Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Eski Oyunun Üç Yeni Karakteri...
27 Aralık 2020 Pazar Saat 10:19
(26 Kasım 2020’de Kavkazskiy Uzel’de gerçekleştirilen "İfade özgürlüğünün sınırları nedir? Artemiy Lebedev Çerkeslere Karşı..." münazarası temel alınmıştır.)
 
Lebedev meselesinin başlangıcı
 
Lebedev skandalı “Rus Askerlerinin Kahramanlığı Anıtı” olarak adlandırılan anıtın dikilmesiyle doğrudan ilişkilidir. Bu olayın öncesinde uzun ve karmaşık bir başlangıç bölümü vardır. Yani Artemiy Lebedev isimli önemsiz figür upuzun bir zincirin ancak son halkası olabilir. O sadece, gizlenenleri kaba ve görünür bir şekilde meydana çıkarmıştır.
 
Dr. Madina Hakuşeyeva
 
Durumu mantık çerçevesinde anlamaya çalışalım:
 
Anapa şehrinin belediyesi, anıtın yerleştirilmesiyle ilgili duyurusunda şöyle söylemişti: “1837’nin Haziran ayında Rus askerleri ve subayları dağlılarla şiddetli bir savaşa girdi. O zamanlar Dekabrist şair Aleksandr Bestujev-Marlinskiy bir düşman kurşunu ile vuruldu.'' 
Böylelikle şairin ölümü de Rusların şiddetli bir şekilde savaştığı dağlılarla açıkça bağlantılı hale gelmektedir.
 
Batı Kafkasya’daki pek çok yerleşim yerlerinden biri olan Anapa, Rus-Kafkas Savaşı’nın sonucu olarak 1864 yılında zorla yabancılaştırılana dek Çerkeslerin ezeli topraklarıydı. Rus askerlerine ve subaylarına yabancı olan bu topraklarda neden şiddetli bir savaş yaşanmıştı? Bu çok önemli konu hakkında tam bir sessizlik ortamı, aralıksız 150 yılı aşkın süredir varolan bir tabu hakim.
 
Aslında, Çarlık Rusyası tarafından 1763'ten 1864'e kadar süren Kuzey Kafkasya'yı ele geçirmek amaçlı 100 yıllık bir sömürge istilası yapılmıştı. Bu, Çerkesler ve Kuzey Kafkasya'nın diğer halkları açısından özgürleştirici, adil bir mücadeleydi.
Bu benzeri görülmemiş derecede zalim savaşın sonucunda Çerkes halkı nüfusunun % 90’ından fazlasını ve topraklarının onda dokuzunu kaybetti, dünyanın dört bir yanına dağıldı, telafisi mümkün olmayan fiziksel ve manevi kayıplara uğradı, dünya çapında tanınan ve saygı duyulan köklü ve eşsiz kültürleri neredeyse tamamen yok edildi.
 
Şu anda halkın % 93'ü tarihsel olarak vatanları sayılan bölgenin dışında yaşamaktadır. Günümüz Rusya halkları arasında Çerkes diasporası ilk sırada yer almakta. “Rus askerlerinin kahramanlıklarına” adanan anıtın dikileceği yer olarak, Rus-Kafkas Savaşı sonucunda neredeyse tamamen yok olan, Çerkeslerin en büyük alt etnik gruplarından biri olan Ubıhların yaşadığı Soçi bölgesi seçilmişti. Abhaz yazar Bagrat Şinkuba'nın ünlü romanı "Ayrılanların Sonuncusu" bu trajediye adanmıştır.
 
Yine aynı topraklarda, Soçi'de, Çerkeslerin ve ilerici dünya topluluğunun öfkesine neden olan kötü şöhretli 2014 Kış Olimpiyatları düzenlendi. Dolayısıyla uğruna anıt dikilen "Rus askerlerinin kahramanlığı", Çerkeslerin topraklarını ele geçirmek için yok edilmelerinden ibaretti.
 
