Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Awtle Laşin
Kartal Duruşu
04 Şubat 2011 Cuma Saat 20:12

Beethoven’in 9. Senfonisini dinlemeyen yoktur . Beethoven’in bestelerinin hepsinin arkasında ayrı bir hikaye vardır. Dinlerken hipnotize olmamak elde deðildir, bu hikayeler kafanızda canlanır.

Beethoven çocuk yaşta babasından yediği dayaklar sonucu sağırlaşmaya başlamış. Aşağılanma, küçük görme, bir kadına duyulan tutkulu aşk,  parasızlık, evlat acısı, yalnızlık…

İlk senfonisini 30 yaşında yazdı, Fransız devrimine hayrandı. “Ben dünyaya mutlu ve gamsız bir hayat sürmek için gelmedim” demişti. “Moonlight sonata”, “für elis”…ölümsüzleşen yapıtlarıdır.

Bana sorarsanız Beethoven aynı zamanda bir filozoftu. Onu ölümünden çok sonra anladılar. Dürüst bir adamdı, yapmacık davranışlar sergilemeyen, yaşadığı dönemin iktidar yalakası olmayan gerçek bir Alman dehasıydı.

Ben Beethoven ile yatıp kalkarken birgün bir arkadaşımın verdiği CD’nin sonundaki Alman marşı gözüme çarptı. Coşkulu bir marş. Marşın müziğinin Michael Schumacher sayesinde benim gibi diğer f1 izleyicilerinin beynine kazındığına eminim. 

3. Kıta şöyle:

Laßt uns pflügen, laßt uns bauen, ( Toprak sürelim, inşa edelim ),
Lernt und schafft wie nie zuvor, ( Okuyalım ve çalışalım ki ),

Und der eignen Kraft vertrauend, ( Kendi gücüne güvenerek ),

Steigt ein frei Geschlecht empor. ( Özgür bir nesil yükselsin ).

Deutsche Jugend, bestes Streben ( Alman gençliği, üstün çabasıyla )

Unsres Volks in dir vereint, ( Birleşmiş halkımızın )

Wirst du Deutschlands neues Leben, (Almanya'nın yeni hayatı olacaksın )

Und die Sonne schön wie nie ( Ve güneş en güzel haliyle )

Über Deutschland scheint.
  ( Almanya'ya doğacak ).

İnanılmaz insanlar şu Almanlar. Bilim kadar tekniğe de çok önem vermişler. Birçoğunun soyadı bir meslek adı. 

Birçok ülke bir hayvan figurü ile sembolize edilmiştir, Almanya’nınki de kartaldır. Bizim Kafkas kartalları gibi değil ama?

Kargalar ile karşılaştırırsak eğer; kargalar sürü halinde uçarlar, kartallar ise yalnız. Kargada arkasını kollama içgüdüsü vardır. Kartal ise dünyaya meydan okumayı gözüne kestirmiştir bir kez. Sonra kartallar en yükseğe yuva yaparlar...

Bu arada yalnızlıktan kastım, güçlü, kaliteli, kendiyle barışık bir yalnızlıktır. Sefil, yapayalnız, mutsuz bir yalnızlık kime yarar?

Neyse, kargaya haksızlık etmeyelim, isteyen karga olur isteyen kartal. Her yiğidin ayrı bir yoğurt yiyişi olduğu gibi, her kanatlının da ayrı bir uçuş terbiyesi vardır.

Gelelim bizim Çerkeslere…

Herhalde bizim Çerkeslerin artık kartal olma gibi bir dertleri kalmamış, kurt olma derdindeler. Nitekim derneklerde çaylar önümüze konurken hemen kanalı çevirtirip, kurtlar vadisini izlemeye koyuluyoruz artık. ( Bize ne NART TV’ den? Çevir kanalı… NART TV mi var ki? ) İşin komik tarafı kurt hep Türklüğün simgesi gibi gösterilmeye çalışılır, ama aslında Çeçenlerin de sembolü.

Benim yeryüzündeki her milleti Çerkeslerle kıyaslamak gibi pis bir huyum var. Elimde değil! Ve Çerkes=Adıge sloganını atasım var, Elbruz’a çıkıp Sosruko diye bağırasım var.

TV’ye Çerkesyalılar çıksın istiyorum. Haritada Adıgey’in yerini herkesin bilmesini istiyorum. Aa, Çerkesler aslında Adıgeymiş gibi bir cümleyi bir  daha duymak istemiyorum.

Dalga geçmeyin işte, herkesin bir ideali vardır.

