Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Judy Dempsey:Trump Polonya’yı Ziyaret Edecek!
05 Temmuz 2017 Çarşamba Saat 21:19
Polonya hükümeti Birleşik Devletler Başkanı Donald Trump’ın 6 Temmuz Varşova ziyaretinden yararlanarak Beyaz Sarayın Rusya ve Almanya’ya yönelik politikasını etkilemeye çalışacak.

 

Judy Dempsey, 04 Temmuz 2017

 

Polonya hükümeti Birleşik Devletler Başkanı Donald Trump’ın 6 Temmuz Varşova ziyaretinden yararlanarak Beyaz Sarayın Rusya ve Almanya’ya yönelik politikasını etkilemeye çalışacak.

 

Birleşik Devletler Başkanı Donald Trump’ın Polonya’ya yapacağı gezi önemli. 6 Temmuz günü Varşova’yı ziyaret edecek. Bu Avrupa gezisinin ilk durağı olacak. Oradan G20 zirvesinin toplanacağı Hamburg kentine geçecek. Burada – göreve gelmesinden bu yana ilk defa olmak üzere – Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le görüşecek. 

Judy Dempsey: Carnegie Europe yerleşik olmayan kıdemli uzmanı, Strategic Europe sayfası baş editörü

 
Trump Polonya’da Üç Deniz Girişimi zirvesine katılacak. Girişim Baltık, Adriyatik ve Karadeniz’e kıyısı olan on iki ülke arasında enerji ve ticaret bağının genişletilmesini ve modernleştirilmesini amaçlıyor. Bu zirve insana mantıklı geliyor. Zira anılan ülkeler şu ana kadar ulaşımı ve enerji bağlantılarını akıcı hale getiremediler. Bunun en önemli sebebi siyasi irade eksikliği ve birlik olamamak. 

 

AB ciddi miktarda fon ayırmazsa girişim havada kalacak. Alternatif Çin olabilir. Pekin bölgede önemli bir yatırımcı haline geliyor. Ne var ki buna da Trump sıcak bakmayacak. Rus enerjisine bağımlılığın yerini Çin alacak. İşte bu noktada Trump’ın Polonya gezisi büyük önem kazanıyor. 

 

Üç Deniz Girişimine katılacak Polonyalı liderler Rusya’nın Doğu Avrupa’yı istikrarsızlaştırdığının altını çizecekler. Moskova’nın bu hamleleri 1989-sonrası güvenlik çerçevesini zayıflatmış bulunuyor. 

 

NATO bu tehdit karşısında Baltık devletleri ve Polonya’nın savunmasını güçlendirdi. Bu süreçte Birleşik Devletler başrolü oynadı. Trump’ın Amerika’nın rolünü zayıflatması beklenmiyor 

 

Birleşik Devletler ulusal güvenlik danışmanı H. R. McMaster 29 Haziran günü Beyaz Saray’da yapılan bilgilendirme toplantısında şunları söyledi: “Başkan Trump Amerika’nın ittifaklarına büyük önem veriyor. Zira güçlü ittifaklar Amerika’nın güvenliğine ve çıkarlarına hizmet eder.” 

 

Trump-Putin görüşmesinden önce Rusya’nın yanlış bilgi yaydığı, aşırı sağcı hareketleri desteklediği ve her fırsatta Batı Balkanlar’daki ülkeleri zayıflatmaya çalıştığı anlatılacak. Kısaca, Trump Avrupa’da olup bitenler hakkında tarafsız bir üslupla bilgilendirilecek. 

 

Polonya’nın AB’ye olumsuz bakışı bir sorun. İktidardaki Hukuk ve Adalet Partisi lideri Yaroslav Kaçinski kısa süre önce verdiği bir mülakatta egemenliği Brüksel’den Varşova’ya getirmek istediğini söyledi. 

 

Polonya birkaç ay önce Avrupa’daki Avro-kuşkucu ve popülist hareketler arasında yer alıyordu. Ama Hollanda ve bilhassa Fransa seçimlerinden sonra ve Brexit’in yarattğı karmaşanın ardından Polonya birlik içinde güç kaybetti.

