Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Açumıj Hilmi’nin Hazırladığı Türkçe-Çerkesçe Sözlük Basıldı
28 Ağustos 2014 Perşembe Saat 21:31
 
 
Türkçe-Çerkesçe Açıklamalı sözlük; yaklaşık 35.000 sözlük makalesi ve bunların izahı için 10.000 ana başlık ve 30.000 ara başlık ile tahmini 100.000 den fazla açıklama amaçlı cümle-deyimden oluşan Genel (açıklamalı-büyük) sözlüktür.
 
Açıklamalı büyük sözlük deyiminden kasıt ise, vokabüler yani ele alınan sözlük makalesinin dar anlamını izah eder olmayışıdır.
 
Genel deyiminden kasıt ise; toplumu oluşturan hemen hemen her kesimin kendi çevresinde kullandığı bir kaç bin kelimeyi geçmeyen onlarca farklı sözlük hazinesinin genelini ele almasıdır.
 
Yani, mesela anatomi ile  alakalı ‘adem elması’ gibi kelimelerin yanısıra, ‘akap’ gibi eski türkçe ve ‘alveol’ gibi batı dünyasından alınmış kelimeleri de ihtiva eder. 
 
 
Halkın bu tip kelimeler günlük yaşamında geniş yer tutmamasına, her gün kullandıkları kelimeler arasında bunların yer almamasına rağmen anatomi dalında uzman olmalarını gerektirmeden yaşamlarında karşılaşabilecekleri kelimeler oldukları için bu sözcüklere sözlükte yer verilmiştir. 
 
Kısaca bu özelliği ile ANATOMİ BİLİMİ SÖZLÜĞÜ değildir. Fakat halktan bireylerin anatomi bilimdalını ilgilendiren genel sözcüklerle olan irtibatınıda kurabilecek niteliği, bu sözlüğü GENEL diye tanımlamamızı gerektirir.
 
Aynı şey sosyoloji, tarih, tıp vb. uzmanlık alanları için de geçerlidir.
 
Bu yüzden, toplumu oluşturan bireyin içinde bulunduğu grubun günlük yaşamında kullandığı bir kaç bin kelimeden daha geniş kapsama alanı ile dikkat çeker. 
 
Bu bilimdalları ve uzmanlık alanlarında kullanılan deyim-terimlere yer vermesi yüzünden içerisinde osmanlıca, çağdaş türkçe veya yabancı dillerden geçmiş kelimelerde bulunur. Fakat bunların hiçbirisi GENEL (AÇIKLAMALI – BÜYÜK SÖZLÜK) mahiyetini ortadan kaldırmaz.
 
 
Mesela sözlüğün içerisinde yer alan eski türkçe- Osmanlıca terim-deyimler bu sözlüğü OSMANLICA-ÇERKESCE sözlük kılmaz. 
 
Aynı zamanda tıbbi terim-deyimlere yer vermiş olması TÜRKÇE-ÇERKESCE TIP SÖZLÜĞÜ niteliği de kazandırmaz.
 
Sözlüğün oluşturulması esnasında GENEL SÖZLÜK olmasına özellikle özen gösterilmiştir.
 
Sözlüğün önsöz kısmında, sözlük maddelerinin sıralanışı ve oluşturulmasında gözetilen hususlara kısaca yer verilmiştir.
 
Sözlüğün redaktörlüğünü Adıge Cumhuriyeti Sosyal Bilimler Araştırma Enstitüsü Başkanı Filoloji bilimdalında Prof. Dr. Bırsır Batırbıy yapmıştır. Eserin Recenzenti-Denetmeni ise Mıyekuape Devlet Teknoloji Üniversitesi öğretim görevlilerinden filoloji bilimdalında Prof. Dr. Khuako Fatimet’tir.
 
2014 yılında Mıyekuape’de Magarin kitapevi tarafından 300 nüsha olarak ofset kağıda 60 x 84/16 ebatlarında 960 sayfa olarak basılmış, ciltli bir eserdir.
 
 
           
                                                                      ÖNSÖZ
 
 
Bir dildeki kelimenin diğer bir dilde tam anlamı ile karşılığını bulmak hemen hemen imkansızdır.
 
Örneğin; Tabiattaki olguların seslerinin taklidi ile türetilmiş kelimeler her dilde vardır; Sallanmak, sarsılmak, esmek fiillerinin kökünde yer alan ‘s’ sesinin sallanan veya esen bir şeyin çıkarttığı ‘ssss’ sesine gönderme yaptığını görüyoruz. Aynı anlamda kullanılan Сысын kelimesi Çerkescede yine sallanan nesnenin çıkardığı ‘ссс’ sesine atıfta bulunuyor. Aynı tabiat olayından aynı benzer sesin taklidi ile oluşturulan kelimelerin anlamlarının farklı dillerde örtüşmediğini görüyoruz. Mesela Türkçede yer sallantısı oluyorken bu olgu Arapçada zelzele şeklinde Çerkescede чIыгухъый şeklinde ses buluyor. Yer sarsıntısı (deprem) kavramının Çerkescesini Türkçe olarak tefsir ettiğimizde; ‘yer kıpardaması’ tamlamasının kaynaşarak bu kelimeyi oluşturduğunu görüyoruz. Her iki dilide bilen okuyucularımız ilk anda kavramın diğer dilde tam anlamıyla karşılanmadığını fark edecekler. Bu sadece böylesi kelimelere mahsus değil. Pek çok sözcükde de benzeri durum ile karşılaşıyoruz. 
 
