Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Çerkesce ve Hint-Avrupa Dilleri Arasındaki İlişki (1)
01 Aralık 2018 Cumartesi Saat 13:05
Uzun süredir dillerin tek bir dilden türediği ve dil ailelerine ayrılıp, bu dil ailelerinden de günümüz dillerinin türediği ile ilgili çeşitli görüşler var. Bu görüşlere dayalı onlarca ''dil ailesi'' hipotezleri dahi üretildi. Hatta birbirlerinden farklı kıtalarda ve uzak coğrafyalarda bulunan bazı diller, birbiri ile akraba ilan edildi yada bir coğrafyadaki diller toptan birbiri ile akraba ilan edildi. Proto (İlk/Ata) Dil Kavramları ile ilgili çeşitli faraziyeler ortaya atıldı. Mesela, Proto-Altayca, Proto-Ural Altayca, Proto-Kafkasca, Proto - Kuzeybatı Kafkas Dili gibi.
 
Bunun yanında gerçeğe en yakın olan PEI / Proto Hint-Avrupa dili ise bunların içinde ayrı bir yere sahip. Bunu ilerleyen satırlarda, Hint-Avrupa dillerinin bilinen en eskisi olan Sanskritçe ve Çerkesce arasındaki ilişkiyi somut olarak göreceksiniz.
 
Tlepşuko Ömer Çakırer
 
***
 
Dünyada şu anda konuşulan dillerin çoğu akkusatif dillerdir. Bazı dillerin akkusatif yada ergatif özellikte olması o dillerin akraba olduğu anlamına gelmez. Türkçe de dahil olmak üzere, Hami-Sami, Fin-Ugor, Moğol-Mançur ve çoğu Hint-Avrupa dili akkusatifdir. Dikkat ederseniz çoğu Hint-Avrupa dili dedik.
 
Akkusatif ve Ergatif diller ile ilgili ekşi sözlük kaynaklı pratik örnekler;
 
"adam() kadın() öptü ve dışarı çıktı" cümlesi eğer ergative bir dilde olsaydı öpenin adam, dışarı çıkan kişinin kadın olduğu anlaşılacaktı. Oysa akkusative dillerde dışarı çıkanın da adam olduğu anlaşılır. Bunun nedeniyse, ergative dillerde geçişli (nesne alabilen) eylemler (örn:öpmek) özne ile belirlenirken, geçişsiz eylemler (örn:dışarı çıkmak) cümlede tümleç ile imlenilmesidir." Böyle diyor kısaca Ekşi sözlükte. Elbette daha bilimsel açıklamalar var ama, daha kolay anlaşılabilir olması için Ekşi sözlükteki bu açıklamayı yazdım.
 
Yukarıda çoğu Hint-Avrupa dilinin akkusatif olduğunu söylemiştik. Peki akkusatif olmayan yani ergatif olan Hint-Avrupa dilleri var mı? Evet, ergatif özellikler gösteren Hint-Avrupa dilleri de var; Kürtçe (Kurmanci), Zazaca, Peştunca gibi, yani bazı İrani diller ergatif özellikte.
Bu nedenle bu dillerin Hint-Avrupa dili olup olmadığı da son zamanlarda tartışılmaya başlandı.
 
Sümerce, Urartuca, Hurrice, Pelasgca, Hattice, Elamca (Hatamti), Gutice (Kheta) gibi antik diller ergatif dillerdi. Günümüzde Baskça, Gürcüce, Megrelce, Lazca, Svanca, Dağıstan dilleri, Çeçen ve İnguş dili, Çerkes (Adıge) dili, Bruşaski dili, Çince, İnuit (Eskimo) dili, Sahra altı bazı Afrika dilleri, Tibet dili, Birman dili, Tay dili, Tagalog (Filipinlerde) dili, Dravid dili, Aynu dili, Japonca, Korece, bazı Güney Amerika yerli dilleri ve bazı Hami dilleri (Berberice, Tuareg dili gibi) ergatif dillerdir.
 
Hint-Avrupa dillerinin İrani alt dalına mensup, Zazaca (Dımlice), Kürtçe (Kurmanc), Bahtiyari, Beluci dili, Peştunca, Gilaki, Mazenderani, Sorheyi, Simnani, Talişi (Tolişon), Azeri (17. yüzyıldan sonra ölü dil), Sengiseri, Gurani, Sivendi ve Yağnobi dilleri diğer İrani dillerden (Farsça, Tacikçe, Hazara, Tat gibi) farklı olarak ergatif yapıdadır. Ölü İrani diller olan Soğd, Harizm ve Hoten-Saka dilleride ergatif dillerdi.
 
Burada şunu da eklemek istiyorum. Oset dilinin kelime yapısı ve grameri incelendiğinde onun, Abaev'in iddia ettiği gibi İrani bir dil olmadığı da ileri sürülüyor. Elbette şu an için resmi olarak Hint-Avrupa dillerinin İrani dalı içinde yer alıyor Osetçe. Ancak kelime yapısı olarak %40 Çerkesce, %20 İrani, %20 Kartvel, %20 Türki kelimelerden oluşan bir dildir Oset dili.
 
Osetçe Çerkes ve Oset filologlarca yeniden ele alınmalı. Bunun yanında geçmişte yerel Kafkas dili konuşan Digor ve Dwalı halklarının Osetler içinde asimile olduğu biliniyor. Dwalı halkının Osetler ve Gürcüler içinde asimile olduğunu, dillerinin Çerkes dili ile ilgili bir dil olduğunu Vahuşti Bagrationi'nin "Kartli Coğrafyası" adlı çalışmasından biliyoruz. Vahuşti Bagrationi, Dwalı halkının kabilerinin (Tuallag, Tagaur, Kudar vs) şimdi Oset dili konuştuğunu, daha önce onların kendi dillerinde konuştuklarını, Osetçenin Çerkes dilinden farklı olduğunu ifade ederek, zımnen Dwalı halkının Çerkes dilinin arkaik bir formunu konuştuğunu ifade etmişti.
 
Dwalı halkının dili ile ilgilide başkaca bir kaynak yok. Mtuili, Kazbegi, Raça, Tuşeti, Pşavi, Hevsuri ve Hevi gibi Gürcüstan içindeki tarihi bölgelerin halkının etnik olarak Gürcüleşmiş Dwalı toplulukları olduğu söyleniyor. Mtuili ve Kazbegi bölgesi Gürcülerinin Dwalı kökenli olduğu kesin biliniyor. Ancak Tuşeti, Pşavi ve Hevsuri topluluklarının Nakh kökenli olduğu ve Raça bölgesi Gürcülerinin Svan kökenli olduğu ile ilgili iddialar da var.
 
