Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
21. Yüzyılda Türk Dünyası ve Çerkesler
03 Nisan 2019 Çarşamba Saat 18:09
Avraham Şumulyeviç, etnoglobus.az, 14 Şubat 2019
 
Türkler, Kuzey Kafkasya nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturuyor. Burada bir milyondan fazla insan var ve bu rakam hem toplam miktar olarak hem de diğer halklara göre yüzde olarak hızla artıyor.
 
Kuzey Kafkasya'daki yerli Türk halkları, Kumuklar, Karaçaylar, Balkarlar, Nogaylar ve Azerilerdir (Güney Dağıstan'da). Rusya'da 2010 yılında yapılan tüm nüfus sayımına göre 503.000 Kumuk, 112.924 Balkar, 218.403 Karaçay, 103.660 Nogay, 130.919 Dağıstanlı Azeri vardır. 2010 yılında Kafkasya'daki Türk halklarının toplam sayısı 1.068.906 kişidir.
 
2002 nüfus sayımı rakamlarına göre, doğal artış Karaçaylarda % 13,6, Balkarlarda % 4,1 ve Kumuklarda % 19 idi. Karşılaştırmada, diğer bazı halkların tersine bir eğilimi var. Örneğin, Kabardeylerde, aynı dönemde % 0,6 ve Adıgey halkında % 2,87 oranında düşüş olmuştur. Kuzey Kafkas Türkleri Hazar'dan Karadeniz'e kadar sahada yerleşmişlerdir.
 
Kumuklar, Kafkasya'da Kuzey Osetya, İnguşetya, Çeçenya ve Dağıstan'ın orta ve kuzeydoğu kesiminde yoğunlukla yaşıyorlar. Nogaylar, Dağıstan, Çeçenya, Stavropol Krayı, Karaçay-Çerkesya ve Astrakhan Bölgesi'nde geniş bir bozkır alanında yayılmıştır. Balkarlar ve Karaçaylar, Elbrus'un doğu ve batı eteklerinde, Kabardey-Balkarya ve Karaçay-Çerkesya'da yerleşmişlerdir.
 
Türkiye (Rusya’nın da fethetmeye çalıştığı) hariç, geçmişte neredeyse tüm Türk halkları Rusya tarafından yönetildi ve ancak SSCB'nin çöküşünden sonra bağımsızlık kazandılar.
 
Avraham Şumulyeviç: Kuzey Kafkasya Uzmanı. Rusya doğumlu İsrailli Siyasi Analist
 
Kuzey Kafkas Türkleri, siyasi konumları ve yetkililerle ilişkileri:
 
Kuzey Kafkas Türkleri Karaçaylar ve Balkarlar, Kumuklar, Nogaylar ve Güney Dağıstan'da yerli halk olarak Azerilerdir. (Çev. notu: Stavropol Krayında, Kalmuk göçleri ile gelen küçük bir Türkmen topluluğuda vardır. Dağıstan'da yaşamış aslen Kara Nogaylardan kopan Kundurlar ise Volga nehri deltasına göçederek, orada Astrakhan Tatarlarına dahil olmuşlardır.) 
 
Onların siyasi ve ekonomik elitleri, Rus Kafkasyası'nın diğer halklarında olduğu gibi, yozlaşmış, paraziter ve tamamen Moskova'ya bağlı. Aynı zamanda, hiçbir Türk halkının kendi cumhuriyeti yok.
 
Karaçay-Çerkesya ve Kabardey-Balkarya'da, Türkler Çerkeslerle birlikte “ortak cumhuriyetlerde” yerleşiklerdir. Aynı zamanda, Moskova ile ilişkili yozlaşmış Karaçay elitleri Karaçay-Çerkesya'da, Çerkesler ise Kabardey-Balkarya'da aynı konumdadır. Karaçay ve Balkarlara ait tüm kamu kuruluşları finanse edilir ve yerel “seçkinler” ile yakından bağlantılıdır. Yerel kuruluşlarında kendi milletlerinden memurlar var ve bu nedenle, Moskova tarafından inşa edilen yolsuzluk yani paraziter iktidar sisteminin ve bütçe fonlarının yeniden dağıtılmasının bir parçasıdırlar.
 
