Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Zafer mi Çıkmaz Yol mu?
18 Ağustos 2021 Çarşamba Saat 23:25
 
Politika aldatıcıdır. Bazen beklediğiniz sonucu alamazsınız.
 
Bunun bir örneği, ABD'nin Afganistan'dan çekilmesinin ve Kuzey Akımı-2 gaz boru hattının (SP-2) inşasının tamamlanmasına ilişkin Biden-Merkel anlaşmasının sonuçlarıdır. Bu olaylar, zafer ve yenilgi arasındaki çizginin ne kadar gelip geçici olduğunu gösteriyor.
 
Lilia Shevtsova:Rusya ve Avrasya uzmanı, politolog.
 
ABD'nin Afganistan'dan çekilmesi, Rusya'nın "Amerika'nın misyonu başarısızlıkla sonuçlandı!" diyerek böbürlenmesi için bir neden haline geldi. Yaralarını sarmak zorunda kalan bir rakibin yenilgisini görmek çok zevklidir.
 
1975'te Amerika'nın Hindiçin’den çekilmesi Amerikan liderliğine bir darbe oldu ve Sovyetler Birliği'nin Afganistan'dan Angola'ya kadar tüm alanda ilerlemesine neden oldu. Vietnam'daki mağlubiyet, Amerika'yı yıllarca hüküm sürmekten mahrum etti.
 
Bugün Amerika'nın Afganistan'dan çekilmesi, bizi dünya siyasetinin önceliklerini yeniden düşünmeye zorlayacak bir olaydır. Ancak ilk soru açık: ABD'nin bıraktığı boşluğu kim dolduracak? Batılı yorumcular, "Çin, ABD'nin boşalttığı yeri almayı planlıyor" diyor. Politika boşluğa müsamaha etmez, öyle değil mi?
 
Afganistan'da Amerikalıların ve müttefiklerinin Rusya'nın etki alanını terörist tehditlerden ve uyuşturucudan koruduklarını hatırlamakta fayda var. Çin, Rusya için böyle bir engel olmak ister mi?
 
Şimdiye kadar, Rusya ve Çin, ABD'yi kontrol altına almak gibi bir ortak bir çıkara sahipti. Amerika hegemon rolünü kaybederse onları ne birleştirecek?
 
Bu arada Çin, geçmişteki aşağılanmalar yüzünden kızgınlık içinde yaşayan ve intikam hayalleri kuran bir dünya gücüdür. Çinliler için Putin'in "tarihi topraklar" hakkındaki düşünceleri anlaşılabilirdir. Çin için "tarihi topraklar", bir zamanlar Rusya tarafından Qing Hanedanı’ndan alınan Rusya’nın Amur ve Primorye bölgeleridir.
 
Kısacası, Amerika'nın Afganistan'daki yenilgisi hiçbir şekilde Rusya için bir zafer, hatta böbürlenmek için bir neden bile değildir.
 
Çelişkili sonuçlara neden olan ikinci bir olay, Kuzey Akımı-2 gaz boru hattı üzerindeki anlaşmazlığı çözmek için Amerika Birleşik Devletleri ve Almanya arasındaki "pakttır". Bu pakt, Almanya'nın Rusya ile etkileşimi için ustaca bir mekanizma yaratan Alman Ostpolitik'inin başarısını gösteriyor: “Rus kaynaklarını kullanın ve Kremlin'i sinirlendirmeyin.
 
Washington, Çin'i kontrol altına almak adına, Berlin ile çıkar temelli bir anlaşma yapmayı kabul etti. Ancak Washington, çıkarın önceliğini kabul ederse, Biden'ın Çin karşıtı cephe fikri çöker. Avrupa neden Çin'deki ticari çıkarlarına karşı hareket etsin ki?
 
Biden'ın Berlin ile yaptığı anlaşma karşılığında ödeyeceği bedelin beklenen kazançtan daha yüksek olması hariç değildir.
 
Böylece, ABD-Alman paktı Batı toplumu içinde yeni bir sınırlamaya neden oldu ve ABD'nin Amerikan müttefikleri arasındaki güvenilirliğini zayıflattı. Biden, Rusya'ya karşı yaptırım fikriyle birleşen Kongre'deki her iki partinin temsilcilerinin öfkesiyle karşı karşıya kaldı. Rusya'ya karşı sert tavır sürdüren “Yeni Avrupa” (Polonya ve Baltık devletleri) öfkeli. Ukrayna'da ABD-Almanya anlaşması, çıkarlarına ihanet etme suçlamalarına yol açtı.
 
