Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Nalo Zaur’un Notları
12 Şubat 2018 Pazartesi Saat 11:31
 
Harame Dağı:
 
Harame dağı, Kabardey Balkar Cumhuriyeti Dzelıkue (Zolskıy) rayonu Et’ekue (Etoka) köyünün güneyindedir. Efsanelerde Nartların oyun alanıdır. Dağın tepesinden yuvarladıkları Jansherh dedikleri büyük demir tekerleği dağın eteklerinde bulunan Nart ayak parmaklarıyla veya alnıyla vurarak tekrar yukarıya gönderiyordu. 
 
Sosruko’nun bedeni çelikti silah işlemiyordu. Ancak diz kapakları et ve kemiktendi. Onu kimseye belli etmeden sır gibi saklıyordu. Bir ara Nartlar Sosruko’nun gizli sırrını öğrenirler ve öldürmeye kara verirler. 

                                       Nalo Zaur
 
Sosruko Jansherh ile oynadığı sırada düşmanları,
 
- Dizinle vur. diye seslenirler.
 
Sosruko keskin büyük demir tekere dizleriyle vurunca o anda iki ayağını kesip yere yuvarlanıyor. Düşmanları toplanıp Sosruko’yu canlı olarak toprağa gömüyor. Ancak, Sosruko her ilkbahar da tekrar canlanıyor dünyaya geri gelmeye çalışıyor.
 
Pardana bitkisinin saçılmaya, bıldırcınların ötmeye başladığı zaman, sadece bir yedi gün serbestçe gezebileceğim şu dünyaya geri gelsem: yeryüzünde düzgün olmayan her şeyi düzeltirdim, düşmanlarımın gözlerini çıkartırdım! Diye.
 
Ancak, Nart Sosruko’yu toprak bırakmaz,bırakmayıncada ağlıyor,göz yaşları şifalı su kaynağı olarak topraktan çıkıyor, hastalıkları iyileştiriyor.
 
***
 
Kanjal Tepesi:
 
Kanjal tepesi, Balk nehri kıyısının sağında Oşhamahua’nın eteklerindedir. Kabardey’e saldıran Kırım Tatar Hanı ordusunun tamamen yok edildiği yer olmasından dolayı kanjal isminin oradan kaldığı anlatılır. Kan jol Tatarca “kan yolu” anlamındadır. Düşman askleri 80 bindi, onlara karşı koyacak Kabardeyler 10 bin kadardı. Düşmanın bir kaç tane de topu vardı, Çerkesler (Adıgeler) bir çaresini düşünmezlerse yenemeyeceklerdi. O nedenle,Kazanoko Jabağı bir çözüm bulur. 
 
Çerkesler (Adıgeler) yenilgiyi kabul etmiş görünüp, isteklerini yerine getireceklerini söyleyerek Kırım ordusunu Balk vadisine çekerek yanıltırlar. Gece vakti 300 eşeğe kurumuş ot yükleyerek onu da ateşe verirler, uyku saatinde olan düşman askerlerin içlerine doğru salıverirler.
 
Uyku sersemliği ile yerlerinden fırlayan askerler korku ve telaşla birbirlerini öldürmeye başladılar, o sırada Adıge süvarileri de saldırıya geçerek 80 bin kişilik Kırım ordusunu imha ettiler. Anlatıldığına göre sadece bir kişiyi sağ bıraktılar, onu da burnu kesilmiş bir şekilde haberci olarak Kırım’a geri gönderdiler.
 
***
 
Meşıkua Dağı:
 
Meşıkua Psıhuabe (Pyatigorsk) şehrinin yanındadır. Kırım Tatar Hanı sık sık Kabardey topraklarına saldırılar düzenleyip mal mülk gasp etmeye başlamışlardı. Kırım askerleri dönüşte de Beşto dağı eteklerinde yaşayan Çerkeslerden (Adıgelerden) haraç alırlardı.
 
Meşıkua cesur,sert mizaçlı bir kişiydi. Arkadaşlarını ikna ederek oradaki dağın eteklerindeki ormanın içine çekildiler. Daha sonra ormandan gizlice çıkarak kırım askerlerine saldırarak bir çoğunu öldürüp, esir aldıklarını da kurtarıyorlardı.
 