Bunu daha basit bir örnekle açacak olursak Türkiyede köpekler ‘havlıyor’ Adıgeyde ‘мэхьакъу’ Rusyada ise ‘гавкает’. Aynı sesi aynı hayvan aynı şekilde çıkartıyor olmasına rağmen farklı ülkelerdeki insanlar farklı algılıyıp farklı dile getiriyorlar. 
 
Sözcüklerin anlamlarının tamamen örtüşmesi bile her zaman aynı kullanım şekline sahip oldukları sonucuna bizi vardırmıyor. Mesela; halasını çağırmak için çerkesce ‘hala’ demek isteyen birisi herhangi bir sözlükten ‘hala’ kelimesinin çerkesce karşılığına baktığında ‘атэшыпхъу' kelimesini görerek halasını çağırdığında yanlış yapmış olacak. Çünkü Çerkescedeki ‘hala’ kelimesi en yakın Türkçe açılımı ile ‘babanın kız kardeşi’ demektir ve nida için kullanılmaz. Bu tip örnekleri çoğaltabiliriz.
 
Bizim kısaca anlatmak istediğimiz şey her dilin kendine ait bir mantığı olduğu ve sözlüklerin sadece bu mantığın çözülmesinde bir araç olmaktan öte bir anlama sahip olmadıklarıdır. Elinizde tuttuğunuz sözlüğünde bundan öte geçen bir amacı yoktur. Sözlükte yer alan kelimelerin çerkesce karşılıklarında elimizden geldiği kadar örtüşenlerine yer vermeğe özen gösterdik.
 
Bazen Türkçe bir kelimenin anlamına en yakın Çerkesce karşılığın bir cümle olduğunu, bazende o bir kelimenin Çerkescede birkaç farklı kelime ile kullanıldığını görüyoruz. Bazende tam tersine bir Çerkesce kelimenin Türkçede bir cümle ile ifade edildiğine tanık oluyoruz. ‘bilakis a. ары пакIо, изытетыр фэшъхьаф шъыпкъ’, ‘сыкъыпфытеуагъ ben seni telefonla aradım’ örneklerinde gördüğünüz gibi. Aslında her iki kelimeyi ‘ bilakis ипхъэндж’, ‘сыкъыпфытеуагъ aradım’ şeklindede göstermek mümkün. Biz sözlüğü oluştururken ilk örneğimizdeki gibi açıklama yapmağa özen gösterdik. Böylece kelimenin gerçekten yüklendiği anlamı yakalayarak okuyucuya iletmeğe çalıştık.
 
Kelimelerin karşılıklarını verirken bu Türkçede isim, Çerkescede fiil vs. gibi açıklamalar yapmadık. Bunun yerine örnek cümlelerle kelimeyi daha anlaşılır kılmağa çalıştık. Örneğin ‘Harman’ kelimesini ele alacak olursak; Çerkescede karşılığının sadece bir kelime ile ifade edilmediğini görüyoruz. En yakın ifadenin ‘Iон = harman etmek, yapmak’ veya ‘хьамэ = harman yeri’ olduğunu söyleyebiliriz. Fakat aynı zamanda başka ürünlerin harman edilmesi ile alakalı farklı kelimelerin kullanıldığını da belirtmemiz gerekiyor. Mısır harmanı için ‘натрыф утын = mısır dövmek; mısırı kaldırmak = натрыф Iухыжьын’ ifadelerinde bunu farkedebilirsiniz. Harmanlanmış, harman edilmiş şeyler için kullanılan harman kelimesinin ise ‘harman = зэхэгъэкIухьагъ, birbirleri ile harç edilerek karıştırılmış’ şeklinde söylendiğini belirtmemiz de gerekiyor. Örneklerimizden de anlaşılacağı gibi Türkçe kelimelerin Çerkesce anlamları ile aralarında hep bir nüans farkı var. Bu sadece Türkçe ile Çerkesce arasında olan bir şey değil. Tüm diller için geçerli. Dili kullanan insanlar bu dille düşündüklerinde bu farklılıklarla, aynı olay ve nesnelere değişik bakış açılarıyla bakıyorlar. Türk’ü Türk, Çerkesi Çerkes, İngilizi İngiliz yapan şeylerden biriside bu.
 
