Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
ÇERKESYA- BAŞKIRTYA- MACARİSTAN ÜÇGENİNDE GENETİK BAĞLAR VE ADIĞELER’İN ETNİK KÖKLERİNDE İSKİTLER Mİ VAR?
08 Haziran 2014 Pazar Saat 00:03

YAZARLAR:  Muratov B.A., Nochevnoy M.Y.

ÇEVİREN: Huşt Kudret Akgün


Jassic alt dalı olan G2a3b1a1b1 ve Laba-Kuban kolu

FTDNA, halen G2a3b1a1b1 altında az sayıda haplotip belirlemiştir.  Isogg.org sitesindeki verilere göre sözkonusu alt dalın ağaç şeklindeki G2a haplogrubu tablosu içindeki yerini ve ilişkili SNP'ler olan L1264, L1265 ve L1268'leri görebiliriz.

Sözkonusu alt dal daha çok Adige (Çerkes) nüfusunda bulunsa da, Rus, Başkır, Oset, Karaçay-Balkar ve Çeçenler'de de bulunur. Çerkes araştırmacı R.A.Shalyaho'nun çalışmalarına göre G2a3b alt dalının %17'si Balkar iken, diğer araştırmalar G2a3b alt dalının %7,2'sini Karaçay (SNP U1+), %10,3'ünü de Balkar (SNP U1+ olanlar %6,6) olduğunu ileri sürer.

G2a3b1a1b1 alt dalının bileşenleri çeşitli halklardan oluşması nedeniyle, özellikle Adige, Rus ve Başkır halkları, bu alt dalın step kabileleri ile ilişkili olması çıkarımlanabilir.

Kafkas halklarında haplogrup dağılımı

G2a3b1a1b1 alt dalının 12 markörlü haplotipi aşağıdaki özellikleri taşır ve Ural'ın doğu bölgelerine yerleşmiş olan Proto-Kassoges-Jassic kabileleriyle ilişkilidir.

Dys 393 - 14(13), Dys 390 - 23, Dys 19 - 15, Dys 19b - 10, Dys 391 - 13, Dys 385a - 14
Dys 385b - 11, Dys 426 - 12, Dys 388 - 11, Dys 439 - 12, Dys 389i - 11, Dys 392 - 29, Dys 389ii - 31

Başkır halkında bulunma nedeni Sarmatya Dönemi incelenerek veya 13. Yüzyılda bir kısım Jassic ve Hun-Kıpçaklar'ın yalnız Macaristan'a göç etmemiş aynı zamanda Ural bölgesindeki Başkır kabilelerine katılmış olduğu hipotezi ile, ki daha olası bir hipotezdir, açıklanabilir. Bazı ortaçağ yazarları Ural bölgesinde Han Cuçi ve Batu tarafından mağlup edildikten sonra Kıpçaklar'ın göç ettiğinden bahseder. Abul El Gazi, "Hayatta kalan bu [Kıpçaklar] İştekler'e [Başkırt] katıldılar" diye yazar. İştek veya Başkırtlar'a katılan bu Kıpçaklar arasında müttefikleri -Jassic'ler- de olabilir.

Bugün M.Y.Nochevnoy, FTDNA'de 17 haplotipi olan G2a+L1264 alt dalını 2 büyük kol ve birkaç Kol-olmayana ayırır.  M.Y.Nochevnoy'un çalışmalarına göre ilk kol şu haplotipleri kapsar: 265918 Remezkov, 124854 Semenov, 196480 Muratov, 193256 Sonmez, 246812 Khasanov, N97848 Elgin, 243083 Akoev, 276877 Batsazov, 274391 Surikov, 276901 Khokhoev, 172686 Ruslan. Aralarında ata ilişkisi günümüze en yakın olan 265918 Remezkov, genetik ağaçta biraz ileride Semenov en uzakta ise Akoev bulunmaktadır.