Ve dahası Kremlin'i ikna etmeyi üstlenen Almanya'nın bu görevle başa çıkıp çıkamayacağına dair şüpheler var. Berlin henüz Paris'in yardımıyla bile Ukrayna ile ilgili Minsk anlaşmalarını güvence altına alamadı. Peki Merkel'in yerine gelecek olan kişi bu anlaşmanın garantisini üzerine alacak mı?
 
Washington ve Berlin'deki yetkililer, anlaşmayı yürütecek araçlara sahip olmadıklarını ve anlaşmanın Kremlin'in duyarlılığına bağlı olduğunu kabul ediyor.
 
Bu arada Kremlin, en tartışmalı konunun, yani 2024'ten sonra Ukrayna üzerinden gaz geçişinin uzatılmasının "ekonomik uygunluğunu" ilan ederek, Biden ve Merkel tarafından bir araya getirilen yapıyı yıkıyor.
 
Dolayısıyla anlaşma, ne Ukrayna üzerinden transit geçiş yolunun korunacağını ne de Rusya'nın enerji kaynağını siyasi amaçlarla kullanmayacağını garanti etmiyor. Kremlin'deki diğer baskı araçları ortadan kaldırılırsa neden olmasın?
 
Avrupa'nın SP-2 aracılığıyla Rusya'yı kendisine "bağlayarak" ve Rus bütçesini doldurarak Rusya'ya etki edebileceğini söylemek için herhangi bir sebep var mı? Tek bir şeyden emin olunabilir: "enerji koridoru" her iki tarafta da üstlerine yapışmış olan kleptokrasiyi besleyecektir. Her durumda, "bağlama" stratejisi Rusya'nın Avrupalılaşması için değil, durgunlaşması için işe yarayacaktır. Tıpkı şimdiye kadar olduğu gibi.
 
Biden-Merkel Paktı, Batı'nın Rusya'yı ne “yörüngesinden” dışarı çıkarabileceğinin ne de Rusya'yı kısıtlayabileceğinin bir göstergesidir.
 
Ancak "SP-2"den vazgeçmek gerçekçi değil. Washington, Almanya ile bir çatışmaya hazır değil. Buna karşılık Almanya da, Alman yayıncı Josef Joffe'nin şu şekilde formüle ettiği buluştan vazgeçmeye hazır değil: “Bir yandan Amerikan nükleer şemsiyesi altına sığının; diğer yandan, Sam Amca'ya bağımlılığı azaltmak için Ruslarla pazarlık yapın."
 
Anlaşmanın Putin için bir zafer olarak kabul edilebileceği sanılıyor. Ama bu zafer de bir yanılsamadır. Sadece anlaşmanın muhaliflerini güçlendirdiği için değil. İroni şu ki, Kuzey Akımı - 2'nin ABD-Almanya tarafından geçerlilik kazanması, AB'nin 2050 yılına kadar Avrupa'yı petrol ve gaz bağımlılığından kurtarmaya yönelik bir programı benimsediği bir zamanda gerçekleşti. SP-2'nin
 
faaliyet gösterdiği ekonomik model tükenmiş olarak kabul edildi. Avrupa kleptokrasisinin bile onu kurtarması pek olası değil.
 
Kremlin de bu ironiyi kabul etmek zorunda kalıyor: “2023'ten başlayarak 1.4 milyar Euro ve daha fazlası (önümüzdeki beş yıl içinde 10 milyar Euro'ya kadar) karbon vergisi ödeyeceğimiz açıkça ortaya çıkıyor ve bunun tek nedeni enerji kaynakları ihracatımızın yeterince “Yeşil” olmaması. (Dmitry Peskov, Dijital ve Teknolojik Gelişim Alanında Cumhurbaşkanı Özel Temsilcisi).
 
İşte böyle, Avrupa'nın ihtiyacını karşılamak için bir gaz boru hattı inşa ettiler ve şimdi de tedarik için para ödemek zorunda kalacaklar! “Her şeyden önce, bu işin lehimize olmadığını kendimize dürüstçe itiraf etmeliyiz” (Peskov). Bu kutsal bir gerçek.
 
Peki bu yorgunluk durumuna daha ne kadar dayanabiliriz?
 
 
Kaynak: https://www.facebook.com/ShevtsovaLilia
 
 
Çeviri: Ahsen Sıla Gökpınar
 
Cherkessia.net, 19 Ağustos 2021

Bu haber toplam 2612 defa okundu.


Bu habere yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz ekleyin.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net