Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Byurchiyev’in Bildirdiğine Göre, Kuzey Kafkasya’da ‘Homo Sacer’ in Ortaya Çıkması,Rusya’yı Bir Bütün Olarak Tehdit Etmektedir
15 Ekim 2016 Cumartesi Saat 20:33
İnsan hakları aktivistleri de dahil olmak üzere bazı Ruslar, otoriteleri, yaptıkları şeyler nedeniyle eleştirmekte ve bunlara dikkat çekmektedirler; fakat “ devlete karşı muhalif durumda olan söz konusu gruplar bile, bu ‘günah keçileri’ sınırının kendilerinde sona ermesini gizli bir şekilde ümit etmektedirler”

 

Paul Goble, 09 Ekim 2016

Badma Byurchiyev’in söylediğine göre, ne Kuzey Kafkasya’da ne de bir bütün olarak Rusya’da, Müslümanların düşünceleri ve farklı giyimleri için kaçırılmaları durumunda insanlar şaşırmazlar, fakat halkın söz konusu kişileri yok edilmeye değer bulması nedeniyle gösterdiği bu yaygın ilgisizlik , Rusya’da homo sacer’ in tezahür ettiğine işaret etmektedir. 

Bu gibi insanların tezahür etmeleri, bütün bir Rusya’yı tehdit etmektedir, zira tarih göstermiştir ki çok gelişmiş birkaç kurumu olan bir devlette, bu kategoriye yeni grupları ekleyecek gücün  engellenmesi imkansızdır ve bunun sonucunda terör bütün topluma yayılmaktadır.

 

Politika portalı Kavkazskaya’daki yeni bir yorumda, Kuzey Kafkasya’lı yorumcular, bu ilgisizliğin gerçek olup olmadığının, ya da konu hakkında herhangi bir şey yapma gücünden yoksun Rusya halkının duygularını yansıtıp yansımadığının önemli olmadığını ileri sürmektedirler (http://kavpolit.com/articles/vlast_i_obschestvo_ubijstvennaja_chrezvychajschina-28620/).

 

Byurchiyev, benzer icraatlara göz yummak “sadece durumu protesto edenlerin yaşamı için değil, bütün bir yaşam için doğrudan bir tehdittir” dedi. Bunun sebebi ise, “yasal sınırlar içerisinde güç kullanımını muhafaza etmenin, bu güce istediğini yapmasına izin vermekten kat ve kat daha zor” olmasıdır. Yasal sınırlar içerisinde güç kullanımını muhafaza etmek şeklindeki ilk süreç yüzyıllar almaktadır, fakat bir güce istediğini yapmasına izin vermek bir gecede gerçekeşebilir.

 

Byurchiyev, okul yılı başladığından bu yana, Kuzey Kafkasya’daki durum resmi görevlilerin söylediklerinin aksine kötüleşmiştir demektedir. Sürekli bir şekilde hicap giyen öğrencilere soruşturma açılmıştır. Uzmanların, resmi otoritelerle bağlantısı olduğunu bildirdiği ölüm mangaları, faaliyetlerini arttırmışlardır. Ve bütün bir bölgede kaçırılma sayıları artmıştır.  

Bir bütün olarak Rusya toplumunda, bunların hiç biri herhangi bir reaksiyon yaratmamıştır. Gerçekten de bazı Ruslar, devleti ve toplumu İslamist tehlikeden korumak için lüzumlu olduğunu düşündükleri bu tür hareketlere hak vermektedirler. Byurchiyev, bunun insan haklarının ihlal edildiği basit bir olaydan çok daha fazla “tehlikeli bir gelişme” olduğunu söyleyerek devam etmektedir.  

 

“Güvenlik hakkındaki endişeler adına özgürlüklerin sınırlandırılması, uzun zaman önce maskesi düşmüş bir kandırmacadır” diyor Byurchiyev. Devletler ne zaman “hukuk çerçevesinin dışına çıkmak ve kişisel alanlara keyfi müdahalelerde bulunmak ya da muhatapları yaşamlarından mahrum etmek” isterlerse o zaman bu durumu başlatmaktadırlar.

