Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Judy Dempsey: Avrupa: 2016 ve Ötesi
04 Ocak 2017 Çarşamba Saat 21:20
Judy Dempsey, 21 Aralık 2016
 
2016 boyunca Avrupa bir krizden diğerine sürüklendi. Britanya AB’den çıktı. Rusya Avrupa ülkelerinin iç siyasetine giderek daha fazla müdahale etti; kurgulanmış öyküleri piyasaya sürdü, popülist sağ hareketleri finanse etti. Terör saldırıları, mülteci ve Euro Bölgesi krizleri 28 AB ülkesi arasında fay hatları yarattı.
 
Atlantik’in karşı yakasında Amerikalılar – Birleşik Devletleri yeniden büyük yapmayı vadeden – Donald Trump’u başkan seçtiler. Trump Batıyı bir arada tutan transatlantik ilişkiye aldırış etmiyor.
 
Yukarıda saydığım krizlerin ortak bir yanı var: Avrupa’nın geleceğini derinden etkiliyorlar. 2016 yılı sona ererken AB’nin zaafları ve istikrarsızlığı teşhir oluyor.
 
Avrupalı liderler – eğer isteselerdi – Brexit kararının etkilerini hafifletebilirlerdi. Onlar daha fazla bütünleşme veya iki-vitesli Avrupa için çabalamak yerine küçük iktidar mücadelelerine daldılar. Bunlar olup biterken Rusya ve Birleşik Devletlerin Avrupa’nın temeline dinamit koyduğunu görmüyorlar.
 
Asırlar boyunca Avrupalı devletler ve imparatorluklar egemenlik için birbirleriyle savaştılar. İkinci Dünya Savaşının enkazı üzerinde yükselen AB bu ölümcül mücadeleye bir nokta koydu.
 
Ama AB genç bir oluşum. Var olmak için hep Birleşik Devletlerin desteğine ihtiyaç duydu.
 
Nitekim ABD Dışişleri Bakanı Dean Acheson (1949-53) Batı Avrupa’nın NATO aracılığıyla Birleşik Devletlere bağlı olması gerektiğine, demokrasi ve liberalizm gibi ortak değerlere tutkuyla inanırdı.
 
Ama – nükleer güvenlik şemsiyesinin simgelediği – Amerikan desteğine artık bel bağlanamaz.
 
Ne var ki – başta Berlin olmak üzere – birçok Avrupalı siyasetçi bu değişen jeostratejik gerçeği görmek istemiyor.
 
Birleşik Devletler Avrupa’yı terk ettikten sonra olacaklara hazır değiller.
Amerikan güvenlik şemsiyesine bir alternatif geliştirmiyor; mesela Avrupa’nın – Fransa liderliğinde – kendi nükleer savunmasını geliştirmesi fikrine kafa yormuyorlar.
 
Bazı Almanlar Avrupa’nın nükleer caydırıcılık kapasitesini geliştirmesine Rusya’yı kışkırtacağı gerekçesiyle karşı çıkıyorlar. Bunlar hangi dünyada yaşıyor?
 
Judy Dempsey: Carnegie Europe Yerleşik Olmayan Kıdemli Araştırmacı,sı Strategic Europe sayfası baş editörü
 
 
Rusya nükleer füzelerini Litvanya ve Polonya’nın ortasındaki Kaliningrad’a zaten yerleştirmiş durumda. Ama Avrupa zamanın aleyhine işlediğini fark etmeden krizler arasında debelenip duruyor.
 
Vladimir Putin Avrupa karşısında nasıl davranacağını çok iyi biliyor. Başbakan Merkel Putin karşısında alkışlanması gereken bir kararlılık gösterse bile bu tutumunda tek başınadır.
 
Putin 2017 yılında yeni bir seçime girmeye hazırlanan Merkel’in yenilgisini görmek için sabırsızlanıyor.
 
Almanya güvenlik birimleri Rusya’nın federal seçime müdahale etmesine kesin gözüyle bakıyor. Buna karşılık AB liderlerinin çoğu harekete geçmiyor; tehditler karşısında garip bir tevekkül içindeler.
 
Üstelik Rusya’nın – sadece Almanya değil Fransa ve Hollanda seçimlerine de – müdahalesinin Avrupa’ya zayıflatacağını bildikleri halde…
 
Tehdidi görmek zor değil: Avrupa’da demokrasi ve istikrar Soğuk savaş döneminde olduğu gibi tehlike altındadır.
 
Avrupa o zamanlar Birleşik Devletler koruması altındaydı.
 
Bugün Macar Orban’ın, Polonyalı Kaçinski’nin, Fransız Le Pen’in kendi ulus devletini AB’ye karşı savunması Putin’in ekmeğine yağ sürüyor.
 
Trump Avrupa ve Rusya politikasını değiştirmediği takdirde Birleşik Devletler transatlantik ittifakı kendi elleriyle yok edecek ve Rusya bundan memnun olacak. AB keşmekeş içinde bir ulus-devletler yumağına dönecek.  
 
Avrupalı liderler iyi yönetildiği takdirde güçlü olabilecek bir AB’yi adım adım zayıflatıyorlar. Silinen AB’nin yerini sahip olduğu değerleri temsil etmekten aciz bir ulus-devletler yığını alacak gibi görünüyor.
2016 yılının yönelimleri buydu. Liderler Avrupa’yı bir araya getirecek radikal adımlar atmazlarsa aynı yönelimler 2017 ve ötesinin karabasanı olacak.
 
