Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hint-Avrupa Hipotezlerine Karşı Bir Örnek: Hara Hora Dağı (2)
07 Aralık 2018 Cuma Saat 14:48
Kabardey-Balkarya Cumhuriyeti'nin Bahsan İlçesinde yer alan bir dağdır. Bu dağın Rusça yazılışı "Хара -Хора", Çerkesce yazılışı "Хьэрэ-Кхъуэрэ"dir.
 
Bu dağ ile ilgili bir çok soru akla geliyor. Bu dağ Çerkes Nart Destanlarındaki Harame Uaşkha (Хьарамэ Уащхэ) mı? Ya da Harame Uaşkha Elbrus (Эльбрус. Çerkesce: Уащхьамахъуэ) dağı mı? İkisinden birinin kesinlikle Harame Uaşkha dağı olduğunu kabul etmemize bir engel yok.
 
 
Nart Destanlarının MÖ. 8-7. yüzyıllarda İskitler ile ortaya çıktığını ve İskitlerin de Hint-Avrupa kökenli İrani bir halk olduğunu iddia eden Sovyet hipotezleri (varsayımları) bilinmektedir. Bu açıdan "Hara Hora" dağının adına bakan anlayış bu dağın Hint ve İran mitolojisi ile ilgisi olduğunu ve dağın adının Sanskritçe olduğunu iddia etmektedir.
 
Bütün bu iddiaların kaynağı ise Kuzey Kafkasya'nın Proto Hint-Avrupalıların ana yurdu (Urheimat) olduğu, Hint-Avrupalıların ortaya çıktığı ve dünya'ya yayıldığı yerin Kuzey Kafkasya olduğu iddiasıdır.
 
Dağın adı olan "Хьэрэ- Кхъуэрэ", Çerkesce'de doğrudan "Köpek ve Domuz" demektir ki, dağın şekline izafeten Çerkeslerin böyle demesi akla daha yakın gelmektedir.
 
Elbette bu ad'a Hint-Avrupa dilleri ile özellikle Sanskritçe ile derinlik katarak, Kuzey Kafkasya'nın Proto Hint-Avrupalıların anavatanı ve Nart Destanlarının da bir Hint-Avrupa Destanı olduğu yönündeki iddialarını güçlendirecek bir done olarak görüyorlar bu toponimi.
 
 
 
 
Hara Hora dağının (Хьэрэ Кхъуэрэ), çeşitli uzaklık ve açılardan resimleri. Bahsan Rayonu, Kabardey-Balkarya Cumhuriyeti
 
Hara Hora dağının oldukça yakınında "Nartların mezarlığı/кладбищем нартов" adı verilen arkeolojik alan çok önemlidir ( http://kbrria.ru/…/na-kladbishche-nartov-naydeny-zahoroneni… ).
 
Bu yerdeki MÖ. 8-7. yüzyıllara ait arkeolojik buluntuların Kimmerlere ait olduğu tespit edilmiş ( http://sk-news.ru/news/raznoe/12912/ ).
 
Kimmerler Hint-Avrupalı mı?
 
Buluntuların (elbette iskeletlerin de) MÖ. 8-7. yüzyıllardan daha önceki dönemlere ait olma ihtimali yok mu? Bu konuda sorular oldukça fazla ( http://oikumena.org/kladbishhe-nartov-raskopki-drevnego-ne…/ ).
Bu arada, Nartların adı "Srimad Bhagavatam" ın ünlü kitabında on birinci bölümde açıkça yer almaktadır: "Lord Krishna'nın Dvorak'a dönüşü" adlı bölümde "Nartların ülkesi olarak adlandırılan çiçek açan alanın sınırlarına ulaşmış" ifadesi vardır.
 
Aslında bu ifadeden, Hint mitolojisi aracılığı ile milattan önceki çağlarda, Hindistan'daki Hint-Avrupalıların (Aryaların) Nart ülkesinin varlığı hakkında bilgi sahibi olduğunu anlıyoruz.
 
