Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
CANBEK HABJOKO: ADIĞEY YAZISININ İNKİŞAF YOLLARI
09 Haziran 2015 Salı Saat 18:09
 
 
Canbek Habjoko
 
Sovyet hükümeti birçok milletler için olduğu gibi, Kafkasya kabileleri ve Adiğeyliler için dahi yazı vücuda getirdiğini iddia etmektedir. Sovyet ricaline göre yalnız komünist hükümeti mevkii iktidara geldikten sonradır ki Adiğeyliler kendileri için bir yazı vücuda getirmiş ve bu yazıya istinaden medeni seviyeyi yükseltmek imkanını elde etmişlerdi.
 
İşbu makalede biz evvela her iki iddianın haksız ve çürük olduğunu, saniyen Adiğey yazısının tarihi tekamülünü ve şimdiki halde Bolşeviklerin Adiğey vilayetlerinden Kabarda, Çerkesistan ve Adiğeyin “milli harsını yükseltmek” hususunda tatbik ettikleri metotları göstermeğe çalışacağız.
 
Bugünkü Adığey yazısının menşeini 19. asrın bidayetlerinde yani Çar muhafız alayının meşhur Kafkasya gençlerinden o cümleden Adiğeylilerden teşkil edildiği zamanlarda aramalıdır. Alayda bulunan gençlere aileleriyle mükatebede bulunmak imkanını vermek maksadıyla, o zaman saray nazırı bulunan Graf Benkendorf Adiğey dilinin alfabesini vücuda getirmek için ülum akademisine müracaatta bulunmuştu. Akademinin tasvibiyle bu mesele ile Kafkasya dillerinden birkaçını bilen Grotsilevski nam bir zat meşgul oluyordu. Grotsilevski ilk Adiğey alfabesini vücuda getirerek muhafız alayında Adiğey lisan hocası olmuştu. Bu müsait vaziyet neticesinde daha genç yaşta iken uzak şimalde bulunan gençler aileleriyle mükatebede bulunmak imkanını elde etmişlerdi. Fakat bir müddet sonra Grotsilevski’nin alfabesi ortadan kalkıyor.
 
İkinci alfabe anasil Adiğey olan ve zabit sıfatıyla Rus hizmetinde bulunan Şora Bekmurzin – Nogmof tarafından vücuda getiriliyor. Müstait bir adam olan Şora Rusça’yı iyice öğrendikten sonra kendi milletinin hayat ve tarihini tetkike koyuluyor. İşte bu tetkikat neticesi olarak Şora “Adığey milletinin tarihi” namıyla bir eser vücuda getiriyor ki bu, vefatından 17 sene sonra 1861’de Rusça olarak tabediliyor. Eser 1891’de ikinci defa olarak basılıyor. 
 
Kitapta birkaç Kabarda asilzade ailelerinin tarihi ve dağlı halkının adat ve an’anatı tetkik edilmektedir. Kitabın muhteviyatı müellifinin her halde halk şiirlerine, hikayelere ve adiğey hayatına vakıf olduğunu göstermektedir. Anlaşılan anadilinde bir alfabe olmadığı için tetkikatında müşkülatla karşılaşan Ş. B. N. bu eksiği tamamlamak ihtiyacını duymuş ve kendisinden sonra Adığey dilinin gramer ve luğatını bırakmıştır. Şora’nın alfabesi Rus alfabesi üzerine yapılmıştır. Müellif bu alfabeyi Rus ülum akademisine takdim ettiği zaman alfabe akademi azasından ve Kafkasya müdekkiklerinden Şegren tarafından kendisine iade edilmiş ve Arap alfabesine göre tanzim edilmesi teklif edilmiştir. Fakat Ş. B. N. az müddet sonra vefat ettiği için tavsiye edilen bu tadilatı yapmağa muvaffak olamamıştı. Bu vadide çalışanlardan biri de gene Adiğeyli Ömer Bersey’dir. 
Bu da alfabeyi Rus alfabesi esasına göre vücuda getirmiştir. Ömer Bersey’in Adiğey lisanının yazısını öğrenmek için vücuda getirmiş olduğu ilk kitap taş basması olarak 1855’de tabedilmiştir. Müellif bu kitabın yardımıyla Stavropol jimnazının (lise—ed.) “dağlı şubesinde” Adığey lisanını okutuyordu. 1861’de eseri tekmil etmişse de tabına muvaffak olamamıştı.
 
