Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rusya 21 Mayıs 1864 ü Kabul Edecek mi Ya da Çok Uluslu Federasyon Olmaktan Çıkacak mı?
29 Mayıs 2019 Çarşamba Saat 23:38
Avraham Şumulyeviç, afterempire.info, 22 Mayıs 2019
 
Çoğu Rus için 21 Mayıs tarihi bir anlam ifade etmez. Çoğu Kafkasyalı için ise bu tarih ulusal kimliklerini tanımlayan en önemli zaman dilimlerinden biri.
 
Avraham Şulmulyeviç: Kuzey Kafkasya uzmanı, Rusya doğumlu israilli siyasi analist.
 
İki halkın zihinlerindeki bu derin uçurumun sebebi, Kafkas halklarının 21 Mayıs 1864 tarihinde yaşadığı süreci Rus halklarının yaşadığı topraklarda başka bir halkın yaşamamış olmasıdır.
 
***
 
21 Mayıs 1864'te, Soçi yakınlarındaki Krasnaya Polyana bölgesinde o dönemin Çerkes köyü aul Kbaade' de -ki orası son düzenlenen 2014 kış olimpiyatlarının kayak merkeziydi- bulunan dört güçlü Rus müfrezesi, Batı Kafkasya'ya dört farklı yönden girdi. Harekatın yapıldığı gün olan 21 Mayıs 1864, aynı zamanda Kafkas Savaşı'nın sona erdiği gün ilan edildi.
 
Rusya'nın en uzun ve kanlı savaşlarından biriydi. Moskova ilk defa Korkunç İvan'ın yönetimi altındaki Kafkasya'da bir yer edinme girişimini sonuçlandırıyordu. 1764'ten itibaren sürdürülmeye çalışılan Çerkes topraklarının sistematik işgali, 18. yüzyılın başlarında Çeçenistan ve Dağıstan'a kadar uzandı.
 
1763-1864 yılları arasında süren Rus-Çerkes savaşı sırasıyla iki aşamadan oluştu: 1763-1825 Doğu Çerkesya'nın işgali (Kabardey bölgesi) ve 1829-1864 yılları arası Batı Çerkesya’nın işgali.
 
***
 
Ortalama bir Rus, ülkesinin her zaman yalnızca savunma savaşı verdiğini, kendi ülkelerine saldıranlara karşı vatanlarını savunmak için soylu bir savaş verdiklerine inanır.
 
Eskiden “özgürleştirme” masalları anlatılarak bir yer işgal edilmezdi, eğer bir ordu fethetmek için yola çıktıysa açık bir şekilde orayı ele geçirmek istediğini açıkça söyleyerek gelirdi. Rus-Çerkes savaşındaki bu açık niyeti o dönemin yazılanlarında görebilirsiniz.
 
1. Nicholas 25 Eylül 1829’da Rus ordusunun Kafkasya başkomutanı I.F. Paskevich’e yazdığı mektupta : “Türklerle olan görkemli bu savaşın sonunda yapmamız gereken tek bir şey kalıyor, dağ halklarını pasifize edip bize itaat etmelerini sağlamak ya da hepsini birer isyancı görüp yok etmek.... "
 
General Bulgakov, 1810 yılında Kabardey’deki faaliyet raporunda şunları söylüyordu:
 
"Kabardey halkı tarihinin en büyük kaybını yaşadılar... İki yüz köy tüm mal ve mülkleriyle birlikte yakılıp yok edildi."
 
Griboyedov, General Velyaminov'un müfrezesindeydi 1825 yılında Begichev'e yazdığı bir mektupta :
 
“Yermolov'un ismi hala insanlara korku veriyor; Tanrı’nın bir gazabı olarak dağ halklarının üzerine çökmüş durumdayız... Onları asıyoruz kesiyoruz ve tarihlerini yok ediyoruz. ”
 
Puşkin, 1829, "Erzurum’a yolculuk" adlı eserinde:
 
“Onları özgür meralardan çıkardık; köyleri yakıldı, bütün kabileler yok edildi. ”
 
Kafkas Ordusunda Fransız askeri gözlemci olan Alexander Fonville, "Çerkes Kurtuluş Savaşı'nın Son Yılı, 1863-1864" adlı eserinde:
 
“Rusların sürekli olarak işgal ettiği tüm yerleşim birimlerinden insanlar kaçtı ve arkalarında sürekli onları takip eden vahşi partizanlar ülkenin her yerini ele geçirdi; onlardan kaçan büyük göçmen kalabalıklar kar fırtınasının kaplı olduğu o dağ yollarında ilerleyemeden donup öldüler, o yollarda ilerledikçe kanlı ayak izlerini sık sık fark ettik. Kurtlar ve ayılar karları eşeliyor buldukları insan cesetlerini çıkarıyorlardı. ”
 
Kafkas Savaşının resmi tarihçisi olan Adolph Berger, “Dağlılıların Kafkasya'dan Sürgünü” adlı kitabında:
 