M.Y.Nochevnoy'un çalışmalarına göre G2a3b1a1b1 alt dalının ikinci büyük kolu şu haplotiplerle ilişkilidir: 117713 Eldek, 274914 Qasau-Qipsaq (Kıpçak) Başkır, 249572 Kudoyarov, 222806 Zhuk, 163132 Akgun (Şapsuğ). Aralarında ata ilişkisi günümüze en yakın olan Eldek, sonra Zhuk en uzakta ise Akgun bulunmaktadır. M.Y.Nochevnoy'un araştırmasına göre Kol-olmayanlar şunlardır: 235493 Turlov gar Melordoy, 193256 Sonmez, 246812 Khasanov, 222813 Nochevnoy.

Karaçay

B.A.Muratov'un sınıflandırması biraz değişiktir. G2a3b1a1b1 alt dalının iki kola ayrıldığını düşünmektedir: Laba-Kuban ve Jassic.

Aşağıdaki harita 67 markörlü haplotiplerin 2 ayrı kola dağılımını gösterir, 222813 Nochevnoy ve 246812 Khasanov bunlardan bir miktar uzakta kalmaktadır.

12 markördeki G2a+L1264 haplotipi ise değişik kollara ayrılmaktadır.

G2a3b'ün Laba-Kuban ve Jassic alt kolları (12 marköre göre)

Laba-Kuban alt kolu Adige, Rus, Çeçen, Karaçay ve Başkırt halklarını içerirken Jassic alt kolu daha çok Oset, Başkırt bazen de Adige ve Rus halklarını içerir. İlginç olan iki alt kolun da Adige ve Başkırt içermesine rağmen Osetlerin sadece Jassic alt kolunda görünmesidir.

G2a3b'ün Laba-Kuban ve Jassic alt kolları (67 marköre göre)

Tüm alt kol isimleri bilinçli olarak seçilmiştir. Laba-Kuban alt kolu çoğunlukla Adige ve Rus halklarının bulunmasından ismini almıştır. Araştırmalar Adige halkının Kassog kabilelerinden oluştuğunu belirtmekte ve bunun kanıtı "Kassog" sözcüğünün etimolojik kökeninde bulmaktadır ki bu sözcük aynı zamanda Adige-Kabardeyler'in diğer adıdır.

Laba-Kuban alt kolunun eski Rusya'daki kökeni Cesur Mstislav (11.yy) döneminle ilişkilendirilir. 1023 yılında Cesur Mstislav ve bağlı toplulukları -Kassoglar ve Hazarlar- kiev üzerine saldırdılar. Bu Kassogların torunları ilerde Cossack gruplarını oluşturdu.

Kassog kralı Rededya ile Rus prensi Cesur Mstislav'ın güreşi

Adige ve Rusların kökenleri  arasında Kasoglar'ı bulmak, eldeki tarih belgelerine göre, kolay olsa da Çeçen, Karaçay ve Başkırtlar'ın kökeninde bulunmasını açıklamak kolay değildir. B.A.Muratov, Kassoglar'ın Alan, Jassic ve Kıpçaklarla yakın ilişkileri olduğu Deşt-i Kıpçak döneminin (11-13.yy) Başkırt ve Karaçay kökenlerinde bulunmasını açıkladığına inanmaktadır.

Jassic alt kolunun isimlendirmesine gelirsek, R.R.Suyunov'un Başkırt DNA projesi ve yöneticilerinin testleri ile 274914 Qipsaq (Kıpçak) Bashkir genellemesi netleşmiştir.

274914 Qipsaq (Kıpçak) Qasau kabilesindendir, bu da Qariy-Qipsaq kabilesinin bir kısmını Başkırt yapar.

Güncel etimoloji qasau sözcüğünü Başkırtcadaki "chisel" sözcüğünden tercüme eder. Bir başka açıklama da, qasau sözcüğünün anlamını kaybedip chisel ile bağdaştırıldığı ancak aslında qasau ile kassog sözcüklerinin bir etimolojik ilintisi olduğudur.

