Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Çerkesler Açısından Cesaret (ЛIыгъэ)
24 Şubat 2020 Pazartesi Saat 19:17
Geleneksel anlamda cesaret, etik olarak doğrulanmış sağlıklı düşünce ve davranışları tahrip eden, yok eden her şeye karşı direniş kabiliyeti ile ilişkilidir. Bu nedenle, bu niteliğin yokluğu, bireyin ve toplumun kültürel örgütlenmesinin önemli bir eksiği olarak algılanır. Kaosa yol açar, sosyal disiplinin, düzenin temellerini ve temel insan ilişkilerini zayıflatır.
 
 
İllüstrasyon: Hamit Savkuev
 
Çerkesler (Adıgeler) bu bağlamda, "Cesaretin olmadığı yerde insanlık arama" (ЛIыгъэ здэщымыIэм цIыхугъэ ущымылъыхъуэ) diyorlar. Cesaret, sadece büyük bir irade değil, aynı zamanda kişinin ahlaki pozisyon ve beklentilerinin gücüyle ilişkili önemli bir ahlaki özelliktir. Ya da eski Yunan filozoflarının dediği gibi, "gerekli olanı yapma dayanıklılığıdır. "
 
Cesaret sayesinde, bir kişi korkunun üstesinden gelir, acıyı, yorgunluğu, açlığı, soğuğu yener, kaderin darbelerini ısrarla tolere eder, tehlike koşullarında kararlı bir şekilde hareket eder. Kural olarak, tüm bunlar erkeklik ile ilişkilidir ve bu nedenle, "cesaret" teriminin kalbinde "erkek" kelimesinin olması şaşırtıcı değildir. Cesur bir adam hakkında "erkekçe davranışa sahip"( лIыгъэ хэлъщ) derler. Ancak, kısa olarak da ifade edilebilir. Erkek/adam ( лIы ) Erkektir/adamdır. (лIыщ) denir.
 
Onur,şeref görevinin yerine getirilmesinde yaşam için bir risk içerdiği aşırı durumlara, uyarlanmış sözler: "Ya cesaret ya da ölüm" (Е улIын, е улIэн) (yani ya erkek ol ya da öl) "Cesaret ölümden korkmaz." ЛIыгъэр ажалым щыщтэркъым) (yani erkeklik/adamlık ölümden korkmaz)
 
 
Özdeyiş büyük ahlaki güce sahiptir: "Ölümde cesaret var." (ЛIэным лIыгъэ хэлъщ)
 
Her koşulda, ölümü onurlu bir şekilde kabul etmek tavsiye ediliyor. Panik, şikayet ve telaş olmadan, yakınlarına şükranla, şöyle demelerine şaşmamalı. "Erkek olmak, birincisi, erkek gibi ölmek, ikincisi. " (УлIын – зы, улIэн – тIу )
 
Cesaretin ideal olanı, en azından layık bir ölümle biten iyi bir yaşamdır. Bu, başka bir deyişle, yaşamın kendi değerinin kaybolduğu, sosyal sorumluluk ve daha yüksek bir mertebenin değeridir. Bu yargıların genel yönü, cesaretin karmaşıklığı ve çok yönlülüğü fikriyle tutarlıdır. Bu kategorinin anlamsal alanındaki cesaret, yiğitlik ve askeri cesarete ek olarak, temel ahlaki nitelikler: saygı, insanlık, cömertlik, kendini kontrol etme, yargı, bilgelik, adalet...
 
Cesaret biçimlerinden biri cömertlik ve ruhun genişliği olarak kabul edilir. Dolayısıyla terimler, "asil adam"(лIыфI), asalet (лIыфIыгъэ), yüksek ahlak, özverilik ve dürüstlük. Cesaret yoluyla, nezaket ve merhamet de dahil olmak üzere en önemli insan özelliklerinin en iyi şekilde ortaya konduğuna inanılıyor. Çoğu zaman, bu nitelikler doğrudan cesaretle ilişkilidir, bu nedenle Çerkes (Adıge) dilinin açıklayıcı sözlüğünde insanlık cesaret (лIыгъэ) ve merhamet (гущIэгъу) olarak tanımlanır.
 
