Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Paul Goble : Vıbıh Dili Hayata Döndürülebilir mi ?
16 Ekim 2014 Perşembe Saat 22:57
 
 
Paul Goble, 4 Ekim 2014
 
Kabardey-Balkar parlamenterleri Rusya Başbakanı Dmitri Medvedev’e başvurarak Çerkes ulusunun alt grubu olan Vıbıhların Rusya Federasyonu’nda yaşayan sayıca küçük yerli halklar listesine alınmasını, böylece 1992 yılından beri ölü kabul edilen dilin canlandırılması için ilk adımın atılmasını istediler.
 
Pek çok kişi için bu hayalperestçe bir davranış. 2010 nüfus sayımında Rusya’da sadece 33 kişi kendini Vıbıh olarak tanıtmış ve hiçbiri anadilini konuşamıyormuş. Ama Ruslan Berzekov gibi Çerkesaktivistler15 yıldır kendilerini Vıbıh dilini canlandırmaya adamışlar (kavpolit.com/articles/ubyhi_voinstvennoe_i_predpriimchivoe_plemja-10022/).
 
Artık konuşulmayan ama bu kadar küçük bir topluluğun ulusal dili olduğu düşünülen bir lisanın canlandırılıp canlandırılamayacağı tartışmalı bir konu.Ama -Vıbıhların 19. yüzyılda Rusya tarafından sürgün edilenler arasında olduğu düşünüldüğünde- Vıbıh dilinin canlandırılması hedefi Soçi Olimpiyatı sonrasında ivme kaybeden Çerkes ulusal hareketini ateşleyebilir.
 
Berzekov okuduğu bir makale ve kitabın ardından 2002 yılında Vıbıh dilinin akıbetiyle ilgilenmeye başlamış. Önce Hasan Yakhtanigov tarafından kaleme alınan ve “GazetaYuga”dayayınlanan “ÇerkesWashingtonu” başlıklı makaleyi okumuş. Makale Vıbıh Berzek ailesiyle ilgiliymiş. Sonra Magomed Kishmakhov’un “Vıbıhların Kutsal Vadisinden gelen Aile” adlı kitabını okumuş. Bu eserin konusu da Berzek ailesiymiş.
 
Vıbıhlar-BerzeklerAile Birliği adlı STK’yı kurmuş. Kalan Vıbıhlarla tanışmak amacıyla defalarca Türkiye’ye gitmiş. Vıbıhların anayurtta ve dışarıda diğer Kafkas halklarıyla nasıl kaynaştığını ve onlara asimile olduğunu incelemiş.
 
Berzekov Sovyetler döneminde insanların kendilerini Vıbıh olarak tanımlamaktan faal olarak caydırıldıklarını söylüyor. Ama şimdi durum değişmiş. Köklerini bir zamanların kalabalık ulusal grubuna kadar geriye işleten az sayıda insan Rusya mahkemelerinde kazandıkları davaların ardından bugün kendilerini Vıbıh olarak tanımlayabiliyorlar. 2010 nüfus sayımına göre Rusya’da 33 Vıbıhvar ; bunlardan 16’sı Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’nde yaşıyor.
 
Berzekov’a göre iki asır önce Vıbıhlar Batı Kafkasya’da yaşayan en kalabalık halktı. “Toprakları Vokonka (önceki adı Godlik) nehrinden Adler’e uzanıyordu. Bir tarafta Abhazya, diğer tarafta Jigetler ve Sadzlarla (Kafkasya’nın Karadeniz kıyısının Adige-Abhaz grubuna mensup otohton halkları) komşulardı”.
 
Vıbıhlar Rus emperyal kuvvetlerinin ilerleyişine en çok direnenler arasındaydı ve diğer gruplarla birliği savunuyorlardı. Berzekov’a göre “eğer birleşmezlerse özgürlüklerini ve kendi topraklarında yaşama haklarını koruyamayacaklardı”.
 
1864 yılında Rus kuvvetleri karşısında yenilgiye uğrayan Vıbıhlardan bir seçim yapmaları istendi : Rusya tebaası olmayı kabul edecek ve Kuban’a yerleşeceklerdi veya Osmanlı topraklarına gideceklerdi. Türkiye’yi seçtiler ve 75.000 Vıbıh birkaç nesil boyunca özgün ulusal kimliğini koruduğu topraklarını terk etti.
 