G2a3b'nin Jassic alt kolundaki Başkırt temsilcisinin Qipsaq (Kıpçak) kabilesinden olması tesadüf değildir. Moğollara karşı, Jassic ve Hun-Kıpçaklar müttefiklerdi. Çağan Batu'nun işgali sonrası Yaslar ve Hun-Kıpçaklar Deşt-i Kıpçak'ı terkedip 1239-1246 arası bugünkü Macaristan'a göç ettiler.

Bir Kıpçak canlandırması ve Jassic alt kolu Qasau-Qariy-Qipsaq kabilesinden test edilmiş üyenin fotoğrafı

Günümüzde, Jassic'lerin torunları Jaszag bölgesinde, Hun-Kıpçaklar'ın torunları ise Kunsahüg civarında yerleşmiştir.

Yasfensaru civarında Jassic Hussar'ların binicilik yarışı

Qasau kabilesi Başkırtlar arasında Qariy-Qipsaq'lardandır. Bu kabilenin tarihsel kökeni Hun-Kıpçaklarla ilişkilidir. Bir hipoteze göre, 13.yy'da Hun-Kıpçaklar ile birlikte bir grup Jassic sadece bugünün Macaristan'ına değil Ural bölgesine de göç etti.

Zımni olarak, G2a3b1a1b1 kolunun Jassic alt kolunda Oset haplotiplerinin olması bazı araştırmacılara Osetler'in Jassic torunu olduğunu belirtmesine neden olmuştur. Bilinir ki, Macaristan bölgesindeki Jassic dili eski Oset dilinin bir diyalektidir. Bu nedenle, Macaristan'daki Jassic ataları arasında Oset, Adige, Rus, Bakırt ve diğer halkların alt kollarını bulmak mümkündür.

G haplogrubu ağacının G2a3b1a1b1 alt kolu

M.Y.Nochevnoy G2a3b1a1b1 alt kolunun Jassic dalı ile Jassic halkının ilişkilendirilebileceğini kabul eder, bunun nedeni olarak da G2a1 alt kolunun Osetlerin ana dalı olmasına rağmen Başkırtlar'da da bulunmasıdır. Örneğin, 239988 Kubalek Bashkir, bize G2a haplogrubundaki bazı kabilelerin çok geniş alana yayıldıklarını ve bu kabilelerin diğer step halklarına, örneğin Jassic, asimile olabileceklerini göstermektedir.

Jassic alt kolu araştırmalarına engel ise Macaristan bölgesinde G2a3b1a1b1 kolunun olmamasıdır. Bunu Jass etnik grubunun Macarlar arasında yeterinde test olmamış olması açıklayabilir. Macaristan'daki Yashag halkının DNA testleri onların başka Avrupa gruplarının torunları olduğunu göstermektedir, Jassic bir yabancı grup olduğundan, testleri başka Avru grupları ile değil kadim step Jassic temsilcileri ile ilişkilendirmelidir.

Jassic alt kolundaki 117713 Eldek örneği de Yass halkının kökenini doğrulayan başka bir test sonucudur, ki örnek ayrıca Başkırt Eldek kabilesinin de temsilcisidir. Başkırt Eldek kabilesinin kökeni Deşt-i Kıpçak ile yakından ilişkilidir. Eldek kabilelerinin yurdu Belaya Irmak'ın sol tarafıdır, bu taraf ayrıca Başkırt Kıpçaklar'ının Ural genişlemesinin olduğu çok geniş bir alandır.

Macaristan'da henüz hiç G2a3b altkolu örneği bulunmaması nedeniyle, B.A.Muratov Jass alt kolunun da Kassog kökenli olabileceğini ileri sürer. SKRZAMM formülü Laba-Kuban alt kolundaki haplotipler de dahil edilince, iki alt kolun ortak atasının 2768+-260 yıl öncesine tarihler. Bu nedenle, Jass alt kolundaki Oset ve Başkırt örneklerini açıklamak için iki olasılığı dikkate almalıyız. Ya Adige kabileleri İskit gen kökeninin oluşmasında önemli bir yer aldı, yahut daha yakınlarda Kasog, Jassic ve Kıpçaklar arası etnik alışverişler oldu.