Genel olarak, bu "elitler", mevcut durumdan, yani Moskova'nın almalarına izin verdiği "pasta diliminden" memnunlar.
 
Karaçay-Çerkesya'da Karaçaylar'da da siyasi olarak "elitler" hakimdir ve Balkarlar'ın "elitleri" nin Kabardey-Balkarya'daki konumu da büyük ölçüde onları tatmin eder. Ayrıca, Balkarların elindeki topraklar, Sovyet iktidarı yılları boyunca önemli ölçüde artmıştır.
 
Bu nedenle, Karaçay ve Balkarların toplum kuruluşlarından, Moskova'ya yönelik bir protesto eylemi ve hatta Kremlin'in resmi olarak onayladığı sınırların ötesine geçen kültürel projelerin tanıtımını beklememelisiniz.
 
Karaçay-Balkarlar arasındaki protesto faaliyeti tüm Kafkasya için ortak nedenlerden kaynaklanıyor: Moskova'dan alınan fonların dağıtımında sosyal platformların yokluğu ve klan sistemi. Ve bu ulusal hareketlerin değil, radikal İslamcılığın içine akıyor.
 
Karaçay ve Balkar toplum kuruluşları diğer Rusya Türklerinin sorunlarıyla ilgilenmiyor. Balkarlar ve Karaçaylar Kabardey-Balkarya ve Karaçay-Çerkesya'da güç ve toprak mücadelesi sırasında bile birbirleriyle birleşik bir cephe oluşturmadılar.
 
Elbette, Karaçay-Çerkesya'da egemen olan Karaçaylar, belki de Kuzey Kafkas Türklerinin tek devleti olmaları nedeniyle politik ağırlığa sahip. Ve bu nedenle çok aktif değil. 90'lı yıllardaki siyasi sorunlarının çoğunu az çok halletmiş olan Karaçay halkı, şimdi genel olarak, iç düzenlemeyle uğraşan insani projelerde daha ileri gitmek istememektedir.
 
 
Çerkeslerin Kuzey Kafkasya'daki Türk halklarıyla ilişkileri:
 
Karaçay-Balkarlar ve Çerkesler arasındaki ilişki rekabetçi bir ilişki olarak adlandırılabilir. Her iki ulus da iki ortak cumhuriyette, Karaçay-Çerkesya ve Kabardey-Balkarya'da birleşti ve burada rekabet var. Ciddi düşmanlık için herhangi bir temele sahip değiller, ancak Moskova'dan alınan bütçe fonları gibi kaynaklara erişimde karşılıklı rekabet nedeniyle bölünme gerekliliği türünde bir ilişkiye itiliyorlar. Ancak, temel olarak, bu seçkinler düzeyinde kendini gösteriyor.
 
Karaçay-Balkarlar ve Çerkeslerin çıkarları, Kabardey-Balkarya ve Karaçay-Çerkesya'da aynı bölgede sıkıştı. Türk halklarının yaşadığı dağlık bölgelerde yeniden yerleşim eğilimi ve Çerkeslerin topraklarının Rus-Çerkes savaşının bir sonucu olarak oldukça azalması nedeniyle, öncelikle toprak sorunuyla ilgili sürtüşmeler var.
 
Bu konuda Rus mevzuatı ve uygulaması kafa karıştırıcı ve yozlaştırıcıdır. İki halk arasındaki bölgesel ayrımın genel ilkelerinden bahsedersek, Balkarlar ve Karaçaylar mevcut toprakları birbirinden ayırmak istiyor. Çerkesler, Rus-Çerkes savaşının bitiminden önceki duruma geri dönmelerine rağmen, topraklarının çoğunun Çarlık ve Sovyet yönetimleri sırasında diğer halklara verildiğine inanıyor.
 
