Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Açık Gürcistan,Kapalı Gürcistan
27 Ağustos 2017 Pazar Saat 00:49
 
Thomas de Waal, 31 Temmuz 2017
 
Gürcistan otoriterliğin egemen olduğu bölgede bir başarı öyküsü olsa bile üç eğilim gidişi tersine çevirebilir.
 
Gürcistan dünyaya hiç bu kadar açık olmamıştı. Avrupa seferlerinin artmasıyla 2017 yılının ilk altı ayında ülkeyi rekor sayıda 1,3 milyon kişi ziyaret etti. Geçen yıl aynı dönemden yüzde 29 daha fazla. 
Yaz sezonunda bu sayı daha da artacak. 55.000 Gürcistan vatandaşı – Mart ayında yürürlüğe giren – AB vize serbestisinden yararlandı. 
 
Ne yazık ki turistik dışa açılmaya siyasi kapalılık eşlik ediyor. Sorun iktidardaki Gürcistan Rüyasının 2016 seçiminde elde ettiği sağlıksız çoğunluktan kaynaklanıyor. 

 
Thomas De Waal: Kıdemli araştırmacı, Carnegie Europe
 
Bu sonuç üzerinde partinin başarılı kampanyası kadar muhalefetin işlevsizliği de etkili oldu. Gürcistan Rüyası 150 sandalyeli parlamentoda 115 koltuk kazandı. Mutlak çoğunluğa sahip oldu. 
 
Gürcistan 1991 bağımsızlığından bu yana üçüncü defa fiilen tek-parti devleti oldu. Daha önce Şevardnadze’nin partisi (1999) ve Saakaşvili’nin Ulusal Hareketi (2004-12) parlamentoda mutlak çoğunluğa erişmişlerdi. İki seferde de tek-parti hegemonyası ülke demokrasisine zarar vermişti. 
 
Öncülleri gibi Gürcistan Rüyası da geniş bir yelpazeden oluşuyor. Parti 2012 yılında Saakaşvili karşıtı bir koalisyon olarak kuruldu. 
 
Partinin açık kanadı daha kamusal, yabancılara görünürlüğü daha fazla ve net biçimde Avrupa-yanlısı. Hükümet içinde güçlü ve başbakan Giorgi Kvirikaşvili tarafından temsil ediliyor. 
 
AB ülkelerine vize serbestisi bu grup sayesinde mümkün oldu. Grup Avrupa ile bütünleşmenin diğer ayağı olan Derin ve Kapsamlı Serbest Ticaret Alanı antlaşmasının uygulanması üzerinde çalışıyor. 
 
Partinin diğer kanadı daha yerelci, milliyetçi ve Gürcü Ortodoks Kilise içindeki sertlik-yanlısı unsurlara daha yakın. Kanadın etkin isimleri parlamento veya hükümet içinde yer almıyorlar. Perde arkasında kalmayı tercih ediyorlar. 
 
Üç konu son aylarda kaygı yaratıyor. 
 
Birincisi, iktidar partisinin önerdiği anayasa değişiklikleridir. Buna göre seçimden birinci çıkacak parti ekstra sandalyelere sahip olacak. 
 
Cumhurbaşkanı halk tarafından değil, parlamento tarafından seçilecek. Koalisyonlar dönemi sona erecek. Oysa Gürcistan Rüyası bir koalisyon olarak iktidara gelmişti. 
 
Önerilen değişikliklerin – teker teker ele alındığında – AB ülkelerinde karşılıkları var ve karşı çıkmak zor. 
 
Ama paket olarak bakıldığında ve ülkede yargı reformunun ilerlemediği dikkate alınırsa denge denetim mekanizmasının zayıflatılmak istendiği ve Gürcistan Rüyasının tek-parti hegemonyasının kalıcılaştırılmaya çalışıldığı gibi bir izlenim doğuyor. 
 
Tiflis’te bir diplomatın bana söylediği gibi sorun tek başına değişikliler değil, onları çevreleyen siyasi süreç – ki muhatabım bunun için “korkunç” ifadesini kullanmıştı. 
 
Diplomat Gürcistan Rüyasının “kazanan her şeyi alır” mantığını kastediyordu. Parti muhalefetin ve sivil toplum temsilcilerinin görüşünü almamıştı. Bu kesimler değişiklik önerisine karşı çıkıyorlar. 
 
