Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bir Ermeni Coğrafya Eseri 'Ашхарацуйц'ın İzinden Hint-Avrupalı İR' ler, Dwalı Halkı ve Dwalı Toprakları (6)
12 Şubat 2019 Salı Saat 15:03
Aşharatsuyts, VII. Yüzyılın başlarında derlenen eski Ermenistan coğrafyası ve haritacılık şaheseridir. Bu eseri uzun bir süre boyunca tarihçi Movses Khorenatsi yazdı diye düşünülüyordu. Ama bu eseri artık Anania Shirakatsi'nin yazdığı düşünülüyor. ''Ашхара/Աշխարհա'' Ermenice Dünya, ''цуйц/ցույց'' Ermenice gösterim demek. Bu iki kelimenin birleşiminden "coğrafya" anlamı çıkmıştır. Aşharatsuyts (Ашхарацуйц) adlı Ermeni coğrafya eseri, günümüz Kabardey-Balkarya Cumhuriyeti sınırları içinde MS.VII. yüzyılda yaşayan Aşdigor (Aшдигор) adlı kavimden bahseden ilk ve tek kaynaktır.
 
Aşharatsuyts adlı kitapta yazılanlara göre hazırlandığı iddia edilen bir harita. Ancak bu harita kitapta yazılanlara göre eksik ve hatalı.
 
Digorlar da, İr'ler (İron) gibi Dwalı halkının içlerinde asimile olduğu bir topluluk olmaktan çok Osetleşmiş Dwalı topluluğuna yakın ve modern Adıgelerin ortaçağda Moğol istilası öncesi dönemdeki arkaik bir topluluğuydu. (1)
 
Digorlar (Rusça; Диго́рцы, Digor lehçesinde; дигорæ, дигорæнттæ, дигорон, İron lehçesinde; дыгур, дыгурæттæ, дыгурон), İron Wellacir (Alagir) topluluğunda olmayan, XIV. yüzyılın sonunda Timur'un Kuzey Kafkasya'yı istilasıyla ilgili söylencelerini korudular. Bu noktada İron Wellacir (Alagir) topluluğunun o dönemde Kuzey Kafkasya'da olmadığının en önemli göstergelerinden biride budur. En büyük Oset topluluğunun ve Osetya'ya kendi adını İrişton (Ирыстон) (Persçe İristan) olarak veren bir topluluğun Timur'un Kuzey Kafkasya'yı istilasıyla ilgili bir hatıraya sahip olmaması büyük şüphe uyandırıcı bir durumdur. İr'ler bütün Osetya'ya İrişton desede Digorlar kendilerine asla İron demezler. Digorlar için İron, Oset etnosu içindeki diğer alt gruptur.
 
Digorlar toplam Oset nüfusunun %10'udur. Günümüz Osetya'sında yaşayanlar "Doğu Digorları"dır. Batı Digorları 20. yüzyıla kadar günümüz Kabardey-Balkarya Cumhuriyetinin dağlık arazi kesiminde Uruh, Lesken, Yukarı Çerek ve Yukarı Çegem yörelerinde yaşıyorlardı. Batı Digorları'nın nerdeyse çoğu Balkarlar içinde asimile oldu. Geriye Kabardey-Balkarya Cumhuriyetinde Uruh vadisinde Ozrek köyünde yaşayan Batı Digorları kaldı günümüzde. Batı Digorlarına özellikle Yukarı Çerek'de yaşayanlarına, Ardon nehri vadisinde yaşayan İr'lerin "Bılğaron" yani Dağlılar dedikleri folklörlerinde var.
 
Günümüzde Balkarlar Bılğaron adının kendileri için söylendiğini ve Bulgar demek olduğunu iddia ederek, kökenlerinin bir kısmını Bulgarlara, Bulgarları da Koban Kültürü halkına ve Kimmerlere bağlayarak, MÖ. 1200 yılına ve Yamnaya kültürü ile Kimmer halkının doğrudan ilgisi dolayısı ile 6000 yıllık bir geçmişe sahip olduklarını iddia eder oldular.
 
Vahtaşuni Bagrationi eserinde "Язык у них древне-двальский и ныне говорят на собственно Oсском. ибо язык черкезов другой." diyor. Tam olarak çevirirsek "Onların dili Eski-Dwali dili ve şimdi Osetçe konuşuyorlar. Çünkü Çerkez dili farklı." Yani Vahtaşuni Bagrationi Dwali halkının açıkça bir Çerkes lehçesinde konuştuğunu söylüyor.
 
Tuali da denilen Dwali halkından ilk kez, Gürcü araştırmacı G.A. Melikişvili'de anlatılan eski Asur kralı Tiglathpalasar I'in yazıtlarında M.Ö. XII. yüzyılda bahsedildiği öğreniyoruz. Yani Demir çağında Merkezi Kuzey Kafkasyadaki "KOBAN KÜLTÜRÜ" dediğimiz MÖ. 13. yüzyılda yani MÖ. 1200'de ortaya çıkan yerli demir çağ kültürü halkının Dwali halkı olduğunu ve Asurlular ile de ilişki içinde olduğunu öğrenmiş oluyoruz.
 
Dwalı/Двалы (Туальцы, туаллæгтæ, туаллаг) halkının tarihte çeşitli kaynaklarda Dwel/двел, Tobel/тобел, Tubal/тубал, Tual/туал, Tualı/туали, Dwalı/двали, Duwal/дувал ve Twal/твал şeklinde yazımları mevcuttur. Ortaçağ Arap kaynaklarında da Kuzey Kafkasya'da Tulas adında bir kavimden bahsediliyor.
 
 XV.-XIX. Yüzyıl Oset Dağ Toplulukları
 
Günümüzde Gürcistan'ın Kuzey Osetya ve İnguşya sınırında yeralan, Gürcüleşmiş Kazbegi ve Mtuili bölgeleri halkının da Dwalı halkı kökenli olduğunu biliyoruz. Dwalı halkı 15. yüzyılla kadar günümüz İnguş ve Çeçen topraklarının da dağlık kısmında yaşıyordu. Dwalı halkı Kuzey Kafkasya'da ilk kule mimarisini ortaya çıkaran halktır ayrıca. Kuzey Kafkasya'da bulunan en eski kule kalıntıları Dwalı halkına aittir. Kabardey-Balkarya, Kuzey Osetya, Svaneti, Raça, Jawa, Hevi, Hevsur, Tuşeti ve Pşav bölgelerindeki kule mimarisi tamamen Dwalı halkının kule mimarisine dayalıdır.
 
Günümüzde Güney Osetya'da, Transkafkasya Askeri yolu üzerindeki "Ruk" geçidi ile Tiflis Askeri Yolu üzerindeki "Mamison" geçidi yakınında yaşayan "Kudar" (Куда́рцы, Къуыдар, къуыдайрæгтæ, къуыдайраг) Oset topluluğuda Dwalı kökenlidir. Aşharatsuyts (Ашхарацуйц) adlı eserde Kudar, "Kowdētk" formunda geçiyor. Kud/Kowd ve Gürcü eki -et ile sonuna Ermeni eki -k getirilerek bu eserde Kudar'lardan bahsediliyor. Kud/Kowd adının günümüzde - ar eki aldığını da görüyoruz. - ar (-är) eki Svanca çoğul ekidir. Bu noktadan Kudar adının Kud'lar demek olduğu da ortaya çıkıyor. Kudar topluluğunun Svanlar (Şwan-är) ile de ilişki içinde olduğu anlaşılıyor.
 
Kudar topluluğu Koban Kültürünü oluşturan Dwalı halkının da bir parçasıydı. Ve tarihte İskit diye anılan halkın Yunanca Scuthae adına bunların adının kaynaklık ettiğini söyleyebiliriz. İskitlerin gerçek adı olduğu söylenen Skuda/Skuta/Skuδa adının Kudar daha doğrusu Kud/Kowd adı ile ilgisi var. Hint-Avrupacı kulüp üyesi bazı Oset etimologlar bu adın İrani bir ad olduğu ve Kuh-dağ, Dar-kapı adlarından Kuhdar>Kudar olduğunu iddia ediyorlar. Vahtaşuni Bagrationi ise kesin bir dille Kudar'ların da kökeninin Dwalı olduğunu belirtiyor.
 
Biz İskitlerin, en azından erken dönem İskitlerin, Hint-Avrupalı bir halk olmadığını, Çerkes (Adıge) halkıyla etnik, kültürel ve lingustik olarak doğrudan alakalı yerli bir Kafkas halkı (Dwalı) ve bir Koban Kültürü kabilesiydi. Sarmat adının ilk formu Saur-o-mat'dır. Savır (Saur) ve Mat adında iki kavim yada kabilenin adından geliyor Sauromat adı. Merkezi Kuzey Kafkasya'da ilkçağ'da dahi bilinen Savir'ler, Ugor-Samoyed Sabirler (günümüz Selkupları) ile kasten yada yanlışlıkla bir çok tarihi çalışmada karıştırılıyor. Savir'lerin (Saurların) de günümüz Kabardey-Balkarya topraklarının bir kısmında MS. 6. yüzyılda yaşadıklarını biliyoruz.
 
Dwalı kökenli diğer bir halk ise, Kuzey Osetya'da, Gürcistan'ın yine Gürcüleşmiş Dwalı toplulukları olan Kazbegi ve Mtuili bölgelerine sınır komşusu olan, Gürcü Askeri Yolu üzerindeki dağ geçidi Daryal'ın yakınında yaşayan Tagaur'lardır (Тагаурцы, Тæгиатæ). Osmanlıya göçeden Oset kökenli General Musa Kundukhov bunlara mensuptur. Kundukh sülalesi bir Tagaur Eldar (Bey) sülalesidir. Ünlü ölü evlerinin olduğu Dergevş ve Koban Kültürünün ilk bulunduğu Koban köyü Kazbegi eteklerindeki Tagaurya (Тагаурия)'dadır.
 