Bu arada bu anıt, Pyatigorsk ve Mineralnıye Vodı’daki Yermolov, Armavir’deki Zass ve benzerleri gibi Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti halkının temsilcilerinin aktif kitlesel protestolarına rağmen zorla dikilen “kahramanlara” adanan anıtlardan yalnızca bir tanesiydi.
 
Bu nedenle, yerli halkların kaygılarını tamamen göz ardı ederek, Rus halkından hala saklanmakta olan büyük bir savaş suçunun sembollerini sürdürmek için onlarca yıldır aşağılayıcı bir kampanya yürütülmektedir. Aslında birkaç nesildir hükümdarlara ve çarlık hükümetine Kafkasya'yı fethetmeleri için rehberlik eden tipik jeopolitik sömürgeci çıkarları gizlemek amacıyla düzenli olarak Rus-Kafkas Savaşı’nın ortaya çıkışını meşrulaştırmaya çalışan gülünç, görevsel sebepler ortaya konmaktadır.
 
Bu zeminde Rusya tarihindeki en uzun savaşın çok sayıda kurbanının, Rus askerlerinin, şair Aleksandr Bestujev-Marlinskiy'nin ölümünden hükümdarların, Çarlık Rusyası yönetiminin ve o zamanın Rus generallerinin sorumlu olduğunu anlamak çok da zor değildir.
 
Gerekirse şuna benzer bir mezar taşı yazısı içeren başka bir anıt dikilmeliydi: "Burada Rus Çarlığı’nın canice sömürge politikasının rehineleri ve kurbanları olan Rus askerleri yatmaktadır." Tarihsel adalet de dahil olmak üzere adaleti yeniden sağlaması için çağrılan başkan yardımcısı biraz dürüst bir kişi olsaydı, anıtın tam da böyle bir versiyonunu önerirdi.
 
Normal, sıradan bir toplumsal ahlaki durumda korkunç ve utanç verici bir savaşın asıl nedenlerinin gizlenmesi ve değiştirilmesi yoluyla gerçeklere vurgu yapılması yerine kitlesel katliamın, yaşlıların, kadınların, çocukların ezeli vatanlarından zorla çıkarılmasının tamamen “başarıya” ulaşmasının yüceltilmesinin öncelikle Rus Ortodoks Kilisesi tarafından basit, insancıl bir cezası olmalıydı. Ancak temsilcilerinden bazıları, örneğin, General Yermolov anıtının Mineralnıye Vodı'da dikilişi esnasında, Kuzey Kafkasya halklarının baş cellatının anıtını aydınlatmak için buhurdanlarla sıraya girmişti.
 
Neo-kolonyal anıtın meşru bir şekilde kaldırılması ve bu çirkin yanlış anlaşılma için özür dilenmesi yerine sanki aynı beklenen talimatlarla üç oyuncuya birden eşzamanlı bir komut verilmiş gibi bu ahlaksız gruba gopnik* tarzındaki küfürler eşlik etti.
 
Rus-Kafkas Savaşı tarihinin trajik gerçeklerinin her seferinde muzdarip olan halkların soyu tarafından değil sadece sömürgecilerin soyu tarafından güncellendiğinin altını çizmek gerekir. Ancak yine de onlar “İşi oluruna bırakın.” diyorlar. (M. Leontyev) Olay, tüm gerçeküstülüğüne rağmen tıpkı zeytinyağı gibi üste çıkmaktadır.
 
Soru şu, kimin buna ihtiyacı var?
 
Gerçeklerin devamlı olarak bastırılması ve gizlenmesi mantıksızdır. Bu, Rus-Kafkas Savaşı'nın kanlı tarihi üzerine apar topar atılan, hızla yıpranan bir örtünün iğrenç bir şekilde açılan deliklerini aceleyle ve kabaca kapatma ihtiyacından anlaşılmaktadır.
 
A. Lebedev'in ortaya çıkışının öncesinde, aynı anıtla ilgili M. Leontyev'in unutulmaz bir monolog yaptığını hatırlayalım. Ancak Artemiy Lebedev’in konuşması bir önceki konuşmacıyı unutturmuştur.
 
