Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Awtle Laşin
Biz Bu Gündeme Mahkum Muyduk?
22 Haziran 2011 Çarşamba Saat 03:12
      Adıge halkı geçmişte, muhakkak ki silahlarını ve silah sahiplerini kaybettiler. Ama bu, sadece Adıgelerin başına değil; birçok halkın başına gelmiştir, ama bu halklar yok olmamıştır.  Ayrıca, kaybolan/yitirilen silahları yenilemekten daha kolay bir iş yoktur. İnsanlar örgütlenebilir, fikirler şekillenebilir. Yenilenemez olan ise, halkın bozulan kanıdır, kalbidir, yani iç değerleridir.

      Eğer her  insanın aynı olmadığı görüşünden yola çıkarsak, o zaman toplumların da iç değerleri aynı olmayacaktır. Tabi bir de bir bireyi, diğer bireylerden ayıran özel değerleri unutmamak lazım. Bu özel değerlerin etkileri farklı bölgelerde, çok farklı şekildedir. Bu özel değerler, tarihi kültürel görünüm ve ırksal-genetik özellikleri yansıtır.

      Her kültür özünde, bir çok eylemi barındırır. Kültür bir toplumun ve bunun da ötesinde insanlığın gelişimine katkıda bulunur. Ancak bunlar için, kültürün canlı olması ve o kültürden bireylerin kamuoyuna gerçek gücünü göstermeleri gerekir.  

      Sağlıklı  bir dış politika, yaşamın temel ihtiyaçlarını sağlamaya yöneliktir. Sağlıklı bir dış politika için, sağlıklı bir iç politika ilk koşuldur, önce iç dinamikler korunmalıdır.

      Temelde mücadeleci olan bir politika her zaman başarılıdır. Bizler çok acı çekmiş bir halkız.

      “Biz Adıgeler  saçlarımızın sayısınca insan kaybetmedik mi?

      Göç eden büyüklerimiz canlarını esirgemedi mi?

      Güçlü  Adıge çaale’lerin naaşı getirilmedi mi?

      Bize verilen ad İstanbul Yolcuları,

      Gideceğimiz yeri bilmeden koyulduk yola“ *

      „Özgürlük“ ve „ekmek“ her halk için olmazsa olmaz olduğu gibi, biz Çerkesler için de hayati önem taşımaktadır.

      Bir Çerkes olarak, beklerdim ki sadece Abhaz  dostlarımız değil, aynı  coğrafyayı paylaştığımız diğer dostlarımız da Gürcistan’ın Çerkes soykırımını tanıması için bizlerle birlikte mücadele etsinler, en azından bizlere destek olsunlar.

      Abhazya nasıl diplomatik çıkarları gereği Rusya ile yakın ilişki içindeyse, Çerkesler de geçmişten gelen deneyimle ve cesaretini toplayıp Gürcistan ile aynı şekilde yakın ilişki içine girmek zorundadır. Bu, Çerkeslerin geleceği açısından son derece önemlidir. Bu bağlamda, Çerkesleri Gürcistan yanlısı gibi göstermek haksızlık değil midir? Aynı mantıkla Abhazlar da Çerkesleri soykırımdan geçiren ve sürgün eden Rusya ile dost, Rusya yanlısı olmuşlar demek mümkün değil mi?

      Abhazlar, bir önceki yazımda belirttiğim gibi her zaman Gürcü ve Ermenilerle çok yakın ilişki içinde olmuşlardır. Abhazların ataları olan Apsil, Abasgi, Misimyan ve Sanıg adlı topluluklarla ilgili bilgiler Romalı ve Bizanslı tarihçilerin ifadeleriyle bugüne ulaşmıştır. Bu boylar, Karadeniz kıyılarında çeşitli feodal beylikler ve hatta M.S. 4. yy'da Lazika ile birleşik bir krallık kurmuşlardır.

      Lazlar Gürcülerin 9.koludur. Misimyan topluluðu da Ermeni kökenlidir.

      Dolayısıyla Abhazların, biz Çerkeslerin Gürcü yanlısı davrandığımızı zannedip, Çerkes soykırımını tanıması konusunda bu derece tepki vermelerini anlayamıyorum.

      Hatko Schamis bunu çok güzel bir şekilde açıklıyor:

      „Biz, asla kardeşlerimizin aleyhine bir ittifaka veya ilişkiye girmeyeceğiz. Ama Çerkes halkının çıkarına olabilecek ilişkileri ve gelişmeleri de ‚kardeşlik’ veya ‚bölücülük’ gibi söylemlerin arkasına gizlenenlerin çıkarlarına feda etmeyeceğiz...“ 

      „Aynı şekilde, ‚Gürcistan’ın halkımıza karşı işlediği suçları unutmadık. Gürcistan yönetimi öncelikle kendi suçlarının hesabını vermek zorunda’ mantığından yola çıkıldığında aslında kimse kimseden bir şey talep etmemelidir demek lazım; çünkü bu dünyada ‚temiz’ devlet yoktur…‘

      Ama bu tavır iki yüzlüdür de. Hele hele eğer Abhazlar için böyle bir tavır alınıyor ve bir de ‚Kuzey Kafkasya Halklarının Birliği veya Kardeşliği’ savunuluyorsa. Çünkü, RF geçmişte bütün Kuzey Kafkasya Halklarına zulmettiği gibi, son 20 yılda öldürdüğü binlerce Çeçen’in kanı daha kurumadı. Buna rağmen RF ile ortaklık kurmakta bir sakınca görülmüyor nedense…“’

      Abhazya’ya dış poltikada eleştiri getirecek ve öneri sunacak durumda değiliz. Abhazya, ayrı bir devlettir. Aldiği fön rüzgarlarıyla Kuzey Kafkasya’nın aksine ılıman bir iklime sahip olan ve mandalina bile yetiştirilen karadenizin doğu yakasındaki harika bir ülkedir.

      Abhazya, adı sanı, kendi bayrağı ve marşı olan bir ülkedir. Şayet, Abhazya kaç ülke tarafından tanınıyor derseniz, bekleyip görelim derim.

      Biz Çerkeslerin Abhazya’nın iç işlerine karışmaya hakkımız yok.

      Abhazya’nın bağımsızlığını kazanmasında biz Çerkesler, Abhazların yanında savaştık omuz omuza.  

      Çerkes olmayan, ancak güney kafkasyalı bir halk olan ve tıpkı biz Çerkeslerde olduğu gibi saygıya son derece önem veren Abhaz dostlarımın desteğini bekliyorum.

      Bir Ubıh Atasözü Der ki;

      „Nasıl her nehir denize dökülürse, her insan da bir gün mutlaka kendi vatanına ulaşır“  

    * Kuşha Doğan Özden - Bir Göç Ağıdı 




Bu yazıya yorum eklenmemiştir.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net