Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Adıgey’in Tarihi Yeri (Адыгеим и тарихъ чIыпI)
03 Eylül 2016 Cumartesi Saat 21:34
 
Geçtiğimiz yıl gazeteci Davır Hüseyin’le birlikte Adıge Devlet Radyo ve Televizyon kurumu “Adıgey” tarafından hazırlatılan “Cenıko” (Aile Ocağı) filminin ilk bölümünün çekimini izlemiş, ulusumuzun eski ev inşa etme tekniği filme alınırken  de Alegıpş’ın(Alecıpş) otlağını (otlak yerini) bulmuştuk.     
 
Harita     
 
Nart şiirlerindeki (pşınaĺ) anlatıma göre, Pşış Irmağı sağındaki yamaçlar daha yüksekteler, uzaktan da fark edilebilirler, Nart Alec’in büyük beyaz evi de koca sütunlar üzerinde, bir atın böğrü yüksekliğinde bir temel üzerinde ve bir theşeқ uzunluğunda (30 metre kadar) Dencıv sırtı denilen yerde bulunuyordu. (The - eski bir ölçü birimi olup sağ omuzdan sol kol parmaklarına ulaşan uzunluğu ifade ederdi).     
 
Ünlü biliminsanımız Hadeğałe Asker’in hazırladığı yedi ciltlik “Nartların” beşinci cildinde o yerde gerçekleşmiş olan olaylara ilişkin yeterli bilgi vardır. Hepsini okumuş durumdayım, Alegıpş anlatısını da okudum, ayak basmamış olsam bile Alecıpş’ın otlağının yerini de öğrenmiş bulunuyordum. Yakınından geçen asfalt yoldan birçok kez geçmiştim.   
 
Khaselerin (meclislerin)  toplandığı yer   
 
Dencıv sırtı Kadim Adıge Ülkesinin gerçek tarihi merkezi idi. Haritaya bir bakıldığında orasının Kuzeybatı Kafkasya’nın tam kalbinde, ortasında yer aldığı anlaşılabiliyor. Nart şiirlerinde anlatıldığına göre Nartların Ülke Meclisi (Khesaŝhe), Kadınlar Meclisi (NıKhase) ve Yaşlıları Öldürme Meclisi (ĴıvıқKhase) orada toplanırdı.     
Pşış Irmağının yüksek sağ sırtı Taş çağından bu yana bir yerleşim alanı idi. Sırttaki düzlükte çok sayıda arkeolojik anıt (savğet) bulunuyor: Eski köy kalıntıları, kurganlar, eski mezarlıklar, eski kaleler, ayin yeri (thaĺeuṕe), vb. Alecıpş’ın yaşadığı yerin yakınındaki arkeolojik anıtlar Adıgey’in kadim tarihine sıkı sıkıya bağlıdır.       
 
Alegıpş’ın otlağı     
 
Şu sıralar anılan düzlük uzanıp giden bir tarım alanı, geniş çayırlarla kaplı, batı tarafı çalı ve dikenlik bir yer, vadi ve dağ geçidi yerleri de var. Pşış vadi tabanı su otu ve sazlarla kaplı derin bir bataklık, vadi tabanında ırmak kavisler, menderesler çizerek ilerliyor. Kurğo ormanından geride kalan ulu ağaçlar ırmağın sol yakasını kaplamış durumda.   
 
Decıv sırtı -Krasnodar Kray’ın- Şıthale (Beloreçensk) ilçesinin batı sınırı. Doğuda - Adıgey’in - Tevçoj ilçesi var, ilçe sınırın 500 metre ötesinde.   
 
Alegıpş’ın köyünün güneyinde Şıthale elektrik santralı bulunuyor. Hızlı akışlı Şhaguaşe (Belaya) Irmağından alınıp sırttan aşağı verilen bu sular jeneratörleri çalıştırıyor, sular oradan Pşış Irmağına akıtılıyor.
    
Alecıpş’ın evi, eski bir kalenin içinde, kalenin duvarları dik, dörtte biri de toprak yığını altında, yığının üstü yüksek iki tepe biçiminde birbirinden ayrılmış: Doğuya dönük olanı daha yüksek, batıya bakanı ise daha alçak.
 