Eğer Bir kişi erdemli ise, cesarete sahip olduğu söylenir.Hem bilge yaşlı adamı hem de mütevazı, yönetici genç adamı ve aile ocağının koruyucusu evin güzel hanımını karakterize eden cesarete sahiptir.
 
Cesaret paradigması, vicdan, onur, asalet kavramlarıyla olan yakın ilişkisi, gerçek bir erkeğin imajıyla bağdaşmayan özelliklere odaklanan kararlara en iyi şekilde yansır:
 
 
"Gerçek bir adam gelin odasında, yaptığı kahramanlıklarıyla övünmez."(ЛIым и лIыгъэ лэгъунэм щиIуатэркъым)
 
"Gerçek bir adam sözünde durur.'' (ЛIы и псалъэ епцIыжыркъым)
 
"Gerçek bir adam verdiği hediyelerden pişmanlık duymaz." (ЛIыр итам шIэфыгъуэжыркъым)
 
"Kendisi gibi bir adamın dedikodusunu yapan, adam değildir. "(Езым хуэдэлI зыубыр лIыкъым)
 
"Gerçek bir adam kendisi gibi bir adamı cezalandırmaz." (ЛIым лIы ищхыжыркъым)
 
"Gerçek bir adam küsmez." (ЛIым зигъэгусэркъым)
 
Resim: Hamit savkuev
 
Söylenenlerden açıkça anlaşılacağı gibi, cesaret, güçlü iradeli ve ahlaki niteliklerin birleşimidir. Uygulamada, bu kavram, ahlakı sürdürmek ve geliştirilmesi için gerekli olan güçlü iradeli çabalara ve niteliklere dikkat çekerek, en önemli ahlaki değerlerin tümünü kapsamaktadır. Tek kelimeyle, karşılıklı değer değişimi gerçekleşir: Güçlü iradeli nitelikler (cesur, kararlılık, azim, vb.) kendilerini yüksek ahlakın bir halesinde bulurlar, veya Tam tersi, iyi bilinen ahlaki nitelikler (cömertlik, insanlık, adalet, incelik, vb.) gerçek cesaretin tezahürü olarak ortaya çıkarlar.
 
Nihayetinde, bu kişisel özelliklerin karşılıklı olarak güçlendirilmesine yol açar: irade, ahlak tarafından güçlendirilir ve yüceltilir, ahlak, irade pahasına ağırlığını ve önemini arttırır. Bu tür bağların ortadan kaldırılmasının olumsuz sonuçlarını tahmin etmek zor değildir: irade kör ve yönetilemez bir güce dönüşecek ve ahlak gerekli enerjiyi kaybedecektir.
 
Bu bağlamda; "cesaret, diğer tüm erdemlerin koruyucusu ve desteğidir. Onsuz, bir kişinin görevini yerine getirme konusunda sağlam olması muhtemel değildir ve gerçekten değerli bir kişinin karakterini göstermesi pek olası değildir." ( John Locke)
 
Öte yandan, birçok belirleyici ve inkar edilemez riskli eylemler, ahlaki gerekçelerden yoksun olmaları halinde ise, ahlaki açıdan kusurlu olarak algılanır. Çoğu zaman utanç, vicdan, şefkat, eğitim veya zeka eksikliği ile ilişkilidir. Bu gibi durumlarda: "cesaretli değil" (лIыгъэкъым) diyorlar.Bu durumda, gerçek cesaretle uyumlu olmayan diğer özelliklerin, zalimlik,ahlaksızlık,kibirlilik vb. bir tezahürü olduğunu vurgulanmaktadır.
 
Burada, etik teori ve uygulama için önemli olan, sosyal eylemin ahlaki açıdan alakalı ve alakasız yönleri ile karşı karşıyayız. "o erkek/adam değildir" gibi değerlendirme yargıları sadece yardımcı olmaya çalışmaz, aynı zamanda bu sorunu çözmek için, çok orijinal ve etkilidir. Yanlış olan eylemlerin veya hareketlerin "vurgulanması" ile, sadece dış benzerlik veya düşüncesizlik temelinde, cesur kategorisinde değerlendirilebilir.
 
