiz kadar Çerkesya haritası vermişlerdi. Eşim ve ben çerçeveleyip evimizin duvarına asmıştık.
Bugün oluşan 21 Mayıs duyarlılığında büyük emeği olan Kafkasya Forumuna ve yurtsever arkadaşlara selamlar.

23 Mayıs 2017 Salı Saat 14:43
Memet Yıldız

Yazınızı dikkatle okudum çok önemli tesbitleriniz var. Bir düzeltme yapmam gerekiyor. ÇERKES Fed yetkililerine de giriş yasağı konuldu. Uzun tahlillerinizin mesele üzerine düşünce ve vizyon derinliği getireceği kanaatindeyim. Zaman er geç gerçeği ortaya koyacaktır. KENDİMİZ OLMALIYIZ, KENDİ SİYASETİMİZİ YAPMALIYIZ...

22 Mayıs 2017 Pazartesi Saat 18:01
Ender Aslanoğlu

Çarlık Rusya ile bu günkü Rusya arasında fark yok diyenler,Celladina aşık olmuş, içimizdeki köle zihniyetli Devşirmeler. Düşman isim ve yönetim şekli değişti diye kan davası bitmez. 21 Mayıs'ta Yas günü mü?kutlamamı yapıyor, belli olmayan bir sevinç ve gururla karışık ortalıkta dolanan danaları da bizzat kınıyorum.

22 Mayıs 2017 Pazartesi Saat 12:44
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net