Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Edward Lucas: İntermarium Hayali
08 Temmuz 2017 Cumartesi Saat 11:46
 
Edward Lucas, 17 Kasım 2015
 
Yale tarihçisi Timothy Snyder’in ifadesiyle “kanlı topraklar” Baltık’tan Karadeniz’e uzanır. Daha az kasvetli bir isim İntermarium yani iki deniz arasıdır. Adı ne olursa olsun burası aynı – çokça da hüzünlü – tarihi paylaşır. Bu ülkelerin doğal sınırları yoktur. Çok daha büyük iki ülkeyle – Rusya ve Almanya ile – komşudurlar. Tarihin büyük kısmını bu iki ülkeden birinin esareti altında geçirdiler. 
 
Sovyet imparatorluğu çöktükten sonra kanlı topraklar yüzünü batıya döndü. Halklar totaliter rejimler altında yararlanamadıkları eşitliği, yasallığı, özgürlüğü, refahı ve onuru talep ediyorlar. Bu nimetleri Avrupa Birliği ve NATO’da görüyorlar. 
 
Kanlı topraklar bu tercihi özgürce yapıyorlar. Güçlü liderlik, yönlendirici mesajlar ve ataerkil siyasi kültür isterlerse doğuya dönebilirler. Ama çoğunlukla dönmüyorlar. 
 
Son 25 yıl içinde masada ilk defa başka bir seçenek var. Yeni Polonya hükümeti İntermarium’un kendi adına konuşmasını, Rusya ve kısmen Almanya’ya karşı çıkmasını istiyor. Bu iki ülke siyasi ağırlıkları ve ekonomik çıkarları nedeniyle güvenilir ortaklar olarak görülmüyor. 

 
Edward Lucas: Avrupa Siyasi Analizi Merkezi (CEPA) kıdemli başkan yardımcısı
 
İntermarium’un Vişegrad çekirdeği (Çek Cumhuiyeti, Macaristan, Polonya ve Slovakya) etrafında, Baltık devletleri, Romanya, Bulgaristan ve Ukrayna ile güçlü ilişkiler içinde kurulması öngörülüyor. 
İlk bakışta heyecan veriyor. Polonya’nın yüzyıllar önceki ihtişamını (aslında Lehistan-Litvanya Birliği, ama neyse) çağrıştırıyor. Uzun zaman önce unutulmuş bu süper güç Baltık’tan Karadeniz’e uzanıyordu. 
 
Ama pratik ve verimli değil. İntermarium ülkeleri ortak bir cephe kuramayacak kadar bölünmüş durumdalar. Macaristan inatçı Victor Orban’ın elinde. Orban güçlü liderlikten yana ve Vladimir Putin ile iyi ilişkiler içinde. Çek ve Slovak hükümetleri (bilhassa Çek Devlet Başkanı Miloş Zeman) Rusya ile karşı karşıya gelmek istemiyorlar. Bulgaristan geleneksel olarak güvenilmez bir ülke. 
 
Polonya’nın sorunu İntermarium projesi için yeterli sayıda müttefikin olmaması. Estonya’ya kesin olarak güvenebilir. Letonya ve Litvanya’ya kısmen sırtını yaslayabilir. Romanya’ya bir ihtimal güvenebilir. Ukrayna katkı verebilir olmaktan çok yardıma muhtaç. Amerika bir çekim merkezi olabilir. Polonya gerçekçi olmak zorunda; en büyük felaketleri gücünü abarttığı zaman yaşadı. 
 
Polonya 40 milyon yerine 80 milyon nüfusa sahip bir ülke olsaydı… Hollanda değil Almanya çapında bir ekonomisi olsaydı şansı artabilirdi. Ama öyle değil. 
 
Avrupa’nın güvenliği iki eğilime karşı koymaya bağlıdır: Amerika’nın soyutlanma politikası ve Almanya’nın tarafsızlığı. İntermarium konsepti Birleşik Devletlerin ilgisini çekmiyor. Polonyalı diplomatlar konuyu gündeme getirdikleri zaman bunu görecekler. Almanya’ya gelince… Konsept onun çıkarlarına aykırı. 
 
