Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mamırıko Nuriyet:Sahip Olduğumuz Güzel Özelliklerimiz
19 Şubat 2016 Cuma Saat 21:29
 
Çok eski dönemlerden gelen ve Adıgelerin yeryüzüne ayak basmaları ile birlikte oluşan çok sayıda karakteristik ve örnek gelenek ulusumuz tarafından geliştirildi ve günümüze getirildi. 
 
 
Konut inşası, ağaç dikimi, aile kurma, çocuk büyütme ve bütün bunları kuşatacak biçimde geleneklerimiz olan imece; eve girme, konuk karşılama,
beşik bağlama, çocuğu yürütme, mutluluk kutlaması olarak Adıge cegusu/ gegusu. Bütün bunlara bağlı olarak toplumsal ilişkiler ve davranış biçimleri, kuralları, derlenmek istenirse hepsi, ancak çok büyük, çok kocaman bir cilde zor sığar.
 
 
Bu gibi konularda biliminsanları ve etnograflar çok sayıda çalışmalar ortaya koydular. Gençlerimiz bu tür çalışmaları inceleyecek olurlarsa, Adıge cegumuz (eğlentilerimiz, sevincimiz) ve Adıge geleneğimiz yozlaşmayacaktır. Yine şükür, Adıge kıyafetimiz, kadın giysisi (say) ve uzun erkek ceketi (śıy), her ikisi de yadırganmayacak biçimde, görende bebek gibi çekiciliği yaratan giysilerimiz var (yabancılar da bundan etkileniyorlar), gençlerimiz bu güzel giysileri “bize ait” diyerek gururla giyiniyorlar. 
 
 
Büyük yazarın “Adıge giysisi” (Adıǵe śıy) bestesinde (şarkısında) söylediği gibi, bu elbise Adıge ulusu adına dikilmiş olsa da, Kafkasya’daki diğer tüm uluslar tarafından da benimsenmiş durumda. Buna benzer bir biçimde kadınlarımızın giysisi “say” da (entari), erkek giysisi ”śıy” (ceket) gibi göz alıcı. Çirkin değil, hepsi güzel. 
 
 
Çok eski dönemlerden beri Adıgelerin toplumsal yapısını sağlamlaştıran şey, belirli bir değeri, acıyı ve sevinci paylaşma ve dayanışma ruhunun olmasıdır. Eskiden Adıgelerde zeki, önder (gubzığe) insan sayısı çoktu, tek bir sözcükle halkı yönlendirebiliyorlardı. “İki isen teksin, tek isen yok sayılırsın” (Vıţume vız, vızıme vışımıe ṕaĺ) diyor eski bir Adıge sözü. Bu söz dayanışmanın, birbirini kollamanın önemini vurguluyor. Bir başka atasözümüz de ona yakın: “Demirden kalesi olan demirden iğneye gereksinim duyar” (Ğuć kale zieri ğuć maste şeće), derin ve eğitici bir anlam içerir bu söz de. Gereğinden fazlasıyla, çok malın olsa bile, kendin gibi bir kişiye gereksinim duyacağını bilmelisin diyor bu hatırlatma.
 
 
Adıge sözlü anlatılarının zenginliği, eski Adıgelerin bilgeliğinin ulaştığı düzeyi, yaşamı derinlemesine kavramış olduklarını kanıtlıyor. “Bulunmayan, olanaksız olan şey verilmez” (Amığot atıjırep) deyimi de çok şeyi içeriyor: aç gözlü olmamayı, gönlünden koparıp vermeyi, kendini başkaları ile karşılaştırmayı ve başkalarının yerine koymayı içerir; başka bir anlatımla, doğruluğun, içtenliğin her zaman iyi bir özellik olduğu; bu özellikleri taşıyan kişinin iyilik ile karşılanacağı anlatılmak isteniyor. 
 
 
Susuzluktan dudağı çatlamış birine bir tas su uzatan, yeni adım atmaya başlamış bebenin başını okşayan, kocamış yaşlılara yiyecek götüren, kötülükten kaçınıp kalbini iyiliğe açan kişi mutlu kişidir. İyilik denen şey biz Adıgelerin iliklerine değin işlemiş bulunuyor. Bu özelliğe kavuşmuş olmak, temiz duygular ve merhamet duygusu sahibi olmak demektir. Ulusun bir beğenisi, güçlü bir geleneği de konuk karşılama üzerinedir. Sana güvenerek kapını çalan birini güler yüzle karşılamak, onu ağırlamak ve onun için yorulmayı üstlenmek Adıgelerde önde gelen bir özelliktir, Adıgeler konuğu severler. Konuğu evde en güvenli, en korunaklı odaya alırlardı. Konuk ağırlama sürecinde, ilkin sofra kurulur, sonra yatağını serilir, dinlenmesi ve korunması için gereken özen gösterilirdi.
 
 
Konuk Adıgeler için her şeyden önce gelirdi. “Konuğa değer ver, iyi insana saygı göster” (Haćer ğaře, ṡıfıřır ĺıte/ ХьакIэр гъашIо, цIыфышIур лъытэ) derlerdi. “İyi insanın konuğu eksik olmaz” (ṡıfıř haće şıćerep/ ЦIыфышIу хьакIэ щыкIэрэп), “Azığın azı konuğa sunulmaz” (Us maćer haćem yicağu/ Iус макIэр хьакIэм иджагъу) deyimleri konuk ağırlamanın önemini anlatır. Ancak konuk için en anlamlı olan yön, karşılanış biçimidir, herkesin tavrı yüzünden belli olur. (Sana hayvan kesilmesinden önce güleryüzle karşılanman daha önemlidir/ Цу къыпфаукIын нахьи къыпфэчэфхэу къыппэгъокIыхэмэ нахьышIу) dememişler boşuna. 
 