Bir başka hipotez ise Laba-Kuban ve Jassic alk kollarının kökeni için değişik zaman dönemi ileri sürer. İlginç olmasına rağmen bazı savları eksiktir ve ortak dil bazlı etnik kökene dayanır: Zizi-Lazyge-Adige-Yassi-Jassic.

G haplogrubunun 63 marköre göre G2a3b1a1b1 alt kolu

Adigey


 

Bu araştırmada G2a3b alt koluna ait örneklerin test edilmesi sonrası ilginç gerçekler de çıkmıştır.

Laba-Kuban alt koluna ait örneklerin çoğu güney Rusya ve Ukrayna kaynaklıdır. Tek istisna ataları Rusya'nın Ivanovsk bölgesinden 222813 Nochevnoy'dur. Bildiğimiz gibi Rus Cesur Mstislav Kaasog'larla birlikte Kiev'e yürümüştür ve 222813 Nochevnoy bu Kassog'ların torunu olmalıdır.

222813 Nochevnoy, Rusya

12 markörlü test sonucu G2a3b çıkan 274391 Surikov Rusya'nın Lipeck bölgesindendir. Şeceresi hakkında şunu yazmıştır: "Bildiğim en eski Surikov, 1614 doğumlu ve Elisey Grigoriev'in oğludur. İsmi önce Havkove (Havki) köyü Tula papazlığına bağlı Nicholas Venev Manastırı'nın baba mirası listesinde 1646 yılına ait kayıtta geçmiştir.

18.yy başına kadar, isimler soyadsız geçmiş, sonrasında 2 soyadı taşımışlardır: Surikov ve Eliseev. Ailenin kollarının bir tanesi Eliseev kalmış diğerleri asurikov ile devam etmiştir. 1678-1710 arası Surikov ailesinin bir kısmı Elick papazlığına bağlı Istobnoe köyüne, oradan ise 1710-1716 arası Lebedyansk papazlığına bağlı Lubna köyüne gitmiştir. "

163132 Turlov, Çeçen Gar-Molordoy kabilesi temsilcisidir, şeceresi hakkında şu bilgiyi verip ailenin:"Avar ülkesini dönüşümlü yönetmiş 3 Avar kralından Han Karakişi Bin Tyrurav'den geldiğini" belirtmiştir. "İkametleri Mekhelta, Gumbet, Dağıstan'dır. Çeçen feodal toplumu Turlov prenslerinin tahta olduğu zaman 1626-1628 arası oluşmuş, ancak 18.yy Kafkas savaşları sonrası etkisini kaybetmiştir. Arşivlere göre Turlov prensleri kendi kökenlerinin Über-Kafkas halklarından geldiğini düşünmüşlerdir." Gördüğümüz gibi sözkonusu Çeçen örneğin, Adige kabilelerinden geldiğini test sonuçları kanıtlamaktadır.

Karaçay'dan 246812 Khasanov Harklardan gelmektedir (Karaçay'ın bir dağ köyü).

Kendi sözcükleriyle: "...en azından 10-11 nesildir doğuştan Karaçay...Büyük Karaçay'da sadece 3 köy vardır ve tüm Karaçay halkı buradan gelmektedir...Referans olması için, Karaçay Rusya'ya bağlandığında 8 bin Karaçay vardı ve 1828 tarihli Julius Heinrich Klaproth eserlerinde atalarımıza referans yapmıştır."

246812 Khasanov, Karaçay'ın büyükbabası

246812 Khasanov kendi soyağacını 14. Dereceye kadar biliyordu.

Sonuç olarak, Laba-Kuban-Jassic alt kollarının isim kökenleri hakkındaki görüşler yazarların hipotezleridir. Daha fazla araştırmaya ve G2a3+L1264 kolunun SNP testlerini dikkatlice analiz etmeye gerek vardır. Arşivlerde yapılacak daha derin araştırma da yardımcı olacaktır. Yazarlar,  G2a3+L1264 koluna ait örneklerin geçmişleri hakkında daha fazla bilgi vermelerini ummakta bunun sözkonusu alt kolun kökeni hakkındaki araştırmaya destek olacağını düşünmektedir.

