Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Krzysztof Iszkowski: Nüfüsun Hayırlı Düşüşü
29 Mayıs 2017 Pazartesi Saat 23:33
 
Krzysztof Iszkowski, 17 Mayıs 2017
 
Bir nüfus bilimcinin gözüyle V4 ülkelerinin geleceği:
 
 
Demografi yani nüfusbiliminin güzel yönü geleceği tahmin edebilmesidir. 
 
2035 yılındaki işgücünde çalışacak olanlar  çoktan doğdu, 2057’de emekli olacaklar da zaten biliniyor. Tahminleri yalancı çıkarabilecek tek şey, olsa olsa filozofların ‘siyah kuğu’ diye adlandırdıkları, dünya çapında yaygın bir salgın hastalık ya da muazzam bir göç gibi, hiç ama hiç beklenmedik bir gelişme olabilir. Ancak bir ekonomist, siyasetbilimci, iklimbilimci, mühendis ya da bilimkurgu yazarıyla karşılaştırınca yine en iyi gelecek tahmin yapabilen nüfusbilimcidir. 

 
Krzysztof Iszkowski'nin Uluslararası Ekonomi mastırı ve Sosyoloji doktorası bulunmaktadır.
 
 
Peki öyleyse nüfusbilim perspektivinden bakınca V4 yani Polonya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, ve Macaristan’dan meydana gelen Vişegrad Dörtlüsünün geleceği nasıl olacak?
 
Cevap basit: nüfus azalacak. Yirminci yüzyılın son onyılındaki ekonomik değişim ve sosyal yerinden oynamanın en ciddi sonucu doğum oranındaki ani düşüştü. Bunun farklı açıklamaları var. Serbest Pazar reformlarının savunucuları, Orta Avrupalıların ortaya çıkan fırsatları değerlendirdiğini söylerler, yani daha çok kişi yüksek öğretime yönelip,  kariyer yapmaya başlamış, dünyayı gezmeye çıkmış; kültürel bakışın değişmesi ve tıbbın ilerlemesi sayesinde doğurganlığına gem vurabilmiş. 
 
Öbür taraftan bunu eleştirenler, halkın fakirlik ve hayat gailesinden çocuk yapamadığını söylerler. Her iki açıklama da toplumun farklı tabakalarına bakarak yapıldığı için her ikisi de doğru olabilir. Her halükarda, Vişegrad ülkelerinin dördünde de toplam doğurganlık hızı (TDH, yani kadın başına çocuk sayısı) 1990-2000 arasında düşüşe geçmiştir: Çek Cumhuriyetinde 1,90’dan 1,15’e; Macaristan’da 1,87’den 1,32’ye; Polonya’da 2,06’dan 1,37’ye; ve Slovakya’da 2,09’dan 1,30’a. Bu değişimin etkisi bir anda geriye döndürülemez, yani 1990’larda tek çocuk yapan bir çiftin 2020’lerde (aslında stabil bir nüfusta normal olan) dört torun beklemesi, hayal olur.
 
Son onyılda, V4 hükümetleri bu nüfus trendini tersine çevirmek için insanları çocuk yapmaya özendirici politikalar uygulamaya koyuldular. Genellikle bu maddi yardım şeklinde olmuştur ancak Batı Avrupa ile karşılaştırıldığında çocuk bakımına ayrılan fon çok daha azdı. 2015’lere dek, doğurganlığı arttırıcı politikalar Çek Cumhuriyeti ve Macaristan’da bir nebze başarılı olmuştur denilebilir. 
 
Yazının yazıldığı tarihte, 2016’dan beri iki ya da daha fazla çocuğu olan ailelere uygulanan yardımı arttıran Polonya hükümeti, dört gözle TDH sonuçlarını beklemekte. Ekonomistlerin devlet bütçesine yük olarak nitelendirdiği bu program nüfusbilimcilere mantıklı gelmektedir: birçok gelişmiş ülkede çiftler yalnız bir çocuk yaptığı için için maddi yardım ikinci bir çocuğa özendirici olabilir. Ancak bu plan ne kadar başarılı olursa olsun, Polonya’ya artı nüfus sağlamayacaktır. 
 
Nedeni de basit: anne sayısının azlığı. Doğurganlıktan çıkma dönemindeki 45-49 yaş arası orta yaşlı kadınlar ile doğurgan döneme girecek olan 15-19 yaş arası genç kadınların nüfuslarının karşılaştırılması bu gerçeği gözler önüne serer. 2016’da sözü edilen genç kadın dilimi, orta yaş kadın diliminden nüfus olarak % 16 oranında daha düşüktü. Bu fark Slovakya’da % 20, Macaristan’da % 29, ve Çek Cumhuriyeti’nde % 34 oranına varmaktaydı. 
 