İnsanın Homo sapiens sapiens türü olarak 300 bin yıldır yeryüzünde olduğunu söylüyor çoğu araştırma. Kimi araştırmalarda 600 bin yıl veya 150 bin yıldır yeryüzünde olduğumuzu söylüyor.
 
Lingustik olarak insanlık Bronz çağına kadar farklı ergatif diller konuşuyordu. İşte bütün her şey bu noktada başlıyor. Şu an mevcut ergatif diller prehistorik dönemden bakiye kalmış fosil dillerdir. İnsanlık Kalkolitik çağdan bu yana ergatif dil üretmiyor, bir kaç dil istisna elbette. O istisna olanların da, ortaçağda lokal küçük etnogenezler ile bulundukları coğrafyada ergatif ve akkusatif diller konuşan komşularının etkileşimi ile o halkların dillerinin karışımı ergatif yapıda bir dil konuşan küçük halklar olarak ortaya çıkması.
 
Akkusatif dillerin lingustik bir evrim sonucu, bir gereksinime dayalı olarak, kelime kökenleri gene en az bir ergatif dil temelli olarak ortaya çıktığı söylense yanlış olmaz. Ergatif diller ağırlıklı olarak seslere ve seslerin vurgu ve tını çeşitliliğine dayalı dillerdi. Akkusatif dillerin ortaya çıkışında tarıma ve yerleşik hayata geçişin etkisi var mı, varsa ne kadardır araştırmalar yakında bunu da gösterir umarım.
 
Bu konuda açıkça bir kaynak bulamadım. Ancak bir kısım Avrasya halklarının ergatif dilleri terkederek, akkusatif dillere geçiş süreci çok iyi incelenmeli. Bunun dışında ergatif diller açısından şöyle diyeyim, ergatiflik yada akkusatif özellikler dilleri akraba yapmaz. Ergatif dillerin konuşulduğu prehistorik dönemde, yeryüzünde birbiri ile akraba olmayan ergatif yapıda binlerce dil olduğunu düşünülüyor. Bu dillerin kimisi öldü. Kimi ise pre (ön) dil olarak bir çok akkusatif dile atalık yapmış durumda. Ayrıca Kalkolitik/Bronz çağ öncesi konuşulan ergatif dillerin en fazla 3-4 bin kelimelik diller olduğu varsayılıyor. Bu kelime haznesine, günümüze ulaşan ergatif diller açısından "dilin iskeleti" diyebiliriz.
 
Bazı ergatif dillerin ise akkusatif dillere rağmen varlıklarını günümüze kadar koruyabilmelerine, coğrafi izolasyon ve kalıcı istilalara izin vermeyen güçlü bir kültürel toplumsal yapıya sahip olmaları şeklinde bir açıklama getirilebilir. Çerkesceyi, güçlü bir kültürel toplumsal yapı içinde korunmuş bir dil diye tarif edebiliriz.
 
Ergatif diller ile ilgili hipotezlere göre belli başlı dil aileleri şöyle sınıflandırılmış:
 
John D. Bengtson'un ise hipotezi şöyle;
 
1. Dene-Kafkas dilleri 
 
1.1. Makro-Kafkas dil ailesi
 
1.1.1. Baskça
 
1.1.2. Kuzey Kafkas dil ailesi 
 
1.1.3. Buruşaski
 
1.2. Sümerce
 
1.3. Sino-Tibet dil ailesi (Çince, Birmanca, Tibetçe vs) 
 
1.4. Yenisey dillerii
 
1.5. Na-Dene dil ailesi (bazı Kuzey Amerika Kızılderili dilleri. Atabasqan dil ailesi bunun içinde)
 
S. A. Starostin'in hipotezi ise şöyle;
 
1. Dene-Kafkas dil ailesi (MÖ. 8700'de ortaya çıktı) 
 
1.1. Na-Dene dil ailesi (Athabascan-Eyak-Tlingit)
 
1.2. Sino-Vasconik dil ailesi (MÖ. 7900'de ortaya çıktı) 
 
1.2.1. Vasconik dil ailesi
 
1.2.2. Sino-Kafkas dil ailesi (MÖ. 6200'de ortaya çıktı) 
 
1.2.2.1. Buruşaski
 
1.2.2.2. Kafkaso-Sino-Yenisey (MÖ. 5900'de ortaya çıktı) 
 
1.2.2.2.1. Kuzey Kafkas dil ailesi
 
1.2.2.2.2. Sino-Yenisey dil ailesi (MÖ. 5100'de ortaya çıktı) 
 
1.2.2.2.2.1. Yenisey dil ailesi
 
1.2.2.2.2.2. Sino-Tibet dil ailesi
 
Bu hipotezi 20. yüzyılda ortaya atanlar Alfredo Trombetti, Edward Sapir, Robert Bleichsteiner, Karl Bouda, E. J. Furnée, René Lafon, Robert Shafer, Olivier Guy Tailleur, Morris Swadesh ve Vladimir N. Toporov. Ama bunların fikir babaları Hind-Avrupa dillerini yüceltmek için Dene-Kafkas diye ortaya atılan dil ailesinide içine alan çok daha geniş bir dil ailesi olan ve içinde Türk Dilleri, Fin-Ugor Dilleri, Moğol-Mançur Dilleri, Korece, Japonca ve Hindistandaki Dravid dillerinin de olduğu YAFETİK DİLLER hipotezini ortaya atan N. Marr'dır.
 
John D. Bengtson ve S. A. Starostin'in hipotezlerinde nedense Kartvel dilleri yani Güney Kafkas dil ailesi adıyla yoktur.
 
Bunun yanında bazı kişiler tarafından ortaya atılmış Kafkas Dil Ailesi hipotezine göre ise;
 
Kafkas dilleri
 
1.1 Kuzey Kafkas Dilleri
 
1.2 Güney Kafkas Dilleri şeklinde iki ana dala ayrılır.
 
Kuzey Kafkas Dilleri
 
1.1.1 Kuzey Batı Kafkas Dilleri
 
1.1.2 Kuzey Doğu Kafkas Dilleri şeklinde iki alt dala ayrılır. Kuzey Batı Kafkas dillerinde Abazg-Kerket Dilleri, Adıge-Abhaz dilleri gibi isimler de verilmiştir. Kuzey Doğu Kafkas Dillerine ise, Dağıstan-Nakh dilleri diye de isim verilmiştir.
 
