Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
ADIĞE KHEKU, ADIĞE, AĞUǒIPS VE ŞAPSIĞ ADLARINA GENEL BİR BAKIŞ
16 Ocak 2018 Salı Saat 22:51
"Adığeler; insan, insan olduğundan beri bu topraklarda yaşıyorlar. Buraya hiç bir yerden göçüp gelmediler."  Prof.Dr. Mekule Cebrail -Tarihçi
 
Adığe adıyla başlayayım; İnsanlık tarihindeki ilk dolmen medeniyeti Çerkes (Adığe) halkına aittir. Dolmenlerin Kuzey Kafkasyadaki başka bir halk ile bir ilgisi yoktur. Yeryüzündeki en eski dolmenler Tarihi Çerkesya (Adığe Kheku) içindedir. Günümüz Abhazyasında toplam 70 küsür dolmen vardır, ama bu konuyu daha iyi kavrayabilmek için, Abhazya sınırları içindeki o 70 küsür dolmenin bulunduğu topraklarında, etnik, lingustik ve kültürel olarak 1864 öncesinde Çerkesya (Adığe Kheku) toprağı olduğunu da asla unutmamak gerekiyor.
 
Adığe adının anlamı ile ilgili birçok rivayet vardır. Biz bunlardan biri ile aslında en mantıklısı görüneni ile konuya devam edeceğiz.

 
Adığe etnonimi dolmenlerin geleneksel isimleriyle ilişkilendirildiğinde "ölümlü kişi" anlamıyla tek ve aynı kavramdır. Dolmenler Adığelerin tarih öncesi ilk anavatanlarının sınırları açısından da esas göstergeleridir.
 
Pse-vun/псэ-ун dönüşerek yisp-vun/исп-ун olmuştur. Ve Yisp-vun bazı Adığe lehçelerinde (Xь)адэ-ун/(H)ade-vun'a dönüşmüştür. Ama Yisp-vun'un Abhazcada bir anlamı yoktur. Örneğin Apsı-vun/апсы-ун şeklinde Abhazcada bir kelime yoktur. Dolmenler yani "Yisp-vun"lar ölülerin/ölümlülerin evleri yada bir farklı bir deyişle Adığelerin evleri demektir. Buradan "Adığe" adının eskiliği hakkında da fikir sahibi olabiliriz.
 
Abhaz halkının atalarının dolmenlerle bir ilgisi, dillerinin Çerkes (Adığabze) dili ile bir akrabalığı, atalarının etnik kökenlerinin Çerkes (Adığe) halkının atalarının etnik kökeniyle bir ilgisi olsaydı eğer -ki net olarak biliyoruz böyle bir ilgi yok zaten, sadece bu konuda genelde daha çok Abhaz ve Gürcü/Kartvel kaynaklı hipotezler/faraziyeler vardır- bu kelime yani Apsı-vun/апсы-ун yada benzeri bir kelime Abhazcada da olması gerekirdi.
 
Adığe Kheku'nun anlamı da bu açıdan bakınca "Ölümlüler Ülkesi" demek oluyor. İspanya'ya yani İber yarımadası, Balkanlar, Orta ve Batı Avrupa, Ortadoğu/Filistin gibi yerlere dolmen kültürünün Kuzeybatı Kafkasyadan yani Çerkesyadan (Adığe Khekudan) gittiğini de belirtelim.
 
Krasnodar Krayı ve Adığey dahilindeki Tarihi Çerkesyada ("Adığe Kheku"da) 5000'in üzerinde dolmen bulunmaktadır. Kıyı boyu Şapsığede Soçi Rayonu içinde kalan Aşe vadisinde Hacıko grubu diye adlandırılan 300 Dolmen Çerkesyadaki ("Adığe Kheku"daki) en eski dolmenler arasında yer almaktadır ve içlerinde 7500-8000 yıllık dolmenler var bu grup içinde. Ayrıca bu grup içinde en az 8000 yıllık küçük taş piramitlerde yer almaktadır(bkz. birinci resim). Mıyekuape ve Kamennemostke'de de binlerce dolmen bulunmaktadır. Tarihi Çerkesyanın ("Adığe Kheku") kıyı bölgesinde boydan boya her vadide dolmenler bulunmaktadır.
 