Ksan (Чсанцы, ксанцы, чысайнæгтæ, чысан) Oset topluluğu da Dwalı kökenlidir
 
Kuzey ve Güney Osetya'da yaşayan İron dağ topluluklarını oluşturan Ardon bölgesindeki Wellacır/Alagir (алагирцы) dışında kalan diğerleri olan Kudar (кударцы), Kurtatı (куртатинцы), Tagaur (тагаурцы), Trusov (трусовцы), Tualı (туальцы), Urstual (урстуальцы) ve Ksan (чсанцы) topluluklarının hepsi Dwalı halkı kökenliydi. Öyleyse bu Wellacir/Alagir adındaki (алагирцы) İr (Ир, Ирæттæ, Ирон) topluluğu Osetler içindeki Hint-Avrupalı etnik alt-grubu oluşturuyordu. Bu noktada Güney Osetlerin, Kuzey Osetya'dan 13. yüzyılda Şida Kartli bölgesine göç ettiği ile ilgili Gürcü iddiasıda çürümüş oluyor. Wellacir (Alagir) İron topluluğu toplam Oset nüfusunun yüzde 40'ını, oluşturmaktadır.
 
Gürcülerin Osetlere verdiği "Os (Оc)" adının Rus ve Arap kaynaklarında geçen As (Ac) halkıyla ve bu halkın Oset - İronlarla bir ilgisi olduğu görünmüyor. Bu adın Aşdigor/Aшдигор olarak (sonraki kaynaklarda özellikle Rus tarihi yazımında As-Digor/Ac-дигор diye yazılıyor, ama orjinali Aşdigor'dur), MS. 7. yüzyılda bahsi geçen halkla ilişkili olduğu kesin görünüyor. Bu halkın (Digor) çok sonra Osetleşmiş olduğu da gözüne alınırsa İron (aslında İr, -on çoğul eki) topluluğunun As - Alan olmadığı ortada. Rus korumasına girdikten sonra Çerkes (Adıge)-Kabardeyler'in Jılakhstaney (Terek) bölgesinden alınan şimdiki Kuzey Osetya'daki Ardon, Mozdok (Mezdegu), Kirovsky Rayonlarına yayılan Alagirtsi/Aлагирцы (Wellacir, Wellagir, Alagir) topluluğunun adından İr (Ир) halkını tespit edebiliyoruz. Уæллаг-Ир diye Osetçe yazılan bu ad içindeki Wellag/Wellac (Уæллаг) kelimesi Upper/Verkhniy/Yukarı demektir. İr/Ир adını tespit ettiğimiz diğer bir ad ise "Ardon/İrdon" adıdır. Alagir ve onun kuzeyindeki Ardon Rayonu'ndan geçen Ardon nehrinin anlamı Ar/İr (Ир) ve don-su şeklinde iki kelimeden oluşmuştur. Buradan İr halkının vadisine yerleştiği nehre "İr suyu" dediğini anlıyoruz.
 
Şunu da belirtelim; İskit ve Sarmat halklarının İrani bir Hint-Avrupa dili yada başka bir Hint-Avrupa dili konuştuğuna dair hiç bir belge yoktur. İskit ve Sarmatların (ve Sirakes ile Alanların) İrani dil konuştuklarına dair hiç bir kanıt yok iken, bunu ortaya atanlar ise Klaphort ve aynı dönemdeki bir kaç bilimadamıdır. Bu iddiayı ortaya ilk ortaya atan bu üç-dört bilimadamının ortak noktası ise o dönemde Aryenistlerin merkezi olan Rus Çarlığı Emperyal Bilimler Akademisi'nin üyeleri olmalarıdır.
 
İr halkına Os/As adının verilmesi de Rus Çarlığı Bilimler Akademisinin bir icadıdır. Bu halkın Pers kralları tarafından Daryal geçidine yerleştirilen Med kolonileri olduğu da, İskit, Sarmat, As, Alan kökenli olduğuda, Rus Çarlığı Bilimler Akademisi böyle olduğunu istediği için, Kuzey Kafkasyayı Hint-Avrupalıların anayurdu olarak görme fantazisine sahip oldukları içindir, yoksa gerçek olduğu için değildir. Halbuki Medlerin dili ile ilgili bir kayıtta yoktur. Öyleyse bu İr halkının (Wellacir) halkının izini sürmemiz gerekiyor.
 
Bu noktada elimizde geriye üç ihtimal kalıyor:
 
Oset dilindeki %20 oranında bulunan İrani kelimelerin (Kuzey Doğu İran dilleri ile alakalı) Özbekistan'ın Tacikistan sınırına yakın bir bölgede konuşulan ve Eski Soğd dilinin günümüzdeki bir bakiyesi olarak görünen Yağnobi diline çok benzemesi ve Peştun diliyle de ilgili olmasına dikkat edersek, bu İr halkının;
 
1-Moğol istilası ile o bölgeden 13. yüzyılda kaçan ve Kumanlarla birlikte çoğu Macaristan'a giden Yazigi'ler olduğu iddia edilen bir topluluktan kopan küçük bir grubun (Aytek Namıtok onlardan Çerkes Tarihi adlı kitabının birinci cildinde Aere diye bahseder ve Aerelerin sadece Oset İronların değil Abhazlarında ataları olduğunu bildirir) Kafkas dağlarının Merkezi bölgesinde şimdi Ardon denen nehir vadisine yerleşen bir parçası olduğu,
 
2-Safevi Şahları tarafından 16. yüzyılda Afganistan Tacikistan sınırından alınan bir topluluğun Daryal geçidine iskan edilip bölgede yaşayan Dwalı topluluklar ile etkileşime girerek Oset dilinin Çerkes dili ağırlıklı, Çerkes, Gürcü, Svan, Türki ve İrani diller karışımı bir dil olarak bu İr, Digor ve Dwalı halkının ortak dili olarak ortaya çıktığı,
 
3-İkinci maddenin başka bir versiyonu olarak, Safevi Şahları tarafından 16. yüzyılda Afganistan - Tacikistan sınırından alınan bir topluluğun Gori ve Tiflis arasına iskan edilip, sonra yavaş yavaş Gori'den kuzeye, bölgede yaşayan Dwalı topluluklar arasına yerleşmesi ile bu halklarla etkileşime girerek Oset dilinin Çerkes dili ağırlıklı, Çerkes, Gürcü, Svan, Türki ve İrani diller karışımı bir dil olarak bu İr ve Dwalı halkının ortak dili olarak ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Hatta günümüz Oset dilinde belirli bir kişiyi ifade eden gelecek zaman fiil eki Kabardey lehçesinin fiil gelecek zaman eki ile nerdeyse aynıdır.
 
İkinci ve üçüncü madde diğer ikisine göre çok zayıf bir ihtimal olarak kalıyorsada üçü birden diyebiliriz. 1395-1400 yılları arasındaki Timur'un Kuzey Kafkasya'yı istilasıyla ilgili olarak Wellacir ve İrdon halkında bir hatıra yok. Bunun yanında Gori ve Tiflis arasında 16., 17., ve 18. yüzyıllarda yoğun Oset yerleşimleri olduğu biliniyor. Gürcülerin, Gürcistan içinde bulunan Abhaz ve Çeçen gibi halkların hep kuzeyden geldiği ile ilgili hipotezler öne sürdüklerini de dikkate alsakta, bu topluluklarının kuzeyden geldiği iddiası çok gerçekçi görünmüyor. Ama Osetleri Wellacir ve İrdon (Æрыдон) toplulukları (İr'ler) açısından, Timur istilası sonrası kuzeyden gelip, 16. yüzyılda Safevi Şahları tarafından önce Gori ve Tiflis arasına Kartli Krallığı içine iskan edilmiş Kuzey Doğu İrani dillerinden birini konuşan küçük bir topluluklarla karışıp birlikte Dwalı ve Digor topraklarına yayıldıkları görülüyor.
 
Devam edelim...
 
Maykop Kültürü ve Timur İstilası Arasındaki Uzun Dönemde Kuzey Kafkasya'daki Etnikve Lingustik Duruma Kısa Bir Bakış:
 
İçkeriya'nın (Eski Durzuketi'nin) ve Sımsır'ın gerçek yerli halkı olan Ostroylarların, Rus Kafkas savaşlarında Çerkesler ile birlikte Ruslara karşı uzun süre mücadele verdiği biliniyor.
 
Orsthoyların, Maykop Kültürü ile doğrudan alakalı bir halk olduğunu söylemek istiyorum. Digorların, Dwalı halkının (Tagaur, Kudar, Tuallag vs) ve Orsthoyların (Karabulaklar) Çerkesler ile aynı etno-lingustik ve etno-kültürel kökenden gelmiş arkaik Çerkes (Adıge) toplulukları olduğu gerçeğini görmek istemeyenlerin tercihini bilemeyiz elbette, ancak her geçen gün hakikatler daha fazla ortaya çıkacaktır.
 
Y-DNA meselesine gelirsek; Genler ile etnik köken tespiti yaparken teğet geçilen mevzular var. Mesela R1a, R1b, G2a1 ve J2a hakkında. Maykop, Kayakent, Yamnaya ve Novotitarovska kültürlerindeki R1a, R1b, G2a1 ve J2a'nın Hint-Avrupalı veya Kartvel yada başka bir halk kökenli olduğunu tespiti doğru mu?
 
4000-4500 yıl önce Yamnaya-Novotitarovska-Maykop-Kayakent kültürü halkı içindeki R1a, R1b, G2a1 ve J2a Y-DNA taşıyıcıları ile G2a2b Y-DNA taşıyıcılarının aynı dil, kültür ve etnik bütünlük oluşturmadığına kim itiraz edebilir?
 
Yada Moğol ve Timur istilası öncesinde Kuzey Kafkasya'da Karadeniz'den Dağıstan'a kadar topraklarda yaşayan R1a, R1b, G2a1, J2a ve G2a2 Y-DNA mensubu insanların tek bir etnik grup olmadığına kim itiraz edebilir?
 
G2a2 Çerkes (Adıge) Şapsığlarda yoğunluk oluşturuyor diye, Çerkes Y-DNA G2a2'mi olmak zorunda?
 
Genetik ile etnik köken tespiti yapacaksak eğer, öyleyse Kuzey Denizinden Urallara kadar bütün Avrupa MÖ. 3000'den önce Çerkes idi diyebiliriz, çünkü Avrupa'nın her tarafı G2a2 doluydu o dönem. Ama etnik topluluk tespitinde antik Y-DNA sadece yardımcı bir donedir, bunu unutmamak gerek.
 