Cesaretin doğal ve kültürel belirleyicileri özellikle dikkat çekicidir.
 
Yüzyılların derinliklerinden gelen geleneğe göre, ruhun gücü doğuştan gelen özelliklerin sayısına, dolayısıyla kararlı tanımlar ve özellikler arasındadır: "Annesi erkek/adam olarak doğurdu." (янэ лIыуэ кьилъхуащ), "Kurt yüreği taşıyor." (дыгъужъыгу кIуэцIылъщ) , "Kurt kalbi yedi" (дыгъужьыгу ишхащ), "Göğsünde güçlü bir kalp taşıyor." (гу кIуэцIылъщ) , "Göğsünde büyük bir kalp barındırıyor." ( гущхуэ кIуэцIылъщ.)
 
Cesaretin maddi taşıyıcısının anne karnında oluştuğu ve bu kapasitede kalp, insanın bedensel organizasyonundaki en önemli mekanizmalardan biri olarak hareket ettiği görüşündedir. Bu organın kendine özgü bazı niteliklerine özel önem verilmektedir. Büyük ve geniş kalp (гушхуэ) cesaret, yüreklilik, yiğitlik,mertlik,kahramanlık ve asaletle ilişkilidir. Küçük insan veya genellikle söylendiği gibi dar yürekli (гузэв), korkaklık, ürkeklik,hafif yüreklilik (гузэваг)
 
Umutsuzluk, şaşkınlık, kafa karışıklığı, felç edici korku gibi durumlar, bilinen "kalp kaybı" (гу кIуэд) kombinasyonu ile bulaşır. Bununla ilgili ifadeler: "Kalbini kaybedenin (ruhun varlığını) ayakları yürümez.", "kalbini kaybedenin atı yürümez." Başka bir çok orijinal özdeyiş: "Adamın içindeki adam" (ЛIым икIуэцI лIы итщ) Bu nedenle, gerçek bir erkek karakterin dış görünüşe göre değil, gözlerden gizlenmiş içsel niteliklere göre değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
 
Tabii ki, dışsal erkek gücünün ve içsel canlı belirtileri, gerçekten erkek özelliklerinin (Cesaret, korkusuzluk, yüreklilik,yiğitlik ve kendini kontrol etme) ideal uyumu olarak kabul edilir.
 
Bu nedenle, güçlü fiziğe, büyük fiziksel güce saygı gösteren Çerkesler saygı ile, hatta hayranlıkla bile, bu insanlar hakkında konuşurlar: "kahraman" (шаджащэ), "güçlü adam" (лIы бланэ), "yakışıklı,görkemli adam" (лIы бжъыфIэ)
 
Bununla birlikte, nihayetinde dışsal işaretler değil, içsel enerji ve ruhun gücü, cesaretin en yüksek örneği olarak hareket eder.
 
Sadece bir tehlike anında insan eylemlerinin doğasını belirlerler. Diyorlar ki: "Süvariler savaşa girdikten sonra, her biri sadece kalbindeki olanı yaparlar." (Шухэр зэдилъмэ щхьэж игу илъыр ещIэж)
 
Bu, savaşta ve herhangi bir olağanüstü koşulda, her insanın, yalnızca ruhun gücüne özgü, bireysel olarak hareket ettiği anlamına gelir, ancak savaştan önce, tüm savaşçıların aynı olduğu anlaşılmaktadır. Hem görünüşte hem de cesurca hareket etme kararlılığı, yaşam için değil, ölüm içindir.
 
Fakat bu gibi durumlarda, kendini hissettiren sadece doğal cesaret değildir. Onur ve onursuzluk kavramlarına dayanan cesaret ona katılır. "Doğuştan gelen"cesareti tamamlar, tekrar tekrar güçlendirir. Burada etik korku ön plana çıkıyor. Şıne-uk’ıte (шынэ-укIытэ) korkak markalı olma, kendini utançla örtme, "yüzünü kaybetme", saygı ve benlik saygısını kaybetme korkusudur. Aktiviteyi felç eden veya düzensizleştiren sıradan korku duygularının aksine, etik korku iradeyi düzenler, harekete geçirir ve bu anlamda hayvan korkusuna veya ölüm korkusuna direnir.
 