Artemiy Lebedev
 
Ünlü blog yazarı, saf Rus küfürlerini medyada öylesine başarılı bir şekilde kullanmıştır ki, sonuç kendisine verilen bir devlet madalyası olmuştur. Lakin doğuştan gelen alçakgönüllülüğünden dolayı Lebedev, unutulmaz performansını madalyayla bağdaştırmamaktadır.
 
Böylece, pek çok görünmeyen kadrolu propagandacılar ve siyasi danışmanlar arasından yalnızca üç belirgin olanı öne çıkmış oldu: V. Jirinovskiy, M. Leontyev, A. Lebedev.
 
Neler olduğunu gösteren tamamen grotesk olan tabloyu göz önüne aldığımızda, bu karakterleri tıbbi bir bakış açısıyla değerlendirmek zorundayız. (Bir zamanlar bir tıp üniversitesindeki psikiyatri topluluğunun başkanı olduğum için bunu yapabilirim.) "Muhteşem Üçlü"nün kilit figürü, başkan yardımcısı Vladimir Jirinovskiy'dir. Kuzey Kafkasya’daki halklara karşı olan olumsuz tutumunu uzun bir zaman önce belirtmişti. Kendisi, kamu medyasında devamlı olarak sağlıksız davranışlar sergilemektedir.
 
Kafkasyalılara ufacık bir değinme yapıldığında histeri krizine girdiği Maksim Şevçenko ile kavgasını iyi hatırlıyoruz. Konuşmacının yüzünün şekli ve hiddetli bağırışı gibi bazı nedensiz davranışlarını gören bağımsız bir psikiyatrist bu duruma yalnızca paranoya belirtileri teşhisi değil, tam bir paranoyak kişilik bozukluğu teşhisi koyardı. Ama hayır, önümüzde tüm olası devlet yetkilerinin verilmiş olduğu resmi bir halk figürü var.
 
Jirinovskiy’nin yarış bayrağı Mihail Leontyev’in minnettar elleri tarafından kapıldı. Bu konuşmacının, konuşması sırasında bilinç katılığı ve durgunluğu, gecikmeli döngüsel tepki, çoklu tekrarlar, aynı sanrısal düşüncelere ısrarcı bir şekilde takılıp kalma gibi sonuçları olan ağır bir yoksunluk sendromu yaşadığını anlamak için çok zeki bir izleyici ve dinleyici olmaya gerek yoktur.
 
Bu arada, bu tarz farklı karakterler, İkinci Dünya Savaşı zamanlarından yadigar kalan ortak bir ideolojik klişeler dizisi tarafından birleştirilmektedir. Öfkeli Jirinovskiy’nin çok kısa bir süre önce tüm Rusya'ya Kuzey Kafkasya halkları için zorunlu doğum kontrolüne acil ihtiyaç duyulduğunu haykırdığı gibi, M. Leontyev de onun otoriter selefi olarak, arkasında belirtilen kırmızı işaret geçildiğinde Kuzey Kafkasya halklarının ortaya çıkacağı dikenli teli hatırlatmıştır.
 
Eğer konuşması sırasında Leontyev’in ağzı biraz bozuksa, o zaman saygıdeğer Artemiy Lebedev’in unutulmaz monoloğunda düzgün konuşma adına neredeyse hiçbir şey kalmamıştır. Ancak, günümüzde anlaması kolay türden yapılan röportajlardan birinde, "Trol müsün?" Sorusuna Lebedev aynı kısalıkta "Evet" cevabını vermişti.
 
Lebedev neyi isterse onu troller... Hepsini bir anda değil elbette, ancak parası verilen şey muhtemelen fena değildir. Üç “uzman”dan bir tanesinin bile Rus-Kafkas Savaşı hakkında en ufak bir gerçek tarihi bilgiye sahip olmaması önemli değil. Yalnızca eski sömürgeci-emperyalist klişeleri haykırmaları yeterlidir.
 
