Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ukrayna Başkenti Kyiv Şehir İsminin Türeyişi
10 Şubat 2020 Pazartesi Saat 21:12
Öncelikle, “Киj-ів” (“Kyiv”) ve “киj-ане” (“kyivliler”) sözcüklerinin morfolojik yapısında belirgin bir şekilde ortaya çıkan “киі” ya da “киj” bileşeninin nereden türediğini araştırmamız gerekmektedir. Bu bileşenin kökeni Çerkes (Kabardey diyalekti) “кІэ” sözcüğünden çıkarılabilir ki, şu anda söz konusu sözcük “uç, kuyruk, etek” anlamına, “кІы” ve “къу” fonetik varyantlarında ise “sap (kap kacak sapı filan), tutamak” anlamına gelmektedir. “КІы” sözcüğünün “büyümek” anlamına gelen “кІын” kelimesiyle olan morfolojik ilişkisi, “кІы”’nın ilk olarak sıfat-fiil olup “büyümüş” anlamına geldiğini göstermektedir. 
 
 
Prof.Vasil Çaplenko: Ukraynalı dilbilimci, eleştirmen, oyun yazarı, edebiyatçı, editör ve Şevçenko bilim derneği üyesi.          18 Mart 1900, Mykolaivka, Novomoskovsky İlçesi, Ekaterinoslavskaya Liviv'de doğdu. 4 Şubat 1990, Matavan, New Jersey, ABD'de öldü. 
 
(Çerkesce'de sıfat-fiil şekli, eylemlik eki olan “н”’nin düşmesiyle oluşur). Sıfat-fiilin tam şeklinde bir de “e” (“jэ”) eki vardır: “кІыjэ”. Söz konusu “e”’nin kendisi de muhtemelen şu anda “tam, bütün” anlamına, eskiden de kuvvetli ihtimalle “bütün olmak” anlamına gelen “ен” eylemliliğinden türemiştir. Galiba bundan bir de eski 3. şahıs zamiri “e” türemiş olup bu sonuncudan söz konusu zamirin şu anda kullanılmakta olan “ар” şekli türemiştir. “Ар” şeklinde “e” (“jэ”)’ye, belirli isimlerin yalın hal eki olan “р” eklenmiş olup “j”, “e”’yi asimile ederek tam oluşumlu “a”’ya dönüştürmüştür.
 
Muhtemelen “e” 3. şahıs zamiri, sıfatlara eklenerek bunlara “tam”, zamirli anlamı katmıştı, çünkü fonetik varyantı olan “и” (“jы”) ile birlikte bu anlamla Slav “добрые”, “добрыи” kelimelerinde saklıdır. Aynı suretle “кІы-jэ” şekli de türemişti; sonundaki vurgusuz zayıf “e”nin düşmesiyle “кІыі”, Ukraynaca harfleriyle “кий” şekline girmiştir. Burada “кІыe”deki “e” ile aynı anlamı taşıyan “ар'' ın bulunduğu “Куар” Ermeni şehir adının anılması da uygun olur.
 
“КІыe” kelimesinin ilkel anlamı olan “büyümüş” dikkate alınacak olursa; ağaç, saç, tepe, dağ (M. Kotsyubınskiy’in “Unutulmuş ataların gölgeleri” öyküsünde kaleme aldığı, dağların bittiği, büyüdüğü efsanesini hatırlayalım), “вал” (denizdeki dalga, kale suru, Ukrayna’da örülen kalın iplik)’ten söz edilebilir; “bütün olmak” anlamı da hesaba katılacak olursa bu oluşum “yuvarlanmış”, “toparlanmış”, “şişkin” anlamına da gelebilirdi. Ağaçtan kopmuş bir dal, kökünden sökülen yaş bir ağaç sayesinde bir ucu daha kalın olan bir sopa elde edilebilir, bu da tam bir “кий” anlamıdır, bu şekilde telaffuz edilen Ukraynaca ve Polonyaca kelimenin anlamıdır (İngilizce “key”, yani “anahtar” da bundan türemiştir, çünkü zamanında “кий” ile kapı kilitlenirdi, buna Ukraynaca “ключка” kelimesi (yığından deste deste kuru ot çıkarmak için kullanılan, ucu çengelli olan sopa) ve  Rusça “клюка” (“sopa”, “değnek”) kelimesiyle akraba olan Slav “ключ” kelimesi delalet eder; söz konusu kelimelerin yapısında “I” sesi [l’] olarak telaffuz edilen “кІы” mevcut olup diğer bileşenleri de Çerkesce'den çıkarılabilir). Fakat “büyümüş”’ten dayak aleti olan “кий”’ya geçiş aşaması, muhtemelen, Çerkesce'de “кІeй” sözcüğü, yani “кий”’ın yapıldığı dişbudak ağacının adıydı. Böyle bir işlevsel anlam değişikliği, yani eski ağaç isminin unutulup sadece dayak aleti anlamının kalması, birçok Ukraynaca kelimelerinde tespit edilebilir. Mesela: “бук” (kayın) (“буком його!” (onu “kayınla” döv!), “а в руках страшенний бук” (elinde korkunç bir “kayın”) – İvan FRANKO’nun “Tilki Mıkıta” öyküsünden alıntı), “дубець” (“meşecik”), “лозина” (“söğütçük”), “свид”, “свидина” (kızılcıkgillerden bir bitki, kızılcadişi). Dolayısıyla Ukraynacada mesela “Треба назламувати дубців з усякого дерева” (Her türlü ağaçtan “meşecik” koparmak lazım) ifadesi mümkündür. 
 
“Büyüyen, biten” anlamından Çerkesce “къуей” (uyuz) kelimesi gelmektedir (uyuz “büyür”, yayılır). “Toparlanmış” anlamından Adıgece “куей”, yani “(insan) topluluğu” kelimesi gelmektedir. Sopa vuruşunun da belli bir ses çıkardığına göre Çerkesce “кIий” (çığlık, bağırtı) kelimesiyle dayak aleti “кий” kelimesi arasında etimolojik baş saptanabilir. Çerkesce “кIий” kelimesi baltacı Hutsulların dilinde “клей-гов!” (bu ünlemdeki [l] sesi, bazen [l’], bazen de [j] olarak telaffuz edilen Çerkesce ejektif [I]’dan gelmektedir); gerçi burada “клей” ağaç anlamına, yani “кІeй”, kesilip devrilen ağaç anlamına gelebilir. Yine bundan “зозуля кує” (guguk öter), “коваль кує” (demirci demir döver), ayrıca “птах клює” (kuş gagalar), “клевець” (çekiç) kelimeleri gelmektedir. “Кує” kelimesindeki [u] sesi, “къу” fonetik varyantından, “клює” ve “клевець” kelimelerindeki [l] sesi de Çerkesce [I]’dan gelmektedir. “Коваль” (demirci) kelimesi de yine buradan geldiği halde oluşumu daha karışık: “кIэ” (sopa, çekiç) + “уа” (vuran, “vurmak” anlamına gelen Çerkesce “уэн” kelimesinden türemiş sıfat-fiil) + “лIы” (erkek); birlikteyse “sopa (çekiç) vuran erkek” (söz konusu oluşumdaki [o] sesi, sonraki “ў”’nın benzetici etkisiyle “э”’den oluşmuştur (Çerkesce fonetiğine göre tam oluşumlu ses olmayan sondaki “ы” düşmüş, “лI” ise “ль”’e dönüşmüştür). “Коваль” (demirci) kelimesinin ses ile olan etimolojik ve anlam bağlarına, bir taraftan da Ukraynaca “гук” (bağırtı) kelimesi ile “demirci” anlamına gelen Çerkesce “гъукIэ” kelimesi arasındaki bağ delalet eder. Çekiç döverken düştüğündense Karpat Ukraynacasındaki şelale ismi “гук” oldu. Ukrayna’da “Гук” diye bir de soyadı var. “Bağırtı” anlamı, şimdiki on iki yıllık hayvan takvimindeki üçüncü yılın ismine de sebebiyet verdi. Bu isme, “horoza ait” anlamına gelen Çerkesce “къуэй” kelimesinde tanıklık ediyoruz, çünkü söz konusu yıl, horoz yılıdır. Bundan “кокот”, “кочет” diye horoz isimleri de geliyor (bundaki “ко”, “кIэ”’den geliyor).
 