En mükemmel Adiğey alfabesi vazife icabı Kafkasya’da bulunarak orada Adiğey dilini öğrenen Rus hariciye memurlarından Leonti Liyul tarafından vücuda getirilmiştir. Leonti Liyul’ın bundan başka 1857-62 senelerine ait “Rus Coğrafya Cemiyetinin Kafkasya şubesi” mecmuasında birçok tetkiki makaleleri ve 1896’da basılmış Adığey gramer ve luğatı vardır.
 
Bu meyanda Kafkasya lehçelerine o cümleden Adığey diline mahsus birçok alfabe vücuda getiren bar. 
(Baron—ed.) Uslar’ı da zikretmek lazımdır. 1864’de Uslar’ın alfabesi üzerine şu kitaplar neşredilmiştir : Kazi Atajuk’un ilk kıraatı. Halk masallarından parçalar, Şardan’ın “İslam dininin ahkamı” 80. senelerde yukarıda bahsi geçen alfabelerden habersiz olarak Assakolay aulu sakinlerinden şair Hacıbeç Ançok kendisinin vücuda getirmiş olduğu alfabe ile manzumeler yazmağa başlıyor. Şairin eserlerini okuyan muasırları bu eserlerin çok kuvvetli olduğunu söylerler. Ançok bundan başka birçok halk şarkıları ve darbı meseller de yazmıştır. Şairin eserlerinden ancak bir kısmı zamanımıza kadar muhafaza edilebilmiştir. 
 
Takriben aynı tarihte Şimali Kafkasya pedagoklarından Lopatinski Adiğey diliyle alakadar olarak Kabarda lehçesini mükemmel denecek kadar öğreniyor ve 1891’de Adiğey dilinin gramer ve luğatını neşrediyor. Lopatinski’nin alfabesi de Rus alfabesine göre tertip edilmiştir. Lopatinski uzun müddet Kafkasya’da çalışmış ve 1923’de Bakü darülfünunu profesörü iken vefat etmiştir. 1921’de Pago Tambiy tarafından tertip edilen alfabe kitabı Lopatinski’nin alfabesi üzerine tertip edilmiştir.
 
20. asır başlarında Mehmet Ali Pçihatluk nam bir doktor yeni bir alfabe kitabı telifine başlıyor. Bu alfabe kitabı ilk evvel Arap hürufatı esası üzerine yapılıyorsa da bilahare müellif Latin hürufatını Arapçaya tercih ederek Latin hurufatıyla olmak üzere 1904’de yeni bir alfabe kitabı neşrediyor.
 
Bütün bu alfabe kitapları maalesef geniş halk kütlesi için olduğu gibi bu mesele ile alakadar olanlar için dahi meçhul kalmıştı. Binaenaleyh Adiğeyin muhtelif yerlerinde mütaaddit alfabe kitaplarının çıktığına hayret etmemeliyiz. Mesela doktor Pçihatluk ile aynı zamanda Şarki Adiğeyde muallimlik yapan ve anasil tatar olan İmangulof dahi bir alfabe kitabı neşretmişti. İmangulof tedrisatı 20. asır başlarında hep bu alfabe üzerine yapıyordu.
 
Kafkasya’nın işgalini müteakip Türkiye’de yerleşen muhacirler dahi alfabe kitabı vücuda getirmeğe teşebbüs etmişlerdir. 1910 senelerinde Mısır’da Hacı Mehmet Kemal nam bir zat Arap hürufatı esası üzerine Adığey alfabe kitabı vücuda getirmiştir. Aynı senede İstanbul’daki bir grup münevver Çerkesler de bu işe teşebbüs ederek bir alfabe kitabı telif ediyorlar. Bu alfabe harbi umumiye kadar Kafkasya’daki Adiğeyler arasında çok taammüm etmiş bir alfabe kitabı idi.
 