Bu şekilde uzun bir zaman sürdürdüler. Meşikua’nın birkaç arkadaşı da öldürüldü, diğer kalanlarda evlerine döndü. Öldüremedikleri korkutamadıkları Meşikua idi. Tatar askerlerin Meşıkua’nın ismini duysalar ödleri kopuyordu. 
 
Kırım Hanının emriyle Meşıkua ormandan çıkış- giriş izini tespit ettiler. Tatar askerleri pusu kurdular. Adıge kahramanı Meşıkua gün ağardığı sırada ormana girerken öldürüldü. Ertesi gün arkadaşları gelerek Meşıkua’nın cenazesini dağın zirvesine çıkartarak orada toprağa verdiler. O günden beri Meşıkua dağı olarak günümüze kadar gelmiştir.
 
Yazan: Nalo Zaur
 
Çeviri: Beşto Yılmaz Beştepe
 
Cherkessia.net, 12 Şubat 2018

Bu haber toplam 4025 defa okundu.


Gamze Öztoprak

Böyle kısa hikayeler çok daha kolay okunuyor ve akılda kalıyor teşekkürler.

Internette Nalo Zaur'u araştırırken onun 80 yaşındayken Psıne dergisine yaptığı röportajı buldum.

"Dili, kültürü için endişelenmeyen insanlar, sanatlarını da kaybederler. Aynen sağlığına dikkat etmeyen insanın sağlığını kaybettiği gibi.

Bizim kalkınıp, dik durabilmemiz için dil başta olmak şartıyla, xabzeler, tarih, din ve benzerleri gibi millet olmanın vasıflarından olan değerleri ele alarak geliştirmemiz gerekir. Dilimizin gelişmesi için devlet başkanı, parlamento, hükümet okullar, önder olarak tüm vatandaşlarla birlikte çalışmalıyız. Dilinin dünyasını anlamayan, onun geleceği için düşünmeyen millet yok olur.
Yabancı ülkelerde yaşayan soydaşlarımız bu konuda zor durumdalar. Yeni yetişen evlatları Adıge dilini bilmiyorlar. Tarihi yok olanda dili yok olan gibidir.

Onun için tarihimiz için daha önce yapılan çalışmaları da değerlendirerek yeniden ciddi olarak araştırarak kendi eserlerimizi ortaya koymalıyız.

Bu konuda Şağua Nuri şöyle diyor: "Tarihi olan milletler küçük olsa da yaşıyor, tarihi olmayan milletler büyük olsa da yok oluyor"

Onun için üzülüyorum. Dilimize tarihimize gerektiği kadar sahip çıkmazsak kültürel değerlerimizde gün geçtikçe azalır. Eskiden bir düğün olduğu zaman masaları birleştirirler koro halinde türküler söyleyerek kafeler, vuiglar… yapılırdı.

Şimdi türkü söylemiyorlar. Bunlara benzer çok değişik xabzelerimiz vardı. Yabancı diller (Almanca, İngilizce, Rusça) baskın çıkıyor, kendi dilimiz ikinci planda kalıyor. Bunlar beni düşündürüyor. İnsan diğer dillerden öğrenebildiği kadar yabancı dili öğrensin onu hepimiz istiyoruz. Ancak ilk önce kişi kendi ana dilini sevmeli düzgün konuşabilecek bir şekilde öğrenmelidir diyoruz.

Büyük devletler de kendi dillerini koruyorlar. Ruslar Puşkin döneminden itibaren kendi dillerinin korunması için çalışmalar başlatmışlardır."

14 Şubat 2018 Çarşamba Saat 11:47
Kube Nurhan Fidan

bir şey daha var ki, nalo zaur’un çerkes ulusal meselesinde önemli bir perit olmasından bahsetmeden onun tam anlatılmış olmayacağı.

ilgili olan herkesin bildiği gibi nalo zaur 1989 yıllarında aşemez xase’nin başındaydı. 21 Mayıs 1989 da sürgün ilk defa nalçik'de anılmaya başlandı. bunu aşemez xase organize etti. aşemez xase daha sonra adıge xase’ye evrildi.

nalo zaur kbc adıge xase’nin başkanı ve teorisyeni olarak o zamanki çerkes uyanışının liderlerinden biriydi. şalaxo abu adıgey'de nasıl ezber bozan bir aydın ve edebiyatçıysa nalo zaur’da kaberdey’de o vasfı taşıyordu.

aktivist kimliği ile sokağa da inen bu çerkes aydını, şubat 1996' da 65 yaşını geçmiş biri olarak, muhtemel ki kendisi de çerkes olan nalçik polisinden dayak yemiş bir ''perit'' idi. hem edebiyatçı, hem sıkı bir aktivist hem de liderdi.