Karaçay-Balkarlar ve Çerkeslerin yakınlaşmalarına izin vermeyen çok sayıda acı nokta var:
 
Geri dönüş, personel sorunları, kültürel ve tarihi mirasa farklı bakış. Komünallerde komşuların, genellikle olduğu gibi, birbirlerine sunacak bir şeyleri vardır. "Ulusal komünler" yaratırken Bolşeviklerin asıl hedefi buydu.
 
Karaçay-Çerkesya'da ise, bu görev için Derev (Çerkes) ve Semenov’un (Karaçay) rakip olduğu ilk cumhurbaşkanlığı seçiminde açıkça ortaya çıktı. Cumhuriyetin üçüncü büyük yerli halkı olan Abazinlerde Çerkeslerin tarafındaydı.
 
Bir Karaçay cumhurbaşkanı oldu ve o andan itibaren Karaçaylar kademeli olarak tüm güç yapılarında egemen olmaya başladı.
 
Kabardey-Balkarya'daki durum ise farklı, orada Balkarlar, aksine azınlıktalar. Ancak Karaçay-Balkar ve Çerkes ulusal hareketleri arasındaki farklar vahim/mavhedici değildir.
 
Bağımsız Çerkes aktivistlerine göre, Çerkes cumhuriyetlerinin Karaçay-Balkarlar ile birlikte ortak idarelerinin olması, Çerkeslerin tek bir bütün olarak birleşmelerini engellemiyor.
 
Bana, Rusya Federasyonu'ndaki bağımsız Çerkes hareketinin liderlerinden birinin ifade ettiği görüş: "Hayır, Çerkeslerin bir cumhuriyette Karaçay veya Balkar'larla ortak bir varlığının Çerkeslerin tek bir ülkede entegrasyonunu engellediğini sanmıyorum. Bu cumhuriyetler, Çerkeslerin büyük oranda yok edilmesinden sonra kuruldu. Çerkeslerin muhafızlığı ve denetçiliği rolü içinde Kazakları ilk sıraya konuldu. Burada, gelişmekte ve sayıları artmakta olan Türklerin ve bölgedeki Çerkes nüfusunun geri dönmesine dair rekabetine kesin olarak tanık oluyoruz.
 
Tabii ki Moskova, Çerkesler ve Türkler arasında kalıcı bir çatışma ile ilgileniyor, ancak Türkleri gerçekte desteklemiyor. Burada daha ziyade, bölgedeki rollerini iddia eden barışçı ve garantörlerin çatışmasıyla şantaj yapan yerel Türk yurtseverlerinin liderlerinin oyunları var. Çerkesler için mevcut bölgeler kesinlikle nihai amaç değildir. Çerkesler atalarının sınırları dahilinde Çerkesya'yı geri almak istiyorlar. Ve bizlerle uzun zamandır birlikte tek bir siyasi alanda yaşayan Türkler için de bir yer olacaktır."
 
Sıradan insanlara gelince, aralarında belirgin bir düşmanlık yoktur, çoğunlukla iyi ilişkileri bile vardır. Karaçay-Çerkesya'da Karaçay ile Çerkesler arasındaki ilişkiler hane halkı fobisi düzeyinde biraz gergindir. Kabardey-Balkarya'da, Kabardeyler ile Balkarlar arasında kişisel düzeyde bir çatışma, yalnızca toprak ilişkilerinin doğrudan ilişkili olduğu yerlerdedir, ancak genel olarak, gözle görülür bir gerginlik yok, çok sayıda etnik evlilik ve ortak işletme var.
 
Çerkesler ve Nogalar arasındaki ilişki:
 
Nogaylar Çerkeslerle temas halindedir, çünkü az sayıda Nogay Karaçay-Çerkesya'da ve Stavropol'da yaşamaktadır. Çerkes ve Nogay ilişkileri iyi ve sıcaktır. Büyük olasılıkla, bunun nedeni genel trajedi ve bir tarihsel dönemde yaşanan soykırımdır. Çerkes milliyetçileri, Nogaylara saygılı davranıyorlar; her iki halkı Rus İmparatorluğu tarafından düzenlenen soykırımın acı anısı bir araya getirdi ve Nogayların Suvorov tarafından yok edilmesinin ardından sağ kalanlar Çerkeslere sığındı. Her ne olursa, Karaçay-Çerkesya'da cumhurbaşkanı seçimlerinde Çerkes Derev ile Karaçay Semenov’un arasındaki mücadele sırasında, Nogaylar çoğunlukla etnik olarak Karaçayların tarafındaydı.
 