Gerçi horoz anlamına gelince, içinde ötüş ile kuyruğunun gür olması birbirine karışmış olabilir, çünkü “кIэ” bir de “kuyruk”, “etek” anlamına da geliyor. Kuyruk sıfatına bir de “horoz” anlamına gelen İngilizce “cock” kelimesi de işaret edebilir ki, ayrıca “(kuru ot) yığını” ve “(bir şeyi) ürpertmek” anlamına geliyor. “Horoz”’un bu gruba dahil olduğuna, “horoz” anlamına gelen Çerkesce “адакъэ” kelimesiyle birbirini tutan, yine Çerkesce “дакъэ” şeklindeki sopanın başka bir adı işaret etmektedir (burada baştaki “a” zorunlu bir unsur değildi, olmayabilirdi).
 
 
Prof. Vasil Çaplenko'nun çalışmasının ön sayfası.
 
Galiba “кий” kelimesi bir de “sağlıklı”, “güçlü” anlamına gelmiş olabilirdi, ki buna “kütük”, “odun”, (erkeğe gelince) “gürbüz” anlamına gelen Çerkesce “дакъэжэ” kelimesinin anlamı delalet etmektedir, ve böylelikle kudretli ve önemli kişilerin rumuzu (Lehçe “przydomek”) olarak kullanılabilirdi. Ben bunu İran şahı Rum Selçuk Key Hüsrev isminde buldum; Roma İmparatoru Caius Julius Caesar’ın adında da var; efsanevi Kral Arthur’un maiyetindeki şövalyelerin adları arasında da bunu buluyoruz: “Sir Cay”, “Sir Kay”, “Sir Kiy”; Çinde de kullanılmaktadır, mesela Çan Kay Şek isminde vardır; “Key” diye İsveç soyadı var; Ukrayna’da da “Kıyovıç” soyadı var. Çincedeki “Kay”, bunun “güçlü” anlamına geldiği doğrultusundaki tahminimi haklı çıkarır.
 
Bu anlamdan, galiba, eski Dakların ismi de gelmektedir, ki bunu, İvan Franko’nun, “Erdel’deki Rutenlerin izleri” eserinde andığı Latince bir şiir anlatmaktadır: “Dacosque, que modo de silvae nomine nomen habent”
 
Buradaki “dacos”, yine o Çerkesce “дакъэжь” olup, halk adlarının tarihinde sık görüldüğü gibi önce bir soyun başladığı kişinin adı, sonra bütün soya intişar etmiş olabilirdi. Şunun da altını çizmek lazım ki, bu kelimede zıt anlamlar mevcuttur: dış hacim anlamı (hani sopanın “daha kalın olan ucu”) ile iç hacim anlamı (ocak yanında, duvarın içinde oyulmuş girintideki yer) 
 
Aynı durum eş anlamlısı olan “кий”, aslında Çerkesce “кІэ” kelimesi için geçerlidir: “vadi” (iç hacim anlamı)  ile sopa başı anlamı. Lehçede’de “kij” sadece “кий” anlamına değil, bir de kum tepesi , yani gerçek bir çıkıntı anlamına geliyor. “Кий” kelimesi bir de baştaki kâkül, yani “Leh tarzı taranmış kâkül” anlamına da gelebilirdi, ki buna Ukraynaca “киях” (darı başağı, mısır koçanı, Thypha angustifolia), “кийкуватий” (mesela “кийкувате просо” – başağı toplu olan, bütün kılları birbirine sıkışık olan darı) hatta “кийкувата сметана” (yoğun ekşi krema).
 
Resim önizlemesi
Kiev şehrinin kurucusu Kiy ile kardeşleri Şçek, Horiv (Harkov şehrinin kurucusu) ve kızkardeşleri Lıbed'in Kiev'deki heykellerinden biri.
 
Şimdi Kyiv şehir ismindeki “кий-” bileşeni ele alınacak olursa, yukarıda belirlenen anlam imkanları dikkate alınarak bunda dış (ve iç) hacim anlamı yanı sıra sağlamlık, gürbüzlük, “кийкуватість” (sözü geçen darı başağında olduğu gibi topluluk) bulunabilir. Başka bir deyişle, bu “tepe” anlamıydı, yani “Podol” ile (eski Kyiv’in alt, tepe eteklerinde bulunan semti – çevirmen notu) tezat oluşturan “Hora” (eski Kyiv’in yukarı, tepede bulunan semti – çevirmen notu) yer isminin karşılığıydı. Söz konusu tepeyi belki orman kaplardı, onun için buna bir de “київ” adı verildi, ki buna “куєв” (“ormandaki dere”) kelimesi delalet eder. Bu civardaki tepelerden belki en yükseğinde (bu arada Kyiv’de günümüzde bile birkaç tepe var) büyük bir kale yapıldığına göre adını “kyiv” koymuşlar ki, şekilleri Konstantinos Porfirogennetos’un “De administrando imperio”’sundaki notlarda, Arap kaynakları, Latin notlarında olduğu gibiydi. Söz konusu notlar, şu şekildeydi: Konstantinos Porfirogennetos: Κιοαβα, Κιαβα, Κιοβα, Κιαβον; Arapça “Kuyabah”, Latince “Kujewa”. Bu şekiller arasındaki farka rağmen bunlar telaffuzu bozuk birer şekil değil, ileride göstereceğim üzere Çerkesce lehçelerinde kullanılan gerçek şekillerdir. Bu şekillerin gerçekliğinin kanıtı, çağdaş diri Çerkesce lehçelerinin bilgilerine dayanarak bunları açıklayabildiğimdir. Bu isimdeki ikinci bileşenin bütün varyantları: -οαβα, -αβα, “-abah”, “-ewa” – Çerkesce zarf-fiil şeklidir
 
(Κιαβον yazılışındaki ον, elbette, Yunanca Akkuzatif şeklidir). Söz konusu zarf-fiil, birçok anlamları arasında “рубати” (“baltalamak”), “збивати” (“çekiçleyerek bir araya getirmek”) anlamı da olan Çerkesce “еуэн” fiilinden türemiştir. Yani –αβα ve bütün başka varyantları; “кий”’ların sırf “baltayla kesilmiş” değil, bir de uçları sivrilmiş kütüklerden yapılan istihkam ya da kütükten kuyunun yerüstü kısmı, ya da mesela Çernihiv bölgesindeki, kütükten yapılan köy evinin duvarı gibi “çekiçle bir araya getirilmiş” olduğunu gösteriyor. Gerçi aynı anlama (bir kişinin) başının traşı ve “saçın taranarak Leh tarzı kâkül yapılması” (çünkü o “збивати” kelimesi tereyağı hakkında Rusça “взбивать” (“çalkalamak”) anlamına gelebilir), “kâkül yapılması” (“київ” tepesi gibi) anlamına getirilebilir, ama ilk tahminin lehine Adıgece “куей” kelimesinin “toplum” (bu da insan topluluğu sıfatıyla şehrin türemiş anlamıdır) anlamına gelmesi delalet ettiği gibi “Київ” isminin yaygın olması da galiba yine buna delalet etmektedir. αβα’nın zarf-fiil olmasına, sonunda, isim-fiil eki “n” düştükten sonra kalacak olan tam oluşumlu olmayan “э” sesi yerine tam oluşumlu “a” sesinin bulunması delalet eder.
 
