Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hatko Timaf
BERLİN'DEKİ 3 GÜNLÜK PROTESTO AÇLIK GREVİMİZ
09 Ocak 2013 Çarşamba Saat 18:58

Suriyede hala devam etmekte olan savaşta Çerkeslerde ölmektedirler, yaralanmaktadırlar, sakat kalmaktadırlar, evlerini, mal ve mülklerini kaybetmektedirler, Aileler parçalanmaktadır ve sanırım ülkede yaşayan Çerkeslerin arasında Akrabası (Wuneqoshu) veya dostu bulunmayan Çerkes yoktur dünyada. Suriyede yaşanan trajediyi ve ülkedeki Çerkeslerin vatanları olan Çerkesyaya geri dönüş isteklerini ve Rusyanın bu isteğe hiçte insancıl olmayan tutumunu Kamuoyuna duyurmak istedik Çerkesya Yurtseverleri olarak.

Bu amacımız için 17.12.2012 tarihinde Eylem kararı aldık.

Düşüncemize göre bu seferki Eylem şekli değişik olacaktı, olmalıydı, Kamuoyunda Çerkeslerin Suriyedeki kötü durumlarına dikkat çekebilmek için. Bundan dolayı üç günlük Protesto Açlık grevinde karar kıldık.

Eylem Tarihi olarak ise 24.12.-26.12.2012 günlerini seçtik. Bu günleri seçmemizin önemli nedenleri vardı, mesela Almanyada Noel Bayramı kutlanmaktaydı ve resmi olarak okullar ve birçok işyeri tatildeydi veya işyerlerinden tatil almak daha kolaydır bu dönemde. Kendim öğrenci olduğum için bu zaman içerisinde bende tatildeydim ve onun için bu tarihi teklif ettim Yurtseverlere ve Büyüklerime ve sağ olsunlar kabul ettiler.

Eylem yeri olarak ise Berlinde bulunan ‘Rus Bilim ve Kültür Evi’ni uygun gördük. Kendim Berlinde yaşamaktayım ve şehri az çok tanırım ve bana göre eylemimizi burda ve yukarıda belirttiğim binanın önünde düzenlememizin birçok avantajları vardı. Bunlardan bizim için en önemlisi kendi görüşüme göre, Rusya Büyükelçiliğinin burda bulunması (Rusya Federasyonunun yurtdışındakı en büyük Büyükelçilik binası, ikinci Dünya savaşından sonra Stalin tarafından yaptırılmıştır) yani Almanyadaki Çerkeslerin birinci muhatabı olan ülkenin Elçiliği bu kentdedir. Diğer önemli nedenler ise Berlinin Avrupanın ve Dünyanın en önemli şehirlerinden birisi olması, siyasi, ekonomik, tarihi ve kültürel bakımdan kent bir Dünya şehridir ve gittikçe dahada büyümektedir. Birde Berlinde tüm partilerin temsilcilikleri, her türlü siyasi grup, insan hakları grupları, doğayı koruma grupları ve çeşitli vakıflar vs vs mevcuttur ve davamız için önemli ilişkiler kurabiliriz kendileri ile.

Eylemin gerçekleştirileceği ‘Rus Bilim ve Kültür evi’ ni teklif etmemin nedenleri ise ilk önce binanın bulunduğu caddenin çok işlek ve meşhur olması hem Almanyada hemde Yurtdışında, (Caddenin ismi Friedrichstrasse) Noel bayramına rağmen yinede epeyce bir yaya ve araç trafiğinin olması ve birde binanın Rusya Büyükelçiliğine ait olmasıdır. Yani bir taş ile iki kuş vurmuş olacaktık! Hem Rusyayı Suriye savaşındaki ve ülkedeki Çerkeslerin vatanlarına geri dönüş talepleri karşısında sergilediği ve hiçte insancıl olmayan tutumundan dolayı protesto edecektik hemde konumuzu ve taleplerimizi birçok insana iletebilme fırsatımız olacaktı.

