Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Valinin Arkasındaki Hançer: Kanjal
23 Eylül 2018 Pazar Saat 18:02
Denis Sokolov, Kavkaz Uzel-21 Eylül 2018
 
Kendelen bölgesindeki huzursuzluk, Kabardeyliler ve Balkarlar arasındaki çatışma sadece dağ meraları üzerindeki anlaşmazlıklar ile açıklanamaz. Konuyla ilgili soruya (CSIS) Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nden Deniz Sokolov’da aynı cevabı veriyor. “Kafkas Düğümü” denilen bu tarihsel süreci iyi bilen Sokolov’a göre, aynı kaderi taşıyan bu iki halk zaferlerini birlikte kutlayabilir, yaslarını da birlikte anabilirlerdi fakat bölge cumhuriyetinin egemenleri verdikleri kararlarla çatışmayı alevlendirip sorunları içinden daha da çıkılmaz hale getirdiler.
 
Sokolov “Kafkas düğümü” adlı tematik sayfasında bu durum için şu başlığı atmış durumda “Kendelen: Tarihsel bir savaş”. Sokolov açık bir şekilde federal ve cumhuriyetçi yetkililerin olayları alevlendirdiğini söylüyor.
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yakın çekim
 
Denis Sokolov: Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) Kıdemli Danışmanı
 
* * *
18 ve 19 Eylül tarihlerinde Kendelen ve Zeyiko bölgelerinde Baksan ve Nalçık'ta devam eden olaylar gösterdi ki: Kuzey Kafkasya'da, siyasetçiler politik varlıklarını hane gelirlerinin büyümesi ya da sosyal alanların gelişmesiyle değil, çıkardıkları çatışmalarla ikame ettiriyorlar. Onlara puan kazandıran bölgesel gelişme değil bölgesel çatışma.
 
Kendelen Kabardeyleri ve Balkarları arasındaki çatışma, iç içe geçmiş bir matruşkadan oluşan etnik grupların nasıl birbirine kırdırılabileceğiyle ilgili bir ders niteliği taşıyor. Ekonomik determinizm açısından bakıldığında, Zola bölgesinin dağ meralarının topraklarının istismar edilmesiyle herşeyi açıklamak ne kadar çekici olursa olsun, işe yaramıyor.   
 
https://www.youtube.com/watc?htime_continue=59&v=HV5j7SmMoOY
 
Kutsal Sınırlar
 
Matruşka'nın içinde, gençlik gruplarının başını çektiği toplu güvenliğin sağlanmasına dayalı köyden köye, sokaktan sokağa hatta evden eve dayanan “bizim” ve “onların” diye adlandırılan arkaik bir sınır var.
 
Bu bağlamda, Çerkes- Kabardey binicilerinin Balkarya- Kendelen üzerinden bayraklarla geçişi köylüler tarafından kontrollerinde bulunan bir toprak parçasına tecavüz olarak algılanıyor. Onlar için bu etnik ve politik bir meydan okuma. Her Balkarlı, kendini Kabardey işgalini deneyimleyen bir Kendelenli gibi hissediyor.
 
Kabardeyliler için ise bu farklı görünüyor.
 
"Cumhuriyetimizin herhangi bir sokağından geçebiliriz." Siyasi ve yasal olarak Kabardey bürokrasisi tarafından yönetilen bölge, yerel "Balkarcılık" a karşı evrensel bir "Çerkesya" mottosuyla karşımıza çıkıyor.
 
Bu projede siyasetçi olmak için Kabardeyli olmanız gerekiyor. Kabardey siyasal elitinin hedefi, Rusya üzerindeki sınırlı egemenliğini korumak ve Kabardey cumhuriyetçi bürokrasisinde Balkarlı yetkililerin ağırlık kazanmasını önlemek, bu sebeple bölgedeki politikacılar ve işadamları Balkar yurtseverlerini kamudan uzak tutabildiği kadar uzak tutmaya çalışıyorlar. Bu durum Balkarlılar için Ulusal bir ihanet olarak algılanıyor.
 
Balkarlı aktivistlerin ve köy başkanlarının neden Rusya'ya başvurduğu anlaşılıyor. -çünkü Rus siyasi mekanizması Çerkes siyasi egemenliğini ortadan kaldırdı ve son yıllarda Rus istihbaratı bu yolda büyük başarılar elde etti.
 