Kimliklerini korumayı başarmalarının sebeplerinden biri çoğu resmi olarak İslamiyeti seçmesine rağmen pagan inançlarına bağlılıklarının sürmesiydi. Bir başka sebep ses bakımından dünyanın en karmaşık lisanları arasında olan dilleriydi. Berzekov’a göre Vıbıh dilinde 84 ses vardı. Diğer dillerin çoğu bu kadar sese sahip değildi.
 
Vıbıh dilini konuşan son kişi olan Tevfik Esenç 7 Ekim 1992’de hayatını kaybetti. Bir çok bilim insanı onun ölümünü Vıbıh dilinin ve ulusunun sönümlenmesi olarak değerlendirdiler (Bkz, mesela, Asya Pereltsvaig, “Ölüm İlanı : Vıbıh Dili” languagesoftheworld.info/geolinguistics/obituary-the-ubykh-language.html.)
 
Ama Ruslan Berzekov dili canlandırmayı başaracağından “emin”. Bir çok Vıbıh kendisine Kabardey, Bjeduğ, Abaza veya Abhaz diyor. Ama dil canlandırılabilirse kadim kimliklerine geri dönecekler.
 
Berzekov“Vıbıh etnik kimliği derin tarihsel köklere sahip” diyor. “Kendine özgü yaşam kuralları ; aile ve toplum içinde davranma biçimi vardı. Bunlar asırlık geleneklere dayanıyordu. İnsanlar bu yasalara göre yetiştiriliyordu …Şimdi dengeyi yeniden kurmak lazım. Adaletten bahsetmek ise acınası bir tavır olur”. 
 
Berzekov’a göre Rusya’nın 1864 Çerkes soykırımını tanıması için uğraşanların başarı ihtimali çok düşük. “Ama Vıbıhların Rusya’nın otohton halklarından biri olarak tanınması birçok keskin soruyu bertaraf etti. Bunların arasında Soçi Olimpiyatı’ndaki uygulamalar da var”.
 
Berzek“Hiç kimse tarihle tartışamaz. Ona saygı duymalı, hataları tahlil etmeli ve dersler çıkarmalıyız” diyor. Vıbıhların gelecekte dirilmesi için koşulları yaratmak gerekiyor. Rusya Federasyonu tarafından tanınmış halk statüsü verilmesi iyi bir başlangıç.
 
 
Çeviri : Dr. Ömer Aytek Kurmel 
 
Cherkessia.net, 16 Ekim 2014
 
 
 
*****
 
Can the Ubykh Language Return from the Dead ?
 
Paul Goble, October 4, 2014
 
Deputies of the Kabardino-Balkarian parliament have appealed to Russian Prime Minister Dmitry Medvedev to include the Ubykhs, a subgroup of the Circassiannation, on the official list of numerically smallindigenous peoples of the Russian Federation and thustake the first step to the revival of a language which has been considered dead since 1992.
 
Formany, this action is quixotic – there are afterall only 33 people in Russia who identified themselves as Ubykhs in the 2010 censusand none of them claimed to speak their native language, but Circassian activists like Ruslan Berzekov have been seeking for 15 years (kavpolit.com/articles/ubyhi_voinstvennoe_i_predpriimchivoe_plemja-10022/).
 
Whether a language no longer spoken but felt to be the national language of a community of such a small size can be revived is an open question, but the pursuit of this goal, given the history of the Ubykhs who were among those deported by Russia in the 19th century, will help to energize the Circassian national movement as a whole after its post-SochiOlympiad let down.
 
In 2002, Berzekov says he was inspired to focus on the fate of the Ubykh language after reading an article by Khasan Yakhtanigov in “GazetaYuga” entitled “TheCircassian Washington” about the Ubykh family of the Berzeksand then reading Magomed Kishmakhov’s book on “The Family from the Holy Valley of the Ubykhs” about the same group.
 
