Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kavkaz Uzel:Kafkasya’da Etnisite ve Politika
12 Ocak 2017 Perşembe Saat 23:14
Araştırmacılar, Kafkasya’da bölgelere göre Çerkes Sorunundaki farklılıklar hakkında önemli tesbitlerde bulundular.
 
Çerkes Hareketi içindeki aktivistlerin çalışmaları ve faaliyetleri bulundukları bölgelere göre farklılık göstersede hepsindeki ortak özellik, faaliyetlerinin tarihi kökleri temelinde yaptıkları çalışmalar olması.
 
Moskova Üniversitesi Uluslararası ilişkiler fakültesinde düzenlenen ‘’Kafkasyada Etnisite ve Politika’’ temalı seminerdeki sunumlarında Mihail Volhonski ve Nikolay Silaev yukardaki bu önemli tesbiti yaptılar.
 
Kavkaz Uzel’in verdiği bilgilere göre; Aynı halk olmasına rağmen Çerkesler,Adıgeyliler, Adıgler ve Kabardeylar olarak adlandırılabilen bu halk toplam olarak Rusya sınırlarında 2010 verilerine göre 718 727 kişi ve aslında bu halkın çok büyük kısmı ise Rusya sınırları dışında yaşamaktadır.
 
30 Kasım 2016 da Moskova Üniversitesi Uluslararası ilişkiler salonunda düzenlenen bu toplantıda tema olarak ‘’Kafkasya’da Etnisite ve Politika’’ olsada, bu bilimsel seminer süresince işlenen ana konu  ‘’Geçmişte ve Günümüzde Kafkasya’’ olup, alt başlıkta bu dönemlerde Kafkasya’da toplum,politika, ekonomi ve kültür konuları işlendi.
 
Bu semineri düzenleyenler; Moskova İnsan ve toplum Enstitüsü,Orta Asya Eğitim Merkezi, Rusya Bilimler Akademisi- Doğu Bilimleri Ural ve Volga bölgesi enstitüsü ve yine Rusya Bilimler Akademisi Antropoloji ve Etnografi Enstitüsü Kafkasya Masası idi. Ve 30 Kasımda yapılan seminere bu okullardan gelen bilim adamları katıldılar.
 
Organizasyon Komitesinden Vadim Muhanov Kavkaz Uzel muhabirine verdiği demeçte sınav dönemi olması sebebiyle toplantıya öğrencilerin davet edilmediğini söyledi.
Nalçık’da ki Çerkes sorunu ve hareketi Soçi’de ki Çerkes Sorunu ve hareketinden tamamen farklıdır.
 
Nikolay Silaev oldukça teorize hazırlandığı gözlemlenen ‘’Pragmatik Sosyoloji Perspektivinde Etnisite’’ olarak adlandırdığı sunumunun esas temasını bilimsel olarak Çerkes sorununun irdelenmesine dayandırdığını belirtti.
 
Bu sunuma göre, Etnos ve Etniklik konusu Pragmatik Sosyolojide iki farklı şekilde açıklanarak irdelenmektedir.
Bunlardan birisinde; Etnos doğal yollarla,ilişkilerle sosyal yaşamla gelişerek beslenir. Diğer şekilde ise, politik olarak yani doğal olmayan yollarla belirli güçler tarafından çıkarı olanlar tarafından bilinçli olarak geliştirilebilmektedir.
 
Siloev,pragmatik sosyolojinin bunu söylerken eylemlere ise pek bakmadığını söyledi. Aslında ona göre "Eğer eylem yok ise gruplarda yok demektir. Örneğin bir toplumda şive dediğimiz şeyin yalnızca  o toplumun içinde olduğu eylemlerle, yaşamla oluşturabilmekte olduğunu, o toplumun içinde bulunduğu etnisitedeki kategorilerde, yada insanların kendi kendine oluşturduğu bir şey değildir.
 
Yine bu bağlamda başka bir örnek olan devleti ise, İnsanların tanırken yalnızca kategorisel ve etnisel olarak tanıyabildiği, onun hiç bir eylemi ya da yaşantısının bilinmeden görülmeden tanınmasıdır.
 