Güney Osetya

Karaçay Dağı

Çevirenin Notu: Yazının başında verilen kaynak kitap ekseriyeti Rusça olarak Başkırtya’da basılmıştır. Bizim çevirisini yaptığımız kısım ise İngilizce olarak Muratov B.A. ve  Nochevnoy M.Y. tarafından yazılmış, sadece Çerkesleri ilgilendiren bölümden ibarettir.

 


Bu haber toplam 10105 defa okundu.


AKGÜN SEMİH

Çerkesler ve Macarlar arasında çok sayıda eşleşme son DNA verileirnce ortaya çıkıyor. Bunlardan bazılarına şöyle bir göz atabilirsiniz. https://www.facebook.com/photo.php?fbid=10157821511333827&set=p.10157821511333827&type=3&av=1205322842833110&eav=AfaFLaKGiWUEjO5gbzc9KoSkbt_RWjQDx1AFeEI-kbVP8nDBLCP3RIRRaHVOdSAWMaLdP8g48MCVcYMl01d1xJGQ&theater

25 Kasım 2019 Pazartesi Saat 11:11
SEMİH AKGÜN

Seddül Bahir arkadaşın verdiği bazı bilgilere katılmakla birlikte, bir çoğuna katılmadım.
Şimdi madde madde gidelim isterseniz;
1) Kabarlar'ın, Hazar İmparatorluğuna erken dönemlerde katıldıkları biz katılsak/ katılmasak da zaten tarihi bir gerçek olduğunu biliyoruz. Bunda herkes hemfikir sanırım. Fakat bir imparatorluk bünyesine katılan bazı kabileler veya farklı grupların hepsinin yönetici sınıflarla aynı kökenden geldiklerini öne sürmek çok yanlış olur. Aman! Sık sık tekrarlıyorum. Kabar adı bir ulusal ad değildir, bir kabile ve hatta bir bölge adıdır. 20.yy. Rus emperyal politikalarıyla Kabardey adı ile ulusal bir birim olduğu yalandan ibarettir. Kabarlar'da tıpkı Şapsığ, Abzekh, Bjeduğ gibi sayısız kabile veya bölgelerden oluşan Çerkesya ülkesi ve ulusunun bir alt birimidir. Çerkes/ Adığeler, Çerkesçe/ Adığebze konuşurlar. Kabarlar'ın, Hazar birliğine katılmaları onların savaşçı kimlikleri ile ilgilidir. Nitekim Hazarlar'ın vurucu gücünü oluşturdular. Fakat bir zaman geldi, kendilerini çok güçlü gördükleri bir anda, Hazar imparatorlarının hazırladıkları başka bir ordu tarafından yenilgiye uğratıldılar, katkedildi, dağıtıldılar. Kabarlar, Türk değildir, Çerkestirler. Hazarlar'ın ben Türk olduklarını düşünüyorum ama onların bile Türk mü, Moğol mu oldukları tartışmalıdır.
2) Uluslara özel tek bir gen yoktur ama ulusların belli oranlarda belli genlere sahip olduğu bilinir. Örneğin bir Çerkes'in E1b1 Hg'den erkek soyu olabilir ve bu kişinin bu hg Çerkes olmadığını göstermez. Fakat Çerkesler'de E1b1 Hg sadece %1 civarlarında bulunur. Oysa çerkes boyları içinde G2a Hg. %47-88 arasında bulunmaktadır. Bu şu anlama gelir. Çeşitliliği ve genlerin yaşına baktığınızda G2a bölgenin en eski kadim çağlarından bu yana yaşayan insanlara ait olduğu anlaşılmaktadır. Eğer toprakl altından eski kadavralar üzerine araştırma sonuçları ortaya çıkarsa bu bilgi tam olarak da teyid edilmiş olacaktır.
3) Türkler, Yunanlar, Ermeniler, hele Çinliler, Ruslar, Araplar, Hintliler gibi bir zamanlar büyük imparatorluklar kurmuş uluslar doğal olarak çok karmaşıktırlar. Çerkesler, Çeçenler, Osetler gibi sayıca daha küçük uluslar safa daha yakındırlar. Yine de arkadaşımızın dediğinde önemli bir doğru var; saf ulus diye bir şey yoktur. Daha da ileri gidelim yeryüzünde sadece bir insan ırkı vardır. Türklük, Çerkeslik birer ırk değil, birer ulusal aidiyetlerdir. Ve muhtemelen bu iki halkın yolları tarihte sık sık kesişmiş ve kesişmeye devam etmektedir. Yani Kabar-Hazar ilişkisi ne ilk ne son oldu.
Bilmem anlatabiliyor muyum?