As a result, he says, he formed an NGO, the Family Union of the Ubykhs-Berzeks, has made numeroustrips to Turkey to meet with surviving Ubykhs there and studied theways in which the Ubykhs have assimilated and combined with other peoples of the Caucasus both in their homeland and abroad.
In Soviet times, people were actively discouraged from identifying as Ubykhs, he continues, but now, having won suits in Russian courts, a small number of people who trace their ances try   back to the once numerous national group have done so.  According to the 2010 census, there are 33 Ubykhs in Russia, 16 of who mare in the Kabardino-Balkaria Republic.
 
Two centuries ago, Berzekov says, the Ubykhs dominated the population in the Western Caucasus “from the river Vokonka (which was earlier called the Godlik) to Adler. They bordered Abkhazia on one sideand the Jigetsand Sadzi (indigenous peoples of the Black Seacoast of the Caucasus, who were part of the Adygey-Abkhazb group), on the other.”
 
The Ubykhs were among the most militant in resisting the advance of the Russian imperial forces and promote dunity with other groups because they knew, Berzekov says, that “without unification they would not be able to defend their free domand the right to live on their own territory.”
 
When Russian forces defeated them in 1864, the Ubykh were given a choice: they could either accept Russian citizenship and be resettled in the Kuban or leave for the Ottoman Empire. The Ubykhs chose Turkey, and an estimated 75,000 of them left their homeland where they were able to maintain their distinctive nationality for several generations.
 
One of there a sons for that was their continuingattachmentto pagan divinities, even after most had formally accepted Islam. But another was their language, one of the most complex in the world in terms of sound.  Berzekov notes that the Ubykh language has 84 sounds, far more than most languages.
 
The last native speaker of the language, Tefik Esenc, died on October 7,1992, and many scholars viewed his passing as the final demise of the Ubykh language and at the same time of theUbykh nation. (See, forexample, Asya Pereltsvaig, “Obituary: TheUbykh Language,” at languages of the world.info/geolinguistics/obituary-the-ubykh-language.html.)
 
But Ruslan Berzekov is “certain” that he will be able to revive the language. Many Ubykhs now call themselves Kabardinians, Bzhedugs, Abazasor Abkhazians, but if the language can be restored, they will return to their ancientidentity.  
 
“The Ubykhethnos has deep historical roots,” he says. “It had its own code of life, of behavior in the family and society, which was based on centuries-longtraditions. The people grew up in accordance with these laws …Now it is important to restore the balance,” although he says it would be “too pathetic” to “speak about justice.”
 
In his view, Berzekov says, those who seek Russian recognition of the Circassian genocide of 1864 are unlikely to achieve their goals. “But there cognition of the Ubykhs as an indi genous people of Russia eliminated many sharp questions, including those whicharose during the conduct of the Sochi Olympiad.”
 
“No one can argue with history,” he continues. “One must simply respect it, analyze mistakes and draw conclusions.” What is necessary is to create the conditions for there vival of the Ubykhs in the future, and a good first step in that direction is their being given the status of an officially recognized people within the Russian Federation.
 
 

Bu haber toplam 1938 defa okundu.


hapi cevdet yıldız

Vıbıh dili, Adıge dili konuşan bir alanın içinde küçük bir nüfus tarafından konuşuluyordu. Küçük bir nüfus tarafından konuşulan diller büyük dilin etkisi altına girerler.
Sn. Semih Akgün’ün değindiği gibi, Çerkesya coğrafyasında lingua franco/ ortak dil, aynı zamanda büyük dil olan Adıgece idi. Küçük nüfuslu halklar büyük kültürel ürünler/ folklor yaratamazlar.

Derlenen Nart tekstleri, kahraman adları, vs ortada. Nartolog Hadeğale Asker’in tablolarına bakılabilir. Gövde Adıge. Adıge’ye göre diğerleri, Abhaz, Abazin, Vıbıh, Karaçay ve Oset tekst ve kahraman bölümleri azınlıkta.

Bu da Vıbıhların ve diğerlerinin sayısı 2- 3 milyonu bulan Adıge dünyası içinde yer aldıklarını ya da etkisinde olduklarını gösteriyor. Zaten 1 milyonu bulmayan bir ulus destan ve büyük folklor ortaya koyamaz. Büyük yazar ve araştırmacı Yaşar Kemal de bir konuşmasında,-Karacaoğlan’a ilişkin olmalıydı-, buna, bir milyon gibi bir nüfusun olması gerektiğine değinmişti.