Kuzey Batı Kafkas Dilleri;
 
1.1.1.1 Adıge-Ubıh
 
1.1.1.2 Abhaz-Abazin olarak gene iki alt dala ayrılır bu hipotezde.
 
Kuzey Doğu Kafkas Dilleri;
 
1.1.2.1 Dağıstan Dilleri
 
1.1.2.2 Vaynakh (Nakh) Dilleri olarak gene iki alt dala ayrılır aynı hipotezde.
 
Elbette bu tartışmalı, bilimsel açıdan tam olarak gerçekliği ispat edilememiş hipotezleri bir yana bırakırsak, John Colarusso adındaki bilim adamının Çerkes, Abhaz, Abazin, Vubıh (John Colarusso ve bazı bilimadamlarına göre tüm Vubıhların geçmişte konuştuğu dil bir ayrı dildi) ve Hatti dilleri hakkında, bu beş dilin akraba olduğunu, içlerinde de en eskisinin Çerkes (Adıge) dili olduğunu belirtmesi kayda değer bir önem arz eder. (Bkz. Nahit Serbes'in röportajı. NART Dergisi 86. sayı).
 
Elbette John Colarusso'nun Proto-Pontic dili hipotezine Çerkes dilbilimcilerin bildiğimiz kadarıyla lehte yaklaşımı ve açık bir desteği yok. Çerkes (Adıge) dilbilimcilerin Proto-Pontic dil hipotezi hakkında ilerde ciddi görüşler beyan edeceklerini umut ediyorum. 20. yüzyılda ölü bir dil haline gelen Pekhibze'nin ise arkaik bir Çerkes (Adıge) diyalekti olduğu yönünde de görüşler mevcut.
 
 
 
 
Biz, esas konumuz olan Çerkes dili ve Hint-Avrupa dilleri arasındaki etkileşime dönersek, birazdan aşağıda örneklerini göreceğimiz gibi, Çerkes dili ile en eski Hint-Avrupa dili olan Sanskritçe arasındaki ortak kelimeler açısından bakıldığında, MÖ. 2000 yılından beri varlığı bilinen Sanskritçe ile Çerkesce arasındaki bu bağ, Çerkes dilinin de çok eski bir dil olduğunu ispat eder.
 
Bu noktada John Colarusso'nun beyanı ile birebir örtüşen bir sonuca varmış oluyoruz. Çerkesce ile PIE (Proto Hint-Avrupa dili)'nin bir ilişkisi olduğu kesinlikle ortada. Bunun yanında Sanskritçe ile Çerkesce arasındaki ortak kelimelerin Kabardey diyalektindeki kelimeler ile daha çok benzer olması, Kabardey diyalektinin, kimilerinin iddia ettiği gibi 300-500 yıl önce "Ana Çerkes dili"nden ayrılmadığını, hatta bütün Çerkes (Adıge) diyalektlerinin oldukça yaşlı olduğunu da bize göstermesi yanında, Kabardey diyalekinin 300-500 yıl önce ortaya çıktığını iddia eden hipotezleri ise tek başına çürütmeye fazlası ile yetiyor.
 
Çerkes dilinin, Hint-Avrupa dillerinden olan Rusça ve Doğu Slav dilleri ile arasında da çok eskiye dayanan bir ilişkisi var. Aşağıda verilen örneklerde, ağırlıklı olarak Sanskritçe'den ve sonra da Rusça'dan örnekler verildi. Rusça'dan örnekler verilmesinin nedeni, Rusçanın da mensup olduğu Slav dillerinin Hint-Avrupa Dil ailesi içinde Avrupa ve Hint-İran dilleri ile aynı derecede bir yakınlığa sahip olmasıdır.
 
Hint-Avrupa dilleri, Avrupa (Kentum) ve Hint--İran (Satem) olarak iki ana dala ayrılır. Slav dillerinin Kentum yada Satem dalına mı ait olduğu, yoksa üçüncü ayrı bir dal olarak mı Hint-Avrupa dil ailesi içinde yer alması gerektiği tartışılan bir konudur. Bunun yanında Rusça, ortaçağdaki Doğu Slavcası'nın özelliklerini Ukraynaca ve Beyaz Rusça'dan daha iyi korumuş görünüyor. Ayrıca Slav dilleri, Baltık dilleri ve Hind-İran dalına mensup diller ile oldukça benzer özelliklere ve daha fazla ortak kelimelere sahip.
 
Proto Hint-Avrupa dilinin (PEI)'nin MÖ. 2500'de Doğu Avrupa'da ortaya çıktığı görüşü ağırlıklı. Ortaya çıktığı yer olarak Yamnaya kültürünün kuzeyinde bulunan Abaşeva kültürünün Proto Hint-Avrupa dilinin ortaya çıktığı kültür olduğu nerdeyse kabul görmüş durumda. Ancak Avrupa dillerinin Yamnaya kültürü içinde şekillendiği iddia ediliyor.
 
İrani (Turan) dillerin ise Srubnaya ve Andronova kültürleri içinde şekillendiğine dair görüşler ağırlıklı. Fakat Proto Hint-Avrupa dilinin en az üç ergatif neolitik dilin kesiştiği bir coğrafyada, bu dillerin etkileşimi ile ortaya çıktığı da düşünülmekte. Almanlar, Almanca kelime sayısının %40'ının Hint-Avrupa dilleri içinde hiç bir dilin kelimeleri ile ilgili olmadığını tespit ettiler. Bu etkileşimin ise olabileceği tek yer Abaşeva kültür bölgesi olarak görünüyor. Hint-Avrupa dillerinin Fin-Ugor dillerinden de etkilenmiş olduğunu belirteyim. Küçük bir örnek olarak, bütün Fin-Ugor dillerinde su "Wa/Va/Vesi" dır. Çoğu Hind-Avrupa dillerinde ise su "Water/Vater/Vader/Voda" kelimesi ile ifade edilir.
 
 
 
Şunu tartışmak daha iyi olur aslında.
 
Hint-Avrupa dilleri ile Çerkesce arasındaki ortak ve benzer kelimeler Hint-Avrupa dillerinden mi Çerkesce'ye, Çerkesce'den mi Hint-Avrupa dillerine geçti?
 
Kalkolitik çağda, Hint-Avrupa göçlerinden önce ortaya çıkan Yamnaya-Maykop kültürlerinin halkının Çerkes (Adıge) kökenlerine ve Çerkes halkının, Aryen öncesi Avrupa'nın Orta ve Doğusunun yerli halkı olduğuna dair geçerli dayanak ve somut delillere dayalı iddialar öne sürebiliriz. Buna katkı sunacak bir başka veriye daha, Sayın Hapi Cevdet Yıldız'ın "Nartlar: Adığe Yiğitlik Destanı X" adlı çevirisinde ulaştık. Çerkes dilinin en geç neolitik çağda omurgasını tamamlamış, iskeletini oluşturmuş bir dil olarak Avrupa'da kalkolitik çağa adım attığını iddia edersek boş bir iddia olmaz.
 