Gelelim Çeçen ve Çerkes dillerine; ve bir kaç küçük örnek sunalım ki, bütün Kafkas dilleri ortak bir atadan türedi iddiası ile etkileşim ve diller arası kelime geçişleri (loans) gerçeğini örtmeye çalışanlara mukabele olsun. Ayrıca Orsthoyların (eski Durzukların torunları), Çeçen ve İnguşlardan önceki dili hakkında da bir fikir verelim.
 
İlk kelime Çeçence, ikinci kelime Çerkesce:
 
Со - сэ - ben
 
Сан, са - си, сий - benim
 
Хьо - о, уэ - sen
 
Шу - шъо, фэ - siz
 
Ар-Ар - o
 
Тхо - тэ, дэ - biz
 
Харш/Хорш - ахэр - onlar
 
Нана - нэ, анэ, нанэ - anne
 
Да, дада - дадэ, тэ, татэ - baba
 
Ваш, ваша - шы, къош, къуэш - erkek kardeş
 
Ненанваш - ныш, нанкъош - dayı
 
Деваш - тэш, тятэш - amca
 
Мохк - хэку - anavatan
 
ЦIа - цIэ - isim
 
Са-псэ- ruh
 
Хьаша - хьащIэ, хьакIэ - misafir
 
Дашо - дышъэ, дыщэ - altın
 
Нус - нысэ - gelin
 
Дика-дахэ- güzel
 
Дога- Гу-kalp
 
Хуорд(форд) -хы- deniz
 
Ма-мы- olumsuzluk eki
 
Çerkesler hakkında yada başka bir halk hakkında genetik olarak herhangi bir saflıktan bahsedilemez, halklar her zaman yeni gelen insanlara açıktırlar. Ancak ilginç olan, Çerkeslerin % 43 G2a2-P15 ve % 16 J2'sının genom işaretlerinin, Maykop kültür genlerinin örnekleri ile tamamen aynı olması.
 
MÖ.3000-2800 arası;
 
Maykop Novosvobodnaya Kafkasya M J2a1
 
Maykop Novosvobodnaya Kafkasya M J2a1
 
Dlinnaya Polyana Rusya Maykop Novosvobodnaya Kafkasya M G2a2 örneğinde olduğu gibi.
 
Yani G2a2 ve J2a Kafkasya'da en az 5 bin yıldır beraber ve hâlâ yüksek bir düzeye sahip baskın genetik kompozisyonu oluşturuyor. Çeçen-İnguş ve Çerkes J2a'sının 1000-1500 yıl önce birbirinden ayrışmaya başladığı tespit edildi. Açıkça Orsthoyların (günümüz Durzuk bakiyelerinin) Maykop kültürünün doğu kolunun kalıntıları olduğu açık. Gürcü, Megrel ve Svan J2a, Çerkes ve Çeçen-İnguş J2a'dan çok uzun zaman önce ayrılmıştı. Gürcü, Megrel ve Svan J2a'nın Maykop Kültürü döneminde Çerkes ve Çeçen-İnguş J2a ile tek bir etno-kültürel ve etno-lingustik topluluk oluşturma imkanı yok. Günümüz Çeçen ve İnguş toplam nüfusunun ise %40'ını Orsthoylar oluşturur. Diğer tabirle Çeçenistan'ın batısı ve güneybatısı büyük ölçüde Orsthoy.
 
Orta Kafkasya'daki Maykop Kültürü kökenli insanların ortaçağdaki asimilasyonu Maykop Kültürü kökenli ortak kültür ve dile sahip Kuzey Kafkasyalı toplulukların, Kuzeybatı ve Kuzeydoğu Kafkasya'daki torunları arasında bir farklılaşmaya yol açtı. Orta Kafkasya'da yani günümüz Kuzey Osetya ve Kabardey-Balkarya'sında yaşamış Batı Alanları, bugünkü Digorların atalarıdır. Digor adı Adıge adının eski bir Maykop Kültürü varyantıdır.
 
Hiç kimse, Digorların daha önce bir İran dili konuştuğunu iddia edemez. Onların Batılı Alanların soyundan geldiği gerçeğini arkeologlar açıklıyor ve bunların Hint-Avrupa dili ile etkileşime girmiş Adıgeler olduğunu bildiriyorlar. Kuzey Kafkasya'da (Ciscaucasus), İrani etkiye girmiş diller konuşan nüfusun dili, yerel arkaik Adıge kabileleri ile Hint-Avrupalıların bir sentezidir. Adıge halkını demir çağında merkezi Kuzey Kafkasya'da temsil eden kültür Koban kültürüydü. Arkeolojik ve antropolojik olarak bu kültür antik bir Adıge kültürüydü.
 
V. V. Bunak tarafından üstünde çalışma yapılan merkezi Kuzey Kafkasya'daki Alan dönemi kafatasları, baskın antropolojik bir nüfus tipinin (Pontik tipin) varlığı sonucuna kesin olarak varır. Kuzey Osetya'nın da 16-17. yüzyılda antropolojik tipi aynı Adıgelerde olduğu gibi Pontik antropolojik tipte idi, yani bu durum bu günkü Oset-Digorlar ile Oset Tagaur, Kudar ve Tuallagların genel özelliğidir. "Bu büyük olasılıkla tüm Alanya ve Kuzey Osetya halkının antropolojik tipi Alan-Osse etnik grubunun oluşumu sürecinde Pontik idi" diyor V. V. Bunak.
 
Etnogenez ve Etnik Tarih adındaki Rusça derginin 1994 yılındaki 3. sayısında orjin sorunu ile bağlantılı "Kuzey Osetya'nın Paleoantropolojisi" adlı bir makalede V. P. Alekseev ve Y. V. Bromley'in "Kafkasya ırkının varyantları, V. Alekseev, Y. V. Bromley, 1968" adlı çalışmasının 39. sayfasından şöyle bir alıntı yapılmış "Ortaçağ Alanlar'ının Oset-İronlardan farklı olduğunu söylüyorlar. O kadar ki, aralarındaki fark, zıt iki uç arasındaki farka karşılık geliyor."
 
Ortaçağ Alan nüfusunun antropolojik tipinin günümüz Adıge antropolojik tipiyle aynı yani Pontik tip olduğu günümüzde artık kesin. Pontik tipin Digorlar, Orsthoylar (Karabulaklar), Osetleşmiş Dwalılar (Tagaur, Kudar, Tuallag ve diğerleri), bir kısım Çeçen ve İnguş, bir kısım Svan ile bir kısım Karaçay-Çerkesyalı Abazin'de de var olduğunu belirtelim. Pontik antropolojik tip, orta demir çağında Meot, Kimmer, Taur, Trak, Melanchlainoi gibi halklar ile İskit ve Sarmatların önemli bir bölümünde görünen bir antropolojik tipti.
 
Bu konuda son söz olarak şunu diyelim: Günümüz Çeçen, İnguş ve Oset halkları Çerkes (Adıge) halkıyla yakın etnik, kültürel ve lingustik bir bağa sahip kardeş halklar olmakla birlikte, kalkolitik ve bronz çağı Maykop Kültürü (elbette Kayakent, Yamnaya ve Novotitarovska kültürleri de) ile demir çağı Koban kültürü bir Çerkes (Adıge) kültürüydü.
 
Osetlerin Köken Analizi
 
Genelde Avrasya ve Anadolu etnoslarının, özelde Kuzey Kafkasya'daki etnosların etnik tarihi araştırmaları kadar dezenformasyonun olduğu başka bir alan yok. Bu halkların bilim adamı kisvesindeki bazı mensuplarının çarpıtmalarını sık sık gördük. Hele hele genetik veriler ile etnik köken tespiti furyası tam anlamıyla çıldırmışlığın ve akıl tutulmasının ilamıdır. Genetik, Antropoloji, Etnoloji ve Etimoloji gibi iki önemli bilim dalının bu şekilde elinde istismar edildiğini görmek oldukça üzücü. Konumuz Osetlerin (yani İron halkının) kökeni konusu. 
 
Devam edelim...
 
Tekrarlamalıyım, Grakov'un "İskitler" kitabını okuyunuz. Hatta iki üç kez okuyunuz. Grakov'un İskitler ile Sakalar arasında kurduğu zorlama bağları görünüz. Grakov diyorki kısaca "İskitler, Kimmerler, Meotlar, Sindler, Taurlar (Tauroi), Sarmatlar (Sauromatae), Ixomatae'ler, Agathyrsian'lar Melanchlainoi'ler (Black-cloaks/Siyah Yamçılılar),Iazyges'ler, Halani'ler, Androphagoiler, Getoi'ler (Getae'ler), Toretici'ler, bunların hepsi aynı kültüre sahip. Yaşam şekilleri aynı, üretim tarzları aynı, silah teknolojileri aynı. Hatta bilenen noktada mitoloji ve hikayeleri aynı.
 
Dil konusunua gelince, elde bu halkların özellikle İskitler, Sarmatlar, Kimmerler, Getoi'ler, Halani'ler, Toretici'ler, Sindlerin Hint-Avrupa dilli olduğuna dair bir iz olmadığı gibi, bu halkların, Volga doğusundaki halklar ile (Massagetaeler hariç) bir ilgileri de yok görünüyor. Ki Massagetaelerin de Doğu Avrupa'dan gelme, Getae'lerin bir kolu olan bir Trak topluluğu olduğu.
 
Hint-Avrupacılar Oset dilini peşinen İskit, Sarmat, Alan dili olarak baz alıp, Iazyges'ler (Yazigiler/Aslar), Ixomatae'ler, Siracesler gibi halkları da İskit, Sarmat ve Alanlar ile aynı dilli yani İrani bir halk yaptılar, hatta Kimmerleride. Bu kadarla kalmayıp bu halkları Orta Asyalı Sakalar ile aynileştirip, oradan da Soğdlar ile dahi bir etnolingustik temas kurdular.
 