Maalesef Rus istilası halkları ayırma dışında, dil ve coğrafi bütünlük bağlamında Adıge ulusunu da parçaladı.
Vıbıh dilinin sönmüş olması konusuna gelince, küçük dil büyük dili şu veya bu şekilde öğrenme gereği duyar, Türkiye’de Türkçe’nin, Rusya’da Rusça’nın öğrenilmesi gibi. Karma evlilikler de küçük dil aleyhine, herkesin bildiği dil lehine sonuç doğurur. Vıbıh Adıgece biliyor, ama Adıgece konuşan Vıbıhça bilmiyor. Bu durumda ortak dil Adıgece oluyordu.

Maalesef günümüzde ortak dil Türkçe ve Rusça’ya dönüşmüştür, çünkü denklemden Vıbıhça düşmüştür, Adıgece de o yolda koşar adım ilerlemektedir.
Böylesine bir ortamda konuşanı kalmamış Vıbıhça canlandırılabilir mi?
Maalesef Rus, gündem saptırma amaçlı bazı işbirlikçiler bulmakta güçlük çekmiyor. Birkaç yıl önce, DÇB ve Kaffed öncülüğünde Kabardey ve Adıge yazı dillerini tek bir yazı dilinde birleştirme gibi bir proje öne sürülmüş, kampanyalar yürtülmüştü. Biz de bunun olamayacağını yazmıştık. Sonuç, bilimdışılık ve fiyasko olmuştu.

Ama bu kampanya ile örtülerek Rusya'da Rus olmayan halkların canına okunmuş, anayasanın cumhuriyetlere ve halklara tanıdığı haklar budanmış, Adıgece de kenara itilmişti. Adıgece, şimdi anayurdunda da can çekişiyor. Bunu algılamak gerekir. Böyle bir ortamda efendiler iki yazı dilini birleştirmeye kalkışmışlardı. Resmi Adıge makamlar , Adıge biliminsanları ‘Hadi sen de’ demişlerdi. Bu da övgüye değer bir Rus karşıtı davranıştı.

Değil iki yazı dili, aynı lehçenin iki şivesi bile birleştirilemez. Çünkü ayrı ayrı birer varlıktırlar ve örtüşmezler. Bu nedenle içlerinden biri geliştirilir ve yazı diline temel olur. Adıge ve Kabardey yazı dilleri öyle oluşturulmuştur.
Soçi’de bugün yarım milyon insan (Rus) yaşıyor, Lazarevsk ilçesi dışındeki nüfus dışında (5- 6 bin kişi) hepsi Rusça konuşur.
Soçi 1864 yılı öncesi Adıgey’in ya da Çerkesya’nın Parlamentosu’nun açıldığı/ bulunduğu yerdi. Parlamento Vıbıh, Şapsığ, Abzah, Natuhay ve diğerlerinin Adıge/ Çerkes üst kimliğinde bir ulus olarak birleştiklerini deklare etmişti. Şu durumda Adıge bütünlüğünü korumak gerekir.

Peki Kabardey, Adıge, Şapsığ gibi üniteler yok mu denebilir. Varlar ama bunlar ulus adları değil, Adıgelerden ayrı bir kimlik ifade etmezler, idari ve coğrafi yörelerdir.

Özerk ilçe yönetimleri kaldırılan, daha sonra “az nüfuslu yerli halk statüsü” verilen Karadeniz kıyısı Şapsığlarının perişan durumu Sn. Adnan Huade'nin sözleri ve dönek dediği Çaçuh Mecid'in bile yakınmaları ortada .
Biz de konuya defalarca değindik. Ama yararı yokmuş anlaşılan.
Böylesine bir ortamda Vıbıhçılık canlandırılabilir mi? Hiç sanmam.

Bu nedenle hayalci girişimlere pirim vermemek, inadına özgürlükleri savunmak, dilin yaşaması, elde kalmış vatan parçalarını kaptırmamak için çalışmak gerekir.

18 Ekim 2014 Cumartesi Saat 13:28
semih akgün

Rus Bilimler Akademisinin son filogenetik haritalarında yayımlamış buluduğu tablolara göre, 2200 yıl kadar önce Adığebze ile Wıbıhıbze birbirinden ayrılmış görünüyor.

