Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
RUSYA-LATİN ALFABESİ TARTIŞMALARI
12 Ocak 2015 Pazartesi Saat 14:53
 
 
(THE AFFIRMATIVE ACTION EMPIRE: NATIONS AND NATIONALISM IN THE SOVIET UNION, 1923-1939, TERRY DEAN MARTIN, 2001, SAYFA 196,197, 202)
 
1917 Devrimi’nden sonra, Rusça’nın Kiril alfabesinden Latin alfabesine geçişi çok ciddi bir şekilde tartışılmış, fakat sonradan rafa kaldırılmıştır. Lunacharskii, Rusça’nın Latin alfabesi ile yazılması konusunda birkaç makale yayınlamıştı ve bu fikrin Lenin tarafından tasdik edildiğini açıklamıştı. 19 Ekim 1929 tarihli Uchitelskaia Gazeta’de, Rus alfabesinin latinizasyonu konusunda tartışmalar kamuoyu ile de paylaşılmıştı. Bir ay kadar sonra İzvestia, Rus ortografisinin reforme edilmesi planlarını duyurmuştu. Eğitim Komitesi Bilimsel Departmanında üç komite oluşturulmuştu ve bu komiteler şunlarla ilgileneceklerdi; “Ortografi, konuşma ahkamı ve Rus Alfabesi’nin Latinizasyonu”. Aynı zamanda, Savunma ve İşgücü Konseyi’nde de, önerilen reformların sonuçlarının ne olacağı hakkında  bir komite teşkil edilmişti.  Latinizasyonun ilk destekçisi olan Komünist akademisi, Ruslaştırıcı Çarlık rejimi altında Rus Alfabesi’nin nasıl yayıldığını ve yeni ilerici Sovyet rejiminin nüfuz alanını devamlı bir şekilde ve anlaşma suretiyle nasıl ilerlettiğini göstermek için .yeni alfabe konusunda bir sergiye de ev sahipliği yapmıştı.  
 
Latinizasyonun şüphesiz en büyük destekçisi, Kafkas dilleri uzmanı ve aktif bir Latinist olan N.F Jakovlev idi.  Kendisi, Kuzey Kafkasya dillerinin Latin Alfabesi’ne geçişlerini sağlayan isimlerden birisi idi. Bilimsel Departmanın Latinizasyon alt komitesini organize etmiş ve bu komiteye başkanlık etmiştir. Alt komitenin ikinci toplantısında Jakovlev, Rus Alfabesi’ne bazı olumsuz yönlerini sıralayarak  Rusça’nın Latinizasyonu hakkındaki tezlerini şöyle açıklamıştı:
 
2.Rusya’nın medeni alfabesi kendi tarihi boyunca, otokratik baskının, misyoner propagandanın, Büyük Rusya ulusal şovenizminin alfabesi olmuştur Bu durum kendisini özellikle eski Rus İmparatorluğu’nun etnik azınlıklarla olan ilişkilerde Ruslaştırma rolü şeklinde göstermiştir, bu alfabe aynı zamanda yurt dışında Rus emperyalizminin bir propaganda silahıdır (Slavofilizm ve Boğazlar Savaşı’ndaki rolü)
 
3.1917 reformundan sonra bile Rus alfabesi, ulusal burjuvanın Büyük Rusya ideolojisine ait bir alfabe olmayı sürdürmektedir. Bu durum Rus alfabesini kullanan ancak ideolojik olarak daha tarafsız ve uluslararası olan Latin alfabesine geçmeye çalışan (Osetler, Abhazlar, Komi hareketi ve diğerleri) azınlıkların çabalarında   kendisini özellikle göstermektedir. 
 
5. Devraldığımız Ulusal burjuva alfabesi, sosyalist toplum alfabesi ile değiştirilmelidir Modern Batı Avrupa’da olduğu gibi ulusal burjuvanın yeni kakofonisi olacak bir Latin alfabesinin basit bir yaratımından bahsetmiyoruz, ve fakat sosyalizmin tek bir uluslar arası latinize alfabesinden bahsediyoruz.     
 