Biz Oset deyince İron yani İrler denen topluluğu anlıyoruz. Osetlerin daha doğrusu İrlerin bu güne kadar duyduğunuz bütün köken hipotezlerini unutun şimdi.
 
Antik Çağda, Karadeniz kuzeyindeki İskit topraklarının biraz daha kuzeyinde,Yukarı Vorskla and Oskol nehirleri vadisinde yaşayan Irykai kavmi gözden kaçıyor sanki.(2) Bu kavmin adındaki 'Ir' ile İron adındaki İr birebir aynı. Bu halkı biz "Aeri/Airi" adıyla daha sonraki yüzyıllarda Yazigilere (Iazyges'ler/Aslar) eklemlenmiş olarak görüyoruz.
 
Irykai'leri tarihte ilk anan Heredot. Bunlar Herodot'un zamanında Yukarı Vorskla ve Oskol nehirleri kıyılarında yaşarken, yerlerinden ayrıldılar. Bir süre sonra Vorskla ve Kalitva nehirleri boyunca iki kol halinde güneye inerek bozkır bölgesinin uclarına geldiler. Osetçe orijinli toponim ve hidronimler şu ana kadar Kuzey Pontik'te pek fazla tutulmamıştır. Bunların İskitler döneminde Karadeniz kuzeyindeki Pontik steplerine indiği söylenemez, onlar hâlâ Pontik steplerin sınırındaki orman kuşağında yaşıyorlardı. (2)
 
Oset diliyle Macar dili arasındaki bazı benzerliklerde şuna işaret ediyor ki, İronlar Hint-Avrupalı olsa dahi Fin-Ugorlar ile sıkı bir ilişki içindeydi. Pontik steplerin kuzeyinde yaşayan Osetlerin dilinde Eski Bulgarca ve Çuvaşça ile ilgili de pek çok kelime var. Bu güçlü lingustik izler gösteriyor ki, İron halkının, öyle İskit, Sarmat, Alan, As gibi halklar ile etnik ve lingustik bir ilgisi yok. Aslında tarih örtülsede en nihayetinde gerçekler ortaya çıkar. (2)
 
Oset dilindeki %20 oranında bulunan Hint-Avrupa kökenli kelimelerin morfolojik olarak incelemesi sonucu bunların tamamen değil bir kısmının İrani kelimeler olduğu görülecektir. Eski Slav ve Baltık dilleriyle morfolojik olarak yakın kelime haznesini nereye koyacağız? Oset dilindeki Kıpçakça etkiyi ortaçağdaki Pontik steplerin orman kuşağı sınırındaki Türki kabileler ile etkileşimine bağlayabiliriz. %40'lık Çerkesce etkiyi ise Timur istilasından sonra güneye inip eklemlendikleri Azı kabilesinin ve içlerinde asimile olan Digor ve Dwalı halklarının dillerinden etkilenerek aldıkları, Gürcüce ve Svanca kelime haznesinide daha sonra bir kısmı dağlara doğru göçüp 16. yüzyılda Daryal geçidi çevresine iskan olup dağ toplulukları oluşturduktan sonra aldıkları şeklinde açıklayabiliriz.
 
Bir halkın etnik hafızası da önemli bir donedir. İr (Aire/Aere) halkının etnik hafızasında Timur istilası yoktur. Bunun anlamı şudur; Onlar Timur istilası sırasında Kuzey Kafkasya'da değildi. Bunların Kuzey Kafkasya'ya gelmesi 15. yüzyıldır. Geldiklerinde de Azı kabilesine (daha doğrusu Asların Kuzey Kafkasya'da kalan son bakiyelerine) eklemlendiler. Azılara eklemlenmiş bu Airelerden daha sonra kopan bir grupta önce Yukarı Kodor'daki Alan-Svan topluluğu Tson'lara, oradan da Tsabal'e inerek Megrellerle büyük ölçüde karışıp günümüzde bilinen başka bir halka dönüştüler.
 
Günümüzde ise Osetler, Karaçay-Balkarlar ve İnguşlar, Kimmer, İskit, Sarmat, Alan, As halklarının kendilerinin ataları olduğu yönünde iddialara dayalı bir yarış içindeler.
 
Çuvaşça Osetçe bir kaç örnek:
 
Çuvaş. kavrăç "dişbudak ağacı" – Osset. kärz "dişbudak ağacı",
 
Çuvaş. kĕtĕ "çalı" – Osset. kutär "çalı".
 
Çuvaş. kukăl' "turta" – Osset. gukku "börek".
 
Yegorov Gennadiy ne diyor, birde buna bakalım. "Görünüşe göre, İlk çağın başında Pontik steplerin Bulgar nüfusunun nispi miktarı belirgin şekilde azaldı. İsimlere bakıldığında, Sarmatlar arasında Bulgar isimlerinin oranı yaklaşık %16'dır. Ayrıca, diğer Türk dillerinden 11 isim (% 4.8 oranında) tespit edildi ki, başka bir Türk etnografisinin varlığı dikkat çekicidir. Belki de bunlar Kumukların (belkide Karaçay ve Balkarların bir kısmının) ataları olan Kıpçak-Kuman aşiretleriydi. Ancak, Jordan'ın "Bulgarların yerleşimlerinin Pontik stepleri üzerinde genişlediği" yönündeki görüşünü değerlendirerek, Pontik steplerin nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturduklarını ve Bulgar isimlerinin onomastiklerde nispeten küçük bir temsilini oluşturduklarını varsayabiliriz. Bulgarların, zaten yerleşik insanlar olarak, daha militer göçebe kabilelere tabi oldukları ifade edilebilir.
 
Bu gün, Çuvaşlar'ın yaşlıları arasında yaygın olan "Efes Asem/Biz Aslardık" ifadesiylede bu gerçek kanıtlanmıştır (Kaynak: YEGOROV GENNADIY. 1993, sayfa 28. Açıkça, Bulgarlar, Aslar (Yazigiler) başkanlığındaki bir aşiret ittifakının parçasıydı.). Yegorov Aslar (Yazigiler) başkanlığındaki bir aşiret ittifakının derken As-Alan konfederasyonundan bahsediyor.
 
Onomastik (Ad Bilimi) ile derlenen toplam 315 Sarmat kişi adı analiz edildi. Analiz, bu isimlerin etimolojik yorumunda, İskit adları onomistik analizinde olduğundan çok daha fazla sayıda dil kullanılmasıyla mümkün olacağını göstermiştir. Analiz etme konusunda bazı yakın isimler yardım amaçlı kullanıldı. Tüm yakın isimler bir dil kullanılarak çözüldüğünden, bu kodları çözmenin güvenilirliği arttı. Bununla birlikte, bazı yakın isimleri, farklı dillere çevirmek için ikna edici popüler isimlerden oluşan geniş bir uygulama pratiğinden söz edebilir. Anlaşıldığı üzere, derlenmiş listedeki 82 isim (% 25) birkaç dil yardımıyla çözülebilir veya Yunanca veya Latince aracılığıyla iyi çözülebilir görünüyor.
 
Örneklemdeki 233 isminin 78'i Eski İngilizce, 38'i Çuvaş'ça yardımıyla, 70'inin farklı İran dilleri (27'si Oset ve 16 Kürt ismi) ile çözüldüğü ortaya çıkmıştır. Bu durumda, kod çözme için kullanılan dil aralığı daha da genişletilebilir. Benjamin Nadel, L. Zgusta'nın "Kuzey Karadeniz Kıyısında bulunan Yunan Yerleşimlerinin Sakinlerinin İsimleri/ "Own Names of Residents of Greek Towns on the Northern Black Sea Coast" adlı kitabını kullanarak, bunlardan bazılarında Hurri-Hitit dilinde bir açıklama getirdi (BENJAMİN NADEL,1978). Böylece, Sarmatların hiçbir etnografik topluluk ile özdeşleştirilemeyeceğine inanıyoruz ve bundan dolayı Sauromatlar ve Sarmatların tamamen farklı kategoriler olduğu sonucuna varılabilir. Eğer Herodot'tan sonra ilk olarak belli bir etnik köken olarak hakkında konuşabilinsede, Sarmatlar hakkında bu kesin olarak söylenemez. (2)
 
Sarmatlar arasında önemli bir etnik birlik Anglo-Saksonlar tarafından temsil edildi, çünkü Sarmat isimlerin yaklaşık % 30'u, Eski İngilizceydi. Bu noktada İngilizler tarafından, tarih öncesi (prehistorik) dönemde Ukrayna'daki Anglo-Saksonların öncüleri üzerinde mutabakata varıldığı şeklinde de açıklanabilir. Sarmat isimlerinin geri kalanı arasında, Durzuklara ait (16 isim,% 7) ve Adıge dilinde (8 isim, % 3.5) oldukça büyük bir oranda isim de vardı. Sarmat isimleri arasında Baltık dillerinin varlığından bahsetmek için de bir sebep var, çünkü listede 4 isim var. (2)
 
Pliny ne diyor!? "Bu noktadan (Tuna ağzından itibaren) tüm halklar genel olarak İskit'tir, ancak çeşitli kesimler kıyıya bitişik arazileri işgal etmiş olsa da, bir yerde Getae (Romalılar Daçyalı der), diğeri Sarmatlar ( Yunanlılar Sauromat der), ve onların bir kısmı "Yük arabasında yaşayanlar (Waggon-dwellers) ya da Aorsi adındadır, üstelik kölelerden ya da mağara sakinlerinden değiller, Alani ve Rhoxolani'den daha sonra doğan halklardan biri bu halk. Tuna ve Hercynian Ormanı arasında Carnuntum'daki Pannonia ve Germen sınırlarının düzlükleri ve ülkelerine kadar uzanan daha yüksek kısımlar Sarmat Iazygeler (Yazigiler) tarafından işgal edilirken, onların dağlara sürdükleri Daçyalılar, dağları ve Theiss nehri kadar ormanları tutuyor" (PLINY, 1961, 80).
 