Bununla birlikte Claude-Charles de Peyssonnel'in 1765'de basılmış "Observations historiques et géographiques sur les peuples barbares qui ont habité les bords du Danube et du Pont-Euxin, 1765/Tuna ve Kuzey Karadeniz arasındaki barbarlara ait tarihi ve coğrafi gözlemler, 1765" adlı çalışmasında belirttiği şu ifadeyede özellikle bu konu içinde yer vermek istiyorum. Claude-Charles de Peyssonnel çalışmasında Çerkes (Adığe) dili hakkında "Bu dilin bu bölgede de -Tuna ve Kuzey Karadeniz arasındaki bölgede yani günümüz Romanya, Moldova ve Ukraynasında da-çok eski çağlarda konuşulduğu, hatta Panonyayı - yani günümüz Macaristanını- fetheden fatihlerin dili olduğu açıktır" diyor. 
 
Bu şekilde, Macarlara liderlik eden "Kabar" topluluğunun da Çerkes (Adığe) olduğunu ifade ediyor. Zaten Ukraynada Kiev Rus Knezliğinden önce var olan Kiev ve Harkov şehirlerinin Çerkeslerce (Adığelerce) kurulduğuna dair Ukraynalı bilim adamlarının etnolojik ve etimolojik çalışmaları var. Bu çalışmalardan örnekleri de bilahare okuyucu ile paylaşacağız.

 
Şimdi Çerkesce (Adığabze) literatürüne ait bir etno-sosyonim olan ve Karadeniz kıyısı Çerkes (Adığe) topluluklarını bir dönem ifade eden Ağuç’ıps adının anlamlandığı şekliyle olan duruma bakalım;
 
АгъукIыпс, Ахгучипсе, Агучипс, isminin Rusça karşılığı olarak "Железная душа" yani "demirin ruhu" anlamı veriliyor. Çerkesce (Adığabze) yazılışı "Гъуч1ыпс". Ve "A" article ile bu kelime Агъук1ыпс olmuştur.
 
Ağuç’ıps, Çerkes (Adığe) mitolojinin en eski kahramanı Nart Tlepş'in (Тлепш, Лъэпшъ) anavatanı ve demirin ruhunun olduğu topraklar. Yani Çerkesler (Adığeler) toprakta mineral olarak yoğun bulunan demire izafeten bu topraklara bu adı vermiştir.
 
Çerkes (Adığe) literatüründeki Ağuç’ıps (АгъукIыпс) sosyonimi 1720'den sonra ortaya çıkan Şapsığ ismine rağmen, Şapsığlarca Büyük Çerkes (Adığe) Sürgününe kadar Şapsığ ismi ile beraber kullanılmıştır.
 
Şunuda belirtelim Ağuç’ıpslere (АгъукIыпсхэр) dahil olan Çerkes (Adığe) kabilelerine Çerkes (Adığe)-Kabardeyler, 18. yüzyılda Abaze Jıl/Abadze Çil (Абадзе-чылэ) diyorlardı. Bu konuyu da açıklayacağız. Ağuç'ıps sadece Natuhay, Şapsığ, Vıbıh ve Тубэх/Tubekhlerin (Tubekhler Abzakhların bir alt koludur) kendileri için kullandığı bir etno-sosyonim adlandırmaydı. Kubanlı Çerkesler (Adığeler) onlar için Batı Çerkescesinde "Abaze-Çil", Çerkes (Adığe)-Kabardeyler Doğu Çerkescesinde "Abadze-Jıle" diyorlardı.
 
Ağuç’ıpslerin (АгъукIыпсхэр) bir diğer özelliğide kadim Çerkes (Adığe) sosyal yapısı olan non-feodal sınıfsız bir toplum yapısına sahip olmalarıydı. 1830'larda artık sadece Çerkes (Adığe) kabileleri olan Şapsığ ve Natuhaylar tarafından kullanılır oldu bu etno-sosyonim. Ağuç’ıpslerin (АгъукIыпсхэр) kullandığı Çerkes (Adığe) diyalektinin de diğer Çerkes (Adığe) kabilelerinin kullandığı diyalektlerden farkı şuydu ki, Çerkes(Adığe) dilinin en eski şekliydi ve Ağuç’ıpsbzeğe (АгъукIыпсбзэгъэ) olarak adlandırılıyordu.
 
Çerkes (Adığe)-Şapsığların 5 klanının, muhtemelen içinden çıktığı daha eski iki kabile olan "Ğuağo/Гъуагъо" ve “Ğoaye/Гъоайе" Çerkes (Adığe) kabileleri, Çerkesyanın ("Adığe Kheku"nun) Karadeniz kıyılarında yerleşik olan iki büyük klan idi.
 