Nihayet 1918’de Adiğeyli muallimlerden Sefer bey Siyuh ve eski muhacirlerden İbrahim bey Hizetl yukarıda bahsi geçen İstanbul alfabesini daha fazla asrileştirerek yeni bir alfabe kitabı vücuda getiriyorlar. Bu alfabenin ikinci basılışı 1921’de, üçüncü basılışı da 1924’de olmuştur. Alfabe müellifleri esasen Latin hürufatı olmakla beraber ruhanilerin tesiriyle Arap hürufatı esasından hareket mecburiyetinde kalmışlardı.
 
Sovyet hükümetinin Kafkasya’ya gelişinden evvele ait Adigey yazısı tarihinin hülasası bundan ibarettir. İşte bu kısa tarih bize Adiğey alfabesi üzerinde muhtelif adamların uğraştıklarını ve neticede meydana birçok eserler koyduklarını açıkça göstermektedir. Hiç şüphesiz bu vadide yapılan faaliyet arzu edilen faydayı teminden uzak bulunduğu için Adiğey yazısı inkişaf etmeden kaldı. Tabii bu işte milli meseleye çok ihtiyatlı bir nazarla bakan çarlık idaresinin dahi müessir bir rolü olmuştur.
 
Şimdiki halde Şimali Kafkasya ülkesine dahil tekmil Adiğey vilayetleri Latin hürufatı esası üzerine yapılmış bir yazıya malik bulunuyor ve Adiğey dili tedricen mahalli müesseselere girerek ilk mekteplerde okutuluyor.
 
Haddi zatında bu hadise geniş halk kütlesine ait milli kültürünü kendi ana dilinde inkişaf ettirmek imkanını bahş ettiği için hoş bir hadise gibi telakki edilebilir. Fakat hakikat halde vaziyet tamamen başkadır. Sovyet hükümeti Adiğey yazısını ancak halk kütlesini yeni şekle girmiş Rus devletçiliğine bağlamak için bir vasıta gibi kullanıyor. “Sosyalist vatan” Rusya vahdetinin bozulamayacağını ifade eden bir timsal olduğu gibi komünist terbiyesi de bu bozulmamanın hakiki bir zimanıdır. Bu vaziyet Sovyet milli siyasetinde bir ikilik vücuda getirmiştir. Yani Sovyet hükümeti bir taraftan ayrı ayrı milletlerin milli temayüllerini tatmin için milli mektepler, mahalli idareler vücuda getirmekle beraber diğer taraftan komünist fırkasının yardımıyla şiddetli bir temerküz siyaseti, komünist sansürü, tabi vaziyette bulunan vilayetlerin her işini kontrol etmek ve muhtelif milli içtimai adalet maskeleri altında hakim Rusya şovenlik siyasetini tatbik etmekten geri durmuyor.
 
İşte bu şerait içinde ayrı ayrı milletlerin milli matbuat ve yazısı Sovyet hükümetinin elinde muti bir silah rolünü oynamak ve gösterilen yol üzerinde yürümek mecburiyetinde kalmıştır. Adığey yazısı dahi kendisini bu esaretten kurtaramamıştır.
1925’te Petigorski’de toplanan bir kongrede dağlı kabilelerin mümessilleriyle beraber Sovyet hükümeti tarafından gönderilen “ilim heyeti” bütün dağlı kabileler için müşterek bir yazı vücuda getirmek meselesini müzakere etmişti. Kongreye iştirak eden dağlı mümessilleri müttefiken müşterek bir alfabeye ihtiyaç olduğunu beyan etmiş ve Latin alfabesinin kabulünü teklif etmişlerdi. Fakat kongre “ilim” cephesinin tazyiki neticesinde faydası kongrece tasvip edilmekle beraber müşterek alfabeye geçmek meselesinin gayri muayyen bir zamana talik edilmesine karar vermişti. Aynı yılın Haziran’ında çağrılan kongre dahi ilk kongrenin kararı üzerinde ısrar ederek yeni bir karara ihtiyaç görmemişti. Kongrenin ameli faydası ancak birbirine yakın kabileler alfabesinin müşterek yapılması için projeler ihzarına memur birkaç komisyonun intihap edilmesine münhasır kalmıştı.
 
