Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Korkunun Kaynağı
09 Kasım 2017 Perşembe Saat 18:25
 
Modern Rusya Enstitüsü , 20 Ekim 2017
 
Protestan Reformasyonu veya Fransız Devrimi gibi Rus Devrimi de – sadece Rusya için değil – tüm dünya için bir dönüm noktasıydı. 
 
Tarihçi Andrey Zubov soruyor: O halde Rus makamlar neden yüzüncü yıldönümünü görmezden geliyorlar? 
 
Yazara göre uzun ömürlü, terörist ve yayılmacı bir rejim tarihte ilk defa Ekim 1917 Devrimiyle kurulmuştu. 
 
Bu rejim diğer totaliter ve otoriter rejimleri de etkiledi, 1980’li yıllara kadar komünizmin dünyanın üçte birine yayılmasına sebep oldu.
 
Sovyetler Birliğinin çöküşü – birkaç ülke dışında – komünizmin sökülüp atılmasının önünü açtı ve iki tür post-komünist devlet ortaya çıktı: 
 
Birinci grupta komünizm öncesi devlet geleneğine (yasal mevzuat, mülkiyet hakkı, polis, simgeler) geri dönen; AB, NATO ve demokratik dünyayla bütünleşmeyi başaran Avrupa ülkeleri var.
 
İkinci grupta 12 eski Sovyet cumhuriyetinin büyük kısmı bulunuyor. Eski komünistler iktidarı yeniden ele geçirirken çöküş sürecinde kazanılan demokratik ve medeni haklar hızla kaybedildi. Komünist ideolojinin yerini milliyetçilik aldı. Mülkiyet seçkinlere devredildi. 
 
 
Bunun iki istisnası Gürcistan ve Ukrayna’dır. İki ülke komünizm sonrası rejimleri devrim yoluyla devirdi. Gürcistan, Ukrayna ve Moldova Avrupa’yla bütünleşme şansını yakalayan ilk ülkeler olacaklar. Ama önce sistematik biçimde komünizmden arınmaları gerekiyor.
 
Belarus ve Rusya Federasyonunda farklı bir süreç – “Bolşevik intikamcılığı” – hız kazanıyor. Otoriterlik güçleniyor. Liderler yasal normları değiştiriyor, medya üzerinde tam denetim kuruyor, başka ihlallere yol açıyorlar. 
 
Aynı zamanda komünist dönemin suçları ört bas ediliyor; “Bolşevik zorbalar” (Lenin, Stalin) ve tetikçileri (Dzerjinski, Kirov, Beria) yüceltiliyor.
 
FSB kendini – Lenin tarafından kurulmuş – Çeka’nın ardılı kabul ediyor. Aralık 2017’de yüzüncü kuruluş yıldönümünü kutlayacak.
 
Bu devamlılık prensibi devlet için de geçerli. Rus Çarlığı, Rusya İmparatorluğu ve SSCB tek bir tarihsel yapı olarak görülüyor. 
 
Çarlar, imparatorlar ve genel sekreterler – zirve noktasını Putin’in oluşturduğu – bir bütünlük içinde ele alınıyorlar.
 
Her kitlesel hareket – bilhassa Ekim 1917 Devrimi gibi iktidarı ele geçirenler – Kremlin seçkinleri için korkunun kaynağı oluyor. Zira seçkinler post-Sovyet devletlerin çoğunda mülkiyeti ve iktidarı ellerinde tutuyorlar.
 
Uyruklarının tarihi bir bütünlük içinde okumalarını, iktidarın antik dönemden günümüze “Tanrı tarafından” verildiğine inanmalarını istiyorlar. 
 
 
Çeviri: Dr. Ömer Aytek Kurmel 
 
Cherkessia.net, 9 Kasım 2017
 
***
 
A Subject of Horror
 
Institute of Modern Russia, 20 October 2017
 
Like the Reformation or the French Revolution, the Russian Revolution was a turning point not only for Russia, but for the entire world. Why then, asks historian Andrei Zubov, are the Russian authorities ignoring the centennial?
 
According to the author, the October 1917 Revolution was the first time in history that a lasting terrorist expansionist regime was created. It also influenced the rise of other totalitarian and authoritarian regimes and spread communism to a third of the world by the 1980s.
 
Aside from a few communist regimes that remain today, the collapse of the USSR dismantled communism and gave rise to two types of post-communist states:
 
European countries that restored elements of pre-communist statehood (legal systems, property rights, police, symbols), and have successfully integrated into the EU, NATO, and the democratic world.
 
The majority of the 12 former Soviet republics, which quickly lost any democratic or civil rights gained in the collapse as old communist elements were restored. Communist ideology was replaced with nationalism, and property was transferred to the elites.
 
The exceptions are Georgia and Ukraine, which dropped their post-communist regimes after revolutions. Between Europe and the post-Soviet world, these countries, along with Moldova, will most likely take advantage of the opportunity to integrate with Europe, but will have to enforce systemic de-communization first.
 
In Belarus and the Russian Federation, the opposite process—“Bolshevik revanchism”—is gaining speed. Authoritarianism is tightening as leaders change legal norms, establish full control over the media, and commit other abuses.
 
At the same time, the crimes of the communist period are being covered up, and the personalities of the “Bolshevik tyrants” (Lenin, Stalin) and their henchmen (Dzerzhinsky, Kirov, Beria) are exalted. Even the FSB recognizes its successor as Lenin’s Cheka (Soviet secret police) and will celebrate the security service’s 100th anniversary this December.
 
The same goes for the state—the Tsardom of Russia, the Russian Empire, and the USSR are considered as one historical entity, and their tsars, emperors, and general secretaries as a succession of rulers, culminating with Vladimir Putin.
 
Therefore, the author argues that any mass social movement—especially one that seized power, like the October 1917 Revolution—is a subject of horror for the Kremlin elites, who control property and power in most post-Soviet states. They prefer their subjects to read history like the newly minted “Alley of Rulers” in Moscow: a continuous succession of “God-given” power that extends from antiquity to the present day.
 

Bu haber toplam 1646 defa okundu.


Bu habere yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz ekleyin.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net