Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Beş Yıl Sonrasına Bakmak: Rus Dış Politikasının İdeolojik, Jeopolitik ve Ekonomik İtkileri
22 Eylül 2017 Cuma Saat 22:42
 
Dmitri Trenin, 22 Ağustos 2017
 
Putin yurtseverliği ve Avrasyacılığı benimsedi. Ama Rusya yakında ekonomi, güvenlik ve demografiye ilişkin sorunlar yaşayacak, reform baskısıyla karşılaşacak.
 
Putin 2016 yılında Rusya’nın ulusal ülküsünü ortaya koydu. Bulduğu çözüm yurtseverlikti. Kremlin’e göre yurtseverlik devlete sadakat demekti. Devlet en yüksek medeni değerdi. 
 
Devlete yönelik tavırları insanlar hakkında verilen hükümlerin baş amili oldu. Rus devleti Rus dünyasının merkeziydi. Bu dünyanın ruhani ve dünyevi kökleri Bizans ve Ortodoksluğa dayanıyor. 
 
Rus dünyası – Rusya Federasyonu dışında – Ukrayna (Rum Katolik batı bölgeleri dışında), Belarus, Moldova ve dünyaya dağılmış Rus diasporasını kapsıyor. 

 
Dmitri Trenin: Directör, Carnegie Moskova Merkezi
 
Rus dünyasının ana sütunu ve tutkalı Rus Ortodoks Kilisesi. Putin’e göre kendi devlet başkanlığı Tanrı tarafından verilmiş bir görev.
 
Böylece Rusya Avrupa tercihinden uzaklaşmış oldu. Rusya Avrupa tercihini 1991 yılından bu yana fiilen benimsemiş, tercih erken 2000’li yıllarda Putin tarafından resmen dile getirilmişti. 
 
İmparatorluk dönemine vurgu yapan bu öze dönüş Avrasyacılık olarak tanımlanıyor. 
 
Avrupa kültür etkisi – klasik bağlamda – sürüyor. Uzak durulan şey AB tarafından biçimlendirilmiş çağdaş Avrupa kültürü oluyor. 
 
Kremlin’in AB’ye yönelik mevcut tutumu Çar Üçüncü Aleksandr ve dedesi Birinci Nikola’nın Avrupa’ya bakışlarıyla kıyaslanabilir: Rusya Avrupa’dadır ama Avrupa’ya ait değildir. 
 
Bugünkü Rusya Federasyonu da kuzey Avrasya’da – Asya, Kuzey Amerika, Ortadoğu ve Avrupa’ya eşit mesafede – özgün ve merkezi bir yer tuttuğuna inanıyor. 
 
Rus liderler kendilerine tutucu deseler bile son kertede pragmatistler. Karşılarındakinin ideolojisinden bağımsız olarak herkesle konuşmaya hazırlar. 
 
En hassa oldukları nokta devrime şiddetle karşı olmaları; Kremlin’e göre Amerika ve AB’nin demokrasi ve insan hakları ajandası kendi başına bir şey ifade etmiyor. Dış politika amaçlarına hizmet eden araçlar olmaktan başka bir şey değiller. 
 
Rus yetkililer 2016 seçiminde Trump’ı tercih ettiler. Çünkü seçildiği takdirde ülkelerinin iç işlerine karışmayacağına inanıyorlardı. 
 
Kremlin ekonomi alanında birçok liberal istihdam ediyor; bu durum Putin’in piyasa ekonomisi tercihini yansıtıyor. 
 
Putin Kırım ve Ukrayna politikası sayesinde milliyetçilerin kahramanı oldu. Jirinovski ve Liberal Demokratik Parti de bu konuda Putin’e yardımcı oluyor. 
 
Komünist Parti Duma’ya sokularak ehlileştirildi. Buna karşılık Lenin Birinci Dünya Savaşında Almanya ile işbirliği gerekçe gösterilerek şeytanlaştırılıyor.  
 
