Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Vunereko Mir: Çerkesçe, Türkiye’de Düzce Üniversitesi’nde!
18 Mart 2017 Cumartesi Saat 15:38
2013 – 2014 öğretim yılı Düzce Üniversitesi Filoloji Fakültesi’nde Çerkesçe ve Çerkes edebiyatı bölümleri açıldı. İzleyen yıl Gürcüce ve Gürcü edebiyatı bölümleri de açıldı. Böylece Kafkas Dillerine ilişkin bir bölüm açılmış oldu. Adıge (Çerkes) bölümü bu yıl ilk mezunlarını verecek.

 

2013 – 2014 öğretim yılı Düzce Üniversitesi Filoloji Fakültesi’nde Çerkesçe ve Çerkes edebiyatı bölümleri açıldı. İzleyen yıl Gürcüce ve Gürcü edebiyatı bölümleri de açıldı. Böylece Kafkas Dillerine ilişkin bir bölüm açılmış oldu. Adıge (Çerkes) bölümü bu yıl ilk mezunlarını verecek.

Bu oluşum dış ülkelerde, özellikle Türkiye'de yaşayan Adıgelerin yaşamında bir ileri adım oldu. Ulusal dil, ulusal kültür ve ulusal düşünce tarzı yeni olanaklara kavuştu ve Adıgelerin başları dik  yarınlara bakma umudu arttı.

 

Belli bir süre içinde öğrencilerin Adıgece ve Adıge edebiyatını öğrenmeleri, ardından mezun olmaları, konuyu derinlemesine kavramaları amacıyla fakültede iki sınıf açıldı. Ardından üst eğitim amaçlı yüksek lisans bölümü de açıldı. Bütün bu görevler Adıge Devlet Üniversitesi emekli öğretim üyesi dilbilimci ve kürsü başkanı Vunereko Mir ile Haç'mıze Mir, filoloji bilimleri araştırma görevlileri Dole Ruzan ile Şhalaho Susana tarafından yüklenildi.

 

İlk adımlar kolay olmaz. İşi zorlaştıran nedenler yüksek öğretim, ayrı devlet, birçok ulusun karma biçimde ortak yaşadığı bir yer, bütün bunlar işi daha da zorlaştırıyordu.Bu yıl, yani 2017 yılında ilk mezunlarımızı vereceğiz.

 

Bu yazıda asıl yüksek lisans eğitimi üzerinde durmak istiyorum

Öncelikle Adıge dili ve Adıge edebiyatı üzerine yüksek lisans öğretimine kimler devam etme hakkı kazanıyor? Devam için bir yüksek okul (üniversite) diploman olacak, sınava katılacak ve başarılı olacaksın.

 

Filoloji alanında yüksek lisans eğitimi almak artık olanaklı: Çerkes filolojisinde yüksek lisans bölümünde ekonomistler, inşaat mühendisleri, elektrik mühendisleri, bilişim teknolojisi mezunları, ilköğretim okulu öğretmenleri, filozoflar, profesyonel ressamlar, Amerikancılar, politik bilimciler ve daha başkaları öğrenim görüyorlar. Emekli olanlar da yüksek lisans eğitimine alınıyorlar. Bu nedenle olmalı bu öğrenciler öğrenme işini canla başla ele alıyorlar.

 

Benim derslerinden sorumlu olduğum öğrenciler ikinci sınıf öğrencileri olup 2015 yılında sınavları kazanıp Adıgece eğitimi hazırlık sınıfına yazılanlardır. Bu öğrenciler Adıgece ile ilgili değişik bilimleri öğrenmeleri için 2016 yılı şubat ayında hazırlık sınıfında eğitime başlayanlardır. Bu grup 15 öğrenciyi kapsıyor. Bunların 7’si Adıgece konuşabiliyor, ancak okuma yazma bilen sayısı beş kişi.Hemen belirteyim, okuma yazma bilenler kendi kendine ya da derneklerde kaligrafi üzerine ve hiçbir kurala bağlı olmadan yazı yazanlardır. Bir iki kişi de soru soracak ya da selam verecek kadar Adıgece bilir halde grupa katıldı. Bir iki kişi de Adıgece selam bile duymamış olarak geldi. Konunun bu denli altını çizmemin nedeni, fakülteye kaydolan öğrenci ya da yüksek lisans öğrencilerinin değişik durumlarını sizlere tanıtma amacıyladır. Düzce Üniversitesi sayesinde Türkiyeli Adıgelerin elde ettikleri ulusal kazanımın değerini ve özlemlerini size anlatmak ana düşüncemdir.