Ğoayelerden (Гъоайехэр) bir kısmı daha sonraları Natuhay (Hэтыхъуай) kabilesinin oluşumunda, onun bulunduğu bölgeye kadar yayıldılar. Aslında Natuhay (Hэтыхъуай) adından daha çok Natkuac (HатIхъуадж, Hэткъуадж) daha doğru bir adlandırmadır.
 
Anapa ve Tsemez arasındaki bölgeyi ifade eden, "Nartların (Şapsığ ve Natuhay diyalektlerinde "NAT") toprakları" anlamında yöresel bir coğrafi isimdir. Natkuac (HатIхъуадж) bölgesinde yaşayan diğer Çerkes (Adığe) kabileleri Heğuayk (Хэгъуайкъу), Hatuk (ХьэтIукъу) ve Çöpsinler (Цопсынэхэр)'di. Heğuayk (Хэгъуайкъу) kabilesi Anapa'da, Hatuk (ХьэтIукъу) kabilesi Anapa'nın kuzeyinde, Çöpsinler (Цопсынэхэр) ise Tsemez'de yaşıyorlardı.

 
1740'ların başında Natkuac'da yaşayan bu üç kabile, Ağuç'ıpslerin en kuzeydeki, Tsemez ve Pşada arasında yaşayan iki güçlü topluluğu olan Tsupakolar (Супэкъо) ve Şupaşlar (Шупащ) ile birleşip konsulide olduktan sonra Natuhaylar (Hатыхъуэджэхэр) olarak çağrılmaya başlandılar. Ancak Natkuac (HатIхъуадж) yöre ismi olarak anılmaya devam etti. Aşe (Iэщэ) ve Psışü (Псыш1у) vadilerinde ve onların kuzey-güney yönünde eklentisi olan komşu vadilerde yaşayan kardeş Ğoaye (Гъоайе) ve Ğuağo (Гъуагъо) klanları (Not: "ЛъфэкъулӀ" doğum yolu ile aynı soydan gelenler demektir) büyüyüp kabile haline gelince, bu kabileler içinden diğerlerine nazaran oldukça kalabalık olan ailelerden, 5 büyük klan ortaya çıktı.
 
Ğuağolardan (Гъуагъо) Şotokh (Шъэотэх), Şhapate (Шъхьаптэ) ve Kobli (Коблы) klanları, 
Ğoayelerden (Гъоайе) ise Natho (Натхъо) ve Netaho (НэтIахъо) klanları oluştu. Ğuağolar ile ilgili "Yemu" klanı hakkında bilgimiz varsada, bu klanın birliğinin 1864 sonrası bozulduğu düşünülüyor. Şapsığ Mamıj sülalesinin "Yemu" klanı ile bağı vardır.
 
Ğoayeler (Гъоайе) (J.S.Bell'de Wayalılar diye geçer), Psezüye, diğer bir adıyla Psezü (Psışü, ПсышІо, Псыш1у) vadisinin üst kesimlerinde, Thağapş (Тхага́пш, Тхьэгъапшъ) dağı civarında yaşıyorlardı. Bunun yanında Hak'uç yöresi, Şahe vadisi ve Psov nehrine kadar kıyıda Ğoayelere ait soylar mevcuttu. Adlarındaki farklılığa bakılırsa Natuhaylar (Hатыхъуэджэхэр) ile Şapsığlar (Шапсыгъхэр) iki ayrı kabile gibi, fakat aslında aynı kabilelerdi. Çünkü ikisi de Çerkes (Adığe) dilinin aynı diyalektini konuşuyorlar ve ortak olarak kendilerini Ağuç’ıps (АгъукIыпс) olarak adlandırıyorlardı. Ağuç’ıps (АгъукIыпс) adının özel bir anlamı yokmuş gibi görünsede, birbirleri ile karşılaştıklarında onlar için bir tür hitap, yakınlık ve övgü vazifesi görüyordu.
 