 
Yukarıdaki kısa bilgilendirmenin ardından sözlük maddelerinin oluşturulmasında göz önünde tuttuğumuz genel hususlara değinelim:
 
Eğer anlamını verdiğimiz Türkçe kelimenin, aynı yazım ve okunuşa sahip bir ismin, sıfatın, zamirin veya herhangi başka tür bir kelimenin çekim hali ile karıştırılma ihtimali var ise çekim halindeki kelime de başka bir maddede ele alınarak aslına ‘еплъ’ ifadesi ile diğer sözcüğe gönderilmiştir. Bu kelimenin aldığı ekle ilgili açıklama yapmağa ayrıca gerek görmedik. 
 
BENDE I п. пщылIы, унэIут 
BENDE II еплъ ben I 
 
Тürkçe kelimenin karşılığı olan Çerkesce kelime eğer aynı yazılım ve okunuşa sahip fakat başka bir anlamı olan kelime ile örtüşüyorsa parantez içerisinde hangi anlamdakinin, Türkçedeki kelimeyi anlattığına işaret eden, bir açıklama ile yer verdik. Örneklere bakarsanız гъэпытэн (kapatmak), бэлыхь (kolera), кукуу (Soğan tohumlarının yer aldığı başak) kelimelerinin parantez içinde gösterdiğimiz anlamlarının belirtilmeden, açıklaması yapılan Türkçe kelimenin anlamını açıklar nitelikte olmasına çalıştık. Bazı hallerde; бэлахь (холера узыр арэп), кукуу (бзыу) şeklinde gösterdik. Bunu yaparken açıklamaların uzun yer kaplayıp kafa karıştırmasına engel olmağı amaçladık. 
 
BARI гъэпытэныр (нахь пытэ шIын)
BELÂ а. 1) бэлахь (холерэ узыр арэп), насыпынчъагъ, тхьамыкIагъ, …
GUGUK (-ğu) : ~ kuşu зоол. кукуу (бзыур ары) (Cuculus canorus)
GUGUKGİLLER зоол. кукуу (бзыу) лъэпкъхэр (Cuculidae)
 
Türkçe kelimenin ifade ettiği şey (aynısı ile) Çerkescede bilinmiyor fakat bir benzeri ile biliniyor ise benzeri ve kelimenin aslının ifade ettiği şeyi tarif ederek verdik.
 
AYRAN айран; щхыупсы (щхыум тIэкIу псы хэлъэу), къундысыу лъэпкъ гор
 
Özel isim olarak kullanılan kelimelerin anlamlarını verirken özel ismin Çerkescede kullanımı-kullanımları var ise bunları, yok ise neyin ismi olduklarını belirterek yer verdik. Bu kelimelerin sözlükte yer alma sebebi olan genel anlamlarını ise ayrı bir maddede, gerekiyorsa maddelerde gösterdik.
 
AZAMET I адыгэхэми Азамат, Азэмэт аIозэ агъэфедэрэ хъулъфыгъацI 
AZAMET II (-ti) а. 1) шъхьэкIэфэныгъэ зыфэпшIын фаер; 2) ины, джадэ; 3) пагэ
 
BAKİ I хъулъфыгъацI
BAKİ II а. 1) къэнагъэр, къыкIэныжьыгъэр, кIэныжьыгъэр; 2) егъашIэкIэ, егъашIэм, сыд щыгъуи; ренэу, сыдигъуи; ехьщыр kalımlı, ebedi
BAKİ III а. гъырэ, мэгъырэр
 
BALKAN I Балкан
BALKAN II къушъхьэтх мэзылъ 
 
Birbirlerine anlamca çok yakın fakat söylenişleri farklı kelimelerin Çerkesce açıklamalarında gerekli gördüğümüz sözlük maddesine «ехьщыр» veya «еплъ» diyerek göndermeler yaptık. Mümkün mertebe bu tip kelimelerin her ikisinde de anlamlarını açıklamağa çalıştık.
 
AÇILIŞ 1) еплъ açılma 2) (кIэ зыгорэр) къыIуахын 
AÇILMA açılmak (хъуныгъэ-шIэныгъэ) гущыIэм къытекIыгъэ гущыI; ~ zamanı къызэIуахырэ уахът
 
GÜLÜMSEME щхыпцIыныр, IугушIукIыныр, IущхыпцIыкIыныр ехьщыр gülümseyiş
GÜLÜMSEYİŞ щхыпцIыныр, IугушIукIыныр, IущхыпцIыкIыныр ехьщыр gülümseme
 
Günümüz Türkçesinde kullanılmayan fakat Çerkesceye geçmiş olan kelimeleri de sadece çerkesce anlamları ile verdik. Bunların günümüz Çerkescesinde kullanım şekillerini ise parantez içerisinde kısaca açıkladık.
 