Lebedev’in, tarihsel fantezilerini utanmazca dile getirmeye devam ederek büyülenmiş bir biçimde Jirinovskiy Bey’in en sevdiği yalanları tekrar etmesi tipiktir. Dolayısıyla, her iki figür de sorunun özünü, özellikle de Çarlık Rusya'sının Çerkeslere ve Kuzey Kafkasya halklarına karşı savaşının sömürgeci, işgalci niteliğini tamamen görmezden gelerek, bu 100 yıllık savaş gerçeğini gizlemeyi başarıyorlar!
 
Vladimir Jirinovski
 
Ve Jirinovskiy, Türkiye'nin Kafkasya'ya karşı açtığı hayali bir savaştan söz ederek savaşı bile reddetmektedir. Bu utanmazca ve beceriksizce söylenen yalan, sözde "Rusların kölelik için satıldığı" bir tür köle pazarının gerçek dışı imgesiyle tamamlanmaktadır. Büyük bir çabayla, öfkeli hayal gücünün bu ürünleri, bugün hala yaygın olarak kullanılan, bilinen bir savaş uygulaması olan Rus savaş esirleri için fidye istenmesine bağlanabilir.
 
Ancak, Jirinovskiy, Leontyev ve Lebedev Rus vatandaşların Kafkasya'nın gerçek tarihi ile ilgili ortak bilincinin kısır durumunu alışılmış bir şekilde kendi çıkarları için kullanarak, "medeni" çarlık generallerinin asıl kölelik uygulamalarının gerçeklerini saklamaktadırlar.
 
Sonuç olarak elimizde açıkça paranoyak kişilik bozukluğu olan bir yetkili, alkol (görünüşe bakılırsa kronik) bağımlılığı olan liyakatsiz bir blog yazarı ve istikrarsız, değişken öz kimliğe sahip, normatif Rusça kelime dağarcığı olmayan başka bir trol blog yazarı var.
 
Ancak propagandacılık denilen büyük görevin verildiği üç karakterin nesnel özelliklerinin “tuhaflığına” rağmen kabul edilmelidir ki, üçü de tutarlı ve uyumlu bir şekilde kendilerine verilen görevi kendilerine özgü bir şekilde yerine getirmektedir. (Tüm bu olup bitenlerin aşırı saçma olmasından dolayı bunlardan ciddi bir şekilde bahsetmek zor. Tekrardan söylemek isterim ki eğer bu olanlar bu kadar üzücü olmasaydı, o zaman komik olurdu.)
 
Jirinovskiy ve K*’nin ifadelerinin içeriği tüm tuhaflığına rağmen orijinal değildir. 18 ve 19. yüzyıllardaki Çarlık Rusya'sının sömürge politikasının fikir ve ruhuyla uyum içindedir. Rusya Federasyonu, Jirinovskiy ve onun yaverleri Rus-Kafkas Savaşı’nın gerçeklerinin kamusal alandan tamamen gizli tutulmasını ve çarpıtılmasını kullanarak üzerine daha fazla tartışmadan sinsice tüm halka karşı iftira niteliğindeki asılsız suçlamaları yaymışlardır.
 
Eski tarzdaki beyin yıkama yöntemlerini kullanmaktadırlar: iftira, tahrifat, gerçeklerin manipüle edilmesi, artık alışılagelmiş tam bir cezasızlık ortamında ve aynı derecede tam bir kişisel sorumsuzluk koşullarında bariz yalanlar söyleme.
Jirinovskiy, Leontyev ve Lebedev, Rusların şimdi de günümüzün Çerkeslerine karşı kitlesel bilincini yeniden oluşturmak için Çar Gorokh zamanından kalma eskimiş propoganda klişelerini canlandırarak bu yöntemleri bilinçli bir şekilde kullanmaktadırlar.
 
Propaganda furyasında ortak Sovyet Dönemi’nin gerçekliği tıpkı Rus-Kafkas Savaşı’nın gerçekliği gibi hiç pişmanlık duyulmadan kestirilip atılmaktadır. Ayrıca "halkların dostluğu" ve "uluslararasıcılık" kavramları 70 yıl boyunca Sovyet görevlileri tarafından bir mantra gibi tekrarlanmış olmalarına rağmen, aslında Sovyet sistemi vatandaşlarını aynı sistemin ve hatta kültürün taşıyıcıları haline getirip onları biçimlendirmiştir.
 