7. Şu andaki Rus alfabesi, sosyalist yapının ideolojik alfabesi ile uyuşmadığı gibi, diğer ulusal alfabelerin (Hebrew,Ermeni,Gürcü) ve diğer Kiril alfabelerinin (Beyaz Rusya,Ukrayna,Doğun Fin)  latinizasyonuna da bir engel teşkil etmektedir.  
 
…İkinci ve en büyük tehlikeli suçlama ise Latinistlerin anti-Rus oldukları idi. Anti-Latinistler şunu ileri sürüyorlardı; “Alfabemizi kimin oluşturduğunun ne önemi var ? Alfabemiz bir zamanlar misyonerler tarafından oluşturulmuş ise bunda ne var ? Şu anda alfabemiz, proleteryanın ellerinde bir silahı temsil etmektedir ve Sovyet inşası amacına hizmet etmektedir.”  
 
 
SERGEI ALEKSANDROVICH ARUTIUNOV, WHO’S AFRAID OF THE LATIN ALPHABET? ANTHROPOLOGY & ARCHEOLOGY OF EURASIA, VOL. 46, NO. 1 (SUMMER 2007), PP. 36–48.
 
…Mashtots’un 1600 yıllık Ermeni alfabesine karşı çıkarak Ermenilerin bu alfabeyi bırakmalarını ve Ermenice’nin Latin harfleri ile yazılması gerektiğini söylediğim zaman çok büyük bir risk almıştım. A.E. Ter-Sarkisiants makalesinde, Ermeni alfabesinin 1600 yıldır değişmeden kullanıldığı için mükemmel bir alfabe olduğunu tekrar etmiştir. Fakat çok açıktır ki  A.E. Ter-Sarkisiants’ın ileri sürdüğü fikir alfabenin mükemmelliğini değil Ermeni ruhban sınıfının tutuculuğunu göstermektedir…. 
 
Rus, Gürcü, Sanskrit, Ivrit  bütün alfabeler Latin alfabesine dönecektir…
 
Eğer, yargı ve yasama Latin alfabesi kullanma işini,  “halkın itibarına görülmemiş bir hakaret” olarak ele alıp Latin harflerine karşı olan direnci durmadan yükseltirse ve Latin harflerine geçiş fikri olan ulusal cumhuriyetlerin aslında Rusya Federasyonu’nu yıkma ve eğitim dilini Rusça’dan kendi dillerine tamamen çevirme hazırlığı olduğu ileri sürülürse, Latin harflerine dönüşüm fikri politikleşmeye devam edecektir. Rus otoriteleri, Slav olmayan halklara karşı Latin alfabesi işini ilk savunma hattı olarak değerlendiriyorsa, bu konunun maliyeti gerçekten hiç kimseye küçük olmayacaktır. Rusya’nın yüksek idari, yargı ve yasama otoriteleri , ulusal güvenlik ve bölgesel entegrasyona gerçek tehdidin Latin harflerine geçişe başlangıç yapmaktan gelmeyeceğini, böyle bir tehdidin kendi ilkel, ırkçı ve antidemokratik duruşlarından kaynaklanacağını görmelidir. Rusya’nın hiçbir halkı doğal olarak Rusfobik değildir, fakat Rusofobik ruh durumu, kötüniyetli provokasyonlarla ya da hödük politik manevralarla basit bir şekilde , yapay olarak provoke edilebilir…
 
Ayrı bir pozisyonda bulunan diakritik işaretler Rusya’da bir çok Kiril alfabesinde kullanılmaktadır, Örneğin Kafkas dillerindeki sert vurgulu “k” harfi  (k|) olarak yer almaktadır. Kural olarak bilgisayar klavyesi 14 farklı pozisyonda diakritik işaretlerin kullanılmasına olanak sağlamaktadır. Ubıhça bir metni Kiril alfabesi ile yazarken farklı “k” seslerini ifade etmemize olanak verecek sayıdadır (Latin harfleri ile yazımda dört çeşit “k” ve on çeşit “q” işaretine ihtiyacımız bulunmaktadır) . Dünyadaki bütün diğer dillerin sessiz harfleri çok önemli bir ölçüde seksenden daha fazla sessiz harfe sahip olan Ubıhça’dan daha az sayıdadır, böylece bunları ifade edecek yeter sayıda işaret bulunmaktadır…
 
