Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Vubıh ve Cigetlerin Sadz Olarak Adlandırılması
09 Temmuz 2020 Perşembe Saat 10:22
Abhazlar neden Vubıhlar ve Cıhları (Cigetler) Sadz olarak adlandırdılar ve neden Abhaz olmayan iki halkı bu etnik isim altında birleştirdiler?
 
Ben bu konuda birçok kez yazdım, ancak, tüm "i" leri noktalamak (Sorunu açıklığa kavuşturmak,çözmek, sonlandırmak, her şeyi yerine koymak Y.B.) için tekrar edeceğim.

Prof. Dr. Almir Abreg

 

Abhazlar Vubıhlar ve Cıhları, (Cigetler -yanlış isim) Sadzlar (Sadzua) olarak adlandırdılar. Bu, Abhazların Abhaz etnik grubundan olmadığı halde, Sadz olarak adlandırdıkları en önemli olanıdır. Bilimde, Vubıhların Abhaz olmadıkları iyi bilinmektedir. O zaman bir soru ortaya çıkıyor. Neden aynı Abhazlar Cıhları (Cigetleri) aynı isim olarak adlandırdılar. Neden, Abhaz olmayan iki halkı aynı etnonim adı altında birleştirdiler?

 
 
Bu durumda, soru ortaya çıkıyor,Cıhlar kimdir?(Gürcüce Cikler,Ciketler "Ciklerin ülkesi") şeklinde adlandırıldı.
 
 
Gezginlerin, tarihçilerin, etnografların Cıhlar hakkında yazdıklarından bağımsız olarak (Rusça "Cigetler"), asıl önemli olan Kafkasya’da yaşayan halkların kendilerinin ne söylediği şeydir, çünkü bu isimler onlar hakkında yazan herkes için bir kaynak haline geldi. Vubıhlar da Cıhları, Abadzeh olarak adlandırdı.
 
 
Bu konuda, Hans Vogt’un Vubıhça sözlüğü Tevfik Esenç’in sözleriyle yazılmıştır. Türkiye'de onunla bir araya gelen Çirikba, Tefik Esenç'in Cıhların Abadzeh olduğunu, yani Çerkes (Adıge) olduğunu ifade ederken, bunun kuşku bırakmayacak bir şekilde çok kesin olduğunu söyledi.
 
 
Julius Messaros, Die Nacht Sprach adlı eserinde, Vubıhların Cıhları tüm Çerkesya olarak adlandırdığı, ve Cıhıbza (джыхыбза) Çerkes dili anlamına geldiğini belirtiyor.
 
 
Gürcülerin Çerkes (Adıge) olarak adlandırdıkları sadece Cıh Çerkesleri ve kıyı Çerkesleri değil, aynı zamanda ana Kafkas sıradağların kuzeyindeki Çerkeslerin yani, Kabardeyler, Kemırgueyler (Temirgoyler), Hatukayler ve diğer Çerkesler Kuzey alt etnik gruplarının temsilcileri olduğuna hiç şüphe yoktur.
 
 
Sonra, Abhazların Cıhları (Cigetleri) Sadz olarak adlandırdıkları bu isim altında Vubıhları da Abadzehler ile birlikte ima ettikleri ortaya çıkıyor. Ama neden onları aynı isimle adlandırıp birleştirdiler? Evet,çünkü Vubıhlar özel bağlarla bağlanmıştı ve bu yakınlık, bazı yazarların yazdığı gibi, bir zamanlar geçmişte Vubıhlar ve Abadzehler tek bir halk oluşturmuş olmasından kaynaklanmış olmasıydı!
 
 
Devam edelim. Kökenini unutmayan Sadz kökenli Abhazlar ((Abhaz ortamında asimile olanlar) inatla kendilerini Adıgelere ,yani Çerkeslere atfettiler. Böylece, ХIХ.yüzyılda "Cıhlar"ın Çerkes (Adıge) olduğuna hiçbir şüphe yoktur.
 
 
Buna ek olarak, Abazinlerin ve Abhazların Vubıhları ve Adıgeleri bir halk olarak tekrar bir araya getirdiği başka bir etnonim (etnik isim) var. Bu isim "Aguhaua" dır (агухъауа)
 
 
Abazinler hala bu adı, Adıgeyliler, Kabardeyler,Karaçay-Çerkes ve diğer Çerkes olarak kabul edilen tüm Çerkesler (Adıgeler) için kullanıyorlar.
 
 
Abhazlar da Adıge ve Vubıhlara "Aguhaua" (агухъауа) adını verdiler. Burada tekrar daire kapandı.( mecazi anlamı: her şey açıklandı. Y.B.) Her durumda, Abhazlar ve Abazilerin gözünde, Adıgeler ve Vubıhlar tek bir halktı.
 
 
Zamanımızda mucizeler oluşmaya başladı. Abhaz bilim adamları, Abhaz dilinin Sadz "lehçesi" nin varlığını ilan ettiler. Peki Vubıh-Sadz ve Abazehe-Sadz nasıl oldu da bir anda Abhaz etnik grubu oldu? Buna kimse bir açıklama getirmedi.
 
 
Şimdi ayrıca, Vubıhlar ve Adıgeler hakkında.
 
 
Vubıhların ülkelerini, anavatanlarını, Adıge,Kafkas dağların da Adıge lepk (Adıge halkı) olarak adlandırdılar. Kendilerini hiçbir şekilde Adıgelerden ayırt etmediler ve Vubıh etnik ismi sadece bir alt etnik bir isim olarak kullandılar. Örneğin, Şapsığ, Abdzeh, Kemguy, Kabardey ve bunlardan fazla değil. Tüm Vubıhlar Çerkes (Adıge) diline sahipti.
 