“Çerkeslerin teslim olmaya niyetlerinin olmadığı bu savaşın bitirilebilmesi için dağ halklarının yarısının tamamen imha edilmesi gerekiyordu ki diğer kalanlar savaşmaktan vazgeçip göç etmeye karar versinler. Kont Evdokimov tarafından önerilen savaş stratejisi Çerkesler için geri dönüşü olmayan bir imha projesiydi, Ruslar plana sadık kalarak işin sonuna kadar gittiler…"
 
Kafkas Ordusu subayı Mikhail Venyukov, "Kafkas Anıları (1861-1863)"eserinde:
 
“Savaş, acımasız bir şekilde devam etti. Adım adım hareket ettik, ama geri dönülmez şekilde, dağlıların köylerini ve topraklarını son adama kadar temizledik. Yüzlerce dağ köyü mahsulleri ve hayvanlarıyla birlikte yakıldı, Köyler yok edildi ve geri kalan yerlere askeri birlikler koyuldu oradan kaçabilenler Karadeniz kıyılarına oradan da Türkiye'ye kaçtılar ...  Aul Kbaade yerleşim birimi üç gün boyunca yandı, geriye hiçbir şey kalmadı.”
 
***
 
Rusya'nın Kafkasya'yı işgal etmesi her iki taraf içinde çok zordu, Fetheden taraf ile fethedilen tarafın askerleri muazzam fedakârlıklar ederek bu savaşı sürdürdü.
 
Çerkesler için bu yaşadıkları büyük bir işgal, büyük bir soykırım idi ve bu işgal hareketi 1763'den 1864'e kadar 101 yıl sürdü.
 
Rus-Çerkes savaşının son aşamasında, Kafkasya ve Çerkesya’da ölen insan sayısının bir milyon civarında olduğu tahmin ediliyor. Bu savaşın sonucu olarak insanlar zorla göç ettirildi, Ruslar geriye sebep oldukları salgınlar ve kıtlıklardan harap olmuş bir Kafkasya bıraktı. Çerkesler karadeniz kıyılarına sürüldü oradan Türkiye’ye canlı olarak ancak yarım milyon insanın ulaşabildiği tahmin ediliyor.
 
Biz tabi burada savaşın sadece son aşamasından bahsediyoruz. Oysa Çerkesyanın Rusya İmparatorluğu tarafından fethi yüz yıl sürdü.
 
Doğu Çerkes devleti Kabarda, gelişmiş bir yapıya ve feodal bir hiyerarşiye sahip, Doğu Avrasya'nın feodal devletlerinden biriydi, Rus taarruzuna on yıllar boyunca direndi ve savaşlarda nüfusunun yüzde doksanını kaybettikten sonra (1820'ler) ele geçirilebildi. Kabardeyler 1763 yılında 300 binin üzerindeydi ve 1822 yılına geldiğimizde yaklaşık 30 bin kişi kalmıştı buna rağmen Kabardeyler 1860’lara kadar Rus işgaline direnmeye devam etti.
 
Yüz yıllık Rus-Çerkes savaşının son aşamasını saymazsak - “Kafkasya'yı yerli halkından temizleme operasyonu” (Çarlık generallerinin açıkça ifade ettiği gibi) kabaca bir milyon kişinin yok edilmesiydi.
 
Yani Rusların Kafkasya'ya girişi sırasında yaklaşık iki milyon Çerkes öldürüldü.
 
Ve geriye Çerkeslerin yaklaşık % 5'i vatanında kalabildi.
 
Ayrıca, Kafkasya'nın işgali sırasında, Rus makamları Kuzey Kafkas etnik gruplarının tüm ileri gelenleriyle soylularını baskıyla göç etmeye zorladı. Toplam olarak zorla kovulanların sayısı yüz binlerce insandır. Daha işgalin başında Kuzey kafkasyadaki tüm etnik toplulukların yüzde 10-15'i ilk baştan temizlendi. Osetyalılar ise hepsi etnik temizliğe maruz kaldı.
 
Sürgünler, Kafkas Savaşı'nın resmi olarak ilan edilmesinin ardından devam etti. Çarlık makamları, imparatorluğun çöküşüne kadar Kafkasyalıları Kafkasya'dan uzaklaştırmaya devam etti. Etnik temizliğe sadece Çerkesler maruz kalmadı Örneğin, Digorian-Osetyalılar “Hristiyanlaştırılmaya elverişli olmayan müslüman unsurlar” görüldüğü için 1860-70 yılları arasında Karabulak ve Çeçenlerle birlikte göç etmeye zorlandı.
 
Toplam hayatını kaybeden insan sayısını belirlemek zor bir iş, bunun için ayrı bir çalışma gerekir. Hem Rusça hem de Türkçe olarak resmi istatistikler tam değildir. Kafkas Savaşı'nın resmi tarihçisi Adolph Berger'in yazdığı gibi, “Sürgün edilen insanların sayısı bilinenden çok daha fazladır ”.
 