"Antik tarihçiler tarafından sunulan kafa karıştırıcı ayrıntılara rağmen, çoğu zaman İskit-Sarmat çağı etnojenik süreçleri restore eder. Bununla birlikte, antik mitleri arkeolojik araştırmaların sonuçlarıyla birleştirmeye yönelik başarısız girişimler, önemlerinin yeniden değerlendirilmesine ihtiyaç duyulmasına neden oldu ve sonuç olarak, “arkeolojik yapıları araştırmak için eski yazılı kaynakların kullanılmasından” vazgeçilmesi önerildi. Bu adım, "İskitoloji ve Sarmatolojinin, metotlu olarak kendini imha etmesinden koruyacak" (YABLONSKIY LT 2016 62).
 
Yani, sözün kısası, son dönemlerinde İskit, Sarmat, Alan kabile konfederasyonlarının tek bir kökeni ve tek bir dilleri yoktu. Bunun yanında Alan konfederasyonu içindeki Yazigiler hakkında şunu diyeyim. Claude-Charles de Peyssonnel'in, "Observations historiques et géographiques sur les peuples barbares qui ont habité les bords du Danube et du Pont-Euxin,1765" adlı kitabında Çerkes dili çok eski bir dil. Bu dil günümüzde (1765'de) Çerkesya ve Kabarda'da, Azak denizinden Hazar Denizine kadar olan topraklarda konuşuluyor.
 
Geçmişte Azak denizinin tüm çevresinde (yani Karadenizin kuzeyindeki topraklarda) konuşuluyordu. Ve hatta Macaristan'ı (Panonyayı) fetheden fatihlerin de diliydi." diyor, burada Kabarların Panonyadaki hakimiyetini hatırlayınız.
Ayrıca Kimmer, İskit, Sarmat, Ak Hazar, Alan ve As halklarının kökenini de Asya'da yada Ortadoğu'da aramakta beyhude bir uğraş. (3)
 
Aşağıdaki metinde ise Ak Hazarların Çerkesce konuştuğunu kabul ediyor.
 
"Şimdiki Kabardeylerin dili, Adıge dilinin yerel bir biçimi değilsede, bir dalıdır;
 
Kuşkusuz, Hazarların dili, günümüz Adıge-Kabardey dilinin ata dili olmalıydı." (4)
 
***
 
2017 yılında kaybettiğimiz Amjad Jamakhua'nın "Çeçenler" adlı kitabından bazı önemli bölümleride yazı dizimizin bu son 6'ıncı bölümünde konunun daha iyi anlaşılması için yer verelim.
 
İlk önce MALKH halkı ile başlayalım;
 
Malkh halkı, Orta Kuzey Kafkasya'da ve kısmen de Zelençuk nehrine kadar Kuzeybatı Kafkasya'da MÖ. 5. yüzyılda yaşamış eski bir halktı. Malkh halkını en batıda yaşayan bir Nakh kabilesi olarak gören tek bir önemli kaynak vardır. O da 2017'nin sonlarına doğru vefat eden Amjad Jaimokha'nın yazdığı "Çeçenler" adındaki kitaptır. Amjad Jaimokha Malkh adının içinde bir Nakh kelime kökü vardır diyerek Malkh halkını adından dolayı, Çeçen güneş ana Tanrı'sı Dela'nın adına bağlıyor. "Vainakh mitolojisinde bunun işareti var" diyor. Aslında çoğu tarihi yazıların kaybolması nedeniyle Malkh'lar hakkında az şey biliniyor. Ama bizim başka delillerimiz var ve Malkh halkının bir Proto-Çerkes kabilesi olduğunu ortaya koyabiliriz.
 
Ayrıca Kabardey-Balkarya merkezli yaşayan ve kısmen Karaçay-Çerkesya içinde Zelençuk nehrine kadar var olmuş bu antik halkın günümüz Kabardey Çerkes (Adıge) kabilesi ile ilgili olduğunudur. Bunun yanında aynı durum Durzuklar için geçerlidir. Durzukların Nakh (Çeçen - İnguş) kökenli olduğuna dair hiç bir veri yoktur. Ama Çerkes kökenli olduğuna dair veri vardır. Günümüz Çeçenya'sıda "Antik Kharachoi Kültürü" halkının devamı olup sonraki dönemde ortaya çıkan torunları olan Durzuklar hakkında tek kaynak Gürcü kaynaklarıdır. Bu kaynaklarda ilginç verilere sahip. (Vaynakh terimi, bir İnguş terimidir. 1957'de Çeçen - İnguş Özerk SSC yönetimince Çeçen ve İnguş halklarını konsülide etmek, İnguş Ezdel'ini Vaynakh töresi olarak genelleştirmek, kendilerini Çeçen [Nohçi, Nokhçimakoy] ve İnguş [Galgay] kabul etmeyen Orsthoyları [Karabulaklar], Vaynakh ortak terimi içinde eritmek için politik olarak Çeçen ve İnguşların ortak adı olduğu şeklinde ortaya atıldı ilk kez)
 
Durzuklar ile başlangıçta çağdaş olan Malkh halkının, Durdzukların aksine, bir monarşiye sahip oldukları biliniyor. Muhtemelen kuzeyden gelen yabancı bir (İskitler değil) tehdidin tırmanmasından sonra bu monarşi oluştu. Malkh devletinin kendisine "imparator" adını veren bir kralı vardı.
 
M.Ö. 5. yüzyıla kadar, Kuzey Kafkasya'nın Zelençuk bölgesine kadar halkları olan batıdan doğuya doğru Malkhlar, Dwalı'lar, Durzuk'lar, Gligv'ler, Khamekit'ler, Akkis'ler ve Sadik'ler gibi birçokları arasındaki sınırlar olsa da bu halklar, kim oldukları tam bilinmeyen (İskitler değil) kuzeyden gelen göçebe istilacılara karşı yardım için daha büyük devletlere yöneliyorlardı. Dwalı ve Durzuklar Kolkh ve İber Krallıkları ile ittifak ederken, Malkhlar'da Kırım'daki Yunan Bosfor Krallığı'nın güçlü müttefikleri oldular. MÖ. 480 yılında Malkhların kralı "Adermalkh", Bosfor kralının kızı ile evlendi. Malkhların daha sonraki tarihi bilinmiyor. Yukarda sayılan bu Malkhlar, Dwalı'lar, Durzuk'lar, Gligv'ler, Khamekit'ler, Akkis'ler ve Sadik'ler adındaki kabilelerin tümünü Vaynakh kavmi olarak nitelendiren, tekrar edersem Amjad Jaimoukha'dır. Ancak onun elinde bunu ispat edecek tek bir kanıt yoktu.
 
Amjad Jaimoukha'ya göre, Çeçenya'da MÖ. 8000'de neolitik kasabalar bulundu. Çanak çömlek de aynı zamanda geldi ve taş silahlar, taş eşyalar, taş takı eşyalar vb. kil kaplar yanı sıra. Bu dönem Kura-Arax kültürü olarak biliniyordu desede Amjad, bu dönem Kura-Arax kültüründen 5000 yıl öncedir. Amjad Jaimoukha, daha sonraki Kura-Arax kültürü ve Maykop kültürü arasında karşılıklı büyük miktarda kültürel yayılma olduğunu not eder her ne hikmetse. Kura-Arax kültürü ekonomisi esas olarak sığır ve çiftçilik etrafında oluştu. Amjad Jaimoukha'nın kısmen tek haklı tarafı Kura-Arax kültürünün Veinakh atalarınca oluşturulduğu yönünde ama bu kültür gerçekte Hurric halkların atalarınca oluşturuldu. Ancak Veinakların Kuzey Kafkasya'ya geçişi Amjad'ın iddiası gibi MÖ. 8000 değildir. Bu imkansızdır. Zaten Çeçen-İnguş J2a Y-DNA'nın en eski örneği Hazar Denizinin güney doğusundaki Cürcan'da bulunmuş ve MÖ. 7000 tarihlidir. (5)
 
Çeçenya'daki Kayakent Kültürü ise, oldukça ilerici bir yerli Kafkas kültürü olarak Kalkolitik çağda ortaya çıktı. MÖ. 4000 - 3000 arasında bakıra dayalı metal işçiliğinin yanı sıra daha gelişmiş silahlar (hançer, ok başı, zırh, bıçak vb.) yaptılar. Bu dönem, Bakır Çağı'nda Çeçenya'da Kayakent kültürü olarak adlandırılan bu kültürde, at'a binme başlamıştı. Bu at biniciliği Maykop Kültüründen geldiği. O dönemde ve tarihte at ilk kez Maykop Kültüründe evcilleştirildi. Kayakent kültürü Maykop Kültürünün bir parçasıdır. Fakat Amjad Jamakhua at biniciliğinin "muhtemelen Hint-Avrupa diliyle konuşan kabilelerle kuzeye doğru dağılmış olarak MÖ. 3000 civarında geldi" ğini iddia ediyor.
 
Bu dönemde bulunan yerleşimler, ilginç bir şekilde, çoğu zaman harabe olarak değil, hem Çeçenya hem de İnguşetya'daki (hatta hatta) modern şehirlerin varoşlarında yer alırlar günümüzde. Koyun ve keçilerin yetiştirilmesinin meydana geldiğini gösteren kemik kanıtları vardır. Tüm binalarda kil ve taş kullanılmıştır. Ahşap ya da kemik kulplu bakır çakmaktaşı bıçakların varlığıyla kanıtlandığı gibi tarım da bu dönemde oldukça gelişmiştir. Tarımın MÖ. 4000-3000 arasında Kayakent Kültüründe oluşup gelişmeye başlaması sadece bu kültür bölgesine ait bir durum değil, bütün Kuzey Kafkasya'ya ait bir durumdur.
 
Kharachoi kültürü günümüz Çeçenistan'ında Erken Bronz Çağı'nı ifade eder. Kil sürahileri ve taş tahıl konteynırları ticaret ve kültürün yüksek düzeyde geliştiğini göstermektedir. Daha önceki bulgular, kapsamlı şekilde avcılığın hâlâ uygulandığını göstermektedir. Domuzların evcilleştirilmelerinin henüz bölgeye yayılmadığını gösteren olgu ise, domuz kemiklerinin bulunmamasıdır. Amjad Jamakhua "Günümüz Çeçenya'sındaki bronz eserler (M.Ö. 19. yüzyıla kadar uzanan), o zamanlar büyük ölçüde Hurrilerinki ile örtüşmekte ve bu da kültürel bir yakınlık anlamına gelmektedir." diyerek tarihe takla attırıyor. Böyle bir benzetmeyi Amjad Jamakhua yaptığı için, nedense lehte hiç bir delil yok iken bu kabul görmüş.
 
