Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rusya Parçalanıyor, Şimdi İkinci Aşamayı Görüyoruz
05 Kasım 2018 Pazartesi Saat 16:26
24 Ekim 2018, Aleksandr Kurilenko, Narodna Pravda
 
Rusya neden çökecek? Kremlin’deki rejim, imparatorluğun bazı kısımlarını nasıl koruyor?
 
Yahudi din adamı ve İsrailli ünlü politolog Avraham Şumuleviç, ''Halk Gerçekleri''  portalına verdiği röportajda Kremlin'in Kuzey Kafkasya’daki pozisyonunu nasıl güçlendirdiğini, neden orada yapay tartışmalar çıkarıldığını ve Rusya’nın çöküşünün hangi seviyede olduğunu anlattı.
 
Avraham Şumuleviç: Rusya  doğumlu İsrailli politolog, siyasi analist.
 
- Kabardey-Balkar’da çıkan çatışma ve mitingler, Çeçenistan ile toprak değişimi sonrası İnguşetya’da düzenlenen mitingler gibi Kuzey Kafkasya’da çeşitli ama aynı zamanda olağandışı olaylar gerçekleşti. Bölgede neler olduğunu düşünüyorsunuz?
 
Bu bir “Böl ve Yönet” emperyal politikasıdır. Emperyal merkezin çok zaman önce ortaya koyduğu ve gecikmiş bir eylem olan “mayınlar” şimdi işe yaramaya başlıyor. Şimdiki tüm modern Rusya, kesinlikle, kontrollü çatışmalarla yönetiliyor. Sonradan moderatör olarak harekete geçmek için Kremlin şu an çeşitli ulusal veya topluluk grupları arasında gerilim yaratıyor. Çünkü bugün Rusya Federasyonu’nda fiilen var olan hiper merkezileşme için başka bir gerekçe olamaz.
 
Ekonomik olarak kârlı değil, politik olarakta anlaşılır değil, neden Moskova’ya 2000 km uzakta olan ve nasıl yaşanacağına karar veren bir yönetici lazım olsun?İmparatorluk Merkezi’nin gerekçesi ne olabilir? Tek gerekçesi kendisinin oluşturduğu tartışma moderatörlüğünü elinde tutmaktır. Durum daha kötüleştiğinde gerginlik seviyesi yükselmektedir, daha iyi olduğunda ise dizginler gevşetilebilir.
 
O zamanki Sovyetler Birliği’nde garip bir derecelendirme vardı: Halklar ve Milliyetler. Bazıları Baş Cumhuriyet olmaya layık görüldüler, bazıları ise Özerk Cumhuriyet, Özerk Eyalet veya Özerk Bölge olmaya layık görüldüler. Neden bazı halklar, halk olarak görülür ama diğerleri milliyet olarak görülür anlamak zordur.
 
Rusya bir sömürge imparatorluğudur. Çoğu imparatorluk, itaatkâr halkların vasıtasıyla yönetimi sürdürmeye çalışmıştır. Diyelim ki İngilizler Hindistandaki gerginliği bastırmak için başka bölgeden savaşçıları gönderdiler. Fakat Ruslar bunu çoktan sonuçlandırmışlardı: baş halklar, daha düşük seviyedeki “topluluk” eğitimi almış olan halklar için kolonizatör görevi görmüşlerdi. Aynı şey Polonyalıların Ukraynalılardan daha üstün olduğu Avusturya-Macaristan’da da olmuştu.
 
Sovyet döneminde, sömürgecilik, müttefik cumhuriyetlere de projelendirildi. Krım Ukrayna’da, Karakalpaklar Özbekistan’da, Güney Osetyalılar ve Abhazlar ise Gürcistan’da koloni olarak yer alıyordu. Bu sömürgeciliğin “Matruşka” evresiydi. Sık sık ulusal seçkinler, ulusal kota ilkesiyle oluşturuluyorlardı. Rusya’da bu sistem korunmuştur.
 