Söz konusu “a” sesi, “еуэ”’ye 3. şahıs zamiri “e” “jэ”, yani “tam” sıfat ekinin (ki, söylendiği gibi, Slav “добрые”, “добрыи” kelimelerinde saklanmıştır) gelmesiyle oluşmuştur. Sonunda “a” bulunan bu şekil, edebi Rus dilinde “лёжа” (yatarak) “стоя” (durarak) tipindeki zarf-fiil şekli olarak saklanmıştır. Fonetik olarak bu “a” sesi, sonundaki “э”’nin normal düşmesi ve “j” sesinin önceki “э” sesini benzeştirerek onu tam oluşumlu “a” sesine dönüştürmesiyle ortaya çıktı. 3. şahıs zamirinin “и” (“jы”) yerine “у” (“ўы”) olması halinde benzeştirme süreci sonucunda, Lehçe “Kijewo” kelimesinde olduğu gibi tam oluşumlu “o” sesi ortaya çıkıyordu. Arapça “Kujabah” kelimesinde “abah” bileşeni, “eğilmek” anlamına gelen Çerkesce “ебэн” (ki muhtemelen “kamburlaşmak” anlamına da gelebilir) kelimesinden gelmiş olabilir. Fakat “Київ” (“Kyiv”) ismi gibi şekillerin türemesinde Çerkesce diyalektlerinde bunun yanı sıra başvurulan bir yol var – yine “н” ekinin düşmesiyle oluşan emir kipi şeklinin kullanılmasıdır. Öyleyse “Київ” (“Kyiv”) ismi, “паливода” (“başıbozuk” anlamına gelen “su-yak” olarak çevrilebilen Ukraynaca kelimesi * tercüman notu) misali “збийкий” (“sopayı çekiçle bir araya getir”) anlamına gelebilir; gerçi burada şimdiki Çerkes dilinde olduğu ve “пиворіз”, “Конотоп” v.s. Ukraynaca kelimelerinde görüldüğü gibi bileşenlerin sırası terstir: “кийзбий” (oysa ki eski zamanlarda Çerkesce diyalektlerinde sözü geçen birinci tipe de rastlanırdı). “Київ” (“Kyiv”) isminin telaffuzunda söz konusu paralel şeklin de mümkün olduğuna eski Ukraynaca “Кыевъ” imlası delalet eder ki, yapısındaki “ъ” sadece “э” sesinden türemiş olabilir (emir kipi şekli, “a” mümkün değildi).
 
Başka bir deyişle “Київ” (“Kyiv”) şehir ismini o zamanki konuşanlar; halihazırda (etimolojik yorumlarda) “Копайгород” (“Kopayhorod”), “Китайгород” (“Kıtayhorod”), “Ямполь” (“Yampol”)’ü anladığımız ve muhkem şehirler konulu özel bir makalemde ortaya çıkardığım gibi, yani emir kipi + isim şeklinde anlamış olabilirler. Fakat başka bölgelerde Κιαβα benzeri şekil günümüze ulaştı. Lehçe “Kujawa”, aynı şekilde türemiş Bukovina’daki Valyava köyünün adı (burada “Val”, “Киj-евъ”’deki “Киj” gibidir), Zakarpattya’daki (Karpat ötesi) “Svalyava” (buradaki “Sval-” yine “кий” (sopa) anlamına geliyor; bunun delili, etimolojisi farklı olmakla birlikte kolay anlaşılabilecek mahiyette olan Rusça “свая” (kazık) kelimesidir).
 
Κιαβα ve başka oluşumların içindeki fonetik varyantlar dahi Adıge dilleri bazında yorumlanabilir. “Кыевъ” şekli fonetik transkripsiyonu “Киjев” olarak ele alınacak olursa, içinde Adegece “кIы”- jэуэ” ifadesinde bulunup da nitelikleri değişime uğrayan sesler saklı kalmıştır (söz konusu değişiklikler; vurgu altında kalan (ki her kelimenin kendine has bir vurgusu vardı) “ы” ve “э”’lerin tam oluşumlu seslere dönüşmesi; Beyaz Rusça, Lehçe ve Rusçada sonraki “j”’nin etkisi altında “ы”’nın “i”’ye dönüşmesidir). İlk hecede “къу” şekli bulunurken “куєв”, “Kujawa”, Arapça “Kujabah”, Latince “Kujewa” gibi şekiller ortaya çıkmıştır. İlk hecede “кІэ”, ikincisinde ise Adıge dilindeki “увын” (kalkmak) kelimesinden türeyen sıfat-fiil varken Κιοαβα şekli (ve telaffuzu) ortaya çıktı. Buradaki “o”, bu sesle birleşen “ў” sesinin özümseyici etkisi altında ortaya çıktı (“ι” harfi ise bazen “j” olarak telaffuz edilen “I” gırtlak duraklı sesinin yazılışı olabilir). “o” ile “a” arasında “j” harfinin eksikliği ise, Grekçe yazı sisteminde Y-laşan sesleri göstermek için gereken işaretlerin bulunmamasıyla açıklanabilir. Başka bir açıklama, bu sesin önceki “э” sesiyle benzeşerek (diğer şekillerde “ы” sesiyle olduğu gibi) düşmüş olmasıdır. Diğer makalemde incelenen ve Ukrayna’nın kuzey bölgelerinde yaygın olan “куонь” iki seslilerde de benzer bir gelişme görülmektedir.
 
“Кий” kelimesinin anlamı (ahşap kazık), “київ” isminin “kazıklardan oluşturulan kale” anlamına geldiğini gösterebilir (sonraki dönemlerde Ukrain kozaklarının “siç” palangalarını inşa ettikleri şekilde). P.Kuliş, bir Zaporojyalının söz konusu siçlerden birinin nasıl inşa edildiğine dair anılarını kaydetti : “Motrona ormanında toplanan haydamaklar kendileri için bir siç yaptılar. Üç taraftan sel yarıntılarıyla çevrili bir yer seçtiler, dördüncü tarafta bir kule diktirdiler. Etrafında orman baltaladılar” .... Bu notlara atıfta bulunan B.Grinçenko, “baltalamak” (“обрубатися”) kelimesini “kazık çitle çevirdiler” olarak açıkladı. “Baltalamak” (“рубати”) kelimesi semantik olarak “kesmek” (“сікти”) kelimesiyle özdeştir. Dolayısıyla aynı anlam taşıyan “обсікатись” (“ağaç keserek çit kurmak”) kelimesine de kolay geçiş yapılabilir. Üstelik Grinçenko’nun eserlerinde “обполювати (городину)” (bahçedeki zararlı otları ayıklamak) anlamında kullanılan “обсікати” kelimesi de rastlanır. V.Dahl sözlüğünde kuzey bölgelerinde kullanılan “осѣчь мѣсто” ibaresi yer alıyor.
 
Bu ibarenin anlamı, “(ormanda) bir alan çitle çevirmek” ya da “ormanda yangın emniyet şeritlerini açmak”. Yine de aynı sözlükte, Dahl tarafından “ağaç barikadı” olarak açıklanan “сѣча” kelimesi de var. Yine de Dahl, “Zaporog Siç isminin muhtemelen bu kelimeden türediğini” yazdı.
 
Resim önizlemesi
 
Kiev şehrinin kurucusu Kiy ile kardeşleri Şçek, Horiv (Harkov şehrinin kurucusu) ve kızkardeşleri Lıbed'in Kiev'deki heykellerinden biri.
 
İlk kroniklerimizde de belirtildiği gibi, eski dönemde Kıyiv’in etrafında büyük ormanlar vardı, Dniyeper yamaçlarında böyle bir “siç” çitini yapmak için yeterli malzeme mevcuttu.
 
Bellidir ki Konstantinos Porfirogennetos döneminde Κιαβα kelimesi genel anlamda “şehir” ya da kale olarak algılanırdı, şehrin özel ismi ise Σαμβατας idi. Konstantinos Porfirogennetos böyle yazdı : καὶ ἐπισυνάγονται εἰς τὸ κάστρον τὸ Κιοάβα, τὸ ἐπονομαζόμενον Σαμβατάς.
 