АгъукIыпс/Ağuç’ıps kavramına dönemin kaynaklarında (19. yüzyıl) Агучипс - Ağuçips, Ахгучипсе-Ahguçipse, АгъукIыпсэ- Ağuç’ıps, şeklinde rastlıyoruz. Bu isimlendirmenin kapsamı hakkında ayrıntılı bilgiye rahmetli Yusuf Suat Neğuç'un "Esatir" adlı eserinde, ulaşmak mümkün. Esatir bizzat Ağuç’ıps diyalektinde yazılmış bir kitaptır esasında. Yazarın kendiside bu gruba “АгъукIыпс” dahildir ve eserini diğer yazarların aksine Ağuç’ıps bölgesinde kullanılan dialekt ile yazmıştır. Onun ifadelerine göre Ağuç’ıps : "АгъукIыпсэр: абдзах, шапсыгъ, наткъуадж, убых. МыплIыр зыхэхьэрэ купыр арыгъэ." Yusuf Suat Neguç "Ağuç’ıps : Abzakh, Şapsığ, Natkuac, Vıbıh. Bu dördünün olduğu gruptur." diyordu eserinde. Ağuç'ıpsler antik çağ, ilk çağ ve orta çağ'da Karadeniz kıyısında yaşayan ve 13. yüzyılda "Çerkes, Kirkas, Circassiano" adı ile İtalyan Cenevizlilerce tarihte ilk kez anılmaya başlanan Zikhlerden yani Adığelerdendir.
 
Düzceli rahmetli Yusuf Suat Neguç'un söz konusu tarihlerde yaşayan diğer Çerkeslerden (Adığelerden), Ağuç’ıpsları oluşturanları özellikle ayırdığını ve bunun altını basa basa çizdiğini görüyoruz. Bu dönemle alakalı yazılmış başka kaynaklarda da aynı ayrımın varlığına sıkça rastlıyoruz. Örneğin G. Novitskiy tarafından Çerkeslerle (Adığelerle) alakalı olarak Rusya devleti için hazırlanan raporda; "Ağuç’ıps" terimin 'bizimkiler, bizden olanlar' anlamında Şapsığ, Natuhay, Abzakh ve Vıbıhlar arasında diğer Kuban bölgesi Çerkeslerinden (Adığelerinden) kendilerini ayırmak için kullanılıyor" diyerek belirtiyor. 
 
Konu hakkında ayrıntılı bilgilere bu dönemde bölgeyi gezen batılı yazarların eserlerinde de rastlanıyor. Çerkes (Adığe)-Kabardeyler tarafından, demokratik yaşam şekline sahip non-feodal Çerkes (Adığe) kabileleri olan Şapsığ, Abzakh (elbette sub-Abzakh topluluklar olan Cıhı ve Madzmeyler dahil), Vıbıh ve Natuhayların "Abadze-Jıle/Abaza Çil" olarak anıldığı görüyoruz.
 
Şapsığ adının anlamına da kısaca değinirsek eğer; P.U.Autlev, Şapsığ adının nasıl ortaya çıktığı ile ilgili 4 farklı görüşe yer vermiştir.
 
P.U. Autlev "Шапсыгъ, Şapsığ" kelimesinin etimolojisi için belirttiği farklı seçenekler sırayla şöyledir.
 
-щапсыгъ - шапсыгъ: шыгьэпсы, yani "at evcilleştiren",
 
-щапсыгъ - шапсыгъ: шыгьэпсы>шыпсыгь yani "evcilleştirilmiş at",
 
-щэ (süt) + псы (su, akarsu/ırmak), + гьу (etrafında) yani "süt ırmağı yanında yaşıyanlar",
 
-щы (üç) + апс (akarsu/ırmak) + гьу (çevresinde), yani Şapsuho (Шапсухо) 
nehri etrafında çevresindeki üç ırmak etrafında yaşayanlar.
 
En mantıklısı "Шыгьэпсы/At yetiştiren", ki Şığapsı (Шыгьэпсы) ayrıca kişi/ata ismi olarak da bazı söylencelerde anlatılır (1). Ayrıca "Бэкъан, Бэчкъан/Bekan, Beçkan" adında cins atlara sahipti Şapsığlar, ki bu atlar dünyadaki bütün diğer at ırklarından farklı olarak, 18 değil, 19 çift kaburgaya sahip güçlü, gösterişli, soylu atlardı. Şapsığların bu at cinsini yetiştirmiş olmaları hasebiyle bu adı almaları daha büyük bir olasılık gibi görünüyor.
 
Ağuç'ıps adının ortaya çıkışı ile bir kaç görüşe yer verilmiş. Ağuç'ıps adının bir zamanlar Tuapse'nin yüksek dağlık alanında bulunan Azğuç' (АзгъукI) adlı köyün adından çıkabileceği, bunun yanında гъукI/demir kelimesi ile alakalı yöresel bir deyiş olan "Demirin suyu" anlamında olması da muhtemel. "Demirin suyu" zorlu süreçlerden sonra azimle elde edilen bir başarı için söylenir. Aynı Türkçedeki "taşı sıksa suyunu çıkarır" deyişi gibi bir deyiş. 
 