Milliyetçiler ve komünistler Kremlin’in dış politikasını destekliyorlar. 
 
Moskova’nın temel kaygısı düşük enerji fiyatlarıdır. Petrol fiyatlarında 2014 ve 2015 yıllarındaki keskin düşüş – Avrupa ve Asya’daki alıcıları nezdinde – Rusya’nın jeopolitik ağırlığına zarar verdi. 
 
2000’li yılların ortasında öne çıkan enerji alanında süper güç olma düşüncesinden nihayet tamamen vazgeçildi. Bu durumda Rus ekonomisini çeşitlendirmek gerekiyor. 
 
Başarılı bir çeşitlendirme için yepyeni bir siyasi-ekonomik model, yatırım dostu bir iklim, girişimciliğe destek ve teknolojide yenilikçiliğe vurgu lazım. 
 
Bu da paralı seçkinlerin hegemonyasının sonu anlamına geliyor.
 
Rusya kendini bir kez daha yol ayrımında buluyor: Ekonomik reform ve sistemi tasfiye etmek… Devlet öncülüğünde ekonomik seferberliğe gitmek… Sistemi korumak ve olası bir ayaklanmaya razı olmak. 
 
Seçkinler açısından sonuçları dikkate alındığında Rusya tercih yapmayı erteleyecek. İçinde bulunduğumuz on yılın sonuna tercih yapmayabilir. Ama 2025 veya 2030 sonrasına erteleyemez. 
 
Rusya kısa ve orta vadede güney sınırlarında İslami radikalizmin meydan okumasına maruz kalacak. 
 
Ortadoğu’dan kaynaklanan istikrarsızlık şimdiden İslam dünyasının değişik bölgelerine yayılıyor. Bunlar arasında Kafkasya’nın bazı bölgeleri ve Orta Asya da var. 
 
Bağımsızlıklarının ilk yirmi beş yılını geride bırakan bölge ülkeleri Arap Baharını tetikleyen kimi özelliklerle benzerlikler taşıyorlar. 
 
IŞİD Afganistan’ın tamamına egemen olmak ve etkisini bu ülkenin ötesine taşımak istiyor. 
 
2015 yılından bu yana Suriye’deki çatışmaların tarafı haline gelen Rusya IŞİD terörüyle kendi toprakları üzerinde savaşmak zorunda kalabilir. 
 
Nitekim Rusya – Petersburg saldırısı sonunda – 3 Nisan 2017’de ilk terör eylemiyle karşılaştı. 
 
Rusya’nın uzun vadede kaygılanması gereken konulardan biri demografik yönelimler olacak. Nüfusun azalma hızı yavaşladı ve Kırım’ın bağlanması iki milyon kişi kazandırdı. Rusya’nın nüfusu şu anda 144 milyon.
 
Ne var ki artan iş gücü açığı, Rusya Uzak Doğusu gibi stratejik bölgelerde nüfusun seyrek olması ve Orta Asya’dan göç bütünleşme ve güvenlik sorunu doğuruyor. 
 
Putin döneminde Rusya ekonomik gücünün üzerinde bir jeopolitik ağırlığa sahip oldu. 
 
Bu durum baş döndürücü başarılara imza atsa da uzun vadede sürdürülebilir değil. Zira Rusya’nın – devasa potansiyelinin önünü açacak – reformlar yapması lazım. 
 
Bir başka seçenek devlet öncülüğünde girişilecek ekonomik seferberlik. Kısa vadede başarılı olsa bile ekonomik ve siyasi çöküşle sonuçlanması kaçınılamaz.
 
Amerika ile restleşme sürdüğü müddetçe reform yapmak zor görünüyor. Restleşmenin önümüzdeki beş yıl boyunca sona ereceğine ilişkin hiçbir belirti yok.  
 
