Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kafkas Kartalları: On Dokuzuncu Yüzyılda Rusya’ya Karşı Leh-Çerkes İşbirliği
10 Ağustos 2016 Çarşamba Saat 22:36
 
Michael Połczyński, 18 Mart 2014   
 
Polonyalılar ve Çerkes diasporası bugün çok az ortak yanları olduğunu düşünebilirler. Oysa geçmişte durum farklıydı.  
 
On dokuzuncu yüzyılın en ilginç ortaklıklarından biri Lehlerin ve Çerkeslerin Rus hegemonyasından kurtulmak için segiledikleri ortak çabadan doğdu.  
 
Rus yayılmacılığı eski Lehistan-Litvanya Birliğini yutmuş, kuzeybatı Kafkasya’daki Çerkes yurdunu tehdit ediyordu. Fransa, İngiltere ve Osmanlı İmparatorluğunda yaşayan Leh mülteciler kuşatılmış Çerkeslerin uzayan mücadelesine destek oldular.  
 
Lehistan-Litvanya Birliğinin on sekizinci yüzyılın sonunda Rusya, Prusya ve Avusturya tarafından bölünerek ortadan kaldırılmasından sonra bağımsızlık mücadelesine devam eden Leh ulusçular Romanov İmparatorluğu içinde kendilerini yalnız hissediyorlardı. 
 
Leh isyancılar 1830’ların başında Romanov yayılmacılığına karşı uzun süredir silahla direnen Çerkeslerle aynı hedefleri paylaştıklarını fark ettiler.  
 
Çerkes kabileleri geçmişte – kendisi de Osmanlı İmparatorluğunun parçası olan – Kırım Hanlığına bağlıydılar. Rusya on sekizinci yüzyılın başında Kafkasya’ya girince Çerkesler Osmanlı devletiyle işbirliği yapmak zorunda kaldılar.  
 
Rusya’nın Leh Seferi olarak bilinen 1768-1774 Savaşında Osmanlıları yenilgiye uğratmasından sonra imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması (1774) Kırım Hanlığına ve Kuzey Kafkasya’ya bağımsızlık verdi. İki bölge 1787 yılında Rusya’ya bağlandı.   
 
Lehistan-Litvanya Birliği bölüşülmeye başlandığında Çerkesya Osmanlı İmparatorluğu için sınır haline geldi.  
 
Osmanlı İmparatorluğu Kafkasya’da kaleler kuran, Kazak kolonilerini yerleştiren, 1801 yılında Gürcistan’ı kendine bağlayan Emperyal Rusya ile baş edemedi.  
 
Bir yandan da İran ile savaşan Rusya gücünü Ermeni platosuna yaydı. Rusya Tebriz’i Abbas Mirza’dan aldıktan sonra imzaladığı Türkmençay Antlaşmasıyla (1828) doğu Kafkasya’daki kazanımlarını sağlamlaştırdı.  
 
Son darbe 1829 Edirne Antlaşmasıydı. Buna göre Osmanlılar Çerkesya üzerindeki hak taleplerinden vazgeçtiler. Çerkes direnişi tüm olumsuzluklara rağmen 1864 yılına kadar sürdü. Leh ulusçuları işte bu süreçte yardım elini uzattılar.  
 
Leh aydınları ve ulusçularından oluşan ve Paris, Londra, İstanbul’da üslenen Büyük Muhaceretin (Lehçe “Wielka Emigracja”) hamisi Prens Adam Çartoriski Çerkes liderlerle temas kurmaları için 1830’lu yılların başında ilk Leh ajanlarını Kafkasya’ya gönderdi.  
 
Leh muhaceretinin liderleri özgür bir Lehistan’ın Rusya ile Batı ve Osmanlı İmparatorluğu arasında çıkacak savaştan doğacağına inanıyorlardı. Bir yandan ulusal hedeflerinin peşinden giderken diğer yandan Fransız, İngiliz ve Osmanlı desteğini kaybetmemek zorundalardı.  
 
İstanbul’daki Leh muhaceretinin birçok mensubu otuz küsur yıl boyunca çarpışmalara katılarak veya diplomasi yoluyla Çerkes davasına katkı sundu.  
 