Resim:Hamit savkuev
 
Kahramanlık şarkılarından birinde motive mücadelesi iyi bir şekilde sergilenmektedir:
 
"Savaşa katılırsak ölüyoruz. Geri çekilirsek, utançla kötülüyorlar." (ДыIуохьэри - даукI ДыIуокIри – дауб.) Bu gibi durumlarda, cesaret,kahramanlık,yiğitlik ilkini seçer. Yani ölüm ve onuru. İkincisi yaşam ve onursuzluğu red eder.Askeri cesaret, kamuoyunun gücüyle, savaştan kaçan bir adamı bekleyen utanç bilinciyle desteklenir.Şanlı eylemlerin veya mükemmel ahlakın arka planı genellikle korkudur, ancak hayvan ya da içgüdüsel değil, etik korkudur.
 
Kahramanlık ile hareket etme yeteneği olan bir insanı, ahlaki tembellik,uyuşukluk, sersemlik vb. durumlardan çıkaran cesaret olduğuna inanılıyordu: "Cesaret (kahramanlık) bir kişiyi saklanmaktan kurtarır. "(Пабжъэм хэсыр лIыгъэм къыхеху)
 
Kahramanlık eylemlerin iç mantığı kendine özgüdür. Genellikle, tehlikeli zamanlarla alakalı belirsiz, hızlı başlayan kısa vadeli bir etkinliktir.Ahlaki bir hedefe ulaşmak, bilinen bir riskle ilişkili olduğunda , ciddi dış ve iç engelleri aşmadan, motivasyon ve psikolojik mobilizasyon mücadelesi olmadan imkansızdır.
 
Çerkes (Adıge) kavramlarına göre хахуагъэ Bir insanın koşullara karşı ve kendi başına kazandığı zaferdir. Bir eylemin Olası olumsuz sonuçları (fiziksel, maddi veya ahlaki hasar) hakkındaki düşünceler, bir kişinin görevini hızlı, kararlı ve soğukkanlılıkla hareket etmesini zorunlu kıldığı anda aktivitesini felç edebileceği bilinmektedir.
 
Böyle anlarda, cesaret-kahramanlık mekanizması açıktır, ahlaki gerekçeli eylemlerin yolunu açmak, çekingenliği ve korkuyu bastırmak için tasarlanmıştır.
 
Derler ki: "Yanacağını bilsen bile, yine de iç."(Уисынуми еIуб) "İleriye bakan babasının intikamını alamaz. "(Жыжъэ плъэм и адэ илъ ищIэжыркъым)
 
Etik tarafından öngörülen eylemin tüm "artılarını" ve "eksilerini" tartmak için uzun süre düşünmenin tavsiye edilmediği durumlar olduğu vurgulanmaktadır.
 
Bu, genellikle sivil cesaret olarak adlandırılan başka bir cesaret biçimi için de geçerlidir. Özellikle sosyal iletişim alanında kendini gösterir. İnsanların belirli sosyal sorunlara bakış açısını ifade etme ve bunları çözmek için kendi yollarını sunma yeteneği ile insanlar üzerinde açık, cesur bir etki ile ilişkilidir.
 
Bu, herkesin kabul edemeyeceği ve üstlenme hakkına sahip olmadığı büyük bir sorumluluktur. Ancak böyle bir rol veya görevle başa çıkabilen kişi, cesur (хахуэ) bir kişi olarak saygı görür.
 
Başka bir deyişle, cesaret, "tanıtım" ile, sosyal aktivizmin cesaretiyle, kendisine bir darbe alma ve önde olma becerisiyle, sosyal işlerin gidişatına kararlı ve cesurca müdahale etme yeteneği ile yakından ilişkilidir. İlkesiz ve korkak olma korkusuyla, bu tür insanlar büyük kayıplara, zorluklara, sıkıntılara rağmen kesin olarak seçilen yöne doğru ilerliyorlar. Bu, korkuyu bastırarak ve cesaret göstererek, "asil bir adam" olarak ün kazanabileceği inancına yol açar.
 
