Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Judy Dempsey: AB Belarus ve Rusya için ne yapabilir?
01 Nisan 2017 Cumartesi Saat 00:47
 
Judy Dempsey, 28 Mart 2017 
 
Belarus ve Rusya’daki protestolar sıradan insanların gücünü gözler önüne serdi. Avrupa Birliği Doğu Avrupalı yurttaşları desteklemek için birçok şey yapabilir. 
 
26 Mart’ta Rusya’da, bir ay önce de komşu Belarus’ta yaşanan protestolar Avrupalı hükümetler ve AB açısından düşündürücüdür. Avrupa suya sabuna dokunmayan ortadan açıklamalar yaparak bir kenarda duramaz.  


 
Judy Dempsey: Carnegie Europe yerleşik olmayan kıdemli uzmanı, Strategic Europe sayfası baş editörü
 
 
AB’nin çok basit adımlar atması için önemli bir fırsat doğdu. Bu adımlar uzun vadede her iki ülkenin geleceğini tayin edecek.  
 
Belarus ve Rusya’daki protestoların teyit ettiği gibi devletler ve toplumlar durağan değil. İki ülkedeki gösteriler farklı da olsa Avrupa tek tepki verecek.  
 
Belarus’taki gösterilerin iki özelliği vardı.  
 
Birincisi ekonomiyle ilgiliydi. Ülkenin yaşam standartları düşüyor. Sübvansiyonlar kaldırılıyor, fiyatlar artıyor.  
 
Bir yıl boyunca yüz seksen günden az çalışanlara ceza kesilmesini öngören parazit yasası dönüm noktası oldu.  
 
Yaşlı genç herkesin canına tak etmişti. Halk Şubat ortasından beri gerek başkentte gerek diğer şehirlerde sokaklarda.  
 
Güvenlik güçleri göstericileri caydırmak amacıyla muhalefet liderlerini gözaltına aldı ama bir işe yaramadı. Bu sıradan inanların kaybedecek bir şeyleri kalmadığı anlamına geliyor.  
 
İkinci özellik muhalefetin güçsüzlüğüdür. Muhalefet son on yıldan hiç ders almamış gibi bölünmüş durumda.  
 
Muhalefet lideri Mikalay Statkeviç gözaltına alınmasından hemen önce kalabalıklara toplanma çağrısında bulundu. Oysa muhalefetin hiçbir planı yoktu.  
 
Özgür Avrupa Radyosu görüntüleri güvenlik güçlerinin yaşlı kadınları döverek polis kamyonlarına kilitlediklerini gözler önüne serdi.  
 
AB’den ekonomik ve siyasi destek almak için son bir yılda daha yumuşak politikalar izleyen Lukaşenko’nun samimiyetsizliği de belgelenmiş oldu.  
 
Tek amacı iktidarda kalmak olan devlet başkanının yumuşak karnı ekonomidir. Protesto dalgası bu zaafı teyit etti. Ayakta kalmak için Lukaşenko’nun mali yardıma ihtiyacı var. 
 
Rusya’daki protestoların öyküsü farklıdır. Gençlerin onlarca kentte sokağa döküldükleri haberleri yağıyor. Oysa Kremlin’i telaşa veren 2011-12 beyaz kurdele isyanında çok küçüklerdi.  
 
Devlet Başkanı Putin’in yolsuzlukla mücadele için önlem alınacağına ilişkin verdiği söze itibar etmeyen Rus halkı Aleksey Navalni’ye kulak verdi.  
 
Navalni Başbakan Medvedev’in yasadışı servetinin ipliğini pazara çıkardı. 2018 başkanlık seçimlerinde aday olmak isteyen Navalni defalarca gözaltına alındı, para cezasına çarptırıldı.  
 
Bu protesto dalgasını öncekilerden farklı kılan büyüklüğü yanında ülke çapında koordine edilmiş olmasıdır.  
 