Bunlar arasında başka halkların yardımına koşma geleneği doğrultusunda kurulan Leh Lejyonları vardı. 
  
Lehistan-Litvanya Birliğinin bölünmesinden sonra oluşturulan Leh askeri birlikleri Napolyon Savaşlarında, Haiti Devriminde, 1848 Devrimlerinde Macaristan ve İtalya’da, Kırım Savaşında ve Amerikan İç Savaşında çarpıştılar. 
 
Leh-Çerkes işbirliğinin erken aşaması olan 1836 yılında İstanbul’daki Britanya sefaretinin eski sekreteri David Urquhart silah yüklü bir yelkenliyi Çerkesya’ya gönderdi.  
 
Ablukayı delerek kıyıya yanaşmak isteyen “Vixen” Rus donanması tarafından ele geçirildi.  
 
Bir diplomatın tek kişilik eylemi olan “Vixen Hadisesi” Britanya ile Rusya arasında neredeyse savaş çıkarıyordu.  
 
Urquhart’ın girişimi başarılı olsaydı Lehlerin işine yarayabilirdi. Prens Çartoriski ve Wladislaw Zamoyski farkındalık yaratmak amacıyla İngiliz ve Fransız toplumlarına yönelik yayınlarında “Vixen Hadisesini” işlediler.  
 
Ayrıca Prens Adam Çartoriski’nin Hotel Lambert örgütü ve Doğu Ajansı dört büyük Çerkes kabilesini (Şapsığlar, Natuhaclar, Abzehler ve Vıbıhlar) bir araya getirmek için birçok girişimde bulundular, para ve silah yardımı yapmaya devam ettiler. 1841-1852 yılları arasında Çerkeslerin destek aldığı tek yabancı kaynak Leh muhacirlerdi.  
 
Michael Połczyński Georgetown Üniversitesinde doktor adayıdır.
 
Kırım Savaşıyla bu durum sona erdi. Britanya ve Fransa Rusya karşısında Çerkesleri potansiyel ortak gibi görerek kısa bir süre direnişi desteklediler.  
 
Savaşın ardından 1857 yılında Albay Teofil Lapinski komutasında bir grup Leh muhacir kuşatılmış Çerkesya’ya girerek 1860 yılına kadar direnişe destek verdi. 
 
Prens Adam Çartoriski 1858 yılında Albay Wladislaw Jordan’ı Doğu Ajansının başkanlığına atadı. Çerkes liderler Doğu Ajansı ve Hotel Lambert aracılığıyla Kraliçe Viktorya ve III. Napolyon’dan yardım istediler.  
 
Başvuru reddedilince Çartoriski Çerkes liderleri Paris ve Londra’ya gönderdi. Kişisel ziyaretin yardım isteğine güç katacağını umuyordu. Ne var ki beklediği gibi olmadı.  
 
1860’lı yıllara gelindiğinde Çerkes direnişi üstün Rus gücü karşısında kırılacak gibi görünüyordu. 
 
Hotel Lambert bunu önlemek için Fransa ve İngiltere’ye başvurarak Leh-Çerkes ittifakı için destek istedi.  
 
Çağrı Lehlerin Ocak 1863 isyanına denk geldi.  
 
Hotel Lambert’in İngiltere’deki en önemli destekçisi başarısız “Vixen girişimini” örgütleyen David Urquhart’tı. Kariyerinin mahvolması Urquhart’ın Çerkesya davasına sadakatini etkilememişti.  
 
İngiltere’de yaşayan Leh mülteci topluluğuyla yıllardır yakın işbirliği halindeydi. Lehlerin Çerkes güçleriyle doğrudan temas halinde olmasından istifade ediyordu.  
 
Hotel Lambert temsilcileri İngiliz yetkililerle görüşmelerinde Çerkesya’yı bir dalga kıran gibi göstediler. Rus yayılmacılığı İran ve Hindistan’a ulaşamadan Çerkesya engeline takılacaktı.  
 
Urquhart ve Leh mültecilerin çabaları halk katında farkındalığı artırsa da Fransız ve İngiliz hükümetleri Leh ve Çerkes davalarına destek vermediler.  
 