25 Kasım 2016 Cuma Saat 15:50
Seddül Bahir

VII. Constantin Porfirogenitus’un tarih çalışması olan “De Administrando Imperio” (MS. 959) adlı kitabında Kabarların Hazarlarla aynı kökten geldiği belirtilir. Sarayda meydana gelen bir taht mücadelesi sonucunda kaybetmiş ve kaçmak zorunda kalmış bir Hazar Boyudur. Megyer yani Macarlar o devirde bu kitapta Türkler olarak anılan 8 boy ittifakına bağlı bir boydur. Sonradan bu topluluğa katılan Kabarların çok kalabalık ve en güçlü grup olduğu belirtilir.
**
Kabarda veya Kabardi adları ilk kez 1600’lü yıllarda Rus kroniklerinde aşağıdaki şekilde bir bölge adı olarak geçer. Adige/Çerkes kabilelerinden bir kısmının bu tarihi bölgenin fakat belki de bir nehir yatağının adıyla anıldığı ortadadır. İlk kayıt alttaki gibidir;
“Tçerko’nun (Terek) altında, Tçerko (Terek) nehrinin sol tarafında, Kabarda. Ve Kabardi dağlardan aşağı akarak Terek Ardant’a (Ardon) karışır, 50 millik bir kanaldır. Kura nehrinden, Tçerka’nın (Terek) en tepesi, Kabardi’ye Ardan 170 millik bir nehirdir ve bu nehir Ardan’dan 20 millik kısmı Terek Ager nehrine dökülür ve Ager’in 20 mil altından Terek Uryuh (Uruk) nehrine dökülür. Daha aşağı bir nehir olan Uryuha 20 mil sonra Terek Kızıl nehrine dökülür. Tçerko nehrinden aşağı 60 mil ve nehrin üstü dağlara kadar 50 mildir. Kabardi’den Kiz nehri Terkom’dan aşağı, Uyst nehrine 60 mildir.”
(Büyük Çizim/Krokiler Kitabı, 1627)
(Kaynak: Big book of Drawings / Preparation for printing and editing KN Serbina - M.-L. : Publishing house of the Academy of Sciences of the USSR, 1950.)
**
Tıpkı Terek nehrinden adını alan Terekemeler ki asılları Kara Papaktır, Kabardeyler de Kabarda/Kabardi bölge adından ad almış görünüyorlar. Bu bölgenin Hazar döneminde bölgeden kaçan Hazar boyu Kabar’ların eski yurdu olması büyük ihtimaldir. As-Alan’larla bitişik bölgeden kaçmaları da buna delil olabilir. Kabarların geride kalan kısmının kılıçtan geçirildiği adı geçen Bizans tarihinde belirtilir yani geride bir kalıntı kalmadığı anlaşılıyor fakat kaçan bazı kabilelerin çevredeki topluluklara sığınmış olması da göz ardı edilemez üstelik Balkar-Karaçay kabilelerinin Ogur kökenli oldukları da ortadayken.
**
Tuz yani Macarların isim olarak [Şó] sıfat olaraksa [Şós] yani tuz, tuzlu ve maden tuzu anlamına gelen kelimeye. Bu terim öncelikle Pehlevi (Fars) dilinde [Şur] yani tuzlu ve [Şurag] yani tuzlu arazi anlamında görülür fakat Farsça’nın her dalında Tuz’un karşılığı [Namık/Namek] terimidir.
(Kaynak: A Concise Pahlavi Dictionary, D.N. MacKenzie, Oxfor Unv. Press, London 1971)
Tuz anlamına gelen Namık/Namek terimi proto-Pers dillerinden kalmadır ve [Şur] teriminin sonradan eklendiği açıktır.
