Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hatko Timaf
6. Avrupa Parlamentosunda Cerkes Günü ve İzlenimlerim
23 Kasım 2011 Çarşamba Saat 16:19

Bu benim ilk yazım olacak. Yazmak konuşmaktan zor elbette. Ama başarmak istiyorum...

Önce bütün Cherkessia.net okurlarını saygıyla selamlıyor ve kısaca kendimi tanıtmak istiyorum. Adım Cengiz Deniz ve 1981 Almanya-Berlin doğumluyum. Samsun’luyum ve Hatko sülalesindenim.

Maalesef anadilim Çerkesceyi bilmiyorum, Türkçem de zayıf; ama elimden geldiğince düşündüklerimi yazıya dökmeye çalışacağım.

Cherkessia.net için şimdiye kadar birkaç belge ve makale tercüme etmiştim, bunlar “Hatko Timaf” imzasıyla yayınlandılar; şimdi de gözlemlerimi ve düşüncelerimi yazmaya, en azından denemeye karar verdim. Yararı olursa ne mutlu bana!

Cherkessia.net’de “Hatko Timaf” adı altında yazmak istyorum, çünkü Türkiye’nin asimilasyoncu politikası yüzünden kendi isimlerimizin kullanılması yasaklanmıştı, ama ben Çerkesce isimlerimizi kullanmamız gerektiğine inanıyorum. Kendime Timaf ismini seçtim ve bu değişikliği resmileştirmek için burada ilgili merciilere müracatımı da yaptım.

Bir noktayı baştan belirtmek istiyorum. Benim için Çerkesler Adigelerdir; yani Adige=Çerkestir ve Çerkesce Adigecedir; yani ulusumuzun dilidir. Çerkesya ise ulusumuzun vatanıdır. Bunlar bilimsel  ve tartihi gerçeklerdir. Bu nedenle yazılarımda parantez kullanma geregi görmüyorum.

Bugün okuyucularımıza 6. Avrupa Parlamentosu’nda Çerkes Günü’ndeki izlenimlerimi anlatmak istiyorum.

Avrupadaki iki Federasyonumuzdan biri olan “Euroxase” tarafından düzenlenen bu etkinliğe ilk defa bu sene katıldım. Katılımcıların çoğu benim gibi bir gün önce Brüksel’e gelmişlerdi, bu nedenle kendileriyle tanışma, görüşme ve görüş alış verişinde bulunma fırsatımız oldu. Dünyanın bir çok ülkesinden kurumlarımızda yöneticilik yapan büyüklerimizle tanıştığıma çok sevindim. Brüksel’e gelen büyüklerimizden bazıları şunlardı:

KAFFED Başkanı Sayın Cihan Candemir ve Başkan Yardımcısı Sayın Yaşar Aslankaya, Kafkas Evi’nden Sayın Nusret Baş, Californiya Adige Xase’den Sayın Çicek Chek ve Sayın John Haghor, Kafkasya Forumu’ndan Sayın Sencer Busun, Adigey Bjeduxqale (Rusca:Krasnodar) Adige Xase’sinden Sayın Asker Sokht, Kafkasyalı Yazarlar Derneği’nden Sayın Yalçın Karadaş, Avustralya Adige Xase’den (Sydney) Sayın Alan Djamirze, Almanya’nın Hamburg şehrinde bulunan “Museum für Völkerkunde” ( Etnografya Müzesi )ni temsilen Sayin Prof. Dr. Wulff Köpke...

Çerkesya Yurtseverleri olarak da Hatko Schamis abimiz, ben ve Jinal Tamzoukh oradaydık.

Daha önce Türkiye’den Abhazya’nın Dostları grubundan Sayın Sezai Babakuş’un, İsrail Kfar Kama’dan Radio Adiga’yı temsilen Sayın David Shukan’ın, ABD New Jersey Adıge Xase’den Sayın Iyad Youghar’ın ve Almanya SPD Partisinden Sayın İsmail Ertuğ’un da etkinliğe katılacakları duyurulmuştu ama bunlar gelmediler veya gelemediler. Nedenini bilmiyorum.