Kanaatime göre bu satır şu şekilde algılanabilir : “Sambatas isimli şehrin kalesinde toplanıyorlar”. “Київ” kelimesinin (ya da bunun küçültülmüş hali olan “києвець”) çok yaygın olması, bu kelimenin ilk başta “şehir” anlamına gelen genel bir isim olduğunu göstermektedir : Ukrayna’da “Київ” ve “Києвець” (Dniyester nehrinde), Yugoslavya’da 5, Çekoslovakya’da 8 benzer isim. Polonya’da da bu türden birkaç coğrafi isim var. Yukarıda açıkladığım gibi “Kujawa” ismi de bu gruba ait ancak bugünlerde bunun anlamı daha geniştir.
 
Ancak “Hora”da (tepede) “iç kale” (“дѣтинѣцъ”) inşa edildiğinde “київ” ismi, “Hora”da ve etrafında bulunan yerleşimleri kapsayarak daha geniş bir anlam kazandı. İ.Sreznevskıy, “дѣтинѣцъ” kelimesini “iç kale” olarak açıklıyor. Geniş (dış) ve dar (iç) hatlardan oluşan Kıyiv tahkimatlarının çifte olduğu, Sreznevskıy’in eserinde yer alan alıntıdan anlaşılmaktadır : “Kıpçakların gücünü görerek tüm insanların şarampolden iç kaleye kaçmalarını emretti”
 
“Київ” kelimesinin zamanında “şarampol” anlamına geldiğini, sonra da yerleşim ve tahkimatların bütünlüğünü tanımlayan özel isim haline geldiğini ve “Sambatas” eski isminin yerini doldurduğunu tahmin edebiliriz (bu kelimenin etimolojisnin de “київ”inkine benzer olduğunu aşağıda göreceğiz).
 
Çocuk hastalığı haricinde “ahşap platform” ve “kuyu dibindeki ahşap kutu” anlamlarını da taşıyan “дитинець” çağdaş Ukrain kelimesi, “дѣтинѣцъ” kelimesinin etimolojisini açıklıyor. “дѣтинѣцъ” (“дитинець”) kelimesinin ses varyantlarından biri olan “дідинець” kelimesi etimolojik anlamda daha belirgindir : bu kelime Ukrayna dilinde “avlu”  (yani çitle çevrili alan) anlamına geliyor. “дитинець” ve “дідинець” kelimelerinin temel etimolojisi ise, Çerkesce diyalektlerine dayanarak açıklanabilir. Birincisi, bu kelimelerin başındaki “т” ve “д”, çağdaş Çerkesce diyalektlerine özgü ses substitüsyonu olduğunu söyleyebiliriz.
 
İkincisi ise, bu kelimelerin ilk heceleri aynı sözcüktür : “dikiş dikmek” anlamına gelen “дэн”, “тэн” Çerkesce fiilden türeyen sıfat-fiil veya “ды” veya “дэ” tipi emir kipidir. “ды”, “дэ”, “тэ” şekli, “iple dikili” veya “dik” anlamına geliyor. Aynı zamanda “kale”, kütükten yapılan kulübeler ya da kuyunun ahşap karkası yapımında kullanılan kazıklar (“дилини” , “дилі”) anlamını taşır. “Диль”, “дилина” (kazık) kelimesinin kökünde yukarıda bahsettiğim “ды”, “дэ” yer alıyor. Gördüğümüz gibi “ды”, “дэ” sözcükleri, Κιαβα şeklindeki “кий” hecesiyle aynı anlam taşır. 
 
Bu kelimelerin ikinci hecesinin de, Κιαβα’nın ikinci hecesinin anlamına benzer anlam taşıdığını belirtirsek bu konu daha açık olur. “дитинець” kelimesinde bu hece, (kazık, sopayı) “dik koymak” anlamına gelen “итІэн” fiilinin emir kipi, “дідинець” kelimesinin kökünde ise “dikerek bağlamak” anlamına gelen “идэн” fiilinin emir kipi yer almaktadır. Fonetik olarak “ы” ve “и” (“jы”) seslerinin biraraya gelmesi ve ilk “ы” sesinin “j” ile özümsenmesi sonucunda “ѣ” çift sesi veya “и” tek sesi (Ukraynaca'da) ortaya çıktı. Her iki kelimede “sok” anlamına gelen “инэ” hecesi ve “saç”, “kıl”, bu durumda ise “ahşap kazık çiti” anlamına gelen “цы” hecesi yer alıyor. “дъворъ” (avlu) kelimesinde ikinci hece, “ısırmak”, “saplamak” anlamına gelen “уэн”den geliyor, bu da “sokmak”la aynı anlama geliyor. “дэ” - “уа” hecelerine, bugün Çerkesce diyalektlerinde “çekiç” anlamına gelen “ур” hecesi eklendi, bunun anlamı ise “кий” ile aynıdır. Beraber ise “дъворъ” kelimesi “kazıkları dik”, başka bir değişle “kazıklardan oluşan çit” anlamına gelir (fonetik değişiklikler : ilk “э” sesi “ъ” haline geldi, “у” çift sesinden (fonetik olarak “ўы”) oluşumlu olmayan “ы” sesi düşmüş, “ў” sesi ise öncesinde gelen oluşumlu olmayan “э” sesiyle özümsenerek “o” oluşumlu sesine dönüştü). “Двір” (avlu) Ukraynaca kelimesi, “ы” – “ер”den türemiş olabilir. Bu kelimede “е” çift sesi (fonetik olarak “jэ”) içindeki “э”yi kaybetti, “j” ise “ы” ile özümsenerek bunu “i” oluşumlu sesine dönüştürdü. “Дідинець” ve “двір” kelimelerden “дідич” (toprak ağası) ve “дворянин” (soylu) kelimeleri türedi. “Дѣдичь” kelimesi, “дѣтичь” şeklinde de kullanılabilirdi.
 
Bunu 1361 yılına ait belgede görüyoruz : “Мы…господарь и дѣтичь вѣчьныи землямъ тымъ самодержець” (“Biz...bu toprakların sahibi ve efendisi, ebedi otokrat hükümdarı”)25 Kadınlar için “дѣдичьна” şekli kullanılırdı. “Дідич”, “дворянин”, “дідична”; diğer insanların sığınabileceği müstahkem yerleşimleri inşa edebilen insanlardı.
 
Toprak ağaları ve soyluların iktidarı, zenginliği, sosyal ve politik önemi ve imtiyazları bundan kaynaklanırdı. “Кияне” (Kievliler) ismi (bugünkü Ukraynaca’daki yazılış şekli “кияни”), “дворяне” (soylular) kelimesine benzer bir şekilde oluştu.
 
Morfolojik olarak bu kelime, “кий” sözcüğüne bugünkü Çerkesce diyalektlerinde “anne” anlamına gelen “анэ” sözcüğünün eklenmesi yoluyla oluşturulur. Böyle bir oluşum, bir soyun başında ve bu soyun inşa ettiği tahkimat ya da sığınağın başında annenin bulunduğu anaerkil toplum döneminden gelir. Bu kelimede ilk hecenin “topluluk” anlamına gelmesi de muhtemeldir (Çerkesce'de “topluluk” anlamına gelen “куей” kelimesini hatırlayalım). Kroniklerde yer alan “Киевъ мати городамъ русскимъ” (Kiev Rus şehirlerinin anasıdır) şeklindeki meşhur ibarenin anlamı da muhtemelen buradan geliyor. “Кияне” kelimesinin “topluluk” ya da “şehir” anlamlarını taşıyabildiğini gösteren hususlar arasında bazı Ukrayna soy isimleri yer alıyor : “кияне”den oluşturulan “Киянський” (“Кобиляни”den oluşturulan “Коблянський” soyismi gibi) ve “Кияниця” (aslında bu soy ismi başka bir kelimeden oluşturulmuş olabilir). Çerkesya’da bulunan “Куян” köyünün ismi de, “кияне” kelimesinde olduğu gibi “куей” ve “анэ”den oluşturulmuş olup sonundaki “э” sonradan düştü. Ayrıca “Куян” diye bir Ukrayna soy ismi var.
 