Komisyonlar meyanında Adigey-Kabardin, Çeçen-İnguş komisyonları olmasına rağmen müşterek alfabeye geçmek hususunda hiçbir şey yapılmamış ve esası Latin alfabesi olmakla beraber Çeçen, İnguş alfabesi arasındaki fark ortadan kalkmamıştır.
 
İşte Sovyet hükümetinin müdahalesi neticesinde Adığey yazısında bir ikilik hüsule gelmiş ve bu yazı Çerkes (garp) ve Kabardin (şark) kollarına ayrılmıştı. Bu iki kol ancak geçen yıl (1932—ed.) birleşebilmiş ve müşterek alfabe vücuda gelmiştir. Birleşmek sahasındaki bu ataleti Sovyet hükümeti mali ve teknik müşkülata hamletmektedir. Halbuki asıl maksat her emperyalist siyasetin temeli olan “parçala ve hakim ol” siyasetinden başka bir şey değildir.
 
Birçok müşkülatlardan ve manialardan sonra vücuda getirilen bugünkü Adiğey alfabesi şimdi Latin esası üzerine yapılmış, iki, üç harfli sesler tamamen çıkarılarak muhtelif işaretler asgari dereceye indirilmiştir.
 
Şunu da ilave etmek lazımdır ki bu alfabe Adiğeylilerin medeni seviyesini yükseltmek için değil, şimdilik ancak Sovyet hakimiyetinin Kafkasya’da kökleşmesine yarayacak komünist propaganda neşriyatı için istifade ediliyor. Fakat bereket versin Kafkasya’daki komünist propagandası muvaffakiyet kazanmaktan çok uzak bulunuyor ve Kafkasya halkı eski milli harsi kıymetlerinin muhafazası için daha başka ve daha yeni yollar aramağa çalışıyor.
 
Şunu da kaydedelim ki Suriye’de yerleşmiş bulunan eski dağlı muhacirler arasında dahi Adiğey alfabesi vardır. Tabii bu alfabe Kafkasya’da kullanılan alfabeden bazı seslerin mürekkep olması, yani iki veya üç harfli olmasıyla ayrılıyor. Eski muhaceretin bütün neşriyatı hep bu alfabeyle basılmaktadır. 
 
 
 
Kaynak : KAFKASYA DAĞLILARI, No : 40 Haziran 1933, Varşova
 
 
Not : Metin orijinal haline sadık kalınarak aktarılmıştır. Yazar Adiğey kelimesini Adiğe (Çerkes) anlamında kullanmaktadır. 
 
 
Canbek Habjoko: 1903 yılında Nalçik’te doğdu. Kafkasya’yı 1920 yılında terk ederek Türkiye’ye iltica etti. Varşova’da Ticaret Akademisi’ni bitirdi. Kafkasya Dağlı Halkları Partisi’nin yayınladığı dergilerde yazarlık ve yöneticilik yaptı. İkinci Dünya Savaşı’nın patlaması üzerine Türkiye’ye yerleşti. 1978 yılında İstanbul’da öldü.
 
Cherkessia.net, 9 Haziran 2015
 
 

Bu haber toplam 1923 defa okundu.


Levent Gerger

Eeeee, ne oldu yawww. Hani kril olmazsa olmazdı...... Rus ajanları yönlendirmesi ile illada KRİL diye sinir krizi geçiriyor bizim bazı avanaklar...

11 Haziran 2015 Perşembe Saat 12:10
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net