Ancak daha mantıklısı ve en doğrusu demirin canı, demirin ruhu anlamındaki "Ğuç'ıps/Гъуч1ыпс" olmalıdır. Ağuç'ıps adının doğduğu yer olarak bu gün Şoçi Rayonunda yer alan Lazarevski (Psezuapse) bölgesi de doğru tespittir. Çünki sadece Çerkesyada ("Adığe Kheku"da) değil bütün Kafkasyada demirin mineral olarak toprakta en yoğun olduğu ve en eski demir ocaklarının bulunduğu yer Soçi Rayonu içindeki bir alt rayon olan Lazarevski yöresiydi. Çerkeslere (Adığelere) ait olduğundan hiç kuşkumuz olmadığı Nart Destanlarının Demircisi Tlepş'in yurduda yine Lazarevski (ПсышІопэ, Псыш1уапэ) yöresiydi. Şapsığları oluşturan ilk iki klanında ortaya çıktığı yer olan Aşe/Iэщэ ve Psışü (Псыш1у) vadilerinin ve çevresinin olduğu yöredir ve bu gün Soçi Rayonu içindeki Lazarevski Psezupse, ПсышІопэ, Псыш1уапэ) yöresidir. (2,3)
 
Lazarevsk (ПсышІопэ, Псыш1уапэ) ilçesinde Nart Tlepş'e ait arkeolojik bulgulardan bahsedelim (2,3). Nart Tlepş Çerkes (Adığe) Nart Destanlarındaki en eski karakterdir diyebiliriz. Lazarevski (ПсышІопэ) yöresinde bulunan dolmenlerde "Demircilik" ile ilgili kabartma figürler tespit edilmiştir (bkz. ikinci resim). Çerkesyadaki ("Adığe Kheku" daki), Çerkesce (Adığabze) "Yisp Wune" de denen dolmenler dünyadaki en eski dolmenlerdir ve Lazarevski yöresindeki dolmenlerin de Çerkesyadaki ("Adığe Kheku" daki) en eski dolmenler (M.Ö. 6000-5500) olduğu düşünülürse, tarihi bilimsel literatürde "Demir Çağının" milattan önce 1200'den itibaren başladığı ile ilgili bir sıkıntı ve sorun ortaya çıkıyor. 
 
Aşağıda ki kaynaklarda bu konuda yapılmış araştırmalarla ilgili bilgiler yazıyor. Bunları yukarıda kısaca özetlemeye çalıştım. (2,3,4)
 
Kaynaklar:
 
1. П.У. Аутлев [Аутлев, 1975, с. 252-254]
 
2. Хут Ш.Х. Несказочная проза адыгов,стр.93.Майкоп, 1969
 
3. Хут Ш.Х. Несказочная проза адыгов,стр. 164.Майкоп, 1969
 
4. сб. Археология, архитектура и этнокультурные процессы Северо-Западного Кавказа.Екатеринбург, 1997
 
 
Makale: Tlepşuko Ömer Çakırer
 
Cherkessia.net,  16 Ocak 2018

Bu haber toplam 4445 defa okundu.


Kıvanç Aslan

Abazalar’ın Abaza olmadığını,esasında Abaza adının kendilerini ifade etmediğini yorumlayan tanımlayan kimselerle muhattap olduğum için herkesten şahsım adına özür diliyorum....Bir daha olmayacak.

03 Şubat 2018 Cumartesi Saat 16:53
Ömer Çakırer

Çok duygusal bir yazı ve kendinize göre çıkarım yapmışsınız. Ortaya birde kin felan gibi gene mesnetsiz suçlamalarda bulunmuşsunuz. Çok da önemli değil. Abhazlara hitap eden konularda yazmadığım için gene ciddiye almıyor, hoş görüyorum.
Site yönetiminden özür dileyip dinlememek size kalmış. Burada küfürlü ve hakaret içeren yorumlar siliniyor. Gerisi kalıyor. Bu yönden haksız yere site yönetimini suçlamanız beyhude. Burada maksat arayışında olmanız sizin kendinizden kaynaklı bir hezeyan olsa gerek. Oldukça açık şekilde yazarım. Suçlayıcıların suçlamalarına takılı kalan biri değilim.