 

Byurchiiyev en genel ifadelerle, “bunun ilkel dünyaya geri dönüş için bir patika yol olduğunu, çağdaş devletlerin ortaya çıkmasından önceki döneme bir ricat olduğunu” iddia etmektedir. Ve Byurchiiyev, bu  modern dönem öncesi devletlerin bir yanına  işaret etmektedir: İtalyan feylesof Giorgio Agamben’in hakkında bahislerde bulunduğu, “homo sacer” ya da herhangi bir sınırlama olmaksızın kurban edilmesi mümkün olan şahıs. [Çevirenin notu:Homo sacer (Latince, "kutsal insan (adam)") Roma hukukundaki bir figürdür: herhangi bir kişinin öldürebileceği fakat dinî ritüellerde kurban edilemeyecek yasaklanmış bir kişi. 

 

Bu kişinin vatandaşlık hakları elinden alınmıştır, ne vatandaştır ne de hak sahibi bir öznedir. Yaşamı negatif bir şekilde 'takdis edilmiştir'. Ünlü çağdaş filozof Giorgio Agamben buradan yola çıkarak kendi felsefî görüşlerinde homo sacer olarak adlandırdığı bir kavrama sahiptir ve çağdaş felsefede Agamben'in bu kavramı ve ilgili görüşleri büyük yankı uyandırmıştır. https://tr.wikipedia.org/wiki/Homo_sacer] 

Görsel sonucu

Agamben, toplumu bu duruma indirgemek için devletlerin, toplumun güvenliğine ufak bir katkı sağlamak adına “olağanüstü” durumlar yarattığını, fakat bizatihi devleti güçlendirmek için faaliyet yürüttüğünü ve bu durumun devlete “kanunların üzerinde” olma izni verdiğini ve devletin kanunların ne söylediğine aldırış etmeksizin istediği gibi hareket ettiğini iddia etmektedir.    

 

Byurchiyev, “bir toplum bu durumu uzun süre yaşarsa, bu toplumun daha fazla üyesi homo sacer haline dönüşecektir” diyerek devam edip, bunun herhangi bir suçla itham edilmeksizin bir insanın öldürülebileceği kategoriye daha fazla insanın girmesi anlamına geldiğini anlatmaktadır.

 

Fakat güç inşa etme ile ilgili endişe, bu kategorinin yayılmasını ilerleten tek şey değildir diyen Byurchiyev, Fransız antropolojist Rene Girard'ın 1972 yılına ait "Şiddet ve Kutsal" (Violence and the Sacred) kitabındaki, kutsal "şiddete yönlendirir" ve kurbanlar ya da günah keçileri kutsalı desteklemek için periyodik bir şekilde gereklidir iddiasına işaret etmektedir

 

Girard'a göre "bir günah keçisi sıklıkla yok edilir ve daima toplum dışına defedilir. Antik zamanlarda, gerçekten insanlar kurban edilmekteydi;daha sonra insanların yerini hayvanlar aldı; fakat şu anda trajik bir şekilde bazıları insanların kurban edildiği dönemlere geri dönmektedir.

scapegoat ile ilgili görsel sonucu

Byurchiyev, Girard haklı ise Kuzey Kafkasya'daki baskılarla yüzleşen Rus toplumunun sessizliği, affedilemez değil ise anlaşılmazdır diyor. Ruslar "gerçekleşmesi gereken olaylar dizisinin yenilenmesi” için “homo sacer” lerin yok edilmesi gerekliliğine inandırılmıştır.  

 

İnsan hakları aktivistleri de dahil olmak üzere bazı Ruslar,  otoriteleri, yaptıkları şeyler nedeniyle eleştirmekte ve bunlara dikkat çekmektedirler; fakat “ devlete karşı muhalif durumda olan söz konusu gruplar bile, bu ‘günah keçileri’ sınırının kendilerinde sona ermesini gizli bir şekilde ümit etmektedirler”

 

Byurchiyev, bugün “resmi din görevlilerinin kontrolünde olmayan Müslümanlar en kötü durumda olanlardır. ‘Vahhabi Listeleri” ne düşenler sadece kutsal kurbanlar olarak görülmemektedir, geride kalan birleşik toplumun da katilleri olarak değerlendirilmektedir.  Bu Müslümanlar, herhangi bir suç işlemeksizin otoritelerin yok edebileceği tam anlamıyla homo sacer lerdir” demektedir.