Durduğumuz yer binanın tam altındaydı (Sütunlar var ve bunların üstünde bir nevi çatı) veya karşısısındaydı (mesafe sadece 3 metredir tahminen) ve yayalar ve araçlar binanın önünden geçmektedirler veya geçmelilydiler. Yani bizi ve eylemimizin amacını görmemeleri ve öğrenmemeleri imkansız gibi bir şeydi! Aynısı binanın içinde çalışmakta olan görevliler içinde geçerliydi! Rusya Büyükelçilik binası ise eylem yerine sadece 500 metre uzaklıktadır.

                                                                                     Eylem günü öncesi

Eylem için Berline araba ile gelen Goneşko Saim ve Hatko Schamis ile pazar akşamı (23.12.12) saat 20:40 civarlarında benim evin önünde buluştuk. Uzun bir yolculuktan gelmişlerdi ve selamlaştıktan ve kısa bir sohbetten sonra hemen bir restoranın yolunu tuttuk. Berlinin Neukölln semtinde bulunan bir Türk restoranında hem yemeklerimizi yiyiyor, çaylarımızı içiyor hemde yarınki eylem hakkında ve gelecekte daha neler yapabileceğimizi konuşurken, bir yandanda sohbet edip hasret gideriyorduk. Almanyada yurtseverler olarak hem sayı olarak çok değiliz 

( ama sayımız artmaktadır...) hemde her birimiz değişik şehirlerde yaşıyor ve bundan dolayı malesef sık sık görüşmemiz mümkün olamıyor.

Bu seferki Yurtsever buluşmamızda Goneşko Saim ağabey ile tanışma fırsatım oldu. Hemen kaynaştık, Çerkeslerin birbirleri ile tanıştıkları zaman sanki birbirlerini ömür boyu tanıyorlarmış gibi bir hava vardı yine! Ben kendi adıma kendisi ile çok iyi ve samimi bir şekilde dostane ilişkiler kurabileceğimi hemen fark ettim ve ayrıca davamız içinde yararlı çalışmalara imza atabileceğimize. Hatko Schamis ile 3 yıldan beri tanışmaktayım ve kendisi ilede çok iyi ve dostane bir dostluğumuz vardır. Bu tür görüşmeler çok faydalı oluyor çünkü birçoğumuz birbirimiz ile sadece sanal ortamdan tanışıyoruz ama bir insanı daha iyi tanıyabilmek için karşılıklı görüşmeler çok önemli bence.

Restorandan ayrıldık ve yine benim evin yolunu tuttuk ve arabadaki eşyaları benim eve çıkarttık. Eşyaların içinde yorganlar, yastıklar ve çarşaflarda vardı! Bekarlığın ne demek olduğunu kendileride yaşamışlardı veya yaşamaktaydılar ve sağ olsunlar tedbirli ve tam teçhizat gelmişlerdi! Saim ağabey ve Schamisin geldikleri arabada yine tam teçhizattı ve bir eylem için ne lazımsa mevcuttu! Pankartlar, kumaşlar, kalemler, bantlar, ipler, Bayraklarımız, çubuklar vs vs. Sanki her zaman ve her yerde anında bir eylemde bulunabilecek ve ne zaman ve nerede ortaya çıkabileceği belli olmayan bir arabaydı bu araba... Sanırım gelecek senelerde Avrupadaki birçok Rus Elçiliğinin korkulu rüyası haline gelecek bu araba...

Eşyaları eve yerleştirdik ve sohbetimize devam ettik. Kendim Schamis ile Saim ağabeyi misafir etmekten dolayı çok mutluydum hemde işin içinde böyle önemli bir konu varkende. Çerkes misafirlerin yeri başka oluyor ve kendilerini Çerkesliğin verdiği sıcaklıktan ve yakınlıktan dolayı hemen kendi evlerinde hissedebiliyorlar sonuçtada öyledir zaten veya olmalıdır. Schamis ve Saim ağabey birbirlerini çocukluklarından beri Reyhanlıdan tanımaktalar ve geçmişte yaşadıkları komik ama acıda olan olayları anlattılar ve üzüldüğümüz anların yanında birçok kez bol bol güldüğümüz anlarda oldu ve bu güzel sohbetlerimiz diğer günlerdede devam etti.