 

Yüksek lisans bir şans, her alanda seçim olanağı olan öğrencilerin kendi mesleklerini ilerletmek için anne ve babalarını memnun etmek için gittikleri bir yer değil Düzce Üniversitesi. Şimdi de bir noktanın altını çiziyorum: Sözünü ettiğim bu yüksek lisans öğrencilerinin hepsi meslek sahibi, ancak canları sıkıldığı için buraya gelmiş kişiler de değiller. Bu öğrencilerin hepsi çalışıyor, iş sahibi. İş olsun diye öğrenim gören kimseler değiller. Çoğu evli, ev bark sahibi. İçlerinde öğretmen olan, dil konusunda çalışanlar var, ömründe bir kez anadilinde “İyi günler!” (Уимафэ шIу!) dememiş kimselerle Adıgece konuşan, şöyle böyle okuyup yazmasını bilen kişileri bir arada okutmak nasıl şey olabilirdi?” Kolay şey değildi tabii!

 

Ancak, Adıgelerin dediği gibi “çaresi olmayan şey yoktur!”. Adıgece konuşan bu gençlerin yardımlarıyla bir öğretim yılını tamamladım! Kendilerine teşekkür ediyorum! Aferin! İlk öğrendikleri şey dilbilgisi (gramer) oldu. İnsan isterse ve hafta boyunca çabalarsa başarır. Öğrenciler de ellerinden geldiğince araştırıyor, çalışıyor, soruların karşılıklarını buluyor ve çözüyorlar, grup kendi arasında internet bağı kurdu, beni de aralarına aldılar, bana ve birbirlerine sorular yöneltiyorlar. Ben de elde sözlük soru soranlara Adıgece bilenlerin yardımlarıyla yanıtlar veriyorum. Şu sıralar öğrenciler kendi aralarında soruları soracak ve kendi kendilerine yanıtlayacak bir düzeye ulaşmış bulunuyorlar. Bunu memnuniyetle izliyorum. Takıldıklarında ya da  müdahale etmek gerektiğinde müdahalede bulunuyorum. Amacım doğru yanıt vermekle sınırlı değil: Onların birbirlerine yanıt verecek düzeye ulaşmalarıdır. Ana amacım birlikte düşünmelerini, birbirlerine sorular yöneltmelerini, birbirlerini anlamalarını ve arasıra da yarışmalarını sağlamaktır.

 

Her şeyden önde geleni, öğrenmek istemeleri, bilimsel literatüre yatkın olmaları, duru bir akıl, bir iki değişik meslekte öğrenim görmüşlerin aralarında bulunmasıdır. Yolu bir kez gösterirsen, kendi başlarına belirecek sorunları çözecek yetenekteler. Doğrusu, ana sütü ile kulaklara üfürülmemişse Adıge dili telaffuzu kolay dil değil.

 

Adıge imlâsı, yazım kuralı ve yazı tekniğini kavramaları için Türkiye’de kullanılan Latin harfleri ile Kirili karşılaştırıp yüksek öğrenim görmüş bu öğrencilere sunduğum birkaç olanaktan söz edeyim.

İlk başta kavratmak istediğim şey, Adıgelerin ulusal düşünce dünyasında yer alan kök sözcükleri içeren küçük bir sözlüğe gereksinim olduğudur. Bu da en çok “GU” (kalp) sözcüğüyle sarmalanmış bir mikroleksik oluşturma işidir bu da. Bir küçük sözlüğe öncelik vermem halinde Adıge düşünce dünyasının azametini daha kolay öğretebileceğime kanaat getirdim. Öğrencilerin görsel,duysal ve şeyleri/ nesneleri gösteren bir eğitsel yol izlememiz halinde daha iyi öğrenme olanağına kavuşacakları kuşkusuzdur. Bu kez bu özellikleri öğrencilerimin kavradıklarına inanıyor, onlara güveniyorum. Çünkü öğretmen öğrencilerinin ruh ve us dünyasını geliştiremiyor ve onların ufkunu açamıyorsa, ileride artık onların yüzüne bakamaz duruma düşer.