 
Bir İsim
 
Sadece Konstantinos Porfirogennetos’un eserinde kaydedilen ve Kiev’in eski ismi olan Σαμβατάς ismini aşağıda ele alacağım. Bu kelimenin türeyişi ve yapılışının çok basit olmadığı, kelimenin “uzun” olmasından anlaşılır. İlk başta bu kelimenin unsuru olan Σαμ kısmının etimolojisini açıklayalım. Bu kısım, halihazırda “bıçak” anlamına gelen “сэ” Çerkesce kelimeden oluşur (“са” şekli ise “yanmış” anlamına geliyor. Bu kelime ise “ekmek”, “bitki dikmek” anlamına gelen “сэн” fiilinden ve “yanmak” anlamına gelen “сын” fiilinden geliyor zira kazıkların uçları yakılarak sivrileştirilirdi.
 
Ayrıca bu kelime “kesmek” anlamına da geliyor, bu anlam ise semantik olarak “yanmak”, “yakmak” anlamlarına da yakındır). Dolayısıyla “сэ”, “са” ilk olarak toprak kazmak, bir şey kesmek ya da saplamak için kullanılan sopalar, kazıklar idi. Başka bir değişle “Київ” kelimesindeki “кІэ” gibi bir şeydi. Bu “сэ” sözcüğüne, “дъворъ” kelimesinin etimolojisinde bulduğumuz “ур” sözcüğünün varyantı olan “умэ” sözcüğü eklendi (bu iki şekil “çekiç” anlamına gelir)26. Yukarıda belirtilen kurala uygun olarak “сэ” ve “умэ”nin birleşmesi sonucunda fonetik olarak “о” çıktı (yayın balığının ismi (“сом”) da buradan geliyor zira kafası büyüktür). Σαμ için “имэ” sözcüğünün şöyle bir varyantını tahmin edebiliriz : “и” çift sesinin (fonetik olarak “jы”) ve özümseme değişikliklerinin sonucunda “а” sesinin çıkması. “Кий” kelimesinde de olduğu gibi burada “dağ” ve hatta tahkimatın “suru” zira Çerkesce diyalektlerinde “самэ”, “сам” yığın anlamına geliyor. 
 
Genel olarak bu kelime büküntü ya da bir şeyin üst tarafı veya başka bir şey üzerinde yatan bir şey anlamına gelebilirdi bu nedenle “kafa” anlamına gelen “шъхьэ” Юуклуысу kelimesine ve “kambur” anlamına gelen “Іуашхэ” kelimesine semantik olarak yakındı. Anılan isimler, yalın halinde iken sonuna “р” gelerek (Çerkes diyalektlerinde) Rus dilinde küre anlamına gelen “шар” olarak, Ukrain dilinde ise başka bir şeyin üstünde bulunan tabaka anlamına gelen “шар” olarak kaldı (her iki durumda Çerkesce’deki “шхь”, “ш” haline geldi). “Самэ” kelimesi, “insan kafası” anlamıyla “брати в саму” (kafaya takmak, düşünmek) Ukraynaca bir tabirde kaldı. “Сам” kelimesi ile bu kelimeler arasındaki bağlantı bana göre sopanın kalın ucunun da kafayı çağrıştırmasıyla ilgilidir. Ukrayna dilinin Gutsul lehçesinde ise Gutsul baltacılarının alet olarak kullandığı sopa anlamına gelen “сарсама” kelimesi var. 
 
Bu kelimenin kayıtlı olduğu kaynaklardan birinde “сарсама”, uçlardan birine çelik “gaga”nın takılı olduğu “uzunluğu yarım metreye kadar olan sap” olarak tanımlanır. Bu alet ayrıca “чоканка”, “цапіна” ve “сапіна” olarak adlandırılır (son varyant B. Grinçenko sözlüğünde de var), bütün bu kelimelerde ya “сам(э)”deki “са”nın tam karşılığı olan ya da bunun fonetik varyantları “чо”, “ца” heceleri yer alıyor (bunlar Çerkesce diyalektlerinde “söğüt dalı”, “çubuk” anlamına geliyor). Bu arada “цапіна” kelimesi “ціп” (döven) ile, “сапіна” ise “сапа” (çapa) ile etimolojik olarak bağlantılıdır. Ancak bu durum için en önemli kelime “сарсама” olup bu kelimede “сар” söğüt dalı anlamına, “сама” ise söğüt dalının başı anlamına gelir (her iki hecenin temelinde yukarıda gördüğümüz “сэ” yer alıyor, “сар” hecesinin sonunda “р” fakültatif eklemesi oluştu). “Сам” kelimesi ile kazıkların yapımında kullanılabilen çalı tipi bitkilerin isimleri arasında bağlantılar, Çerkesce’de hint kamışı için kullanılan “шамбир” (diğer Kafkasya ve Doğu dillerinde de olabilir), mürver çiçeğinin Latince ismi olan “Sambucus” (bu da sadece Latince değil zira Ukrayna dilinde “Самбук” diye bir soyismi var), Ukraynaca’de ağaç anlamında kullanılan “самбір”, “самбірка” (“Salix purpurea” - erguvani söğüt) kelimelerinde görülür. Bütün bu kelimelerde ikinci hece yine de ağaç anlamını taşır – “бук” (kayın ağacı), “бір” (çam ormanı). Çok sık rastlanan coğrafi isimler (nehir isimleri dahil), bu kelimelerin etimolojik olarak son derecede eski olduğunu ispatlar. Bu hecelerin birbiriyle birleşmesi, bunların ortak kaynaktan (ağaçların kıvrımlı şekillerinden ve su dalgalarından) türediğini gösterir.
 
Söz konusu isimler arasında Yugoslavya’daki “Sambor” nehri, Galiçya’daki nehir ve şehir, Ukrayna’nın Dinyeper bölgesinde aynı isimde, “Simbirsk” şehrinin adı yer alıyor. Hatta devasa bir arazinin ismi olan “Сибір” (Sibirya) da bu oluşumdan kaynaklanır (bunda sadece “мэ” hecesi eksik). V. Şçerbakivskıy, eserlerinden birinde Podilya’da “Сибiр” isimli bir orman olduğunu belirtir. Buradan da “сам” kelimesinin, “кий” (ve muhtemelen “дакъэ” de) olduğu gibi bir insanın ismi ya da soy ismi olduğunu anlıyoruz. Bunu bugünkü Çekoslovakya topraklarında ilk Slav devletinin kurucusunun ismi olan “Само” kelimesinde ya da “Шамо”, “Самко”, “Самусь”, “Самчук”, “Самець” gibi Ukrayna soy isimlerinde görüyoruz (bu soy isimlerindeki bütün yeni eklemeler, Çerkesce diyalektlerinin etkisiyle açıklanabilir). İncil’deki “Samson” isminin de buradan türediği belli, bu ismin etnik ve tarihi kökleri Sümer medeniyeti zamanlarına kadar uzanabilir.
 
Bu isimlerin semantik özelliği, “güçlü”, “sağlıklı”, “asil” anlamındaki “sorguçlu” anlamlarıdır. Başka bir değişle isim olarak kullanılan “кий” ve “дакъэжь” kelimelerinde olan anlamlar.
 
Bu son anlamla ilgili olarak Rus dilinde “сам” kelimesi, “başkan”, “amir” anlamını da kazandı. Bunu Şevçenko’nın “Rüya” şiirindeki satırlarında görüyoruz : “Сам ізволіт сьогодні гуляти” (“Bugün bizzat kendisi gezmeyi buyurdu”) (buradaki “сам” Çar anlamına geliyor). Slav dillerindeki “сам”, “сама” (kendi) zamirleri de buradan türüyor. Bunların semantiklerini “сам собі пан” (kendi kendisinin efendisi) Ukraynaca tabirinden anlaşılabilir.
 
İlk görünüşte konumuzla alakalı olmayan bütün bu kelimelerin etimolojik analizi, Kıyiv’in ismi olan Σαμβατάς isminin hecesi olan Σαμ kelimesinin etimolojisinden “engelleri kaldırmak” için gerekiyor. “Київ” ismindeki “киj” hecesinin semantiğinde olduğu gibi burada sadece “tepe”, “tahkimat” anlamları önemlidir.
 