Bu, metropol için başarılı bir mekanizmadır, çünkü buna kontrol kollarını elinde tutan yerel seçkinler tarafından itiraz edilmektedir. Ve ulusal seçkinlerde kendi aralarında anlaşamıyorlar, imparatorluktan kurtulmak için değilde merkezde yer almak için yarışıyorlar. Bunun üzerine yerel çatışmalarda ekleniyor, Kuzey Kafkasya’da bu sorun yeterince akut bir durumda. Ulusal gerilim derecesi her zaman vardır, en uygun zamanda hafif yanan ateşi, ateşe verebilirsiniz, tıpkı geçenlerde olduğu gibi.
 
- Kabardey-Balkar’daki tartışmanın özü nedir?
 
Karaçay-Çerkes gibi Kabardey-Balkar'da “toplumsal” bir cumhuriyettir. Tek bir cumhuriyete farklı halklar yerleştirildiği zaman olan bir şeydir bu: Kabardeyler - Çerkeslerdir, Karaçay ve Balkarlar ise Türklerdir. Karaçay ve Balkarlar ikiye bölünmüş tek bir halktır ve onları Çerkeslerin yanına yerleştirmişlerdir. Böylece Çerkesleri 4 farklı halka bölmüşlerdir. SSCB’nin kullandığı “Böl ve Yönet” ilkesini şimdide Rusya Federasyonu kullanıyor.
 
Kabardey-Balkar’da bahane olarak, 310 yıl önce yaşanmış Kanjal Savaşı gösterildi. Bu savaş Kırım Hanları ve Kabardey Prensleri arasında yaşanmıştı. 300 yıl boyunca bu savaşı kimse anmadı fakat 10 yıl önce bunu Türkler ve Çerkesler arasındaki bir savaşmış gibi gösterdiler. Ama bu kesinlikle böyle değildi, Kırım ordusunda Çerkesler vardı, Nogay Türkleri ise savaştan önce Çerkeslerin tarafına geçmişlerdi. Ama bu gerçekler bu savaşı Türkler ve Çerkesler arasındaki bir epik çatışma olarak gösterilmesine engel olmadı.
 
Gerçek şu ki Karaçaylar ve Balkarlar, Kırım Tatarlarına yakın bir halktır. Karaçaylara ve Balkarlara, Çerkesler sanki onlar üzerindeki zaferlerini kutluyorlarmış gibi gösterildi. Şimdi ise bu durum, Balkar köyü halkının Çerkesleri Kanjal Şavaşı yapılan bölgeye geçirmemesine karar vermesi ile tekrarlandı.
Böyle bir tartışmanın tasarlanmasında amaç ise, “yabancılara” onların kendi kendilerini bile idare edemediklerini göstermektir.
 
Tam bu tartışma durulmuşken, hemen ardından Çeçenistan ve İnguşetya arasında sınır tartışması ortaya çıktı. Halbuki onların sınırlarının çizilmesi ile ilgili bu durum 1991 yılından beri vardı. Eskiden bu konu kimseyi endişelendirmiyorken bir anda İnguşetya ve Çeçenistan liderleri, bölgenin eşit olarak Çeçenistan ve İnguşetya arasında değişimin yapılması için anlaşma imzaladılar.
 
Ben bu çatışmanın Moskova tarafından yönetildiğini düşünüyorum. Çünkü, hem Yunus Bek Yevkurov (İnguşetya Cumhurbaşkanı) hemde İnguşetya milletvekilleri, İnguşlar arasında pekte onaylanmayan bir anlaşma olacağını bilerek bu anlaşmanın imzalanmasına karar verdiler.
 
Moskova kimin başta olduğunu ve Kuzey Kafkas halklarının neden birbirlerinden ayrılamayacağını göstermiş oluyor. Buna göre, Kafkasyalılar birbirlerine zarar vermeye başlayacaklar ve herkes herkese karşı çatışma içinde olacak.
 