çerkes dünyasının bu mustesna adanmışının başka anlatılarını da yılmaz bey'in çevirileriyle umarım okuyabiliriz.

12 Şubat 2018 Pazartesi Saat 22:03
Kube Nurhan Fidan

değerli etnolog madina paştova'nın her biri adeta inci tanesi kadar kusursuz metinleri, nalo zaur gibi edebiyatçıları sonraki nesillere aktarabilecek duyarlı-belagatli satırlar.
böylesi tanıtım metinlerine sanırım en az edebiyatçının kendisi kadar ihtiyaç var.

***
Öğretmenim Zaur Naloyev’in Anısına

"Лъэпкъ пагэм сэ нэчыхькIэ сыхалъхуащ...". Нало Заур.

Zaur Naloyev`le tanıştığımda bende bıraktığı ilk izlenimi unutmam ne mümkün. Beyaz keçeden yapılmış geniş etekli Çerkes şapkasıyla misafir sofrasında oturan ve yüksek sesle şiirsel bir huehu (1) söyleyen bu iri yapılı adam kesinlikle sıradışı bir Adıge’ydi.

O zamanlar ne olup bittiğini tam olarak anlayamayan altı-yedi yaşlarında küçük bir kızdım.

Masada oturan konuklardan birini diğer odaya davet edip folklor derlemek amacıyla onunla konuşmaya başladığında önemli ve heyecan verici bir şeyler döndüğünü anlamıştım.

O anki duygularımı ancak asırlık koca bir meşe ağacına dokunduğunuzda anlayabilirsiniz.

Küçüğün içindeki büyüğü görebilmemizi ve ayaklarımızın altındaki yolun tozuna karışmış halk kültürü incisini (sözleriyle, kitaplarıyla) farketmemizi sağladığı için sevgili öğretmenime her zaman minnettar olacağım.

Sovyetler zamanında iktidar ulusal sınırları silmeyi hedef aldığında kendi ulusal kültürü hakkında bilgi peşinde olma düşüncesini korumayı; yeni nesillere aktarabilmeyi Nalo Zaur gibi insanlar başardılar.

Doğru bildiğinde ısrar edebilmek onun için hiç de kolay değildi.

Etrafindakileri, doğruluğunu ancak bugün kabul edebildikleri gerçeklere o zamanlar inandırmaya çalışmak da öyle.

Onun siyaset ve kamu yaşamındaki başarılarını ise hepimiz biliyoruz. Çerkes bilim dünyasına (Çerkes diasporası tarafından bazı sebeplerden dolayı fazla bilinmeyen) hizmetlerinin değerini ne kadar anlatsak abartmış olmayız.

Nalo Zaur, Çerkes (ve Kafkas) kültürüne dair ilk bilimsel araştırmaların temelini attı. Araştırma yapılırken uluslararası bilimsel yol ve yöntemlerin esas alınmasını sağladı .

Çıtayı o kadar yükseltti ki öğrencilerinden her biri çalışmalarını yaparken “Nalo Zaur okusa ne der?” diye düşünmeden edemezdi .
Bu düşünce araştırma yaparken daha fazla sorumluluk almaya, bilinmeyeni keşfetmeye, sıra dışı yaklaşımları denemeye itiyordu.

Bilimsel mirasının takipçisi olan herkesin gizli hayali öğretmenimizin yükseklerdeki parıltısına birazcık olsun yaklaşabilmekti. Halihazırdaki modern metodlara rağmen biz onun sayısız makale ve kitabında, güvenilirliği bugün bile geçerli olan yönlendirmeler bulmuşuzdur.

Bazen düşünüyorum da bir patikayı insan kendi çabalarıyla bulmuşsa önemli bir ayrıntıya ilk kendisi dikkat çekmişse, dikenli yollardan geçerek bilimsel sonuca ulaşmışsa herhalde yolun sonunda onu Nalo Zaur gülümseyerek bekliyordur.