Yine Kavkaz Uzel muhabirinin sorusu üzerine Silaev cevaben yaptığı açıklamada;
Doğa ve toplum ayrımı olmayıp insanlar ve hibritler ayrımı mevcuttur.Buna örnek olarak mesela bilim dünyası bilim adamlarından, labaratuarlardan,bu labaratuarlardaki mikroskoplardan hatta bu mikroskopların siliyatlarından oluşmakta olup bunlar bir bütündür.
 
Onun genel olarak teorik sunumuna göre, etnisite bir topluma sonradanda öğretilebilir. Mesela Çerkes milli hareketi ile Sanpetersburg şehrini koruma örgütü benzer bir örgüttür. Bu yaklaşım bize olayı daha iyi anlamamızı sağlıyacaktır. Çerkes sorunu Soçi’de ve Nalçik’de bu yerlerin doğasından insanından entelektüel politik sosyolojisinden dolayı bölgenin ayrıcalıklı bir sorunudur ve her bölgeye göre kendini ayrı ifade etmektedir.
 
Soçi’de Çerkes haraketi yüksek politika içinde belki daha az eğilimlidir. Burada sadece halka etki eden Kafkas savaşlarından kalma Şapsığ yerleşim yerlerinin kendi ismiyle mucizevi olarak hala eski yerlerinde yaşamasıdır.Bu yüzdende  mesela Soçi Olimpiyatları gibi bir gelişme olmadığı müddetçe burada yaşayanlar açısından Çerkes sorunu ekonomik sorunlarla birlikte irdelenebilmektedir.
 
Adıgey’de, Karaçay Çerkes’de dil eğitimi devlet olarak yapılmakta, Soçide bu imkanlar olmadığı için Çerkes hareketi ancak kendi imkanlarıyla halletmek zorundadır.Bu yüzdende Çerkes hareketi bu bölgeye dair imkanların yarattığı sorunlarla ilgili çalışmalar yapacaktır.
 
Bu çerçevede bilindiği üzere Kafkas Rus savaşı (1763-1864) Çerkes halkını yok olmanın eşiğine getirmişti.Bu savaşın sonunda anavatanlarından sınır dışına Osmanlıya göç ettirilmeye zorlanan bu halktan savaş sonunda elli bin kişiden biraz fazla bir kısmı ancak ana vatanlarında kalabilmişti.
 
Bu sebepten dolayıdırki, geçtiğimiz yıllarda gerek Karaçay Çerkes’de ki gerek Adıgey’deki ve Krasnodar’daki çerkeslerin temsilcileri olan Adıge Khaselerce, bu yaşananların bir soykırım olduğu ve bunun Rusya yönetimince resmen kabul edilmesi gerektiği istenmişsede hala daha bu gerçekleşmemiştir.
Bu yüzdende Çerkes halkının yaşanan bu savaşlardan nasıl zarar gördüğünü anlamak, bu halkın geçmişini bilmek için çok önemlidir.
 
Mihail Volhonski ise sunumunda pragmatik sosyoloji teorisinin kendi içindeki çelişkilere işaret ederek;
"Teori bize insanların kendilerini mensubu oldukları kategoriye yada etnisiteye değilde eylemlerine odaklamaları gerektiğini söylemekte, ancak bu insanların mensup oldukları kategori yada konumuz olan etnisitesi ortadan yok edilirse, bu insanlar ne ve hangi eyleme odaklanabilirlerki?"dedi.
 
Volhonski yine sunumunda, 2012 yılında yaptıkları araştırmada Soçi Olimpiyatları protestolarının en yoğun olduğu zamanda Çerkes aktivistlerle yaptıkları röportajlara değinerek 
"Hatta o dönemde Çerkes aktivistlerden oluşan bir ağ oluşturarak bir site bile kurmuş olduk!" diyerek espri yaptı.
 
Soçi olimpiyatları konusunda Çerkes toplumsal kuruluşları tam 7 yıl boyunca çeşitli kampanyalar hazırladılar.Rusya ve yurt dışında bu olimpiyatların boykot edilmesi çağrılarında bulundular.Bazı aktivistler ise kendileri bu olimpiyatları boykot ettikleri halde olimpiyatların kültürel programı içinde Bölgenin yerel halkı olarak Çerkezlerinde yeralması gerektiği açıklamasınıda yaptılar.
Bu dönemde Kavkaz Uzel’de Olimpiyatlara yönelik hazırlanan boykot çağrılarınıda buna gelen tepkileride günübirlik yayınlayarak bu konuda sürekli yayınlar yaptı.
 