Abhaz ve Abazinlerin yolu ile Çerkeslerin yolu ayrı (Aleksandar Ankuap bu noktada Abhazya resmi devlet politikasını ifade etmişti). Burada Abhazların maksadını sorgulayalım isterseniz? Tsabal Alan dı demedim. Yukarı Kodor Alan ve Svandı dedim. Tarihte hiç bir zaman Abhaz olmamış bir coğrafi parça için gerçekleri saptırma karakterimiz yok. Ne geçmişte ne günümüzde Yukarı Kodorda Abhaz yaşamadığı gerçeğini ifade ederken, bu noktada istediğiniz çıkarımı yapın umursumıyorum. Abhazlar ile derdim felan olduğu noktasında yanılgılarınızı anlatayım.

1-Daha Çerkes diyemiyorsunuz. Kullandığınız jargon ve hipotezler bahsettiğiz Çerkes - Abhaz kardeşliğine de uymuyor. Akademik uzmanlık felan dediğiniz konularda yıllardır sizin fakse ve hiç de bilimsel olmayan hipotezlerinizi gördük. Apsuwa halkının nerden geldiğini ve nasıl oluştuğunu siz araştırın bulun.

Biz Çerkeslerin 16. yüzyılın başına kadar Sohuma ve Tsabale kadar yaşadığını biliyoruz. Ne yani sizin gönlünüz olsun diye bu gerçeği yok mu sayalım.

Sohumun 1451'e kadar Megrel Dadianilere ait Megrelopoli adlı bir Ceneviz limanı olduğunu herkes biliyor. Yok öyle değilmi diyelim. Çerkeslere ait ve Çerkes topluluklarını ifade eden Ağuç’ıps ve Abaze/Abadze/Abaza Çerkesce sosyonimlerinden giderek Anapaya kadar Tarihi Çerkesyayı (Adığe Kheku), Tarihi karşılığı olmayan Apsuwa, Aşuwa, Aşharıwa toprakları ilan ederken sizin amacınız ne?

Buradan Abhazya de facto Cumhuriyetine ekmek mi çıkacağına inanıyorsunuz ki Soçi üzerinde dahi tarihen Apsuwa varlığı hiç bir zaman olmamışken harıl harıl o toprakları Apsuwa yapmak için çabalayan her halde Apsuwa bilim adamları değilmiş gibi anlamışsınız.

2-Bakınız, Çerkes ve Apsuwa tarihleri farklıdır. Buradan kimse kardeşlik mardeşlik çıkarmak zorunda değil. Çıkaranda çıkarsın. Ama Çerkes ve Apsuwa halkları arasında kardeşliği değilde mütekabiliyet esasına göre bir tarihi komşuluğu benimsemiş kişileri suçlama hakkınız yok. Ama isterseniz suçlayın. Bunun benim için hiç öneminin olmadığını anlamışsınızdır.

Apsuwa jargonu kullanmak, Apsuwa halkını memnun etmek gibi bir görevim derdim yok. Mütekabiliyet esasına göre dediğim noktayı anlamışsındır umarım. Önce Çerkes (Adığe) Soykırımını tanısın Devletiniz ve onun eklentisi kurumsal yapılarınız, önce Çerkes adının Adığe adına karşılık geldiğini idrak etsin kurumsal yapılarınız, sonra kardeşlik mardeşlik muhabbeti yapalım olur mu?

3-Sağda solda öyle bunlar maaşlı adamlar, yok Gürcülerin adamı gibi mesnetsiz çirkin suçlamalar ile Çerkes - Abhaz kardeşliğine inanmayan kişileri karalama çabaları da boş bir çaba.

Elbette etkilenen kişiler olabilir. Ama Çerkes Abhaz kardeşliğini değilde Çerkes ve Abhaz halkları arasında mütekabiliyet esasına göre ve tarihi realitelere saygılı olmaya dayalı ilişkiyi benimsemiş benim gibi kişilere, sizlerin içinden bu durum işine gelmeyenlerin zerre dahi bu şekilde suçlama hakkı yok. Bu tür suçlamalar yapanları da ibretle görüyorum.

4-İstediğiniz kadar yok farzedin başka yerlere çekin, bunun umurumuzda olmadığını da bilin. Abaza/Abadze /Abaze adları tarihte Apsuwa, Aşuwa ve Aşharıwalaru ifade eden bir etnososyonim değildir. Bu sizin açınızdan acı olan gerçeği ifade etmekte ve bu konuda Çerkes halkını bilgilendirme konusunda, Abhazlardan ve Abazinlerden icazet alacak değiliz.

Abhaz adınında Gürcü, Megrel ve Svan dili kökenli bir ad olduğu gerçeğinden rahatsız oluyorsanız bu bizim sorunumuz değil. Yani ne yapabiliriz siz uluslararası arenada marka isim olarak Gürcüce, Megrelce ve aslında özünde Svanca olan bir adı etnik isim olarak kullanıyorsunuz diye. Bunlar bizi ilgilendirmiyor.