 
Batı Avrupa'ya erken neolitik çağda Afrika'dan Cebelitarık boğazı üzerinden gelen, Orta ve Doğu Avrupa'nın Aryen öncesi yerel diller ile akrabalığı bulunmayan ergatif özellikteki Vaskonik neolitik dil ailesinden daha eski, komplike ve köklü özelliğe sahip olan ergatif Çerkes dilinin, dünyada mevcut dil ailelerinden bağımsız bir dil olduğu yönünde de kuvvetli doneler var. Bu iddianın bilimsel olarak bir teori haline gelmesi mümkün.
 
Hint-Avrupa Kurgan hipotezi/önermesi/faraziyesi/varsayımını ekarte eden ve buna katkı sağlayacak donelerden birini içeren Sayın Hapi Cevdet Yıldız'ın yaptığı çevirideki bölüm şöyle;
 
"Ardından Pak’o, insanlar için ateşi geri getirmeye giden Nesren-jak’e’yi yakalayıp Oşhamafe (Elbrus) doruğunda zincire vuruyor, başına da bekçi olarak koca kartalını dikiyor. Birçok yolu deniyor Nartlar, ama Pak’o ile başa çıkamıyorlar. Bu umarsızlık karşısında, Hımışıko Peterez (Хъымыщыкъо Пэтэрэз), Nartlar için yola koyulur, önce Pak’o’nun kartalını, ardından celladını (псэхэх), en sonunda da ejderhasını (blağo) öldürür, atı Karakopts’e’nin (Kъэрэкъуапцlэ) sırtında, Nesren-jak’e de yanında ve elinde meşale Nartların yanına döner.
 
Adıgelerin bu türküyü söylediği dönem, milattan çok öncesine, ateşi bulmanın ve onu canlı tutmanın insanlar katında çok önemli olduğu, “Ateşin sönmesin!” (“Mэфlэхъу апщы !”) deyiminin selam yerine kullanıldığı, gelin getirdiklerinde “Ocağın hep tütsün ve mutluluk içinde yaşa!” (Уимэш1уашъхьэ мыжъэхыжьэу, утхъэжьэу опсэу!) , “gelin odasına” da, “meşşuap’e” (мэшlуапlэ) (ocak, ateş yanan yer) dendiği bir dönem olmalıdır.
 
Başka bir biçimde söylemek gerekirse, Grek görüntülerinin henüz Kafkasya’ya ulaşmadığı bir dönemde ateşi getirme (çalma) ve insanları zincire vurma ya da dağa çıkarıp bağlama motiflerini yansıtan türkü ve öykülerin Adıgelerce oluşturulup söylenmiş olması gerekmektedir. Adıgeler, çok daha sonraları, MÖ 5- 4. yüzyıllarda yazısı bulunan Greklerle tanıştılar. Grekler de Adıge türkü ve öykülerinin süjelerini (kişilerini, kahramanlarını) yazıya geçirip onlara yeni sanatsal biçimler kazandırmış olmalıdırlar."
 
Çerkesce ile Hint-Avrupa dilleri arasındaki benzer kelimelere, "su" kelimesi ile bir giriş yapalım. Sanskritçe-अप्सरस्, "apsaras" kelimesi "yüksek su", Hintçe ise "suyun dışı" anlamında ve Çerkesce "psı" su kelimesi ile "a-ps-aras" kelimesi doğrudan ilgili, görüldüğü gibi.
 
Bunun yanında Çerkes diliyle Hint-Avrupa dillerinden Baltık ve Arnavut dilleri ile ayrı bağımsız dil ailesi olan Fin-Ugor Dil Ailesi'ne mensup diller arasında da silik olsa da ciddi benzerlikler var.
 
Litvanca "medžioklės" - avcılık
 
Litvanca "meška" - ayı
 
Letonca "vērsis" - öküz
 
Arnavutça "nuse" - gelin
 
Arnavutça "djalë" - oğlan
 
Arnavutça "guxim" - yüreklilik
 
Orman kelimesi;
 
Estonca Mets
 
Fince Metsa
 
Letonca Mežs
 
Gemi kelimesi;
 
Letonca Kugis
 
Su kelimesi;
 
Estonca Vesi (p>ve?) 
 
Fince Vesi (p>ve?)
 
Öküz kelimesi;
 
Estonca Veis (Kabardey diyalektinde "Вы") 
 
Letonca Versis
 
Bunun yanında Çerkesce ile Hint-Avrupa dillerinin Kentum (Avrupa) dalına mensup Kelt dilleri (özellikle İrlanda dili), Germen dilleri, Latin dilleri ve Baltık dilleri ile de oldukça fazla ortak kelime ve benzer kelime yakınlığına sahip olduğunu belirteyim. Bu ortak ve benzer kelimeleri, eğer yazmaya vaktim olursa, antik dönem Meot kabilelerinin etnik kökeni, Traklar, Kimmerler, İskitler, Yamnaya ve Maykop Kültürleri arasındaki organik bağlar, Yamnaya - Maykop Kültürü kökenli halkların Bronz çağında Balkanlar, Yunanistan/Ege, Anadolu, Transkafkasya, Kuzey İran, Srubnaya Bozkır Kültürü, Mezopotamya ve Levant bölgesine etkileri ile bu konuya devam niteliğinde bir makalede yazacağım.
 
Çerkes dilinde "лъэ-" arazi, bölge, ülke, "хьа" aslında insan/adam demektir. "лъэ-" ve "хьа" kelimeleri Germen dillerinide etkilemiştir.
 
"лъэ-нд/la-nd" ülke gibi. хьа-нд/ha-nd (okunuşu hend), "insan eli" gibi.
 
Çerkesce - Rusça benzer bazı kelimelere bakalım.
 
-Çerkesce "Хэт" kim - кто (рус.***), хто (беларус. украин.)
 
-Çerkesce "Сыт" ne - что (рус.), што (беларус.), Що (украин.)
 
-Çerkesce "Вы" öküz - вол (рус.)
 
-Çerkesce "Уафэ" gökyüzü - небо (рус.)
 
У > н, ф > б
 
-Çerkesce "Блэн" (блэ-н) dokuma - плести (пле-сти)(рус.)
 