 

Byurchiyev, “fakat onların bu konudaki nahoş liderliğinin,  yarınlarda liberallerin ve hatta devlet destekçilerinin kendilerini benzer durumda bulmayacakları anlamına gelmediğini” söylemektedir.

 

Etkili sosyal ve politik kurumlar olmaksızın,  “bu Müslümanları,kaçınılmaz bir şekilde içine çeken süreç, ilanihaye kontrol dışına çıkacaktır”, çünkü kabiliyetsiz bir devlet için benzeri yöntemlerin kullanılması, daha az direniş olacağı ile ilişkilendiirlmiştir.Gerçekten, “bugün sloviklerin çarkına düşenler sadece farklı düşünen Müslümanlar değildir”.

 

Özetle, Byurchiyev, “günah keçisi ve homo sacer arasındaki fark, ilkinin katilinin arada kaynaması-farkedilmemesidir. Toplum için önemli olan, yığınların kayıtsız kaldığı ikincinin kaderidir”demektedir. Bunun sebebi,  birilerini günah keçisi ilan ederek suçu onların üzerine yıkmanın, en azından bir ölçüde,toplum için faydalı olması ,fakat homo sacer in sadece devletin gücünü arttırmak için yararının bulunmasıdır.  

 

Fakat devlet için bu fayda geçicidir, çünkü bir süre sonra, “güç kontrol dışına çıkar, sadece egemen güç ve devlet arasındaki sınırı değil… ve fakat suskunluk ve tamamen ortadan kaybolma arasındaki sınırı da yok eder”. Ve bu durum, devletlerin bile bu tekniği kullanmalarının tehlikeli olduğu Thomas Hobbes’un öngördüğü dünyayı yaratır.   

 

Kaynak: http://windowoneurasia2.blogspot.com.tr/2016/10/appearance-of-homo-sacer-in-north.html

 

Çeviri: Dr. Karden Murat Yıldırım

Cherkessia.net, 15 Ekim 2016

***

Appearance of ‘Homo Sacer’ in North Caucasus Threatens Russia as a Whole, Byurchiyev Says


Paul Goble

Staunton, October 9 – Neither in the North Caucasus nor in Russia as a whole are people surprised by reports about the kidnapping of Muslims for thinking or dressing differently, but such popular indifference marks the appearance in Russia of homo sacer, that is, people who are deemed worthy of destruction as such, Badma Byurchiyev says.

 And the appearance of such people represents a threat to all of Russia because history suggests that in a state with few well-developed institutions, it is almost impossible to prevent the powers that be from adding new groups to that category and thus visiting terror on the entire society.

 In a new commentary on the Kavkazskaya politika portal, the North Caucasian commentator argues that it doesn’t matter very much whether this indifference is genuine or reflects the sense of the Russian population that it is powerless to do anything about it (kavpolit.com/articles/vlast_i_obschestvo_ubijstvennaja_chrezvychajschina-28620/).

Closing one’s eyes to such actions, he says, is “in a direct sense dangerous for life, and not only for the live of citizens inclined to protest.”  That is because “to keep the use of force within the borders of the legitimate is much more difficult than to give it its head.” The first process takes centuries; the second, he says, can happen overnight.

Since the start of the school year, Byurchiiyev says, the situation in the North Caucasus has deteriorated regardless of what officials say. Ever more pupils are being persecuted for wearing hijabs. The death squads, which experts say are linked to the authorities, have stepped up their activities. And kidnappings have increased in number across the region.

 None of this has generated a reaction in Russian society as a whole. Indeed, some Russians have justified these moves as necessary to protect the state and society from Islamist challenges, Byurchiyev continues. But this is “a dangerous development,” one even greater than a simple case of the violation of human rights.

“Limiting freedoms in the name of concern about security is a trick that has been unmasked long ago,” he says. Governments invoke it whenever they want to go “beyond the framework of the law and arbitrarily interfere in the personal space or even deprive the lives of their subjects.”

 In the most general terms, Byurchiyev argues, “this is a path back to the archaic world, a return to the period before contemporary states arose.  And he points to one aspect of those pre-modern states that Italian philosopher Giorgio Agamben has talked about, the “homo sacer” or an individual who can be sacrificed without any constraints.