Bizim için önemli olan bir kısım Apsuwa hipotezlerinin Çerkes adının içine boşaltmaya dayalı sürekli ortalığa saçılması? Sizin amacınız ne öyleyse Çerkes adının içini boşaltıp ne amaçlıyorsunuz? Çerkesin salt Adığe adına karşılık geliyor olması sizlerin içinden bir kısmını niye rahatsız ediyor?

5-Önce aynaya bakıp kendi halkınızın içinden çıkan kişilerin ürettiği hipotezlere iddialara söylemlere bakınız ve ondan sonra bize birşeyler söyleyebilesiniz. Karadenizden Kabardeye kadar Abazaşta ilan eden kafalara gıkınızı çıkartabilir misiniz?

Onlara Çerkes - Abhaz kardeşliğini bozuyorsunuz diyebilir misiniz?

Anapaya kadar Tarihi Abhazya ilan etmiş Sohumlu çocuklara ve onların Türkiyede ki uzantılarına gıkınız çıkabiliyor mu? Onlara Çerkeslerin tarihi topraklarına mesnetsiz hipotezler ile göz koyarak Çerkes-Abhaz kardeşliğini bozuyorsunuz diyecek yüreğiniz varsa buyrun deyinde sizin savunduğunuzu iddia ettiğiniz ama söylerken bir türlü Çerkes adını diyemediğimiz Adığe-Abhaz kardeşliği noktasında ne kadar samimisiniz görelim sayın Kıvanç Aslan.

Ayrıca biz Feodal klikleri aşmış bir toplumuz. Öyle klik mlik diyerek olmuyor deseniz de oluyor. Uzunyayla'da ki 36 Kabardey köyünden değil bahsettiğimiz konu, oradaki lokal durum da bu gün artık nerdeyse bitti.

Ayrıca bazı Çerkes kabilelerinde 1864 öncesi var olan feodal sınıflar arası ilişkiler sizde olduğu gibi katı kurallara bağlanmış değildi.

Mevzu günümüz ve bu gün dünyadaki bütün Çerkes (Adığe) toplumunun genelinden bahsediyoruz Anavatan ve Diasporadaki. Kabardey-Balkaryada, Karaçay-Çerkesyada, Adığeyde ve Çerkes diasporasının genelinde feodalite savunuculuğunu ve tapınıcılığını yapan Çerkes yok. Yani bizde sizdeki Abhaz - Abazin Aristokratları Birliği gibi bir Çerkes Aristokratları Birliği diye bir oluşumun ortaya çıkması ve toplumsal kabul görmesi imkansız.

Umarım en azından bunu anlarsınız. Şimdi sizden bekliyoruz ki, Tarihi Çerkesya topraklarını (Adığe Kheku), Abhaz ve Abazinlerin tarihi toprağı ilan etmiş toplumunuzun içindeki sizin tarafınızdan da kim oldukları malum olan kişiler ve kurumların Soçi toprağı başta olmak üzere Tarihi Çerkesya (Adığe Kheku)'yı Tarihi Abhaz ve Abazin toprakları olarak ifade edip, mesela Rusya ile ilişkilere güvenip Soçide ki Adler Rayonu başta olmak üzere "acaba yakın gelecekte Abhazya sınırlarına bu toprakları Rusyanın ihsanı ile katabilirmiyiz" boş umudu içinde olanlara karşı, bundan vazgeçme çağrısı yapmanızı bekliyoruz, elbette Çerkes-Abhaz kardeşliği diye ifade ettiğiniz durumun gerçek bir sevdalısı ve gerçek bir savunucusu iseniz.
Öyle ya ben bunun savunucusu değilim, benden fazla olduğunuzu göstermeniz için size bir imkan veriyorum. İyi akşamlar şimdiden Sayın Kıvanç bey.

03 Şubat 2018 Cumartesi Saat 16:49
Kıvanç Aslan

tarih ve kaynakları yalnızca işinize geldiği şekilde yorumlamak ve kullanmak için oldukça açık bir yapıya sahiptir.Ancak istediğiniz yorumu yapsanızda gerçek tarih yalnızca bir tanedir.Doğru olanı bulmaksa gerekli eğitime ve kariyere haiz uzmanlaşmış akademisyenlerin işidir.