David Urquhart 1863 bir başka riskli girişimde bulundu. Bir gemi dolusu malı Çerkesya’ya doğru yola çıkardı. Amacı Rusya’yı eskiye dayandığı varsayılan bir serbest ticaret antlaşmasına uymaya zorlamaktı.  
 
“Chesapeake” kargosu Çerkes güçlerine verilmek üzere yüklenmiş yasadışı silahlardan oluşuyordu. Władysław Zamoyski ve Prens Adam Çartoriski’nin oğlu Władysław başarısızlığa uğrayacak projenin destekçileri arasındaydı.  
 
Urquhart’ın casusluk ve gizlilikle geçen bir ömrün ardından oluşan paranoyak kişiliği ortaklarını “Rus ajanı” olmakla suçlamasına yol açtı. Leh ve Çerkes liderlerle ilişkisi sona erdi. Artık projenin mimarı değildi.  
 
“Chesapeake Planının” liderliğini Hotel Lambert mensubu Lehler üstlendiler.  
 
Gemi İstanbul’a ulaştığında içinde Leh askerler vardı. Çerkesya’da savaşacak Leh lejyonunun çekirdeğini oluşturacaklardı.  
 
Kırım Savaşında Osmanlı saflarında hizmet gören Leh lejyonları örneğinde olduğu gibi sayılarının Rus ordusundan kaçacak Leh firarilerle artması umuluyordu.  
 
Kırım Savaşına katılan Michał Czajkowski/Sadık Paşa’nın Leh Kazak Lejyonu (“Sultanın Kazakları”) kurucusu Klemens Przewłocki birliğe komuta edecekti.  
 
Przewłocki’nin Çerkesya seferi sadece birkaç ay sürdü. Açlık ve askeri malzeme yokluğu karşısında geri çekilmek zorunda kaldılar.  
 
Hotel Lambert bir kere daha Leh firarilere aşırı güvenmek hatasına düşmüştü. Leh Lejyonu bazı muharebelerde Rus güçlerini yenilgiye uğratsa da Osmanlı hükümetinin Çerkes isyancıları desteklemeyi reddetmesi yüzünden çabaları sonuçsuz kaldı.  
 
Kbaada’daki kilit kalenin 21 Mayıs 1864’de düşmesiyle Kafkasya Savaşları sona erdi. 1860’lı yılların sonunda ve 1870’lerde 400.000 Çerkes Osmanlı İmparatorluğuna gitti.  
 
Osmanlı hükümeti toprakları üzerinde yaşayan Leh mülteci topluluğunun Çerkes ayaklanmasına müdahale etmesine göz yummuştu. Bu tutum komplocuların işine yaradı. Lehler Emperyal Rusya’yı zayıflatacak sayısız plan geliştirdiler.  
 
Osmanlı İmparatorluğunun Kafkasya Savaşlarında taraf olmaktan kaçınması Rusya ile yeni bir savaşa girmek istememesinden kaynaklanıyordu.  
 
1864 yılına gelindiğinde Hotel Lambert’in Avrupa politikası üzerindeki ağırlığı zayıflıyordu. Leh mülteciler İngiltere ve Fransa’dan yardım istemekten vazgeçmişler, Macar ve İtalyan devrimcilerle saf tutmuşlardı.  
 
Bu durumda Kafkasya’ya doğrudan müdahale etmek suretiyle bağımsız Lehistan’ı yeniden kurma planları rafa kalkmıştı. 
 
Leh mültecilerin topluluk olarak Çerkesya mücadelesine etkisi çok önemli olmayabilir. Ama savaşçıların bireysel özverileri yanında dışarıdaki destek sayesinde Çerkesler Batılı hükümetlerle etkin bir iletişim ağı kurmayı başardılar.  
 
Bu çabalar neticesinde “Leh Sorunu” Avrupa’nın büyük güçleri nezdinde canlı tutulabildi. Ne var ki Çerkesler o kadar şanslı değildi.  
 
 
 
Çeviri: Dr. Ömer Aytek Kurmel  
 
Cherkessia.net, 10 Ağustos 2016
 
***
 
Eagles in the Caucasus: Polish-Circassian cooperation against Russia in the 19th century  
 
Michael Połczyński , March 18, 2014   
 
Although Poles and members of the Circassian diaspora may seem as though they have little in common today, it was not always so. Perhaps one of the most unusual partnerships of the 19th century was born of the intense collaborative efforts of Poles and Circassians to free themselves from Russian domination.  
 