Geleneksel olarak, Çerkes için böyle bir tanınmaktan daha büyük bir değer yoktu. Bu büyük ölçüde Japon buşido ile karşılaştırılabilecek Çerkes (Adıge) şövalyesi için bir onur kodu oluşturulmasına katkıda bulundu. Buşido’nun bu güne kadar Japonların düşünce ve davranışları üzerinde bir etkisi olduğunu biliyoruz, bu da bir dereceye kadar Çerkes (Adıge) toplumunun durumunu hatırlatıyor: Cesur olma ve tanınma arzusuna dayanan belirli bir konformizmi vardır.
 
Resim: Hamit Savkuev
 
Tabii ki, her şey basit hırslara indirgenemez.
 
Mevcut bilinen ahlaki ilke ve tutumlar sisteminin tamamı, cesaretin sosyokültürel gerekçelendirilmesinde yer alır.
 
Örneğin, doğal güçlerin ve yeteneklerin ötesinde bir kişiye verilen ek bir güç olarak, iradeyi yöneten zihin esastır : "Aklın gücü insanın rezervindedir." (ЦIыфым кIочIэ лыеу хэлъыр акъылщ)
 
Sadece aklın kontrolü altında olan cesaret formları ve tezahürleri, kişinin mevcut kullanabileceği bilgi, beceri ve araçları dikkate alarak analiz ve durumun doğru bir değerlendirmesinin yanı sıra iç gözlem ile de ilişkilidir.
 
Faaliyet sırasında sürekli olarak kullanılan bazı sosyal alan bağlantılarının ve ilişkilerinin, bireyin yaşam güçlerindeki artışa katkıda bulunduğu bilinmektedir: etkili akrabalar, sadık arkadaşlar, yüksek pozisyon, büyük para, Tanrı'ya inanç vb.
 
Ancak bireyin ahlaki değerleri, kişiliğin "yaşam mücadelesi" nde süper egemen desteği büyük önem taşımaktadır. Etik, bir kişinin içsel güçlerini ve yeteneklerini harekete geçirir ve en zor testlere dayanabilir. Modern sosyoloji ve psikolojide, bir bireyin "güç" faktörleri arasında, ahlaki değerlerin zenginlik, yüksek düzeyde himaye eden ve arkadaşlarla birlikte çağrılması boşuna değildir. Sonunda, her şey çok çeşitli dış gerçeklerin ve ilişkilerin toplamına değil, kendini algılama odağına bağlıdır. Bir kişinin kendisini yeterince güçlü ve bağımsız hissetmesi, kendi kaderinin efendisi olması çok önemlidir.
 
Cesaret, kendi kendini algılayışının oluşumuna katkıda bulunan kültürel değerlerden biridir. İnsan yeteneklerinin mevcut sosyal koşullarla etkileşiminde cesaret, kendini gerçekleştirme ve adaptasyonun sınırlarını veya kapsamını zorlar. Bu, genellikle, tüm olasılıkların tükendiği, umutların yıkıldığı ve başarı şansının olmadığı gibi kritik durumlar da dahil olmak üzere, karmaşık yaşam problemlerini çözme ile daha iyi başa çıkan "duygusal zekanın" gelişimine katkıda bulunur.
 
Çerkeslerin yanı sıra diğer halklar arasında da yaşamın genellikle bir bireyin veya grubun ahlaki temellerinin gücünün bir testi olduğu kabul edilir. Bu nedenle, kadere yönelik darbelere onurlu bir şekilde katlanılmalı, şikayet etmeden, sertleşmeden insanlara karşı iyi bir tutum sergilemek tavsiye edilir. Umutsuzluğa ve bezginliğe teslimiyet, kişinin olumsuz reaksiyonlara yol açacağı,kolayca savunmasız hale gelebileceği ve ahlaki yoldan sapabileceğini söylüyorlar.
 
Bunu önlemek ve cesaret-dayanıklılık mekanizmasını açmak için; Zor denemelere dayanmak,ruhun varlığını korumak için onur duymasına yardımcı olur. Böyle bir kişi kırılmayacak, ahlaki yasayı ihlal etmeyecek, olumsuz koşulların bir kombinasyonundaki başarısızlıkları için bahane aramayacaktır.
 