Tabiki sohbetlerimizin yanında yarınki eylemizide görüştük ve mesela Pankartlara hangi sloganları yazabilirız diye birbirimiz ile görüş alışverişinde bulunduk ve eylemin Kamuoyunda acaba nasıl bir etki yaratacağını düşündük. Aynı zamandada Çerkeslerin geleceğini konuşuyorduk ve herşeyin halkımız için hayırlı olmasını umut ediyorduk ama bunun kendiliğinden olmayacağının farkındaydık tabiiki ve Çerkesyanın derin ve uzun bir uykudan yeniden kalkıp canlanması için neler yapabileceğimize kafa yoruyorduk, birçok Çerkesin bir araya geldiği zaman yaptığı gibi ama biz sadece konuşmak değil, pratiktede birşeyler yapmak istiyorduk.

Kendim ise Schamise ve Saim ağabeye Reyhanlıda sadece 800 gibi az nüfuslarına rağmen hem kültürel hemde siyasi olarak bu kadar canlı ve aktif olan, çevresindeki yüzbinlerce Çerkes olmayan Nüfüsa rağmen hala dimdik bir şekilde Adige olarak ayakta kalabilmeyi başarabilmiş Reyhanlı Çerkeslerine olan hayranlığımı gizleyemedim açıkçası! Benim ailem aslen Samsunlu ve birçok Çerkesin bildiği gibi koskoca Diyasporadaki en çok Çerkes köyünün (en az 120 köy) var olduğu bölgedir ama Reyhanlı Çerkeslerinden çok daha sessizler, en azından siyasi bakımdan. Bu durum ama sadece Samsunlu Çerkes Hemşerilerim için geçerli değil aynı düşündürücü ve üzgün durum Almanyadan takip edebildiğim kadarı ile Çerkeslerin çok yoğun olarak yaşadıkları Balıkesir, Adapazarı, Düzce, Tokat, Sivas ve Kayseri illeri içinde geçerlidir. Umarım buradaki kardeşlerimiz yeniden kimliklerine geri dönebilirler ve Çerkes Halkının sorunlarına daha duyarlı olup aktiv ve canlı bir şekilde çalışmalar çıkarttıp çözümler üretebilirler, Henüz hala geç sayılmış sayılmaz. 

                                                                                                   Açlık Grevimiz başlıyor

Pazar akşamının Pazartesi sabahına bağlandığı anda yemek yemeyı ve su içmeyi kestik ve şimdi Çerkesya Yurtseverleri olarak 3 günlük Açlık Grevindeydik Suriyedeki Soydaşlarımız için. Bu benim ilk açlık grevimimdi ve hayatım boyunca hiç bir zaman 3 gün yemek yemediğim olmamıştır ve bundan dolayıda biraz heyecanlıydım tabiiki çünkü bünyemin ve vücudumun ne gibi reaksiyon vereceğini bilmiyordum ama birçok insanın 60 gün veya daha uzun bir süre Açlık Grevinden geçtiğinide biliyordum. Açlık grevine katılmamın nedeni ise hiç olmazsa Suriyedeki Çerkes kardeşlerimizin ve bacılarımızın neler yaşadıklarını birazda olsa yaşamak ve anlamak içindi çünkü kendileride yer yer ve zaman zaman açlık çekmekteydiler ve bir nebzi kendilerinin yanında olmak istedim böylece. Aynı zamandada bu eylem şekli ile sesimize daha çok kulak verileceğini umut ediyordum.