By this time Russian expansion had swallowed up most of the former Polish-Lithuanian Commonwealth and threatened to engulf the homeland of the Circassian people in the northwest Caucasus. The machinations of stateless Poles in France, England, and the Ottoman Empire became a main source of support for the beleaguered Circassians during their protracted struggle against the Romanov state. 
 
In their continued fight for national independence following the partition and dissolution of the Polish-Lithuanian Commonwealth, at the end of the 18th century by Russia, Prussia, and Austria, Polish nationalists perceived that they were quite alone amongst the various minority populations of the Romanov Empire in their efforts to stage large-scale uprisings against Russian rule.  
 
In the early 1830s, however, Polish insurrectionists recognized that they shared common goals with the Circassian population of the Caucasus, which was in the throes of a prolonged armed resistance against Romanov expansion.  
 
Historically, Circassian tribes were sometimes-clients of the Crimean Khanate, which was itself a part of the Ottoman Empire. Romanov expansion into the Caucasus beginning in the early 18th century onwards pushed the Circassian tribes to cooperate more closely with the Ottoman state.  
 
The defeat of Ottoman forces by Imperial Russia during the “Leh Seferi” (1768-1774 Russo-Turkish War) and the subsequent treaty of Küçük Kaynarca in 1774 awarded independence to the Crimean Khanate and the Northern Caucasus, which where annexed by the Romanovs in 1787.  
 
As a result, Circassia became a sort of front line for the Ottoman Empire in the north Caucasus around the same time that Poland-Lithuania began to be partitioned by its neighbors.  
 
In the end, the Ottoman Empire was unable to keep pace with Imperial Russia, which built lines of fortifications along their Caucasian borders, settled large numbers of Cossacks in the region, and pushed into the southern Caucasus, annexing Georgia in 1801.  
 
Concurrent wars between Russia and Persia led to the extension of Romanov power into the Armenian plateau. Russia further consolidated its eastern Caucasian holdings with the Treaty of Türkmençay in 1828 after taking Tabriz from Abbas Mirza.  
 
The final blow came with the Treaty of Adrianople in 1829, which forced the Ottomans to abandon their official claims to Circassia. Despite this, the Circassians managed to hold their ground against the Romanov army until 1864, at which point the bulk of the Circassian population was displaced or killed. It was during this prolonged period of resistance that Polish nationalists lent their support.  
 
In the early 1830s Prince Adam Czartoryski, a key patron of the Wielka Emigracja (Great Emigration) of Polish intelligentsia and nationalists from the defunct Polish-Lithuanian Commonwealth to the cultural and political centers of Paris, London, and Istanbul, sent the first Polish agents to meet with Circassian leaders in their alpine redoubts in the north Caucasus.  
 
Elements within the Polish expatriate leadership felt that a free Poland could rise from the smoking battlefields of a great war fought between the Western Powers and the Ottoman Empire against Russia, which controlled most of the former Commonwealth’s territories. The émigrés, therefore, were forced to walk a fine line between the pursuit of their own nationalist aspirations and keeping their French, English, and Ottoman protectors and sometimes-benefactors complacent. 
 
For thirty-odd years, numerous members of the Polish émigré community in Istanbul became involved in the Circassian cause by volunteering to fight directly alongside the Circassians, or by working to support their cause through diplomacy.  
 
An important factor that led to the unlikely involvement of exiled Poles in the affairs of Circassian highlanders was the well-established tradition of the service of Polish Legions in extra-national conflicts.  
 
Over the years following the partitioning of Poland-Lithuania, Poles formed their own units and fought in the Napoleonic wars, Haitian Revolution, the 1848 revolutions that took place in Hungary and Italy, the Crimean War, and the American Civil War in conflicts that were politically or philosophically tied to the Polish cause. 
 