Ancak en komiği de bu üç figürden hiçbirinin Kuzey Kafkasya halklarının temsilcilerinden bir tanesini bile tanımamasıdır! Bu üç “hümanist”in her birinin belagatli zenofobik tarzı hesaba katıldığında buna hiç şüphe yoktur.
 
Böylesine açıkça kalitesiz propogandalar “bu da iş görür” düşüncesiyle yapılmaktadır. Kafkaslar konusunda her türlü yem yutulacağından dolayı kimse bunun nasıl yapıldığıyla ilgilenmemektedir. Ne de olsa önceki devamlı propogandayla yüzlerce yıl boyunca düzenli bir şekilde beyin yıkadıklarından dolayı kamu bilinci için güvenilir bir zemin oluşmuştur.
 
Bu hangi amaçla yapılıyor?
 
Rus-Kafkas Savaşı sırasında, kendi yayılmalarını meşru kılmak için köleleştirilmesi ve yok edilmesi gereken halklar itibarsızlaştırıldı ve şeytanlaştırıldı.
 
Kafkasyalıların direnişi ne kadar güçlendiyse, bir türlü bitmeyen savaş ne kadar kanlıysa, propaganda da o kadar aşağılayıcı ve alçaktı.
 
Günümüzde, bu tür aldatıcı konuşmalar, bu halkların soylarını kontrol altında tutmak ve onları kendi takdirine bağlı olarak etkilemek için; genel jeopolitik istikrarsızlık koşullarında bu tür önleyici tedbirler, 100 yıl süren savaş sırasında fethedilen bölgeler üzerindeki kontrolü kaybetmemek için kullanılmaktadır.
 
Mihail Leontyev
 
Elbette ki, "önleyici" tedbirler bir şekilde gerekçelendirilmelidir ve bu da dünya tarihi kadar eski olan, ne pahasına olursa olsun istenmeyenleri itibarsızlaştırma senaryosunu gerektirir. Bugün bu senaryo, Sayın Jirinovskiy, Leontyev ve Lebedev tarafından hiç de nazik olmayan şekillerde oynanmaktadır. Neredeyse 200 yıl önce olduğu gibi...
 
Dolayısıyla basit bir medya nezaketsizliğiyle değil, Rusya'nın güvenliği ve istikrarına potansiyel bir tehdit oluşturan neo-emperyal sömürge gündeminin çağdaş bir söylemi ile karşı karşıyayız.
 
Bu üç iğrenç figürün düşük seviyeli ahlaksız söylemleri, geçmiş dönemlerin barbar değerleri olan militarizmi, fiziksel ve dilsel asimilasyon için yapay koşulların yaratılmasını ve şiddetin meşrulaştırılmasını diriltmektedir. Bu nedenle de, bu tür ahlak dışı söylemler suçlu olma riskini taşır.
 
Bu arada bu hiç bitmeyen oyun geleneksel “Rus halkını koruma” sloganı altında gerçekleştirilmektedir. Bu oyunun senaryosu da neredeyse “hayatın anlamı” ve Jirinovskiy’nin en sevdiği eser niteliğindedir. Coşkulu "Rus halkının çıkarlarının sayısız düşmanın saldırılarından korunması" düşüncesi, genellikle her rütbeden ve çizgiden popülist için en verimli ve kârlı konudur.
 
Henüz istenen sonucu vermediği olmamıştır. Böylesine bir savunmanın gerçek sonuçlarının aslında ne olduğu, İlya Varlamov'un şaşırtıcı derecede gerçekçi, oldukça dramatik "Rusya Nasıl Ölüyor" isimli filmi ile değerlendirilebilir. Onun verdiği bilgilere göre Rusya'da 150 binden fazla köy vardır, bunlardan 31 bininde tek bir kişi yaşamaktadır ve 20 bini tek bir kişinin bile yaşamadığı ölü köylerdir... Rus diasporası, özellikle de tam anlamıyla başkan yardımcısının büyük hayat kurtarıcı uygulamasına denk gelen yeni dalganın eşi benzeri görülmemiş emek göçü ve siyasi göçü göz önüne alındığında, ikinci sırada yer almaktadır.
 