 

Sözünü ettiğimiz Adıge düşünce dünyasının yüceliğine örnek, “GU”kök sözcüğünden türeme küçük bir sözlüktür. Bu sözlüğe ulusal düşünce biçiminin tanrısal örneği de diyebiliriz, gerçeğe, türeme ve çoğalmaya çok yakın örnektir.

1. Bu dil özelliklerinin özüne ulaşamadıysak da, temeline bakmayı başardık, ardından yazı yazmaya başladık.  1. “Gu” sözcüğünden türeyebilen küçük bir sözlükten 40 kadar sözcüğü öğrenci kullanıyor, tek tek sonek, ya da birbirine bağlı metin yazmaları ödevini veriyorum. İlk ödevleri de bu oldu, düzgün yazmaları, konuları düzgün biçimde ortaya koymaları gerekiyor. 

2. İkinci yazı yazma çalışması, kendi kendine özneyi (süjeyi), sözlüğü inceleme, gramatik özellikleri ile birlikte bunları yazmaları. 

3. Üçüncü çalışma – konuyu, türü (şiir, öykü, haber, söylenti, özne) ortaya koyacak sözcükleri sözlükten kendi başlarına seçebilmeleridir.

 

Bu ödevlerin tümü, dönem boyunca Adıgecenin dil kurallarını  öğrendiklerini gösteren çalışma örnekleriyle birlikte hazırlandı.

 

Makalenin Çerkesçe linki: http://www.adygvoice.ru/wp/%D0%B0%D0%B4%D1%8B%D0%B3%D0%B0%D0%B1%D0%B7%D1%8D%D1%80-%D1%82%D1%8B%D1%80%D0%BA%D1%83%D0%B5%D0%BC-%D0%B4%D1%8E%D0%B7%D0%B4%D0%B6%D1%8D-%D1%83%D0%BD%D0%B8%D0%B2%D0%B5%D1%80%D1%81%D0%B8%D1%82%D0%B5/

 

 

Doç. Dr. Vunereko Mir, Dilbilimi uzmanı, Adıge Mak, 15 Mart 2017 

 

Çeviri: Hapi Cevdet Yıldız

Cherkessia.net, 18 Mart 2017

 


Bu haber toplam 1725 defa okundu.


Hapi Cevdet Yıldız

Sn Burak Demirci,

Maalesef bizde dilin inceliklerini, politik hakları ve bunların kullanılma yollarını, politika sanatını bilen sayısı çok az. Bizde bir atasözü var: "Adıgabzer pşığupşeme/ vımış'ejıme yemelım yevıpç'" (Çerkesçeyi unutursan Çerkesçeyi Çerkes Ermenilerine sor) der.
Bildiğiniz gibi Armavir kentinin Adıgecesi Yermelhabl/ Yermelkal (Ermeni köyü/şehri) dir. Orada Çerkesçeyi anadili olarak konuşan Ortodoks Hıristiyan Ermeniler yaşıyor.

O hesap bilime ve politikaya ilgi duyan bir Yahudi aydınına sor sana Çerkeslerin tüm sorunlarını genel anlamda söyler, anlatır. Bu bizim payımıza ne anlama gelir? Bizde maalesef Yahudi'deki bu gelişim, bilinç ve düzey pek yok.

Size Ç'are Fatim'in "Adıge Mak:Anadilini Bilmemek Bir Eksikliktir" başlıklı yazısını okumanızı salık verebilirim. 14 Mart tarihli. O yazının esprisini kavramış ne kadar kişimiz olabilir? Fazla olacağını sanmam.

Rusya Federasyonu anayasası pek mükemmel olmasa bile cumhuriyetlere birtakım haklar tanıyor, ancak bu hakların birçoğu kullanılmıyor ya da kullanılamıyor. Maddi/ parasal bağımlılık nedeniyle Moskova darıltılmak istenmiyor. Kullanılmayan haklardan biri de bir Çerkesçe ulusal eğitim politikası. Maalesef cumhuriyetler yöneticilerinin çoğu midesinden Moskova'ya bağlı...

Geçtiğimiz yıl bazı cumhuriyetler genel seçim yoluyla cumhuriyet başlarını seçtiler. Bu da iyi bir adım olabilir. Sorun sadece Çerkesler için değil Rus olmayan tüm halklar için aynı, hepsi ezilmişliğin farkında...
Rusya Federasyonu Anayasasına göre cumhuriyetler kendi eğitim sistemlerini kurabilirler. Adıgece de zorunlu dersler arasına alınabilir. Anayasal bir engel yok. Eksik olanı bu konuda bir ciddi istek olmaması. Maalesef bu noktada sorun var.