In 1836, during the early phases of Polish-Circassian cooperation, the renegade secretary of the British Embassy in Istanbul, a man named David Urquhart, dispatched a British schooner that was filled with arms illegally bound for Circassian resistance forces. Russian forces seized the “Vixen” after it attempted to run a naval blockade and land its cargo on the Circassian coastline. The “Vixen Incident”, the result of a lone diplomat’s unsupported desire to help the Circassians, nearly caused a war between Britain and Russia.  
 
This would have served Polish purposes well and, in order to spread awareness of the event, Prince Czartoryski and his agent Władysław Zamojski attempted to bring the issue to the attention Western populaces by casting it in a favorable light in numerous publications disseminated to the British and French publics. 
 
In addition to this, Prince Adam Czartoryski’s Hôtel Lambert and its Eastern Agency were involved in various attempts to create unity among the four main Circassian tribes (Shapsough, Nathukhac, Abadzek, and Ubykh), who they continued to fund and arm.  Between 1841-1852 the Polish émigrés were the only significant source of foreign support for the Circassian rebels.  
 
This came to an end during the Crimean War when the Allied Powers of Britain and France began to view the Circassians as potential partners in their fight with Russia and briefly funded their resistance during the conflict. 
 
After the war, in 1857, an armed expedition led by Colonel Teofil Lapiński, which was manned almost exclusively by Polish émigrés, reached the beleaguered Circassians and fought a guerilla war at their side until 1860. 
 
In 1858 Colonel Władysław Jordan was appointed by Prince Adam Czartoryski to be his new chief agent of the Eastern Agency.  Through him, and his connections with the powerful Hôtel Lambert, Circassian leaders were able to petition for the aid of Queen Victoria and Napoleon III.   
 
When aid was refused, Czartoryski personally sponsored Circassian leaders in a trip to Paris and London in hopes that their physical presence would add weight to their pleas. Ultimately, it did not. 
 
By the 1860s it began to look as though the remaining Circassian forces would succumb to Russian military superiority. The Hôtel Lambert rallied together the Polish émigré community of Istanbul and attempted to forestall this by petitioning France and England for their support of a joint Polish-Circassian “crusade”.  
 
This call for action occurred just as the 1863 January uprising in the Congress Kingdom of Russian-controlled Poland was coming to a head.  
 
Hotel Lambert’s main source of support for the Polish-Circassian cause in England was the organizer of the disastrous “Vixen Incident”, David Urquhart, whose enthusiasm for the Circassian cause had not been dampened by a failed diplomatic career. Over the years he had continued to work closely with the Polish émigré community of Britain, making use of their direct contact with the Circassian forces.  
 
In their meetings with British officials, Hôtel Lambert agents attempted to cast Circassia as the breakwater upon which the wave of Russian expansion would smash itself to pieces before it could make its way into Persia and India.  Although greater public awareness of the subject was achieved due to the work of Urquhart and the Polish émigrés, the French and British governments refused to back either the Polish or Circassian causes. 
 
In 1863 David Urquhart was involved in another risky scheme to send a boatload of goods to the Circassian coast in order to force Russia to recognize a pre-existent free trade agreement that was supposed to be in effect in that region.  
 
Instead of harmless trade goods, however, the “Chesapeake” would be full of illegal arms destined for Circassian forces. Władysław Zamoyski and Prince Adam Czartoryski’s son Władysław were amongst the primary benefactors of this ill-fated project.  
 
After a lifetime of espionage and secret dealings, Urquhart’s extreme paranoia caused him to accuse his fellow-conspirators of being “Russian spies”, which led to the breakdown of his relationship with Polish and Circassian leaders.  As a result, he soon lost his place as a leading organizer in the scheme. The “Chesapeake Plan” was taken over by the Poles of the Hôtel Lambert.  
 
When the ship arrived in Istanbul, it was loaded with a contingent of Polish soldiers who were meant to form the core of a new Polish Legion in Circassia. Similar to the Polish Legions in the Ottoman army during the Crimean War, their numbers were once again hoped to swell with Polish deserters from the Russian army.  
 
Klemens Przewłocki, who was a main organizer of Michał Czajkowski/Sadık Paşa’s Polish Cossack Legion in the Crimean War (“The Sultan’s Cossacks”), was given control of the unit.  
 
