Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Çerkes Hafif Silahlar (13. -16. Yüzyıl)
04 Aralık 2020 Cuma Saat 10:20
Uzun bir süre Çerkesler uzak mesafeden savaşmanın ana aracı olarak yay-ok kullandılar. Han Girey'e göre ''bu silah Çerkesya'daki en eski silahtır" (13)
 
Birçok yazarın bu silahtan bahsetmesine ve hatta detaylı olarak incelemeye çalışmasına rağmen, tüm bilgiler yüzeysel niteliktedir. Çerkeslerin savaş taktiklerinin özelliklerini net bir şekilde tanımlamaya, bütüncül bir resim oluşturmaya cevaz vermiyor.
 
Resim 3
 
Çerkes yayının savaş özellikleri, Çerkeslerin silah sistemindeki ve taktiklerindeki rolü nelerdi? 
 
Öncelikle, Çerkes yaylarının ve oklarının boyutuyla ilgili konuyu düşünmek gereklidir. Bunun için önce arkeolojik verilere dönelim. Yay ve oklar, odunsu yapıları nedeniyle mezarlarda iyi korunmamıştır. Ancak bazen arkeologlar iyi korunmuş örneklerle karşılaşmışlardır. D.Y. Samokvasov, İ.A. Vladimirov ve A.H. Nagoyev Kuzeybatı ve Orta Kafkasya'daki Çerkes höyüklerinde yapılan kazılarda bulunan eserlerden, 1.3-1.4 m uzunluğunda yay ve 70-75 cm uzunluğunda, 1 cm çapında ok millerinin kalıntılarından bahsetmiştir. Burada, Çerkeslerin yay ve oklarının büyük olduğunu gösteriyor.
 
Ayrıca, gerekli bilgileri aramak için, Çerkes savaşçıları tam zırhlı olarak tasvir eden H. Rommel, A. Orlovski, V. Alan ve E. Spencer'ın reprodüksiyonlarına (bir sanat eserinin aslına uygun kopyası.) bakalım.
 
H. Rommel, A. Orlovski, V. Alan ve E. Spencer'ın resimlerinde büyük yaylar ve oklar görülüyor, büyük olasılıkla yukarıda arkeolojik eserler olarak bahsedilenlerle aynıdır. Fakat, A. Orlovski’nin tablosunda, yukarıdakinden çok farklı olarak küçük boyutlu yaylarla Çerkes atlıları tasvir edilmektedir. (Resim 4)
 
Sonuç olarak, Çerkeslerin büyük ve küçük boyutlu olmak üzere iki tür yayı vardı. Büyük yayların ölçüleri yaklaşık 130-140 cm ve oklar 70-75 cm idi. Küçük yay ve okların ölçüleri ise 90-100 cm ve 40-50 cm'dir.
 
Ok uçlarına gelince, arkeolojik verilere göre Çerkeslerin birkaç türü vardı: Geniş yaprak şeklinde, "iki boynuzlu kesme", eşkenar dörtgen ve ince uzun eşkenar dörtgen (7). Geniş yapraklı uçlar, düşman savaşçısına ve atına geniş kesik yaralara neden olacak şekilde tasarlanmıştır (2, 15). H.H. Yakhtanigov’a göre "iki boynuzlu kesme", uzun bir mesafeden bir ip veya halatın kesilmesi gereken durumlarda kullanıldı. 
 
Bize göre buna ek olarak, geniş yapraklı ok uçların aynı işlevleri yerine getirmekle birlikte, "iki boynuzlu" tasarım, okun hızını ve menzilini arttırmak için ok ucunun ağırlığını azaltılmasını mümkün kılmıştır. Eşkenar dörtgen uçları olağan,sıradan hedefleri vurdu ve daha yüksek uçuş hızı ve isabet doğruluğu ile ayırt edildi (15). ince uzun eşkenar dörtgen uçlar, diğerlerine göre daha sertti, kesme,delme işlevi sayesinde zırhı delmek için kullandılar. E.G.Astvatsaturyan’ın verilerine göre, Çerkeslerin zincir zırhı delmek için iğne şeklinde sivri uçları vardı (1) Aynı zamanda, küçük uçlu oklar, geniş düz uçlu oklardan daha uzun bir uçuş menziline sahipti; bu onların kütlesinden kaynaklanıyordu: Birincisi hafifti, ikincisi sertti. Çerkesler, bu momenti kısa menzilli ve uzun menzilli hedeflerde atış yaparken dikkate aldılar (16). Çerkes okları çok çeşitli hedefleri vurmak için tasarlandı.
 