Bu kelimenin asıl kaynağı Proto-Türkçedir. Günümüz Türkçesinde kullanılan [Tuz] terimi Türkçe’nin iki eski kollundan birisi olan Ogur Türkçesinde [tzur/tzor] biçimindedir. Anadolu’da dahi tuzlu veya tuzlu su anlamında [Çor] ve tuzlu arazi ve hatta astbestli toprağa [Çorak] terimleri hala kullanılmaktadır. Macarların kelimenin son harfini yutmuş olduğu görülüyor. Eski Türkçede Tuzlu arazi/toprak anlamında ayrıca Tepiz ve Tuzlug kelimeleri de kullanılır.
(Kaynak: An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth-Century Turkish, Sir Gerard Clauson, Oxford Press, 1972)
Kabarlar, Hazarların bir boyudur yani Ogur Türkçesi konuşan bir topluluktur. Çerkesler içinde erimiş bazı kalıntıları olması kuvvetle muhtemeldir. Kuzey Kafkasya bölgesi Kuban nehri hattında As-Alanların çok uzun bir süre hâkim olduğunu da unutmamak gerekir ve bunlar Hazarların en güçlü müttefikleriydiler. Çerkeslerin bu devirlerde bu birlikler içinde yer almış olması ve bölgedeki aşırı hareketlilikler sırasında küçük ittifaklar yapması da kaçınılmazdır. Uzun zaman aralıklarında, karanlık devirlerle ilgili büyük tarihler yazmak fantezi olarak değerlendirilebilir özellikle bölgede yazı yazan İran, Gürcü, Ermeni gibi milletler varken.
Çerkesler onurlu bir Kafkas halkıdır, elbette Kafkas coğrafyasında ve tarihinde var olmuşlardır fakat muhtemelen yaşam alanları ve biçimleri onları birçok benzer halk gibi lokal bir çevrede varlığını sürdürecek biçimde organize etmiştir tıpkı Çeçenler veya Lazlar gibi eğer Step bölgesinde veya Akdeniz havzasında yaşamış olsalardı adları tarihe çok daha farklı olarak yazdırırlardı. Çok büyük veya şaşalı tarihler yazmış olan milletler coğrafya’nın dayattığı yaşam biçimini geliştirmeselerdi yok olur giderlerdi ve bu toplulukların tamamı yüzlerce hatta binlerce farklı kökenden gelen kabilelerden oluşmuştur bu ittifakları yapabildikleri için varlıklarını büyük isimler altında sürdürebilmişlerdir.
Gen meselesi ise ayrı bir fantezi, çünkü hiçbir gen’in milleti kültürü veya dili olmaz. Yetmiş bin yıl önce Afrikadan dünyaya yayılan İnsan atası Homo-Sapiens belli duraklarda Genlerinde eser miktarlarda meydana gelen sapmalar neticesinde özelleşmiş yeni genler türetmiş ve yine binlerce yıl önce çevreye dağılarak farklı genlerle birlikte farklı kültürler ve diller türetmişlerdir. Bu yüzden hiçbir millete ait bir gen yoktur. Belli bölgelerde yoğunlaşmış genlerin ise bulundukları bölgede üretilmiş olan bir kültürün gerçek sahibi olduğunu asla söyleyemezsiniz tıpkı Sümerler gibi üretilmiş bir kültürün sonraki Sami topluluklar tarafından yutulması veya Hatti kültürünün de İran coğrafyasından göçen Nesi’ler tarafından yutularak Hitit kültürünü ortaya koyması gibi.
Küçük bir katkı olsun diye eklediğim bu yazı’nın yanlış anlaşılmaması dileğiyle, Saygılar dilerim.

24 Kasım 2016 Perşembe Saat 03:29
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net