Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bırsır Batırbıy: Çerkes Dili ve Alfabesinin Korunması Gerekiyor
19 Mart 2017 Pazar Saat 21:07
 
Her ulus için bir yazı diline sahip olmak, yaşam şartlarına uyum sağlaması ve bunun geliştirmesi için büyük önem arz ediyor. Ancak yazı diline, bunun için bir alfabeye sahibi olmak kolay değil, bunlar ulusun yaşamına, kültürel, ekonomik ve politik kararların gerçekleştirilebilmesine bağlıdır. 
 
Çerkesler epey uzun zaman önce yazı diline sahip oldular. Ancak günümüzde hala Çerkesçe adına mevcut sorunlar karşılarında duruyor ve uzman kişiler bu sorunlara dönük çalışmalarını sürdürüyorlar. 
 
 
                              Prof. Dr. Bırsır Batırbiy: Tembot K'eraş Sosyal Araştırma Enstitüsü Müdürü, Dilbilimleri uzmanı 
                               
Şimdilerde gündeme getirilen Çerkes alfabesinin değiştirilmesi konusundan söz edilmesi Çerkesleri endişelendiriyor. Konunun aslını öğrenmek için Adıge Cumhuriyeti Çeraşe Tembot Sosyal Bilimler Enstitüsü çalışanı, Filoloji Bilimleri Doktoru, Profesör Bırsır Batırbıy ile görüştük. 
 
—Çerkesler, ülkemizde bulunan diğer az nüfuslu halklar gibi, okuma-yazma imkanına ve bununla birlikte yazı diline Ekim devremi sonunda sahip olmuşlardır. Bu imkanı Lenin’in ulusal politikası sağlanmıştır. Bu sayede anadilde okuyacakları okullar açıldı, her halk için alfabeler oluşturuldu, okuma kitapları basılmaya, diller üzerinde araştırmalar yapılmaya başlandı.
 
Çerkes yazı dili oluşumu öncesi zor bir yol kat etti. Başlangıçta kullanılan Arap alfabesi, daha sonra Latin alfabesiyle değiştirildi, ardından bugün kullandığımız Kiril alfabesi Çerkes yazı dilinin temelini oluşturdu. 1918 yılında hükümet kararıyla Sixhu Seferbıy, Arap alfabesinden uyarlamış olduğu alfabe projesini hazırladı. Hıdzel’ İbrahim  ile birlikte yazdıkları ders kitabıyla 1927 yılına kadar okullarda Çerkesçe okutuldu. Aynı yıl N.F. Yakovlev ve Aşhamafe Davut, birlikte Latin temelli yeni bir alfabe hazırladılar. Devamında, 1937 yılından beri kullandığımız alfabeyi bu iki kişi oluşturdular. Böylece Çerkesler yaşamları boyunca özlemini duydukları yazı diline sahip oldular. 
 
 
—Çerkes alfabesi günümüze kadar Kiril temelli geldi, şu anda bilim insanlarının konuya bakış açıları nasıl? 
 
—Belirtmek isterim ki şu anda, biz, gerek Adığey gerekse Kabardeyli dilbilimciler olarak yaptığımız çalışmalarda, Çerkesçe’ye temel olan Kiril alfabesini yetersiz görmüyoruz. Ancak sahip olduğumuz birkaç farklı sesi, j(ж) (Adığey yazı dili) – jj (жь) (Kabardey yazı dili), ş (щ)- şş (шъ) gibi harfleri aynılaştırmak ve verdikleri sesleri daha belirgin hale getirme arzusu var. 2001 yılında Kabardey-Balkar Cumhuriyeti Parlamentosu bu doğrultuda bir karar almış ve Projeyi, (Adığey, Kabardey ve Çerkes alfabelerinde) aynılaştırma  yapılmasını kabul etmişti. Adığey Parlamentosu Komitesine bu karar iletilince, karar bekletilip rafa kaldırıldı. İki cumhuriyetin dilbilimcileri – Adığey ve Kabardey (Çerkes yazı dili Kabardey yazı diliyle aynı, bunun için “iki” diyorum) bütün bunlara bağlı olarak bu sorunu gündeme taşıma ve harflerin (birkaç tane var) verdikleri seslerin aynılaştırılması düşüncesine sahipler. Böylesi bir düzenleme dil için de daha uygun. Kabardeylerin kararını aldıkları proje  temelinin Çerkes edebiyat diline daha yakın olduğunu söylemek gerekiyor.  Çerkesçe yazı kurallarına daha uygun. Dolayısıyla, bu dil sorunu çözümlenirse, sıkıntı yaşanmadan, iki farklı lehçede konuşanların bir birleriyle anlaşmalarını hızlandıracaktır. 
 
 
—Çerkes alfabesinin nasıl olması gerektiği konusuna şuanda kimler daha çok önem veriyor ve ilgileniyor? 
 