 
Konuğun da uyması gereken sorumlulukları vardır: Düzgün davranması ve konuşması, aklı başında hareket etmesi gerekir, gittin, gördün ve kaldın, kalkmasını da bilmelisin. Eskiden yaşamın dayattığı zorluklar içinde insanlar birbirlerini daha iyi anlar, ağırlar, birbirlerine daha fazla önem verirlerdi, bu da bir moral kaynağı ve bir dayanışma yolu sağlardı. Üzülsek de, günümüzde, gündelik uğraş ve koşuşturmalar içinde kişiler ulusal gelenek ve görenekleri, güzel ilişkileri gereğince yerine getiremiyorlar. Yine de “şükredelim”, gelenek ve göreneklerimiz yüzyılları geride bırakıp günümüze gelmeyi başardılar. Hâlâ bir dayanışma ruhumuz var, muhtaç olana yardım eli uzatıyoruz, acıma duygumuz hâlâ güçlü, hiç tanımadığımız kişilerin elinden tutup acısını ve yükünü paylaşmaya hazır durumdayız; dünyaya gözünü açan bebekleri gördükçe sevinç duyuyoruz, her şeye karşın hâlâ Adıge olarak yaşamımızı sürdürüyoruz. Ancak kayıplarımız olmadığını, zengin birikimimizden eksilmeler olmadığını söyleyemeyiz, doğru da olmaz bu. 
 
 
Gençlerimiz birbirleriyle evleniyor, yaşamlarını birleştiriyorlar. İyi ve uyumlu bir yaşam sürdürmelerini, mutluluk içinde yaşamalarını Tanrıdan diliyoruz. Bu gençler için Adıge düğünleri yapılıyor, tabii biraz değiştirilmiş, biraz modernleştirilmiş biçimde. Evlenen kişiler, sanki bir aileleri, bir soy bağları (łako) kalmamış gibi (işin kolayına kaçarak) bu son 15 yıldır düğünleri (Rus düğünleri gibi), yüksek ücretler ödeyerek restoran, kafe ve otel gibi yerleri altı yedi saat süreliğine kiralayarak o gibi yerlerde yapıyorlar. Ancak, düşünürsek, bu sevincin kapsamı içinde akraba-yakınlık ilişkileri, birbirini sayma, birbirine saygı, birbirini kollama-yardımlaşma gibi güzel özellikler, geleneğimizin öngördüğü değerler yeterince yerine getirilemiyor. Büyük bir tarihsel temeli olan Adıge cegusunu kendi kendimize çirkinleştiriyor, sırdanlaştırıyoruz. Başka yolu yokmuş gibi – gün boyunca hayırlamak için beklediğimiz şeyi dar bir saate “sıkıştırıyoruz” – sevincimizi paylaşmak isteyenler de yeterince yanımıza gelmiyorlar, yeterince ceguya katılmıyorlar, asıl ortalıkta gözükmesi gerekenlerse görünmüyorlar. 
 
 
Adıge saygınlığı, gururu Adıge cegusunda artık ortaya konamıyor. Bilge kişiler, birbirlerine soru soran, araştıran ve büyüklere danışma gibi özelliklerimiz de kalmamış. Düğün ya da cegu (hayır) sahibinin, soy ailesinin haberlerinin ileticisi, Adıge kutlama bayrağı yerine geçen dizilmiş fındık kolyelerle sarınmış, Adıge işlemeleri ve resimleri taşıyan bayraklar düğün evinin üzerinde artık dalgalandırılmıyor. Zaten kentli nüfusun çoğu çok katlı apartmanlarda barınıyor, bu durumda bunları nereye asabilirsin ki? Ancak, yine de Allaha şükür diyelim, kökü köye uzanmayan tek kişimiz bile yok. Kendi büyük baba ya da büyük annesinin geniş bahçesinde, avlusunda büyük bir cegu (düğün eğlencesi) yapmak o kadar mı zor, o kadar mı bayağı?!
 
 
Bunların hepsini bir yana atıp koştuğun yeri, kimin peşinden koştuğunu bilmeden, akla uygun bir gerekçe de olmadan, özelliklerimize uymayan biçimde, yaşlısı genci aynı masada (Adıgelerde hiçbir zaman yaşlı ile genç aynı masaya oturmazdı) yiyip içiyor; cegu kurallarının böylesine yozlaştırılmış olmasını doğru bulmuyorum. Görenin üzerinde yeterli izlenim bırakacak Adıge cegusunu “değiştirmemeyi” herkes için büyük bir görev olarak görüyorum. Özenle koruduğun şeydir eninde sonunda seni sevindirecek olanı. Gelenek ve göreneklerimizi, toplumsal özelliklerimizi ulusumuza yaraşır bir biçimde yaşatmak, onlara gereken değeri vermek durumundayız, çünkü onların bir eşi ve benzeri yoktur. 
 
 
 
Mamırıko Nuriyet , Adıge mak, 9 Şubat 2016
 
Çeviri: Hapi Cevdet Yıldız
 
Cherkessia.net, 14 Şubat 2015
 

 


Bu haber toplam 1750 defa okundu.


Bu habere yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz ekleyin.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net