DARİHAN а. -п. хъан хэгъэгу, хъан чIыналъ, хъаным ичIыгухэр (Адыгэхэмэ мы гущыIэр «Дарихъан» аIозэ бзъылъфыгъацIэу агъэфедэ) 
 
Türkçede günümüzde kullanılmayan (sadece ilgilileri tarafından bilinen) Osmanlıca kelimelerden olup çağdaş Türkçede yeni bir söylem bulamayan kelimelerin Çerkesceleri günümüzde de canlı olarak kullanılıyorsa; bu sözcüğün Osmanlıcasını, gerekiyorsa açıklaması parantez içinde olmak üzere veya örnekleme ile verdik. 
 
BAİR I а. с.х. чIыкIэ (зынэмысыгъэхэ, амыжъогъэхэ чIыгу)
BAY 1. зиусхьан ; 2. сабыибз бай (гъогумаф- шъотхъэжь); ~ ~ бай-бай ; 3. п. бай, лъэрыхьэ; ~ ü geda баимрэ тхьамыкIэмрэ 
   
Türkçede günümüzde kullanılmayan (sadece ilgilileri tarafından bilinen) eski (öz) Türkçe kelimelerden olup çağdaş Türkçede yeni bir söylem bulamayan kelimelerin Çerkesceleri günümüzde de canlı olarak kullanılıyor ve anlaşılıyor ise bu tip sözcüklerede sözlükte yer verdik.
 
HAŞA шытехъу; шыкIэлъ; онэ кIадз
 
Türkçede günümüzde az kullanılmakla birlikte bilinmeğe anlaşılmağa devam eden Osmanlıca kelimelerin Çerkescelerinde sözcüğün anlamını açıkladık. Fakat bu tip kelimelerin Çerkesceleri kendi anlamlarınıda açıklar mahiyette ise ayrıca bir açıklama yapmadık. 
 
BAİR II а. махъушэхъу 
ÂB I а. мэзацIэ я-9-рэ мазэм ыцIэ. ШышъхьэIу 
АBAB а. 1) уцышъхьэхэр, шъофхэр 2) ыжэ къымыгъэхъыеу къэгущыIэрэр  
 
Günümüz Türkçesinde hala varlığını korumakla birlikte söyleyiş ve yazılışında farklılaşma geçiren kelimelere ise mümkün mertebe birbirlerine gönderme yaparak yer vermeğe çalıştık.
 
ABDES еплъ aptes
ABDEST еплъ aptes
BAKA еплъ beka
 
Bu tip kelimelerden daha önce inceltme, şapka işaretleri ile yazılmakta olanlarını ise bu halleri ile kullanıp günümüzde kullanılan şapkasız hallerine getirmedik. Bunu yaparken sözlüğün Çerkesce daha iyi bilen fakat Türkçeleri zayıf olan kullanıcılarını düşündük. Şapkalı, kesme ve inceltme işaretli kelimelerin farklı okunduklarını bu okuyucularımıza hatırlatmakta fayda görüyoruz. Bu kelimeleri I, II şeklinde sıralamadan kesme, inceltme vs. işaretlerini kullanarak sıraladık. Günümüzde tek bir yazıma sahip ‘aba’ kelimelerinin sıralamasını örnek olmak üzere aşağıda görebilirsiniz. 
 
ABA I a. 1. 1) абапхъ (абэ ашIрэ шэкI лъэпкъ); 2) абэ, ефэндхэм, хьаджэхэм ащыгърэ щыгъын кIыIутелъ. 3) Iужъу; ~ ceket шэкI Iужъум хэшIыкIыгъэ цые ; ~ terlik унэкIэ ащыгърэ хъэдэн, шэкI Iужъум хэшIыкIыгъэ папыщыр (туфлэр) . <> ~ altından değnek göstermek дахэу къыбдэгущыIэми ыгукIэ къыппэуцужьырэр, ыгу ощ пае дэгъу зэрэимылъыр къыхегъэщы. (къикI. шъыпкъэр Абэм ычIэгъкIэ бэщ къегъэлъаго ) ~ gibi пхъашъ (абэ зашIырэ шэкIым фэдэ пхъашъ, Iужъу) ~yı sermek хьакIэм хэлъын фае укIытэр, алэм-астэныр хэмылъэу ор-сэрэу бысымым ыIо емыплъэу къэнэн. ~yı tutuşturmak, ~yı yakmak прост. шIу лъэгъун. Зыгорэм ишIулъэгъуныгъэм дихьыхын 
ABA II разг. шыпхъу нахьыжъ; ны; нан. 
ÂBA a ты. бэ пчъагъэм итмэ eb тыхэр; ~ ve ecdat Iатэжъ-Iанэжъхэр, къыхэкIыгъэхэр. 
A’BA а. 1) хьылъэхэр , 2) цIыфым ышIэн фаехэр, къытефэхэрэр, пшъэрылъ зиIэ, пшъэдэкIыжь зыхрэ, пшъэдэкIыжь зыхэлъ ехьщыр sorumlu
 