Yay ve okları yağmurdan ve hasardan korumak ve muhafaza etmek için özel kılıflar ve okluk (sadak) kullanıldı. Tüm set, yay ile kılıfı ve sadaktaki oklardan oluşuyordu. Sadaklar iki tipti: Kısa oklar için küçük dikdörtgen ve uzun olanlar için büyük silindirik (1).
 
Han Girey'e göre kapasiteleri 30 ok idi (13). Ancak H.H. Yakhtanigov, Çerkeslerin uzun mesafe seferlerinde kullandıkları 60 ve 90 ok kapasiteli sadaklara sahip olduklarını iddia ediyor. Bu görüş, Chegem-2 köyü yakınlarındaki Kabardey höyüğünün arkeolojik kazıları sırasında 87 ok ucu içeren bir deri sadak kalıntılarını keşfeden A. H. Nagoev tarafından doğrulanmaktadır (7).
 
Buradan, Çerkes savaşçısının olağan mühimmatının 30 ok olduğunu, ancak gerekirse 60-90 oka yükseltebileceği anlaşılmaktadır.
 
Resim 2
 
Teknik tasarım ile ilgili konular da göz ardı edilemez. Çerkes yayı, tasarım açısından bileşik (kompozit) bir yapıya sahipti. Balık tutkalı ile yapıştırılmış farklı malzemelerden (boynuz, ahşap, haşlanmış hayvan tendonu) oluşuyordu. Bileşik tasarımı nedeniyle, Çerkes yayının uzun bir atış menzili vardı (3).
 
Yay koruyucu kılıfı şekli yeniden ya da yarısı yeniden tekrar üretildi. Bu da onu hızlı ve kolay bir şekilde alınmasını, kullandıktan sonra da geri koymayı mümkün kıldı. Ağırlığını büyük ölçüde hafifleten Safran deriden yapıldı.
 
Çerkesler sol tarafına yay, sağ tarafına ise sadak takarlardı. Yay kılıfıyla birlikte bir askı yardımıyla bel kemerine bağlandı: Küçük dikdörtgen sadak omuz askısı ile sabitlendi. Büyük silindirik sadak, bir sıçrama esnasında veya diğer ani keskin hareketler sırasında savrulmasını önleyen özel bir kemer askısı teçhizatı kullanıldı. Bu kuşanma yöntemi, basitlik,rahatlık ve yüksek düzeyde hızlı ok atışı sağladı: Savaşçı solunda bulunan yayı hızlıca çıkartarak, gereksiz hareketler olmadan sağında bulunan oklarla atış yapmaya başlardı. Daha sonra, yayı kılıfına kolayca yerleştirerek, kesici silahını hızlıca çıkarırdı.
 
Buradan anlaşılıyor ki, Çerkeslerde okla muharebenin önemli bir rol oynadığı açıktır. Çünkü sadak, silah setine mükemmel bir şekilde entegre edildi, hiçbir şekilde kılıç dövüşüne engel teşkil etmedi. 
 
Çerkes yaylarının, iyi bir savaş özelliklerine sahip olması onları zorlu bir silaha dönüştürdü. Çerkesler küçük yayı, atlı muharebelerde kullandılar. Çünkü boyutları binicinin hareket alanını kısıtlamadı. Teknik olarak zor yöntemleri uygulamak için herhangi bir yöne dönmesine engel olmadı. M.Y.Lermontov’un "Çerkesler"(5) şiirinde belirttiği gibi, özellikle düşmanla yakın temas koşullarında elverişliydi.
 