Uluslararası Çerkes Derneği (UÇD) bir cep örgütü haline geldi, Çerkeslerin soykırımı sadece Gürcistan başbakanı Mihail Saakaşvili tarafından tanındı. Çerkes Soykırımı resmi arenada uluslararası aktörler tarafından dile getirilmiyor, Soçi'deki Olimpiyatlar Çerkes bileşeni olmadan yönetiliyor ve birkaç Çerkes aktivistinin protesto organizasyonu Abhazya işbirliğinin de desteğiyle başarılı bir şekilde reddedildi.
 
Eğer Rusya-Rusya Çerkesleri veya Kabardey-Balkar Cumhuriyeti-gerçekçi manada federasyon içerisindeki her bir vatandaşına güvenlik, adalet ve mülk konusunda gerçekçi bir güvence verebilseydi, toplulukların hassasiyetlerini gözardı etmeseydi "atlı birlikler" in Kendelen’den geçişi şenlikli bir ritüele dönüşebilir, açılan bayraklar kimseyi korkutmaz ve Balkarlar ile Kabardeyliler birlikte Kanjal savaşının yıl dönümünü kutlayabilirlerdi. Fakat egemen güçler halkı bir çivi gibi gördükleri için çekiç olmayı tercih etmişlerdir.
 
Toprak parçası: Atalardan kalma mı yoksa özel mülk mü?
 
Arazi sorunu Balkarlar ve Kabardeyliler için farklı görünüyor. Balkarlı dağ toplulukları, toprağın ortak ve özel olarak bölünmüş olduğu aile topluluklarıdır. Bu aileler bu toprakları atalarının ve mirasçılarının mezarlarını göstererek hak sahibi olduklarını söyler ve Yeltsin'in 1992 yılında ilan ettiği özelleştirme ile araziler ailelere ve topluluklara dağıtılır.
 
Ovadaki Kabardey kollektif çiftlikleri ise çok daha önceden Kabardey feodal beyleri tarafından kurulmuştur. Rus emperyal yönetimi Sovyet döneminde bu çiftliklere el koydu ve tüm doğum belgelerini, mezar taşlarını kasıtlı olarak yok ederek ova üzerinde hak sahibi olanların kimliklerini yok etmeye çalıştı. Kabardey halkından olan İbrahim Yaganov o dönemin belgelerini saklayanlardan biri, otlakların, arazilerin, mera ve çiftliklerin haritalarının var olduğunu ve bunları korumayı başardıklarını söylüyor.
 
https://www.youtube.com/watch?time_continue=59&v=HV5j7SmMoOY
 
Egemen güçler Balkarlar ve Kabardey Çerkesleri arasında 3 farklı çatışma ve anlaşmazlık ortaya çıkardılar:
 
Birincisi, Balkar kırsal topluluklarının liderleri ile devlet bürokrasisini kontrol eden Kabardey siyasi elitleri arasında arazi kaynakları üzerinde bir kriz çıkardılar.
 
İkincisi,zaten verimli olmayan arazinin yaklaşık üçte ikisini ve kırsal nüfusu kontrol etmeye çalışan toprak sahipleri arasında bir sorun ortaya çıkardılar.
 
Üçüncüsü, Beyaz Rechka, Khasanya, Volnova Ayla, vb. Şehirlerin kendi arasındaki kalkınma ve arazi savaşlarını körüklediler. Hernando de Soto (Perulu iktisatçı ve kamu figürü) bu durum için "fetih sözleşmesi” tabirini kullanır.
 
Eğer Özelleştirme Karaçay-Çerkesya bölgesindeki belediyelerdeki gibi adil paylaşım üzerine, herkesin kendisini başkasıyla eşit koşulda görebileceği şekilde olsaydı, Kabardey toprak sahipleri ile Balkar köylerinin başkanları arasında bir çatışmaya yer olmayacaktı. Piyasa ve yerel özerk yönetim, ekonomik ve politik rekabetin çerçevesi dışında hareket edecekti. Fakat bu olmadı, Kabardey-Balkarya Cumhuriyetinin ilk başkanı Valeri Kokov, özelleştirmeyi ortadan kaldıran ve tüm değerli sürülmüş topraklar üzerindeki kontrolünü ekibinin üyelerine devreden yeni bir aristokrasi sınıfı yaratmayı seçti.
 