 To reduce society to this state, Agamben argues, governments introduce “extraordinary” situations, which contribute little to the security of the population but do a great deal to build up the state itself and to allow it to “stand above the law” and act as it wants regardless of what the laws say.

“The longer a society lives in [this] situation,” Byurchiyev continues, “the more of its representatives will fall under the category of homo sacers,” that is, the more people who will fall into the category of those who can be killed without a crime being committed.

But concern about building power is not the only thing driving the expansion of this category, he says, pointing to the argument of French anthropologist Rene Girard who argued in his 1972 book, “Violence and the Sacred,” that the holy is “channeled violence” and that sacrifices or scapegoats are periodically required to support it.

 According to Girard, “a scapegoat is often destroyed and always driven out of the community,” and the threat he or she posed is considered to have been driven out as well.  In antiquity, real human sacrifices were required; they were then replaced by animals; but now, tragically, some are returning to the period of human sacrifice.

 If Girard is right, Byurchiyev says, then the silence of Russian society in the face of the repressions in the North Caucasus is understandable if not forgivable.  Russians have been led to believe that the destruction of such homo sacers is necessary for “the restoration of the [proper] order of things.”

Some Russians, including human rights activists, are paying attention and criticizing what the authorities are doing; but “even those groups who are in opposition to the state secretly hope that society will in the end limit itself to these ‘scapegoats’ and that such actions won’t reach them.”

Today, Byurchiyev says, “Muslims no under the control of the official clergy are in the worst position. Having landed on ‘Wahhabi lists,’ they are not even sacred victims, the murder of which consolidated the remaining society. These Muslims … are the very homo sacers whom the authorities can destroy without committing a crime.”

“But their unenviable leadership in this regard doesn’t mean that tomorrow liberals or even supporters of the state won’t find themselves in a similar situation,” Byurchiyev says.

 In the absence of effective social and political institutions, the process that has engulfed these Muslims “inevitably will ever more go out of control” because for an ineffective state, using such methods is the line of least resistance.  Indeed, “already today, under the wheel of the siloviki are falling not only Muslims who think differently.”

Summing up, Byurchiyev says that “the difference between scapegoats and homo sacer is that the murder of the first does not pass unnoticed. It is significant for society, even as to the fate of the second, the masses are indifferent.” That is why, at one level at least, scapegoating works for a society, but homo sacer works only to increase the power of the state.

But that benefit to the state is only temporary, he suggests, because after a time, “when the use of force goes out of control, it eliminates the border not only between the sovereign and the law … but also between silence and quiet disappearance.” And that creates a Hobbesian world in which even the state using such techniques is at risk.

 


Bu haber toplam 2088 defa okundu.


SEMİH AKGÜN

"Bir gün Temel bi kadınla evlenip daha sonrada yurt dısına cıkmak zorunda kalır orda en az iki hafta kalacagını söyleyerek evden ayrılır. Bunu fırsat bilen karısı eve bir adam alır ve yaklasık hergün beraber olur. Ancak Temelin yurt dısında işi erken bittigi için eve erken döner ve eve geldigi zaman karısının eve adam alıdıgını görür ve hemen tabancasını cıkararak adamı vurur. Tam kendini vuracakken karısı "dur temelim yapma" der. Temel ise "sen sus kaltak- sıra sana da gelecek!" der. Hikaye tam olarak değil ama böylesi bir fıkra.

18 Ekim 2016 Salı Saat 11:37
SEMİH AKGÜN

Çok önemli bir yazı, mutlaka sonuna kadar okunmalı. Bugünkü Rusya ve müslüman azınlıklar ile ilgili karşıtlıklar üzerinden müthiş okumalar. Bir toplumda "aykırılar", günah keçisi ilan edilerek, imha edile edile, toplumun duyarsızlığı sonucunda tüm toplumun kendini imhasına yol açabileceği gerçeğine parmak basıyor. Teşekkürler Karden Murat Yildirim, yaptığın çeviri için...

17 Ekim 2016 Pazartesi Saat 10:32
hapi cevdet yıldız

Rusya maalesef bir hukuk devleti olmadı. Tıpkı Türkiye ve Ortadoğu ülkeleri gibi. Homo sacerler (öldürülmesi mübah insanlar) üretmeye başlamış.

