Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Çerkeslerin Eski Dini Sistemi
24 Aralık 2019 Salı Saat 19:38
Muhtemelen, Hatti döneminde oluşan bu sistemin temeli, var olan ve gerçekleşen her şeyin yaratıcısı, tek ve yüce Tanrı Tha (Тхьа) veya Thaşho'ya (Тхьэшхуэ) inanmaktır.
 
Bu nedenle, Tha'ya olan inancından yoksun olan kişilere Thanşe (тхьэншэ) yani ateist denir.
 
Tha'ya hürmet etme,saygı duyma ve fedakarlıkta bulunma, eylemlerin merkezi olduğu yerde ayinler ve ritüellerle ifade edilirdi. Kurban (тыхь-tıh), dua (тхьэлъэIу-Thaleu), ilahi (хъуэхъу- huahu) ayin törenleri Thamade (Тхьэмадэ) olarak adlandırılan kişiler tarafından yönetildi. (Bu kelime Tha’nın temsilcisi olarak tercüme edildi.)
 
Tha’ya gerekli saygılarını sunmak için , bir arada birleşmiş insanlar, ( тхьэщ-Thash, хьэблэ-hable (тхьэблэ-Thable) belirlenmiş açık havada toplanma yerleri (тхьэлъэIупIэ -Thale’up’e) kelimenin tam anlamıyla : Tha’ya yalvarma yeri) bunlar genellikle dokunulmaz olduğu düşünülen bir tür tapınak olan kutsal bahçelerdi.
 
Bu nedenle, ana isimlerinin yanı sıra Thaşağ mez (тхьэщIагъ мэз) (Tha tarafından seçilen koruluk),mecazi olarak kullanıldı. жыг зыхэмыбз (hiçbir şeyin kesilmediği koruluk)
 
Thashağ (тхьэщIагъ), (kelimenin tam anlamıyla: Tha'nın altındaki bir yer) Kutsal bir ağacın altındaki bir platform sunak olarak kullanıldı.
 
 
Karadeniz Çerkeslerinde, bunlar genellikle yıldırımların çarptığı ağaçlardır ve Shapsığ'lar hala onlara bu güne kadar kutsal olarak tapınırlar. Çerkesya günlük yazarların ifadelerine göre, dini bayramlarda kurban kesildikten sonra, (boğa veya keçi) üzerine beyaz bir burka atarak, Thamade maksime ile dolu büyük bir kase ile kutsal bir ağacın altında durdu ve Tha’yı yücelttiği ve ondan bol miktarda hasat, hastalıklardan ve düşmanlardan kurtuluş istediğinde bulunarak uzun bir dua etti.
 
Bu tür dualar, Tha'nın her yerde bulunmasına işaret eden hitaplarla başlardı:
 
“Bizim Tha'mız
 
Büyük Tha!
 
pek çok istek tarafından kuşatılmış, kimseden bir şey istemeyen”.
 
Bu nedenle, Tha'nın mutlak bir egemen olduğu, dünyadaki her şeyin kendisine bağlı olduğu, ancak kendisinin kimseye veya hiçbir şeye bağlı olmadığı vurgulanmaktadır. Tha her şeyin sahibi , otokratik ve kendi kendine yeterlidir.
 
Ayrıca, bilindiği gibi, Hatti uygarlığı ve Hititler’in başkenti Hattuşaş’ın bulunduğu kutsal yada altın Anadolu’nun söz konusu olduğu anlayışına da değinilmiştir.
 
Bizim Tha’mız,
 
Büyük Tha,
 
Anadolu altın vadi. ( Уа, дэ ди тхьэ, тхьэшхуэ, Анэдолэ - дыщэ къуэладжэ)
 
Görünüşe göre, bu formül Çerkes tarihinin Hatti döneminin bir yankısı olarak ortaya çıkmıştır.
 
Tha'nın gücü algısı fikri, günlük konuşmalarda bile kullanılan birçok kararlı ifadeye de yansır. Örneğin, bir kişi gelecekte yapmayı düşündüğü bir şey hakkında konuştuğunda genellikle bu ifadeye, Tha’nın isteği varsa 
 
(Тхьэм жиIэм) sözcükleri eşlik eder.
 