 

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Avrupa’yı ileriye taşırken AB’nin özgüveni artıyor. Bu bağlamda, Varşova AB içinde giderek yalnızlaşıyor. Zira Hukuk ve Adalet Partisi ülkenin bağımsız kurumlarını yıpratmaya çalışıyor. Bu kurumlar arasında anayasa mahkemesi, medya ve yargı var. 

 

Polonya’nın politikası AB’nin sabrını zorluyor. Varşova bir yandan AB fonlarını alırken diğer yandan hukukun üstünlüğü ilkesini çiğneyebileceğini sanıyor. Bu fonların Polonya’nın altyapısını modernleştirdiğini ve ülkeyi yabancı yatırımcılar için cazip kıldığını unutmayalım. Paris ve Berlin Polonya’nın yol ayrımına geldiğini ve bir tercih yapması gerektiğine inanıyor. 

 

Kaçinski diğer AB hükümetlerinden gelen eleştiriler karşısında şimdilik kayıtsız kalıyor. Milliyetçi tutucu hükümet Dayanışma hareketi içindeki liberallerden intikam almak istiyor. Liberaller 1989 yılında komünist tek-parti yönetiminden demokrasiye giden yolun zeminini hazırlamışlardı. 

 

Polonya hükümeti aralıksız AB’yi eleştiriyor, AB değerlerini sorguluyor. Bu değerler arasında temel insan hakları ve mülteci politikası var. 

 

Trump’ın ziyareti Polonya’ya yalnız olmadığını kanıtlama fırsatı veriyor. Hükümet büyük bir kutlama yapmaya o kadar istekli ki taşradan otobüslerle insanlar taşınıyor. 

 

Her şeye rağmen Polonya’nın geleceğini AB içinde görmek gerekiyor. Birleşik Devletler – şimdilik – Polonya’nın güvenliğini sağlıyor. Polonya’nın ekonomisi, ticareti ve yatırımlar tartışılmaz biçimde AB’ye bağlı. Birleşik Devletlerin ana ortak olduğuna ilişkin görüşler hayal olmaktan öteye geçmiyor. 

 

Mesela enerji konusuna bakalım. Kaçinski ve Trump arasındaki en önemli ortak paydayı Kuzey Akım 2 boru hattına muhalefet oluşturuyor. Hattın sahibi Rus enerji devi Gazprom. Almanya’nın başını çektiği Avrupalı şirketlerden oluşan bir konsorsiyum da boru hattını destekliyor. 

 

Washington Berlin’e projeden çekilmesi için çağrı yaptı. Bunun bir sebebi Avrupa ve Almanya’nın Rusya gazına bağımlılığını artırmasıydı. Ama asıl sebep Birleşik Devletlerin Avrupa’ya daha fazla gaz satmak istemesi. 

 

Polonya Amerika’dan sıvılaştırılmış doğal gaz ithal etmeye başlamış bulunuyor. Varşova’nın Amerikan gazı için bir merkez olma hedefi göz ardı edilemeyecek bir olasılık. 

 

Kaçinski Trump’ın Kuzey Akımı 2’ye ilişkin eleştirilerine destek verecek, Almanya’ya dönük eleştirilerin artmasını sağlayacak. Bunlar Polonya hükümeti için zor şeyler değil. 

 

Ama Trump – G20 zirvesine ev sahipliği yapacak – Almanya Başbakanı Angela Merkel’le yeni bir savaşa hazır mı? 

 

Carnegie Europe yerleşik olmayan kıdemli uzmanı, Strategic Europe sayfası baş editörü

 

Çeviri: Dr. Ömer Aytek Kurmel 

Cherkessia.net, 5 Temmuz 2017

***

 

Trump Visits Poland

Judy Dempsey, July 04, 2017

 

The Polish government will try to use U.S. President Donald Trump’s July 6 visit to Warsaw to influence the White House’s policies toward Russia and Germany.

 

U.S. President Donald Trump’s forthcoming trip to Poland matters. He is visiting Warsaw on July 6, his first stop in Europe before heading to the G20 summit in Hamburg, Germany. There, Trump will hold talks with Russian President Vladimir Putin, his first since entering the White House in January.