-Çerkesce "Лъэтэн" (лъэтэ-н) uçmak - летать (лета-ть)(рус.)
 
-Çerkesce "Бгъу" yan taraf - бок (рус.)
 
-Çerkesce "Дотэ" amca - дядя (рус.)
 
***
 
Sanskritçe*** ve Çerkesce arasındaki ortak ve benzer bazı kelimeler. (Tamamı çok fazla olduğu için bir kısmını fikir vermesi için yer verdim)
 
-Джна/Cna (санскрит-bilmek) - Çerkesce "щIэн" bilmek, рус. - знать.
 
-Джита/Cita (санскрит-ihtiyar) - Çerkesce "жьы" ihtiyar.
 
-Ва/Va (санскрит-havalandırma, üfleme) - Çerkesce "уэ" hava.
 
-Дри/Dri (санскрит-yırtılma) - Çerkesce "тхъы-н" sökmek.
 
-Дана/Dana (санскрит-haraç, vergi, hediye) - Çerkesce "тын" hediye.
 
-Чи/Çi (санскрит- düzeltmek) - Çerkesce "щIы" yapmak
 
-Крунча/Krunça (санскрит-eğriltmek) - Çerkesce "къуаншэ" eğri. рус. кривой. 
 
 къуаншэ > къунша > кгъунча > крунча
 
-Видхава/Vidhava (санскрит-dul kadın) - Çerkesce "фызабэ" dul kadın. рус. вдова.
 
-Врана/Vrana (санскрит-yara) - Çerkesce "гъуанэ" delik. рус. дыра. гъуанэ > руана > рвана > врана
 
-Гуру/Guru (санскрит-ağır) - Çerkesce "гугъу" (ağır şart, zorluk).
 
-Гху/Ghu (санскрит) çağırma - Çerkesce "гъуо" haberci
 
-Да/da (санскрит.)vermek. Çerkesce "дэ-н" kabul etmek
 
-Дада/Dada (санскрит.) dede, amca, Çerkesce "дадэ" dede, Rusça дедушка.
 
-Дева/Deva (санскрит.) tanrı - Çerkesce "Тхьэ" tanrı, Тхьэ > Theo
 
-Джал/Cal (санскрит.) acı, Rusça жал'
 
Çerkesce "жан" keskin
 
-Баху-тва/bahu-tua (санскрит.) zenginlik, bolluk, Rusça богатство.
 
бала-тва > баловство > богатство
 
Çerkesce "багъуэ" servet.
 
-Буса/Bysa (санскрит.) duman, Çerkesce пшэ bulut, puslu, sis. p > b, ş > s
 
-Бхуджага/Bhucaga (санскрит.) yılan, kıvrımlı Çerkesce "бгъунж" yatık, eğik, eğri.
 
-Вала/Vala (санскрит.) saç, kıl - Çerkesce "фIэлъы-н" asmak, bir şeye bağlı olmadan.
 
-Дагдха/Dardha (санскрит.) katran, Rusça дёготь katran, Çerkesce "дагъэ" yağ.
 
-Кумбха/Kumbha(санскрит.) sürahi, Rusça кувшин, Çerkesce "къубгъан" ibrik, su. dağıtıcısı.
 
-Ли/Li (санскрит.) boylu boyunca uzanmak, Rusça лежать, Çerkesce "и-лъы-н" uzanmak.
 
-Нана/Nana (санскрит.) dadı, Rusça няня, Çerkesce "нанэ" nine.
 
-Па/Pa (санскрит.) beslemek, yedirmek, Rusça питать. Çerkesce "пIы-н" büyütmek, eğitmek, yetiştirmek, Rusça растить, вос+пи+ты+вать
 
-Пач/Paç (санскрит.) fırın, kaynatmak, Rusça печь, варить, Çerkesce "пщэ-фIэ-н" pişirmek, aşçılık, "ПщафIэ" aşçı. "фIэ" iyi pişirme.
 
-Пи/Pi (санскрит.) içecek, Rusça пить/pit, Çerkesce "е-фэ" içmek, Rusça пей/pey. f > p
 
-Питу/Pitu (санскрит.) içki, yiyecek, Rusça напиток/napitok, питание/pitaniye). Çerkesce "фадэ" alkollü içki, f > p, d >t
 
-Хван/Hvan (санскрит.) çağrı, çağırma. Çerkesce "хъуэн" utanç verici durum, argo söz.
 
-Чакра/Çakra (санскрит.) tekerlek. Çerkesce "шэрхъ" tekerlek
 
-Чапала/Çapala (санскрит.) yıldırım. Çerkesce "щыблэ" yıldırım
 
-Аджа/Aca (санскрит) dağ keçisi. Çerkesce "ажэ" (dağ keçisi,
 
-Атха/Ahta (санскрит.) şimdi, ama, yani, ayrıca, ancak. Çerkesce "атIэ" ama, öyle, evet.
 
-Атас (санскрит.) o zaman, bundan, çünkü, bu nedenle. Çerkesce "адэ" orda, orada, "адэкIэ" o zaman, sonra, ayrıca.
 
-Апи (санскрит.) ayrıca, ve - Çerkesce аби (ve, рус. и)
 
-Ашва (санскрит.) at. Çerkesce "шы" at.
 
-Купа (санскрит.) çukur, mağara, yuva, kuyu- Çerkesce "кумб" çukur, mağara, yuva, kuyu
 
-Комала (санскрит.) yumuşak, nazik, hoş. Çerkesce "къумалэ" sevgi sözcüğü, samimiyet, hassasiyet
 
-Гада/Gada (санскрит.) kalın sopa, topuz/gürz. Çerkesce "джатэ/гятэ" kılıç, "джыдэ/гидэ" bir çeşit balta anlamındadır.
 
-Туд/Tud (санскрит.) dövmek, vurmak. Çerkesce "удын" darbe (рус. удар), Çerkesce "теудын" yıkmak, zarar vermek, Çerkesce "теуда" hasar
 
-Наша/Naşa (санскрит.) doğal afet sonucu yıkım, ortadan kaybolma, ölüm. нашана/naşana (санскрит.) yıkım, imha. Çerkesce "нэщI" boş. Çerkesce "нэщIэбжьэ" keder, talihsizlik, mutsuzluk.
 
-Нича/Niça (санскрит.) derin, düşük, aşağı kısım, kötü insan. Çerkesce "ныджэ" nehir taşkın yatağı, deniz kıyısı, su çayır.
 
-Нетра/Netra (санскрит.) göz, - Çerkesce "нэ" göz.
 