Elbette Hint-Avrupa hipotezlerinin savunucularının çoğu, MÖ. 2200-1900 yılları arasındaki tüm dünyayı etkileyen "Büyük Kuraklık" konusunu ve Proto Hint-Avrupalıların Yamnaya-Maykop kültür alanı sınırlarına yerleşerek komşu olan "Volga nehrinin doğusundan gelen göçmenler" olduğu gerçeğini es geçiyorlar.
 
MÖ. 2200-1900 yılları arasındaki 300 yıllık bütün dünya'yı etkileyen "Büyük Kuraklık" döneminde Sümer ve Maya gibi büyük medeniyetler dahi ortadan kalktı. Aynı dönemde Hint-Avrupalıların Karadenizin kuzeyinde Pontik stepler ile orman kuşağı sınırındaki topraklardan doğu'ya, batı'ya ve güney'e göç ettiklerini görüyoruz.
 
Aslında bu göç değil. Göç denilen olgu esasen, Pontik bölgesinin Aryen öncesi yerli insan topluluklarının, MÖ.3000-2800'den itibaren, Volga'nın doğusundan küçük gruplar halinde gelerek ortaya çıkmaya başlayan Proto Hint-Avrupalılarla ilişkilerinin, kuraklığın başlamasıyla birlikte kaynakların kısıtlı hale gelmesi sonucu çatışmaya dönüşmesiyle, mağlup olan Proto Hint-Avrupalıların Pontik bölgesi ve çevresinden sürülmesinden başka bir şey değildir.
 
Pre-Aryen (Aryen öncesi) yerli hegamonların dili, mitolojisi ve kültüründen etkilenmiş Proto Hint-Avrupalılar mağlup olup Pontik bölgesinden zorla çıkartılmış, batı'ya, doğu'ya ve güney'e zorunlu olarak göçmüşlerdir. Proto Hint-Avrupalılar ve Pontik bölgesinin Pre-Aryen Yerli Halkı arasındaki 300 yıllık çatışmalar galipler ve mağlupların içinde profesyonel savaşçılardan oluşan kalabalık militer grupların da ortaya çıkmasını sağlamıştır.
 
Zaten Hint-Avrupalıların ardından Pontik steplerindeki yerli hegamonlardan oluşan bazı profesyonel militer güçlerin yerlerinde durmayıp, milattan önce ikinci milenyum başında, bu passioner itki ile güneye indiklerini, gittikleri yerlerdeki yerli eski anaerkil topluluklar üzerinde hakimiyet tesis ettiklerini (Akhaların Minos/Pelasglar üzerindeki hakimiyeti gibi) ve koloni krallıklar kurduklarını görüyoruz (Akhalar, Traklar/Truvalılarda Trak vd).
 
Pontik bölgesinin yerli halkının, Hint-Avrupa dili ve mitolojisini etkilediğini açıkça söyleyebiliriz. Hint-Avrupacı cenahın bundan utanmasına gerek yok. Hint-Avrupa dillerindeki Çerkesce ile benzer kelimelerin Hint-Avrupa dilinden Çerkesce'ye ödünçleme (loans) girdiğini iddia ediyor onlar. Ancak günümüzde Proto Hint-Avrupa dilinin (PIE Language), bir kaç dilin etkileşimi sonucu MÖ. 2800-2500'lerde ortaya çıktığı ile ilgili ciddi bilimsel araştırmalar da var.
 
Konuyu daha iyi irdelemek için Hint mitolojisine şöyle biraz bakalım. Hint mitolojisinde "Shakti", Tanrı'nın kadınsı tezahürüdür; Radha, Krishna'nın kadın hipostasisidir. Ve "Hara-Hora" ve "Harihara" kelimeleri ne kadar benzerdir? Harihara ismindeki Hari yani Vişnu Hinduizm'de Tanrı'nın bir formudur ve Hara yani Şiva'da Tanrı'nın bir insanda enkarnasyonudur. Aynı zamanda antik Zerdüşt edebiyatının eseri olan Zerdüşt kutsal kitaplarının bütününü oluşturan ünlü "Avesta"da, mitolojik dağ sistemi Hara Berezaiti'den bahsedilmiştir.
 