Almanya’nın tutumunun kaygı verici olduğu inkar edilemez. Kremlin tehdidi karşısında NATO’nun tepkisini sulandırıyor. Rusya’ya doğrudan gaz boru hattı döşüyor. Almanya’nın ayak diremesi karşısında alt-bölgesel güvenlik düzenlemelerine bakmak (mesela Baltık Denizinin güvenliği için Nordik-Baltık-Polonya işbirliği) daha basiretli bir tavır gibi görünüyor. Ne var ki Almanya güvenilir bir müttefik. Angela Merkel Batı nezdinde İntermarium’un kuşkusuz en iyi dostudur. Devasa engellere rağmen Rusya’ya yaptırım uygulanması için direndi. 
 
Polonya Almanya’ya sırt çevirirse tehlikeyi azaltmaz, arttırır. Almanya’nın yalpalamasına verilecek en iyi cevap sendelemeyi azaltmak için uğraşmaktır, hayali alternatifler aramak değil. 
 
Çeviri: Dr. Ömer Aytek Kurmel 
 
Cherkessia.net, 8 Temmuz 2017
 
***
 
The Dream of the Intermarium
 
Edward Lucas, November 17, 2015
 
The “Bloodlands,” as the Yale historian Timothy Snyder calls them, stretch from the Baltic to the Black Sea. A less gloomy name is the Intermarium—between the seas. But whatever the name, they share the same, mostly gloomy, story. These countries have no natural frontiers and two much bigger neighbours: Russia and Germany. So they have spent most of European history under the enforced sway of one or the other.
 
Since the collapse of the Soviet empire, the Bloodlands have turned west. Their peoples want the legality, liberty, prosperity, dignity and other qualities of life that they missed out on under totalitarianism. They see these qualities when they turn West—not specifically to Germany, though, but to the European Union and NATO in which Germany is a strong, but not domineering, force.
 
They make this choice freely. They could turn east, for strong leadership, stirring messages, and a paternalist political culture. But they mostly do not.
 
For the first time in 25 years, another option is on the table. The new Polish government wants the Intermarium to speak for itself, standing up both to Russia and (to some extent) to Germany, whose political weight and economic self-interest make it (supposedly) an inherently unreliable partner.
 
The idea is to build the Intermarium around the core Visegrád countries (the Czech Republic, Hungary, Poland and Slovakia) but with strong ties to the Baltic states, to Romania and Bulgaria, and to Ukraine. This is superficially tempting. It echoes Polish greatness (actually Polish-Lithuanian, but never mind) many centuries ago, when a long-forgotten superpower stretched from the Baltic to the Black Sea.
 
But in practice it is unworkable and counter-productive. The Intermarium countries are too divided to form a common front. Hungary is in the hands of the headstrong Victor Orbán who is besotted with the idea of strong leadership (especially his own) and enjoys increasingly warm ties with Vladimir Putin. The Czech and Slovak governments (and especially the Czech President, Miloš Zeman) dislike confronting Russia. Bulgaria is perennially unreliable.
 
The problem for Poland therefore is that it does not have enough allies in the putative Intermarium to create a critical mass for solidarity and decision-making. It can rely strongly on Estonia, usually on Latvia and Lithuania, and probably on Romania. Ukraine is more in need of help than able to contribute it. America can create this kind of magnetic pull. Poland can’t and should not pretend otherwise. History suggests that Poland’s greatest disasters come when it overestimates its strength.
 
Of course if Poland were a country of 80 million people, not 40 million, and had a German-sized economy, instead of a Dutch-sized one, the chances would be better. But it doesn’t.
 
In the real world, European security depends on constant push-back against two tendencies: American isolationism and German neutralism. The concept of the Intermarium is of no interest to the United States (as Polish envoys will find when they raise it). And it is actively harmful with regard to Germany.
 
It is quite true that German behaviour—for example in diluting NATO’s response to the Kremlin threat, or in building a direct gas pipeline to Russia—is worrying. It is prudent to look at sub-regional security arrangements that can make up for German foot-dragging (such as the Nordic-Baltic-Polish nine increasing cooperation on Baltic Sea security). But Germany is not an unreliable ally. Angela Merkel is without doubt the Intermarium’s best ally in Western capitals. She has pushed through sanctions against Russia against huge obstacles.
 
If Poland snubs Germany, it increases, not diminishes, the danger. The answer to German wobbles is to work harder on reducing them, not pursuing imaginary alternatives.
 
Edward Lucas is a Senior Vice President at the Center for European Policy Analysis (CEPA).
 

Bu haber toplam 2076 defa okundu.


Bu habere yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz ekleyin.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net