Alfabede reform gibi masum ve tarafsız bir şey bile sadece Büyük Rusya ırkçılarının ve ırkçı yurtseverlerinin düşmanlığına hedef olmakla kalmayıp niçin aynı zamanda anayasa mahkemesinin reddine konu olmaktadır… Mahkeme, kararın nasıl reaksiyoner olduğunu ve demokratik olmadığını , etnik azınlıkların hakları ile ilgili pan-Avrupa’nın tutumu bağlamında bu kararın Rusya’nın imajına nasıl zarar verdiğini belki anlayabilir. Eğer olayları simetrik bir şekilde görebilirsek ve Litvanya konusunda kendi “çifte standartlarımızdan” bir an için uzak durabilisek , bu durumun Litvanya Parlamentosu’nun faraza alacağı şu karara benzer olduğunu göreceğiz; “Rusça eğitim veren okullara Rus çocuklarının gitmesine izin veriyoruz, fakat Rus dilinde hazırlanan bütün metinler,çalışmalar ve öğrenme materyalleri sadece Litvanya alfabesinde mevcut olan Latin harfleri ile yazılacak ve basılacaktır.” Bizler böyle bir şey düşünebilir miyiz ? Çok zor ama buna ihtiyacımız var. Bunu anlamak için anayasa mahkemesinin dehşetengiz antidemokratik yapısına basit bir şekilde bakmak yeterli değildir, anayasa mahkemesinin şovenist absürdlüğüne ve aynı zamanda Rus politikacılarının tamamen takiyyeci çifte standartlarına da bakmamız gerekir. Şovenizm bunun neresinde diye bana sorabilirsiniz. Bu mahkeme kararına imza atan on kişiden dokuzu Rus değildir !  Fakat bununla birlikte hiç bir “Ruslaştırıcı”, ulusal azınlıkların “Ruslaştırılmış” üyelerinden (natsmen) daha kötü değildir, sadece onların arasında Papa’dan daha Katolik insanları bulabilirsiniz. Fakat bu konu hakkındaki gerçek nedir ? Bu konu sadece bir sembolizm konusu mudur ?       
 
Daha da kuşkulu unsurlar, meşhur “Rusya’nın ulusal güvenliği” açısından bakıldığında, hanedan arması sembolizminde ve federasyon birimlerinin bayrak ve amblemlerinde bulunabilir ! Fakat bunlara itirazın olmaması anlaşılabilir. Diğer yandan Saka-Yakut Cumhuriyeti’nin, gerek Ruslar ve gerek Yakutlar için İngilizce’nin, Cumhuriyetin eğitim dillerinden biri olarak tanınmasına dönük tamamen normal ilerici bir kararı, ırkçı yurtsever sütun yazarlarının, size Amerikan deniz piyadelerinin çoktan Mirny’ye ayak bastığını ve elmas madenine ulaşmak için çukur kazdığını düşündürebilecek histerik zırıldamalarını tetiklemektedir. 
 
 
 
Çeviri:Dr.Karden Murat YILDIRIM
 
Cherkessia.net , 12 Ocak 2015
 
 

Bu haber toplam 3766 defa okundu.


Yurdakul Recep

Başka milletlere özgürlüğü dar edenler, bir gün gelir kendileri de özgürlüklerinden olurlar. Özgür bir şekilde yaşamak istiyorsak, herkesin özgürlüğüne saygı duymalıyız.
Başka ulusları özgürlüklerinden edenler er geç kendileri de özgürlüklerinden olurlar.
Abraham Lincoln

13 Ocak 2015 Salı Saat 01:43
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net