Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İttihat ve Terakki Partisi-Enver Paşa-Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti
26 Mayıs 2017 Cuma Saat 16:58
Ekim 1918
Bu doküman Britanya Haşmetmeap Hükümeti’ne Aittir.
193
GİZLİ                                                            POLİTİK İSTİHBARAT DEPARTMANI 
G.T. 6145                                                  YURTDIŞI BÜROSU  
 
2. Sayı 
 
“KUZEY KAFKASYA” VE “AZERBAYCAN” CUMHURİYETLERİ VE ENVER PAŞANIN BURALARDAKİ POLİTİKALARI 
 
[HARİTA İLE BİRLİKTE]
 
1. “Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti” geçen yaz, Rus devriminin aşamalı olarak Rus askeri kontrolünden kendilerini özgür bırakması sebebiyle, Dağıstan kabileleri tarafından teşkil edildi. 
 
Kabilelerin son derece gelişmemiş ve bölünmüş (dil ve coğrafya bakımından) durumu, onların etkili bir merkezi  idare kurmalarını imkansız kılmaktadır. 
 
Devletin tek organı, geçen yaz İstanbul’a gönderilen ve muhtemeldir ki hala orada bulunan, hakkında herhangi bir bilgiye sahip olmadığımız bir heyettir.  
 
Bu heyet, nüfusun sadece Rus ve Ukrainlerinden oluştuğu, Terek ve Kuban Kazaklarının da dahil olduğu geniş bir sahada “Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti”  iddiasında bulunmuştur. Fakat otoritesi sadece, ki eğer öyleyse, Kuzeydoğu Kafkasya’daki Sünni Müslüman Dağıstan kabileleri tarafından kabul edilmiştir. Kuzeybatı Kafkasya’nın Müslüman nüfusundan kalan bakiyenin, (Kaberdeyler, Abhazlar v.s) söz konusu devletten son derece uzak durmayı  tercih ettikleri gözükmektedir.  
 
 
Bu “cumhuriyet” ve onun “heyet”i , Türkler ve Dağıstan’ın fiilen bağımsız çeşitli kabileleri arasında bir münasebet babından çok önemlidir.
 
2. Müşterek Trans-Kafkasya Cumhuriyeti’nin parçalara ayrılmasıyla, geçen yaz “Azerbaycan Cumhuriyeti” kuruldu. 
 
Nüfusu  (Ruslar tarafından “Kafkas Tatarları” olarak adlandırılmaktadır) Türkçe konuşmaktadır. Diyalektleri, İran’ın komşu Azerbaycan bölgesinde konuşulan diyalekt ile aynıdır ve Osmanlı ile yakın ilişkilidir. İki Azerbaycan’ı ,19. yüzyılın ilk otuz yılı boyunca Rusya’nın İran’dan yapmış olduğu fütuhatlar ayırmıştır.Fakat Çarlığın yıkılması ve savaş sayesinde, şüphesiz ve nihai olarak Rusya altında yeniden birleşeceklerdir.Aralarındaki güncel sınır yapaydır.  
 
Halihazırdaki Azerbaycan Cumhuriyeti, Devrimin başında kurulan Tatar Ulusal Konseyi’ni  yeniden canlandırmıştır ve Tatar toprak sahiplerinin elindedir.
 
Toprak sahiplerinin Bolşeviklerden nefret etmesi gibi; Tatarlar da, karma bir nüfusun yaşadığı Erivan ve Karabağ bölgelerindeki ihtilafta milli hak talepleri yönelttikleri Ermenilerden nefret etmektedirler. “Turani” ler ve Müslümanlar, bir çok ortak noktaya sahip oldukları ve aralarında menfaat çatışmaları bulunmadığı için Türklere meyletmektedirler. 
 
Devrimin başlangıcında, Dağıstanlılar ile iyi geçinmediler (Dağıstanlılar Türkçe konuşan bir topluluk değildirler ve onların kendilerine baskın olmasından endişe duymaktadırlar).  Fakat Türklerin etkisi ve Bakü’deki Ermenilerden ve İngilizlerden kaynaklanan güncel ortak tehdit, onları beraberliğe çekebilir. 
 
Onların hiç biri Farisilerle birlikte olmayacaklardır. İran hükümranlığında oldukları zamanlardan bu yana İran kültürü ile temas halinde olmayı sürdürmüş olsalar da, (özellikle Bakü’deki) Rus rejimi altında Batı metodlarını ve düşüncelerini de almışlardır. İran ile yeniden bütünleşmek arzusu konusunda herhangi bir işaret  sergilememektedirler, bunun aksine, İran Azerbaycan’ını İran’dan ayırıp kendilerine katarak, Türkiye ile yakın müttefik, bağımsız bir devlet oluşturmaya çalışmaktadırlar. 
 