Bu nedenlerden dolayı, iyi bilinen bir çağrı gerçek cesaretin sloganı haline geldi:
 
"Cesaretimle haketmediğimi kader (şans) bana  vermesin." (Си лIыгъэм къимыхьыр, си нэсып къыремыхь.) Bu özünde, kadere cesaret veren bir meydan okumadır.
 
Stoacılık cesareti ve askeri cesaret benzeridir. Korku, çekingenlik, panik halinde geri çekilme gerçek cesur adamın imajıyla bağdaşmaz.
 
Çerkeslerin kendine hakimiyeti ve dayanıklılığını, yeryüzünün sağlamlığı ile kıyaslamaları hiç boşuna değildir. "Dünya sallanıncaya kadar, ürkmez,korkmaz." (ЩIыр къэмыщтэу къэщтэнукъым.)
 
Öte yandan, stoacılık temellerinden biri ve dayanma gücünün doğal bir özelliği fiziksel dayanıklılık (бэшэч) olarak kabul edilir.
 
Gerçek bir adamın direnci ve dayanıklılığını, safkan bir Kabardey atının tanınmış dayanıklılığı ve asaleti ile karşılaştırma uygulaması: "Adıge cinsi at ve dayanıklı bir adam." (Адыгэшрэ лIы бэшэчрэ.)
 
Bu, diğer şeylerin yanı sıra, Çerkes ordusu için büyük önem taşıyan binici ve atın niteliklerinin karşılıklı uygunluğunun bir göstergesiydi. Sparta devleti eğitiminin ayrılmaz bir parçasıydı.
 
Çerkes savaşçıların askeri harekatlarında 2-3 hafta boyunca yedikleri yemek miktarının diğer ulusların askerleri için üç gün zar zor yeterli olduğu iddia ediliyordu.
 
Buna ek olarak, erken çocukluk döneminden itibaren sessizce sakin bir şekilde, şikayet etmeden ve inlemeden, acıya ve fiziksel ıstıraplara dayanmaları öğretilirdi.
 
Çoğu zaman bu konuda Abzeh savaşçısı Kerbeç örneğinden bahsediliyor.
 
Ölümcül şekilde yaralanan Kerbeç, kendisine hoşça kal demek isteyen babasını karşılamak için, tavandaki kirişlere ip bağlanmasını isteyerek, bir erkeğe yakışır şekilde, ona ayakta veda etmek istedi.
 
Diğer bir örnek, feodal destanın ana karakterlerinden biri olan Andemirkan'dır.
 
Efsanelere göre, ona nefret eden bir grup feodal efendisi ile eşit olmayan bir kavgada ölümcül şekilde yaralandı. Kılıcına yaslanarak, ayakta öldü.
 
Çoğu zaman, hayati ihtiyaç ve gerekliliklerin emirlerine körü körüne itaat etmeden yaşama yeteneği olarak, sabır ve imtina dayanıklılığa eşlik eder. Bu, şı’a (шыIэ) olarak adlandırılan başka bir cesaret-dayanıklılık şeklidir. Ona çocukluktan öğretiyorlar, yorgunluk, susuzluk, uyku eksikliği, açlık, soğuk, sıcak vb. şikayet etmenin uygun olmadığını açıklıyorlar.
 
Bir yetişkin için, bu arzularla, tutkularla savaşmaya ve gevşemeden haysiyetli kalmasına yardımcı olur. Genellikle kötü bir ruh hali ya da halsizlik hakkında söz edilirken, yarı şaka bir biçimde, sanki zayıflığınız için özür diliyormuşsunuz gibi söz edilir.
 
Günlük temaslarda, başkalarına güçlerine ve olanaklarına sakin bir şekilde güven vererek iyi bir ruh hali aktarma konusunda uyanık ve formda olmanız gerekir. Bu nedenle cesaret, hedeflere ve koşullara, gerçekleştirilen faaliyetlerin içeriğine ve gerekçesine bağlı olarak farklı şekillerde kendini gösteren karmaşık bir sosyokültürel komplekstir.
 