Genel olarak, "Hara" kelimesi dünyanın birçok ulusunda bulunmaktadır ve çeşitli kavramlar anlamına gelir. Antik Yunan mitolojisinde de bir dizi coğrafi nesnenin adı olarak bahsedilmiştir, aynı zamanda koro halinde bazı şarkılarda geçer. Bunun yanında 1220-1260 yıllarında Moğol imparatorluğunun başkenti olan, ortaçağda Hara-Khorum olarak adlandırılan Harhorin'in adında da böyle bir benzerlik vardır.
 
Hara-Hora dağı hakkında Çerkes Kabardeyler'de bazı yerel efsaneler var. Bu yerel efsanelerde Hara Hora dağının adıyla ilgili "oyulmuş/şekil verilmiş taş" şeklinde adlandırılan anlatımlarda var. Gerçekten dağın bazı noktalarının doğal olmayan belli bir görünüşü var gibi görünüyor. Bu adın geçtiği yerel anlatımlar, eski çağlarda bu dağda gerçekleştirilen bir insan müdahalesinin yankısı mı?
 
Kabardey-Balkarya'da Bahsan İlçesinde Zayukova yakınındaki Hara Hora dağı (Хьэрэкхъу-эрэ/хьэрэкхъуэрэ), Çerkes toponimlerine uygun bir adlandırmaya sahiptir. Dağda mevcut uçurumların kenarındaki kayalardan ikisi şekil bakımından köpek ve domuza benzer. Dürbün'e gerek duymadan uzaktan bakıldığında dahi bu durum rahatlıkla anlaşılıyor. Çerkesler yer şekillerine isim verirken, mutlaka onun şekline yada orada yaşanan bir olaya dayandırırlar.
 
Tam olarak benzerlikten dolayı bu, ortak bir metafor, benzerliğe göre verilen bir isimdir. Çerkesce toponimlerde aynı Hara Hora (хьэрэ-кхъуэрэ)'da olduğu gibi benzer metaforik isimlerden bahsedilebilir. Örneğin Şapsığe'de, iki tepeye "АтакъэзэуапI" yani "horoz dövüşünün olduğu yer" denir.
 
Adıgey'de Fedz (Khodz) köyü yakınındaki iki zirveli tepeye "Ажэжьбэкъу" yani "eski keçi kasabası" denir. Kabardey-Balkarya'da Zeliqo İlçesinde bir dağa "Наужьыдзэ" yani yaşlı kadının dişi, Karaçay-Çerkesya'da Zelençuk vadisinde bir dağa "Шышхьэжь" yani ''büyük at başı'' adı verilmiştir. Ve böyle benzer yüzlerce toponim bulunmaktadır.
 
Üstelik bu toponimler (ve hidronimlerin) çok eski devirlerde ortaya çıktığı ile ilgili bir gerçekte var. Bu gerçeklikten bakınca Hara Hora dağının (хьэрэкхъуэрэ) adının etimolojik kökenlerini Hint-Avrupa dillerinde aramak boşuna bir çabadır.
 
Her ne kadar Sovyet hipotezlerine göre Çerkes Kabardeyler, günümüz Kabardey-Balkarya'ya 13. yüzyılda Kırım ve Taman'dan göçederek geldi diye iddia edilsede, MS. 8. ve 9. yüzyıllarda ve Moğol istilası öncesinde ki asırda dahi Kabardey-Balkarya'da Çerkes Kasog (Zikh) varlığı bilinmektedir ve "Merkezi Kuzey Kafkasya'nın Arkaik Çerkes kabileleri"nin milattan önce dahi var olduğu gerçeği, günümüz Kabardey-Balkarya'sında Çerkes etnik varlığının tartışmasız bir şekilde çok daha eski olduğunu ortaya koyar.
 