- Peki bu böyle değil mi zaten?
 
Hayır. Kafkasya medeniyetin antik odağıdır, Dağıstan’da 2000 yılı aşkın yaşı olan kentsel kalıntılar tespit ediliyor. Onlar eskiden Moskova olmadan da yaşıyorlardı, o zamanlar tartışmalar dünyanın herhangi bir bölgesinde olandan daha fazla değildi, belkide daha azdı. Uzlaşmayı biliyorlardı. Bu yüzden orada bir çok milliyetten oluşan bölge vardır. Şu anda Azerbaycanlılar ve Ermeniler arasındaki, ebedi olarak sürecek gibi gözüken katliam bile, Rusya Kafkasya’da belirdikten sonra ortaya çıkmıştır.
 
O zamana kadar beraber yaşamayı ve etnik temizlik yapmamayı becerebiliyorlardı. Fakat bu durum Moskova için gayet kârlıdır; Kafkasyalılar birbirleriyle nasıl savaşacaklarını (!) düşünmelilerdir. Şimdilerde ise Nogay Türkleri ile ilgili bir tartışma daha başlıyor. Onlar Dağıstan’da, Çeçenistan’da ve Stavropolskiy Bölgesi’nde birkaç gruba bölünmüş ve dağıtılmış bir halktır.
 
Çoğu Nogay Türk’ü Rusya’ya iş için gitmek zorundadır. Moskova’dan onların haklarının korumasını talep ediyorlar. Ve benim düşünceme göre, bu son tartışmada olmayacaktır. Fakat şu an Moskova için ne kadar çok tartışma ve gerilim olursa, o kadar iyi olur. Buradaki amaç, Moskova olmadan “Churki“ lerin birbirleriyle anlaşamayacaklarını herkese göstermektir. (Churki - Orta Asya halklarına verilen aşağılayıcı bir takma isim.)
 
- İmparatorluğun ekonomik tecrübesi açısından, tüm bunlar, metropol yardımı ile ekonomik sömürge yapmak veya kolonilerin ekonomik özgürlüğünü kısıtlamak açısından ne kadar benziyor.
 
Koloniler ekonomik çıkarları yüzünden mecbur kalabilirler, ama böyle durumlar çok fazla olmuyor. Kolonilerin önemli bir kısmı kârsızdı, fakat şimdide olduğu gibi Kafkasya, Rusya için her zaman kârsız bir bölgeydi. Bazen koloniler sırf modaya uymak için kendilerini zorluyorlar. Örneğin, İtalyanlar hiçbir sebep olmadan Etiyopya’ya saldırdılar. Koloni’nin metropolden farkı ise, kendi milliyetini, dilini ve düşünce yapısı merkezden yönetilen bölgeye denir.
 
Düşünce yapısı olarak Kafkasya artık bir Rusya değil, ayrıca şu an Kremlin, bölgenin kendi kendine ekonomik olarak gelişmesine engel olmaya çalışıyor. RF, Kafkasya’nın ekonomisini bozuyor. Gerçi bu konu tartışılabilir, çünkü Moskova bütün Rusya’nın ekonomisini bozmaktadır. Fakat Kafkasya’da durum çok daha zordur. Bu yüzden Kuzey Kafkasya, Rusya’nın bir kolonisidir.
 
- Merkez yönetim tarafından parçalanan Kuzey Kafkasya halklarından kaç tanesi bu kimliği kendisi üstlenmiştir?
 
Buradaki durum “sovyet halkı” topluluğuyla benzemektedir. Çünkü Moskova’nın ulusal hafızayı öldürmeye çalışması da bir imparatorluk politikasının belirtisidir. Tabiki de, bununda etkisi var. Zira, bir zamanlar birçok Ukraynalı, Alman ve Yahudi bile tek bir sovyet halkının olduğuna inanıyordu. Gerçi hakikat özellikle Yahudilere kim olduklarını sık sık hatırlatıyordu. Şimdilerde, son birkaç yıldır süreç tersine doğru gidiyor, Çerkeslerin artık ortak bir ulusal kimlik oluşturduğunu söyleyebiliriz.
 
