Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Peserey Hamit Esen
OŞHAMAFE
24 Şubat 2013 Pazar Saat 21:55

Ипш1эрэ соплъэ мыгъори элбрус солъагъуэрэ...

'Oşhamafe isimli bir Woredin giriş mısrası. ‘’Yukarıya baktığımda ahh Elbruzu görüyorum…’’

149 yıllık diaspora hayatımızda belkide diasporik olmanın getirdiği bir psikolojiyle yukarıya bakmadık, bakamadık hiç. Başımız hep aşağıdaydı. Utançtan olduğunu düşünmüyorum. Utanılacak günler yaşamış olsak da bu utancı gerçekleştiren değil ama çekenlerdik.

Başımız hep aşağıda olduğundan dolayı sanırım gördüğümüz toprakları hep bizim belledik, sahiplendik. Her ne kadar aklımızın ve hayalimizin bir köşesinde kalsa da vatan hasreti, gözlerimizin gördüğü toprağın sevgisi çoğu zaman hayalimizde ki vatandan baskın çıktı.

Aşure tatlısı (ya da biz Çerkeslerin yaptığı Aşure çorbası) gibi 40 türlü malzeme misali 40 çeşit milletin yaşadığı bu topraklarda 41 inci malzeme olduk.

Bu diğer 40 malzemenin gözünde bazen yadırgandı bazen yadırganmadı. Kiminin ağız tadına kah uydu kah uymadı. Aşureyi yapan ‘’oldu’’ dedi, yiyen yedi, yemeyen yemese de ‘’bu Aşure değil’’ diyemedi.

Ne tam anlamıyla bu topraklara ait olabildik nede bu topraklara yabancı. Ama hep bu topraklara baktık, başımız eğik hep bu toprakları gördük.

Hep bu toprakların dertleriyle dertlendik sevinçleriyle güldük.

Bir gün olsun başımızı kaldırsaydık eğer belki daha farklı olurdu bugünlerde halimiz.

Başımızı kaldırdığımızda göremeseydik Elbruz’u, eğdiğimizde gördüğümüz toprakların aslında bizim olmadığını, o topraklarda yaşamanın gerekliliklerini yerine getirmek gerektiğiyle birlikte aslında yaşamamız geren yerin neresi olduğunu daha çok hatırlatacaktık belki…

Artık yavaş yavaş yukarıya bakmaya çalışsak da yıllarca başımızı eğdiğimiz için gözlerimiz gökyüzünün aydınlığıyla kamaşıyor. Net göremiyoruz hala, Elbruz’un yokluğunu tam olarak idrak edemiyoruz. Daha çok bakmalıyız artık yukarıya, gözlerimiz yaşarsa da o ışıktan bakmalıyız yine de…

Ta ki Elbruz’un yokluğunu olması gerektiği gibi idrak edinceye dek.

Elbruz’un yokluğunun sızısını kalbimizin en derin yerlerinde hissedinceye dek.

Belki o zaman başımızı eğdiğimizde gördüğümüz toprakların aslında bize at olmadıklarını, daha doğrusu bizim bu topraklara ait olmadığımızı daha iyi anlarız.



YAZARIN DiGER YAZILARI

26.04.2012 - Suları Terse Akıtmak


necmettin karaerkek

Değerli Hemşehrim.Yazınızı şimdi okuyabildim.Ethem Bey Viyana'da,hastanede yatarken,Atatürk ona 5000 altın göndermiş.Kabul etmemiş "Çerkes "Etem.Af çıkmış, gene dönmemiş kurtardığı Türkiye'ye.Dünyada bu olayın bir örneği daha olduğunu sanmıyorum.Deli Çerkesler 'den başka.Kurtuluş savaşı'nın kısa bir özetini yapalım : Savaşın Anayasası "Amasya Tamimi "ni imzalayan Atatürk dışındakilerin hepsi Çerkes'di. Heyet Erzurum'a giderken, Amasya'dan,Atatürk; otomobiliyle değil,çerkes muhafızların korumasında,bizim ailenin yaylı arabasıyla geçti Çamlıbel'i.İngilizin gaza getirdiği bir kürt ağasının basacağı söylenen Sıvas kongresi,Çerkes Emir Marşan Paşa'nın korumasıyla yapılabildi.İç isyanlar bastırılmasa idi,Kurtuluş savaşı olamazdı.Ethem Bey tüm isyanları bastırdı.Adına marş bestelendi :

17 Nisan 2013 Çarşamba Saat 19:49

Şapsığ Yılmaz (hoca)

Hamit kardeş başını eğersen olacakları ne iyi yazmışsın...
Vopsawu

26 Şubat 2013 Salı Saat 20:26

JANSET

kısa ve öz olmuş.

başımızı eğdiğimizde gördüğümüz toprakları kendimiz sanmaktan vazgeçmeliyiz. haklısınız.

25 Şubat 2013 Pazartesi Saat 22:35
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net