Elbette Sovyet hipotezlerini benimsemiş olanlar için, Kabardeylerin bütün Kuzey Kafkas Halklarının karışımı olan Çerkesce konuşan bir topluluk, gelecekte var olacağını düşündükleri ütopik Kafkas Halkının Proto (öncül) hali olduğunu iddia edenler için bu bilgiler kabul edilmesi zor olan gerçeklerdir.
 
19. yüzyılda Kabardey'den Şapsığe'ye, Mezdegu'dan (Mozdok'tan) Psıbe'ye (Bzıp'a) kadar olan topraklarda, Çerkes (Adıge) halkının, tarihi derinliği olan etnik, lingustik ve kültürel bütünlüğünü görmezden gelmek, beyhude bir çaba ve Çerkes etnik bütünlüğünün aleyhine bir karşı duruş sergilemekten öte bir şey değildir. Diğer taraftan "Kafkas" isminin başka kültürlerde, başlangıçta sadece Elbrus'a ait bir isim olduğu ve tüm coğrafyanın ismi olmadığı da bilinmektedir.
 
Kaynakça:
 
1- Srimad Bhagavatam, 11. bölüm, Lord Krishna'nın Dvorak'a dönüşü
 
2- http://kbrria.ru/mneniya/na-kladbishche-nartov-naydeny-zahoroneniya-dlinnogolovyh-lyudey-15164?fbclid=IwAR0qd6Kc_B0pXkCoSo6vfTRp7oGYaWmX4T1IrNIRGZmpnWndIntHjeeRd1c
 
3- http://sk-news.ru/news/raznoe/12912/?fbclid=IwAR363SK0zuysGUiAfls8Qqv9waQATiSku-J-ZY9pstWu0CCzJrd5moVcs0o
 
4- http://oikumena.org/kladbishhe-nartov-raskopki-drevnego-nekropolya-v-kabardino-balkarii/?fbclid=IwAR2DAr_vNkRgMMcS-B8bRB3pei2BXqxMSqcR6XHlpvjAmno7t24kkkizJkI
 
5- http://www.hurriyet.com.tr/amp/kuresel-iklim-degisiklikleri-anadolu-uygarliklarini-etkilemisti-8156183
 
6- https://vroegemiddeleeuwen.weblog.leidenuniv.nl/2010/05/16/the-narts-saga-s-and-indo-european/?fbclid=IwAR3UKFoaCTMbbAqfM-YQMw37-PM5QKs14xEVLxI_ksdljuFHrtlzAsw-1oI
 
7- http://www.johncolarusso.net/pdf/Dumezil&Details-98.pdf
 
8- https://www.google.com/url?sa=t&source=web&rct=j&url=https%3A%2F%2Fen.m.wikipedia.org%2Fwiki%2FHara_Berezaiti&ved=2ahUKEwiGusiw35jfAhXhsYsKHXdFBIUQFjAAegQIBRAB&usg=AOvVaw1Rjce9RZAdS1BFRBBwhbyy&fbclid=IwAR2IjXZOudBFY3vVI_Jp_iDFr-mUGhTWNIyS3YHZ6sTrnsaYdM5VpO2Qtp0
 
9- https://viktorkotl.livejournal.com/8409.html?fbclid=IwAR1mAhw6OivvgUCO13fA7PXJbpsYNulbb7LnzqkgiK3F92Gaarqq9980Oso
 
10-http://www.natpress.net/index.php?newsid=17366&fbclid=IwAR3beSg0AdRStCWrg9Jjmzj2Q6ic2iPYQsTVoSBQ7iH7oYgx0CeuVaWLb4M
 
 
Devam edecek... ( 3. bölüm - Çerkes Etnik Kökenine Karşı Oluşturulan Dezenformasyon Blokları)
 
Bir önceki makalenin linki: http://cherkessia.net/makale_detay.php?id=3815
 
Tlepşuko Ömer Çakırer
 
Cherkessia.net, 7 Aralık 2018

Bu haber toplam 3248 defa okundu.


necmettin karaerkek

Önce bu değerli çalışmayı ,sonra paylaşımı yapan sizlere öncelikle teşekkür ederim.