Bu anlamda en zor coğrafyalar,kurumsal devlet yapılarının sürekli olmadığı,dolayısı ile kendi yazılı arşivlerine sahip olmayan halkların yaşadığı coğrafyalardır.Şu şöyledir bu böyledir diye ahkam kesmek o kadar kolay olmasa gerek.

Kafkasya'nın otonkton halklarının yaşadığı yöreler dönemsel olarak değişimler göstermiş olsa bile,siz ne kadar kabul etmesenizde çoğunlukla feodal ailelerin isimleri üzerine kurgulanmıştır.Günümüzde feodalitenin hiç bir önemi olmaması Abazalar (Apsuva,Aşuva,Aşharuva) da yada Adige (Çerkes) lerde bir çok coğrafi isimlerinin kaynağının bu olduğu gerçeğini değiştirmez.(örneğin Kabard,Kabardey Beslan,Besleney)

Yani binlerce yıla dayanan bu yer isimlerinin yapısı,günümüzde feodalitenin görece var olmaması geçmişe dayalı bu gerçeği değiştirmiyor.Hoş sizin vermek istediğiniz subliminal mesajı anladımda,mesela Uzunyayla yada diasporada başka yerlerde kimliğini muhafaza eden Adige köylerinin bir çoğunda,özellikle evlilikler noktasında feodalitenin yadsınamaz varlığını gözlemlemek mümkün.Var olan vardır,sizin klik mlik yok demenizle yok olmuyor.

Zaten Abaza'ların vatanı (ABHAZYA) size göre Sohum'a kadar Gürcülerin,Ondan sonrası Abzahların (Soçi dahil.size göre zaten Ubıhça diye bişey yok dolayısı ile bizim bildiğimiz anlamda Ubıhların olmasıda gerekmiyor) Tsabalda Alanların yurdu.Demek ki bu abazalar yoktan geldi.Zaten konuştukları dilde size göre uydurma olduğundan,ben kısa bir tarih yorumu yaptım.Şöyle ki:

1.600 lü yıllarda Marstan yanlışlıkla koordinatları karıştırılarak Kafkasya sahillerine inen uzaylıları,Çakırer beyefendinin büyük dedeleri karşıladı.Bu uzaylılar ölümsüz olduklarından ölü demeyi bilmiyorlardı, ilk gördükleri ölü için bu ne diye sorduklarında öğrenmiş oldular.Birde evleri gördüklerinde şok oldular.aydı,dağdı,suydu derken sağolsunlar uzaylılara konuşmayıda öğrettiler.

Sonra birden bunlar sanki Kurtadama dönüşerek devlet kurdu(ABHAZYA) Gürcüleri Tiflis'e,Alanları Osetya'ya Abzakhları dağlara sürdüler.Bide bunların isminide gasp edip Abaza ismine el koydular,kalanları asimile ettiler.(kaynak:Ömer Çakırer.)''Uzaylı kurtadamlar''benim yorumum, gerisine inanmayan Çerkes(Adige) tarih kulübü isimli sayfadaki yazılarını inceleyip üstüste koyduğunda bu sonuca ulaşabilir.

Yok artık.....

Ömer bey,maksadınızın ne olduğu konusunda derin kuşkularım var.Abhaz ve Adigeler arasındaki kültür ve soy bağı sizin yada benim inkar etmemle imha edilemez.Hoş sizin düşünce yapınızda olanlarla şahsen soy yada kültür bağımın olup olmaması beni enterese etmiyor.Aksine olmamasını yeğlerim.Ancak ne siz nede ben mensubu olduğumuz toplumlar adına söz söyleme,kader tayin etme yetisine ve yetkisine sahip değiliz.Biz ifadesini kullanabilmek için bir halkın yada en azından bir toplumun temsil hakkına sahip olmak gerekir.

Sözün özü,mensubu olduğunuz Adigelerin bunca çözüm bekleyen sorunu varken çözüm üretmek yerine,hiç durmadan Abhazlarla uğraşmanız neden? Bu kin nerden icap ediyor.söylemlerinize göre Abhazlar ve Abhazya şahsınızı ilgilendirmiyor,Abhazlar size tamamen yabancı başka bir toplum ise gece gündüz Abhazlara sarmanız nedendir.?Lütfen sizleri (sözde) ilgilendirmeyen halkla alakadar olmayın.Yıkmak kolay,bide yapında marifetinizi görelim..

Bu arada geçmişte,Facebook eklentisi olmadan önce birçok yorumumun yayınlanmadığı hasebiyle özür filan dileme gereği duymuyorum,kabalık olarak algılanmasın.

03 Şubat 2018 Cumartesi Saat 16:45
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net