Birincisi, küçük yay, binicinin ok atışından kılıç dövüşüne hızlı bir şekilde geçmesi gereken bir durumda vazgeçilmezdi ve bunun tersi de geçerlidir.
 
İkincisi, kısa menzilli atış için doğru nişan almayı sağlayan, en uygun olanıydı. Örneğin, Şeyh Mansur'un Zakuban'daki hareketinin bastırılmasında ilginç bir olay yaşandı. 22 Eylül 1787'de Laba nehri yakınlarında Rus müfrezesi ile Çerkesler arasında gerçekleşen savaş sırasında, Çerkesler tarafından atılan iki ok, Ataman Yanov'un doğrudan kafasına saplandı (9).
 
Büyük yaylar, güvenli durumlarda uzun mesafelerde atış yapmak için demonte olarak bulunduruldu. Birtakım gerçeklere dayanarak bizim tarafımızdan benzer bir sonuç çıkarıldı.
 
Resim 4
 
Birincisi, büyük bir yay, binicinin hareketlerini ciddi şekilde kısıtladığı ve nişan almayı zorlaştırdığı için, atış tekniğine uygun değildir.
 
Japonya'da, samuraylar bu sorunu yay alt kaburgasını kısaltarak çözdüler,( Japon yayının asimetrik olduğu, alt kısmı üst kısmının yaklaşık yarısı kadar olduğu unutulmamalıdır. Y.B.) bu da binicinin 180 °'de eyer üstünde dönerek atış yapmasını sağladı (10). Çerkes büyük yayları benzer bir uyarlamaya sahip değildi.
 
İkinci olarak, G. Pançenko’ya göre, binicilik sisteminde uzun mesafeli okçuluk etkili olmamaktadır. Çünkü, titreşim ve sarsıntı iyi bir nişan almayı engeller (8). Bu nedenle, V. Alan ve E. Spencer'ın resimlerinde, Çerkes atlıları yaya olarak büyük yaylarla atış yaptığı tasvir edilmiştir (Resim:2-3).
 
Bu durumda at, pozisyonların hızlı bir şekilde değiştirilmesine olanak veren bir ulaşım aracı olarak kullanılmıştır. Bu nedenle, H. Rommel'in çiziminde, büyük bir yay ile silahlanmış olan Çerkes, bir at üzerinde otururken tasvir edilmiştir (Resim 1).
 
Resim 1
 
Üçüncü olarak, H. Rommel ve A. Orlovski'nin resimlerinde, Çerkes atlının üzerinde asılı bulunan büyük yay muhafazasıyla birlikte kılıcın üzerinde bulunuyor oysa ki Çerkesler küçük bir yayla silahlanırken, yay muhafazası kılıcın altında yer alıyor (Resim. 1,4) Bize göre bu şu noktadan kaynaklanıyordu.
 
Büyük bir yayla atış yapan bir savaşçı, uzak bir mesafede bulunan bir düşmanla yakın dövüş yapamazdı, bu yüzden, bir kılıca ihtiyacı yoktu, yay muhafazasının altında saklıyordu.
 
Aksine Çerkesler, küçük yayla düşmanla yakın dövüş yapmaya odaklanırdı. Bu nedenle, kılıcın rahat bir şekilde çıkarılması için yayın üzerinde yer aldı.
 
Çerkes yaylarının etkili atış menzilini belirlemek oldukça zordur. Çünkü, yazarların çok azı bu konuyla ilgilenmiştir. Bize ulaşan küçük bilgilere dayanarak, büyük okların kesin olarak menzilini söyleyebiliriz. G. Interiano, Çerkes okları hakkında şunları yazdı: "... uçları veya sivri uçları en iyi şekilde sertleştirilmiş, onlardan daha uzun bir mesafe kat edecek, çok fazla ok bulunamaz" (3). T. Lapinski, Çerkes yayının nişan alma mesafesinin ortalama 100-200 adım , bazen - 300-400 adım olduğunu savundu (4).
 