Günümüz Türkçesinde az kullanılmakla birlikte kendisinden türeyen bir diğer kelime hala canlı olarak kullanılıyorsa bu kelimenin kavranılmasında kolaylık sağlayacağı düşünülerek az kullanılmakta olan bu tip kelimelere de yer verildi
 
BECA п. ичIыпIэ, екIу; ~ na ~ екIуми-емыкIуми (ичIыпIэми-имычIыпIэми) 
BECAYİŞ п. ащ ычIыпIэ; ~ olmak ачIыпIэхэр (яIэнатэхэр) заблэхъун 
 
Günümüz Türkçesinde kullanılan ve Çerkesceye geçen kelimelerin anlamlarını Adıgeyde anlaşıldığı gibi kullanmağa özen gösterdik. Türkiyede yaşayan Çerkesler bu tipteki kelimeleri Türkçeyide iyi bildikleri için farkında olmadan Türkçedeki anlamları ile yanlış olarak kullanabilirler. Örneğin aşağıdaki sözlük maddesinde rıza kelimesinin Çerkescede aynı zamanda ‘kadirbilmek, kıymet bilmek, değer bilmek’, anlamında kullanıldığını farkedebilirsiniz.
 
DEĞERBİLİR 1) уасэ фэзышIрэр, зылъытэрэр; 2) рaзэ, рэзэныгъэ зыхэлъ; ехьщыр kadirşinas 
 
Söylenişleri aynı olan, anlamcada aynı sözlük maddesi altında gösterilecek kadar birbirine benzeyen fakat köken itibariyle farklı olan sözcükleri ayrı ayrı sözlük maddelerinde inceledik. Örneğimizdeki ‘ferah’ kelimelerine baktığımızda bu kelimelerin farklı anlamlarda, farklı dillerden Türkçeye geçmiş olduğunu görüyoruz. Birbirlerinden çok kelime almış olan Türkçe, Farsça, Arapça dilleri arasında asıl kökeninin hangisinden geldiğini araştırmanın zorluğu ve bizim konumuz dışında olması nedeniyle sadece bu tip kelimelerin farklı olduklarını belirtmekle yetindik. Bunu yaparken benzeri durumların, birbirleriyle kelime alışverişi ilişkisi açısından daha uzak dillerden geçmiş kelimelerde de önümüze çıkıyor olmasını dayanak olarak aldık. Örneğin aşağıdaki ‘dam’ ve ‘erg’ kelimelerinde olduğu gibi.
 
FERAH I п. хъоо-пщау, Iэхъу-лъэхъу, быхъу; ~ ev унэ хъоо-пщау; ~ gömlek джэнэ Iэхъу-лъэхъу (е быхъу) 
FERAH II а. насыпышIуагъ; гупсэфыныр; рэхьатныгъ ~ ~ уaşamak рэхьатэу (гупсэфэу) щыпсэун; <> ~ yer а) гуIатыпI; б) чIыпIэ гупсэф
 
DAM I 1) (унэ, бгъагъэ, псэуалъэ) шъхьэ, унашъхьэ; 2) Iэщ, былымэщ, чэмэщ, чэмыIо, мэлыщ; 3) арго хьапс; ~a atmak хьапсым чIадзын; ~ı boylamak хьапсым чIэфэн 
DAM II фр. дама, бзы, бзылъфыгъ 
 
ERG I (-gi) фр. физ. эрг
ERG II (-gi) п. геогр. пшэхъо лъакъу, эрг, ирг
 
Deyim halinde olan kelimelerin açıklamalarında eğer deyimin çerkesceye bire bir çevirisinde anlaşılma-anlamlılık var ise parantez içerisinde birebir karşılığına Çerkescede kullanılan deyim veya kelime ile birlikte yer verdik. Birebir karşılığının anlaşılmaz-anlamsız veya gereksiz olacağına inandıklarımızda ise hiç bir şey belirtmeden, deyimin Çerkesce birebir karşılığına yer vermedik. Bunun yerine sadece Çerkescede karşılığı olan kelime veya deyimi kullandık. Eğer aynı deyim direkt anlamı ilede kullanılıyorsa bunu da sözlük maddesinin bir alt bendi olarak sunduk. Bu tarz anlatımın eksik olduğununda farkındayız. Deyimlerin daha ayrıntılı ele alındığı bir deyimler sözlüğünün bu konuyu daha net ve metodik olarak ortaya koyacağı gerçektir. 
 