Kaygı verici ikinci eğilim yabancı düşmanı söylemden kaynaklanıyor. Bu durum 1991 sonrası Gürcistan için yeni bir şey değil. Ama meselenin paradoksal bir yanı var. Zira konu Gürcistan’ın dünyaya açılmasıyla yeniden gündeme geldi. 
 
Yabancı düşmanlığı 14 Temmuz günü yapılan Gürcistan Yürüyüşünde zuhur etti. Tiflis’in ortasında toplanan iki bin civarında protestocu genelde yabancılara, özelde İranlılara ve Türklere karşı öfkeli sloganlar attılar.
 
Yabancı düşmanları tarım topraklarının yabancılara satılmasına karşılar ve bu yönde anayasal değişiklik öneriyorlar. İş dünyası yabancı yatırımlara zarar vereceği gerekçesiyle bu önerilere karşı çıkıyor. 
 
Birçok ülkede mevzuat yabancılara toprak satılmasını – belli koşullar altında – sınırlıyor. Çok az sayıda hükümet bu izni anayasal güvence altına alıyor. 
 
Bu yaz Gürcistan’ı sarsan üçüncü mesele muhalif Azeri gazeteci Efkan Muhtarlı’nın – sığındığı – Tiflis’ten kaçırılması oldu. 29 Mayıs’ta ortadan kaybolan Muhtarlı kısa süre sonra Azerbaycan’da ortaya çıktı. 
 
Kaçırma eylemi zengin ve güçlü komşu Azerbaycan’ı memnun etmek için düzenlenmişti. Gürcistan istihbaratı büyük olasılıkla eylemde rol almış veya göz yummuştu. Eylem muhtemelen hükümetin kıdemli üyelerinin bilgisi dışında yapılmıştı. 
 
Muhtarlı vakası – başka bir diplomatın işaret ettiği ve Batının en önemli kaygısını oluşturan – önemli bir olguya işaret ediyor: “güvenlik örgütlerinin siyaset kurumu tarafından denetlenememesi.” 
 
Birçok kişi bu eylemin derin devletin varlığına işaret ediyor olmasından kaygı duyuyor. Derin devleti temsil ettiği varsayılan isimler dile getiriliyor. 
 
Bunlar arasında – Gürcistan Rüyasının kurucusu – Bidzina İvanişvili’nin kuzeni iş adamı Uça Mamatsaşvili ve eski başsavcı Otar Partskaladze dikkat çekiyor. 
 
Ne var ki ikisi de kamusal figürler olmadıkları için gerçek güçlerini tahmin etmek zor.
 
Kesin olan bir şey var. Birkaç yıl öncesine kıyasla AB ve Birleşik Devletlerin Gürcistan hükümetleri üzerindeki etkileri daha zayıf. Yani hükümetleri hesap vermeye zorlama olanakları sınırlı. 
 
Vize serbestisi AB’nin Gürcistan’a verebileceği son tavizdi. Trump yönetimi – öncüllerine nazaran – demokrasi ve insan haklarına ilişkin konularla daha az ilgileniyor. 
 
Başkan Yardımcısı Mike Pence Gürcistan’ı 31 Temmuz’da ziyaret edecek. Ama gündemde güvenlik meselesi ve iki ülkenin askeri ilişkileri var. 
 
Modern Gürcistan otoriter rejimlerin hüküm sürdüğü bir bölgede açıklık ve başarı öyküsü konumunda bulunuyor. Ne var ki mevcut eğilimler bu gidişin tersine dönmesinin mümkün olduğunu düşündürüyor  
 
 
Çeviri: Dr. Ömer Aytek Kurmel 
 
Cherkessia.net, 27 Ağustos 2017
 
***
 
Open Georgia, Closed Georgia
 
Thomas de Waal, July 31, 2017
 
Although Georgia is still a success story in an authoritarian neighborhood, three recent trends are a reminder that elements of that story are reversible.
 
Georgia has never been so open to the world. Boosted by more direct flights to and from Europe, the country received a record 1.3 million temporary visitors in the first six months of 2017, 29 percent more than in the same period last year. The main summer season will see the arrival of even bigger numbers. Meanwhile, 55,000 Georgians have taken advantage of free ninety-day visas to the EU granted to them since March.
 
Yet unfortunately, this wave of travel is happening just as Georgia’s political system is looking more closed and opaque than for many years. The problems stem from the unhealthily large majority the ruling Georgian Dream party received in the 2016 parliamentary election. Thanks as much to the opposition’s dysfunction as to the party’s own campaign, Georgian Dream won 115 seats out of 150 in the parliament, effectively earning the chance to govern unchecked.
 