Kişiye şükran ve nezaket işareti olarak,
 
Tha,sana iyi bakışla yönelsin (Тхьэм и нэфI къыпщыхуэ)
 
Tha senden razı olsun. (Тхьэр аразы къыпхухъу)
 
Tha size uzun ömür versin (Тхьэм уигъэпсэу )
 
Çerkeslerin günlük yaşamda birbirlerine takas ettikleri dileklerin önemli bir kısmı, insanlara hoş ve kibar bir şey yapma isteği ile Tha’ye hitap eden kısa dualardır.
 
Örneğin, gelinin eve gelmesiyle birlikte damadın ebeveynlerini tebrik ederken,
 
Tha sizin için mutluluk getiren bir kişi yapsın (нэрыбгэ махуэ тхьэм фхуищI) diyorlar.
 
Akşamları hoşca kal telaffuzu olarak, Tha gece rahatlığı versin (чэщы рэхьат Тхьэм) denir.
 
Bir şeylerini kaybeden birine sempati ifadesi olarak şöyle denir: Tha sana geri versin (тхьэм къуитыж)
 
Genellikle, Tha’nın adıyla yemin edilir. “Tha’dan söz etmek”anlamına gelen yemin Tharı’ue (тхьэрыIуэ) sözcüğün yapısıyla ilişkilidir.
 
Yalancı şahitlik yapan,yalan yere yemin edenlere Thağapts (тхьэгъэпцI) Tha’ya ihanet eden denir.
 
Yaygın olarak, Tha'nın gücünü canlı bir şekilde gösteren yemin güvenceleri bulunmaktadır.
 
Örneğin: Bu yeri ve göğü harekete geçiren Tha’ya yemin ederim. (Тхьэуэ мы уафэри щIылъэри зезыгъакIуэ )
 
Eski dini sistemin bir unsuru da ölen atalarının ruhlarına yemindir: Merhum Aytek’in ahiretteki ruhuna yemin ederim. (Айтэч мыгъуэм и хьэдрыхэпсэ)
 
Son olarak, özellikle kıyamet günü son yargıdan bahseden yemin niteliğindedir: Ölümden sonra yüzleşeceğimiz Tha (Тхьэуэ зи пащхьэ дихьэжын).
 
Bu formüller ayrıca Çerkeslerin ölümsüz ruh (псэ-pse) ve öbür dünya (хьэдырыхэ -hadrıxe) hakkında derin fikirlere sahip olduklarına tanıklık ediyor.
 
Bir sonraki dünyada insanın Tha'nın önünde görüneceğine inanılıyor, ki bu da yaptığı iyi işler ve eylemleri (psape) için ödüllendirileceğine ve günahları (гуэныхь) içinde de cezalandırılacağına inanılmaktadır.
 
Yeryüzünün derinliklerinde, yedinci tabakasında sh’ıkatibl (щIыкъэтибл) yer alan bir cehennem kavramı vardır. Tanrı, iyilikten daha çok günahkar işler yapanları buraya gönderir.
 
Bir insanın ruhunu alan ve onu büyük Tha'nın belirttiği yere taşıyan ölüm meleği (псэхэх pseheh) olarak adlandırılır. "Ruhu bedenden çıkarmak”
 
Tha ve insanlar arasında aracılar olarak, acı çekenlere yardım ve destek işlevlerini yerine getiren çok sayıda iyi melek veya peri vardı. Tha’uhud (тхьэIухуд) adıyla bilinirlerdi. " Tha'nın emirleri altında hareket ederler."
 
Tha’uhud’lar arasında özellikle üç kız kardeş göze çarpıyordu. Yada ilahi üç kız kardeşler. Thashırıphuish (тхьэщырыпхъуищ)
 
Bunlar kader tanrıçalarıydı ve belki de bu temelde Yunan ve Roma mitolojisinin Üç kader tanrıçası (Moira) benzeri görüntüler olarak yaratıldı.
 
