Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ne Barış, Ne Savaş
18 Ağustos 2021 Çarşamba Saat 23:21
 
Biden ve Putin bahislerini yaptılar. Biden, liberal değerlere dönüş ve dünya otoriterizmini çevreleme politikasıyla Batı'nın yeniden canlanması doktrinini ortaya koydu. Putin, Rusya'nın komşu ulusların seçimini ve hatta ulusal çıkar anlayışlarını belirleme hakkı iddia ederek alternatif bir doktrinle yanıt vermekte.
 
Batı'nın çevreleme politikasına yanıt olarak Kremlin, Rusya Federasyonu Ulusal Güvenlik Stratejisinde "devleti silahlı bir saldırıdan korumak" ve "savaş zamanında devletin taleplerini ve ihtiyaçlarını karşılamak" için hazırlıklar yaptığını duyurdu. "Savaş" kelimesi hem yabancılaştı hem de bir Rus matemi haline geldi.
 
Lilia Shevtsova: Rusya ve Avrasya uzmanı, politolog.
 
Ancak şu soru ortaya çıkıyor: Kremlin, Rusya'nın Sovyet sonrası dönemdeki dahiyane varoluş modeli olan TRIADA'yı terk etmeye ne kadar hazır?
 
TRIADA şu anlama gelmekte: "Batı ile birlikte olmak, Batı'nın içinde olmak ve Batı'ya karşı olmak." TRIADA, Kremlin'in Batı'yı bir düşman olarak görmesine ve aynı zamanda da onu ekonomik ve teknolojik bir kaynak olarak kullanmasına izin vermektedir. TRIADA, Kremlin'in Batı'daki çıkarlarının bir rehberi haline gelen Batılı seçkinlerin önemli bir kısmı tarafından da desteklenmektedir (eski Alman Şansölyesi Schröder ve Kremlin’de çalışan dünya lobi makinesinin eski Fransız Başbakanı François Fillon). Böyle bir fikri reddetmek olur mu hiç?
 
İşte yüzleşmenin lehine olan birkaç durum.
 
İlk olarak, iktidarın sonsuzluğunu kanıtlamak için Kremlin, "düşman" arayışına geri dönmelidir. Batı, öngörülebilen ve sürekli olarak Rusya'ya öğüt vermenin yollarını arayan ideal "düşman"dır.
 
İkincisi, "Biden Doktrini", "düşmanı" püskürtmek için Rus halkını hükümetin etrafında harekete geçirmenin bir yoludur.
 
Üçüncüsü, Washington'un seçtiği ana rakip Çin, Liberal Demokrasinin Antitezinin rolünden kurtulma şansına sahiptir çünkü Avrupa, Avrupa Birliği'nin en büyük ticaret ortağı olan Çin İmparatorluğu’na kafa tutmak istememektedir ve ayrıca Çin düşmanlığa değil, Batı gemilerine nüfuz etmeye bel bağlamıştır.
 
Rusya liberal dünyayı baltalamak istiyorsa, Çin buna kendi ihtiyaçlarına uyum sağlayarak adapte olacaktır.
 
Kısacası, Biden'ın Çin'i liberal medeniyetin baş düşmanı yapması zor olacaktır. Bunu yapmak için, Çin’in dokunaçlarını Batı’nın "vücudundan" acı verici bir şekilde kesmek gerekmektedir. Şimdiye kadar kimse böyle bir operasyona hazır değildir.
 
Rusya er ya da geç birinci planda olacaktır. Nedeni açık: Rusya aldığı kararlarla Batı'yı daha çok rahatsız etmektedir ve Batı, Rusya ile ekonomik ilişkilere daha az bağımlıdır. Doğu Avrupa, Rusya'nın, Berlin ve Paris'in uzlaştırıcı planlarını yok edebilecek Batı'nın baş düşmanına dönüştürülmesi için etkin bir lobici olduğunu göstermiştir. Son olarak, Rusya, saldırganlığıyla Çin'in yapıcı görünmesini sağlamaktadır.
 