-Парама/Parama (санскрит.) yüce, en iyisi anlamında. Çerkesce "пэрмэн" faydalı, iyi anlamında.
 
-Бхандж/bhanc (санскрит.) yıkmak, bükmek, eğriltmek рус. ломать, изгибать, искривлять) Çerkesce "бгъунж" eğimli, eğri, eğik
 
Çerkesce "пхэндж" eğri, eğimli, dolambaçlı, bükülmüş anlamındadır.
 
-Бхаша/Bhaşa (санскрит.) dil (lisan) - Çerkesce "бзэ" dil, lisan. x (h) sesi Çerkesce хь'ye benzer. бзэ > Бха > Бха+ша
 
-Вари/Vari (санскрит.) sen, ikinci tekil şahıs. "уэр" Çerkesce sen, ikinci tekil şahıs.
 
-Шата (санскрит.) yüz- Çerkesce "щэ" yüz, Rusça "сто/śto" yüz.
 
-Шара (санскрит) kurşun, mermi, ok. Çerkesce "шэ" kurşun, mermi, ok. Çerkesce "шэрэз" acı anlamında.
 
-Шии (санскрит.) - dinlenmek, uyumak). Çerkesce "жеи-н" uyumak, uyuklamak.
 
-Шита (санскрит. , soğutulan, soğuk), шитала (санскрит. soğuk), Çerkesce - "щIыIэ" soğuk, "щIыIэлIэ" donmak, titremek anlamında.
 
-Шукра (санскри. , açık) - Çerkesce "сырыху" açık gri, açık kahverengi, sarışın anlamında.
 
-Шри (санскрит.) hoş, güzel. Çerkesce "шэру/шэрей/шэрай" görünüm, dış görünüş.
 
-Хата (санскрит.) ceset,ölü. Çerkesce "хьэдэ" ceset, ölü.
 
***
 
Ayrıca;
 
-Çerkesce "Тхъэ(н)" özgürce başarılı yaşamak, Çerkesce "матхъэ" özgürce yaşamak, Bu kelime тгъэ > тхъэ > трэ > дра şeklinde Hind-Avrupa dillerine geçiyor
 
Rusça дра+гой/драгой, serpiştirmek
 
İngilizce dre+dge/dredge, serpiştirmek
 
Rusça дор+огой/дорогой, sevgili 
 
Rusça тра+тить/тратить, harcamak
 
Rusça тра+нжира/транжира, müsrif
 
İngilizce trea+sure/treasure, hazine
 
-Çerkesce "хьэндыркъуакъуэ" kurbağa kelimesi, Hindçe Гандхарва/Gandharva, İrani гандарва/Gandarva. Kelimeni Hind-Avrupa kökü дхарва/дхавр/завр canavar. Yunanca Taur ve Kentaur.
 
Sanskritçe ve Hindçeye dönüşümü;
 
хьэндыр(к)хъуа > гандархва > гандхарва.
 
Çerkesce buna benzer diğer kelimeler;
 
хьэндэр-фий - ateş püskürten, kertenkele, ateş böceği
 
хьэндыра-бгъуэ - büyük kertenkele
 
хьэндыркъуа-къуэ - uzun bacaklı kertenkele yavrusu (kurbağa). Çerkesce "къуэ" oğlu. 
 
шы-ндырхъу - at kertenkelesi
 
-Çerkesce "Уэ(н)", Rusça ва(рить), haşlamak, kaynatmak, 
 
-Çerkesce "жьэ(н)", Rusça жа(рить) kızartmak.
 
-Çerkesce "Уэ" hava
 
Вааю/Vaayu (санскрит.), rüzgar, hava
 
Вийят/Viyat (санскрит.), gökyüzü
 
-Yağmur kelimesi;
 
Çerkesce Уэшх - Yağmur
 
Варш/Varş (санскрит.), yağmurun yağması
 
Варшам/Varşam (санскрит.), yağmur, yağmur mevsimi
 
Wash/Waş (İngilizce), yıkamak
 
Çerkesce "Уэ" yani gök ile alakalı diğer bazı kelimeler de şunlar; "Уалэ" - bulut, "уафэ" - gökyüzü, "уафэгу" - gökyüzünün en yüksek noktası, "уащхъуэ" - gökyüzü, mavi, "Уашхо/уэгу" - evren, gökkubbe, "уэс"- kar, "уэм" - rüzgarsız, boğucu hava, "уэ" (have) + "мы" (-sız)
 
-Çerkesce "Уэр", bolluk, çok sayıda. 
 
Вара/Vara (санскрит.) kalabalık, izdiham, sıra anlamında.
 
-War (Savaş/война) - Rusça вор-ворог-враг, hırsız, düşman demek. Çerkesce "Уэн"vurmak, bıçaklamak, dövmek, acı
 
-İngilizce "some" bazısı, biraz, Çerkesce сымэ ve diğeri/ve öbürü. Örnek "Ахьмэд сымэ" Ahmet ve diğeri.
 
-Çerkesce "Тхъы-н" sökmek, bir şey koparmak, "Тхъыгъэ" çizik, çizgi, hat anlamında. Bu kelimenin ilk formu "тгъын" dı. "гъ" harfi "р" ye dönüşerek sürtmek, ovmak, bez parçası anlamındaki "трение", "тереть", "тряпка" Rusça kelimelere dönüşmüş görünüyor.
 
-Çerkesce "лажьэ" eksiklik, kusur. Rusça saçmalık anlamındaki "лажа" kelimesini fonetik olarak benzesede, Sanskritçe'deki लज्जा (lajjā) utanmak (bir kusurdan dolayı) anlamına gelen ладж (ладжя) kelimesine anlam ve fonetik olarak benziyor.
 
-Çerkesce "лэжьын" (елэжь) eylem, Rusça eyleme/işe hazır hazır hale getirmek anlamındaki "ладить" kelimesine yakın.
 
-Çerkesce "гэвэ" toplamak fiili, İngilizce "gather" toplamak fiiline benziyor. "гуэн" (anbar/закром), "гуэрэн" (çok sayıda birikmiş). Çerkesce "гуэ" fiil önekinden geliyor. "гуэдэн" dikiş, dikmek, "гуэшхэн" yapıştımak, bitiştirmek, yanaştırmak, "гуэтын" yanında olmak.
 
-Çerkesce "Плъы" kırmızı, Rusça пла+мя, пыла+ть kelimeleri Плъы > пыль > пылает >пламя, пылает şekline dönüşüyor; Rusça anlamı alev, alev gibi parlayan
 
-Çerkesce "лIэ(н)" yada "тлэн" ölmek. 
 