Bu sunumunda Volhinski, tüm bu süre içinde ortaya çıkan boykot ve çağrılarda, Çerkesler açısından köklerinin nereden geldiğinin değil, Çerkes soykırımının tanınmasının daha çok önem kazandığını işaret etti. "Bu gün de bu aktivistler içinÇerkeslerin Karadeniz bölgesinin yerel halkı olduğu, tüm bu topraklarda onların köklerinin olduğununönemi olmayıp, onlar için önemli olanın Çerkeslerin soykırıma uğratılan ve bu şekilde savaşlar sonunda yok edilmeye çalışılan halk olduğunun kabul edilmesidir." dedi.
 
Volhinski  bu konunun neden bu şekilde olduğunu Çerkes aktivistlere sorduğunda, aslında konunun son yıllarda onlar için kendilerininde anlayamadığı bir sendroma dönüştüğünü söylediğini anlattı. Bu araştırmalarda ortaya çıkan sonuçta, Çerkes aktivistler için Soykırımın tanınmasından sonra ise enönemli konunun Çerkes kültürünün sorunları ve bunda da ilk konunun Çerkesçe’nin sorunları olduğunu anlattı.
 
Bunlardan başka aktivistlerce en çok işlenen konular olarak Çerkeslerin anavatanlarına dönüş sorunları ilk sırayı aldı. İkincil olarak ise,Çerkeslerin Rusya içinde tek Çumhuriyet yada Kray içinde yaşamaları isteği ve bundan sonra ise Çerkeslerin yaşadıkları bölgelerde dikilen savaş anıt ve heykelleri sorunlarıydı. (Kafkasya’nin işgalinde Rus ordusunun başında olan Yermelov ve Lazerov heykellerinin protestoları)
 
Volhinski, Kavkaz Uzel’in ‘’Bu bahsettiğiniz konularda Çerkes Aktivistler bu tarihi bilgileri nereden alıyorlar?’’ sorusuna ise ‘’Aslında bu soruyu benim görüştüğüm Çerkes Aktivistlere sormak lazımdı, ama benim bu sohbetlerde anladığım bu konularla ilgili kendileri sürekli olarak çeşitli kaynaklardan araştırmalar yapmaktala,r hatta halkın içinden gelen tarihi folklörleri oluşmuş’’ cevabını verdi.
 
Bu arada Çerkes sorununun gelecekte olimpiyatlar veya göçü anma yılı dışında nasıl işlenebileceği konusunda katılımcılardan birisi bu konunun üzerinde çalışıldığı ve hazırlık aşamasında olduğu bilgisini verdi. Volhinski, bu tür çalışmaların zaten aslında çok belirgin olmasada devam ettiğini, bunun aslında yere yer bölgelerdeki yaşayan insanların insiyatifleriyle geliştiğini belirterek ‘’mesela bunlar Kreşlerde Çerkesce kursları veya Çerkesce’nin işlendiği çeşitli toplantılar v.b olabilmektedir’’ dedi.
 
Volhinski sunumunda son olarak,Çerkes  sorunuyla ilgili Soçi olimpiyatları öncesinde sanki her şeyin söylenmiş olduğunu, bu söylemlerin kaynağının da esasen Çerkes aktivistlerin kendileri olduğunu, ancak Çerkes sorununda bu söylenenlerden başka konularında olduğunu anlattı.
 
Seminer yetkilileri, bu seminerle ilgili tüm sunum ve belgelerin yılsonunda yayınlanacağı bilgisini verdiler. 
 
 
 
 
Çeviri: КУШУ Ф.
 
Cherkessia.net, 12 Ocak 2017
 
 

Bu haber toplam 2051 defa okundu.


Recep Yurdakul

MADEM AYNI HALK: NİÇİN FARKLI SİYASİ YAPILANMA ALTINDALAR?
NİYE "İNADINA İNADINA" BİRLEŞME İSTENMİYOR?

13 Ocak 2017 Cuma Saat 22:13
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net