3. Türkiye ile İlişkiler_ Kafkasya Müslümanları, geçen yüzyıldaki Rus-Türk Savaşları’nda (özellikle 1877-78’deki) genellikle Rusya’ya sorun yaratmışlardır, ve bu savaş süresince Türkler, Devrim onlara bir açılım sağlar sağlamaz, başkaldırıyı kışkırtmak için ajanlarını Dağıstan ve Azerbaycan’a,  gönderdiler.  
[920-2]
 
Onların Kafkasya’da ilerlemeleri, bu yaz doğrudan temas sağladı ve  1918 Haziranında ilhak ettikleri bölgeleri ellerinden çıkarmasalar idi bu temas kalıcı olacak idi. 
 
Şu anda, Azerbaycan’ın çoğu , gerek Rusya ve gerek İran Azerbaycanı, Türk ordusu tarafından işgal edimektedir. Ukrayna ve Baltık Bölgeleri’ndeki Alman metodlarının taklit edilmesi suretiyle Türklere, teknik danışmanlar (ve hatta bir Türk “finans uzmanı”) ve askeri eğitmenler  getirilmiştir. Bakü, Türklerden ve Türklerin liderlik ettiği Azerilerden oluşan karma bir güç tarafından ele geçirilmiştir. 
 
Rusya Azerileri, Bakü’yü (kozmopolit bir şehir olmasına rağmen)başkent ilan etmişlerdir  ve bu durum Türkler ve Almanlar arasında bir yanlış anlaşılmanın kaynağı olmuştur zira Almanlar Bolşevikler ile yaptıkarı ek anlaşmada, Türkler tarafından anlaşılamayacak şekilde, Bakü’nün Rusya’ya ait olduğunu garanti etmişlerdir. Türkler doğal olarak, dünyanın en zengin şehirlerinden  biri üzerinde, Türkiye tarafından dolaylı kontrol  imkanı sağlayacak Azeri iddialarını desteklemektedirler . 
 
4. Enver Paşa’nın Dizaynı.- Bulgaristan teslim olduğunda, İttihat ve Terakki Partisi’nin, Köstence’ye gemi ile gitmek ve İsviçre’de istif ettikleri paraya yeniden kavuşmak ya da İstanbul’da ölmek için savaşmak şeklinde iki alternatifi vardı. Fakat işaretler göstermektedir ki Enver üçüncü bir yolu tefekkür etmektedir-Doğu Kafkasya’ya kaçmak ve orada 1912 Lozan Anlaşması’ndan sonra Trablusgarp’ın iç kesimlerinde gerçekleştirdiği kahramanlıkları tekrarlayarak  büyük bir gerilla savaşı başlatmak.  
 
Azerbaycan Cumhuriyeti, İran’daki İngiliz otoritelerinden tanıma talep etmiştir ve Bern’de bulunan Türk bakan Fuad Selim, İstanbul’daki Azerbaycan delegeleri adına aynı isteği İsviçre’deki bir İngiliz temsilciye iletmiştir. 
 
Yine, Türklerin, İran’ın Veliaht Prensi’ni  (İran Azerbaycan’ının resmi olarak genel valisi) -şüphesiz bir şekilde Türk koruması altında bağımsız- birleşik Azerbaycan’ın hükümdarı yapma sözü verdikleri bildirilmektedir. Aynı zamanda Tahran’da, İngiliz Devleti’nin , İran Azerbaycanı’nı Türkiye’ye teklif ettiği şayiasını yaymaktadırlar. Azerbaycan ve Dağıstan’ı tek bir devlet çatısı altında birleştirmeyi hedefledikleri söylentisi çıkarılmıştır.
 
Böylelikle Türklerin ilk hedefinin, Rusya Azerbaycanı bağımsızlığının, İngiltere tarafından tanınması ve daha sonra bu devletin Dağıstan ve İran Azerbaycanının da dahil edilmesiyle güçlendirilmesi (muhtemelen sahte halkoylamaları yoluyla)  blöfü  olduğu ve bütün bir bölgenin Türk kontrolü altına girmesi olduğu gözükmektedir.
 
Fakat tuzağa düşmediğimiz sürece (ve onlar bunu yaparak bizden beklentiye girmekte hemen hemen hiç ciddi değiller), muhtemelen bu alanı güçle tutabileceklerini tahmin ediyorlar. Azerbaycan’ın doğal savunması oldukça güçlüdür, Kuzey’deki Kafkas sıradağları ve Dağıstan tahkimi; batıda Karabağ Dağları; ve güneyde Şahsevenler ve anti-İngiliz Jangaliler gibi,  Türkçe konuşan kabilelerce mukim İran Azerbaycanı ve Gilan Dağları mevcuttur. 
 
Bölge kendi kendine yeten bir bölge dahi olabilir, çünkü Bakü’nün petrol ve sanayii, Aras ve Kura düzlüklerindeki tarım, ve dağ kabilelerinin savaş materyalleri, Azerbaycan’ı kontrol edenin ellerinde olacaktır. 
 
