Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Etnik Kriz ve Adıgağa Habitusu
05 Şubat 2021 Cuma Saat 22:17
Adıgağa teorisinin eksikliği, daha büyük ölçekli olumsuz sonuçlara sahiptir. Adıge kültürünün bir bütün olarak algı ve değerlendirme kalitesi gözle görülür bir şekilde düşmüştür.
 
Bilim adamlarımızın (filozoflar, sosyologlar, edebiyat bilimcileri, dilbilimciler, halk bilimciler) eserlerinde, Adıgağa'da "şifrelenmiş" sistemik bağlantılar ve ilişkiler içinde olmadan, anlamsal dominantını oluşturan etik referansları ve destekleri olmaksızın kötü organize edilmiş, düzensiz bir dizi unsurlar olarak görülmektedir.
 
Ayrıca Adıgağa ile yakından ilişkili, göz ardı edilmiş bazı temel değerler de vardı. Başkasının yararına hareket etme (хьэтыр), empati ((гущIэгъу), iyilik (псапэ), anlama yeteneği veya sanatı (зэхэщIыкI), insanlar arasında olma sanatı (цIыху хэтыкIэ), ölçü,oran duygusu (мардэ), bireyin etik dokunulmazlığı (цIыхум и нэмыс), etik korku (шынэ-укIытэ) vb.  Kısacası, spekülatif bir yaklaşım hakimdir.
 
Dr. Bgajnoko Barasbi
 
Bununla birlikte, yeni teorilere, kavramlara atıfta bulunarak üstesinden gelme girişimleri, günlük etik düşünce ve davranış uygulamalarının yeterince derin analizi yoksa, bu durumu kurtarmaz. Bu, Çoğu zaman sadece Adıgağa gerçekliğinin canlı bir resmini bizden uzaklaştırmış olur.
 
Bütün bunları kültürel değerlere karşı affedilemez, dikkatsiz ve savurgan bir tutum olarak görüyorum. Toplumun temel kişiliğinin oluşumunda sosyal hayatın dinamiklerinde Adıgağa'nın rolünü görmezden gelmek, Konfüçyüsçülüğün Çin'deki veya Budizm’in Hint kültürlerindeki rolünü görmezden gelmekle eşdeğerdir. Bu koşullar altında, manevi mirasa saygısızlık edilmesi, tehdit edici bir boyut kazanıyor.
 
Adıge kültürü, resmen sunulduğu, uygulandığı, yayınlandığı şekliyle, geçmişte feodal Çerkesya kültürü tarafından yapılmış olan güçlü bir uygulamayı, bugün küçük bir ölçüde karşılamıyor. Her şeyde: Yerleşim yerlerinin ve konut karakterlerinde, kıyafet ve davranışlarda, müzik ve danslarda, şiir ve nesirlerde, gerileme işaretleri görülüyor.  Belki de her şeyden önce bu, estetikte bir düşüştür. Hepsinden önemlisi, Adıgey ve Kabardey kültürünün kendine özgü görkemli, doğal güzelliğini, uyumunu, öz denetim ve bütünlüğünü kaybetti.
 
Adıge etiğinin, dünyanın ahlaki rasyonalizasyonunda ve sosyal gerçekliğin inşasında geleneksel önemi ne kadar büyük ise manevi yaşamın çevresi dışında bırakılmasının sonuçları da o denli büyük ve yıkıcıdır. Abartısız, bu insani bir felakettir. Bazı araştırmacılar, gittikçe daha sık ve oldukça haklı olarak buna dikkat çekiyor (Bolotokov 1995, Unejev 1997).   V.Kh. Bolotokov şöyle yazdı: "Herhangi bir ulus için en korkunç tehlike, insanların, gen havuzunun ve ulusal ruhun yok edilmesine gizlenerek, bilinçli ulusal düşünceyi reddederek, bilinçsiz okyanusa dalıp,yozlaşmış büyük bir kalabalık ve çürümüş bir  güruh olmayı tercih etmesidir" (Bolotokov 1995, 111).
 
Başka bir deyişle, sosyal uygulamaların devamlılığında temel bir bozulma, her şeyden önce toplumsal bir etnik kriz vardır. Kültürel geleneklerin nasıl yorumlanacağı, öğretileceği, geliştirileceği, en azında ahlaki eğitim ve öğretimi konusunda kesin olarak belirlenmiş bir bakış açısı yoktur. Bu hiç şaşırtıcı değildir: Adıgağa’nın geleneksel olarak hakim olduğu bilinç (söylev ve pratik) yuvasında, ahlaki cehalet, olumsuzluk ve ilgisizlikten oluşan boş alan etiği  bir kenara iterek, istila eder ve orada yavaş yavaş büyür.
 