Veriler küçük parçalara ayrılmıştır ve gösterilmemiştir, ancak trajedinin ne kadar büyük olduğunu Türkiye’nin 1865 yılına ait verilerinden anlayabiliriz. Resmi verilere göre Sadece o yıl, Osmanlı İmparatorluğu’na 520 bin kişi gelmiştir. Toplam sınır dışı edilme neredeyse 7 yıl sürdü. 1863-1864’de Osmanlı İmparatorluğu'nda ölen Çerkes sığınmacılarının sayısı 100 binin üzerindedir. 1867'de Osmanlı hükümetinin resmi verilerine göre, Osmanlı İmparatorluğu topraklarında Çerkes sığınmacılarının sayısı (ölüler hariç) 595.000 kişidir.
 
Rus ordusunun kayıpları da çok büyüktü. Modern Rus tarihçisinin tahminlerine göre, Rusların kayıpları bir milyon insanı buldu - savaş alanında hastalıktan salgınlardan ve mahrumiyetten dolayı yüz binlerce asker kaldı. [V.V. Lapin. Kafkas savaşında Rus ordusu. XVIII - XIX yüzyıl. - St. Petersburg 2008. sf. 46-48].
 
Savaşın bitiminde Kafkasya'nın işgal edilen bölgelerinin nüfusu yaklaşık dört milyondu.
 
“Rusya dört milyon kişiyi öldürdü, böylece Kuzey Kafkasya'nın fethi sonucu, geriye kalan yaklaşık dört milyon insan Rus imparatorluğunun vatandaşı haline geldi.” [Khodarkovsky Michael. Acı seçim. Kuzey Kafkasya'nın Rus fethi döneminde sadakat ve ihanet. 2016 - S.24.]
 
*** 
 
Neredeyse tüm modern devletlerin tarihlerinde trajik dönemler olmuştur. Bu konuda Rusya, Batı'nın gelişmiş ülkelerinden farklı değildir. Ancak geçmişiyle yüzleşmeye gelince işte fark burada ortaya çıkmaktadır.
 
Şimdiye kadar, Rusya Federasyonu yetkilileri Çerkeslerin ve diğer Kafkas halklarının 21 Mayıs trajedisini resmi olarak tanımıyor ve bu olaylarla ilgili tartışmaları engelliyor. Hiçbir şekilde geçmişiyle yüzleşmek istemiyor.
 
Astolphe de Custin 1839 yılında yazdığı “1. Nicholas devrinde Rusya” eserinde o zaman diliminden bu durumu tespit etmiş: “Tarih, Rusya'da devlet mülkiyetinin bir parçasını oluşturuyor; burada, toprak ve insan nasıl ki imparatorluğun maddi bir mülküdür, aynı şekilde tarihte Rusya’ya aittir. Orada (Tarih anlayışında) insanlara ne gerekliyse sadece o sunulur” [Astolphe de Custine. 1839, 1. Nicholas devrinde Rusya. St. Peterspurg 2008. (3.baskı) Orijinal sayfa,704 günümüz baskısı sayfa, 645-646.]
 
Amerikalı bir diplomat olan George Kennan, 1944'te Moskova'da günlüğüne şöyle yazdı: “... burada insanlar (devlet organları) neyin doğru neyin yanlış olduğuna kendileri karar veriyor” [T. Snyder Kanlı topraklar: Hitler ve Stalin arasındaki Avrupa. – Kiev-Lviv, 2015. - s. 19].
 
Ancak yalancının mumu yatsıya kadar yanar! (fakat yalan yıkıcı ve umutsuzdur). Nesnel gerçeklerin inkar edilmesi ve dezenformasyon üzerine bir ulus inşa etmek mümkün değildir.
 
Moskova geçmişiyle yüzleşmeyi öğrenmezse ileride çok uluslu bir devletin başkenti olmaktan çıkacak ve yine kendi sınırları içinde Moskova prensliği haline gelecek.
 
 
 
 
Çeviri: Ahmet Hüsrev Boyalıklı  
 
Cherkessia.net, 29 Mayıs 2019

Bu haber toplam 2897 defa okundu.


Nogay Rauf

"...Doğu Çerkes devleti Kabarda, gelişmiş bir yapıya ve feodal bir hiyerarşiye sahip, Doğu Avrasya'nın feodal devletlerinden biriydi, Rus taarruzuna on yıllar boyunca direndi ve savaşlarda nüfusunun yüzde doksanını kaybettikten sonra (1820'ler) ele geçirilebildi.

Kabardeyler 1763 yılında 300 binin üzerindeydi ve 1822 yılına geldiğimizde yaklaşık 30 bin kişi kalmıştı buna rağmen Kabardeyler 1860’lara kadar Rus işgaline direnmeye devam etti..."

Kuzey Kafkasya uzmanı Şulmulyeviç'in bu analizinin,
sitenizde ara ara "Kabardeyler Ruslara karşı savaşmadı, diğer Çerkeslere ihanet etti, Rusya ne zamanki feodal yapıyı ve aristokrasiyi kaldırmak isteyince isyan ettiler, v.s.-v.s." diye yazan bazı yazarlarınızın kulağına küpe olmasını dilerim.

Saygılarımla.
Nogay Rauf

31 Mayıs 2019 Cuma Saat 17:08
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net