 
Çeviri: Dr. Ömer Aytek Kurmel
 
Cherkessia.net, 4 Ocak 2017
 
 
***
 
Europe in 2016 and Beyond
 
Judy Dempsey, December 21, 2016
 
Throughout 2016, Europe has lurched from one crisis to another. The British voted to leave the EU. Russia stepped up its interference in domestic politics in several European countries by planting false news stories and financing populist, right-wing movements. Terrorist attacks and the refugee and eurozone crises divided the EU’s 28 member states.
On the other side of the Atlantic, Americans elected Donald Trump as their next president on a ticket promising to make the United States great again. Trump professes little interest in what has kept the West together: the transatlantic relationship.
 
All the above crises have one thing in common. They are having a profound effect on Europe’s future. As 2016 draws to a close, the EU’s extreme vulnerability and growing instability are exposed.
 
The Brexit decision has weakened Europe. If they chose to do so, European leaders could mitigate the political fallout of Britain’s exit. But instead of using Brexit to push for further integration or a two-speed Europe—or even as a chance to get out of their bubble to explain why Europe matters—most leaders are engaged in petty institutional or domestic power games. As they do so, they seem to underestimate how the roles of Russia and the United States are planting the seeds of Europe’s destruction.
 
For centuries, European states were always at war with each other or had various empires vying for supremacy. The EU, which grew out of the ashes of World War II, put an end to this internecine fighting and these power struggles.
 
But the EU is a young construction. Its existence has always relied on the United States. Dean Acheson, who was U.S. secretary of state from 1949 to 1953, believed passionately in a Western Europe knitted to the United States through NATO and the shared values of democracy and liberalism. That dependence on the United States, exemplified by the U.S. nuclear security umbrella, is no longer a given.
 
Yet many European leaders and politicians, especially in Berlin, don’t want to recognize this changing geostrategic reality. They are not prepared to consider the possibility of what happens the day after the United States withdraws from Europe. In practice, that means they are unwilling to consider any alternative to the U.S. security umbrella, such as Europe having its own nuclear defense—which could exist through France.
 
There are Germans who shudder at the idea of a European nuclear deterrent on the grounds that it would provoke Russia. But what world are they living in? Russia is already deploying nuclear-capable missiles in its exclave of Kaliningrad, which is sandwiched between EU and NATO members Lithuania and Poland. Yet Europe is muddling through each crisis without realizing that this time round, the EU’s defense and durability are at stake.
 
Vladimir Putin, the Russian president, knows exactly what buttons to press when it comes to Europe. Despite German Chancellor Angela Merkel’s admirable tenacity in confronting Putin—primarily by pushing the EU to keep sanctions imposed on Russia after it annexed Crimea in March 2014 and then de facto occupied the Donbas region of eastern Ukraine—she is practically alone in her consistency. She is also the one leader whom Putin wants defeated as she makes a bid in late 2017 to serve a fourth term as chancellor.
 
Germany’s security services are acutely aware of how Russia may interfere in the federal election. But most EU leaders have a singular lack of political will to act, coupled with a dangerous complacency about the threats facing them. This is despite the fact that Russian interference in the German election—as well as in votes in France and the Netherlands—would weaken Europe.
The threat is plain to see: Europe’s democracy and stability are being threatened as they were during the Cold War. Then, Europe had the United States to protect it. Today, efforts by Hungary’s Prime Minister Viktor Orbán, Poland’s Jarosław Kaczyński, and France’s National Front Leader Marine Le Pen to defend their nation-states against the EU are grist to Putin’s mill.
 
Unless Trump radically shifts his stances toward Europe and Russia, the United States will unwittingly hand Russia a silver platter that will lead to the breakup of the transatlantic alliance. That could transform the EU into a motley of discombobulated nation-states.
 
European leaders at the national and EU levels are contributing to the gradual eclipse of what could have been a powerful, confident, and strong European Union. In its place could be a mishmash of nation-states that have neither the security nor the leadership to protect what Europe stands for. Such are the trends of 2016. Such is the specter of 2017 and beyond unless leaders adopt a radically different mind-set to push Europe together.
 
.
 

Bu haber toplam 2298 defa okundu.


Zaur (Jılahıstaneyli)

Judy abla ek yapıyorum analize;

2016 da geleceğe dair umudu olmayan bir yıldı, vede öyle bitti. Gerçekten çok acayip, karanlık bir çağda doğmuşuz bu dünyaya. Sözde özgürlükler ülkesi olan Amerika'da bile öyle radikal değişiklikler ani bir şekilde oluyor ki anlamak mümkün değil, el bombası gibi adam Trump başkan oluyor. İngiltere ABye ''hadi be'' deyip kendi içine kapanıyor, Ortadoğu zaten gayya kutusu gerçekten de çürük kokuyor bu topraklar artık. En doğuda da ruh hastası Kuzey Kore var. Dünya resmen kaynama noktasına erişmiş durumda.
Kitlesel imha silahları, atom bombaları da cabası. Dünya'da yaşayan herkes bu soğuk karanlıktan korkuyor.Herkes patlama noktasını bekliyor ve yakın bir gelecekte bir şeyler değişmezse kaçınılmaz sonun yakın olduğunun farkında. İnsanlar tatile giderken yolda yürürken, okuldayken, işteyken, hatta kendi evlerinde otururken öldürülüyor, Dünyada kimsenin can güvenliği yok, kimse ne polise ne askere ne de devletlere güvenir halde.
İşte 2016 buydu.

10 Ocak 2017 Salı Saat 22:14
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net