Toplantıyı Euroxase Başkanı Sayın Admiral Daşdemir ve Sayın Levent Sürer yönetirken, video ve fotoğraf çekimlerini ise Berlin Kuzey Kafkasya Dernegi’nden Sayın Timur Yıldırım (Shogen) yaptı.

Hamburg “Museum für Völkerkunde“den Prof. Dr. Köpke sunumuna başlamadan önce neden Çerkeslere ve Kafkasya’ya ilgi duyduğunu esprili bir şekilde anlattı. Eskiden çok iyi yemek pişiren bir Çerkes komşusunun olduğunu ve babasının ikinci dünya savaşında Rusya cephesinde savaştığını, Ruslara esir düştüğünü; ama kaçmakta çok usta biri olduğu için altı kez kaçmayı başardığını esprili bir şekilde anlattı.

Babasının kendisine sık sık Çerkeslerden ve Kafkasya’dan iyi ve güzel bir şekilde söz ettiği için kendisinin daha 5 yaşındayken Çerkeslerle tanışmaya başladığını söyledi. Bugün ise durumun tam tersi olduğunu, Almanya’da çoğunluğun maalesef Çerkesleri tanımadığını, ama Abhazları daha da az kişinin tanıdığını; Çerkeslerin tarihten dolayı hiç olmazsa biraz tanındıklarını sözlerine ekledi. Çerkeslerin kendilerini tanıtmak için daha çok çaba sarf etmeleri gerektiğini ve kendilerinin müze olarak buna yardımcı olmaya hazır olduklarını belirtti.

Geçen sene Berlin Kuzey Kafkasya Derneği’nden Timur Yıldırım (Shogen) ile Shache ( Rusca: Sochi )’ye gittiklerini, 2014 Olimpiyat oyunları hazırlıklarını yerinde incelemeye çalıştıklarını söyledi. Rusya’nın kentteki olimpiyat bürosunun en son teknoloji ile donatıldığını; ama dogayı ilkel ve eski araçlar ile tahrip ettiklerini belirtti. Çerkeslerin olimpiyatlarda nasıl temsil edilecekleri konusunda geçen sene Vancouver şehrinde düzenlenen olimpiyat oyunlarındaki Kanada yerlilerini örnek gösterdi. Kendisinin Rusya’daki birçok müze ile iletişim halinde olduğunu; bu müzelerin eski Çerkes eşyalarının Hamburg Etnografya müzesinde sergilenmesine sıcak baktıklarını söyledi ve Çerkes eşyaları ile Vancouver Olimpiyatlarından derlediği fotoğrafları sundu.

Prof. Dr. Köpke’nin özellikle dikkat çektiği başka bir konu da internet’ti. Misal olarak “Sochi” diye aramada bulunduğunda Sochi ve Olimpiyatlar hakında internette ve Wikipedia’da sadece pozitif şeyler okuyabildiğini; “No Sochi” veya diğer muhalif sayfaların bulunmasının çok zor olduğunu belirtti. Çerkeslerin bu konuda çok şeyler yapabileceklerine; mesela Wikipedia’nın herkese açık olduğunu ve burada birçok makalenin yayınlanabileceğine dikkat çekti. İnternet platformunun insanları doğru bilgilendirmek için Çerkesler tarafından daha çok kullanılması gerektiğini söyledi.

Sayın Yalçın Karadaş’ın Çerkes teriminin kimler için kullandığı sorusuna cevaben, Sayın Candemir, 1907 yılında İstanbul’da Çerkes Teavün Cemiyetini kuran 100 üyenin arasında Çerkes, Abhaz, Asetin ve diğer Kafkasyalıların olduğunu, bu tartışmayı sürdürmek istemedigini, bir yarar getireceğine de inanmadığını, kurumlarımızın korunmasi gerektigini söyledi. Sayın Karadaş da, Sayın Candemir’in cevabına katıldığını belirtti. Ama Dr. Köpke, Çerkesler’in Adigeler olduklarını, Asetinlerin İrani bir dil konuşan halk olduğunu, Abhazlar ile Çerkesler’in iki ayrı, ama birbirine çok yakın akraba halklar olduklarını Hamburg’da da söylemişti.

