Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Amerikan-Rus İlişkilerinde Öngörülebilir İlerleme Yok
03 Mayıs 2017 Çarşamba Saat 12:56
 
Dmitri Trenin, 19 Nisan 2017
 
Amerikan-Sovyet ilişkilerindeki son gelişmeler kısa süreli “ateşkesi” sona erdirdi. Ateşkes Donald Trump’ın Kasım ayında cumhurbaşkanı seçilmesiyle başlamıştı. 
 
Amerika’nın Suriye’yi hedef alan füze saldırıları ve Washington’ın Kremlin’e yönelik söyleminin sertleşmesi Amerikan-Rus ilişkilerini Obama yönetiminden bile daha düşük bir seviyeye geriletti. 
 
Uluslararası topluluk iki ülke arasında gizli bir anlaşma olasılığından kaygı duyuyordu. Şimdi çatışmalarından korkuluyor.



 
Dmitri Trenin: Carnegie Moskova Merkezi Direktörü
 
Bu koşullar altında Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın Moskova ziyareti nisbeten olumlu geçti. Birkaç saat Rus ev sahipleriyle konuştu. Bunun iki saatini Başkan Vladimir Putin’le geçirdi. 
 
Ortak basın toplantısında Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov yapıcı konuştu. Eleştirilerini Obama yönetimine yöneltti. 
 
Amerikan Dışişleri Bakanı daha ölçülüydü. İki ülke arasındaki farklılıklara yoğunlaştı. Bununla birlikte Moskova’yı eleştirmekten kaçındı.
 
İlişkilerin kızışmamasından hem Amerika’nın hem Rusya’nın çıkarı var. İki ülke arasında 1962 Küba Füze Krizinden bu yana görülmemiş bir gerginlik yaşanıyor. 
 
Suriye’de çatışma olasılıkları yüksek. Kremlin ve Beyaz Sarayın önceliği – tırmanma eğilimi gösteren – bu olasılığı azaltmak olmalı. 
 
Moskova ve Washington’daki iyimserler ilişkinin daha fazla gerilemeyeceği kanaatindeler. Daha fazla gerginliğin çatışma anlamına geleceğini söylüyorlar. 
 
Bununla birlikte Rusların ve Amerikalıların bugün işbirliğine başlayacaklarını ummak için vakit erken. 
 
Taraflar konumlarını muhafaza edecekler, açık çatışmadan kaçınacaklar. Ama ilişkileri düzeltmek için bir şey yapmayacaklar. 
 
Suriye’de işbirliği potansiyeli var. İki ülke iç savaşa diplomatik bir çözüm getirebilir. 
 
Ukrayna’da en azından – 2015 yılında ilan edilen – ateşkesin sürmesini sağlayabilirler. 
 
Silah denetimi rejiminin çökmesi iki tarafın da çıkarlarına aykırıdır. 
 
Ama iki taraflı angajman kuralları belirlenmiş değil. Öngörülebilir gelecekte belirlenecek gibi de değil. 
 
Bunun sebebi belli. Amerika ve Rusya – farklı nedenlerden dolayı – istisnai ülkeler. 
 
Amerika dünya lideri olmaya alışkın. Rusya başkasının liderliğini reddediyor, maliyeti yüksek olsa bile kendi efendisi olmak istiyor. 
 
Ayrıca Rusya eşit muamele görmeyi talep ediyor. İki ülke arasındaki devasa eşitsizlik dikkate alındığında Amerika buna yanaşmıyor. 
 
Rusya buna karşılık Amerika’nın egemen olduğu dünya düzeninden oligarşik bir nizama geçilmesine çalışıyor. 
 
Moskova uzun vadeli ekonomik rekabette başarılı olamayacağını bildiği için faal politik direnişe geçiyor, enformasyon kampanyalarına girişiyor. 
 
Washington’un gözünde Rusya her şeye burnunu sokan işgüzar bir ülkedir. 
 
Dünya düzeni üzerine çelişkiler pratik konularda kendilerini hissettiriyor. İşbirliği olasılığı azalıyor. 
 
Amerika ve Rusya birbirlerinin iç işlerine de müdahale ediyorlar. 
 
Amerika – Sovyet zamanlarından beri – Rusya’nın iç meselelerine etkide bulunuyor. Bunun pek sorun olmadığı tek dönem Amerika’nın olumlu bir imaja sahip olduğu 1990’lardı. 
 
Rusya’nın Amerika’ya tek müdahalesi 2016 başkanlık seçimiydi. 
 
İki ülke de rakibine düşman yaftası yapıştırarak iktidardaki seçkinleri ve toplumu birbirine kenetliyor. 
 
Trump yönetiminin Moskova ile bağlarını inceleyen resmi soruşturma Beyaz Saray-Kremlin ilişkilerinin soğumasına rağmen sürüyor. 
 
Trump Suriye, Rusya ve Çin karşısında politikalarını sürekli değiştirebileceğini gösterdi. Kararları düzenli bir yol izlemedi. Muhtemelen stratejisi yoktu. 
 
General McMaster ve General Mattis’in yükselişi, Steve Bannon’un etkisinin silinmesi işlerin yoluna girdiğini gösteriyor. 
 