Ancak yeni yüzleşme eski Soğuk Savaş'a benzemeyecek. O zamanlar SSCB, Batı ile yapılan anlaşmaları takip etmişti. Rusya, Batı ile kaynak eşitsizliği yüzünden kuralları çiğneyerek oynamaya mecburdur. Sınırlı kapasite başka nasıl telafi edilir?
 
Ancak Putin, bilişsel uyumsuzluk göstererek nihai seçimi yapmakta açıkça tereddüt etmektedir. Bir yandan Batı'yı damgalamakta, öte yandan Biden'la görüşmekte, onunla birkaç kez telefonda konuşmaktadır. Her iki tarafın da "pozisyonlarını yakınlaştırmanın yollarını" aradığını iddia etmekte ve Avrupa ile diyalog halindedir.
 
Rus ordusu İngiliz “Defender”'a ateş etmekte, ancak onu memnun etmeyecek şekilde! Rusya, Suriye'nin İdlib vilayetine insani yardım yolunun açılması konusunda Güvenlik Konseyi'nde ABD ile dayanışma içindedir. Aynı zamanda, Rusya Federasyonu ve ABD'nin Güvenlik Konseyi'ndeki temsilcileri birdenbire uyum sağladılar. Amerika'yı hackleyen ve Kremlin ile bağlantıları olduğundan şüphelenilen hacker grubu REvil, Biden'ın Putin ile görüşmesinin ardından aniden ortadan kayboldu. Ve ABD Başkanlığı İklim Özel Temsilcisi John Kerry, Moskova'da dostane bir şekilde karşılanmakta. Garip bir savaş doğrusu…
 
Putin, Batılı Güçler Birliği'ne geri dönmek için açıkça istekli. Devlet izolasyona tahammül edemez. Rusya'nın hem Batı'yı bütçe doldurucu rolünde tutmak hem de Çin'in gölgesinde kalmamak için Batı ile diyaloğa ihtiyacı var.
 
Geleceğin senaryosu sadece Amerika'nın kararlılığına değil, aynı zamanda Almanya'nın izlediği yola da bağlı olacaktır. Özellikle Rusya "benzin" ekonomisinin ("boru karşılığında gaz" anlaşması) yaratılmasında ortak olan Almanya'dır. Özellikle Batı'nın Rus otokrasisine göz yummasını sağlayan, Rusya'da "uzlaşma" yoluyla değişim hayali kuran Almanya'dır. Almanya’nın Der Russland-Komplex’idir, ancak ...
 
Görünen o ki, şimdiye kadar Rusya ve Batı, yeni bir sınırlama ve diyalog dengesi bulmaya çalışarak bilişsel uyumsuzluğu tercih etmektedir. Kısacası "ne barış, ne savaş" durumu devam etmektedir. Nasıl bir karmaşa! Ülke içinde bir düşman arayışı ve onunla dışarıda işbirliği yapılarak haklı çıkarılan bir acil durum! Bu durum, yüzleşmenin risklerini azaltırken, her iki tarafta da yönelim bozukluğuna ve yolsuzluğa neden olmaktadır.
 
Biz "Savaş mı, barış mı?" diye tahmin yürütürken, bu durum bir şekil almakta: Batı ve Çin'in birlikte "yeşil bir ekonomi" yaratarak ortak bir dil bulma ve birlikte geleceğe yelken açma şansı artmaktadır. Köşede kalan Rusya'ya en acı darbe bu olacaktır, üzüntü veya kıskançlıkla, yol alan yelkene bakmak…
 
 
Kaynak: https://www.facebook.com/ShevtsovaLilia
 
 
Çeviri: Ahsen Sıla Gökpınar
 
Cherkessia.net, 19 Ağustos 2021

Bu haber toplam 2829 defa okundu.


Bu habere yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz ekleyin.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net