Çerkesler ve Kumuklar arasındaki ilişki:
 
Çerkesler ve Kumuklar coğrafi olarak tamamen ayrılmıştır ve pratik olarak hiçbir şeye katılamazlar. Bu nedenle ilişkileri pürüzsüz, nötrdür.
 
Çerkesler ve Kumuklar arasındaki tek çatışma noktası, ideologlar düzeyinde, bilimsel ve sahte bilimciler ile aktivistler düzeyinde var. Kumuk bilim adamları, Çerkeslerin tarihteki rolü konusunda Çerkeslerin ileri sürdüğü bazı iddiaları tartışıyorlar. Kumuklar, Çerkeslerin Kuzey Kafkasya'daki siyasi hakimiyet teorisini kendilerince çürüterek, bu rolü Kumuk Şamhallığına verdi.
 
Genel olarak modern Kumuk ve Türk tarihçilerinin bakış açıları şu şekildedir: 15-17. yüzyıllarda Kumuk Şamhallığı, Kuzey Kafkasya'da, Kırım Hanlığı'nın ana müttefikiydi ve siyasi hakimiyetleri açıktı. 18. yüzyılın başında bile, iç hukukta, Kabardeyli prensler aralarındaki davalar için Şamhal'a gidiyordu. Dahası, Çerkesler rakiplerinden daha bütün bir siyasi ve etnik alan değildi. 18. yüzyılın başlarında, Rusya'nın rolü ve bunun sonucu olarak, Rus İmparatorluğu'ndan askeri ve siyasi yardım alan Rus yanlısı Kabardey prenslerinin grupları çoğaldı. Petro'nun Hazar seferi de Şamhallığın zayıflamasına katkıda bulundu.
 
Modern Çerkes tarihçilerinin en yaygın görüşüne göre, Kuzey Kafkasya'da her zaman öncü askeri ve kültürel güç Kabardey oldu.
 
Kırım Tatarı ve Çerkes tarihçileri arasında da benzer farklılıklar vardır. Kırımlılar, Çerkes feodal efendilerinin Kırım Hanlığı'ndan kaçanlar olduğuna inanıyor, Çerkesler ise ilişkilerinin eşit, bazen düşmanca ve bazen de müttefik olduğu konusunda ısrar ediyorlar. Karaçay-Balkarlar ve Çerkesler arasında aktif bir "tarihi savaş" yaşanıyor.
 
Aynı zamanda, Karaçay-Balkarlı tarihçiler bireysel olarak tarih biliminin kapsamı dışında teorileri öne sürdüler. Ancak, istisnasız bütün Kuzey Kafkasya halkları böyle sapmalara sahiptir. Kuzey Kafkasya halklarının tarihi okulları arasındaki farklılıkların en önemli olanı bölgenin gelişiminde, Kafkas halklarının  manevi ve maddi kültürünü etkileyen tarih görüşünün merkezciliğidir.
 
Çerkes ve Türk organizasyonlarını birleştirme girişimleri var mı?
 
Mevcut çelişkilere rağmen, Çerkes ve Karaçay-Balkar kamu kuruluşları birçok konuda ortak bir dil buldular, benzer siyasi platformlar geliştirdiler. İlişkileri, diyaloğun mevcut nesnel çelişkilerle ilişkisi olarak tanımlanabilir. Ama bu daha önceydi. Bugün, ulusal mesele dahil, komünal Çerkes-Türk cumhuriyetlerinde sosyal faaliyetler, yetkililerin çabalarıyla neredeyse göz ardı ediliyor ve ne zaman uyandığı bilinmiyor. Ancak, genellikle, Rusya Federasyonu'nda olduğu gibidir. Türkiye'de Çerkesler son zamanlarda Kırım Tatarları ve Nogaylar ile pazarlık ediyorlar. Çerkesler ve Kırım Tatarları arasındaki temaslar oldukça yoğundur.
 