Son dalgayla birlikte Kremlin’in propaganda makinesi yara aldı. Kremlin ekonomik sorunları bir kenara iterken Rusya’nın – bilhassa Ortadoğu’da – önemli bir jeostratejik oyuncu olduğu tezini öne çıkarıyordu.  
 
AB basit yöntemlerle doğrudan müdahalede bulunabilir.  
 
Birincisi, Avrupa Demokrasi Vakfı, Brüksel-temelli kurumlar veya üye devletler kanalıyla uydu televizyon istasyonu Belsat’a yatırım yapabilir.  
 
Belsat Varşova’dan yayın yapıyor ve acil parasal desteğe ihtiyacı var. Şimdi tam zamanıdır.  
 
İkincisi, AB Doğu Avrupa’da internet erişimine daha çok destek vermelidir.  
 
BBC, Deutsche Welle ve Özgür Avrupa Radyosu gibi kaynaklardan gelecek bağımsız haberler bölge için vazgeçilmez bir nimettir.  
 
Bu ülkelere yönelik haber ve araştırma raporu yayıncılığı yapacak profesyonel bir AB kanalına ne dersiniz?  
 
Yerel haberleri dünyaya duyurmak isteyen bireylerin ve sivil toplum hareketlerinin de böyle bir desteğe ihtiyaçları var. 
 
Üçüncüsü, AB veya üye ülkeler üniversitelerde genç Belaruslar ve Ruslar için kontenjan ayırmalı, vize ve burs işlemlerini hızlandırmalıdır.  
 
AB Erasmus öğrenci mübadele programını harekete geçirebilir.  
 
Vilnius ve Varşova üniversiteleri Belarus öğrenciler için ellerinden geleni yapıyorlar. Bu destek daha geniş bir tabana yayılmalıdır.  
 
AB Belarus’taki Avrupa etütleri merkezlerine parasal yardımda bulunabilir.  
 
Son olarak, AB bir sonraki güne hazır olmalıdır. Putin ve Lukaşenko ölümsüz değiller.  
 
Kimilerinin dediği gibi ardıllarının da kendileri gibi otoriter olacağını söylemek kaderci ve tembel bir yaklaşımdır.  
 
Avrupalılar şu anda Batıda yaşamakta olan Mihail Hodorkovski gibi isimlere destek verebilir, içeride siyasi hareket örgütlemelerine yardımcı olabilirler.  
 
Bunların hiçbiri olanaksız değil. Hepsi kolayca hayata geçirilebilir. Esas olan değişim karşısında gençlere seçenek sunmak, örgütlenmek, devlet propagandasının yörüngesinin dışında kalabilmektir.  
 
Bunların hepsi geçmişte başarıldı. O zaman Berlin Duvarı henüz çökmemişti. Orta ve Doğu Avrupa komünist rejim altındaydı.  
 
Bu adımlar çok şey değiştirdi. Güçsüzlere güç verdi.  
 
 
Çeviri: Dr. Ömer Aytek Kurmel  
 
Cherkessia.net, 1 Nisan 2017
 
***
 
What the EU Can Do for Belarus and Russia 
 
Judy Dempsey, March 28, 2017 
 
Protests in Belarus and Russia reveal the power of ordinary people. There are many steps the European Union can take to support citizens in Europe’s East. 
 
Protests that took place in Russia on March 26 and others that began over a month ago in neighboring Belarus are a salutary reminder to European governments and to the EU: they cannot remain on the sidelines by issuing anodyne statements condemning the violence meted out by the security services in the two countries. 
 
This is a chance for the EU to adopt very simple measures that in the long term could have an important impact on the future directions of both countries. This is not wishful thinking. States and societies are not static, as the protests in Belarus and Russia confirm. The demonstrations are different from each other. Nonetheless, a European response need not differentiate. 
 
The protests in Belarus have two characteristics. The first is economic. Living standards in the country are declining. Prices are increasing as subsidies for energy and other household items have been lifted. A so-called parasite tax, under which the regime imposed a hefty fine on those who worked less than one hundred eighty days a year, was the turning point. 
 