Federal seviyede bile, Kabardeylerin, Adıgelerin ve Şapsığların tek bir halk olduğunu inkâr eden iktidar, şimdi deklarasyon seviyesinde artık bunu kabul etmiştir. Çerkesler, Sovyet zamanı uğradıkları ulusal hafıza sürgününün sonuçlarının üstesinden geldiler.
 
Daha da fazlası, Çerkes aktivistler önemli ulusal günlerde bir sistem oturtmayı başardılar; Çerkes Soykırımı ve Kafkas Savaşı Şehitlerini Anma Günü, Çerkes Bayrağı Günü ve Çerkes Dili Günü. Karaçay-Balkarların durumu daha kötü ama pozitif gelişmeler var. Herkesin başka bir sorunu daha var; sahte-tarihsel mitoloji. Bunun, eğitim seviyesinin düşüşünden başlayarak ve Sovyet dönemi sonuçlarından önceki bilim anlayışına kadar bir çok sebebi var, zira hiçbir SSCB halkının gerçekliği olan bir tarihi yoktu. Sahte-tarihsel efsaneler ortaya çıkarılmaktadır.
 
Özellikle kendini eski kökleriyle; Hititler, Mısırlılar ve Sümerler ile bağlantı kurmaya çalışma modasında olanlardan görebiliriz bunu; Alan mirası için savaş sürmektedir. Şimdilerde İnguşlar, Asetinler ve Karaçay-Balkarlar kendilerini Alan mirasçıları olarak görüyorlar. Kuzey Osetya ismini değiştirerek “Kuzey Osetya - Alanya Cumhuriyeti” adını aldı, fakat hiçbir bağlantıları ve yaşayan gelenekleri yok. Daha da fazlası, Alanlar hakkında çok az şey biliyoruz. Bu olumsuz bir şeydir, efsaneler yalan, özellikle şimdi, bütün Kafkasya halkları Sanayi ve Sanayi sonrası kurumlar için modern ulus yaratmayı kendilerine görev edindikleri için.
 
- Bilim ve eğitim seviyesi Kuzey Kafkasya’da ne durumda?
 
Bu konuda tüm Rusya acınası durumda, Kafkasya’da ise çok daha kötü. Ulusal organlar, bilimi çok kötü finanse ediyor. Eğitimsiz ve ne olduğunu anlamayan insanları yönetmek çok kolaydır. Mesela ben bir yayında Dağıstanlı müslüman bir vaizle konuşmuştum. Ona yayında şu soruyu sordular: “Dünya yuvarlak mıdır, düz müdür?” Başını kaşıdı ve cevap verdi: “Galiba yuvarlak”. Ama tam olarak emin değildi. Yani onların yaymak istediği İslam türü, batı aydınlanmasını ve bilimi reddetmeyi vadediyor.
 
Nijerya’da bulunan “Boko Haram” adlı islamist grubu biliyorsunuzdur, çevirisi ise “Batı eğitimi günahtır”. Gerçi Rusya İmparatorluğundaki islamist hareketin tarihine bakarsak; İslam, Batı Medeniyeti ve Bilim sentezini savunan “Cedidizm” (Yeni Yöntem) hareketini görürüz.
 
Mesela, 20.yüzyılın başında Meclis’te yer alan müslüman milletvekillerini ele alırsak, onlar müslümanlar arasında aydınlanma olması, modern üniversiteler açılması, kadınların eğitim görmeleri ve seçimlerde oy haklarının olması gerektiğini düşünüyorlardı. Rusya İmparatorluğunun çöküşünden sonra oluşturulan ilk cumhuriyetlerden birisi Azerbaycan Demokratik Cumhuriyetidir. Onu ilan eden ise, İngiltere’den bile daha önce kadınlarında oy vermesine izin veren, Güney Kafkasya parlamentosunun müslüman oluşumudur.
 