Aristo ayrıca, insanların çeşitli nedenlerle cesur olduklarını vurguladı ve bu bağlamda beş tür cesaret belirledi. Sivil, askeri (deneyimli cesaret), cehaletten, öfkeden, kibirden. Bu, bugüne kadar önemini kaybetmemiş, öğretici bir sınıflandırmadan daha fazlasıdır.Son üç cesaret türünü vurgulamak için içsel temelin ya bilgi eksikliği ya da bir çeşit cehalet ya da bilinç bulanıklığı olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenlerle işlenen eylemler, Aristo'nun kendisinin de işaret ettiği gibi, nispeten düşük ahlaki nitelikte farklılık gösterir.
 
Resim: Hamit Savkuev
 
Çerkes (Adıge) etiğinde , bu tür eylemlerin cesaretle bağlantısını reddeder ve gerekli bilgilerin yokluğunda öfke, kibir etkisi altında ortaya çıkan herhangi bir inisiyatifin bastırılmasını önerir. Kazanoko Jabağı’nın talimatını hatırlayalım: "Öfkeyle işe başlamayın" (Губжъ къыспкъырошасэ жыпIэу Iуэху йумыхьэжъэ.), Ya da kısmen daha önce bahsedilen ve yaygın olarak bilinen sözler: "Cesaretten önce onur" (ЛIыгъэм ипэ напэ), "Aklını cesaretin önüne koyun" (ЛIыгъэм ипэ акъыл) "Düşman sıradan olduğunda cesur olmayın" (ЛIым фэ теткъым жыпIэу йумыку), "Düşman az sayıda olduğunda cesur olmayın" (МащIэщ жыпIэу утемыгушхуэ) vb.
 
Önümüzde sadece gelişmiş ahlaki yansıma temelinde ortaya çıkan, cesaret için dengeli bir tutum var.Adige etiği, ahlaki olarak doldurulmuş ve makul cesaret türleri kavramını sunar ve bu nitelikte vurgular: Kahramanlık, dayanıklılık, hoşgörü, asalet. Birbirlerini karşılıklı olarak tamamlar, güçlendirir, desteklerler. Kahramanlık, ahlaki tehdit korkusunu yener. Dayanıklılık, Izdırabın, yoksunluğun, tutkunun yıkıcı etkisine direnir. Hoşgörü, pozitif dikkati destekler, itici reaksiyonlardan ve pervasız eylemlerden kaçınmamızı sağlar.
 
Son olarak, cesaret-asalet (лIыфIыгъэ) insanlara cömertlik, adaletli ve özverili hizmet kaynağıdır.Bu cesaretin en yüksek örneği olup iyilik yapmanın ve fayda sağlamanın hayata büyük bir canlılık getirdiğine dair güçlü bir inanca dayanıyor, ki bu insanlara yardım etmekten çok zarar vermek genellikle çok daha kolaydır. Bu konuda şunu söylüyorlar. "Kötülük için cesaret olmaz, cesaret iyilik içindir." (Бзаджэ пщIэныр лIыгъэкъым, лIыгъэр фIы пщIэнырщ) Ahlaki içeriğinde, cesaret sempati ,merhamet ve hoşgörü ile eşleşir. Bu affetme ve taktir etme, kıskançlık ve gururun üstesinden gelme, ezilen ve yoksul haklarını koruma yeteneğidir.
 
Lhıf’ığa/ЛIыфIыгъэ iyi eylemlerin cesaretidir. Sadece etkileyici güçler ve araçlar değil, aynı zamanda hoşgörülü bilinç davranışa sahip bir organı veya iç kaynağı gibi büyük ve asil bir kalbin daha da büyük bir derecesini gerektirir.
 
Genel olarak konuşursak, daha düşük, psikofizyolojik formların tuhaf bir şekilde zengin ruhsal içerikle doldurulmuş olanlarla daha yüksek olanlarla birleştirildiği farklı hoşgörü biçimleri hiyerarşisi vardır. Bu anlamda, bir yandan sabır ,kısıtlama,kendini kontrol etme, diğer yandan hoşgörü arasındaki bilinen mesafe hakkında konuşmak gerektiğidir.
 