Çerkesler, bir çocuğun doğumu sırasında kader tanrıçalarının bu yere akın ettiğini ve hangi başlangıç içerisinde bulunduğuna bağlı olarak yeni doğanın geleceğini öngördüklerini söylüyorlar. (iyilik-psape yada kötülükle ilişkili olarak) Dolayısıyla, екIэ зэхэлъщ (tamamen kötülükten oluşuyor) ifadesidir. Böyle bir insanın Tha'yı kendisinin düşmanı yaptığına ve bunun için onu affetmeyeceğine inanılıyordu.
 
Bu Çerkeslerin eski dini sistemin genel bir özelliğidir, daha sonra yeni unsurlar ve özellikler ile desteklenmiştir. Örneğin, diğer küçük tanrıların yüce tanrı Tha'ya itaat ettikleri fikri yavaş yavaş oluşmuştur.
 
Belirli ilişkilerin, güçlerin, unsurların, faaliyet alanlarının patronları: Мэзытхьэ-orman tanrısı, Тхьэгъэлэдж-bereket tanrısı, Тхьэщырыпхъуищ-kader tanrıçaları, ЗекIуэтхьэ- zekotha gezginler tanrısı, Жьэгупатхьэ- aile ocağının tanrısı.
 
Tanrılar panteonunda, ruh veya ruhların tanrısı Psetha (Псатхьэ) özel bir yer işgal etti.
 
Ruhun saflığına dikkat etmek, Tha'nın huzurunda en iyi şekilde görünmenin, her ölümlünün en önemli görevidir ve ruhun temizlenmesinin en iyi yolu iyilik yapma yada psape'dir. (iyilik,yardım,fedakarlık,cömertlik,himaye,bağış,merhamet,hizmet,ödül, hediye, nimet,lütuf)
 
"Psape" kavramı, Çerkeslerin eski dini sisteminin merkezinde durmakta ve en önemli iki fikrin konsantre ifadesidir: yararlılık ve kurtuluş. Bu nedenle, günlük konuşmalarda, aşağıdaki ifadeler aktif olarak kullanılmaktadır: псапэ щIэн (psape işlemek) псапэ къэхьын (psape elde etmek ). Birincisi, hayırseverlik eylemi veya süreci ile ilişkilidir ve ikincisi, iyi işlerin olumlu sonuçlarıyla, ahlaki liyakatle Tanrı ve insanlara karşı suçluluğun kefaretiyle ilişkilidir.
 
Bir kişinin günlük ve yorulmadan iyi işler yapması gerektiğine inanılmaktadır - "psape kazanmak", böylece sadece acı çeken kişinin ruhunu soğutmakla kalmaz, aynı zamanda kendi ruhunu sakinleştirerek de tasarruf elde eder.
 
Kısacası, psape, kavramı budizm'in bilinen kavramlarıyla bir araya getiren karşılıklı aydınlanma ve temizlenme etkisine neden olan bir lütuf biçimidir.
 
Buna ek olarak, psape kategorisinin Adıgağa (Adıgelik) olarak bilinen geleneksel etiğinin kalbinde yer aldığını , Adıgelik tezahürü ve Adıgelerin antik dini sisteminin organik bir parçası olarak düşünmek için her türlü neden olduğunu eklemek gerekir.
 
Çerkesya tarihi boyunca, özellikle 18. yüzyıldan itibaren Kazanoko Jabagı felsefesinin etkisi altındaki ahlaki faktör, halkın dini bilincinin sağlam bir temeli olarak kalmıştır. Bu, hem dini normların ve tutumların dogmatizminin hem de kör bağnazlığın sürekli olarak üstesinden geldiği en yüksek dindarlığın tezahürüdür.
 
 
Çerkesler, çok tanrılı, Budizm, Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam’ın etkisinde kaldığı bilinmektedir. Bu deneyimler bir yıkıma neden olmadığı gibi, sadece dünyanın etik rasyonalizasyonu için ilke ve mekanizmaları güçlendirdi. Özellikle İslam, geleneksel ahlaki kültürün temellerini güçlendirdi ve geliştirdi. Atalarımızın zihninde ve uygulamalarında, Müslümanlık (Müslümanığa) sadece bir tamamlayıcı olarak değil, bilinen bir anlamda Adıgağa ve Adıge xabze’nin doğal bir parçası haline geldi.
 