Çerkes okların uzun menzilli olmaları ile birlikte, büyük bir delme gücüne de sahipti. Fransız kont L.P. de Segur anılarında bu konuda şöyle yazıyor: "General Apraksin bana, bu en zor savaşta Kabardeyler ordusuna silahlardan çok oklarla büyük felakete yol açtığını bildirdi: Uzaktan atılan bu oklar, insanların ve atların bedenlerine ok tüyüne kadar saplandı "(12). Kont V. Leon de Rosheshuart, bu okların açtığı yaranın ağır olduğunu, E.Spencer bunların çoğunlukla ölümcül olduğunu ifade ettiler. (6, 11).
 
Çerkesler, ateşli silahlar çağında bile yay kullanmaya devam ettiler. Çünkü, bir takım avantajlara sahipti. Birincisi, yüksek ateş hızı sağlayan bir tüfeğe göre çok daha kolay ve daha hızlı yüklendi. Bu an süvari savaşında son derece önemliydi. Bu nedenle, engebeli arazi koşullarında yay ile oklar, E. Spencer'ın ifadesiyle " en etkili olanıdır, Rusları sadece bir ok tarafından vurulduğu ölümcül yaradan dolayı değil, aynı zamanda tehdit edildikleri yeri söyleyemedikleri için büyük korku yaşıyorlardı"(11).
 
Üçüncü olarak, yay her türlü hava koşulunda kullanılabilir. Örneğin, ünlü Bzıyiko Savaşı sırasında, aniden başlayan şiddetli sağanak yağmurda Şapsığların tüm silahlarını ıslandı. Bu yüzden, yağmur nedeniyle koşulsuz okçuluğa yönelmek zorunda kaldılar.
 
Çerkes yayları ile ilgili bilgileri özetleyecek olursak, Çerkeslerin atlı savaşına uygun hale getirilmiş küçük bir yayı olduğunu ve uzun menzilli atışlar için tasarlanmış büyük bir yaya sahip olduğu söylenebilir. Her zamanki, normal mühimmat 30 ok, uzun mesafeli seferlerde 60-90 ok idi. Aynı zamanda oklar, ok uçların tasarımıyla belirlenen amaç doğrultusunda çeşitlilik gösteriyordu: İki kanatlı, geleneksel normal, olağan hedeflere karşı, geniş yapraklı ve " iki boynuzlu kesme", binicilere ve atlarına büyük kesik yaralar uygulamak için, eşkenar dörtgen, zırhlı koruyuculara karşı ve iğne şeklindeki, zincir zırhlara karşı kullanıldı.
 
Ortalama nişan alma menzili 100-200 m, maksimum - 300-400 m idi. Çerkes savaşçıları tarafından sadak kuşanma sistemi, basitlik, rahatlık ve hem yaya hem de at sırtında yüksek atış hızı sağladı. Ayrıca, anında birinden diğerine geçerek kılıç ve ok savaşını doğal olarak birleştirmeyi mümkün kıldı.
 
Çerkeslerin ve Moğoların hafif silahlarını karşılaştıralım. Moğollarda, ok Savaşı ana rol oynarken, kılıç destekleyici bir işlev gördü. Her Moğol'un uzun mesafe bir yürüyüş için 2 at, 2 yay, 2-3 okluk (sadak) ve okları vardı. Savaşta 1 yay ve 1-2 sadak vardı. Her sadakta 30'u sıradan ve 30'u zırh delici olmak üzere 60 ok vardı. Moğol okları, muharebe amaçları farklı 15 tür ok ucuna sahip olmak üzere çok çeşitliydi. Ortalama nişan alma mesafesi yaklaşık 300 m ve maksimum 600 m idi (2, 14, 16).
 
Genel olarak bakıldığında, Çerkes ve Moğol yaylarının ve oklarının özellikleri birbirinden biraz farklılık gösteriyor. Yay, Çerkes savaşçıların silah setinde önemli bir yer tuttuğunu ve uzak mesafeden savaşın onların savaş taktiklerinde önemli bir rol oynadığını gösteriyor. Bunun nedeni, hafif atış silahlara dayanan Asya süvarileri (Hunlar, Kumanlar, Moğollar, Tatarlar, Nogaylar, Kalmıklar) ile yüzleşmek zorunda kalmalarıdır.
 