It’s the third time since independence in 1991 that Georgia has become a de facto one-party state. In 1999, then president Eduard Shevardnadze’s ruling party had a huge majority in the parliament, and president Mikheil Saakashvili’s National Movement had the same between 2004 and 2012. On both occasions, one-party domination hurt Georgian democracy.
 
Like its two predecessors, Georgian Dream is a broad church. It formed in 2012 as a coalition to oppose Saakashvili. One wing, which one might call the open one, is more public, more visible to foreigners, and proudly pro-European. It is well represented in the government and personified by Prime Minister Giorgi Kvirikashvili. This group eventually won visa-free access for Georgians traveling to the EU and is working on implementing the other main element of European integration, the agreement on a Deep and Comprehensive Free Trade Area with the EU.
 
The other wing of the party is more nativist, nationalist, and closer to hardline elements in the Georgian Orthodox Church. Some of the more influential figures associated with this wing are behind the scenes and not in the parliament or the government.
 
Three issues in Georgia have caused alarm in the last few months. First, the ruling party has proposed changes to the constitution. Controversial amendments to the electoral system would allocate many extra seats in the parliament to the party that comes first in an election and scrap direct public elections of the president, who would instead be chosen by the parliament. There would also be an end to coalition building—which happens to be the means by which Georgian Dream came to power.
 
Taken singly, these changes all have analogies in EU countries and are hard to object to. Seen as a package, and combined with Georgia’s lack of progress on judicial reform, they look like an effort to weaken checks and balances and cement Georgian Dream’s one-party domination for years to come. And as one diplomat in Tbilisi said to me, it is not the amendments themselves that are worrying as much as the political process around them, which he described as “horrible.” What he meant was that there is a winner-takes-all mentality about Georgian Dream, and the party has not consulted with either the parliamentary opposition or civil society, which strongly and almost unanimously opposes the proposed changes.
 
The second worrying trend is a growing xenophobic discourse. This is nothing new in post-Soviet Georgia, but it has paradoxically gained a new lease of life thanks to Georgia’s recent international openness. This trend was manifested in a so-called Georgian March on July 14, when around 2,000 demonstrators protested in central Tbilisi, directing angry slogans at foreigners in general and Iranian and Turkish residents in particular.
 
Xenophobia is also a major driver of a proposal to place a constitutional ban on foreign ownership of agricultural land, a move that Kvirikashvili has supported and that has enraged the business community, which says it could kill foreign investment. Here again, the devil is in the detail. Many countries have legislation restricting the sale of land to foreigners under certain conditions. Very few governments give the idea the political imprimatur of enshrining it in the constitution.
 
The third issue that has rocked Georgia this summer is the extrajudicial abduction of Afgan Mukhtarli, an Azerbaijani opposition journalist who was taking refuge in Tbilisi. On May 29, he disappeared and soon turned up in detention in Azerbaijan, after being snatched off the street. This outrageous act was almost certainly done to please Georgia’s rich and powerful neighbor with the connivance or full cooperation of elements of the Georgian security services and without the knowledge of senior figures in the government. The Mukhtarli case is the prime example of what another diplomat highlighted as the current biggest concern of Georgia’s Western friends: a “lack of political oversight of the security services.”
 
Many fear that this episode is the manifestation of an untouchable deep state in Georgia. Names are mentioned of those who are said to represent it, such as businessman Ucha Mamatsashvili, cousin of Georgian Dream’s founder and power behind the throne Bidzina Ivanishvili, and former general prosecutor Otar Partskhaladze. But as neither man is a public figure, their real influence is hard to determine.
 
What is certain is that the EU and the United States have less leverage to bring Georgian governments to account than they did a few years ago. After all, visa-free travel was the last major concession the EU could give Georgia, and Washington under U.S. President Donald Trump is less focused on democracy issues than it was under his predecessors. U.S. Vice President Mike Pence is due to visit Georgia on July 31, but with a primary focus on security and U.S.-Georgian military relations.
 
Modern Georgia still counts as a model of openness and a success story in an authoritarian neighborhood. But recent trends are a reminder that many of the elements of that story are reversible.
 
Senior Fellow, Carnegie Europe
 

Bu haber toplam 2145 defa okundu.


Bu habere yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz ekleyin.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net