Kalenin tek bir giriş yeri var, giriş tırmanması zor, sarp bir yamaç. Batıya dönük kesimi Pşış Irmağı sağında güzel bir vadi tabanına açılıyor. Doğuya ve kuzeye dönük tarafı ise geçit vermez orman ağaçları ve bunları saran sarmaşıklarla kaplanmış. Doğu tarafındaki dikçe sırt çayırlık, üzerinde yer yer diken öbekleri var. Eski kale sırtının iki kesiminde de köylülerin sürülmüş bahçeleri bulunuyor.     
 
Ğobekuaye köyüne uzak bir yerde değil   
 
Bu eski köyün Tevçoj ilçesindeki Ğobekuaye köyüne mesafesi iki kilometreden biraz fazla. Nartların beşinci cildinde verilen, Alecıpş’ın otlağı yakınında bir mezranın (kutır/ хутор / çiftlik - birkaç evden oluşma küçük Rus köyü-) bulunduğu bilgisi doğru.     
 
Glivenko mezrası (kutır /хутор) tek bir yol boyunca kurulu. Köylüler kalenin Türklerden kaldığını söylediler. Ama bu doğru değil. Rus köylülerin buraya gelişi Kafkas Savaşı sonrasında, yakın bir zamanda (-1864 yılı sonrasında-) gerçekleşti, bu nedenle, bu yerde yaşamamış olanların bu yerin tarihini bilmemeleri çok doğal.
 
Alecıpşı'nın yerleşim yeri üst üste birkaç kat halinde bir arkeolojik anıt (savğet). Hüseyin'le kaleyi gezerken yüzeye vurmuş çok sayıda arkeolojik eserle karşılaştık, bu da bu yerde yüzyıllardan beri insanların yaşamakta olduğunu ve bu yerin bir korunma yeri olduğunu kanıtlıyor.
 
Testi (koşın) kalıntıları sürülü arazinin dört bir yanına dağılmış durumdaydı. Bunların çoğu Mıvţeler (Meotlar) dönemine ait. Daha eski dönemlere ait kalıntıların daha derinlerde kaldığı  kuşkusuz. Yüzeydeki kalıntılar arasında Ortaçağ'da kullanılmış eşyalara da rastladık. Bunlar da az değiller.
 
Akuandedakhe (Güzel Akanda)
 
Destanda anlatıldığına göre bu yerde çok sayıda olay yaşanmış. Alecıpş ile eşi Beţın (БэтIын) khaselerin başkanları idiler. Tek kızları Akuande-dakhe destanda adı geçen kızların en güzeliydi, çok sayıda atlı genç (pseĺıĥuaқо) kızın peşindeydi, bu yüzden bahçe kapılarının önü çamura bulanmış, derin bir bataklığa dönüşmüş, kaçınılan bir yer haline gelmişti.
 
Alecıpş kızıyla görüşmeye gelen Şebatnıko ile Savsırıko’ya hakaret etti, bunun üzerine bu ikisi Alecıpş’ın köyünden dışarı çıkışı engelledi. Savsırıko sırtta, Şebatnıko da aşağıda nöbet tutuyordu.  
   
Alecıpş saklanıp gizlice Ĺepŝ’ın (Tlepş) atölyesine gitti, ona iki sihirli ok yaptırdı, dönüşte atı tökezledi ve attan düştü, oklardan biri kırıldı. Kalan okla vadi tabanında bekleyen Şebatnıko’yu öldürdü. Şu an bile kale kapısının sol yanındaki ulu ağaçlarla kaplı ormanın içinde tek bir yığma mezar bulunuyor, bu mezar Şebatnıko’nun mezarı olabilir.    
 
Ĺepŝ’ın Demirci Atölyesinin yeri       
 
Eski kaleden Pşış vadisini izleyerek iki kilometre kadar gidildiğinde, Ğobekuaye köyüne yakın bir sırtta eski bir tuğla fabrikası ile karşılaşılır. Bu yerde Ĺepŝ’ın atölyesinin bulunduğu anlatılır. Anlatılarda şimdiki Ğobekuaye köyü yakınında, ırmağın öte yakasında  Ĺepŝ’ın demirci atölyesinin bulunduğu söyleniyor. Bu yere “Ĺepŝ’ın Demirci Atölyesinin yeri” deniliyor.     
 
Görüldüğü gibi, Alecıpş’ın gittiği demirci atölyesi öyle uzak bir yerde değildi, ancak Alecıpş’ın içinden geçtiği Kurğoko ormanı şimdikine göre çok daha gür ve geniş olmalıydı.   
 