Rusça тле(н), тле(ть), (ис)тле(ть).
 
Rusça тлен, тлеть, истлеть kelimeleri çürümek, bozulmak.
 
***
 
Çerkesler ile Hint-Avrupa halklarından özellikle İskandinavyalılar, Almanlar, Fransızlar, Kelt halkları, Arnavutlar, Rumenler, Ukraynalılar, Beyaz Ruslar ve Baltık halkları olan Letonyalılar ve Litvanyalılar arasında lingustik dışında, kültürel ve tipolojik açıdan da yakınlık gözlemleyen oldukça fazla Avrupalı seyyah ve araştırmacıda var. Bunlardan biri de F. Dyubua De Monpere. O, Çerkesler ile Leton ve Litvan halkları arasındaki tespit ettiği benzerlikler hakkında şöyle demişti.
 
"Ama gözlemlediğim Çerkeslerde, bu gözlem ile ilgili olarak bir yanda Çerkesler ile diğer tarafta Litvanyalılar ve Letonyalılar arasındaki garip benzerlikler göze çarpıyor. Bina tipleri, evlerin konumu, köyler, kıyafetler, dini inançlar, ağaç ve göklere ibadet, sevilen yiyecekler, misafirperverlik töresi, eski feodalizm, vs. Bütün bunlar, bu uzak ulusları birbirine bağlayan bağlantılardır. Bunlar tamamen farklı ırkların milletleridir, Bunlar, bu uzak insanları birbirine bağlayan tüm bağlantılar. Ancak, bu, tamamen farklı ırklardan oluşan bir millettir, çünkü Litvanyalılar daha çok Hint-Germen ırkına mensuptur, bu arada Finlilerle birlikte Çerkeslerle de akrabalıkları vardı." - (Kaynak: F. Dyubua De Monpere, Kafkasya'da Yolculuk. Bu bölüm ile ilgili çeviri: Tlepşuko Ömer Çakırer)
 
Elbette F. Dyubua De Monpere, onun çağdaşları ve ondan öncekiler, Leton ve Litvan halklarının etnik oluşumunda Trak kabilelerinin yer aldığını, hatta Kelt, Germen, Rumen ve Arnavut halklarının oluşumunda Trak kabilelerinin de olduğunu ve Çerkesler ile Traklar arasındaki bağı o dönem bilselerdi, daha fazla tespitte bulunabilirlerdi.
 
Çerkesce (Adıgabze) için bu yazıda, son olarak şunu diyeyim; "Seslerin ağızdan çıktığı andan itibaren bir anlam taşıdığı tek dünya dili Çerkescedir." Çerkesce'nin bu özelliğini Ber Hikmet belirtmiştir.
 
Notlar:
 
1- Allan R. Bomhard Florence'ın Proto Hint-Avrupa dilinin kökeni ile ilgili hipotezinde, Proto Hint-Avrupa dilinin komşuları şöyle: Kuzeyinde Uralic diller, Güneyinde Caucasian diller, Doğusunda Paleosibirya dilleri. Bu makalenin yazılırken, bu komşuluğun ayrıca Proto Hint-Avrupa dili kökeni hipotezini savunanlarında inkar etmediklerini göstermek için belirtildi.
 
 
2- John Colarusso'nun hipotezi olan, Hind-Avrupa dillerinin, Kuzey Batı Kafkas dillerinin ve Güney Kafkas (Kartvel) dillerinin de ortak atası olduğu iddia edilen "Pontic dil hipotezi"ne, bu makale atıfta bulunmuyor ve desteklemiyor.
 
 
3- Çerkes dilbilimcilerinin bu konuda ilerde yapacakları çalışmalarda konunun daha da netleşeceği görünüyor. Ancak Çerkes dilinin, Proto Hint-Avrupa dili ile beraber, John Colarusso'nun hipotezi olan Proto Pontic dilden türediğine dayalı iddia, güçlü bir iddia olarak görünmüyor. John Colarusso'nun bir diğer iddiası ise, Nart Destanlarının, Colarusso'nun iddia ettiği Proto Pontic dil konuşan insanlar tarafından yaratıldığı iddiasıdır ki, bu iddia konu ile ciddi olarak ilgilenen Çerkesler tarafından kabul edilmiyor, edilmesine de imkan yok.
 
Colarusso, Nart Destanlarının eskiliğini ve dünya mitolojisinin kaynağı olduğunu anlamış ki, George Dumezil'in Nart Destanları'nın bir Hint-Avrupa Destanı olduğu ve Çerkeslere Hint-Avrupalılar'dan geçtiği ile ilgili iddiasının çok sağlam olmadığını anlamış olacak ki, Proto-Pontic dil hipotezi üreterek, Hint-Avrupa dilleri ile Çerkesce'yi ortak bir ata dil olan Proto-Pontic dil'den türediğini ve Nart Destanlarının Proto-Pontic dil konuşanlarca yaratıldığını iddia ederek, Nart Destanlarının sadece Çerkeslere ait olamayacağı iddiasını ortaya atıyor. Elbette Sayın Colarusso'nun Nart Destanları konusundaki iddialarını da red ediyoruz. Çerkes dilinin, Proto Hint-Avrupa (PIE) dilini etkilediği görüşünü savunuyoruz. Çerkes dilbilimci ve etimologlara burada büyük görev düşmekte. Konuya kısa bir giriş yapmak ve bu konuyu daha önce duymayanları haberdar etmek için bu makale yazılmıştır.
 
4- Hint-Avrupalıların ataları, MÖ. 3000-2800 yıllarında küçük gruplar halinde Volga nehrinin doğusundan Avrupa'ya gelmeye başlıyor. MÖ. 2500'de Abaşeva kültüründe ilk Proto Hint-Avrupa dili ortaya çıkıyor. MÖ. 2200'de bir şey oluyor ve 300 yıl sürüyor: Büyük bir kuraklık. Dünya genelinde bir kuşağı etkililiyor. M.Ö yaklaşık 2000 yıllarında Orta Amerika ve Meksika civarındaki Maya Uygarlığı dahi bu kuraklık ile çöküyor.
 
Sümerler Mezopotamya'yı daha çok etkileyen bu kuraklık ile çöküyor, hatta Sümerce MÖ. 2000'den itibaren ölü bir dil oluyor ve onun yerini Akadça alıyor.
 