AB yaptırımları hukuken kaldırılsa bile Rusya ile iş yapmanın riski Avrupalılar için büyük olacak. Ekonomik ilişkilerde bu yükün ağırlığı hep hissedilecek. 
 
Japonya Çin’in yükselişine karşı Rusya ile işbirliği yapmak istiyor ama Amerika buna karşı çıkacak. Yaptırımları delmek için Amerika’nın itiraz etmeyeceği yollar bulmak gerekiyor.
 
Batı ile ekonomik bağlar siyasetin gölgesinde kalırken Rusya başka bölgelere yöneliyor. Bu kolay bir iş değil. 
 
Zira Rusya’nın Batı-dışı piyasalara ihraç ettiği ürünlerin fiyatları aşırı derecede düşmüş durumda ve ön görülebilir gelecekte yükseleceklerine ilişkin hiçbir belirti yok.  
 
Rusya ve Çin’in ekonomik ilişkilerinin 2021 yılına kadar toparlanacağı konusunda bir tahminde bulunmak olanaksız. 
 
Rusya Çin, Hindistan, İran, Güneydoğu Asya ve Körfez ülkelerinde alıcı bulabilecek daha fazla ürün çıkarabilirse bir ihtimal Batı ile ticaretinde yaşadığı kayıpları telafi edebilir, ihracat piyasalarını çeşitlendirebilir.
 
Çeviri: Dr. Ömer Aytek Kurmel 
 
Cherkessia.net, 22 Eylül 2017
 
***
 
Looking out Five Years: Ideological, Geopolitical, and Economic Drivers of Russian Foreign Policy
 
Dmitri Trenin, 22.08.2017
 
Putin has embraced patriotism and Eurasianism, but Russia must soon confront economic, security, and demographic headwinds, as well as the imperative of reform.
 
In 2016, Putin came up with Russia’s national idea: patriotism. In the Kremlin’s version, Russian patriotism is above all about the state, which is the highest civic value. Attitudes toward the state have become the main criteria in judging historical and contemporary figures and ordinary citizens. The Russian state is believed to be the center of a Russian world, a civilization that traces its spiritual and temporal roots to Byzantium and Orthodox Christianity. Besides the Russian Federation, the Russian world encompasses Ukraine (minus its Greek Catholic western regions), Belarus, and Moldova, as well as the Russian diaspora around the world. Its central pillar and main source of cohesion is the Russian Orthodox Church. For Putin, his continued presidency is a God-given mission.
 
Thus, Russia has pivoted away from the European choice that Putin announced in the early 2000s and that the country had de facto pursued since the toppling of the Communist system in 1991. This pivot to Russia’s own cultural and historical heritage, with an emphasis on the imperial period, is often described as Eurasianism. The European cultural influence remains, but in its classical rather than the contemporary, EU-shaped form. The Kremlin’s current attitudes to the EU can be compared with the views on Europe exhibited in the nineteenth century by Emperor Alexander III and his grandfather, Emperor Nicholas I: Russia is in, but not of, Europe. The present-day Russian Federation sees itself as occupying a unique central position in northern Eurasia, equidistant from Asia, North America, the Middle East, and Europe.
 
While calling themselves conservatives, Russian leaders essentially remain pragmatic. They are prepared to do deals with anyone, irrespective of their counterparts’ ideology, which they privately view with cynicism. What they vehemently reject is revolution. In the Kremlin’s view, U.S. and EU support for democracy and human rights is a tool of foreign policy that is more effective in destroying authoritarian regimes than in subsequently building democratic systems of governance on their ruins. One reason many Russian officials preferred Donald Trump to Hillary Clinton in the 2016 U.S. presidential election is that they expected Trump, when elected, to stop meddling in Russian domestic affairs.
 