Pankartlarımıza sloganlarımızı yazdıktan sonra bir kaç saatliğine uzandık ve Pazartesi sabahı kalkıp sabah hazırlıklarımızı bittirditen sonra Eylem için hazır vaziyete geçtik ve Eylemimizi yapacağımız yere dogru yola koyulduk arabamız ile. İlk önce sipariş verdiğimiz ve Çerkesya Yurtseverleri yazan Alın bantlarımızı almak için bantları yapan dükkana doğru yola koyulduk. Bantlarda ise Çerkesya Yurtseverleri yerine Çerkesya Yurtsevenleri yazılıydı! Biz bantları bu 

şekilde kullanamayacağımızı belirttik kendilerine ve kendileride yazıyı bir kaç saat içinde değiştitebileceklerini ve aynı gün yine teslim alabileceğimizi söylediler bize. Bizde bunun üzerine anlaşarak Alın Bantları olmadan Eylem yerine yola koyulduk.

                                                                                Eylem yerine varışımız ve ilk gün

Hava biraz güneşliydi ve kış olmasına rağmen hava derecesı gelecek 3 gün içinde 9 ila 11 derece arasında değişmekteydi ve ara sıra yağmur yağmaktaydı. Eylem saat 12de başlayacaktı biz ise Alman disiplinine uygun olarak 15 dakika önce ulaştık ‘Rus Bilim ve Kültür evi’ nin önüne ve beklemek istemediğimizden dolayı pankartlarımızı ve Çerkesya bayraklarımızı alıp binanın altında durmaya başladık ve böylece Prrotestomuz başlamış oldu. Eylemimize başladıktan kısa bir süre sonra ise binadan kısa boylu ve biraz kilolu olan bir Alman görevli çıktı ve bize şaşkın bir şekilde ne yaptığımızı sordu Biz ise kendisine Eylemde olduğumuzu ve kendilerinin bundan haberdar olmaları gerektiğini söyledik çünkü Polis tarafından bunun için izin verilmişti bize. Polisin her han geleceğini ve tüm detayları kendileri ile görüşmesini rica ettik. Görevli bunun üzerine yine binaya girdi. Kısa bir süre sonra ise aynı görevli bir başka görevli ile yine dışarı çıktı, bu seferki görevli sanırım güvenlik görevlisiydi ve Rustu.

Kendiside bize niye binanın altında veya önünde durduğumuzu sorduktan sonra kendisinede aynı cevabı verdik ve yine Polise vurgu yaptık. Yine içeri girdiler ve bu sefer Rus görevli kısa bir süre sonra yine dışarı çıktı ve bizlerin ve pankartlarımızın Fotoğraflarını çekti, bizde kendisine bu sırada Eylemimizin konusunu anlattık ama pek oralı olmuyordu ama sakindi. Fotoğraflarını çektikten sonra yine içeri girdi. Atmosfer hiçbir zaman agresif değildi ve bunu rahatlıkla diğer günler iöinde söyleyebilirim. Bina görevlileri sadece binalarının önünde cereyan eden olaydan dolayı şaşkınlardı ve ne yapacaklarını bilmiyorlar gibi bir izlenim bıraktılar bizde. Sanırım kendilerini hazırlıksız yakalamıştık ve bu tür bir eylem ile ilk defa karşı karşıyadılar.