O zaman ki müslümanlar çok başkaydı. Fakat şuan Kafkasya’nın ve bütün İslam dünyasının zihnini ele geçiren İslamiyet tipi, modern eğitim ile uyumsuzdur. Bu tipi takip eden insanlar, modern dünya ve modern topluluk kavramlarından kötü anlayan kişilerdir. Kuzey Kafkasyalılar arasında farklı komplo teorileri ve antisemitizm gelişmiştir.
 
Genel eğitim ortalaması düşmektedir. Kafkas medeniyeti temelleri yok edilmiştir. Bugünkü Rusya’da bulunulduğu için, bir de Batı’dan kopunulmaktadır. Fakat başka açıdan bakarsakta, mesela Çerkeslerin Türkiye’de bir diasporası var. Çeçenlerin ise Batı’da yaşayan yaklaşık 300 bin insanı var. Bazıları iyi eğitilmişler. O yüzden ben olsam Rusya’nın durumu yüzünden Kuzey Kafkasya halklarına ölüm hükmü vermezdim.
 
- Kuzey Kafkasya’nın Rusya Federasyonu’nun bir parçası olarak tutulması, Rus rejiminin kendisini otoriterleştirmesine katkıda bulunuyor mu? Bununla bir ilgisi var mı?
 
Kesinlikle ilgisi var. Rusya'da, halkın demokrasi talebi olmadığı için, demokrasi kurma konusunda kötüdür. Ana protesto hareketlerinin amacı “demokratik toplum kurmak” değildir. Mesela, Aleksey Navalniy’nin ana sloganı şöyledir: “Yolsuzluğa karşı mücadele yerel yönetim tipi bile değildir”. Rusya Federasyonu’ndaki ve Avrupa’daki Rus muhalefeti bile milli sorunlara tepeden bakmaktadır. Rus demokratik muhalefetinin ve milli hareketlerin arasında hiçbir bağ yoktur.
 
Önemli olan başka bir şey ise: Kafkasya’da ekonomik, dini ve ulusal protestolar arasında hiçbir bağlantı yoktur. Ama benim görüşüme göre, Rusya’nın diktatörlüğüne karşı ve Kafkasya’nın dekolonizasyonu için yapılan hareketler birbirleriyle bağlı olmalı. Çünkü Rus Devleti’nde diktatörlüğün ana amacı dış fetihler yapmaktır. Ama böyle bir bağlantı yok. Mihail Hodorkovskiy’nin Kafkasya’nın Rusya’dan alıkonulması için savaşmaya hazır olduğu ile ilgili yaptığı açıklamayı hatırlıyor musunuz? Tam da burada bu konu üzerine konuşulmalı.
 
Böyle bir vaziyet, bir taraftan Kremlin’e karşı oldukları için ve bir taraftanda destekledikleri için Rusya’daki demokratik hareketide zayıflatır. Çünkü Kuzey Kafkasya’yı Rusya Federasyonu’ndan alıkoymanın tek yolu, insan hakları ihlalinin berbat durumu ve savaş gücüdür. Rusya’da halkların kendini seçebilme haklarını savunan tek bir toplu hareket bile yoktur. Bölgeselleşmeyi savunan Ruslar var ama halkların haklarını savunacak bir toplu hareket yok.
 
- Ortalama tarihsel geçmişe göre, RF’nin bütün imparatorlukların yaşadığı “yeni devletlere bölünme” olayını yaşamasının olasılığı nedir?
 
Bu süreç şu an başladı bile. Daha güçlü imparatorluklar çöktülerse, modern formdaki Rus İmparatorluğunu’nda çökmemesi için hiçbir sebep yoktur. Hatta çökmeye başladı bile. Sovyetler Birliği’nin çöküşü bunun ilk aşamasıdır. Şimdilerde ise, RF’nin çöküşü olan ikinci aşamaya doğru gidilmektedir.
 