Sonunda, birçok kültürel girişim ve yapıcı fikir anlamsız hale gelir ve itibarını yitirir.
 
Gözlerimizin önünde, günlük düşüncenin, iletişimin ve davranışların ahlaki anlayışına sahip estetik kalitesi ve hijyeni daha da kötüye gidiyor. Adıge toplumu, daha önce olduğu gibi, dünyadaki eylemlerinde aktif ve görünür varlığını tam olarak hissetmez. Sakin bir güven, özlem ve kendini yüceltilmiş bir biçimde ortaya çıkarmaya isteklidir.
 
Çerkeslerin dışarda görünümü daha da kötüye gitti, geleneksel "benlik kültürü" unutulmaya, kaybolmaya bırakıldı. Bir kişinin kendine nasıl ve hangi kriterlere göre özen göstermesi, " inşa etmesi", " tasarlaması " gerektiği iç dünyası, görünümü ve kamusal kimlik davranışı, buna göre kuruldu. Çözülme ve kendine hoşgörü, kültürün gerileme ve itibarını zedeleme eğilimleri kaçınılmaz sonuçlarıdır.
 
Bütün bunları, Adıge toplumunun içinde bulunduğu sistemik ve etnik kriz ile ilişkilendiriyorum. Etnik kriz, etnik olarak yeniden üretim özelliklerinin ve mekanizmalarının önemli ölçüde değiştiği, kötüleştiği veya etkinliğinin keskin bir şekilde azalmış olduğu bir tolumun durumu olarak görüyorum. Dil, kültür, psikoloji, ulusal devlet, bölge, etnik tanımlamalar vb. Başka bir deyişle, kaynaklar tükeniyor. Etnik sistemin yeniden üretimi, bilinç ve sosyal uygulamaların uyumunun sosyal kimliğin ana parametrelerine üzerindeki kontrolünü zayıflatıyor. Toplumun temel kişiliği bu koşullar altında yetersiz bir şekilde yeniden üretiliyor.
 
Yukarıda yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere etnik kriz, bir halkın tarihsel gelişiminde, evrimsel bir seçim yapıldığında, eski ve yeni kimlik arasında, bazen de bir etnik grubun varlığı ve yokluğu, yaşamı ve ölümü arasında, biyografisinde belirli bir kilometre taşlarını gösteriyor. Ancak bu bir kerelik bir hareket değil, bazen on yıllar, hatta yüzyıllar süren bir süreçtir. Kendi aşamaları olan krizin düşüşleri ve yükselişleri olup, bu anlamda halkın tarihinde belirli bir dönemdir.
 
Geçtiğimiz son üç yüzyıl boyunca Adıge halkının tarihinde çok gergin ve dramatik bir dönem haline geldi. Bu, Adıge medeniyetinin durgunluk, yıkım ve ardından yavaş yavaş yok oluşu dönemidir. Elbette her şeyde değil, ama birçok yönden, Rus-Kafkas savaşının başlangıcı, tırmanışı, seyri ve sonuçlarıyla ilişkilendirilir.
 
Şimdiye kadar net bir şekilde tespit edilen krizin ana halkaları arasında özellikle şunları belirtiyorum:
 
1) Jeo-demografik kriz,
 
2) Ulusal devlet olma krizi,
 
3) Etnik isim krizi,
 
4) Dil krizi,
 
5) Kültür ve temel kişilik krizi (bkz.: Bgazhnokov 1999).
 
Bununla birlikte, bu kadar olumsuz koşullarda bile, Adıge etiği, genel olarak kendisine atanan düzenleyici işlevleri atalet ile yerine getiriyor. Başka bir deyişle, habitus adı verilen sosyal alanı yapılandırmak ve faaliyetleri düzenlemek için bir ilkeler ve beceriler sistemidir (Latince habitus-durum, özellik, konum, karakter) (buna bkz.: Bourdieu 1990: 53).  Adıgağa habitusu, belirli sonuçlara ulaşmak için nesnel olarak uyarlanır, ancak bazen bu sonuçlara bilinçli görünür bir odaklanma olmaz.
 