Berlin Polisi saat 12den kısa bir süre sonra olay yerine ulaştı ve bizimle etkinlik ile ilgili kısa bir değerlendirme yaptı ve bu sırada yine binadan görevliler çıktı ama bu sefer yanlarında yine başka birisi daha vardı sanırım binanın Müdürüydü kendisi. Polis yanlarına gidip kendileri ile bir kaç dakikalığına görüştükren sonra tekrar bize döndü ve bina görevlileri ile neler konuştuğunu anlattı. Görevlilerin eylemin izinli olmasına rağmen buna karşı çıktıklarını ama kendisinin buna haklarının olmadığını ve eylemin izini olduğunu ve Almanyada ifade özgürlüğünün olduğunu ve buna alışmaları gerektiğini söylediğini belirtti bize! Bu cevap bizim çok hoşumuza gitmişti gerçekten, motive edici olmuştu ve kendisine bundan dolayı teşekkür ettik. Görevlilerin neden eylemden haberdar olmadıklarına anlam veremediğimi söyledim Polise, kendisi ise kendilerinin etkinliği resmi olarak Rusya Büyükelçiliğine belirttiklerini ama muhtemelen Elçilik çalışanlarının bu bilgileri Rus Bilim ve Kültür evine bildirmeyi unutmuş olabileceklerini söyledi. Olayın tek bir püf nokası vardı oda pankartlarımızı binanın sütunlarına dayamamızı rica etti Polis bizden çünkü bina görevlileri bunu istemiyorlardı. Bizde bunun sorun olmadığını söyledik kendisine ve pankarltarımızı ellerimize aldık veya ayaklarımızın önüne dayadık ama yarım saat sonra pankarları yine sütunlara dayadık ve Polistende bir itiraz veya şikayet görmedik. Formaliteler ve anlaşmazlıklar çözüldükten sonra herkes kendi yerini aldı. Bina görevlileri yine içeriye girdiler, binanın altında Çerkesya Yurtseverleri olarak biz duruyorduk, caddenin diğer tarafında ise binayı ve bizi olası olumsuzlulara karşı korumakla görevli olan Berlin Polisi duruyordu bir Minibüs ve 2 Polis ile.

Rus Bilim ve Kültür evi çalışanlarından zaman zaman yanımıza gelipde amacımızı öğrenmek isteyenler oluyordu ve bızde kendilerine bilgi veriyorduk eylemin içeriği hakkında. Bizler ise Rusyaya ve Rus Halkına karşı eylemde olmadığımızı sadece Rusya Federasyonunun Suriyedeki Çerkesleri vatanları olan Çerlesyaya geri getirmesini istediğimizi çünkü bunun kendileri için tarihi bir sorumluluk olduğunu ve Suriyede yaşayan Çerkeslerin Çarlık Rusyası tarafından 19. yüzyılda Sürgün edilen ve Soykırıma uğrayanların torunları olduklarını belirttik kendilerine. Kotaların kaldırılmasını ve Çerkeslerin koşulsuz bir şekilde vatanlarına geri dönmelerine engel çıkartmamalarını talep ettiğimizi söyledik. Rusyanın Suriyedeki kanlı savaşıda durdurabileceğini ama bunuda yapmadığını ve tüm bu gelişmelerden dolayıda kendilerini kınadığımızı bildirdik. Kendileri sadece dinlemek ile yetiniyorlardı ve bir iki bayan dağıtmak için bastırdığımız bildirilerden birer tane alıp yine uzaklaştılar.

Bizleri görüpde önümüzde duran ve pankartlarımızı inceleyen ve eylem hakkında bilgi isteyen birçok kişi vardı. İnsanlar meraklıydılar ve pankartlarımızda ‘Açlık Grevindeyiz’ yazılarını okuyanlarda bizim ciddiyetimizi saygıyla anıp başarılar diliyorlardı amacımıza ulaşmamız için.

Pankartlarımız ingilizce, almanca ve türkçeydi ve Almanların ve yabancı turistlerinde eylemimiz hakkında bilgi sahibi olmalarını sağlamaktaydı. Türkçe afişleri ise daha çok Türkiye Diyasporası için hazırlamıştık, yayınlanacak haberlerde okunulması için. Her kesimden ve Milletten destek görmemiz gerçekten çok sevindirici ve motive ediciydi. İngilizler, Afrika kölkenli insanlar, Almanlar, Türkler, hatta Ruslardan bile Rus insanına düşman olmadığımızı gördükten ve amacımızı öğrendikten sonra bizimle sıcak sohbetlerde bulunanlar ve destek veripde başarılar dileyenler vardı. Veya Venezueladan gelen bir turist Çerkesleri ülkesinde tanıtmaya çalışacağını söyledi ve bir İngiliz gencide Çerkesleri zaten tanıyordu ve bize bizim geçmişteki kötü kaderimizden yani Sürgün ve Soykırımdan söz edince şaşkınlığımızı gizleyemedik açıkça. Belki son senelerde yükselen Çerkes siyaseti ilk meyvelerini vermeye başlamıştı...