 
Tornau, Çerkesçe konuşmayan bir Vubıh ile karşılaşmadığını yazdı. Hollandalı dilbilimci Rick Smates, bazı araştırmacıların iddia ettiği gibi, Vubıhların üç dil konuştukları düşüncesine izin vermiyor. Onların tamamen iki dilli olduklarına, Çerkesçe ve Vubıhça’ya sahip olduklarına inanıyor.
 
 
Vubıhlar arasında Abhazlar da dahil olmak üzere birçok dili konuşabilenler de vardı. Fakat bu olay kitlesel bir niteliğe sahip değildi. Bu tür çok dilliler, ticaretle uğraşan, bir sebepten ötürü Abhazlarla iletişim kuran, akrabalık bağları olan Vubıhlar olabilir.
 
 
Bilimde, belirli bir grubun başka bir halkın etnik kökenini tanımlamaya yönelik,otoritelere atıfta bulunmanın kısır bir uygulaması gelişmiştir. Geniş bir görüş yelpazesi ile, tam tersini görmezden gelinerek, her zaman doğru görüşü bulmak mümkündür. Ne yazık ki, bu kısır uygulama, araştırmacıların görüşüne uymayan veya çelişen yazarlar veya kaynaklar örtbas edilmesine yol açmıştır.
 
 
Örneğin, Abhaz yazarlar, Dubois de Mopere'ye ilgi duymazlar, uzak dururlar, ancak, Sadzları Abhaz olarak gördüğü için, Guldenstedt’e bolca atıfta bulunurlar. Sık sık Tornau’ya atıfta bulunurlar, ancak raporunda Soçi’nin Çerkes boyundan Prens Ali Ahmet Oblagu’a (Aubla) ait olduğunu yazdığı yere asla değinmezler…
 
 
Bence, bu durumdan, bu konuların açıklığa kavuşturulmasına yardımcı olacak bir çıkış yolu vardır. Abhazlar, Çerkesler, Vubıhlar, Gürcüler, Abazinler tarafından komşu halkları belirlemek için kullanılan isimlerin, etnik adlarının merkeze yerleştirilmiş bir dizi eş merkezli daire düşünün. Batı Kafkasya halkları hakkında yazan veya konuşan herkes için ana kaynak budur.
 
 
İkinci daire, Batı Kafkasya'da 18.-19. Yüzyılda gerçekleşen olaylar ile ilgili olan mesajlar, makaleler, gezginler, bilim adamları ve askeri kitaplar ile doldurulmalıdır.
 
 
Üçüncü dış dairede ise, çağdaş yazarlarımızın makalelerinde, raporlarında, kitaplarında kaydedilen görüşler, düşünceler yansıtılmalıdır.
 
 
Sadece Kafkasya'nın etnik isimlerinin gerçek bir resminin oluşturulmasına, etnik isim görünümünün karartılmasına katkıda bulunan ve etimolojisine engel oluşturan çarpıklıklara izin verebilecek bazı yazarlara atıfta bulunulmamalıdır.
 
 
Size bir örnek vereyim: literatürde Çerkeslerin Abhazları Adzığe olarak adlandırdığı iddiası yaygındır. . Bu ifade, bazı araştırmacılara göre, bu konularda tartışılmaz bir otorite olarak kabul edilen Uslar'a atfedilmektedir.
 
 
Varolmayan etnik ad "adzığe" nin etimolojisini oluşturmaya başlamış ve daha sonraki yazarlar tarafından bilimsel kullanıma sokulmuş olan daha fazla hata ve yanlış anlama zinciri oluşturmuş araştırmacılar ortaya çıkmıştır. Bu nedenle, bu etnik ismin sık sık Abhazca adzı "su", vb. sözcüğü yaratılarak "etimoloji" si var olmaya başladı.
 
 
Abhazların gerçek adı AZĞE/AZĞA'nın Adıge ve Vubıh araştırmacıların dikkatinin dışında kaldı, asıl etimolojik hale getirilmesi gereken bu kelimeydi. Fakat, Abhazlar Vubıhları ve Adıgeleri Sadz olarak adlandırıyorlarsa, o zaman onların bunu yapmaya iten bir neden vardır. Bu da, bu ismin , insanların doğasında var olan bazı özel nitelikleri, meslekleri, günlük yaşamı yansıtan gizli bir anlamı olduğu anlamına gelir.
 
 
Ne de olsa, 17. yüzyılda, Evliya Çelebi, Vubıhları Sadşa, diğer okumaya göre Sadaşa olarak adlandırdı. Aynı zamanda, Sadz etnik ismin, Sadşa ile ilişkili olduğu kuşkusuz bir gerçektir.
 
 
O zaman soru ortaya çıkıyor, Sadşa, Abhaz sadz'ın bir yansıması mıdır?
 
 
Başka bir soru ortaya çıkıyor, Sad-sa kelimesindeki "-sa" ögesi nereden geldi?
 
 
Ama burada çok önemli olan bir tesadüf var: Evliya Çelebi Vubıhları Sadşa ile adlandırıyor, Abhazlar da Vubıhları Sadz- ua olarak adlandırıyor. Bu terimin etimolojisini bulunursa, her şey yerli yerine yerleşecektir.
 
 
Prof. Dr. Almir Abreg
 
 
 
 
Çeviri: Beşto Yılmaz Beştepe
 
Cherkessia.net, 9 Temmuz 2020

 


Bu haber toplam 2704 defa okundu.


Bu habere yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz ekleyin.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net