Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rusya-ABD İlişkilerinde 'muamma' Günleri: Trump'ın Başkanlığı Ne Getirecek?
02 Ocak 2017 Pazartesi Saat 12:27
Rusya’nın, ABD’deki başkanlık seçimlerine müdahale ettiği yönünde aylar süren iddiaların ardından bir taşma noktasına gelmiş gibi görünüyoruz.

Anastasya Manuilova, Huffingtonpost

 

Rusya’nın, ABD’deki başkanlık seçimlerine müdahale ettiği yönünde aylar süren iddiaların ardından bir taşma noktasına gelmiş gibi görünüyoruz. Başkomutanlık sorumluluğu kapsamında son bir güçlü hamle yapan ABD Başkanı Barack Obama Moskova’yı yeni yaptırımlarla tokatladı ve 35 Rus yetkiliyi ABD’den sınır dışı ederek iki Rus istihbarat biriminin ABD başkanlık seçimleri süreçlerinde casusluk yapıp müdahalede bulunduğunu da belirtti.

 

Bunun yanı sıra, FBI da detaylı bir şekilde ayrı bir rapor yayımlayarak seçimlere müdahale konusunda sorumlu olarak doğrudan Kremlin’i işaret etti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise benzer yaptırım ya da uzaklaştırmalarla misilleme yapmayacağını, bunun yerine ABD’de göreve gelecek olan yeni yönetimin ne şekilde davranacağına bakacağını belirtti.

Tüm gözlerin Putin, Trump ve Obama’nın üzerine yöneldiği bu dönemde, yetkili kim olursa olsun ABD-Rusya ilişkilerini şekillendiren kilit bir dış politika unsuru var: Suriye! 

Ve Rusya’nın Suriye’deki savaşa yönelik politikaları, Putin’in kendi ülkesinde yapılacak olan başkanlık seçimlerindeki popülerliğini de belirleyecektir.

 

ABD ve Rusya arasında geçtiğimiz hafta yükselen gerginlik, Rusya ve Türkiye’nin desteğiyle Suriye’de yürürlüğe koyulan ‘sallantılı bir ateşkesin’ ardından gerçekleşti. Bunun bir hafta öncesinde ise Halep’te kalan son siviller ve militanlar kentten çıkarılmış ve barış müzakereleri çalışmalarına başlanmıştı. Kentteki boşaltma çabaları birçok kez tökezlerken, BM Güvenlik Konseyi oy birliği ile bir karar alarak, BM ekiplerinin kentdeki insanların diğer bölgelere yerleştirilmesinde gözlemci ve yardımcı olmasını gerekli buldu. Aynı zamanda, Rusya, İran ve Türkiye yetkilileri Moskova’da buluşarak Suriye’deki isyancı gruplar ve Esad yönetimi arasında uzlaşma müzakerelerinde arabuluculuk yapma kararını netleştirdi.

 

Kimilerine göre, son günlerdeki bu jeopolitik başarılar mevcut durumun düzeltilmesine yönelik çalışmaların nihayet başladığının bir göstergesi niteliğinde. Ancak kimilerine göre ise bu yaklaşım fazla iyimser kalıyor.

 

Sadece geçtiğimiz bir ay içerisinde Halep’in düşüşünü ve burada ortaya çıkan insanlık krizinin dünya genelinde gerginliği ne derece arttırabildiğini gördük. 

Rusya’nın Türkiye’deki Büyükelçisi Karlov, Rusya’nın bölgedeki rolünü eleştiren ve hem Halep hem de Suriye’nin genel durumuna tepki gösteren bir adam tarafından öldürüldü. Ve şiddet içeren eylemlerin dışında da, oldukça önemli bölücü nitelikte gelişmeler de var: örneğin, uluslararası liderler mevcut krizle ilgili görüşmelerini ABD olmadan gerçekleştirdi. ABD’nin Suriye ve komşu ülkelerindeki müdahalelerini göz önünde bulundurduğumuzda, bu oldukça enteresan bir adımdı.

 

Uyuşmazlıklar ve ABD’nin adımının etkili olup olmadığı yönündeki tartışmalar bir yana, ABD her halukârda mevcut siyasal oyunda ve Suriye konusunda büyük bir aktör. 

Peki ABD’nin yeni Başkanı Donald Trump Suriye’deki dinamikleri değiştirecek mi?

 

Bu soruya Rusya tarafından gelen yanıtlar çelişkilerle dolu ve aslında iki ülke arasında hem işbirliği hem de çekişme olasılığı mevcut...