İlk eylem gününün bitmesine kısa bir süre kala binaya girmek üzere olan orta yaşlarda ve bakımlı bir bayan geldi yanımıza ve sempatik bir şekilde ne yaptığımızı sordu bıze. Görünüşü ve hal ve tavırları ile sanırım binada söz sahibi kişilerden birisiydi kendisi. Bize sorduğu soruyuda ilk defa duymuyorduk bugün! Kendisinide aydınlattıktan sonra bize binanın altında durmamızın yasak olduğunu söyledi ve bizde kendisinede eylemimizin izinli olduğunu söyledikten sonra bunu Polis ile görüşeceğini söyleyerek yanımızdan ayrıldı. Yaklaşık 10 dakika sonra ise yanımıza daha öncedende tanıştığımız Polis geldi ve malesef binanın altında duramayacagımızı çünkü Rus Bilim ve Kültür evinin çalışanlarının kendilerini telefon ile arayıp binanın Rusya Büyükelçiliğine ait olduğunu ve bundan dolayı altında durmamızın yasak olduğunu açıkladıklarını söyledi. Bizden bundan dolayı binanın altında değilde karşısında (binaya sadece 3 metre uzaklıkta) durmamızı rica etti ve bizde buna tabiiki uyacağımızı ama bugün için zaten eylemimizin sona erdiğini söyleyip kendisi ile vedalaştıkatan sonra arabamıza doğru yürüdük. Söylemem gerekir ki Polis bize karşı daima çok saygılı ve yardımsever davrandı. Bu yeni oluşumdan sonra ise yayalar bizim ile binanın ortasından geçmekteydiler.

İlk günümüz böyle geçti. İşin en komik tarafı eylemimizin ilk gününü aslında Rusyada gerçekleştirmemiz oldu! Nedeni ise, Büyükelçilikler aslında temsil edilen ülkelerin malı, mülkü ve toprağı sayılmaktadırlar yani bizim eylemimizi yaptığımız bina Rus toprağı sayılmaktadır! Bu olaya epey gülmüştük.

Eylemden sonra daha çok dikkat çekmek için yaptırdığımız ve düzeltilmiş haldeki Alın Bantlarını teslim aldık ve bunları diğer iki günde hem Alın Bandı olarak hemde kolluk olarak kullandık ve dikkat çekmeyi başardık.

                                                                                                     Kamuoyuna açıklamamız

Eve geldiğimizde ise günün durum değerlendirmesini yaptık, Schamis eylemin haberini hazırladı ve Saim ağabeyde gün boyunca çektiği Fotoğrafları düzenledikten sonra aralarından en iyilerini seçip haber yazımıza ekleyip Kamuoyuna Suriyedeki Çerkes kardeşlerimiz için 3 günlük Protesto Açlık Grevine başladığımızı ilan ettik. Diğer Yurtseverlerden hemen çok büyük bir destek gördük ve manevi olarak bizler için çok büyük bir motivazyon oldular gelecek 3 gün içinde... Akşam ise 0,25 Litrelik Bardaklar ile kaynar su ve şeker karışımı bir içecek olan ve Kant diye adlandırılan içeceklerimizi içtik. 

Diğerki günlerdede günlük bir veya iki bardak Kant içiyorduk. Evdeki geceler uzun geçiyordu kendi aramızdaki sohbetler ile veya Facebookta arkadaşlarımız ile görüşüyorduk veya gündemi takip ediyorduk.