Jirinovskiy ve K*’nın misyonunun diğer yüzü ise halkın tehlikeli ve sert dikkatinin, hızlı bir şekilde yoksullaşan kitlelerin artan öfkesinin ve nefretinin enerjisini, sahte aramalara ve diğer bir aşikar günah keçisi projesine çevrilerek kritik gerçek problemlerden dağıtılması veya alışılmış bir şekilde çağdaş Kafkasyalılara vermeye çalıştıkları modern klasik türde bir cadı avı rolünü uygulamak şeklindeydi.
 
Tam da bu nedenle Çerkes halkının temsilcileri, bu üç kişinin ifadeleri konusunda yasal yollara başvurma arzusunda böylesine iş birliği içinde davrandılar.
 
Amerikalı filozof ve yazar George Santayana, “Geçmişini unutanlar onu yeniden yaşamaya mahkumdur” demiştir. Diğer bir deyişle, geçmişinden ders çıkarmayanlar benzer olayları tekrar yaşamak zorundadır.
 
Böyle bir duruma yaklaştığımızı bilmemiz gerekmektedir. Kronik sessizlik, Rus-Kafkas Savaşı’nın gerçeklerinin çarpıtılması, sayısız ücretli propagandacılar tarafından ilkel ama kalıcı olumsuz klişelerin oluşturulması, yeni nesil şovenist saldırganları beslemiştir.
 
Savaştan önce agresif propoganda gelmektedir. Eğer şans eseri kendimizi internetin şeffaf sanal sınırlarının olduğu yeni bir küreselleşmiş dünyada bulamasaydık, eğer bu ve diğer nesnel koşullar modern propagandacıların ve siyasetçilerin dayattığı Kafkasya ve Kafkasyalılara dair oluşturulan durumu ve korkunç sahte resmi engellemeseydi, kendimizi yine benzer bir savaşın içinde bulabilirdik.
 
Muhtemelen kısa bir süre önce bu ahlaksız grup, “düşman Çerkesler” imajını oluşturmak için kitlesel bilinci iki yüz yıl boyunca düzenli olarak manipüle etme sayesinde başarı elde etmekle görevlendirilmişti. Ancak Rusya Federasyonu'nun yerli halklarının soyları, kendilerini ulusal benlik bilinci de dahil olmak üzere tahmin edilemeyecek kadar farklı bir bilgisel ve manevi ortamda buldular.
 
Hızlı dönüşümleri, hiçbir şekilde Jirinovskiy'ler, Leontyev'ler, Lebedev'ler ve onlar gibi olanlar tarafından sağlanmadı.
 
Belki de bu olağanüstü koşulların önündeki karmaşa, pek çok diğerleriyle beraber Vasnetsov’un asıl bahadırlarıyla* karşılaştırıldığında sahipleri ve hayat tarafından oldukça hırpalanmış görünen bu üç Rus bahadıra hayat vermiştir.
 
Kahramanlarımızın, fikirlerine açıkça eğilimli oldukları ideologlardan birinin bir sözünü alıntılıyoruz: "Propaganda ortaya çıkarsa gücünü kaybeder."
 
Madina Hakuşeyeva - Filoloji doktoru
 
*Kafkasyalılar
 
*Rusya ve diğer Slav ülkeleri ile eski Sovyet cumhuriyetlerinde görülen, düşük sınıf banliyö.
 
Kaynak: http://zapravakbr.com/index.php/analitik/1608-tri-novykh-personazha-starogo-spektaklya?fbclid=IwAR1x0AX2faPd03fgLJBJqNhDSc39MAEi3kSAJxA3292_Vu6OL_HBz7RITEI
 
 
Çeviri: Ahsen Sıla Gökpınar
 
Cherkessia.net, 27 Aralık 2020

Bu haber toplam 2484 defa okundu.


Bu habere yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz ekleyin.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net