Σαμβατάς kelimesinin ikinci unsuru olan βατάς’ı inceleyelim. Etimolojik olarak bu da, çağdaş Çerkesce diyalektlerinde bulunabilen sözcüklerden oluşturuldu. Temel anlamı “yetişen, büyüyen bir şey” olan “бэ” kelimesi ilk başta gelmektedir. Bu anlamlar arasında, “çok” anlamına gelen ve tek başına kullanılan “бэ” kelimesi de vardır. Bu unsur, “бір” (çam ormanı), “бук” (kayın ağacı), “Самбір”, “Самбук” kelimelerinde de, Çerkesce “бэщ” (sopa) kelimesinde de, Ukrayna lehçelerinde, Lehçe, Macarca, Romence’de “kamçı” anlamında kullanılan “бат” kelimesinde de yer alıyor.
 
Ayrıca XVIII. yüzyılda Rus dilinde bu kelime, suçluların cezalandırılması için kullanılan “söğüt dalları”, “falaka” anlamına gelirdi. Ukrayna dilinde birçok isim, “бат(і)г” semantiklerinin bitkisel türeyişini göstermektedir : “батіг” - salatalık kökçüğü, “петрів батіг” (güneyik) v.s. İkinci hecesi “итын” (“н” harfi olmayan sıfat-fiil veya emir kipi) olup “dik durmak”, “dikmek” anlamına gelir.
 
Böyle bir anlam, yerde uzanan otlardan farklı olarak dik duran ağaç anlamını vurgular. Ancak söğüt dallarının, çubuklar da olduğu gibi dövme için kullanıldığı için “бити” (vurmak, dövmek), Slav dillerindeki “битва” (savaş, muharebe), Ukraynaca’daki “батава” (savaş, muharebe), Latince’deki “batalia” anlamları buradan kaynaklanıyor.
 
Tabii ki “збивати” (bir araya getirerek bağlamak) “підбивати під польку чуб” (leh tarzı kakül yapmak), “підбивати вгору, зводити вали” (yükseltmek, surları inşa etmek), “kale inşa etmek” anlamları da buradan kaynaklanabilir. Başka bir değişle buradaki anlam, Κιαβα isminin ikinci hecesiyle aynıdır. “Батава” kelimesinde Κιαβα ismindeki ile aynı olan “ава” hecesinin yer alması ilgi çekiyor. Genel olarak Σαμβατάς isminin “dövülerek oluşturulan tepe” ya da başka bir değişle “kale” anlamına geldiğini ve bu kelimenin Κιαβα kelimesinin anlamdaşı olduğunu görüyoruz.
 
Muhtemelen belirli bir dönem içerisinde bu isimler eşit olarak kullanılırdı, sonra ise bunlardan biri (“Sambata(s)”) kullanımdan kalktı. Ancak bu ismin de Kıyiv haritasından tamamen silindiğini söyleyemiyoruz: bunun ikinci hecesi olan “батэ” “Батиєва” tepesinin isminde muhafaza edildi. “Сам” eki olmaksızın tek başına kullanılabilen “Батиєва” kelimesinin ilk anlamı, “Київ” kelimesiyle olduğu gibi “батиjева” şekli ile aitlik sıfat arasındaki benzerlikten dolayı unutulmuş olabilir, bunun sonucunda ise bu isim, Kıyiv’in fatihi olan Tatar Hanı Batıy (Batu)’nun ismi ile özdeşlendi. “Batıy”, “Batu” isminin de bu kelimenin, βατάς ikinci hecesinden türemesi, bunun sebebi olabilir. Zira Σαμβατάς kelimesinin eski zamanlarda insan ismi olarak kullanıldığını biliyoruz.
 
Bu kelimede, M.S. II. yüzyılda bir Ermeni reisinin ismi ve Antlar'ın reisi Hilvudiy’in babasının ismi olarak kullanıldı. Bu isim bugün hala Ermenilerde ve Azerilerde kullanılır (daha çok soy isim olarak). Ancak “Sambata(s)” tek bir kelime değil, bir tabir olduğundan “Сам(о)” ve “Бата(с)” unsurları, yukarıda sunulan materyallerden de görüldüğü gibi birbirinden ayrı olarak kullanılabilir.
 
Eski zamanlarda Dinyeper nehri üzerinde bulunan ve büyük bir şehir olan Kıyiv ile özdeşlenen bir ismi daha incelemek gerekir. Bu isim, Ptolemaios haritasında (M.S. II. yüzyıl) Μητροπολις olarak kaydedildi. “Mıtropolskıy” soyismi, bu kelimenin yerleşim merkezinin ismi olarak kullanıldığını ispatlar. Bugünlerde Yunanca kökenli bir isim olarak algılanır ancak bu husus eski zamanlarda da bu şekilde algılandığı anlamına gelmiyor. Bu noktada şunu unutmamak lazım : o dönemde Yunan dili ile Kimmer dili arasında açık bir ayırım olmayabilirdi zira her ikisi ön Hint-Avrupa dillerinden birinden türedi. Zira Μητροπολις isminin sadece birinci bölümünün (Μητρο) değil, ikincisinin de türeyişleri Çerkes ve Slav dilleri yardımıyla çok kolay açıklanır.
 
Kıyiv yakınlarında “Trepol” (bugünkü “Trıpilya”) köyünün ismi bunu gösteriyor : buradaki “pol”, bugünkü Ukraynaca ve Lehçe’de “паля” (kazık) kelimesiyle aynı anlam taşır, aynı zamanda “палиця” (sopa) ve “Sambatas” kelimesinde incelediğimiz “бэ” sözcüğünün fonetik varyantı (“па” hecesinde) ile alakalıdır. Μητροπολις ismini semantiği ise, kroniklerimizde yer alan “Киевъ мати городамъ рускимъ” (“Kıyiv Rus şehirlerinin anasıdır”) tabirinde muhafaza edildi.
 
 
Kiy, Şçek, Horiv ve Lıbed'in tasvirleri.
 
Kıyiv'in öneminin bu şekilde artması, sonraki dönemde yani Kıyiv’in devlet başkenti haline geldiği dönemde meydana geldi. Ancak bu anlamın semantik kökleri, yukarıda incelediğimiz “кияне” kelimesinde (yani bu yerde yaşayan “anaerkil topluluk”) yatmaktadır. Bu anlam, anaarısı olan arı kümesi ile aynı kelimeden türedi. Μητρ(ο) hecesinin, μηταρ veya μητηρ kelimelerinden değil, “kadın organı” ve aynı zamanda “anaarı” anlamlarını taşıyan μητρα kelimesinden türediği bunu gösteriyor. “киj-анэ” ve Μητροπολις kelimeleri karşılaştırırsak bunların hece sırası farklı olan benzer oluşumların olduğu belli olur. İlginç bir karşılaştırma : Μητροπολις ve “кияне”, ilk topluluğun ve muhtemelen ilk tahkimatın anlam açısından eşit iki ismidir. “Київ” ve “Самбата(с)” ise, sonradan ortaya çıkan müstahkem şehrin aynı anlama gelen iki ismidir.
 
Tabii ki her iki çift semantik olarak karışabilirdi, bu çerçevede Σαμβατας kelimesi Μητροπολις olarak anlaşılabilirdi. Ancak bu durumda bu kelime “kümelerin babası” olarak algılanır zira “роївня” (arı kümesini yakalama tuzağı) ve “торба” (torba) anlamına gelen “сэмб” kelimesi Çerkes diyalektlerinde hala vardır (bu kelimede Sambatas’ın sadece ikinci hecesi olan “-atas” eksik). Yine de bu kelime, “söğüt dallarından yapılan sepette arı kovanı” anlamını taşıyan “бжьэматэ” Çerkesce kelimesiyle semantik olarak bağlantılıdır.
 