Adıge Cumhuriyeti Adıge ulusal eğitim sistemini değil Rus ulusal eğitim sistemini uyguluyor. Bu da cumhuriyetin Rusça ve Adıgeceden oluşan iki resmi dilinden biri olan Adıgeceyi önemsizleştirme, işlevsiz kılma konumuna düşürüyor. Bunun bir sonucu olarak Cumhuriyetin bütün devlet okullarında temel eğitim dili Rusça oluyor, Adıgece isteğe kalmış bir seçmeli ders olarak ders programında yer alabiliyor. Sözünü ettiğim yazıda 37 yıllık Adıgece öğretmeni Kuleko Emm bu konuya değiniyor, 830 öğrenciden sadece 200'ü Çerkesçeyi haftada 2 saat okuyor, öğretmen Emm çıkış yolu olarak da bir Adıge eğitim sistemi oluşturulmasını gerekli buluyor.

2006 yılında o zamanki Adıge Devlet Başkanı Ş'evmen Hazretanadili eğitimi doğrultusunda el yordamı bir adım atmış, Adıgece dersini Adıge kökenli öğrencilerle sınırlı uygulanmak üzere zorunlu dersler arasına aldırmıştı. Aceleye getirilmişti, yasa maddesinin gerekçeleri açıklanmamış, bizdeki bohça yasa örneği ilgisiz bir kanuna monte edilerek çıkarılmıştı. Bu açık, zayıf gerekçe nedeniyle Yüksek Mahkeme bu torba yasayı "insan haklarına ve eşitliğe aykırı" bularak iptal etmişti. Yasa öğrencileri Adıge olanlar ve olmayanlar diye ikiye ayırıyordu. Bu da ayrım yasağının ihlali denmişti. Demek ki Rus bilinçli, ne yaptığını bilerek yapıyor, Adıge hâlâ köylü, adımı favullü, adım atarken dikkatli olmuyor, açık veriyor.

Yasa hazırlamak çok zor bir iş. Torba yasalara aldanmamak gerekir. Türkiye'deki yasalar dışarıdan, özellikle İsviçre, Almanya, vs den ithal.
O halde Adıgelerin politik karar makamlarında yer alan kişilerin sizin ve bizim kaygılarımızı duyan kişilerden olmaları gerekir. Maalesef çıkarcı/ oportünist kesim ağırlıkta.

Bunun dışında alfabe bir şekil sorunudur, kiril, latin veya arap harfleriyle yazılmış hiç önemli değil. İçlerinden birini bilen hepsini kullanabilir. Sorun alfabe değil. İş oraya geldiğinde kolay. Zehir gibi Adıge dilbilimcileri var, yeter ki önleri açılsın...

Adıgey dışında yaşayan Adıge sayısı çok az. Karadeniz kıyısında 14 bin Şapsığ ve Krasnodar'ın Uspensk ilçesinde 4-5 bin kadar, hepsi 20-25 bin eder. Çoğunluk anayurt dışında: Türkiye, Suriye, Ürdün, İsrail gibi ülkelerde.

Elbette Rus iktidar makamları içinde aşırı Rusçu olan, bütün Rus olmayan ulusları Ruslaştırmak isteyenler var. Bizde de olduğu gibi. Bunlar hep olacaktır. Buna karşın Rus olmayan uluslar da kendi politikalarını bilinçli yollardan oluşturduklarında bu aşırı milliyetçilerin politik planları işlevsiz hale getirilebilir.
Sevgilerimle.

19 Mart 2017 Pazar Saat 11:37
burak demirci

Ruslar çerkescenin öğrenilememesi için her şeyi yapmışlar.
Dili gelecek nesillere aktarıp yaşatmak için Çerkesçe harf sayısını azaltın dili sadeleştirin kiril alfabesi zor ve latin alfabesiyle uyumsuz.
Yoksa uzun vade de Çerkes dili cumhuriyet haricinde kaybolup gider ki adigeyde bile yeni neslin Adige diline ilgisiz olduğunu ve Rusça'nın etkisinde kaldığı söyleniyor.

18 Mart 2017 Cumartesi Saat 19:58
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net