Nüfusun azalması ille de kötü sonuçlar verecek anlamına gelmez. Halihazırda gelişmekte olan ve dördüncü sanayi devrimi denilen dijital devrim, zaten birçok kalifiye çalışanı işinden edecektir. İş gücü gün geçtikçe ufalan V4 ülkeleri, baş gösteren işsizliğin etkilerini daha kolay göğüsleyecektir.
 
1990 sonrası kuşakların daha az kişi olması da aslında kişi başına düşen para ve mal varlığını arttıracak, işsizlikle başa çıkmalarında kolaylık sağlayan bir güvenlik ağı oluşturacaktır. Ayrıca, daha az kardeşe bölündüğü için aileler yüksek öğretime kişi başına daha çok maddi kaynak aktarabilecek, böylelikle daha eğitimli bireyler ortaya çıkacaktır. Üniversite mezunlarının çoğu hizmet sektöründe yer alacak ve yeni bir orta sınıfı oluşturacaktır. 
 
 
Çeviri: Dr. Bülent Özgönenel, MD
 
Cherkessia.net, 29 Mayıs 2017
 
***
 
The Fortunate Decline
 
How does the future of the V4 look from a demographer’s perspective?
 
Krzysztof Iszkowski, 17 May 2017
 
The good thing about demography is that it knows the future. All the people who are going to constitute the labour force in 2035 have been already born. The number of new retirees in, say, 2057 is also almost certain. A “black swan” like a war, pandemic or massive migration can obviously render those estimations incorrect, but the overall risk of being wrong – if you are a demographer – is much lower than that suffered by economists, political scientists, climatologists, engineers and science fiction writers. How does the future of the V4 look from a demographer’s perspective?
 
The answer is simple: we will be fewer than we are. A sudden decrease in number of births was the most consequential result of the economic transition and social reshuffle in the last decade of the 20th century. The explanations for this differ. For apologists of free-market reforms, the Central Europeans of the day took advantage of the new possibilities: they pursued dreams of higher education, embarked on rewarding careers, leisurely travelled around the world and – thanks to cultural changes and medical progress – gained control over their fertility.
 
The critics say that people simply became too poor and anxious to procreate. Since those explanations seem to refer to various social strata, both sides might have a point. In any case, the total fertility rate (TFR, the average number of children per woman) dropped between 1990 and 2000 in all four Visegrad countries. From 1.90 to 1.15 in Czechia, 1.87 to 1.32 in Hungary, 2.06 to 1.37 in Poland and from 2.09 to 1.30 in Slovakia. The impact of those changes cannot be undone: couples who decided to have just one child in the 1990s, should not expect to have four grandchildren (a statistical norm in a stable population) in the 2020s.
 
Over the past decade, the V4 governments have tried to reverse this demographic trend through a number of policies encouraging people to bear more children. Most took the form of financial incentives while improving access to childcare played a lesser role than in Western Europe. Until 2015, the natalist policies brought a moderate success in Czechia and Hungary. At the moment of writing, the Polish government is eagerly looking forward to the newest TFR data which should reflect the impact of a generous benefit paid since 2016 to all families with two or more children.
 
The program, criticized by economists because of its high cost to the state budget, makes sense from a demographer’s perspective: since in developed countries many couples decide to have just one child, it is completely valid to use financial incentives to make them think twice about that decision. However, even if the scheme succeeds, it will not put Poland back on the path of demographic expansion. The reason is simple: there are too few prospective mothers. This can be seen by a simple comparison of the number of women who are about to leave the childbearing age (45-49 years) with that of women entering it (15-19 years). In 2016, the younger group was smaller than the older one by 16%. With regards to the other Visegrad countries , the differences were even more pronounced: 20% in Slovakia, 29% in Hungary and staggering 34% in Czechia.
 
The demographic decline is not necessarily a bad thing. The fourth industrial revolution, already underway, will destroy many jobs, including those occupied by clerical and skilled workers. Societies with a shrinking labour force, such as the V4, will cope with the resulting unemployment better than those where the working-age population is growing. Secondly, the fact that generations born after 1990 are smaller than their predecessors helps intergenerational accumulation of wealth and thus provides Central Europeans with a safety net in the upcoming era of low demand for labour. Last but not least, with no or few siblings competing for support during student years, young people in the region are relatively well-educated, which increases their chances of joining the small and well remunerated creative class, while the majority of graduates are likely to constitute the new middle class – the European service sector.
 
Krzysztof Iszkowski holds MA in International Economics and PhD in Sociology.

Bu haber toplam 1839 defa okundu.


Mahir Tunalı

Nüfus artışının düşmesi, ekonominin küçülmesine yol açıyor ancak en azından işsiz insan sayısını da düşürür. Yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal tarafı olduğu kadar olumlu yanlarını da görmeli.

31 Mayıs 2017 Çarşamba Saat 12:16
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net