Eğer böyleyse demek ki şanslıdır ve doğru yoldadır.

İnsan ilişkilerinde kibar, zarif ve Avrupai bir tarzi vardı. (Bir Adığe dedesi sayıldığı yaşlarda bile genç hanımlarla selamlaşırken nazikçe elllerini öperek herkesi şaşırttığını hatırlarım).

Doğal konuşması da pırıl pırıldı. Mükemmel aforizmalar, zekice şakalar, masum ironiler ve folklorik ifadelerle bezenmişti ve göz alıcıydı.

Zamanının büyük kısmını ceguako (2) kavramını araştırmaya adamıştır.

Rolüne kendisini kaptırmış bir aktör gibi (daha doğrusu araştırmasının etik boyutunu kendisine fazlaca dert etmiş bir bilim adamı gibi ) ceguako dünyasına kendisini öylesine vermiştir ki bireysel egosu, hepimize yeniden keşfettirdiği Agnoko Laşe (3) ile içiçe geçmiş gibidir.

Yaşlı ceguako denilince en azindan benim aklıma ilk; heybetli vücudu, otoriter ses tonu, hal ve hareketleriyle Nola Zaur geliyor.

Güç ve incelik, kendine güven ve titizlik, ürkütücülük ve sevkat gibi zıt ozellikler Zaur'da aynı orjinal poetik ceguakolarda olduğu gibi ahenkle bir araya gelmiştir.

Bilindiği gibi karınca yuvası modelinde inşa edilmiş yani bireylerin sorgusuz sualsiz rollerini yerine getirdiği toplum türleri yok olmaya mahkumdur.

Eger bir toplumda "itaatsizliğe", kendi fikrini beyan etme özgürlüğüne yer varsa OYUN gibi kültürel bir kavram gelişmişse işte o toplum hayatta kalma ve gelişme şansına sahip demektir.

Yüzyıllar boyunca Çerkes toplumunu tedavi ve rehabilite etmiş ana kaynak ise ceguako’dur.

Milletimizin bu büyük oğlunun en karakteristik özelliğinin onun kaderi için taşıdığı sorumluluk duygusu olduğunu düşünüyorum. Zira Nalo Zaur kitap, makale, sözlü anlatım gibi sayısız çalışmalarında en az bir cümleyle Çerkes kültürüne dair önemli problemlere dokunmuştur.

Yüzyıllardır varolan kültürel fenomenleri kavrayabilmiş ve bütün hayatı boyunca bizimle cömertce paylaşmış böyle bir insan yaşadığımız çağda doğmuş olduğu için şanslıyız.
Bizlere bıraktığı mükemmel ve hayat dolu kitapları okudukça bu yokolmaya mahkummuş gibi görünen kültür ve dilin aslında nasıl bir güç ve enerjiye sahip olduğunu net olarak anlıyoruz.

Agnoko ismi ile birlikte Zaur’un sayesinde halk felsefesinde Kazanuko Jabağı’nın mirası canlandırıldı, kavrandı ve sabitlendi. “1уэхур зэрыпхуэ1эт и инагъщ" - "Davanın büyüklüğü bizim ona verdiğimiz önem tarafından belirlenir” . Kazanuko Jabağı’nın bu sözü Nalo Zaur’un en sevdiği sözlerden biridir.

Bu altın söz; hayatın tozlu yollarındaki halk kültürümüze ait incileri arayıp bulabilmemiz, geleceğe güvenebilmemiz, ne olursa olsun hayatta kalabilmemiz için bize yardım ediyor.

Madina Paştı (Mıjey)

Çeviri:Çetao Nadir Yağan

(1) Huehu: Tanrıya yakarma, dua etme amacıyla yapılan şiirsel konuşmalar.

(2) Ceguako: Halk ozanı, şarkıcısı, dans alanının yöneticisi. Eğlenceleri idare eden kişi. Mevsimsel ya da tıbbi törenler de dahil pekçok törenin önemli kişisi.

(3) Agnoko Laşe: 19.yy sonlarıyla 20. yy başlarında Kabardey’de yaşamış seçkin bir ceguako.

12 Şubat 2018 Pazartesi Saat 21:55
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net