Sonuç olarak, Kabardey-Balkarya cumhuriyetinde toprak sorunu ortaya çıktı ve bu sorun dağlara kadar taşınıp Sovyet sonrası Kabardey bürokrasisi ile Balkarlı kırsal toplumu arasında bir çatışmaya dönüştü.
 
2008'de, Kanjal savaşının yıldönümü ilk kez etnik gruplar arası çatışmanın sebebi olduğu zaman, Kendelen, Kichmalka ve Khabaz'ın Balkar köyleri, 131. Federal Hukuk yasasına dayanarak “Yerel öz yönetim” kapsamında kabul edildi.
 
Kanjal dağı ve meralar, Kabardey belediyelerinin sınırları içinde kaldı. Sonradan kolektif-çiftlik haritaları ve eski arazi tapuları ortaya çıkmaya başladı. Fakat Kabardeyler bu otlakları herkesin kullanabileceği ortak mülk olarak kabul ettiler. Bununla birlikte, tartışmalı arazilerin merkezinde Kanjal savaşının yıldönümünü 2008’deki gibi anmak için atlı birliklerle Kendelen Köyünden geçmeye çalışılınca beklenen çatışma ortaya çıktı.
 
Öte yandan, belediyelerin Balkar köylülerin mera olarak kullandıkları arazileri kendilerine katmasıyla araziler ve yerleşme bölgeleri Kabardey-Balkar'daki siyasi mücadelenin ana simgesi haline geldi; her etnik grubun kendi haritası ortaya çıkmaya başladı. Sosyal medyada etnik grupların görsel haritaları her platformda resmedilmeye başlandı.
 
Mesela; Elbrus ilçesinde belediye kayakçılar için otel inşaatına izin verdi ve araziler çok değerlendi. İnşaat sahipleri arazi sahiplerine onbinlerce dolar ödemeye başlayınca belediye arazinin bir kısmının kendisine ait olduğunu söyleyerek özel mülk sahipleriyle karşı karşıya geldi. Fakat asıl tartışmanın merkezi Kuzey Kafkasya'daki en verimli toprak pazarına sahip olan Nalçik bölgesidir, orada dönen hikaye daha büyük fakat şu anda konumuz bu değil.
 
Bugün, 2018'de, 131.Federal Hukuk yasası kapsamında cumhuriyet yetkilileri uzun zamandır sadece yerleşim yeri değil aynı zamanda belediye başkanları aracılığıyla kırsal arazileri de gözlemliyorlar.
 
Kendelen, Zeyiko, Baksan ve Nalçik'te tartışılan arazi meseleleri çatışmalara ve gerginliklere yol açıyor. Arazi çatışması ekonomik çatışmaları tetikleyen en büyük unsur, ekonomik çatışma ise etnik çatışmayı ortaya çıkarıyor.
 
Bu sebeple bölgesel tarihçilerin savaşı, kimin atasının nereden geldiği, kimin, nerede, ne zaman hangi savaşı kazandığı sokaklarda konuşulmaya devam edecektir. Sokaklarda anlatılan Kanjal savaşı-Balkar tarihçilerinin kendi versiyonları ile Kabardey'lilerin kendi versiyonları çok farklıdır-.matruşka içindeki ana figür gibi dursa da artık tarihsel spekülasyondan başka bir şey değildir.
 
Adil bir kamu politikasının olmayışı etnik toplumların siyasi erk savaşına, yargı sisteminin bozulmasına, sivil toplum kuruluşlarının faaliyet alanlarının daralmasına, arazi kaynaklarının baskıyla elde edilmeye çalışılmasına sebep oluyor.
 
Komplo ve / veya aptallık
 
Konuya şunları da eklemeden geçemeyeceğim: Cumhuriyetin ekonomik durumunun sürekli olarak kötüleşmesi, işsizliğin artması, aile kurmaya aday yüz binlerce gencin sosyal statülerini iyileştirememeleri ayrıca; bir kaç düzine büyüklükteki girişimcinin köylülerden düşük fiyata toprak almak için baskı yapması siyasi arenada Kanjal Dağı'nın da içinde bulunduğu "etnik" ve "terör" kartlarının tekrar açılıp dağıtılmasına sebep oluyor.
 