Amerikan küreselciliğinin durumu iyi görünüyor. Dar Amerikan milliyetçiliği bir kenara atılmış gibi. 
 
Bu veriler ışığında Amerikan-Rus ilişkilerine ilişkin kısa-orta vadeli bir öngörü yapılabilir. 
 
Trump yönetiminde iki ülke arasındaki ilişkinin temelini çatışma riskini azaltma, güven artırıcı önlemler ve savaştan kaçınma yöntemleri oluşturacak. 
 
Bu adımların iki ülke arasında açık çatışmayı veya hiç olmazsa tırmanmasını önleyeceğini umalım. 
 
İlişkilerin düzelmesi taraflardan birinin temel tutumunu değiştirmesine bağlıdır. Ne var ki bu aşamada böyle bir ihtimal ufukta gözükmüyor. 
 
 
Çeviri: Dr. Ömer Aytek Kurmel 
 
Cherkessia.net, 3 Mayıs 2017

***

 
No Foreseeable Progress in US-Russia Ties
 
Dmitri Trenin, April 19, 2017
 
Recent developments in US-Russian relations have brought the short truce in their confrontation, which started when Donald Trump was elected as president last November, to an end. The US missile strikes against Syria following the chemical weapons attack blamed on Damascus, and the sharp change of tone in Washington toward the Kremlin again ushered the US-Russian ties into a low ebb, which may even be worse than under the Barack Obama administration. The global community had feared a US-Russian collusion; now, they are afraid of their collision.
 
Under these circumstances, Secretary of State Rex Tillerson’s visit to Moscow went reasonably well. He spent seven hours talking to his Russian hosts, including two hours with President Vladimir Putin. At a press conference, Foreign Minister Sergey Lavrov sounded constructive, with many of his criticisms leveled at the policies of the Obama administration. The US secretary of state was more restrained, focusing on the differences between the two countries. But his criticism of Moscow’s actions was also fairly muted.
 
There are good reasons for both Russia and the US to try to keep the relationship from overheating. The former Cold War adversaries find themselves in a more capricious situation right now than at any time since the 1962 Cuban missile crisis. In Syria, their armed forces risk aggressive collision. Thus, the top priority for the Kremlin and the White House should be to reduce that very real risk, fraught with dire consequences of escalation.
 
Optimists in Moscow and Washington hope that the US-Russian relationship wouldn’t decline any further. They argue that more deterioration would mean hostilities. However, it is premature to expect Russians and Americans would immediately start cooperating with each other. They will more likely stay where they are, avoiding an open military clash, but hardly improve their relations.
 
However, they won’t clash with each other everywhere. In Syria, there is still a potential for US-Russian collaboration on a diplomatic settlement to end the country’s six-year-long civil war. In Ukraine, Washington and Moscow could at least make sure that the ceasefire, agreed in 2015, holds. Complete collapse of the arms control regime is not in the interests of either party. Yet, the terms of bilateral engagement are not agreed upon, and it is unlikely that they will be, in the foreseeable future.
The reason for this is clear. Both the US and Russia are exceptional countries, though each in its own way. The US is accustomed to be the leader - indeed, of the world. Russians, historically, reject anyone’s leadership and prefer being their own masters, even when it comes at a huge cost. Also, Russians want to be treated as equals, which Americans see no reason for, given the vast disparities between the two countries.
 
This makes Russia strive to expedite the transition from a US-dominated world order to one based on an oligarchy of several major players, including itself. Since Moscow cannot hope to prevail in long-term economic competition, it resorts to active political resistance and information campaigns. This makes it a classic meddler in Washington’s eyes. The fundamental conflict over world order weighs in on practical issues, reducing chances of cooperation.
 
The US and Russia also feature in each other’s domestic politics. In Russia, the US has consistently impacted domestic issues since Soviet times, albeit in the 1990s the country was seen in a largely positive light. In the US, Russia has only entered the spotlight in domestic issues during the 2016 presidential election. In each case, however, references to the other country as an adversary serve to consolidate the ruling elite and much of society. The official investigation into the Trump administration’s links to Moscow continues, despite the apparent falling-out between the Trump’s White House and the Kremlin.
 
In dealing with Syria, Russia and China, Trump has demonstrated that he can constantly change his course. His decision-making tactics look erratic. He probably has no strategy. Yet, the rise of people like Generals McMaster and Mattis, and Tillerson and the loss of Steve Bannon’s influence suggest that the administration is finally finding its bearings. American globalism is alive and well, with narrow American nationalism lying by the wayside.
 
This all leads to a near-to-medium term forecast of continued US-Russian confrontation. In essence, the relationship under Trump will mainly focus on reducing risks of collision, taking confidence-building measures, and engaging in other forms of war avoidance. Hopefully, this will help prevent open conflict between the two countries or at least its escalation. Improved relations can only result from a change in the basic attitude of either of the two countries toward the other. At this point, such a change is not on the horizon.
 
 
Director, Moscow Center
 

Bu haber toplam 2308 defa okundu.


Bu habere yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz ekleyin.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net