Bence bu uğurda Adıge gençliğinin önüne bariyer koyan da ne yazık ki yine Adıgelerdir. Adıgeler farkında değil veya olmak istemiyorlar, ama biz yok olmak üzere olan bir milletiz.

Elbette ki dil, xabze elden gitti diye çığırtkanlık yapacak değilim. Bana da düşmez. Ama son günlerde dikkat ediyorum, artık kırmızı çizgiler iyice belirmeye başladı.

Birileri Adıge ve Çerkes adının birlikte kullanılmasından son derece rahatsız. Adıgey de neresi? Adıge bayrağı mı? Adıgece mi? Ne sayıklıyorsun sen! Yaşadığımız yüzyılda etnik kültür mü kaldı!

Adıgeci mi? Orada dur. Dil? Olmaz hayır, bölücü değiliz biz. Zaten çok zor, anamız babamız öğretmemiş, böyle gelmiş böyle gider. 

Uyanmak, içinde yaşadıkları ülkenin rejimiyle iç içe geçmiş ve karınları tok yüksek mevkideki kişilerin işine gelmiyor.

Derneklerin durumunu herkes biliyor. Artık Çerkes ebeveynlerin çocuklarını derneğe göndermek istemediklerini de. Haklılar da. Dernekler dil ve kültür gibi konular üzerine eğileceklerine, insanlara sesinizi çıkarmayın, baş kaldırmayın, aman bize kimse birşey demesin diyorlar.

Çerkes’ten başka herşey olduk. Abhaz olduk, tarikatçı olduk, solcu olduk, sağcı olduk, Çeçen olduk, Rus olduk, Türk olduk... Yeşil olduk, kırmızı olduk… Ama Çerkes olamadık.

Bunu söyleyince de, vatan haini olduk, bölücü olduk; üstüne de SENİN ADIGELiKTEN ANLADIĞIN BU MU? nasihatleri aldık

Acı gerçek şu ki, Çerkese en büyük zararı yine Çerkes veriyor ve birbirimizin kuyusunu kazıyoruz. Gönülleri fethetmek, kazanmak yerine, insanlarımızı küstürüyoruz. Çerkes olmayanları, Çerkeslere tercih ediyoruz.

Babam Çerkesmiş diyen zihniyetten ne beklenir? Kendine faydası olmayan; yazamayan, çizemeyen, okumayan, ezbere konuşandan, tarih bilgisinden yoksun, atasına düşman toplumdan ne beklenir? Derneklerde bardak bardak çay sigara içen, dedikodu yapan, sadece kaşen bulmaya gelenlerden ne beklenir?

Ama lafa gelince Çerkesliklerine de toz kondurmazlar. En cesur onlar. Asaletin temsili Çerkesler onlar.

Savundukları ile yaptıkları birbirini tutmaz; ama en ufak bir eleştiriye dahi tahammülleri yoktur. Gençleri küstürür, birşeyleri değiştiremeyecek, hali mecali kalmayanlar ile doldururlar dernekleri.

Hem Türk hem Çerkes nasıl olunur bilmiyorum! Bence bu, kimlik bunalımından başka birşey değil. Ve Çerkes doğup Türk ölünmenin teorisi!

Ama artık uyumaya utananlar da direnişe geçti.

Bursa’dan bir arkadaşımız iki haber yapınca kıyamet kopmuş.  Neymiş efendim, derneklerde yapılan organizasyonların isminin açıkça verilmesi ayıp değil miymiş? Yaa bu çağda bir bilgi gizli kalır mı?

Sonra, dernekler sizin malınız değil ki. Siz orada geçicisiniz. Siz olmasanız da orası devam edecek. Bu nedenle insanları düşüncelerini ifade ettiklerinden dolayı izole etmeye çalışmaktan vazgeçin! Özür dilemenin bir erdem olduğunu bilin.

Ve kimsenin Cherkessia.net okuyucularını, Cherkessia.net’i tercih ettiklerinden dolayı yargılamaya hakkı yok! Hatta ben, Cherkessia.net kimliği ile yazmak gurur vericidir, yurtsever olmak ayrıcalıktır diyorum.

Çerkeslik de haddini bilmektir.

Bu nedenle genç bir kalem olarak bugünden itibaren Cherkessia.net’te yazmaya karar verdim.

Attığımız adımların sınırsız, ruhlarımızın özgür olması dileğiyle…

Herkese Merhaba!        

 




Bu yazıya yorum eklenmemiştir.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net