2200 yıldan önceki döneme Ortak-Proto-Çerkesçe dili dönemi diye adlandırabiliriz. Ortak Proto-Çerkesçe ile Abhaz-Abaza dilinin ayrışması ise 2800-2900 yıl kadar önce gerçekleşmiş. 2900 yıl öncesi döneme de Ortak-Kuzey batı Kafkas dili dönemi diyebiliriz.

Bu tabloya göre, sürekli bir şeyler eksildiği(dilde ses ve harf sayısında düşmeler olduğu) dikkate alınmalıdır. Atalar, ortak bir dil ve gramer geliştirdiler. Fakat tarih, sonuçta kendi yatağında akıyor. Bu dilsel ayrışmalar yaşanırken, insanlar yan yana yaşamayı da sürdürdüler.

Bölge 148 yıl önce çok dilli bir konumdaymış. Çok dillilik ile ilgili olarak, şu şekilde algılanmalı, Soçi merkezli 100 km çapa sahip bir bölgeden söz ediyoruz. Yani bir kere çok büyük bir bölge değil. Tarihi Çerkesya içinde. 3 dil var bölgede ve 3'ü de aynı kökene sahip. Tarihsel olarak içlerinde bir tanesi ön plana çıkıyor. Yani "Lingua Franco" (Ortak Dil) olabilmeyi başarıyor. O da

Adığebze. Wubıh büyüklerinin bir gecede aldığı bir karar olarak bunu görenler yanılıyorlar. Bu uzun ve büyük bir süreç. Tabii coğrafya, savaşlar, ticaret vb bir çok faktörle de doğrudan ilişkili.

Çerkesya Ulusal Bağımsızlık savaşında, Wubıhlar tümüyle Çerkes/ Adığe birliği içinde yer aldılar.

O dönemde Çerkes halk önderleri, yaklaşan tehlikeye görüyorlardı ama çareleri yoktu.

Ve tek kurtuluşun topyekün birlik olarak özgürlüğe erişebileceklerini düşünüyorlardı.
Kim istemez Wubıhya ve Wubıh halkının müstakil olarak dil, kültür, hukuk, politika bağlamında var olmasını?
Ama haydi olsun demeyle ne oluyor ki?

Daha 150 yıl öncesinde Wubıhlar ile diğer Adığeler her anlamda ruhen ve madden birleşmişlerdi.

2200 yıl önce Adığebze ile Wubıhabze ayrışmaya başlamıştı ama tamamen kopmamıştı ki.
Wubıh varlığı, Adığe varlığının da bir parçasıydı.
Orada zaten kimin Wubıh, kimin Şapsığ olduğu bile tam belli değil.
Örneğin bir Hakuç olarak, genellikle Şapsığlara bağlı olduğumuz düşünülse bile, Wubıh kökenli olduğumuz gibi bazı önermelerde vardır.
Ne farkeder? Geçmişe bu şekilde takılmaya gerek yok.
Çerkes Milliyetçiliği, Kabile/ Klan kan duyarlılığı değil ki!
Modern Çerkes Milliyetçiliğinin temeli çağdaşlık ile geleneksel değerlerin akılcı ve gerçekçi bir harmanlanması gibi gelişmekte. Üstelik...
Çerkesya'nın son başkentinin Soçi olması bile bize çok şey anlatıyor diye düşünüyorum.
Soçi halkının çoğu geçmişte Wubıhlar'dan oluşuyordu.
Bugün Soçi'de Wubıh sayısı kaç adet?
Eğer bir gün Wubıh müstakil varlığı olacaksa bile, önce Çerkesya ve Adığe birliği sağlanmak zorunda.
Yoksa bir tarafta Kabardey, öbür tarafta Şapsığ, Bjeduğ, Wubıh dersek, kabileden devlet çıkartamayız.

Bir ulus ve devlet olabilmenin esası, birlik içinde güç oluşturabilmektir.
Buna demokratik, insani değerleri de eklersek önümüzde tek yol "BİRLİK İÇİNDE ÇERKESYA" olarak görünmektedir.

17 Ekim 2014 Cuma Saat 16:07
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net