—Anadili Çerkesçe olanlara, dile değer verenlere bu sorun rahat vermiyor. Söz gelimi, Türkiye’de yaşayan Çerkesler, dilin korunup yaşatılmasını gündeme taşıdılar. Buna bağlamda farklı iki görüşten ilk gruba göre “Kril alfabesi” Çerkesçe’ye daha uygun. İkinci grup ise, Türkçe’de Latin alfabesi kullanıldığı için Çerkesçe için de Latin alfabesi temel alınmalı diyor. Alfabe konusunda çekişmeler var. Çerkesçe üzerine Latin alfabesiyle yıllardır çalışmalar yapan Tsey Yılmaz ve Ali İhsan Tarı, Latin alfabesiyle Çerkesçe küçük bir sözlük hazırladılar. Onlar gibi Türkiye’de yaşayan Çerkesler içerisinde Latin alfabesini daha çok isteyenler mevcut. 
 
İki yıl önce, İstanbul’da bir dil konferansı düzenlenmişti, “Çerkesçe Kiril mi yoksa Latin alfabesiyle mi yazılmalı” konusunu toplantıda gündeme getirmişlerdi. Şahsen beni de bu Dünya konferansına davet ettiler ve bir konuşma yaptım: Dil konusunda istikrar elde edebilmek için bütün imkanları değerlendirmek gerekiyor, ancak asıl seçilmesi gereken fayda sağlayacak olandır. 
 
Gerek ben gerekse Kabardey-Balkar’dan gelen katılımcılara göre, Kiril alfabesi bize bu imkanı sağlıyor. Türkiye’de yaşayanların Çerkesçe okumalarına, ülke politikası ve anayasasının uygun olmadığını anlamamız gerekiyor. Türkiye’de yaşayanlar Müslümanlar - Türkler. Buradan hareketle, Çerkesçe eğitim için ödenek sağlamayacaklar. Dil için hangi alfabe kullanılırsa kullanılsın, devletçe desteklenip, kabul etmedikçe bir kıymeti yok, faydası da gelmeyecektir. Çerkesçe öğrenmek için çok uğraşı gerekiyor. İlkokullar, bunlar için öğretmenler, bu öğretmenleri yetiştirecek okullar. Şu anda Türkiye’de bunlar yok. 
 
Mesela, Adığey tüm bunlara sahip, eğitim-öğretim basamak basamak ilerliyor. Türkiye bu gibi imkanlara sahip değil, bunun için bizim imkanlarımızdan faydalanmaları gerekiyor. Bizde imkanlarımız dahilinde, öğretmenler için de, yararlanacakları kitaplar için de kendilerine yardımcı olabileceğimizi ifade ettik. 
 
Onların istedikleri Latin alfabesinin gücü yok, ancak yine de böyle düşünecekler. 14 Martta İstanbul’da tekrar Çerkesçe öğretimi üzerine konferans gerçekleştirilecek.  
 
Bırsıy Batırbıy, Çerkesçe alfabe konusunda görüşünü; “Er ya da geç Kiril alfabesine geçeceksiniz, — dedim onlara, — Latine geçerseniz, ilerleme sağlayamazsınız.” diyerek vurguladı. 
 
—İngilizce, Farnsızca ve Almancayı ele alırsak, telaffuzla yazı şekilleri farklı: Her dilin kendine has özellikleri var, herkes bunları korumanın peşinde. Biz Rusça bilmezsek olmaz, — diyor Batırbıy, — Çerkesçe için Kril alfabesinin temel alınmasını destekliyoruz, bu daha doğru, düşünen için. 
 
 
Mamırekho Nuriyet , Adığe Mak, 15 Mart 2017 
 
 
Çeviri: Jade Wumar 
 
Cherkessia.net,19 Mart 2017
 

Bu haber toplam 1911 defa okundu.


Yurdakul Recep

Tamamen yanlış çıkarım. Kiril ile gelecek olmadığı gibi. Uluslaşma imkanı da kalmaz.
Ayrıca eleştirilecek o kadar çok şey var ki. Stalin döneminden beri Kiril kullanılıyor. Ne tek alfabe oluşturulmuş. Ne de diyaspora da bir okul, bir kurs açılmış. Ne de kitap basılıp yollanmış.
Kimse kusura bakmasın ama sahibinin sesi olmuş açıklamalar.