Kuzey Kafkasya’nın şu an Rusya kadrosunda bulunma sebepleri: savaş gücü, Kafkasyalıların ulusal projelerinin olmaması, korkunç Rus-Çeçen savaşı ve Moskovanın birbirleri arasındaki tartışmanın provakasyonu ile ilgili yaptığı politikadır.
 
Sürekli bağımsız aktivistlere baskı yapılma süreci var. Onları ya korkutuyorlar, ya tutukluyorlar yada öldürüyorlar. Bunlar sadece, Kremlinle bağlantıları olmayan, birkaç gelişim seçeneği sunan insanlardır. Benim bir tanıdığım vardı, Zuhum Zukumov. Dağıstan’da bir üniversitede öğretim görevlisiydi.
 
Kuzey Kafkasya’daki “Al-Kaid” ve “İslam Devleti” oryantasyonun ayrılması ile bağlantılı olan bir fikir geliştirmişti. Kafkasyalıların örnek olarak ellerinde Şamil Devleti vardı. O zaman ki şartlara ve zamana göre bu son derece düzenli bir devletti. Şamil resmen Kafkasya’da çok popülerdi. Onun bir İslam Devleti vardı. Neden tamda Şamil’in İmamatından bir Dağıstan bağımsızlığı projesi çıkarılmasın ki?
 
Bu Dağıstan Devletini Şamil’in İmamatının mirasçıları olarak ilan etmek ve yüzeye çıkarmaktan başka birşey değildir. Resmi olarak Dağıstan ve Çeçenistan’da Şamil neredeyse kanonize edildiği için Moskova açısından bu durumla savaşmak olurdu. Bir taraftan Rusya’ya karşı savaştığı için yüceltilse de öbür taraftan imparatorluk tarafından itaat etmeye zorlanıyordu ve teslim olmuştu. Bu açıdan imparatorluk için çok uygundu, fakat tüm dünyadaki tarihi mirasını ele alırsak, Moskova’nın bir şey söylemesi zor olacaktır.
 
Zuhum öldürüldü. Resmi açıklamaya göre, kendisinin boynunu kesmiş. Eğer bağımsızlık vedekolonizasyon ile ilgili ulusal projeleri hakkında sadece konuşsalar bile, Kafkasyalı aydınların yolculukları işte böyledir.
 
- Aydınlar ve aydınlanma için savaşan insanlar hakkındaki sorularımı şu yüzden sordum; örneğin, eğer Hitlerin Polonya ve Stalin’in SSCB uluslarının ulusal aydınlanma işgali
sırasında Polonyalı aydınlara karşı olan tutumunu hatırlarsak orada tam bir kategorik baskı olduğunu görürüz…
 
 
Şimdilerde bağımsız aydınlara, sosyal aktivistlere veya sadece aktivist olanlara baskı uyguluyorlar, kimisini Kafkasya’dan Moskova’ya hizmet etsinler diye satın alıyorlar, kimisini ise Rusya Federasyonu veya Cumhuriyet sınırları dışına çıkarıyorlar.
 
 
Kaynak: https://narodna-pravda.ua/ru/2018/10/24/rossyya-razvalyvaetsya-sejchas-my-ydem-ko-vtoromu-etapu-yzvestnyj-polytolog/?fbclid=IwAR1CqrhbunyhAYKW1YxYl-bB5qHfai2kOtTelwbiyRX72fziUZTLFFYLI-w
 
Çeviri: Baj Guşef Şenvar
 
Cherkessia.net, 5 Kasım 2018 

Bu haber toplam 3046 defa okundu.


ŞAPSIĞ

Adam doğruları söylüyor söylemesine de, biz bunları deyince tu kaka ilan ediliyoruz, Yahudi politolog deyince kıymetli oluyor öyle mi sayın çerkesya netçiler?

07 Kasım 2018 Çarşamba Saat 08:02
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net