Hint-Avrupalılara olarak anılan dil grubu halkların doğrudan ataları olan insanlar MÖ. 3000-2800'de Volga nehrini geçip Doğu Avrupa'ya geldiklerinde, o dönem Doğu Avrupa'nın egemen ergatif dil konuşucusu halk topluluğunun hemen kuzeyinde yerleşiyor ve Akkusativ Proto Hint-Avrupa dili (PIE) (muhtemelen Abaşeva Kültüründe) doğuyor. Ergatif bir dilde (Siz buna Bronz çağı Çerkescesi deyin) konuşan yerli egemen komşular ile sorunsuz bir komşuluk ve etkileşim içinde 500-600 yıl geçiyor ve Proto Hint-Avrupa dilli topluluğun da nüfusu artıyor. Ama herşey MÖ. 2200'de 300 yıl sürecek kuraklığın başlaması ile oluyor (Klimatoloji bu kuraklığı bildiriyor). Karadeniz kuzeyi ve Kafkasların kuzeyindeki topraklarda bölge nüfusunu ve sürüleri besleyecek alanlar ve su kaynakları azalıyor. İşte dostça komşuluk ilişkileri o zaman bozuluyor.
 
Yerel egemenler ile İlk Hint-Avrupa göçmenler arasında dostça komşuluk, bölge hakimiyetini elinde tutma ve ele geçirme savaşına dönüşüyor ve kaybeden taraf Proto Hint-Avrupa topluluğu oluyor. Büyük kısmı bu mücadelede yenilerek batı'ya, doğu'ya ve güneye (Hititler, Luviler vs) kaçarak göçmek zorunda kalıyor. Bölgenin yerlilerinin bunları oradan sürmesi ile bitmiyor bu iş. 300 yıllık kuraklık sürecindeki savaşlar sonucu muharip gücü profesyonelleşmiş yerli egemenler, güneye fatihler olarak iniyor.
 
Güneyden kasıt, Yunanistan, Balkanlar ve Anadolu. Güneye inen fatihler Akhalar ve Traklar daha doğrusu onların kolonizatör savaşçı grupları. Her ne kadar kuraklık bitse de, gıdanın bir silah olduğunu çok iyi anlayan ve topraklarının buğday ve tahıl ambarı olduğunu keşfeden bu kuzeyli savaşçı hegamonlar, tahıl sevkiyat yollarında militer üst yönetici oldukları kolon yönetimler koruyorlar; Miken ve Truva bunlardan en iyi bilinen ikisi. 
 
Tlepşuko Öner Yılmaz ile bu konuyu irdelerken, MÖ. 3000-2500 yılları arasında Antik Çerkes yerleşim alanı (yeşil bölge) ve Proto Hint-Avrupa dilinin ortaya çıktığı bölge (sağda koyu renkli) olarak, Tlepşuko Öner Yılmaz  haritada tespit yaptı. (Bakınız 7 no'lu resim ).
 
 
Açıklamalar:
 
* Çerkes ve Çerkesce, gerçek karşılığı olan "Adıge" ve "Adıgabze" anlamında kullanılmıştır.
 
** рус. Rusça
 
*** санскрит. Sanskritçe
 
**** Sanskritçe kelimelere karşılık gelen Çerkesce kelimeler Kabardey diyalektindedir.
 
 
Devam edecek.. ( 2. bölüm - Hint-Avrupa hipotezlerine karşı bir örnek: Hara Hora Dağı)
 
Tlepşuko Ömer Çakırer
 
Cherkessia.net, 1 Aralık 2018

Bu haber toplam 2916 defa okundu.


Erdal Turan

Merhabalar guzel bir arastirma olmus,ben Dersimli ve zazayim. Amatorce dil bilimi ve mitoloji ile ilgiliyim. Azda olsa ortak bir kac kelimemiz var. ama niye var bunu cidden merak ediyorum.

"tijen" kelimesinin kralice oldugunu ve Çerkesce oldugunu ogrenmistim. etimolojik bir bag kurarak bunun cherkesler bu kelimeyi gunes icinde kullaniyorlar mi diye baktigimda cok sasirdim. Yanilmamistim :) gunes kelimesi kurtce de tav, farsca da sems. ama zazacada tij

ornek 1

turkce = gunes

zazaca = tij-e

cherkesce = tije

ornek 2

turkce = bir

zazaca = zu/ju

Daha cok vardir ama karsilastirmak lazim.

Merak ettigim bir sey daha var, cherkes dillerinde disilik erillik yapisi nasildir? Tabiatta ki nesnelerin adlandirilmasi disil eril mi veye cinsiyetsiz mi?

13 Aralık 2018 Perşembe Saat 03:16
Necmettin Karaerkek

Bu değerli,güzel bilğilendirme için teşekkürler.Dilleri tek kökenli yapmanın nedeni:Semavi Dinler'deki,dünyadaki tüm insanların tek kaynaklı,Adem-Havva'nın çocuklarından türediği görüşünden kaynaklanıyor olmasıydı.

20.yy'sonlarında ,günümüz insanının en eski örneği olarak 1,5 milyon yıllık Turkanalı Oğlan bulununca. Gündeme ;Adem'le Havva'nın "siyah -zenci"olduğu tezi gelmişti.

1986 yılında ABD'de bir Uluslar Arası Antropoloji kongresi yapıldı.
Kongre Kararı şöyle : "Afrika'dan bir zencinin çıkıp,Asya'da Sarı olması için Rambo Tekniği gerekir. insanlar ;Dünyanın aynı coğrafyaya sahip çeşitli yerlerde,aynı zamanda meydana gelmişlerdir. Kokazoit-Hint Avrupa dilleri etkileşimi de, gene arkeolojik tespitlerden kaynaklanmış. Nuh Tufanı araştırması yapan Arkeologlar, Mezepotamya ve öesinde yaptıkları 4 metreyi aşkın ,çok sayıda sondaj örneklerine dayanarak şu açıklamayı yapmıştı : "Nuh Tufanı denilen masal. MÖ:34.yy'daki Son Buzul Erimesi'dir. Yöre insanları bu süreçte ,yörenin en yüksek Dağı'na sığınmış ve zorunlu olarak,100 yıl birlikte yaşamışlardır."

Bu tespitin sonunda. Sümerler'deki: APSU-THAMAT tanrı adları, Etrüsk Zarındaki ,birden altıya kadar olan sayıların: Zı, tu, şı, plı,Tuhu,Xi gibi Adige Dilinden oluşunun. İtalya'daki: Adige Bölgesi ve ırmağının isimleri ve Bask Dili Dilindeki Kokazoid etkinin, bu 100 yıllık beraberlikten kaynaklandığını açıklamışlardı.

Çalışma ve paylaşımlarınızın devamı dileğiyle .

04 Aralık 2018 Salı Saat 12:21
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net