 

While in Poland, Trump will attend a summit of the Three Seas Initiative. It is aimed at expanding and modernizing energy and trade links among twelve countries that border the Baltic, Adriatic, and Black Seas. This summit makes sense. These countries have been far too slow in constructing seamless transportation and energy connections, not least because of a lack of political will and unity.

 

But without substantial financing from the EU, it is hard to see this initiative getting off the ground, unless China, which is becoming an important investor in the region, steps in. That is something that Trump would not encourage. Relying on Chinese investment would in some ways replace these countries’ dependence on Russian energy. Hence the broader significance of Trump’s visit to Poland.

 

Polish leaders and (some) others attending the Three Seas Initiative will ram home the point that Russia has destabilized parts of Eastern Europe by annexing Crimea and occupying parts of eastern Ukraine in 2014. Those moves have fundamentally undermined Europe’s post-1989 security architecture.

 

NATO has responded by beefing up the defenses of the Baltic states and Poland, with the United States playing a leading role. That U.S. role is not expected to be reduced under Trump. “President Trump has demonstrated a commitment to American alliances because strong alliances further American security and American interests,” said H. R. McMaster, the U.S. national security adviser, during a White House briefing on June 29.

 

Indeed, before Trump meets Putin, this is also a chance for leaders to unite and explain how Russia is spreading disinformation, supporting far-right movements, and making every effort to weaken further the countries in the Western Balkans. In short, this is an opportunity to give Trump a thorough, unjaundiced briefing about what is taking place in Europe.

 

The problem is that Poland, for one, has a jaundiced view of the EU. Jarosław Kaczyński, the leader of the governing Law and Justice party, said in a recent interview that he wanted to claw back sovereignty from Brussels to Warsaw. Poland might have been in good company among other Euroskeptic and populist movements in Europe a few months ago. But the elections in the Netherlands and especially France, combined with the disastrous mess Britain has gotten itself into by voting to leave the EU, have left Poland weaker, not stronger, in the union.

 

The EU, for its part, is finally becoming more confident about its future as French President Emmanuel Macron takes the lead in pushing Europe forward. In that context, Law and Justice’s determination to curb the powers of the country’s independent institutions, such as the constitutional court, the media, and the judiciary, has increased Warsaw’s isolation in the EU. But such measures have also increased the EU’s impatience with Poland. Warsaw still believes it can run roughshod over the rule of law while gladly accepting the EU’s structural funds, which have been instrumental in modernizing Poland’s infrastructure and attracting investment. There is a growing sense in Paris and Berlin that Poland cannot have it both ways.

 

For now, Kaczyński seems oblivious to the criticism from other EU governments. Poland’s nationalist conservative government is obsessed with seeking revenge against those liberals in the Solidarity movement who in 1989 paved the way for a peaceful transition from one-party Communist rule to democracy. The government rarely lets up in criticizing the EU and questioning EU values, including basic human rights, and the union’s policy toward refugees. For all that, Polish leaders can now show their EU counterparts that Trump’s visit to Warsaw proves that Poland is not isolated. So determined is the government to make the visit a big celebration that it is busing in people from the provinces.

 

Yet Poland’s future is in the EU, while the United States—for the moment—is Warsaw’s security provider. Poland’s economy, investment, and trade are inextricably tied to the EU. Any belief that the United States could become the country’s main economic or political partner is fanciful.

 

Watch out for the energy issue, however. If there is one big topic that unites Kaczyński and Trump it is their opposition to the Nord Stream 2 pipeline, which is owned by Russian energy giant Gazprom and supported by a consortium of European companies led by Germany. Washington has called on Berlin to abandon the project, not just because it prolongs Europe’s and Germany’s dependence on Russian gas, but mainly because the United States wants to export more gas to Europe.

 

Poland has already begun importing American LNG. Warsaw’s aim to become a hub for such gas in the future cannot be ruled out. In the meantime, Kaczyński will support Trump’s criticism of Nord Stream 2 and hope to stir up more criticism of Germany—never a difficult thing for the Polish government to do. But does Trump really want to pick another fight with German Chancellor Angela Merkel, who will host the G20 summit?

 

Nonresident Senior Fellow, Carnegie Europe, Editor in chief, Strategic Europe

 

 

 


Bu haber toplam 1359 defa okundu.


Bu habere yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz ekleyin.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net