Kuzey Kafkas bölgesinin Bakır ve Tunç Çağı bütün kültürleri Maykop Kültürünün parçası iken, bütün Demir Çağı kültürleri Maykop Kültürünün devamı iken Amjad Jamakhua ve benzerlerinin çarpıtmacı tarihçiliğine kimsenin itiraz etmemesi ilginç. Demir, Avrupa, hatta Orta Doğu bölgelerinin büyük bir kısmından önce, Kuzey Kafkasya'da MÖ. 12. yüzyıla ait sanayi için ana madde olarak taş, bronz ve bakırın yerini almıştır.
 
Koban kültürü (Demir Çağında), kaydedilen tarih öncesi Karaçay-Çerkesya, Kabardey-Balkarya, Kuzey ve Güney Osetya, İnguşya ve Çeçenya'nın en gelişmiş kültürü ve aynı zamanda en tanınmış olanıydı. İlk önce MÖ. 1100 ve 1000 arasında arasında ortaya çıktı. En yoğun olduğu bölgenin, MÖ. 11. yüzyıldan yaklaşık yedinci yüzyıla kadar uzanan süreçte büyük bir merkez olan Serzhen-Yurt'in eteklerinde olduğunu iddia ediyor Amjad Jamakhua ve Koban Kültürünü Çeçenya merkezli bir kültür yapmaya çalışıyor. Halbuki bu kültürün merkezi Kuzey Osetya ve Kabardey-Balkarya Cumhuriyetleri topraklarıydı ve bu kültür Bakır ve Bronz Çağı Maykop kültürünün, Demir Çağındaki devamı olan kültürdü.
 
Kalıntılar arasında taş konutlar, taş kaldırım ve köprüler, sunaklar, demir objeler, kemikler, kil ve taş objeleri içerir. Orak ve taş tahıl öğütücüler de vardır. Yetiştirilen tahıllar arasında buğday, çavdar ve arpa vardı. Sığır, koyun, keçiler, eşekler, domuzlar ve atlar bulundu. Zanaatkârların üzerinde çalıştığı ve çanak çömlek, taş döküm, kemik oymacılığı ve taş oymacılığı satan dükkanlar dahi vardı. Metalurjinin ileri bir aşamasının da kanıtı vardır. Klanlar arasında düzenlenen yarışmalarla profesyonel savaşçıların farklılaşması vardı. Jaimoukha, bütün bu kültürlerin muhtemelen Çeçenlerin genetik ataları arasında yer alan insanlar tarafından yapıldığını iddia ederken, Çeçenlerin kültürel ve lingustik atalarının ilk kültürü olan Koban veya Kharachoi kültürüydü diye iddia ediyordu.
 
Çeçenlerin günümüzdeki kendi ülkelerinde MÖ.4000 - 3000 arasında var olduğunu iddia eden ve hatta Neolitik çağın başlangıcında bundan 10000 yıl önce bu topraklara geldiklerine de inanan tek kişi Amjad Jaimoukha'ydı. Kendi kitabında böyle bir çelişkiye düşmüştü ve bu çelişkileri kitabın sonuna kadar devam ediyordu. Ancak, başka hiç bir kişi, Çeçenlerin 10000 yıldan uzun bir süredir günümüz topraklarında yaşadıklarını kabul etmiyor. Hatta Kalkolitik, Bronz ve Demir çağında dahi.
 
Kafkasların kuzeyine MÖ. 3000'den önce güneyden bir göç olmadığı bu gün artık kesin olarak ispatlanmış iken hâlâ daha eski tarihlerde güneyden kuzeye insanların göç ettiğini iddia eden bilim adamlarının bütün iddiaları geçersiz olmuştur. Güneyden göç sadece Transkafkasya'ya olmuştur.
 
Bereketli Hilal'den Göç MÖ. 10000-8000
 
Johanna Nichols ve Bernice Wuethrich gibi pek çok akademisyen, Durzukların, Bereketli Hilal'e kadar olan nüfus veya politik baskılar nedeniyle, Kafkasya'nın Fertile Crescentto'daki son derece eski göçlerinden geldiğini iddia ediyorlar ama ellerinde kanıt yok, canları öyle olmasını istiyor. George Ançabadze ve Amjad Jaimoukha gibi sözde “Urartu” versiyonuna inananlar ise, bu neolitik tarımcı göçmenlerin modern İnguş ve Çeçenlerin hem genetik hem de kültürel özelliklerine katkıda bulunduklarını, ancak birincil atalarının Urartu ülkesinin Kuzey Doğusunda Nakh dili konuşan yerlilere dönüşenler olduğunu düşünüyorlar. (Amjad Jamakhua, kitabında Çeçen ve İnguş kökenlerine başka bir versiyon bularak, kendi kendine çelişkiye düşmeye devam ediyor). Urartu bölgesinin Kuzeydoğusunun günümüz Ermenistan'ı ve Doğu Gürcistan'ı olduğunu belirtelim. Öyleyse bu kişiler niye Durzukları Çeçen kökenli yapmaya ve Çeçen - İnguşlara Kuzey Kafkasya'da 10000 yıllık tarih yazmaya çalışıyorlar?
 
Urartu ve Urartular ile ilişki hakkında çeşitli yorumlar;
 
Çeşitli yazarlar tarafından, Nakh (Çeçen) milletlerinin günümüz Ermenistan, Doğu Anadolu ve Kuzey Mezopotamya topraklarındaki Hurri ve Urartu medeniyetleri ile yakın bir bağlantı kurdukları, büyük ölçüde dilsel benzerliklerden dolayı Nakh olarak bilinen halkların Hurri ve Urartular ile aynı kökleri paylaştığını yaygın bir biçimde belirtiler. Ancak Nakhların Urartulardan değil, aynı Urartular gibi Hurri kabilelerinden geldiklerini söylerler. Kimi bilimadamı da Nakhların, kuzeye kaçan Hurriler olduklarını ya da Hurriler ile yakın ilişki içinde olduklarını ve muhtemelen aynı bölgede onlarla ortak bir kültüre dahil olduklarını belirtiyorlar.
 
Amjad Jaimoukha başka bir yerde ise Hurric ve Urartu kökenli kabilelerin kesinlikle Nakh halkını oluşturduğunu söyleyerek daha önceki kendi iddialarını da yerle bir ediyor. Ne ibretlik ve hazindir, Nakh halkına Kuzey Kafkasya'da on bin yıllık bir tarih yazmaya kalkan Amjad Jamakhua'nın düştüğü durum. Amjad Jamakhua devam ediyor ve Nakhların oluşum ve ilk etnik faaliyetlerinin Transkafkasya'da olduğunu da ekliyor. Amjad Jaimoukha'nın marifetleri bitmiyor. "Urartu aslında Kakheti aracılığıyla Kuzey Kafkasya içinde genişlemiştir", "Urartu Krallığı MÖ. 9. ve 7. yüzyıllar arasında gücünün doruğuna erişmiş ve Kafkas dağlarının doruklarına kadar (Kakheti üzerinden) genişlemişti" diyor. Öyleyse Çeçen-İnguş ataları nasıl kuzeyde oluyor? Hani Kayakent, Kharachoi ve Koban kültürleri Çeçen-İnguş atalarının kültürüydü? Hani Malkh, Dwalı, Sadik, Durzuk gibi halklar Proto - Çeçen kabileleriydi?
 
Leonti Mroveli'nin Gürcü kroniklerinde, Urartu devleti yıkılınca Urartu kabilelerinin çoğunun kendi yurtları Kakheti'ye geri döndüğünden bahseder. Yani Urartular Transkafkasya'lı. Ve bu geri dönenler Kartli Krallığı tarafından yenilip Kartli hakimiyetine girdiler. Xenophon MÖ. 401'de eski Urartu ülkesine geldiğinde küçük gruplar halinde etrafları Ermeni nüfus ile çevrili Urartulara rastlıyor. Bu geride kalan küçük Urartu grupları da Ermeniler içinde asimile oluyor.
 
Ama Amjad Jaimoukha durmuyor yerinde, devam ediyor karman çorman etmeye. İllada Çeçen ve İnguş halklarını Kuzey Kafkasyada gösterecek ya. Amjad Jamakhua "Kuzey Kafkasya'da, Zygii'lerin yayıldığı alanlarda, Urartu Devletinin yıkılmasından sonra konsolide olmuş Vaynakh milletinin ilk temsilcileri oluştu." diyor. Amjad Jamakhua, MÖ. 8000'den, MÖ.4000-3000'den MÖ. 5. yüzyıla kadar geriledi birden Çeçen ve İnguş halklarının Kuzey Kafkasya'daki başlangıcı hakkında ve Urartu kabilelerinin Zygii'ler ile konsolide olarak oluştuğunu söylemeye başladı. Nerede? Günümüz Çeçenyasın'da. Yani zımnen Malkh, Dwalı, Sadik, Durzuk, Aşdigor, Gligv, Khamekit, Akkis gibi kabilelerin aslında Zygii tani Çerkes (Adıge) olduğunu itiraf ediyor. Biz zaten MS. 13. yüzyıla, kadar etnik Çerkes (Adıge) sınırının Dağıstan'a kadar olduğunu çok iyi biliyoruz, ama Kuzey Doğu Kafkaslar, Raça, Mtuili, Hevi, Kazbegi bölgeleri konusunda şimdilik susuyoruz. Karşı tarafta yer alanlar ve Rusya Bilimler Akademisinin etkisi altındaki herkesin eteklerindeki taşları dökmelerini bekliyoruz.
 
Antik Yunan gezgini Strabo, Gargarların Doğu Anadolu'dan (yani Urartu) Kuzey Kafkasya'ya göç ettiğini belirtti. Jaimoukha bunu öğrenince hemen atlıyor ve Gargarların bir çok Nakh kökünden biri olduğunu söylüyor. Gergara, aslında Nakhlar ile akraba diyor. (5) Ama Gerga/Gergara'nın aslında Batı Anadolu'da Karya'da yaşayan bir Trak kabilesi klanı olduğunu ve onların Karya'da Gerga adlı antik kentleri dahi olduğunu bilmiyordu Amjad Jamakhua.
 