ÂDEM хъулъфыгъацI (адыгэхэм адам аIозэ агъэфедэрэ цIэр) <> ~ babamız цIыфхэм ят (адам) , (къикI. шъыпкъэр тятэу Адам) ; ~ evladı цIыф (къикI. шъыпкъэр Адамым икIал « ащ къытэкIыгъ») ; beni ~ цIыф лъэпкъыр (Адамым текIыгъэхэр) 
 
GÜLE: ~ ~ 1. 1) гъогумаф, сыхьатмаф; лъэпэмаф; ~ ~ gidiniz! гъогумаф, гъогумаф(эу шъутехь)!, гъогумафэ (тхьэм) урегъажь (утырегъахь)!; гъогумафэ шъуежь апщи!; тхьэм лъэпэмафэ уегъэдзы!; 2) гухахъо ехьщыр afiyet 2; ~ ~ yiyiniz! гухахъо шъошх!; 3) гушIо ~ ~ eskitiniz (giyiniz)! гушIо (шIукIэ) олажь!; утеунэикI! 4) мафэ ~ ~ kullanınız! мафэ пфэхъу (yeni) evinizde ~ ~ oturun унэ мафэ тхьэм пфэшI; 2. гушIозэ, дэхьащхызэ; ~ ~ anlattı гушIозэ къыIотагъ
 
YABANCI DİLLERDEN GEÇEN KELİMELER
 
Yabancı dillerden geçen kelimeleri gösterirken kelimelerin kökenlerinden ziyade Türkçeye hangi dil aracılığıyla geçtiklerine yer verdik. Bunu yaparken kelimenin Türkçeye geçerken aracı olan dilin ses yapısına, gramatiğine uygun olarak uğradıkları değişikliklerin Türkçedeki söyleminde bu dildeki söyleme daha yakın olduğunu göz önüne aldık. Bunu aşağıdaki örnekte net olarak göreceksiniz.
 
FİZİK (-ği) фр. физикэ; ~ alimi (е bilgini) физикэ шIэныгъэлэжь, физик
FİZİKOKİMYA фр. физическэ химия 
 
Örneğimizdeki kelimelerden ilki olan fizik: köken itibari ile eski rumca (grekçe) physika olan sözcüğünün Türkçeye fransızcadan (physique) fransızca okunuşu gibi geçtiğini görüyoruz. Çerkescesinin ise Rusça vasıtası ile geçen eski rumca okunuşu ile ‘fizike’ kelimesi olduğunu görüyoruz. Sözlük maddelerinde sadece Türkçeye hangi dilden geçtiğini göstermekle yetindik. Çerkescesinin kökenini göstermedik. Örneklerimizden ikincisi olan fizikokimya kelimesinde bunu daha net olarak görmekteyiz eski rumca (Grekçe) physika ve Chemia kelimelerinin birleştirilmesi ile ortaya çıkan bu yeni kelimenin ilk olarak (1752-1753) yıllarında aynı adı taşıyan bu bilim dalının kurucusu olan Rus bilimadamı M. V. Lomonosov tarafından fiziçeskaya himiya olarak kullanıldığını bilmemize rağmen Türkçeye Fransızca aracılığıyla geçtiğini belirttik. Bunu yaparken; bu kelime; eski rumca şu kelime ile şu kelimeden türemiş demeden sadece Türkçeye geçtiği dili göstermekle yetindik.
 
Diğer başka dillerden Türkçeye geçmiş kelimelerde de aynısını uyguladık.
 
Eril, dişil veya nötr diye kendi dillerinde kelimeler ayırt ediliyor ise bile bu kelimeler Türkçeye hangi hali ile geçtiyse eril-dişil diyerek belirtmeden yer verdik. Fakat, Arapça bazı kelimelerin, hem eril hem dişil hallerinin Türkçeye geçtiği durumlarda, sadece dişil kelimede bu durumu belirttik.
 
ADEMİ а. 1) цIыфы, цIыфым фэшъуаш 2) Адамым текIыгъэр, текIыгъэхэр 3) лIэныгъэ зиIэхэр (цIыфхэр къикIэу) 
ADEMİYE а. (бзылъфыгъэхэм апае) цIыфы
 
ÂLİ I a. 1) тхьэ зыIорэр, тхьэлъанэ Iон, Iуагъэ, гущыIэ пыт
ÂLİ II a.1) апшъэрэ; ~ iktisat meclisi апшъэрэ экономикэ хас; ~ tedrisat а) апшъэрэ гъэсэныгъ; б) апшъэрэ гъэсэныгъэ иIэныр; 2) лъагэ; babı~ пчъэ лъагэ (тырку пщышхохэр зыщыпсэурэ ордэунэм икъэлапчъэ)
ÂLİYE а. 1) âli гущыIэр бзылъфыгъэ шъуашэм итэу; 2) еплъ âli I, âli II
 
DAHİLÎ а. мэхьанэ зэфэшъхьафхэр иIэу кIоцI, ыкIоцIрэ, ыкIоцI; ехьщыр içlik, içsel; ~ duvar ыкIоцIрэ дэпкъ; ~ işler (унагъо, хэку, хэгъэгу) кIоцI Iофхэр; ~ hastalıklar кIоцI узхэр
DAHİLİYE а. dahili гущыIэм ибзылъфыгъэ къэIуакI, еплъ dahili 
 
Örneklerde de gördüğünüz gibi eğer diğer dilden Türkçeye geçmiş kelimenin halleri birbirleri ile örtüşüyorlar ise her ikisinde Çerkescesine yer vermeden diğerine gönderme yaparak yer verdik. Bu tip kelimelerden eğer iki halde de Çerkescesini göstermek gerekiyor diye düşünmdüklerimizde ise birbirlerine gönderme yapmadan sadece açıklamalarına yer vererek sözlük maddelerin oluşturduk. 
 