                                                                                                                Diğer günler

Eylemimizin ikinci gününde ise ‘Rus Bilim ve Kültür evi’ nin yine önüne geldiğimizde kendisini dünde gördüğümüz ve binanın Müdürü tahmin ettiğimiz şahıs dışarıda bekleyip sigarasını içiyordu ama sanki bizim yeniden eylem için gelip gelmeyeceğimizi öğrenemk için bekliyormuş gibi bir izlenim bıraktı bende. Bizi gördükten sonrada sigarasını söndürüp ‘yine geldiler’ dercesine bir yüz ifadesi ile binaya geri girdi ve bizde yine yerimizi alıp pankartlarımızı açtık ve Çerkes Bayraklarını dalgalandırmaya başladık. İlk eylem günü bir nevi ‘ısınmaydı’ ve diğer iki günde Suriyeli Çerkesleri ve vatanları Çerkesyaya geri dönüş isteklerini konu alan bildirilerimizi dağıtmaya başladık ve böylece daha çok insana ulaşmayı başardık. Sevinerek söyleyebilrim ki 3 günün her biride bizler için çok başarılı geçti ve bir çok insanı Çerkesler hakkında bilgi sahibi yapmayı başardık. ‘Rus Bilim ve Kültür evi’ çalışanlarının eylemden ve binalarının altında veya önünde durmamızdan epeyce rahatsız olduklarını gördük ve hissettik çünkü bina kendilerine göre aslında şanlı ve muhteşem Rus bilimini ve kültürünü temsil etmeliydi ve bizler kendilerini bundan dolayı rahatsız etmekteydik ve Rusyanın sahip olmak istediği imaja zarar veriyorduk.

Yinede hiçbir zaman kendileri ile bir tatsızlık yaşamadık.

                                                                                        Son günde güzel bir süpriz ve anı

Eylemin son gününde ise büyük bir süpriz yaşadık ve Çerkesyadan (Kabardeyden) Berline gezi için gelmiş bir Çerkes turist kafilesi ile tanıştık. Aralarında 4 yetişkin ve 4 çocuk vardı. Karşı caddede yürürken bizleri Çerkes Bayrakları ve Kalpak ve Şharkhon ile giyinmiş bir vaziyette görmüş ve hemen yanımıza gelmişlerdi. Çerkesmiyiz diye sordular ve bizde evet deyince çok sıcak ve samimi bir sohbet başladı aramızda. Niye eylem yaptığımızı öğrendikten sonra Çerkeslerin işinin zor olduğunu belirttiler ve bizlere bol başarılar dilediler. Kendileri ile hatıra fotoğrafı çekildikten sonra vedalaştık. Eylemimiz artık bitmişti ve Polise bunu haber verdikten ve kendilerine iyi Noeller diledikten sonra herşeyin başladığı restorana doğru yola koyulduk tekrar ve Mercimek çorbalarımızı içerek 3 günlük Protesto Açlık Grevimizi sonlandırdık.

Bize bu 3 gün içinde desteğini hiç bir zaman olsun esirgemeyen ve hatta bizimle birlikte Açlık Grevine girmeyi teklif eden, bizi arayıpda hal ve hatırımızı ve birşeye ihtiyacımız varmıdır diye soran ve böylece olağanüstü manevi destekte bulunan tüm Çerkesya Yurtseverlerine, Yoldaşlara ve dostlara , Çerkes olmayıpda bize yinede destekte bulunan tüm insanlara, kendisi belirli nedenlerden dolayı Açlık Grevine katılamayan ama hiç bir zaman ne önümüzde yemek yiyen nede su içen ve takip edebildiğim kadarı ilede bu zaman içerisinde çok az yemek yiyen ve tüm Fotoğraflarımızı çeken Goneşko Saim ağabeye en sıcak ve samimi şekilde teşekkür etmek istiyorum! Var olun Sağ olun!




Bu yazıya yorum eklenmemiştir.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net