Young and old have had enough. Since mid-February, they have been taking to the streets, not only in the capital, Minsk, but also in other cities across the country. Belarusian President Alexander Lukashenko’s security forces made sure early on to detain the main opposition leaders in the hope of deterring the protesters—but to little avail. That shows the sense of desperation of ordinary people. 
 
The second characteristic is the weak role of the opposition, which remains divided, as if it has learned nothing over the past decade or so. Just before he was detained, Mikalai Statkevich, an opposition leader, called on the crowds to gather, regardless of the fact that the opposition had no plan. Footage shown by Radio Free Europe revealed the security forces beating old women and shoving them into police trucks. 
 
So much for Lukashenko’s attempts over the past year to adopt more lenient policies to try to woo the EU for economic and political support. Remaining in power is his priority. The economy, however, is now the president’s Achilles’ heel. The wave of protests confirms his vulnerability. Lukashenko is going to need financial assistance to keep the lid on the unrest. 
 
The protests in Russia are a different story. Report after report tells of young people taking to the streets in dozens of cities. They were too young to participate in the white ribbon demonstrations of 2011–2012 that rattled the Kremlin and were followed by a crackdown. 
 
But now, despite promises by Russia’s President Vladimir Putin to deal with the country’s endemic and pervasive corruption, Russians had only to read opposition politician Alexei Navalny’s investigation into Prime Minister Dmitry Medvedev’s vast wealth—all accumulated allegedly by corrupt means—to get the real picture. Navalny, who wants to run for president in 2018, has been repeatedly detained and fined by the courts. 
 
What is novel about these protests is not only their scale but also their coordination across the country. They show that the Kremlin’s propaganda machine—aimed at brushing aside any problems caused by Russia’s economic downturn, while making Moscow a major geostrategic player, especially in the Middle East—has been dented. 
 
The EU can respond in very direct and simple ways. First, whether through the European Endowment for Democracy, the Brussels-based institutions, or the member states, the union can invest in Belsat, an important satellite TV station that transmits from Warsaw. Belsat is in desperate need of funding. It’s time for the EU to channel funds to the broadcaster. 
 
Second, the EU should step up its support for Internet access in Eastern Europe. Independent news from sources such as the BBC, Deutsche Welle, and Radio Free Europe is a must for countries in the region. And what about a professional EU channel to beam news and investigative reports into the union’s Eastern neighbors? Individuals and civil-society movements trying to get local news out need support as well. 
 
Third, the EU or its member states should fund university places for young Belarusians and Russians and speed up the granting of visas and scholarships. The EU could mobilize its Erasmus student-exchange program. Universities in Vilnius and Warsaw are doing much to help Belarusian students. That support should be much more widespread. And the EU could find ways to fund centers for European studies in Belarus. 
 
Finally, the EU should prepare for the day after. Putin and Lukashenko are not immortal. Believing that their successors will be just as authoritarian as they are, as some argue, is intellectually fateful and lazy. Europeans can invest in supporting Russian opposition individuals such as Mikhail Khodorkovsky who are now living in the West, to build up political movements back home. 
 
None of the above steps is impossible. In fact, they are easy and doable. They are about giving young people options for how to deal with change, how to organize, how to be independent from state propaganda. 
 
All the above, in varying degrees, were done in Communist Central and Eastern Europe before the Berlin Wall was torn down in November 1989. They made a difference. They gave power to the powerless. 
 
Nonresident Senior Fellow , Carnegie Europe, Editor in chief Strategic Europe 
 
 
 

Bu haber toplam 2412 defa okundu.


Kuzeyli (Temir)

Hazırlanın AB nin turuncu devrimine diyor Judy bacımız kısaca.

Ya turuncu devrim ya diktatörlük dışında seçenekte var.

Halkların ortak sorunlarını yine halk örgütlenmeleri çözer.

01 Nisan 2017 Cumartesi Saat 13:07
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net