BİTKİ İSİMLERİ
 
Bitkilerin isimlerinin karşılığını verirken, eğer, bitkinin ismi Batı Çerkes edebiyat dilinde yok ise veya biz karşılığını bulamamış isek Doğu Çerkes (Kabartay-Balkar veya Karaçay-Çerkes) yazın dilinde karşılığı var ise veya Çerkes dialektlerinden herhangi birisinde var ise buna yer verdik. Aynı zamanda bitkinin kullanım alanı az biliniyorsa parantez içerisinde bu bilgiyi de açıklamağa özen gösterdik. Diğer hallerde ise bitkinin Çerkesce karşılığını ve ayrıca hepsinde Latincesini bilgi notu olarak vermekle yetindik.
 
BENÇ (-ci) бот. цэузуц (каб.); (щэнаутыпс зыкIэт къэкIрэ лъэпкъэу, IэзэнымкIэ агъэфедэрэр); (Hyoscyamus niger) ехьщыр bezirbenç
ABDÜLLEZİZ а. бот. чIыдэ (Arachis hypogaea) 
 
HAYVAN İSİMLERİ
 
Hayvan isimlerinin çerkesce karşılıklarının yanısıra latincelerine de parantez içerisine alarak yer vermeğe çalıştık. Hayvanın az biliniyor olmasından dolayı isminin anlaşılmasında zorluk olacağını düşündüğümüz kelimelerde ayrıca parantez içerisinde açıklamalarada yer verdik.
 
AĞAÇKAKAN зоол. пхъэуIу (Picus)
BAKLAN зоол. дудакъ (губгъо къолэбзыу ин лъэпкъ)(Otis tarda)
BALÇIKYİYEN зоол. вьюн (псыхъо пцэжъые лъэпкъ) (Misgurnus fossilis)
 
Çerkesce karşılığı olmayan hayvan isimlerinin eğer başka bir yabancı dilden Çerkesceye girmiş karşılıklarıda yok ise aynen Türkçede olduğu gibi latince orjinali gibi aktardık
 
AKYA, AKYABALIĞI (-nı) зоол. акья (Lichia amia)
ANOFEL зоол. анофелес (Anopheles)
 
 
BİLEREK YAPMADIKLARIMIZ
 
Türkçe kelimenin açıklamasını verirken bu kelimenin argo, jargon, lehçe vb. şekilde kullanıldığını belirtmemize rağmen Çerkesce karşılığında belirtmedik. Bunu belirtmeme sebebimiz Çerkesce karşılığının Çerkes lehçe, jargon vs.lerinde de bulunma zorunluluğunun olmaması idi.
 
Türkçe, eski dilde kullanılan kelimelerde bunu belirtmiş olmamıza rağmen, Çerkescelerinin eski dildenmi yoksa günümüz dilindenmi olduklarını belirtmedik. Çağdaş Türkçede kullanım ve yeni bir söylem bulamamış bir kelimenin günümüzde Çerkescesinin kulanılan bir kelime olabileceği veya tam tersininde olabileceği için bu tip açıklamaları ayrıca belirtmedik.
 
Türkçesi olmayan veya Türkçesi bir tamlama ile, tanımlama ile ifade edilebilecek Çerkesce kelimelerin Türkçelerini sözlük maddeleri sıralamalarına almadık.
 
Çerkeslere mahsus adet, yemek vb. ile ilgili kelimeleri ‘Türkçe harfler’ ile yazarak sanki Türkçede kullanılıyorlarmış gibi bir izlenim verecek şekilde ele almadık. Bunu örnekleyecek olursak ‘kafe, vuc, saye, şıps, p’aste’ vb. kelimeler bu bağlamda sözlükte yer almadılar. Çerkesceden Türkçeye geçmiş olma olasılığı yüksek olan ve Türkçede gerçekten kullanılan ‘fit, edevat, kama’ gibi kelimelere ise sözlükte yer verdik. Bu kelimelerden şüpheye mahal vermeycek ölçüde Çerkesceden alındığı belli olanları haricindekilerde TDK’nın belirttiği kökeni bizde belirttik.
 
Sözlük maddesinin konusu olan Türkçe kelimenin hangi dilden Türkçeye geçtiğini belirtmiş olmamıza rağmen Çerkesce karşılıklarında Çerkesceye başka bir dilden geçmiş iseler bile bunu belirtmedik. 
 