Balkarlar ve Kabardeyler arasındaki gerilime ek olarak, dini ve milli kimlikleriyle eyleme geçenlerin göremediği olgulardan biri de bu gerilimin, elitlerin politik bir yatırım nesnesi haline gelmesidir. İçişleri bakanlığı gelen tehlikeyi görmüyor, politikacılar cumhuriyet topraklarında barışçıl süreçlerin güvenliğini sağlayamayacaklar veya öyle görünüyor.
 
Ancak, kanuni normlar tarafından zayıf bir şekilde kontrol edilen, kanunsuzluğa alışmış, federal merkezde, ilçe düzeyinde bölgedeki şiddet ortamını tırmandıran şişkinlikler var. Özellikle milliyetçi ve dindar gençleri bu konuda kullanmak istedikleri aşikar. Olayların olduğu gün komşu bölgelerden Kendel, Zeyiko ve Baksan çevresinde önlem alan güvenlik güçleri çok agresif davranışlara sahipti, hatta provokasyona açık şekilde sert tedbirler aldılar.
 
Olayların tanıklarından biri olan Kabardey aktivisti Martin Koçesko, Çerkes marşlarıyla yürüyüş yapıldığı sırada Balkar köylüleriyle irtibat halinde olduklarını ve sorunsuz bir şekilde bu işin çözülmesi için uğraştıklarını fakat o sırada emniyet güçlerinin insanlara karşı orantısız güç kullanmaya başlamasıyla olayların daha da arttığını ifade etti.
 
Yine aynı şekilde 18 Eylül'de Kendelen'deki köprünün üzerindeki Çerkeslerin neden engellendikleri ve neden 19 Eylül'de Zeyiko yakınlarında insanların araçlarının parçalandığı belli değil. Ancak cumhuriyetçi makamların kendi güç kaynaklarına sahip olup olmadıklarından tamamen emin olmadıkları ve komşu bölgelerden yardım istedikleri açıktır.
 
18 Eylül'de Nalçik meydanında barışçıl bir miting için toplanan genç Çerkesler ile güvenlik güçlerinin anlamsız çatışması, insan hakları savunucuları ve saygın halk kitlelerinin önderleri tarafından engellendi.
 
Sonuç olarak, insan hakları savunucusu Valeri Hatajuko'ya göre, 21 Eylül'de yalnızca Çerkeslerden otuz kişi gözaltına alındı, tutuklular arasında yaralananların sayısının az olduğu tespit edildi.
 
Bu "veriler" aslında devletin toplumu nasıl kasıtlı olarak kandırdığını da gösteriyor. Çerkes atlı birliklerin başındaki İbrahim Yağanov’un ifadesine göre Kendelen köyünün içinden geçmek yerine dağ yolundan dolanıp gitmek istedikleri halde, emniyet güçlerinin köyün içerisinin güvenli olduğunu özellikle oradan geçmelerini istemeleri egemen güçlerin asıl niyetlerini de gösteriyor.
 
Daha önceki olaylar göz önüne alındığında Çerkes gençlerin atlı birliklerle ve Çerkes bayraklarıyla Kendelen köyünün içinden geçmek isteyecekleri ve Balkarların bunu engellemek isteyecekleri aşikardı. Bu durumda, inatla aynı tarihin tekerrür edilmek istenmesi aptallık mı yoksa provokasyon mu tespit edebilmek mümkün değildir.
 
2008 ile 2018 yılları arasındaki olayların birbirine bu kadar benzemesi tesadüf olabilir mi- yer, zaman, yine aynı Kanjal savaşının yıldönümü olması hatta cumhuriyet hükümetinin aktif yöneticilerinin bile aynı olması, sadece Cumhurbaşkanları farklı. Fakat kendimi aptallık ve komplo arasında son tercihi yapmaya izin vermeyeceğim. Dahası, bu iki kategori birbirini dışlamıyor.
 
 
Kaynak:http://www.kavkaz-uzel.eu/articles/325671/
 
 
Çeviri:www.aspatercume.com
 
Cherkessia.net, 23 Eylül 2018

Bu haber toplam 4165 defa okundu.


Yurdakul Recep

Çerkesya halkları "köylü" olarak kalmaya devam ettikçe bu tür provokasyonlarla halkları birbirine kırdırmak çok kolaydır. 21.yy'da ulus yaratma pratiğini bu "feodalite üretim/kültür" ün tasviyesine odaklamak gerekir. Defeatle dediğimizi tekrarlayalım kabaca ULUS=PAZAR demektir.

24 Eylül 2018 Pazartesi Saat 11:32
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net