 

Trump etkisi 

Trump’ın, başkanlık seçimi kampanyası boyunca Putin’le ilgili sarfettiği övgülü sözler ortada. Ancak bunun da ötesinde, iki lider arasında işbirliği olduğu yönündeki iddiaları destekleyen başka noktalar da var. Trump’ın, Rusya ile birtakım iş ihaleleriyle ilgili olarak yakın temas içinde olduğu söyleniyor ve zaten Trump, Moskova ve Washington arasındaki işbirliğinin siyasi olarak da genişletilmesi çağrısında bulunmuştu. Hatta Trump, ABD’nin dünyadaki çatışmalarda büyük roller üstlenmeyi bırakıp kendi problemlerine odaklanma vaktinin geldiği görüşünü savunuyor...

 

Ancak ülkesinin uluslararası bazda süregelen çatışmalarda doğrudan yer almayı bırakmasını hedefleyen Trump, diğer taraftan da göreve geldiğinde ‘nükleer silah rekabeti’ mantığıyla dış politika güdeceğinin Twitter aracılığıyla ve TV programlarına verdiği açıklamalarla duyurdu. Ve bu mesaj, Soğuk Savaş taktiklerini anımsattı.

 

Diğer taraftan, Rusya’daki siyasal bilimciler arasında Trump’ın Rus siyasal sistemine daha fazla güven duyacağı yönünde analizler yapılıyor. Rusya Doğu Batı Stratejik Araştırma Merkezi Direktörü Vladimir Sotnikov, Trump’ın Suriye’deki öncülük rolünü Rusya’ya ve Türkiye ve İran gibi diğer ilgili ülkelere bırakmayı deneyeceğini söylüyor. ve ekliyor: “ABD’nin Suriye savaşındaki müdahalesi şu ana kadar ABD’ye pek bir fayda sağlamadı. Bölgedeki durum çok uzun bir süredir çıkmazdaydı; çok kısa bir süre önce Esad güçlerinin Rusya’nın desteğiyle Halep’i yeniden almasına kadarki döneme kadar.”

 

Trump, başkanlığı döneminde ISID’la mücadeleye odaklanacağı beyanlarında da bulundu. Büyükelçisine yönelik suikastın ardından Rusya da uluslararası terör tehditlerine daha fazla önem vermek zorunda kalacak. Ve bu durumda da, her iki ülkenin de dış politika güzergahı, bir şekilde ISID’ı odak noktası yapan ve birbirini tamamlayan politikalara dönüşebilir.

 

Böylesi bir senaryo Putin tarafından da açıkça dile getirildi. Ancak her ne kadar Trump, Rusya ile ilişkileri güçlendirme amacında olduğunu söylese de, ABD yönetiminde farklı görüşlerde olan diğer aktörlerle de işbirliği içinde olmak zorunda kalacak.

 

Orta Doğu uzmanı Rusya kurumu RANEPA’dan profesör Sergey Demidenko bunu şöyle açıklıyor: “İlk başından bu yana, ABD Kongresi’nde ülkelerinin Suriye savaşında yer almasını destekleyen Cumhuriyetçiler (muhafazakar) vardı. Ve bu grup, Barack Obama’yı yönlendirdikleri gibi, Trump’ı da yönlendirebilirler. Ayrıca, ABD’nin finans ortağı olan Suudi Arabistan’ın çıkarlarını da unutmayalım: Suudi Arabistan, Suriye’deki Esad karşıtı isyancıları desteklemeye dünden hazır ve ABD’yi bu konuda yüreklendirmesi de muhtemeldir.”

 

Demindenko’ya göre, her ne kadar şu anda iki ülke arasında işbirliği oluşturulmasına yönelik niyet beyanları görüyor olsa da, bu durum fazla sürmeyecek.

 

Rusya’daki belirsizlikler

Suriye’deki durumu şekillendiren diplomatik faktörlerin de ötesinde, Rus yönetiminin göz önünde bulundurmak zorunda olduğu ulusal etkenler var. 

Rus halkının bir kısmı, ülkelerinin Suriye’deki eylemlerinin tamamen ‘güç gösterisinden ibaret’ olduğu görüşünde. Her ne kadar Rusya siyasal kazanım uğruna, savaşın getirdiği askeri mali yükü omuzlamaya devam edebilecek kapasitede olsa da, ülke içinde yaşanan ekonomik kriz ve Rus halkının müdahalelerle ilgili olumsuz yaklaşımı, askeri harcamaların azaltılmasına neden olabilir.

 

Rusya devleti ideolojisi uğruna propaganda yapan birçok medya kurumu da ilginç bir şekilde bu yaklaşımlarını son birkaç aydır değiştirmiş durumda. Rus askerlerinin Suriye savaşında ölüyor olmasını değersiz ve gereksiz bulan görüşler de yaygınlaşıyor. Ve bu görüş ve yaklaşımın baskın kalması halinde, Rusya’nın Suriye savaşındaki rolünü giderek azaltacağı tahminini yürütmek pek de asılsız olmaz.