 
 
Bilgilendirme: Açumıj Hilmi
 
Derleme-Yayına Hazırlama: Cherkessia.net- Moderasyon
 
 
 
Cherkessia.net, 28 Ağustos 2014
 
 
 

Bu haber toplam 3694 defa okundu.


hapi cevdet yıldız

Sn. Açumıj Hilmi,
Sözlük yetersizliği bizim, tüm Adıgeler için büyük bir sorun. Görmedim ama inşallah Açumıj Hilmi’nin hazırladığı Türkçe- Çerkesçe sözlük, bir öncekilere göre geniş, yeni katkılar sağlamış ve çok daha fazla sözcük içeren bir sözlük olsun.
Umarım öyledir. Herşeye karşın Açumıj Hilmi kardeşimizi kutlamak isterim
Elimde Tharkuaho Yunıs’ın 1991 basımlı 8800+1300 sözcüklü ve öğrenciler için hazırlanmış “Adıge-vırıs guşıal” adlı sözlüğü var.
Bir de rahmetli Yasin Çelikkıran abimizin 1960 basımlı Adıge sözlükten yararlanarak hazırladığı 1992 basımlı ve 13 bin kadar sözcüğü içeren “Çerkesçe-Türkçe Sözlüğü” var. Ancak bu sözcükler içinde yer alan sözcüklerin önemli bir bölümü Adıgece değil, Rusça ya da teknik sözcükler. Öğrenciye yardım amaçlı Rusça ya da batılı sözcük. Örneğin, “avtonom= özerk”, “agronom=tarım uzmanı” gibi çok sayıda sözcük bunlardan.

Ölçüyü öğrenci ile sınırlı tuttuğumuzda böyle olması doğal. Ancak 100 bini aşkın sözcüğü bulunduğu söylenen Adıgeceyi 10 bin gibi bir sözcük dağarcığı ile sınırlamak, dili anlatmak ve ortaya koymak bakımından yetersiz kalır. Görmedim ve inceleyemedim, Adıge dilci Naje Ali İhsan Tarı ve ekibinin 108 bin Adıgece sözcüğü derlediği söyleniyor. Yanılmıyorsam

Adıge Sosyal Bilimler Araştırma Enstitüsü tarafından yapılmış sözcük derlemeleri de olmalı. Niçin yayınlanmazlar?

Koskoca Enstitü süs için değil bunun için var olmalı. Enstitünün dil bölümü ne iş yapar? Yıllar önce, ozamanki Enstitü Müdürü Mekule Cebrail’e sözlük konusunu sormuş ve şu yanıtı almıştım (1992’de). Sovyetler döneminde sözlük gibi basım masrafını kurtarmayan yayınlar Adıge kolhozlarının katkılarıyla yayımlanıyordu. Adıge kolhozları yıllık gelirlerinin bir bölümünü veriyorlardı. Şimdi bu kaynak kurudu, demişti. O dönem için öyleydi diyelim, ama şimdi koşullar daha elverişli.

Ben, şahsen bu ve benzeri gerekçeleri bugün için geçerli sayamam. Halen Adıge Cumhuriyeti Hükümeti yayın bedellerini ve yazarların telif ücretlerini ödüyormuş (Bkz. “Adıgecenin Korunması, Devletin Başta Gelen Görevlerinden Biridir”). Demek ki, para diye bir bahane kalmamış.

Şu durumda ne Rusya’yı ve ne de Adıge Cumhuriyeti Hükümeti’nin tamamını suçlayamayacağımıza, sorumlu tutamayacağımıza göre, sorumlular kimler olmalı? Sorumlular bana göre, Adıge Cumhuriyeti Eğitim ve Bilim Bakanlığı, Adıge Sosyal Bilimler Araştırma Enstitüsü dil bölümü, Üniversiteler Adıge kürsüleri, Yazarlar Birliği, Adıge aydınları, vb olabilir. Yanılıyorsam düzeltilmesini dilerim. Bu kişi ve kurumlar Adıgeceye duyulan gereksinmeleri karşılayıcı çalışmalar yürütmeli, Adıgeceye gerçekten değer vermeli, eskisinin süslenmiş bir tekrarını değil, genişletilmiş büyük bir sözlük hazırlamalıdır. Lüks değil, içerik yönünden zengin bir sözlük bekliyoruz.

Görmedim ama Bram Alaudin’in bana söylediğine göre, Enstitü tarafından hazırlanan son Adıgece sözlük (3 cilt olanı) 1960 yılı Adıge Sözlüğü’nün süslenmiş bir tekrarı imiş, çok az yeni sözcük eklenmiş. Yazık.
Saygılarımla.

29 Ağustos 2014 Cuma Saat 21:19
Emel Caymaz İşcan

Tebrikler Açumıj Hilmi Özen

29 Ağustos 2014 Cuma Saat 11:52
Furkan Türker

Yazarimiza başarılarının devamını diliyor sözlüğün en kısa zamanda türkiye ye gelmesini istiyoruz.

29 Ağustos 2014 Cuma Saat 11:33
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net