Suriye ve Mezopotamya’da konuşlanan İngiliz kuvvetleri için Azerbaycan’a erişim hassaten mümkün değildir., çünkü arada Türkiye Ermenistan’ının geniş alanı ve Kürdistan bulunmaktadır, buralardan etkili bir iletişimin inşası için aylara ve hatta yıllara ihtiyaç bulunmaktadır. 
 
Diğer yandan, İstanbul’a doğru neredeyse tamamen açıktır , çünkü Batum ve Poti’deki Karadeniz  limanlarından Bakü ve Tebriz’e uzanan demiryolları mevcuttur  ve bu demiryolları Türk-Alman kontrolü altındadır,  buna karşı Boğazlar ise müttefiklere açık olduğu sürece Karadeniz ellerinde olacaktır. 
 
Avrupa Rusyasına doğru olan demiryollarına gelince, sadece Bakü’den Hazar Denizi kıyısı boyunca olan henüz tamamlanmıştır ve bu demiryolu Dağıstan kabileleri tarafından kontrol edilmektedir.  
 
5. Bu değerlendirmeler, İttihat ve Terakki Partisi’nin (ya da her halükarda Enverin) “Ententophil” Devlet kuklasının iplerini hareket ettirerek son muhtemel ana kadar İstanbul’u elde tutma politikası olabileceğini göstermektedir ve sonra oyun tamamlandığında ve Boğazlar ele geçirilip düştüğünde, Batuma doğru gemiyle yola çıkacaktır.
 
Trablusgarp bölgesindeki 1912 mücadelesi, propaganda olarak büyük bir başarıydı ve İstanbul’dan Senusi’nin içinde olduğu denizaltı ile devam edecek yeni bir görevle bunun tekraren ayarlanacağı aşikardı. Bu, Müslüman Afrika’da, Pan-İslamizm hareketini canlı tutacak, Avrupa’nın prestijini ise savaş boyunca sarsacaktı (özellikle İtalyan beceriksizliği yoluyla), Asya’da bulunan Arap bölgelerindeki Türk bozgununun ise neredeyse üzerini örtecekti. 
 
Azerbaycan mücadele planı şühesizdir ki İslam Dünyası’nın kuzeydoğu kısmında  benzer kargaşa odağı  yaratmak için oluşturulmuştu  ve buradaki görünüm muhtemelen daha fazla ümit vericidir. Rusya’nın çöküşünün Orta Asya’da, İtalyanların Afrika’da bozguna uğramalarından daha fazla şiddette politik etkilere sahip olması gereklidir. Türklerin Suriye ve Mezopotamya’daki yenilgi manzaralarının gerçekleşmesi eşit derecede olası değildi  ve Türk prestiji üzerinde bu yenilgilerin herhangi bir etkisi , Azerbaycan’daki Türklerin muzaffer olarak güncel ilerlemeleri  ile karşılanamayacak kadar daha fazladır. Tekraren, Azeriler Türklerle çevrilidir, Trablusgarp’taki Araplar gibi sadece İslami bağlarla değil , yakın zamanlarda göze batan Turan hareketinde çarpıcı bir  önem verilen topluluklarının dili ve milliyeti ile de bağlıdır. Yukarıdaki her şeyden öte, bu bölgedeki Türk dizaynlarına, Rusya’nın çöküşünün sebebiyet verdiği karışıklık katkıda bulunmaktadır. Dağıstan’ın ele geçirilmesinin maliyeti , neredeyse bir yüz yıllık yorucu savaştır. Bu çalışma, bir yıl içerisinde yitip gitmiştir ve kabileler şu anda yeniden bağımsızdırlar. Türklerin onları teçhiz etmesi ve yönlendirmesiyle, bütün işgalcilere karşı kendilerini müdafaa kudretine sahip olabilirler. 
 
İttihat ve Terakki Partisi, gerçekte oyunu bırakmadı. Savaş, boğazların açılmasına ve Osmanlı İmparatorluğunun parçalanmasına neden olabilir.  Fakat bu, medeniyetin intizamlı güçlerini son derece zayıflattı ve Müslüman Dünyası’nda Avrupa’nın geniş alanlardaki hakimiyetinin kaybına sebep oldu. Bu dünyada Enver için hala bir sığınak mevcut olabilir. 
 
 
 
Çeviri:Dr.Karden Murat Yıldırım 
 
Cherkessia.net, 26 Mayıs 2017 
 

Bu haber toplam 2460 defa okundu.


Bram Alaudin

İrdelenmeli akademisyenlerce.

28 Mayıs 2017 Pazar Saat 16:52
İhsan Eker (Hajuko)

Bu önemli vesikayı çevirdiğiniz için sağolunuz Murat bey.

27 Mayıs 2017 Cumartesi Saat 15:03
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net