Her iki ulusun ulusal söylemleri çok benzer. Geçmişte kendi devletlerinin olması, asırlık bağımsız bir varoluş, Rus İmparatorluğu ile uzun bir askeri çatışma, yenilgi, soykırım, tarihi vatandan sürgün ve imparatorluğun diğer bölgelerinden gelen kolonistler tarafından topraklarının sömürgeleştirilmesi. Bu trajik olayların hatırası, halkın tarihi anavatanında bir canlanma umudu, bu herhangi bir Çerkes ya da Kırımlı'nın etnik kimliğinde ifade ediliyor.
 
Türkiye, bunların ve diğerlerinin büyük çoğunluğu için ana ikamet ülkesidir, ancak tarihi vatan Rusya tarafından kontrol ediliyor. Bu doğrultuda atılan ilk adım, Türkiye "Çerkes Hakları Girişimi" tarafından 2013 yılında atıldı. O Türkiye’deki Kırım örgütlerinin yanı sıra Ukrayna'nın "Kırım Tatar Halkı Meclisi" halklarının haklarını koruma çabalarını koordine etmeye başladığını da belirtti.
 
2014 baharında, İstanbul'da yapılan bir toplantıda, Çerkes ve Kırım Tatar örgütlerinin liderleri eşzamanlı olarak, Rusya'nın Kırım'ı işgalini kınadı. Kırım Tatarları ve Çerkeslerin çıkarlarını lobi için ortak siyasi yapıların oluşturulması konusundaki temaslar ve çalışmalar bugün devam ediyor.
 
Kırım Tatar halkının lideri Mustafa Cemilev, Türkiye'de Çerkeslerin temsilcileriyle bir araya geldi.
 
Çerkeslerle Kafkas Türkleri arasındaki ilişkide Ermeni faktörü:
 
Azerbaycan ile Rusya'nın Bağımsız Çerkes örgütleri arasındaki etkileşiminin yakın gelecekte Ermeni karşıtı platformda ortaya çıkışı göz ardı edilemez. Ermeniler, Çerkeslerin sürgün edildikleri tarihsel Çerkes topraklarının nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturuyor. Pek çok Çerkes aktivisti, (haklı olsun ya da olmasın - başka bir soru) Ermenilerin Moskova ve Ermeni ulusal yapıları tarafından (Çerkes topraklarına) kasıtlı olarak yerleştirildiğine ve tam olarak Çerkeslerin geri dönüşüne karşı olduklarına inanıyor.
 
Ayrıca, Ermeniler yerel işletmelerle güçlü rekabet içindedirler. Her türlü işi üstleniyorlar, birlik içinde zanaatkarlar ve işadamları kadar etkilidirler. Bu nedenle, Ermeni göçmenler, Çerkes bölgesi ekonomisinde yerel girişimcilerin yerini alan yeni pozisyonlar kazanıyor. Bu durum etnik gruplar arası gerginliği daha da arttırır. Bazı Çerkes aktivistleri bu konuda yardım almaktan memnuniyet duyacaklar, zira onlara Azerbaycan makamlarından sorun çıkmış gibi görünüyor.
 
Yalnızca Kafkasya halklarının politik kaderi değil, Kafkas halklarını Rusya Federasyonu içinde korumaya yönelik umutlar büyük ölçüde Çerkesler ve Türk komşuları arasındaki ilişkilerin gelecekte nasıl gelişeceğine bağlıdır.
 
 
 
Çeviri: Gubj Özlem
 
Cherkessia.net, 3 Nisan 2019

Bu haber toplam 3955 defa okundu.


Bu habere yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz ekleyin.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net