 

Öyle ki, Putin karşıtı Rus aktivist Navalny, 2018 seçimlerine katılarak doğrudan Putin’in başkanlığına karşı duracağını duyurdu. Ve bu anti-Putin liderin argümanları, Rusya’ya destek veren bir Trump yönetimi karşısında dahi önemli bir etki yaratabilir.

 

Tabii, diğer taraftan, Navalny ve diğer muhtemel başkan adaylarının Putin’e muhalif duruyor ve bunu yansıtabiliyor olmaları, bir zamanlar otoriter rejim olarak nitelendiren Rusya’yı dünya ülkeleri gözünde başka bir yere oturtup, yine Putin’in işine de yarayabilir. Nitekim, Putin’in muhaliflere müsaade etmesini, kendi etkisini ve gücünü daha net göstermek adına kullandığı taktikler olarak görenler de var.

 

Eğer Putin iktidarda kalmaya meşru bir şekilde devam ederse, bu onu ABD ve Avrupa’nın gözünde daha da tercih edilir konuma getirecektir. Ve Rusya’nın Suriye’deki rolünün de barış müzakereleri sonrasında daha da güçlenmesi halinde, Putin kolayca siyasal destek bulacak ve hem Trump hem de Avrupa ile bağlarını güçlendirebilecek.

 

Her iki ülkede de - ABD ve Rusya - ne tür bir denge ortaya çıkarsa çıksın, Suriye’nin geleceği bu iki ülke arasındaki ilişkilerin dinamiğine bağlı!

 

Kaynak:turkrus.com

Cherkessia.net, 2 Ocak 2017

 


Bu haber toplam 2063 defa okundu.


VAHİT ERDO

Vahit Erdo

sn CANBERK kendini en güçlü gösteren en şişinik en zayıf anındadır, 1991 de insanlar rüyasında görse inanamazdı CCCp nin dağıtılacağını, Global devrimci güçler islam dinide reform ve coğrafyasında demokratikleşme her nasıl alacaksa olacak, ve Rusya sahte fed daki rejim yıkılacak ve fed. dağılacaktır , bütün bunlar olabilemezse Global kapitalizm batar . Türkiyedeki ve Rusyadaki FAŞİSTLER ve KOMÜNİSTLR ağız birliği etmişcesine. emperyalizm içimizdeki azınlık toplumları körükleyerek klasik böl parça yönet uygulamak istiyor ama develetimiz güçlüdür yedirmeyiz diyorlar, oysa, içlerindeki azınlıklıkların demokratik haklarını karşılasalar, gönüllü birlik içinde bölünme den kurutacaklar belkide bu teranelerla taraftarlarını tahkim ediyor iktidarlarını buna bağlı sürdürüyorlar , her ne yaparlarsa yapsınlar süreci uzatabilirler ama nafile , devrimler hedefine varacaktır. wesselam..

04 Ocak 2017 Çarşamba Saat 19:11
XАРУН-DÜZCE

ABD RUSYA yine eski yönteme döndüler.

SSCB zamanında iki büyük hegemonya dünyayı tam sömürgecilikten bağımlı uyduculuğa indirgedi. Savaşta görünüp derinlerde işbirliği kurdular. Paylaştıkları sömürge ülkeleri kışkırtarak birbirlerinin kucağına ittiler.

Bu yıla kadar Türkiye ABD nin kucağına itiliyordu. Stalin Türkiye'den sınır düzeltme talep edip Kars ve Ardahan'ı istemişti unutmayalım. Tam bu olaylardan sonra ABD nin kucağına oturduk. 70 yıl kaldık.

Derken ABD taktik değiştirdi. Hem Ortadoğu politikalarında sivri ayrım, hem işbirlikçilerin işe yaramazlığı hem de stratejik alternatifler yüzünden, bir şeylere karşılık bizi Rusya'ya ihale verdi.
İnşallah en zararla kurtuluruz.

03 Ocak 2017 Salı Saat 23:29
CANBERK

Vahit abi Rusya öldü bitti diyorsun ama maşallah hep oyun kurucu durumunda. :) Adamlar Suriyede insiyatifi ele aldılar, daha düne kadar kimsenin iplemediği şangay beşlisini dünyaya görücüye çıkardılar. Türkiye'yi son gelişmelerden sonra avucunun içine aldılar.
Ben bu işten birşey anlamadım.???

03 Ocak 2017 Salı Saat 22:39
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net