In Russia, the Kremlin employs a number of liberals in the economic policy department, consistent with Putin’s basic preference for the market over total state control of the economy. With his policies in Crimea and Ukraine, Putin has been able to turn himself into a hero for nationalists, who are also managed on the Kremlin’s behalf by veteran political operator Vladimir Zhirinovsky and his Liberal Democratic Party of Russia (LDPR). The Communist Party is thoroughly domesticated in the Duma, while its founder, Vladimir Lenin, is often reviled as a traitor for his collusion with Germany against the domestic Russian regime during World War I. All these groups basically support the Kremlin’s current foreign policy.
 
Moscow’s main current concern and policy driver is the setting in of the long cycle of low energy and other commodity prices. The sharp drop in the oil price in 2014 and 2015 has markedly devalued Russia’s geopolitical importance vis-à-vis its principal customers in Europe and Asia. The idea of an energy superpower, popular in the mid-2000s, has been finally and completely dispelled. This situation objectively pushes the Kremlin toward diversifying the Russian economy. Successful diversification, however, would require the country to adopt a wholly different politico-economic model, with a business-friendly environment, support for entrepreneurship, and an emphasis on technological innovation.
 
Such a model would end the domination of the ruling moneyed elites and therefore cannot be adopted by them. Thus, Russia finds itself again at a crossroads with a three-way choice: reform the economy and dismantle the existing politico-economic setup; go for a wholesale economic mobilization dominated by the state; or keep the system intact and face the prospect of continued decline and possibly an upheaval in the end. It is likely that the choice will be put off for as long as possible, given its consequences for the elites. It may not be made by the end of the present decade, but it can hardly be postponed beyond 2025 or 2030.
 
In the near to medium term, Russia is likely to face the challenge of Islamist radicalism on its southern borders. The Middle East is generating instability that is already spreading to other parts of the Muslim world, including Central Asia and areas of the Caucasus. Former Soviet countries in the region that have survived their first twenty-five years of independence exhibit some of the features that helped produce the Arab Spring. In Afghanistan, the Islamic State has built a presence with a view to expanding its influence through the whole country and beyond. Russia, which since 2015 has been directly involved in the war in Syria, may have to fight closer to home, always mindful of the dangers of Islamic State–induced extremism and terrorism in Russia itself. In 2017, Russia experienced its first major terrorist attack in three and a half years in the Saint Petersburg Metro attack of April 3.
 
In the long term, demographics remain one of Russia’s main concerns. The rate of population decline has slowed down, and the incorporation of Crimea has added over 2 million people to Russia’s total population, which now stands at 144 million. But there is a growing shortage of workers, strategically important regions such as the Russian Far East remain sparsely populated, and immigration from Central Asia presents both an integration and a security challenge. 
 
Geopolitically, Putin has become used to punching far above Russia’s economic weight. This has produced some stunning successes, but it is not sustainable in the long term without reforms that would unchain Russia’s still huge potential for growth and development, or economic mobilization, which would produce a short-term effect but would ultimately result in Russia’s economic and political collapse.
 
Reform, however, would be exceedingly difficult under conditions of confrontation with the United States, which are unlikely to ease considerably in the next five years. Even if the EU sanctions are formally lifted, the political risks for Europeans of doing business with Russia will be high, resulting in continuing serious impediments to economic relations. Japan’s willingness to reach out to Russia as a hedge against China’s rise will be tempered by Washington’s opposition to such rapprochement. Ways around the sanctions regime will have to be found that operate below Washington’s radar.
 
With economic ties to the West constrained by politics, Russia has moved actively to explore opportunities elsewhere. This has not been easy, as current Russian exports to non-Western countries are dominated by products whose price structures have collapsed and will not recover much in the foreseeable future. It is not clear whether Russia and China will be able to significantly upgrade their economic relations by 2021. However, if Russia manages to come up with more products that can find markets in China, India, Iran, Southeast Asia, and the Gulf Arab states, it can partly compensate for the losses in trade with the West and diversify its economic relations. 
 
Director, Moscow Center
 

Bu haber toplam 2981 defa okundu.


Bu habere yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz ekleyin.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net