20 Mart 2017 Pazartesi Saat 21:20
hapi cevdet yıldız

Prof. Bırsır Batırbıy deneyimli bir biliminsanı. Hizmetleri yadsınamaz. Ancak bilimsel araştırma enstitüsü müdürlüğünden ayrılmış durumda. Ayrılma nedenini bilemiyorum.
Yeni müdür daha genç ve politik deneyimi olan biri. Sayın Lıuj Adam. Adıge Cumhuriyeti ilk parlamento başkanı, RF’nin Güney Okrugu Adıgey temsilciliği (inspektör) görevini yapmış değerli biri. Kendisiyle, 1992 yılında makamında 40 dakikalık bir görüşme yapmıştım. Birçoklarından farkı gerçekçi olması ve geleceğe ilişkin tahminlerinde hayalci görüşlere yer vermemesiydi. Kendisiyle ilgili görüşmeyi 1992 yılı Argun gazetesinde yayınlamış, daha sonraları da söylediklerine yazılarımda sık sık yer vermiştim.
Yeni görevinde başarılı olmasını diliyorum.
Bırsır Batırbıy 'ın özellikle alfabe konusundaki görüşleri sanırım kişisel görüşleri. Bugünkü Rusya koşullarında kiril dışı bir alfabe zaten olanaksız. Öncelikle bunu bilmeliyiz. Ayrıca birkaç harf değişikliği ya da Karaçay- Çerkes 'te konuşulan Kabardeyceyi merkeze almakla bir birleştirme olabilir mi? Böyle bir dil projesini Kabardeylerin, özellikle de Adıgey 'in kabul edeceğini hiç sanmam. Bunlar ütopik, gerçekçi olmayan görüşler. 100 yıllık Adıgey ve Kabardey edebiyat dillerinin kenara atılması görüşü kabul görür mü?..
Birleşme ve alfabeler konusunda büyük dilbilimci Prof. Dr. K 'eraş Zeynab 1992'deki konuşmasında özetle şöyle demişti: 'Adıge ve Kabardey okullarında karşılıklı olarak Adıgece ve Kabardeyce dersler konmalı, radyo ve televizyonlar her iki lehçede konuşma ve şarkılara yer vermeli. O zaman her iki kesim Adıgeler birbirinin dilini öğrenecek ve kendiliğinden bir birleşme olacaktır...Alfabe konusuna gelince, şimdiki Kiril Adıge alfabesi okuma, yazma ve öğrenme zevkini baştan kıran bir alfabe. Benden istendi, bir ses için üç dört işaret/ harf değil, her bir ses için tek bir işaret (harf) kullanan biri Kiril, diğeri Latin harflerine dayanan iki ayrı alfabe hazırladım ve ilgili makamlara verdim. Hiçbir ses çıkmadı ", demişti. Sayın Bırsır, bu berbat alfabenin nesini savunur ki?
Kiril olsun ama doğru düzgün bir Kiril olsun.
O sıralar, 1992 'de Adıgeler ilkokulda (1-4 sınıflar) bütün dersleri anadilinde okuyorlardı. Bugünkü durumu ise anlatmaya gerek yok...
Peki Zaynab'ın hazırladığı o iki alfabeye ne oldu? Defalarca yazdım, niçin bilim dünyasıyla paylaşmazlar o alfabeleri, niçin gelişimin önünü tıkarlar? Meydan niçin amatörlere, dil meraklılarına terk edilir?..
Sayın Bırsır " Biz Rusça bilmezsek olmaz" diyor. Gerçekçi şey olabilir mi bu? Rusça, Rusya’nın her yerinde okutulması ve öğrenilmesi zorunlu olan tek dil. Bırsır bu gerçeği görmüyor olabilir mi? Adıgey'de uygulananı zaten Rus eğitim politikası... Sayın Bırsır Batırbıy'ın bu görüşüne karşın, daha 5 gün önce sitemizde yayınlanan Ç'are Fatim'in"Adıge Mak:Anadilini Bilmemek Bir Eksikliktir" başlıklı yazısında (Tıklayın. http://www.cherkessia.net/news_detail.php?id=7126) 37 yıllık Adıgece öğretmeni Sayın Kuleko Emm'in Bırsır'ınkinden farklı görüşlerine bir bakalım:

"...Yok olmamak için bir ulusal eğitim programına gereksinim var, kabul edilmeli, -Adıgeceyi zorunlu dil haline getiren, hcy- bir yetki yasası (Положение) çıkarılmalı. Yabancı bir dil öğrenilmese de olur ama anadilini öğrenmemek büyük bir ayıp, büyük bir eksiklik olur".
Sayın Kuleko Emm'in bu cesur ve gerçekçi seslenişi karşısında Bırsır'ın söylediklerini yakışır şey olabilir mi? İkbal ama bir noktaya kadar. Kişinin yaşına yakışmıyor.
Sorayım Türkiye 'de bir Adıgenin Türkçe, Rusya 'da da Rusça bilememesi düşünülebilir mi? Hem de zorunlu Rus eğitim politikası uygulanan bir yerde. İnsan mantığıyla alay mı ediliyor yoksa?..
Biz bilineni tekrarlayan ya da Rus eğitim politikalarını savunanları değil halkına elinden geldiğince yol göstermeye çalışan öğretmen hanım Emm gibilerini özlüyoruz.

20 Mart 2017 Pazartesi Saat 17:42
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net