Toplantının ilerleyen saatlerinde sayın Candemir, kendilerinin Avrupa Birliğine KAFFED adına Çerkeslerin isteklerini bildiren dokuz sayfalık bir metni ilettiklerini söyledi ve bu metnin önemli bölümlerini okudu. Metnin özeti şöyle:

- Çerkesler sürgün ve soykırıma uğradılar, bunun tanınması gerekir,

- Çerkeslere vatanlarına geri dönüş hakkı verilmelidir,

- Türkiye’deki Çerkeslere okullarda Çerkesce ve Abhazca olmak üzere eğitim verilmelidir. Ancak Türkiye’deki bircok üniversitenin yönetiminde bulunan bazı Türk Milliyetçileri yüzünden Çerkesce bölümleri açılamıyor,

- Çerkesce Radyo, TV, kitap ve gazete yayınlarına izin verilmelidir,

- Çerkeslere, Çerkesce soy isimleri iade edilmeli ve çocuklarına Çerkesce isim takabilme özgürlüğü verilmelidir,

- Çerkes yerleşimlerine de yeniden eski Çerkesce isimleri verilmelidir…

Bu istekleri Avrupa Birliğine önceki senelerde de ilettiklerini; ama Avrupa Birliğinin Türkiye’ye AB’ne kabul edilmesi için sunduğu şartlar arasında bugüne kadar bu isteklerimizin hiçbirini göremediklerini üzülerek belirtmek zorunda kaldığını söyledi. Metnin tamamını yakında kendi sayfalarında yayınlayacaklar.

Adigey Bjeduxqale ( Rusca: Krasnodar ) Adige Xase temsilcisi Asker Sokht, diyaspora Çerkeslerinin vatanlarına yeterli ilgiyi göstermediklerini söyledi. Örnek olarak Adigey’de üniversitede okumak Çerkes öğrencileri için 70 kişilik bir kota ayırdıklarını; ama bu kotayı bile dolduramadığımızı, halbuki talep olursa bu sayıyı 5000’e kadar çıkartabileceklerini ve RF’nun Türkiye’li Çerkes Üniversite öğrencileri için Rusya’nın tüm şehirlerinde bedava okuma hakkı tanıdığını anlattı.

2010 yılında çıkarılan Rusya Soydaşları Kanunu ile Çerkeslere bir nevi geri dönüş hakkı tanındığını; ama Çerkeslerin geri dönüşte isteksiz davrandıklarını belirtti. Bjeduxqale kentine Türkiye’den çalışmak için gelen 3000 kişiden sadece 1000’inin Çerkes olduğuna dikkat çekti; Adigey ve çevresine çalışmaya gelen Çerkeslerin yerleşmeye gelenlerden daha çok olduğunu belirtti. Asker Sokht, Rusya ile Türkiye arasında Türkiye’de nükleer enerji santrallarının yapımı konusunda anlaşmanın imzalandığını; Türkiye’den Rusya’ya bu konuda eğitim almak için 70 öğrencinin geldiğini ama bu öğrencilerin arasında bir tane bile Adigenin olmadığını söyledi ve eğitime, bilime, Adigey’e yatırım yapma konusuna daha çok önem verilmesi gerektiğinin altını çizdi.

KAFFED Başkan yardımcısı Yaşar Aslankaya ise Asker Sokht’un söylediklerinin çoğunun doğru olmadığını ve bilgi akışı konusuna daha çok önem verilmesi gerektiğini belirtti.