Amjad Jamakhua kitabında (5) yanlışlara devam ediyor. Ama devam ederken aslında Nakh halkını buluyor. Jaimoukha kitabında Erivan'ın eski adı olan Èribuni'nin, Èri, Èr'ler adlı kabile adı, -bun yöresi, toprağı anlamında olduğunu yazdı. (bun Çeçence'de “barınak” veya “sığınak ” kelimesini oluşturan kök. Èribuni'nin anlamı Èrlerin evi, yurdu anlamında). Bu kabilenin Nakh kökenli olduğunu düşünülmektedir. Aras vadisinde Nakh kökenli Èr kavminin adı ayrıca Èraşki olarak, bir Hurri / Nakh hidronimform olarak var. Şehrin yakınında da Èr'lerin bir kabilesi olarak bilinen Nahçradzor adlı bir kabile yaşamıştı. İşte Amjad Jamakhua Nakhları buluyor ama elbette Kuzey Kafkasya'da değil. Bu nedenle yanlışa devam edecekti.
 
Durzuklar, Gürcülerin daha sonra Orta Çağ sonlarına kadar İçkerya yani Çeçenya'nın en güneydeki dağlık bölgesi sakinlerine verdikleri isim. Ama Gürcülerde İran'da Urmiye Gölü yakınlarındaki Durdukka adlı yerleşiminden elde edilen bir isme bu adı bağlamaya çalıştılar. Bunlara karşı olarak, Nakhcivan (Nakh+che+van, Nakh + Che + Bun) vardı. Bir diğer gerçek ise Erş/Èr kabilesinin bakiyelerinin son yıllarını yaşadığı yer Güney Doğu Gürcistan'da Kakheti'deki Hereti bölgesiydi.
 
Nakh ve diğer Kuzeydoğu Kafkas dillerini Hurrice ve Urartuca ile ilişkilendiren ve Sergei Starostin gibi bazı (Aryenci) dilbilimciler tarafından savunulan "Alarodian" hipotezine göre, Er'lerin yöneticilerinin eski dili ile bir ilişki vardı. Elbette biz dünyaca kabul görmeyen ve Sergei Starostin'in fantazisi olan Nakh-Dağıstan dil hipotezini kabul edemeyiz. Birilerinin bu tür fantazilerini başkaları savunsun.
 
Evet, Strabon Gargarei'ler hakkında yazdı "... Amazonlar yakın ama onların bulunduğu dağların kuzey eteklerinde Gargarei'ler yaşar.". Gaius Plinius Secundus lokalize bir bölgede Gargarei'lerin Kafkasya'nın kuzeyinde yaşadığını söylüyor. Ama onları Gegar olarak isimlendiriyor. Bu kadarcık bilgiden bu kabileyi İnguşya'nın kuzeyinde yaşıyor diye nasıl Çeçen ve İnguş ataları yapabiliyorlar bu çok ilginç. Halbuki İnguşya'da ve Çeçen İçkeriya bölgesine kadar Çeçenya'da Dwalı halkının yaşadığını çok iyi biliyoruz. İçkeriya'dan da Dağıstan'a kadar Durzuk'ların yaşadığını çok iyi biliyoruz.
 
Gürcü kaynaklarında (Gürcü Kraliyet tarihi olayları, Kartli Tarihi, sayfa 20, 23, 47) 
 
Durzuklardan şöyle bahsediyor:
 
"Ve Kavkaz'ın oğulları üzerine gelince, orada bir Durzuk oğlu vardı. Trietis'in oğlu"
 
"Ve bu Durzuk için; Kavkaz dağlarının en onurlu oğullarından biri, geldi ve bir grup dağa onun adını Durzuketi olarak verdi."
 
"Ve Farnavaz bir Durzuk kadın ile evlendi, Kavkaz'ın akrabası oldu."
 
Durzuk başta bir şahıs adı ve MÖ. IV yüzyıldaki ilk Gürcü kralı Farnavaz'dan önce bu Durzuk adlı kişinin ülkesine Durzuketi adı veriliyor. Ve İlk Gürcü kralı bu ülkeden evlenip onların desteği ve ittifakı ile İlk Gürcü Krallığını kuruyor. Mesele bu kadar açık. Amjad Jaimoukha'nın Çeçen ve İnguşları boşuna erken çağlarda bu topraklara yerleştirme gayreti. Ve aynı dönemde Nakh halkı ile kayıtlar Transkafkasya'nın güneyinde yer alıyor.
 
Gayet açık ve net olarak diyebiliriz ki, Timur'un istilası ile güçten düşen Durzuk (Ostroy), Dwalı, Digor gibi yerli ve kesinlikle arkaik Çerkes (Adıge) kökenli halkların tarihte ilk kez dağların kuzeyinde yurtlarında oluşturduğu boşluğu güneyden (Kakheti ve Kartli) gelen Çeçen, İnguş ve kuzeyden gelen İr kabileleri 15. yüzyıldan itibaren doldurarak Kuzey Kafkasya'da Çeçen, İnguş ve Oset halkları oluşmuştur.
 
Daha fazlası var. Swestika'nın en eski örnekleri Tarihi Çerkesya'dadır. Ve Çerkesler tarafından kültürel olarak damga ve materyal olarak yoğun bir şekilde kullanılmıştır. Kuban'daki Maykop Kültürü ve daha sonraki Meot kurganlarında Swestika şeklinde bol miktarda arkeolojik materyal bulunmuştur. 19. yüzyıla kadar Çerkesler Swestika tamgasını silahlarında ve bir çok eşyada da kullanmıştır.
 
Meot kurganlarından çıkan bir materyal. Dikkat ediniz Karaçay - Balkar bayrağı simgesi ile aynıdır.
Bu simge içerikli yüzlerce materyal Meot kurganlarından çıkmıştır ve bir çok kayada da kazınmıştır. Bu simge kesinlikle bir Çerkes (Adıge) simgesidir.
 
Çerkeslerin 19. yüzyıldaki en doğudaki yerleşim bölgelerindeki toponimlere ve hidronimlere de bakalım;
 
Terek Rayonunda, Пхъэгулъ гъуазэ adlı dağ var, Rusça yazılışı Гора Пхахуаза, Osetya sınırına yakın. Timur ve Tohtamış'ın savaştığı Julat buraya yakın. Yakınında Арыкъ ПамцIэ yada Дуужь Iуащхьэ denen bir dağ var. Rusça yazılışı Арик-Папца. Жулат Çerkescesi, köy. hâlâ mevcut. Rusça Джулат yazılıyor. Terek nehri kenarında. Julat'ın ardını dayadığı Псыншэ шытх yada Арыкъ шытх denen tepelik bir dağ sırası var. Rusçası Арикский хребет. Борыкъуей (Rusça Арик), Инэркъуей цIыкIу (Rusça Нижний Акбаш), Тамбовкэ (Rusça Тамбовское), Астэмрей (Rusça Верхний Акбаш), Инэркъуей (Rusça Инаркой), Псынащхъуэ (Rusça Псынашхо), Ислъамей/Ипщэ КурпI (Rusça Верхний Курп), Къаншыуей/Ишхъэрэ КурпI
 
(Rusça Нижний Курп), ХьэпцIей (Rusça Хамидие/Türkçe Hamidiye), Мэртэзей/Дея (Rusça Дейское), Абей къуажэ/Урожайнэ (Rusça Урожайное), Бочей (Rusça Плановское), Куян (Rusça Куян) adlı Çerkes köyleri bulunuyor Julat'ın yakınında. Bölgede tepelik Terek dağ sırası var. Rusça Терский хребет. Çerkesce Тэрчытх, Çeçence РегIа ve Теркан Дукъ adıyla iki adı var bu yükseltisi az dağ sırasının.
 
Kabardey-Balkarya'da, Terek Rayon'unda Julat köyü ve çevresinin kuzeyden geniş uydu görüntüsü. Uydu görüntüsü Tlepşuko Öner Yılmaz'a aittir.
 
Арикский хребет denen yükseltisi az dağ sırasının da en yüksek yeri 430 metrelik Rusça возвышенность Урушевых yada Урушевы denen tepe, Çerkescesi Урыш Iуащхьэ. Bu gün Osetya sınırı Lars kapısının hemen sağ yanında sarp ve ormanlık yerin adı Kaytıkue geçidi (Къэитыкъуэ дэкIыпIэ) (6). Osetyada, Terek Rayonu, sınırında bir köy var. Adı Çerkesce ama köy bir Oset köyü. İsmi ilginç bu Oset köyünün, sınırdaki Yinarkoy'un karşısında. Eskiden Jılakhstaney Prensliğine bağlıymış. Rusça Хурикау, Osetçe Хурыхъæу, İnguşça Къаскам köyün adı . İnguşça Qackam - Çerkesler, Osetçe Kaşgon - Çerkesler demek, хуры Osetçe Güneş, хъæу Osetçe Köy. Güneş köyü demekmiş. хъæу zaten Çerkesce. Hurıhuay hiç Osetçeye benzemiyor.
 
İnguş adıda Ангушт adlı Osetya'da Vladikavkaz yakınındaki bir köyden geliyor. Bu köy bu gün Oset köyü ve adı Rusça Тарское, Osetçe Тарскæй/Tarskey. Bu gün 2722 Oset, 977 İnguş yaşıyor. İnguşya'da Malgobek Rayonu flaması'da 12 yıldızlı. Birde ilçede Rusça Инарки, İnguşça Инаркъе adı olan köy var. Yinarkoy yani Kabardey-Balkarya'da Terek Rayonun'daki Yinarkoy Çerkes Kabardey köyünün adaşı. Bu Yinarke köyü İnguşya' da Malgobek Rayonu'nda, Rusça adı Пседах и Журукo adıyla anılan iki akarsuyun arasında. Ayrıca yine aynı Rayonda Yinarke köyü yakınında Пседах adında bir başka köy var. İnguşça Долакоа, Çeçence Доьлака, Rusça yazılışı Пседах, Çerkescesi Псыдахэ bu köyün adı. Kabardey Dole'lerin köyü. Bu gün Псыдахэ'nin nüfusu İnguşya'da olsada çoğunluk ile Çeçen (3807 kişi), köyde ikinci kalabalık nüfus günümüzde İnguşlar (760 kişi).
 