Bu nedenle, geçen yüzyılın 20’li yıllarından beri yürütülen dini yaşamın temellerinin benzeri görülmemiş bir şekilde tahrip edilmesi, aynı zamanda halkın kutsal değerlerinin sistematik ve acımasız bir şekilde katliamıdır. (geleneksel etik ve görgü kuralları.)
 
Ve şimdi elimizde olana sahibiz. Artık hiç kimse Tanrı'nın destekleyici bakışları altında yürümüyor ve özerkliğini hissederek ruhuyla ilgili çok az şey umurunda; ama aynı zamanda önemsiz. Temel yarar ve güvenlik uğruna, haklarından feragat etmeye ve çoğu zaman vicdan ile anlaşma yapmayı düşünmeden vazgeçmeye hazırdır. Paradoksal olarak, ateizm, bir kişiyi köleleştirdiği kadar özgürleştirmedi, onu en temel arzulara ve tutkulara rehin etti.
 
Bu, modern toplumun, insanları büyük bir dinsel, etik ilkeden uzaklaştırmak için ödediği bedeldir. 20. yüzyıl boyunca, bu boş alan en güçlü negatif enerji ve gerilim ile dolduruldu. Daha sonra, daha önce bilinmeyen bir güçle, korku, dayanılmaz şüphe, şiddet, açgözlülük, en karmaşık ruhsat ve düzen bozukluğu biçimleri şeklinde ortaya çıkmaya başladı.
 
19. yüzyılın sonlarında - 20. yüzyılın başlarında dünya görüşleri ortaya çıkmaya başlayan büyüklerimizin bir çoğunu biliyordum ve tanıdım.
 
Korku, umutsuzluk, kargaşa olmadan yaşlılıklarını ve hastalıklarını algıladıklarını, geçmişle, şimdiki zamanla ve gelecek ile uyumlu bağlantılarının bilinciyle onları çevreleyen insanlara şükranla, hayattan nasıl onurlu bir şekilde ayrıldıklarının en büyük huzur olduğunu gördüm.
 
Özellikle benim için değerli olan bazı isimleri vereceğim:
 
Agoy'den Allalo Muş ve Shotoh Suli, Lazarevsky'den Gerbo Ayşe, Büyük Pseusho’den Napso Bahçeriy, Teuçhezhka’den Wukol Haua, Shendzhiy’den Emtıl Saret, Aliberduko'dan Aslanukova Haua, Besleney'den Catarivov Nanu, Lapsirokov Umar Eski Khumara'dan, Dugublugoy'dan Ordashev Betal, Kenje'den Taow Tokan, Stary Cherek’den Mezakoshev Sholokh, Baksan’lı Tlyarugov Ibrahim, Yukarı Akbash'tan Kudaev Kubati. Onlar,Tanrı'nın bakışları altında yürüdüler.
 
Şimdi ne görüyoruz? İnsan kendi kişisel alanını doğal ve rahat hissettiği için, kendisiyle olan sözleşmesini kaybetti.
 
Dünyanın yeniden yapılandırılması, tüm yaşam tarzının şok edilmesi ve huzursuz olması, etik olarak doğrulanmış düşünme ve davranışa sahip olmayı sorunlu hale getirdi. İnsanlar kendilerini zaman,çaba ve araç bakımından nasıl yöneteceklerinin farkında değiller.
 
Modern insanın günlük telaşında, yaşamın sorduğu en önemli soruları cevaplaması zordur. Bu soruları bile duyamıyor ve tanıyamıyor.
 
Tanrı ile iletişim sağlamayan ve zihinde onun varlığı olmayan insanın yaşam dünyası üzgün, parçalanmış ve anlamını yitirir.
 
 
 
Çeviri: Beşto Yılmaz Beştepe
 
Cherkessia.net, 24 Aralık 2019

Bu haber toplam 2843 defa okundu.


Bu habere yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz ekleyin.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net