Bir katkı olur ,araştırmalarda dikkate alınır düşüncesiyle İki önemli tespiti hatırlatarak,kişisel görüşümü ekliyorum:

1- 18.yy'sonunda,İngiliz destekli Alman Üniversitesi'nin İrkları : Kokazoid-Mongoloid ve Negroit olarak 3' ayırıp.Kakkasya'yı "Beyaz Irk'ın kökeni "olduğunu bilimsel olarak açıklaması. 2 - 20. yy' sonunda Arkeologların ortadoğuda yaptıkları 4 m'yi aşan sondajlar sonunda. Nuh Tufan'nın MÖ:34.yy'daki "Son Buzul erimesi olduğu ve 100 yıl sürdüğü". Bu süre içinde yöre insanlarının 100 yıl birlikte yaşadığı.Sümer tanrı adları: Apsu ve Thamat,Adige nehri ve Bölgesi,Etrüsk Zarı'ndaki: Zı,Tu,Şı,Plı,Txu,Xi sayıları......'nın bu birlikteliğin sonucu olduğu.

Bizans İmparatoru Konstantin Porpirogenitus'un verdiği bilğiye göre, Hazar İmp.Yaşayan Adigeler'in ,Hazar yöneticilerinin yahudi inancını kabul etmeleri üzerine isyan edip,Kabarıp ,Kaberdey adını onlardan alarak ,ülkeyi 950 yılında terk ettikleri. (Yani 950 yılından önce,şimdi bulundukları coğrafyada olmadıkları )

08 Aralık 2018 Cumartesi Saat 15:09
semih akgün

Ömer kardeşim aşağıdaki yazdıklarımı bir iddia veya tezlerine alternatif olarak görmez isen bazı dip notlar;

1-Hellen/Yunanca'da dans anlamına gelen "khoros" sözcüğü vardır.

2-Trabzonlular hasat yapılmış tarlalarda, mısır saplarının kışın hayvanlara yem yapılmak için harmanlanmasıyla oluşan mısır demetlerine horom dermiş. Oradan yanyana duran mısır demetlerinin oyun oynayan insan görüntüsü verdiğinden dolayı "horon" sözcüğünün temelini oluşturduğu düşünülürmüş.

3-Komşumuz Gürcistan'ın Batum yöresinden bir halk oyununun adı da "Horomi"dir. Gürcüler buna "Khorumi" dediği için Rumluğu atıf olabilir. Khorumi Artvin halk oyunları içinde de kabul görmüş olarak oynanır. Bir savaş oyunudur, yalnız erkekler tarafından oynanır.

4-Çerkesçe'de "Hurum" adıyla Çerkesya'da ki Rum komşularını nitelemişlerdir. Bu adla Şapsığlar arasında kalabalık bir aile olduğu da bilinmektedir. Hurumlar'ın Çerkesleşmiş Rum (ya da Helen) olabileceği gibi, Rum/ Helenleşmiş Çerkesler olabileceği ya da her ikisi birden de olabileceği akıldan çıkartılmamalıdır. Konu dışı fakat dikkat etmek gerek ki mitolojik anne Setenay Aleko ailesindesindir. Aleko adı içinde Alexander/ İskender atıf yapanlar var. Tabii bilemiyorum. Belki Elen sözcüğü ile de ilgili olabilir mi?

5-Çerkes danslarında nakarat olarak "Horayda"'yı biliyoruz.

08 Aralık 2018 Cumartesi Saat 13:21
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net