Malgobek ilçesindeki Жоронка yada Журуко olarak Rusça yazılan akarsuyun adı Çerkesce Жыгзакъуэпс. Malgobek Rayonunda diğer bir köy Rusça yazılışı ile Сагопши. İnguşça СоагIапче diye yazılsada sondaki pşı kelimesi hemen farkediliyor. Köyün kenarında bulunduğu nehrin adı Псыгобже diye yazılıyor Rusça. Çerkescesi Псыгъуабжэ, yani gri, boz, bulanık su. Aynı yerdeki Rusça köy adlarına bakalım; аул Цокало Бокова, аул Аламкача Гатагажева, село Абреково gibi.
 
Ayrıca Magas şehri yakınında Яндаре adlı bir köyde var. İnguşyada, güneydeki küçük dağlık bölgeye kadar Çerkesce toponim sayısı o kadar çok ki küçük bir kısmını fikir vermesi için paylaştım.
 
Bu yazıyı Amjad Jamakhua ile devam ederek bitirelim;
 
Fransa Krallığı'ndan Sartak Han'a (Batu'nun oğlu) elçi olarak giden William Rubruck, 1253'te Kafkasya'ya gitti ve burayı karış karış gezdi. Çerkeslerin, Anapa'dan Avar dağlarına kadar yaşadığını açık açık belirtti Rubruck. Ardından Amjad Jamakhua, "Çeçenler" adlı İngilizce kitabının 34-35. sayfasında Rubruck'un bu ifadesini "Rubruck burada Çerkes derken Adıge demek istemedi, bütün Kuzey Kafkasyalılar demek istedi" diye yazarak Rubruck'un açıklamasını tahrif etti.
 
1245-1247'de Papalık elçisi olarak Altınordu topraklarında bulunan Giovanni da Pian del Carpine ise Durzuketi'nin Alan ülkesinin bir parçası olduğunu açık açık yazıyordu.
 
13. yüzyıldaki Moğol istilası Alan Konfederasyonu'nun doğu kısmını oluşturan Durdzuklara ait iki feodal devlet olan Durdzuketia ve Dağıstan sınırında Avar dağları ile sınır ve komşu olan Sımsır Prensliğini vurdu. Durdzuketia ve Sımsır, günümüz Dağıstan'ında bulunan ve Lezgilerin başkenti olan Derbent'i işgal eden Moğol askerleri tarafından, güneyden ve doğudan saldırıya uğradı. (George Ançabadze, Vaynakhlar sayfa 24)
 
Moğollar ilk saldırılarını Çerkeslere ve Alanlara karşı başlattı. Alan krallığının aslında çok uluslu olduğunu ve bir kısmının Durzuklardan oluştuğunu birçok kaynak söylüyor. Bu istila sonucu günümüz Kuzeybatı Çeçenistan'ı, Kuzey Osetya'nın kuzeyi ve İnguşetya'nın kuzeyindeki düzlüklerde bulunan bütün Alan köyler tamamen yok edildi. (George Ançabadze, Vaynakhlar, sayfa 24)
 
Moğolların ilk istilasında Durzukların talihsizliğine ek olarak, Moğollar, Sunja'nın ve aynı zamanda Terek'in tarım yoluyla yerli nüfusu desteklemesinden dolayı, yerli halka karşı varoluşsal bir tehdit olarak Sunja nehrinin büyük bir kısmı üzerinde denetim kurmuşlardır. Düzlüklerde sağ kalan Çerkeslerden geriye kalanlar Durzuketi dağlarındaki yaylalarda işgalden korunan kardeşlerine başka bir şansları olmadığı için katıldılar. Günümüz Çeçenistan, İnguşetiya ve Kuzey Osetya dağlarında yeniden toparlandılar ve kendilerini yeniden düzenlediler, Türk ve Moğol istilacılarına karşı bir karşı saldırı planladılar. Amaçları hem biyolojik hem de kültürel olarak ayakta kalmaktı.
 
Durzuketi'nin hem ormanları hem de dağları vardı ve burada başarılı bir gerilla savaşı başlattılar. Yoğun ormanlık Durzuketi'nin dağlarına saldırı teşebbüsünde bulunan üç Moğol ordusu yenildi. Moğollar zaman zaman geniş alanlar üzerinde kontrol altına almayı başarmıştı, ancak fethedemedikleri Dağlık Durdzuketi gibi direniş cepheleri vardı." diyor George Ançabadze. Yani günümüz Kabardey-Balkarya, Kuzey Osetya, İnguşetya ve Çeçenya düzlüklerinde Alan Konfederasyonu içinde yaşayan halk açıkça Çerkes (Adıge) idi. Ve bunlardan sağ kurtulanlar kardeşleri Durzukların topraklarına (günümüzdeki İçkeriya'ya) giderek Moğollar ile savaşmaya devam ettiler. 
 
Tarihte ikinci Moğol istilası diye anılan ise Timur istilasıdır. Durzuketi ve Avar dağlarına komşu Durzukların diğer prensliği Sımsır daha sonra Altınordu Hanlığına "amanat" adında vergi ödeyerek var oldular. Fakat İkinci Moğol istilası olan Timur istilası ile Durzuketi ve Sımsır nerdeyse tarihten silindiler ve küçük gruplar dağlarda kaldı (Orsthoy kabilesi bunların bakiyesidir). Durzuklardan ve güçten düşen Digor ve Dwalılardan (Bunlarda Alan Konfederasyonu içindeydi) boşalan topraklar 15. yüzyılda güneyden Nakh topluluklarının, kuzeyden ise Alan Konfederasyonu'nun ortadan kalkması ile bölgeye gelip, Alan Konfederasyonunun en güçlü kabilesi olan Adıge Azılara (Azamat kabilesi, Aslar, Yazigiler) bağlanıp Kuzey Osetya'nın dağlık bölgelerine yerleşme imkanı bulan küçük Aire/İr topluğu oldu.
 
İron ve Abhazlarda birinci ve ikinci (Timur) Moğol istilalarının zerre bir anısı zaten yoktur. İnguş ve Nokhçimakoylarda da yoktur.
 
Nart Destanları ise Osetlere zaten Adıge olduklarını onlardan bahseden önemli kaynaklar yoluyla bildiğimiz Digor (Tığur/Dığur) ve Dwali (T'ualh'ı) toplulukları yoluyla geçti. Nokhçimakoylar ve İnguşlarda ise Nart destanı yoktur. Sadece Orsthoyların destanlarında Nartlar Orsthoyların (Karabulakların) komşuları, kardeşleri ve müttefikleridir. Ve Orsthoylar düşmanlarına karşı savaşırken, Nartlar Orsthoylara yardıma gelmiştir. 
 
Bunun yanında Durzuk adının MÖ. 4. yüzyılda İlk Gürcü krallığının kuruluşunda yer alan, Gürcülerin "Kavkaz" dediği halka mensup bir savaşçı liderinin adı olduğunu biliyoruz. İlk Gürcü kralı Farnabaz, onun topraklarına onun adından dolayı Durzuketi demiştir ve bizzat kendiside Durzuketi'den evlenmiştir. Gürcülerin Çerkeslere tarihte ilk olarak Kavkaz dediğini de unutmayalım.
 
Şimdi gelelim şu soruları soralım; Amjad Jamakhua bile bile niye bu çarpıtmaları yaptı? Niye Durzukları Çeçen ve Vaynakh ataları olarak göstermeye kalktı? Halbuki Çeçenler (aslında Nokhçimakoylar) Vaynakh adını 1957'e kadar bilmezlerdi. İnguşlar bu iddiada ısrarlı. Bu terim İnguşların kullandığı bir terimdir. Ayrıca Amjad Jamakhua, William Rubruck'un 1253 yılındaki "Çerkesler Anapa'dan Avar dağlarına kadar yaşıyor" ifadesini niye çarpıttı da, Çerkes ifadesini burada Rubruck bütün Kuzey Kafkas Halkları için kullandı diyerek çarpıtmak zorunda kaldı?
Amjad Jamakhua "Çerkesler" adlı kitabında, Zikhleri Batı Çerkesleri ve Kasogları da Kabardeyler olarak ayırarak bir çarpıtma yapmıştı. (7) Aslında Zikh ve Kasog aynıydı.(Bkz. http://www.cherkessia.net/author_article_detail.php... )
 
 
Kaynaklar:
 
1- Bu konuyla ilgili cherkessia.net'te yayınlanan 3.,4. ve 5. bölümler
 
 
 
4-"Now, language of the Kabardians is a branch, if not a local form of the Adighe tongue; consecuently the language of the Khazars must have been a parent language of the Adighe-Kabard tongue of today."
Actes du douzième Congrès international des orientalistes Rome, 1899, Date d'édition 1901-1902 (On ikinci Uluslararası Oryantalistler Kongresi Bildirisi, Roma, 1899, Yayın Tarihi 1901-1902)
 
5- Amjad Jamakhua, Chechens
 
6- Kaynak kişi: Adeje Bülent Atçı
 
7- Amjad Jamakhua, Circassians
 
Önceki makale linkleri: http://cherkessia.net/makale_detay.php?id=3815
                                        http://cherkessia.net/makale_detay.php?id=3816
                                        http://cherkessia.net/makale_detay.php?id=3819                                   
                                        http://cherkessia.net/makale_detay.php?id=3820
                                        http://cherkessia.net/makale_detay.php?id=3829
 
devam edecek... (7. Bölüm - "Maykop Kültürü" Genel başlığı ile ilk 6 bölümün yeniden irdelenmesi hakkında olacak" )
 
 
Araştırmacı Yazar, Tlepşuko Ömer Çakırer
 
Cherkessia.net, 12 Şubat 2019

Bu haber toplam 3412 defa okundu.


Bu habere yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz ekleyin.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net