Bir dizi cinayet, yerel cumhuriyetlerde (Kabardey'de, Dağıstan'da, vs) adam kaçırmalar, gizli infazlar,vs. Çeçenistan Kadirov'un otoriter yönetimi altında sükunet içinde görünüyor. Yarı otoriter ve Hıristiyan nüfus çoğunluklu Adıgey ve Kuzey Osetya sükunet içinde. Adıgey'de Müslüman azınlık geleneğin (khabzenin) gücü nedeniyle olmalı terörizmden uzak duruyor.

Urallardaki Müslümanlar da nisbeten varlıklı oldukları için terörizme bulaşmamışlar. Kuzey Kafkasya'daki aç insanlar radikal islami (Vahabi, Selefi) hareketlerin ağına düşebiliyorlar. Çeçenlerin özgürlük mücadelesine sempatiyi kafa kesici bu fanatikler bitirmişlerdi. İŞİD'in kafa kesme geleneği Çeçen fanatiklerden kaynaklanıyor olmalı.

152 yıl öncesine gidersek, o zamanki Rus İmparatorluk otoriteleri bir demokratik düzen içinde yaşayan Adıgeleri, günümüz İtalyan filozofu Giorgio Agamben'in deyimiyle Homo hacer (yok edilebilir) insanlar olarak Rus kamuoyuna tanıttılar, Rus kamuoyu da soykırım, sürgün ve talana ses çıkarmadı. Sonuç, bir ulusun yok edilmesi oldu. Bunu yapabilen mekanizma, gerekli gördüğünde bu yöntemi tekrar edebilir. Rusya'daki Müslüman topluluklar tehlike altında.

Bunun alternatifi Müslümanların işbirlikçileri kendi cumhuriyet yönetimlerinden tasfiye etmeleri ile sağlanabilir. Alternatif dincilik olamaz. Dinciler terör estirirler, bastırırlar ama çağdaş çözüm getiremezler. Ömürlü de olamazlar.

Çözüm Rus'unkinden daha ileri, inan haklarına ve hukuka dayalı bir demokratik yönetim olabilir.

Rus sonuna değin işbirlikçileri desteklemeye, işbirlikçiler de baskıları gizlemeye, halkı yanıltmaya devam edeceklerdir.

Örneğin, işbirlikçi DÇB ve bileşeni KAFFED, 2006'da Adıgece eğitim kaldırılır, haftada 1-3 saate düşürülürken, Adıgey'in tasfiyesi gündeme alınmışken, iki Adıge edebiyat dilinin sadece 4 köyde konuşulan Besleneycede (Kabartayca) birleştirilmesi gibi şaşırtıcı bir kampanya açmış, durumu bilmeyen kişileri de etkilemişlerdi.

Daha sonra oyun ortaya çıktı, Adıgey'in tasfiyesi programı belki ertelendi ama olan Adıgece ve diğer Rus olmayan dillere oldu. Bu diller isteğe bağlı okutulan dillere dönüştürüldüler.
Örneğin, bir Adıge öğrenci, 'ben Adıgece ders almak istemiyorum' dediğinde cumhuriyet yönetiminin diyeceği bir şey yok. Bir Adıge öğrenci 'Ben sadece Adıgece öğrenim görmek istiyor, Rusça öğrenim görmek istemiyorum' diyecek olursa, cumhuriyet yönetimi "Olmaz, Rusça öğrenim görmen federal ve cumhuriyet yasaları gereği zorunlu, istersen ve kaydolduğun okulda Adıgece okutulan bir sınıf varsa haftada en çok üç ders saati de (ilkokulda) okuyabilirsin' demek zorunda.
Rusya Federasyonu garip bir federasyon. Yasa çıkarma yetkisi bulunmayan il (kray, oblast) ve ilçeler (okrug) eşit haklı federal birimler adı altında federasyonun süjeleri (yönetim birimleri) yapıldılar. Böylece Rus tarafının istemediği bir şey yasalaşamaz hale getirildi.

Hastalıklı bir federal yapı söz konusu. Öncelikle bu yapı anlaşılmalıdır. Aksi takdirde yerli işbirlikçiler kitleleri aldatmaya ve yanıltmaya devam edeceklerdir.

17 Ekim 2016 Pazartesi Saat 09:23
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net