Przewłocki’s expedition to Circassia lasted only a few months after which famine and a lack of material support forced the Poles to retreat.  
 
The Hôtel Lambert had once again relied too heavily on Polish deserters from the Russian army to fill out the ranks of their Legions. Although they defeated Russian forces in various engagements, in the end their efforts were further hindered because the Ottoman government refused to reinforce the Circassian rebels.  
 
The capture of the key fort at Kbaada on 21 May, 1864 ended the Caucasian Wars. This, in turn, sparked the emigration of some 400,000 Circassians to the Ottoman Empire in the late 1860s and 1870s. 
 
The Ottoman government turned a blind eye towards the involvement of its Polish émigré community in the external affairs of the Circassian insurrectionists.  This attitude proved advantageous for the conspirators; it allowed the Poles to develop and execute numerous plans that were detrimental to Imperial Russia.  
 
Ultimately, the unwillingness of the Ottoman government to involve itself openly in the Caucasian Wars stemmed from a desire to avoid another conflict with Russia.  
 
By 1864 the influence of the Hôtel Lambert in European politics began to decline as the insurrectionary government responded to shifting political tides by abandoning their policy of seeking help from the English and French and realigned themselves with Hungarian and Italian revolutionary factions.  
 
As such, plans to regain Polish independence through direct intervention in the Caucasus were abandoned. 
 
The overall effect that the Polish émigré community had on the Circassians’ struggle for survival may not have been monumental in scope, but the personal sacrifice of combatants and the political influence wielded by their Polish patrons abroad provided new lines of communication through which Circassians could forge relationships with the governments of the Western Powers.  
 
The result of these efforts was to keep the “Polish Question” alive amongst the Great Powers of Europe; the Circassians were not as fortunate. 
 
 
Michael Połczyński, is a Doctoral Candidate at Georgetown University. 
 
 

Bu haber toplam 2280 defa okundu.


Melhiy Mehmet Şahin

1795'te Lehistan'ın büyük devletler tarafından paylaşılıp en büyük parçanın Rusya'ya verilmesi işgal altında yaşayan Lehlilerde Rusya'ya karşı düşmanlık uyandırdı.
Rusya'ya karşı düşmanlık; bu ortak durum Lehlilerle Çerkesleri birbirine yaklaştırdı. 1830 Leh ayaklanmasından sonra birçok Lehli, Rus ordusunda Kafkas cephesine gönderildi.
Çerkeslerin Ruslara karşı mücadelesinde başarı kazandığı taktirde Lehistanın yine bağımsız olacağını tahmin eden Lehliler, Rus ordusundan kaçıp Çerkeslerin yanında çarpışarak ve Avrupa'da Çerkesya lehinde propaganda yaparak Çerkesler için çalışıyorlardı. Hür ve birleşik bir Çerkesya mücadelesinin Avrupada tanıtılmasında, Lehlilerin Çerkeslerden daha çok emekleri geçmiştir.

12 Ağustos 2016 Cuma Saat 21:55
Nahit Tok

Çerkeslere en büyük zararı veren, Osmanlı yüzyıllarca Kırım hanlığı eliyle Çerkesya' ya saldırılar düzenleyerek, Çerkeslerin güçlenmelerine izin vermeyendir, desteğini istemiyorduk yüzyıllarca köstek olmasaydı.

Çerkesler kendilerini korurlardı, bu da Osmanlının son günlerinde Ruslarla arasında güçlü bir Devletin olması demekti ki, Osmanlıyı asıl o zaman Çerkesler korumuş olurlardı, hasılı Osmanlı ettiğini çekti...

11 Ağustos 2016 Perşembe Saat 21:18
SEMİH AKGÜN

On Dokuzuncu Yüzyılda Rusya’ya Karşı Leh-Çerkes İşbirliği; tarihin pek de bilinmeyen bir yönü. Eğer Osmanlı yüzyıllardır süren savaşlar ve isyanlar ile zayıflamamış olsa ve Çerkesya'ya desteğini verebilseydi, ne Çerkesler soykırım ve sürgüne uğrarlardı, ne de Polonya ve Baltıklar bağımsızlıklarını yitirirlerdi.

11 Ağustos 2016 Perşembe Saat 18:03
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net