Σαμβατας kelimesindeki “baba” anlamı ise, bu dili konuşanların bilincinde şu şekilde oluşabilir: birincisi Çerkesce’deki “атэ” (baba) kelimesinin etkisi altında, ikincisi ise ilkel halkların bilincinde olduğu gibi anaarının “arı babası” olarak algılanması30. Söz konusu pseudo-etimoloji, o dönemde Kıyiv’in yakınlarında yabani arıcılığın çok gelişmiş olmasından kaynaklanmış olabilir.
 
Aynı şekilde “elma atası” anlamına gelen “Alma-Ata” (Almatı) ismi, bu şehir yakınlarında yabani elma ormanlarının bol olduğundan kaynaklandı. “Сэмб” kelimesi (hem “torba”, hem de “arı kovanı” anlamında) “Київ” ve Σαμβατας isimlerinin semantiklerinin tarafımdan “şehir”, “tahkimat” olarak belirlenmiş olmasının doğru olduğunu gösterir, zira bunlar da “söğüt dallarından”, “kazıklardan” yapılır.
 
“Кий” isimli şahsın “Київ” coğrafi isminin türeyişi ile ne gibi bağlantısı olabilirdi?
 
Tarihi şahsiyetlerin isimleri, eski zamanlarda böyle bir ismin gerçekten var olduğunu gösteriyor. Bu isim, “sağlıklı adam” anlamını taşır (eski çağ insanlarının isimlerin büyülü gücüne inanışlarıyla ilgili olarak – insanın sağlıklı olmasını sağlamak için) veya “güçlü”, “soylu” anlamındaki ön isim olarak kullanılırdı. Bu anlam ise kakül, sorguç isminden kaynaklanabilir zira kakül o dönemde asil soy göstergesi olarak kabul edilirdi (Kıyiv prensi Svyatoslav ve Zaporog kozaklarında olduğu gibi). Bu anlam Çerkesce’deki “кІэ” sözcüğünden kaynaklanmış olabilir zira bu sözcük, yukarıda da belirtildiği gibi günümüzde de “uç” (sallanan), “kuyruk”, “etek” (aşağıya doğru uzanan) anlamına geliyor.
 
Bu semantikler sayesinde “Кий” isminin “Київ” coğrafi ismiyle etimolojik bağlantısı olabilir. Ancak bu doğrudan bir bağlantı değil, çok uzak etimolojik “akrabalık” üzerindeki bağlantıdır. Kıy'ı şehrin kurucusu olarak gösteren efsaneyi yaratanların bilincinde bu iki eşsesli sözcüğün yakınlaşmasını sağlayan “Кыевъ” şekli, Slav dillerinde aitlik sıfat niteliğini kazandı. (yukarıda gördüğümüz gibi farklı bir şekilde oluşsa da), bu da büyük ihtimalle (Çerkesce diyalektlerinde) ismin belirsiz şekillerinin koşul halinin (“уээ”) etkisi altında gerçekleşti : “кІыjе - ууэ”den “кыjэвъ” oluşabilir. Böyle bir yakınlaşmanın gerçek temeli, Kıyiv tepelerinden biri olan “Кий” ismi olabilir (Lehçe’deki “kij” kelimesinin anlamının “kar kütlesi” olduğunu hatırlatalım).
 
Bu tepede muhtemelen ilk tahkimat inşa edildi, tepe müstahkem hale getirildi. Bu fikir, ilk olarak M. Gruşevskıy tarafından “Ukrayna-Rus Tarihi” eserinde dile getirilerek burada üç kardeş efsanesi kastedildi : “Anlaşılıyor ki Kıy'ın kardeşleri hakkında anlatılan bu hikaye sözde etimolojik efsaneydi : arazilerin isimlerinden tarihi şahsiyetlerin isimleri oluşturuldu”. Bu varsayım son derecede gerçekçi gözüküyor zira “Şçek” ve “Horiv” isimleri Çerkesce diyalektlerinde etimolojik olarak “kar kütleleri”, “tepeler” ve “dağlar” olarak açıklanabilir. Bu tepeler ya da dağlar arasında belirli farklılıklar vardı, bu nedenle bunlara etimolojik olarak biraz farklı isimler verildi. İkinci kardeşin “Şçek” ismi “Şçekovıtsya” tepesinin isminden oluşturulmuş olup (İlk kroniklerde kaydedildiği gibi) bu isim ise “kel (tepe)” anlamına gelebilir. Böyle bir anlam, Çerkesce ismi yerine Slav diline giren ödünçleme bir alıntı olarak bugüne kadar muhafaza edildi. “Şçekovıtsya” kelimesinin etimolojisini açıklamak için birkaç olasılık mevcut ancak bütün bunlar bu anlamla alakalıdır.
 
Birinci varyant : “щэ(н)” – solmak, çürümek veya “щы(н)” – kesmek + “къэуц (э)” – tüy. Beraber ise “çürüyen tüy” (saç ta olabilir) başka bir değişle “ağaçsız tepe”, “kel tepe” oluyor. İlk iki kelimede parantez içine alınan sesler, oluşturulan yeni kelimeden düşer zira bunlar mastar ekleri oluyor üçüncü kelimedeki ise, sesli fakültatif olarak eksik, eski zamanlarda kullanılabilir. Üçüncü kelimenin ortasındaki “у” sesi, “ў” çift sesi olabilir “ови” ses grubu olarak telaffuz edilebilir. İkinci varyant : “щІэкІы(н)” – kaybetmek (kan, saç) - “уцы” (ot)  beraber ise “ot kaybet” başka bir değişle yine de “kel” anlamına geliyor. “ы”nın “у” ile bir araya gelmesi (“ўы”) sonucunda “оўы” oluştu. Muhtemelen bu isim, Çerkesce’deki “щхьэку” (zirve) - “цІу” veya “цІыу” (cilalı, parlak renk) sözcüklerinden türemiş olabilir beraber ise “kel zirve” anlamına gelir.
 
Doğal olarak Slav dillerinde “щхь”,“щ”e basitleşebilir, dudaksıllaştırılan ses olan “ку” ise “кв” haline geldi. “щхьэку” ya da “щэкІ(э)” kelimesinin varlığı ( a) ticaret yöntemi, b) örme metodu (çelenk, saman ipi), c) güneşte kurutma, ç) kumaş anlamına gelir) söz konusu efsaneyi yaratanlara (bunun bilincinde olmasalar da) ikinci heceyi düşürerek “Şçek” ismini oluşturma imkanını verdi. “Horevıtsya” coğrafi ismi ise M. Pılınskıy’ın belirttiği gibi bugüne kadar Podil’de kullanılır
 
(“Kıyiv’deki tepenin adı Horevıtsya” bugün de Podil’de duyulabilir, herkes onu anlar”), diğer yandan da Slav dillerine ödünçleme alıntı olarak giren “Чорна гора” (Kara dağ) isminde muhafaza edildi. Bu ismin etimolojisi daha da inandırıcıdır. Bu kelime şu unsurlardan oluştu : (sopa anlamına gelen “чы”, “кІэ” ile aynı ) - “ур” (çekiç), beraberce ise “хор” oluştu (burada “ўы” ← “у” doğal olarak “ы”nın düşmesi ve “ў”nın “э” ile özümsenerek birleşmesi sonucunda “о” oluştu) Bu da anlam olarak “гор” ile aynı olup “гора” (dağ) buradan geliyor (ancak burada “хэ” - “гуэ”, bu da bugün Çerkes diyalektlerinde “kas kirişi” anlamına gelir). İkinci unsur ise “Kara” anlamına gelen “фІыцІэ” Beraberce “хор(ы)фІыцІэ” oluşmuş olup Slav dilinde “Хоревиця” haline geldi (parantez içindeki “ы” sesi, sessizler arasındaki bağlama sesidir, “ф” ise “в”ye dönüştü). Üçüncü kardeşin ismi olan “Horiv”, efsaneyi yaratanlar tarafından “Horevıtsya” coğrafi isminden türetilmiş, bu coğrafi isim ise “müstahkem hale getirilen dağ” anlamına gelen “хор(ы) jэуэ(н)”den oluşturulan bir dağ ismi idi (bu oluşumda “j”,“ы”yı özümseyerek bununla beraber “і” tam oluşumlu sesine dönüştü, “э” ise düştü).
 