Bununla birlikte, neredeyse bütün bu durumlarda, irade, ahlaki konumların gücü ve kişilik temelleri öne çıkmaktadır.Fakat, bu durumda güç ile otorite aynı boyuta sahiptir. Bu nedenle hoşgörü, cesaret ve gücün tezahürlerinden biri olarak ve her şeyden önce kendi üzerindeki güç, kendini gerçekleştirme özgürlüğü olarak görülebilir. Böylece, burada kendini geliştirme ve öz disiplin işlevinin temelinde yapıcı bir işlevi ön plana çıkıyor. Cesaret, bir kişinin dış dünyayla karmaşık etkileşimi içinde hayatını düzgün bir şekilde inşa etmesini sağlar.
 
Ancak, çoğu zaman, bu güç ve otorite duygusuna dayanarak, zihnin kontrolünden çıkar ve kibir haline dönüşür, daha etkili ve güçlü olma hakkı için gizli ve açık bir mücadeleyi gerektirir.
 
Aynı zamanda, güç ve otorite okları, kişinin rakip olarak gördüğü ve kendini gerçekleştirmenin önündeki engeller olarak algıladığı diğer insanlara yönelir. Bu engelleri ortadan kaldırmanın gerekli olduğu inancı yavaş yavaş olgunlaşır.
 
Böyle bir seçimin yanlış olduğunu düşünmek ve böyle yıkıcı,kısır bir rekabete dahil olan insanları kınamak için genellikle şöyle derler: Birbirlerine cesaret, asalet vermek istemiyorlar. (ЛIыфIыгъэ зэригъахуэркъым)
 
Geleneksel ahlak ve kamuoyu, üstünlük arzusunu, pervasız, kibirli rekabetin ruhunu red eder; Herkesten daha en iyi olarak bilinme veya en iyi olma arzusu kınanması gereken davranış olarak kabul edilir.Karakterin gücü, başkalarını kıskanmadan, sakince ve vicdanlı bir şekilde en yatkın olduğunuz görevinizi ve işinizi yerine getirmektir. Bu nedenle, soylu cesaretin yolu, kökeni, ekonomik durumu, yetenekleri, mesleği ne olursa olsun herkese açıktır.
 
Herhangi bir yararlı iş kendi tarzında önemi büyük ve asildir: Her şey sonuçta, görevdeki kişinin tutkusuna, enerjisine ,yaratıcılığına ve ruhunu işe ne kadar koyduğuna bağlıdır.
 
Kazanoko Jabağı’nın böyle bir pozisyonun iyi görüntülendiği özdeyişleri ünlüdür. "Küçük iş yoktur, sadece küçük adamlar vardır." (Iуэху цIыкIу щыIэркъым, лIы цIыкIу мыхъумэ); İşin büyüklüğü becerin kadardır."( Iуэхум зэрыпхуэщI инагъщ) Böylece, cesaretin iş ile ilgili olarak ortaya çıktığı ve test edildiği vurgulanmaktadır.
 
Bir işe değer veren ve başarılı bir şekilde başa çıkan insanlar, asil veya büyük adam (лIышхуэ) olarak ün kazanırlar. Aksine, işleri ihmal eden, onları düzgün bir şekilde yerine getiremeyen, "küçük", işlevsiz adam (лIы цIыкIу) olarak kabul edilirler.
 
Asil cesaretin bu algısı, dünyanın en iyi etik rasyonalizasyonu geleneklerinde sürdürülmektedir. Demokrasi ve geleneksel Çerkes (Adıge) etiği büyük mobilizasyon fırsatların bir kanıtıdır.
 
Yazar: Bgajnoko Barasbi,Tarih Bilimleri Doktoru, Kabardey-Balkar Cumhuriyeti Hükümeti Beşeri Araştırmalar Enstitüsü Direktörü.
 
 
 
 
Çeviri: Beşto Yılmaz Beştepe
 
Cherkessia.net, 24 Şubat 2020

Bu haber toplam 3045 defa okundu.


Bu habere yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz ekleyin.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net