Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Awtle Laşin
Kont Öldü
10 Nisan 2011 Pazar Saat 11:17
O sevimli bir süs köpeğiydi. Ortalama olarak bir köpek en fazla 13-14 yaşına kadar yaşar. Ancak o -tabii sahibinin çabalarıyla- 15 yıl kadar yaşadı.

Kim ne derse desin güzel bir hayat yaşadı. Yurtdışında yarışmalara girdi, başarılar elde etti. Güzel kıyafetler giydi. Patileri yere hiç değmedi. Sahibi tasma takmayı pek sevmezdi. Çünkü onu köpeği değil, bir dostu olarak görüyordu. Yalnızlığına eşlik eden tek varlık oydu.

Kont öldüğünde bir gözü kördü. O gözünü kaybettiğinde, ne çok ağlamıştı zavallı kadıncağız.

Kont bir keresinde evden kaçtı, sokakları merak ediyordu. Ancak kendi evi dışında saygı görmemişti. Soğuktu sokaklar. Üstelik dışarıda yiyecek bulmak zordu. Yiyeceğini kendisi bulmak zorunda kalmıştı. Diğer köpekler de ona saldırıyordu. O bir ev köpeğiydi, dışarda kalamazdı, doğasına aykırıydı. Tüm bunlara dayanamayarak Kont, kendisi için en güvenli yere; yani evine geri döndü. Evinden başka bir yerde mutlu olamayacaığnı anlamıştı.

Sahibi şimdi onun ölümüyle yapayalnız. Bazıları gülüyor ona,  sonuçta bir köpek ve bu kadar üzülmek anlamsız diye düşünerek.

Kim demiş yalnızlık kutsaldır diye! Sevmiyor ve sevilmiyorsanız çok şansızsınız demektir. Sevmek de sevilmek de fedakarlık gerektirir. Evet, birine kendinizi sevdirmek zordur. Emek ister.

Her neyse, kedim Tarçın da sevmezdi onu hiç. Ama Kont ölünce Tarçın’ın da düşmanı bile kalmadı artık. Amaçsız ortalarda dolanıyor.

Kont, herkes tarafından sevildiğini sanan; ama aslında sevilmeyen bir köpekti. Ancak şanslıydı, kendi evinde öldü.                                                                     

***

Biz Çerkeslerin yaşadığı kansız soykırımdır bir bakıma. Adıgeler  savaşçı bir millettir. Geleneksel kıyafetlerimizden de bu belli oluyor.

Savaşçı olmak mücadeleci bir ruhu da beraberinde getirir. Ancak bizden çok az fikir adamı çıkar. Elimizdeki işi bir an önce bitirip, eğlenmeye daha fazla vakit ayırmaya çalışırız.

Bizler Avrupalıların hor gördüğü tembel Akdenizliler(!) değiliz elbette. Ama yine de birçok sorunumuz var. Çok konuşmayı sevmeyiz veya birinden/birilerinden birşeyi istemeyi/talep etmeyi sevmeyiz. Vericiyiz, alıcı değiliz. Birbirimizi çekemeyiz, asalet yarışına gireriz. Kazandığımız savaşları da zaten siyasal ve ekonomik zaferlere dönüştürmeyi başaramadık.  

Elbette ki kötülüğün üzerine şeker serpecek halimiz de yoktu.

İşte evimizden çok uzakta olmamızın nedenlerinden biri de budur.

Fikirler kurşun geçirmezler. Fikirler asla acı da çekmezler. Onlar sahibine acı çektirirler. Bazen, yalnız kalışınız, fikirleriniz yüzündendir.  

Kendisini Çerkes olarak gören her birey, Çerkes kültürüne hizmet etmelidir. Elbetteki içinde yaşanılan ülkenin şartlarına uyum sağlamak gerekir, hatta bu kaçınılmazdır. Ancak kendi kültürüne hizmet etmeyen ve Çerkes meseleleri üzerine kafa yormayan kişilerin „ben Çerkesim“ demelerini de hazmedemiyorum. Çünkü belli bir mevkiye gelip de halkımıza katkıda bulunmayan kişiler için Çerkeslik, övünme ve tarihsel anıdan başka birşey değildir.

Konuşmaya çalışılan her yerde coplar, söz alıncaya kadar sözler her zaman gücünü korumaya devam eder. 

Dünya'nın iyi yönde değiştiğini hiç  görmeseniz, bile inancınızı yitirmemeniz dileğimle...




Bu yazıya yorum eklenmemiştir.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net