Gördüğümüz gibi Kıyiv’deki tepelerin tüm isimleri Çerkes diyalektleri yardımıyla açıklanabilir : “Batıyeva”, “Lısa” (Kel), “Çorna” (Kara), “Horevıtsya” ve “Şçekavıtsya”.
 
Bu “üç kardeşin” “kız kardeşinin” ismi olan “Lıbed”, Kıyiv tepeleri arasında akan bir nehrin ismi olarak bugüne kadar muhafaza edildi. Ancak bu, baştan beri bir nehir ismiydi. Böyle bir isim, bu nehrin çok küçük olduğunu ve hatta aralıklı aktığını gösteriyor (halihazırda bu nehir ortadan kalktı). “Göz kırpmak”, “bazı şeyleri az miktarda toplamak”, “dilenmek” anlamına gelen “либати” çağdaş Ukrayna kelimesi bunu ispatlar. “Lıbed” isminin oluşumu, “lökom göz” anlamına gelen “лыбод” Çerkesce kelimesinden geliyor. Bu da, gördüğümüz gibi yukarıda belirlenen semantiklere tamamen uygundıur.
 
Dinyeper nehrindeki burnun ismi olan “Konça zaspa”nın birinci hecesi, “кінець” (son) ile hiç bir bağlantısı olmamakla birlikte bazen bu şekilde açıklanır. Ancak söz konusu hece, “cücekarga”39 anlamına gelen “къуанчІэ” Çerkesce kelimesinden kaynaklanıyor. Bu ismin ikinci hecesi ise Lehçe’de “kar birikintisi”, “kar yığını” anlamı ile muhafaza edildi. Bunun etimolojisi de Çerkesceye dayanarak açıklanabilir. Beraberce bu sözcükler bir zamanlarda “cücekargalı kar yığını” anlamına gelirdi zira orada büyük miktarda cücekargalar toplanırdı. “къуанчІэ” kelimesine yakın bir kelime olan “каня”, “о” ve “а” sesleri ise farklı vurgulamaların sonucunda ortaya çıkan ve birbirine eşit olan o’lu – a’lı telaffuzdur.
 
Kaynak: Prof. Vasil Çaplenko, Ukrayna Teknik ve Ekonomik Enstitüsü, Bilimsel yazılar Sayı: 21. Münih 1970
 
Yasal Uyarı: Tercümeler, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre korunmaktadır. Bu tercüme, cherkessia.net’in ya da çevirenin izni olmaksızın, tamamen ya da kısmen kullanılamaz.
 
Ukraynaca'dan çeviri: Havjuko Serdar
 
Cherkessia.net, 10 Şubat 2020

Bu haber toplam 3850 defa okundu.


AKGÜN

Ukraynalı tarihçi Prof. Vasil Çaplenko'nun önemli bir makalesi. Erken dönem Ukrayna-Çerkesya halkların ilişkilerini konu alan bu araştırma yazısı mutlaka okunmalı. Havjuko Serdar'a Türkçe'ye yaptığı çeviri sebebiyle sonsuz teşekkürler.

11 Şubat 2020 Salı Saat 14:30
ADMİN-2

Prof. Vasil Çaplenko, günümüz Ukrayna ülkesi tarihinin başlangıcı olan bir dönemde, Kiev Knezliği öncesinde Kiev şehrinin adının, bir çok toponimin, Ukrayna dilindeki bir çok kelimenin ve Ukrayna kültüründeki bazı kültürel izlerin Çerkesce ve Çerkes kültürel bir alt katmana dayandığını keşfeden ender kişilerden biridir.

1970 yılında yazdığı yukarıda tercümesi yapılmış çalışmasında bunu açıklıyor.

Bilindiği üzere, Ortaçağ Doğu Avrupası'nın etnik ve lingustik durumu bir çok açıdan hâlâ tam olarak aydınlanmış değildir.

Bunun aydınlanmamasının en büyük nedenlerinden biri ise Rus Çarlığı işgali ve ardından başlayan Sovyet dönemi tarihçiliğinin etnik konularda politik dizaynlar yapması ile ilgilidir.

Ortaçağ açısından ve bir çok açıdan karanlıkta kalmış bu gibi konularda Vasil Çaplenko gibi ışık yakan kişiler (nedense) yeni yeni keşfedilmektedir.

Çerkesler açısından önemli meselelerden biride "Çerkes" ekzo etnonimidir. Bazı yerlerde hiç bir dayanağı olmadan, Çerkes adının ilk taşıyıcılarının günümüz Doğu Ukraynasında Çerkas adıyla 13. yüzyılda varlıkları bilinen ve çeşitli göçebe topluluklarının bir karışımı olarak addedilen bir topluluk olduğu iddiası vardır. Bu militer topluluğu oluşturan insanların kökenleri hiç bir somut veri olmadan Orta Asyalı çeşitli toplulukların 13. yüzyılda bir araya gelmiş bakiyeleri olarak kabul edilmiştir.

Ancak bu Çerkas topluluğunun Kasoglar ile ilgili olduğuna dair yazanlarda mevcuttur. Ki bu ayrıca bir makale konusudur.

Öte yandan Çerkes dilinin ve kültürünün Kuzey ve Doğu Ukrayna ile Orta Rusya yaylasında lingustik bir alt katman olduğuna ve Ukraynaca-ko soyadı suffiksinin Çerkesce olduğuna dair iki Rus profesörün de ciddi hipotezleri bulunmaktadır. Çerkas adını 10. yüzyıla kadar götürenler de vardır.

Sovyet tarihçiliğinin politik yönü ve buna dayalı olarak çıkarları doğrultusunda tarihteki ve dönemindeki ekzo ve endo etnonimler ile arkeolojik kültürlere müdahale ettiği bilinmeyen bir şey değildir.

Kuban, Taman ve Kırım üzerindeki sözde tarihi haklarına derinlik katmak için, Tmotrokan şehrinin yerini dahi oldukça güneye kaydırarak, bu Kasog şehrini Azak ve Karadeniz'e yakın bir yerde Taman yarımadasındaki Yeniçağ'ın Temruk şehri ile özdeşleştirerek, Rus varlığını bölgede 1000 yıl geriye derinleştirme gayretleri bilinmektedir.

Kasog Tmotrokan şehri, Moğol istilası sonrasında, Altın Ordu egemenliğinde Doğu Ukrayna' da Tümen-Tarhan adıyla varlığını bir süre daha devam ettirmiştir. Görüldüğü üzere Sovyetler, tarihi efsaneler ve masallar üreterek Çerkes etnik, kültürel ve lingustik varlığının Kafkasya'dan Orta Rusya yaylasına kadar uzandığı gerçeğini bir şekilde örtmeye çalışmıştır.

19. yüzyılda bir kısım Rus ve Avrupalı tarafından benimsenen, Çerkas topluluğunun bir Türk - Tatar topluluğu olduğu iddiası, günümüzde de bazı Rus, Cossak ve Kazak tarihçi tarafından işlenmekte ve Çerkasların Kasoglarla etnik ilgisi de bilindiği için Kasogların dahi Eski Cossaklar yada Eski Kazaklar olduğu iddia edilebilmektedir.

Bu konu yukarıda da belirtildiği gibi ayrı bir makale konusudur ve okuyucuya daha sonra kaynakları ile sunulacaktır.

Prof. Vasil Çaplenko'nun Kiev Knezliği'nden iki asır önce kurulmuş Kiev şehrinin isminin kökeni ile ilgili bu önemli çalışmasını Türkçe'ye çevirerek ilk kez okuyucu ile buluşturmak bizim için önemli bir sorumluluktu.

Sitemizi takip eden değerli okuyucularımızın bilgisine sunarız.

11 Şubat 2020

Cherkessia.net Yayın Kurulu.

11 Şubat 2020 Salı Saat 13:03
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net