Bununla birlikte, daha ayrıntılı bir yaklaşımla, Çerkes yayların ve okların Moğol özelliklerine göre daha düşük olduğu görülmektedir. Bu, hafif atış silahların Çerkeslerin ana silahı olmadığını ve yakın muharebe silahlarına öncelik verildiğini gösteriyor.
 
Sonuç olarak, Çerkeslerde menzilli atış silahlarla muharebe önemli bir rol oynadı ve oldukça da gelişti. Ancak, öncelik yakın dövüş silahlar olarak kaldı.
 
Kaynaklar:
 
1. E.G. Astvatsaturyan Kafkasya halklarının silahları. Moskova-Nalchik: Hobbikniga, El-Fa,
1995, s.191
 
2. A.A. Domanin Cengizlerin Moğol İmparatorluğu. Cengiz Han ve halefleri. Moskova:
Senterpoligraf, 2005, s. 415
 
3. G. İnteriano,Çerkes denilen Zihlerin yaşamı ve ülkesi. İlginç hikaye anlatımlar // XIII -
XIX yüzyılların Avrupalı yazarların haberlerinde Adıgeler, Balkarlar ve Karaçaylar.
Nalçik: Elbruz, 1974, s. 43-52
 
4. T. Lapinski (Teffik bey). Kafkasya'nın dağlıları ve Ruslara karşı kurtuluş
mücadelesi. Nalçik: El-Fa, 1995, s.464
 
5. M.Y. Lermontov Çerkesler M.Y. Lermontov 4 ciltte toplanan şiirler Leningrad: Nauka,
1980. Cilt 2. s.7-14
 
6. Kont de Rosheshuart’ın anıları, İmparator I. Aleksandır ( (devrim, restorasyon,
İmparatorluk) // Kafkas Savaşı: Kökenleri ve Başlangıcı, 1770-1820 yıllar, St. Petersburg:
Zvezda,2002,s340-348.
 
7. A.H.Nagoev ,Ortaçağ Kabardey. Nalçik: El-fa, 2000. s.229
 
8. G.K. Pançenko, Savaşta yaylar ve arbalet yaylar. Moskova: Yauza: Eksmo, 2010. s.336
 
9. V.A.Potto Kafkas Savaşı. Moskova: Tsentrpoligraf, 2006. Cilt 2. s.591
 
10. O. Ratti, Eski uygarlıkların sırları. Samuraylar. Moskova: Eksmo,2006. S.640
 
11. E. Spencer, Çerkesya’ya Seyahat. Maykop: RİPO Adıgey,1994. S.153
 
12. L.P. de Segur.Anılar// XIII - XVIII yüzyılların Avrupa Edebiyatında Kuzey
Kafkasya. Nalçik: El-Fa, 2006, s. 276-282.
 
13. Han Girey. Çerkesya hakkında notlar. Nalçik: Elbruz, 1978. s.333
 
14. R.P. Hrapaçevski, Cengiz Han'ın askeri gücü. Moskova: AST, LUX, 2005. s.557
 
15. Y.S. Hudyakov, Sablya Bagıra : Ortaçağ Kırgızlarının Silahlanma ve Askeri Sanatı. St.
Petersburg : Petersburg Doğu Çalışmaları,2003. s.192 16. Ç. Çoysamba, Batu Han'ın fetih seferleri. Moskova: Idea-Press, 2006.s.168
 
Kaynak: http://www.kavkazoved.info/news/2013/06/25/adygskoe-strelkovoe-oruzhie-xiii-xvi-vv.html
 
Çeviri: Beşto Yılmaz Beştepe
 
Cherkessia.net, 3 Aralık 2020
 
 
 
 
 
 
 

Bu haber toplam 2879 defa okundu.


YUSUF ZAHİT-SAKARYA

Çerkeslerin kaması kadar ok'uda meşhurmuş demek ki Yılmaz bey.

Sayenizde öğrendik. Sağolun!

05 Aralık 2020 Cumartesi Saat 19:52
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net