Nart şiirlerini (pşınaĺeler) ilkin eski Adıgeler oluşturdular    
 
Abhazlar ve diğer Kuzey Kafkasya halkları, Nart destanının kendilerine ait olduğunu, onu ilk oluşturanın kendileri olduğunu iddia ediyorlar. Bu iddialarını inandırıcı kanıtlara dayandıramıyorlar, ama iddialarından da vazgeçmiyorlar. Diğer uluslardan farklı olarak biz Nartların yerleşim yerlerini, mevkilerini, adlarını, adların anlamlarını biliyor ve açıklayabiliyoruz. Nart şiirlerindeki (pşınaĺ) yiğitlerin adları ve anlamları çoğunlukla Adıgece ve Adıge anlatım biçimine dayalı. 
 
Nart destanının birçok yönüyle ulusumuza ait olduğu destanın kendi anlatımından da anlaşılıyor ve doğrulanıyor. Destanın anlatıcıları olup biten olayların gerçekleştiği yerlerin adlarını açıkça söylüyorlar, yiğitlerin yattığı yığma mezarların (kurganların) yerlerini bir bir sayıyorlar ve biz bunları biliyoruz. Nartlara ilişkin arkeolojik eserler eski Adıge Toprağının her yerinde bulunuyor.  
  
Eskiden Adıgeler çok geniş bir alana yayılmışlardı. Şimdiki Adıgey bu geniş coğrafyaya oranla küçücük bir yer. Kafkas Savaşı öncesinde Çerkesya sınırları Taman Yarımadasından başlıyor Dağıstan, Çeçenistan, İnguşetya ve Osetya’ya uzanıyor, güneyde de Abhazya’ya varıyordu.     
 
Acımasız savaş ulusumuzu kırıp geçirdi, çok kayıp verdik, işgal sonucu ülkemiz bizden alındı ve boşaltıldı, eski topraklarımıza başka uluslardan bir nüfus getirilip yerleştirildi. Bu nedenle Nartlarla bağlantılı yerlerin çoğu Adıge Cumhuriyeti sınırları dışında. Anlatılarımızda (ĥiŝe) adı söylenen anıtların (savğet) çoğu Krasnodar Kray sınırları içinde kaldı. Ulusumuz açısından bu gibi yerler içinde en önemli olanı da Alecıpş’ın köyü ile sözünü ettiğimiz eski kaledir. Bunlar kadim Adıgey’in tarihi merkezi konumundalar. Ulusumuz açısından büyük bir önem ifade ediyorlar, onlara ayrı bir yer ayırmamız ve değerlendirmeler yapmamız gerekiyor.       
 
Turistik gezi (tur) programları içerisine Adıgey tarihinin ilginç olaylarını ve bu olayların yaşandığı yerleri de  ekleyecek olursak, diğer uluslar Adıgelerin tarihi yolculuğunu, gelenek ve göreneklerimizi daha yakından tanımış olacaklar.   
 
Not: Tire içindekiler çevirmene aittir.
 
 
Tev Aslan, Arkeolog, Adıge Cumhuriyeti Ulusal Müzesi  bilim baş danışmanı  
 
Adıgemak, 29 Ağustos 2016
 
 
 
Çeviri: Hapi Cevdet Yıldız
 
Cherkessia.net,  3 Eylül 2016
 
 

Bu haber toplam 1889 defa okundu.


hapi cevdet yıldız

Sayın Semih Akgün,

Asıl ad "Cenıko mašo/ Джэныкъо маш1о"= "Aile ocağı ateşi". Ben böyle biliyorum. Yanılmıyorsam buradaki aile deyimi, ulus anlamına geliyor.

Bunu "ulusun sönmeyen özgürlük ateşi", "varlık ateşi", "canlılık, dirilik" biçiminde anlamak gerekir. Elbette Grekçedeki "Gen" ile eş anlamlı olmalı. Grekler ve Romalılarla uzun süreli ilişkiler vardı.

Saygılar.

07 Eylül 2016 Çarşamba Saat 00:00
Semih AKGÜN

Çerkesçe “Cenıko” (Aile Ocağı) kavramı Gen sözcüğü ile ilgili olabilir mi?

05 Eylül 2016 Pazartesi Saat 16:06
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net