Kafkasya Forumu’ndan Sayın Sencer Busun (Shumaf), sunumunda Rusya Federasyonu’nda son yıllarda artan insan hakları ihlallerine ve Özerk Cumhuiyetler ile Bölgelerin haklarının kısıtlanıldığına dikkat çekti; buna karşı diasporada gösterilecek tepkilerin önemli olduğunu söyledi.

Toplantıya dinleyici olarak katılan Münih Çerkes Enstitüsü temsilcisi, soru ve cevap bölümünde, toplantıda Türkçe, İngilizce, Almanca gibi birçok dilde konuşulduğunu veya sunum yapıldığını; ama Admiral Daşdemir ve Asker Soht hariç hiç kimsenin kendisini Çerkesce ifade etmediğini veya edemediğini, Çerkeslerin bir halk olduğunu; dil sorununa acilen bir cözüm bulunması gerektiğini söyledi. Bu konuda suçlu biziz, çünkü dilimizi öğrenmiyoruz, ama bir ulusu ulus yapan dildir dedi.

Toplantıya katılanların hepsi, Hamburg Müze Müdürü Prof. Dr. Köpke hariç, Çerkes’di. Yani kendimizi kendimize anlattik. Umarım önümüzdeki senelerde bu tür toplantılar Avrupa Birliği’nin büyük salonlarında yapılır ve gazetecilerin, milletvekillerinin veya başka temsilcilerin de dikkatini çeker.

Hiç olmazsa Parlamento önünde Çerkes Sürgün ve Soykırımı, 2014 Soçi Olimpiyatları nedeniyle Çerkesya’da yapılan doğa tahribatı, Çerkesce eğitim hakkı, anavatanımız Cerkesya’ya geri dönüş hakkı gibi yaşamsal konulara dikkat çekilebilinirdi. Mesela Avustralya’nın Sydney kentinden Djamirze Alan, toplantıya geleneksel kiyafetlerimizle katıldı ve Parlamentoda dikkat çekmeyi başardı. En azından bunu yapabiliriz. Sanırım bu düşüncem toplantıya katılan herkes veya bir çoğu tarafından da paylaşılmakta. Bundan dolayı gelecek seneki etkinliğin daha verimli ve profosyenelce olacağına inanıyorum.

 Kendi adıma, KAFFED Başkanı Sayın Candemir’in Avrupa Parlamentosu’na Türkiye’deki Çerkeslerin isteklerini ve taleplerini iletmesini çok olumlu buldum. Bir de, bu seneki Çerkes Günü’ne aynı düşüncede olmayan kurumların ve grupların davet edilmeleri, bunların birbirleri ile görüşmeleri ve hatta akşam otelde toplantı yapabilmeleri sanırım en önemli kazanım oldu.

Evet, birbirleri ile görüştüler, konuştular ve birbirlerine “düşman” olmadıklarını gözlemleyebildim sevinerek. Herşeyin konuşmaktan geçtiğini, bir araya gelerek ayrıştığımız noktaları görüşebileceğimizi ve ortak bir noktada buluşabilecegimizi gördüm. Xabze’lerimize herkesin uymaya çalıştığına şahit oldum.

Hepimizin sonuçta, dünyanın neresinde yaşarsak yaşayalım Adige olduğumuzu düşünüyorum. Ve Çerkes Sürgün ve Soykırımının Rusya ve diğer dünya devletleri tarafindan tanınmasını, Çerkesya’nın yeniden inşa edilmesini, Çerkeslerin yeniden vatanımız Çerkesya’da yasamalarını istemeyen bir Çerkesin olabileceğine inanmıyorum ben şahsen.

Bu buluşmayı gerçekleştiren Euroxase’ye ve Avrupa Parlamentosuna kendi adıma teşekkür etmek istiyor, birlik ve beraberlik içerisinde verimli çalışmalar yapabileceğimize inaniyor, yakında tüm Çerkeslerin vatanımız Çerkesya’da birlikte yaşamaları dileği ile herkesi saygıyla selamlıyorum.

 




Bu yazıya yorum eklenmemiştir.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net