Diğer yandan, önümüzde günümüzün sınırlarını aşmış, geleceği kapsayacak kadar geniş bir alana yayıldığı bir toplumun varlığının bir boyutu vardır. Adıge etiği, halkın tarihinin sadece bir parçası değil aynı zamanda geçmişi ve günümüzü geleceğe dönüştürmek için sürekli çalışan bir mekanizmadır. Doğru, başarılı, mevcut duruma ve geçmişin deneyimlerine göre, bir durumdan diğerine geçişi, öngörülemeyen, sürekli değişen yaşam koşulları ve problemleriyle başa çıkmaya yardımcı olur.
 
Adıgağa habitusu, Adıge toplumunun ana (temel) kişiliğinin ayrılmaz bir parçasıdır. Çerkes toplumu arasında etiği en yüksek kültürel değer olarak kabul etmeyen, onun bilincinde olmayan tek bir kişi bulmak zordur. En ağır suçlama veya kınama olarak ifade edilir: "İçinizde adıgağa yoktur" (Адыгагъэ пхэлъкъым). Adıge etiğinin yapısal birimleri, ilkeleri, mekanizmaları bilinmektedir. Birbirini tamamlayan ve güçlendiren pek çok mekanizmalar vardır, ancak insanlık (цIыхугъэ) en büyük öneme sahiptir. İnsanlığın ardından şunlar öne çıkıyor: saygı (нэмыс), mantıklı (акъыл), cesaret (лIыгъэ), onur (напэ). Adıgağa, bu değerler temelinde, bireyin ve toplumun kültürel öz-örgütlenmesinin içsel olarak koordine edilmiş bir ilkeler sistemi olarak ortaya çıkıyor.
 
Bilimsel kanıt ve sunum almamış, neredeyse meşruiyeti olmayan bir kurum olarak kalmış olan Adıgağa, ahlaki ve etik kavramların ve kategorilerin çeşitliliğinde, günlük yaşamda kullanılan ahlaki yargıların ve değerlendirmelerin mantığında var olduğu bir gerçektir. Bu aynı zamanda sanal gerçekliğin yayılma eğilimini ve biçimlerini önceden belirleyen bir ültimatom gerçekliğidir. Adıgağa, dünyada insan olmanın manevi ve ahlaki yaşam kalitesinin, anlamının ve amacının bir ölçüsü olarak hizmet eder.
 
Bu, Adige etiğinin içeriğini inceleme, nesneleştirme, anlamlandırma ve meşrulaştırma sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Etnik kriz nedeniyle Zayıflamış olan Çerkes toplumu, sosyal uygulamaların sürekliliğini ihlal ediyor, tüm faaliyet alanlarını olumsuz etkiliyor. Adıgağa habitusunu tam olarak yeniden üretemiyor. Adıge etiğinde bulunan manevi üretim mekanizmalarına stratejik bir hesaplamanın eşlik etmediği spontane (kendiliğinden olan) uygulamalarına güvenilmez. Adıge etiği kaynaklarının anlamlı ve amaca yönelik kullanımı için uzun vadeli önlemler sistemi geliştirilmelidir.
 
Bu, belirtildiği gibi, belirli özelliklerin ve yeteneklerin bilimsel bir çalışmasından önce gelmelidir. Adıgağa mekanizmasının tam olarak nasıl çalıştığını ve tipik sosyal koşullarda nasıl etki yaptığının ayrıntılı olarak gösterilmesi gerekir.
 
Bu görevin aciliyeti aynı zamanda Adige etnik toplumunun istikrarsız bir denge ve belirsizlik içinde, geleceğin ne getireceğini, hangi gelişim yollarının seçileceği tahmin edilmesi zor olmasıdır. Bifurkasyon (çatallanma noktası) (Prigozhius 1985: 118), olarak adlandırılan bu dönemlerde bilinçli olarak başlatılanlar da dahil olmak üzere yeni çözümlerin bazı parametreleri ortaya çıkar. Bunun için en iyi koşulların, Adıge etiği tarafından insancıl ilkelere dayalı doğa ve toplum ile deneysel bir diyalog yaratıldığından eminim.  Adıgağa, toplumsal oluşumun, gelişimin evrensel ve inanılmaz derecede etkili fırsatlar sistemi olarak, barış kültürünün vazgeçilmez ana kaynağı ve mekanizması olduğunu bilmek ve onu benimsemek gerekir.
 
Kaynak: Bğajnoko Barasbi,Адыгская этика- Adıge etiği ( Adıge ahlaki değerler sistemi), Nalçik,EL-Fa ,1999
 
Çeviri: Beşto Yılmaz Beştepe
 
Cherkessia.net, 5 Şubat 2021

Bu haber toplam 2166 defa okundu.


Bu habere yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz ekleyin.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net